TÜBA Üyesi Prof. Dr. Adil Denizli Yakın Doğu Üniversitesi’nde Konferans Verdi!
Eklenme Tarihi: 08 Mayıs 2026, 13:51

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyesi Prof. Dr. Adil Denizli, Yakın Doğu Üniversitesi’nde biyosensör araştırmalarındaki son gelişmeleri anlattı: “Geleceğin teşhis sistemleri biyosensörlerle şekillenecek!”

Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi, araştırma ekosistemini güçlendirmeye yönelik akademik buluşmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyesi Prof. Dr. Adil Denizli, Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Enstitüsü (DESAM) tarafından düzenlenen “Periyodik Konferanslar” dizisi kapsamında biyosensör araştırmalarındaki son gelişmeleri anlattı.

Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü iş birliğinde gerçekleştirilen konferansta, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyesi Prof. Dr. Adil Denizli konuşmacı olarak yer aldı. Sempozyumun moderatörlüğünü ise Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Süleyman Aşır üstlendi. Akademisyenler ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği sempozyumun açılış konuşmlarını; Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ve Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel yaptı.

Biyomedikal mühendisliği alanında özellikle biyosensör teknolojileri ve yenilikçi uygulamalar üzerine yürütülen güncel araştırmalara odaklanılan etkinlikte; bu alandaki bilimsel gelişmeler kapsamlı bir şekilde ele alınırken, katılımcılar için önemli bir bilgi ve deneyim paylaşım ortamı oluşturuldu. Prof. Dr. Adil Denizli ise sunumunda biyosensör araştırmalarında gelinen son noktayı, geliştirilmekte olan teknolojileri ve alanın geçirdiği bilimsel dönüşümü ayrıntılarıyla değerlendirdi.

Biyosensör teknolojileri, geleceğin teşhis ve izleme sistemlerinin temelini oluşturuyor!

Sunumunda nanosensörlerden yüzey plazmon rezonans (SPR) temelli biyosensörlere kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları aktaran Prof. Dr. Adil Denizli, biyosensör teknolojilerinin sağlık, çevre ve gıda güvenliği gibi birçok alanda kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Özellikle erken teşhis, gerçek zamanlı analiz ve yüksek duyarlılık gibi avantajlarıyla öne çıkan bu sistemlerin, modern tıbbın dönüşümünde belirleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Denizli, giyilebilir ve taşınabilir sensör teknolojilerinin de hızla geliştiğini ifade etti. Moleküler baskılama teknikleri ve nanoteknoloji destekli uygulamaların, biyosensörlerin seçiciliğini ve performansını önemli ölçüde artırdığını belirten Prof. Dr. Denizli, bu alandaki çalışmaların disiplinler arası iş birlikleriyle daha da ileriye taşınabileceğini söyledi. Biyosensörlerin yalnızca teşhis değil, aynı zamanda hastalıkların takibi ve kişiselleştirilmiş tedavi süreçlerinde de etkin rol oynayacağını dile getiren Prof. Dr. Denizli, konuşmasını bu tür bilimsel organizasyonların bilgi paylaşımını güçlendirdiğini ifade ederek tamamladı.

Multidisipliner Araştırma Gücü Büyüyor

Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi’nin disiplinler arası çalışmaları merkeze alan güçlü bir araştırma ekosistemi oluşturduğunu vurgulayarak, bilimsel üretimi insan sağlığına doğrudan dokunan teknolojilere dönüştürmeyi hedeflediklerini ifade etti. Sentetik Biyoloji Araştırma ve Teknoloji Merkezi’nin bu yıl sonunda tam kapasiteyle faaliyete geçmesinin planlandığını belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, üniversite tarafından geliştirilen nanoçip tabanlı biyosensör sisteminin de patent altına alındığını hatırlattı.

Prof. Dr. Adil Denizli’yi kampüslerinde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Prof. Dr. Şanlıdağ, biyosensör teknolojileri alanındaki değerli katkıları ve bilgi paylaşımı dolayısıyla Prof. Dr. Denizli’ye teşekkür etti. Bu tür bilimsel buluşmaların araştırma kültürünü güçlendirdiğini ve genç araştırmacılar için önemli bir ilham kaynağı oluşturduğunu da söyledi.

DESAM Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel ise, bünyelerinde 11 araştırma grubu, 5 araştırma laboratuvarı ve 50’nin üzerinde bilim insanı ile çalışmalar yürüttüklerini belirterek, mühendislik, yapay zeka, matematik ve sağlık bilimlerini buluşturan multidisipliner yapı sayesinde her yıl yaklaşık 100 bilimsel yayın ürettiklerini söyledi. Biyosensör teknolojilerinin kimya, biyoloji ve mühendisliğin kesişiminde gelişen önemli analitik sistemler olduğunu ifade eden Doç. Dr. Özverel, bu teknolojilerin hızlı ve hassas ölçüm imkanları sunduğunu kaydetti.