Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Almanya’da Düzenlenen Uluslararası Geriatri Kongresi’ne Geriatri ile İlgili Önem Taşıyan 6 Poster Bildirisi ile Katıldı…

Also available in: English

Eklenme Tarihi: 21 Ekim 2018, Pazar, 13:03
Son düzenleme: 22 Ekim 2018, Pazartesi, 08:50

Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Almanya’da Düzenlenen Uluslararası  Geriatri Kongresi’ne Geriatri ile İlgili Önem Taşıyan 6 Poster Bildirisi ile Katıldı…

Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurhan Bayraktar, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ümran Dal Yılmaz ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Uzun, Berlin’de düzenlenen 14. Avrupa Birliği Geriatri Tıp Derneği Kongresi’nde 6 poster bildirisi sundu.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyeleri kongrede; yaşlı bireylerde sıvı dengesi problemleri, idrar kaçırma, yaşlılıkta kullanılan alternatif tıp yöntemleri, ağız kokusu ve hemşirelerin yaşlı bakımı ile ilgili 6 poster bildirisi sundular.

Yaşlılarda En Yaygın Sıvı ve Elektrolit Dengesi Problemi Dehidrasyon…
Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurhan Bayraktar ve Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ümran Dal Yılmaz’ın birlikte hazırladıkları “Yaşlı Bireylerde Sıvı Dengesi Problemleri” başlıklı poster bildiride, yaşlı bireylerde fizyolojik değişiklikler, fiziksel yetersizlikler, sıvı alımına erişimin kısıtlanması, çoklu ilaç kullanımı gibi nedenlerle morbidite ve mortalite artışına neden olabilen sıvı dengesizlikleri görülebileceği saptandı.

Dehidrasyonun, yaşlılarda en yaygın sıvı ve elektrolit dengesi problemi olduğu belirtilen çalışmada, yaşlılarda sıvı dengesizliğinin önlenmesinin fonksiyonel durum ve yaşam kalitesini artırabileceğini, sağlık hizmeti sağlayıcılarının konuya ilişkin farkındalığının artırılmasının yaşlılarda sıvı dengesi problemlerinin önlenmesinde önemli olduğu ifade edildi.

Suyun insan vücudunda biyokimyasal süreçler için hayati öneme sahip olduğu vurgulanan bildiride; “Yaşlanma, su ve elektrolit dengesinin düzenlenmesinde yer alan homeostatik sistemlerde birçok değişikliklere yol açabilir. Bu sistematik derleme, yaşlıların sıvı dengesi problemleri ile ilgili literatüre genel bir bakış sunmaktadır. İlgili literatürde yaşlıların sıvı ve elektrolit dengesi problemlerine ilişkin birçok çalışma bulunmaktadır” denildi.

Yaşlılarda Mesane Kaslarının Zayıflaması İdrar Kaçırmanın Artmasına Neden Oluyor…
Prof. Dr. Nurhan Bayraktar ve Doç. Dr. Ümran Dal Yılmaz’a ait bir başka poster bildirisinde ise “Üriner İnkontinans (İdrar Kaçırma) Yaşlıların Kaderi mi?” başlıklı konu irdelendi.

Yaşlılarda mesane kaslarının zayıflamasının rezidü idrar miktarının artmasına ve bunun sonucunda inkontinansa neden olduğu ifade edilen bildiride, üriner inkontinan miktarı ne olursa olsun her türlü istemsiz idrar kaçırma durumu olarak tanımlandığı belirtildi. Üriner inkontinansın yaşlılarda yaygın görülen ve rahatsız edici bir durum olduğu kaydedilen bildiride; ilerleyen yaş, kadın cinsiyet, kognitif bozukluk, genitouriner cerrahi, obezite, ve bozulmuş mobilite uriner inkontinansın gelişmesi için birer risk faktörü olduğu kaydedildi.

Üriner İnkontinansın idrarın öksürürken ya da gülerken küçük miktarlarda sızmasından, çok güçlü acil idrar yapma isteğine kadar geniş bir yelpazede görülebileceği belirtilirtildi. Mesane disfonksiyonu sosyal ilişki ve aktiviteleri azaltarak, emosyonel ve psikolojik iyilik hissini ve seksüel ilişkiyi etkileyerek yaşam kalitesini düşürüyor. Üriner inkontinans fiziksel olarak, ciltte maserasyon ve irritasyon bulgularından, basınç yaralarına kadar değişen cilt lezyonlarına yol açabildiği gibi, tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Dünya genelinde toplum içinde yaşayan yaşlıları hedef alan çalışmalarda, %8 ile %34 arasında değişen üriner inkontinans prevalans çalışmaları bildirilmekte olup, bu oran yaşlı bakımevi sakinlerinde %70’lere kadar ulaşıyor. Ateşkan ve arkadaşlarının (2000) çalışmasında Türk popülasyonunda üriner inkontinans prevalansı %44.2 olarak bulunurken, Leiros ve arkadaşlarının (2017) çalışmasında İspanyol popülasyonunda üriner inkontinans prevalansı kadınlarda %15, erkeklerde % 11.6 olarak bulundu. Hastanede ve huzur evleri ya da bakım evlerinde yaşayan yaşlı bireyler için inkontinans sorunu saptanmalıdır. Yaşlı bireylerin yaşadığı inkontinans sorunları saptanarak; yaşanan problemlerin azalmasına, yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlanabileceği düşünülüyor.

Türkiye’de Yaşlılar Tarafından En Sık Kullanılan Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Yöntemi Bitkisel Ürünler…
Kongrede Prof. Dr. Özge Uzun’a ait bildiride ise “Türkiye’de Yaşlılar Tarafından Kullanılan Tamamlayıcı ve Alternative Tıp Yöntemleri: Literatür Taraması” başlıklı poster sunumu gerçekleştirildi.

Bu çalışmada, Türkiye’de yaşlılar tarafından kullanılan tamamlayıcı ve alternatif tıp (TAT) yöntemleri konusunda yapılan araştırmalar incelendi. Türkiye’de konu ile ilgili yapılan çalışma sonuçlarına göre; yaşlıların TAT kullanma oranları %54 ile %59 arasında değişiyor. En sık kullanılan TAT yöntemleri bitkisel ürünler (%55.2-%62.1 arasında) ve bitkisel olmayan ürünlerdi (%43- %53 arasında). Yaşlılar tarafından kullanılan diğer TAT yöntemleri aasında ise dua etmek, egzersiz yapmak, masaj, müzik dinlemek, kaplıcaya gitmek ve diyet gibi uygulamalar yer alıyor. TAT kullanmanın yaygın nedenleri arasında genel olarak, fiziksel ve ruhsal sağlığı yükseltme, hastalıklardan korunma, ağrıyı giderme ve tıbbi tedaviyi desteklemek yer alıyor. Yapılan çalışmalarda, yaşlıların kullandıkları TAT yöntemlerinin zararlı olmadığına inandıkları ve çoğunluğunun bu konuyu sağlık çalışanları ile tartışmayı gerekli görmedikleri belirlendi. Yaşlılar tarafından yaygın olarak kullanılan birçok bitkisel ve biyolojik preparatlar umut verici olmasına karşın, bu yöntemlerin bazılarının yararları henüz tam olarak kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, sağlık bakım hizmeti sunanların güvenli ve uygun TAT yöntemlerinin seçimi ve kullanılması konusunda yaşlılara yardımcı olmaları ve onları konu hakkında bilgilendirmeleri önem taşıyor.

Yaşlılarda Kötü Ağız Kokusunun Nedenleri Anlatıldı…
Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tamer Yılmaz ile Doç. Dr. Ümran Dal Yılmaz’ın da kongrede, birlikte hazırladıkları “Yaşlılarda Kötü Ağız Kokusu” başlıklı sunumu yaptı.

Yaşlı bireylerde diş kaybı, abrazyonlar, periodontal hastalıklar, diş çürüğü, oral mukozal lezyonlar ve çeşitli sistemik hastalıkların oral fonksiyon kayıplarına ve kötü ağız kokusuna neden olduğu belirtildi. Geriatrik orofasiyal değişiklikler hem sert hem de yumuşak dokularda ortaya çıkar. Her iki durumda da, kaçınılmaz sonuçlardan biri kötü ağız kokusudur. Ağızda farkedilen kötü kokunun nedeni sadece bakteri değildir. Bademcikler ve dil yüzeyi üzerindeki proteinlerin ve kükürt içeren bileşiklerin yıkılması da ağızda kötü bir kokuya neden olabilir. Yaşlılarda görülen yaygın şikayetlerden biri ağız kuruluğudur (xerostomia) ve önemli bir ağız kokusu kaynağıdır. Oral malodor ile dilde bakteriyel plak birikimi, ağız kuruluğu, Burning mouth (Yanan ağız) sendromu ve gece takma diş aşınması arasındaki ilişki Nalcaci ve Baran (2008) tarafından gösterildi. Burning mouth sendromu, yanlış restorasyonlar ve implantlar, yaşlı bireylerde oral kötü kokunun bir başka nedenidir. Periyodik intraoral ve restoratif kontroller yaşlılarda sık ve dikkatli yapılmalıdır. Yaşlılarda, doktor ve diş hekimi tarafından yapılan dikkatli kontrollerle ağız kokusu önlenebilir.

Kalça Kırığı Olan Yaşlılarda Derin Ven Trombozunun Mekanik Profilaksisine İlişkin Engeller
Prof. Dr. Nurhan Bayraktar ve Hemşirelik Fakültesi Araştırma görevlisi Khalid Al-Mugheed ile birlikte gerçekleştirdikleri poster sunumda ise “Kalça Kırığı Olan Yaşlılarda Derin Ven Trombozunun Mekanik Profilaksisine İlişkin Engeller” konusu ele alındı.

Sunuma ilişkin yapılan açıklamada; “Derin ven trombozu (DVT) alt ekstremite kırık cerrahisini takiben yaygın görülen bir komplikasyondur. Mekanik profilaksi, derin ven trombozu önlemek için etkili bir yoldur ve venöz konjesyonu azaltmak için yaygın olarak kullanılır. Profilaktik önlemleri etkileyen çeşitli engeller olabilir. Bu sistematik derleme, kalça kırığı olan yaşlı hastalarda DVT mekanik profilaksisine ilişkin bariyerler konusunda literatüre genel bir bakış sunuyor.

Çok fazla basınç, pompanın çok sık aktif olması, ayaklarda sıcaklık hissi ve uyku bozuklukları mekanik profilaksi için engeller arasında yer alıyor. Yaşlılarda cilt sorunları ve ödem önemli sorunlar olarak görülürken, mekanik profilaksinin uygunluğuna ilişkin hastane ile ilgili faktörler de bulunuyor. Kalça kırığı olan yaşlı hastalarda DVT önlenebilir bir sorundur. Sağlık hizmeti sağlayıcıları için hizmet içi eğitim ve hasta eğitimi DVT profilaksisi için hayati önem taşıyor…

Hemşirelerin Geriatrik Hastaların Enfeksiyon Risklerine Karşı Farkındalığının Gelişmesi Gerekiyor…
Prof. Dr. Nurhan Bayraktar ve Hemşirelik Fakültesi yüksek lisans öğrencisi Ibrahim S. S. Abumettleq’in birlikte hazırladıkları “Hemşirelerin Geriatrik Hastaların Sağlık Hizmeti İle İlişkili Enfeksiyon Risklerine İlişkin Farkındalığının Belirlenmesi” poster bildiride ise, hemşirelerin sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon riskleri ve önlenmesi konusunda farkındalıklarını artırmaya ihtiyacı olduğu kaydedildi.

Çalışmanın sonuçları hemşirelerin sadece geriatrik hastaların sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonları hakkında bilgilerinin yüksek düzeyde olduğunu ancak hemşirelerin geriatrik hastaların sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon riskleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı görüldü. Hemşirelerin bazı tanımlayıcı özelliklerinin geriatrik hastaların sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon hakkındaki bilgileri ile karşılaştırılması sonucunda, maddelerin çoğunluğu açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olmadığı belirlendi. Çalışmaların sonuçlarına göre, hemşirelerin bilgi ve uygulamalarını iyileştirmek amacıyla kapsamlı, sistematik ve sürekli eğitim programlarının yapılması önerildi.

Düşünceleriniz veya Sorularınız