Sağlık Araştırmalarında Stratejik İş Birliği Hamlesi
Eklenme Tarihi: 04 Mayıs 2026, 09:35

Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “TÜSEB KKTC Çalıştayı”, sağlık alanında proje önerileri ile Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nın araştırma vizyonu kapsamlı şekilde ele alınarak yeni iş birliği alanları değerlendirildi. Çalıştaya, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) başkan yardımcısı, genel sekreter ve daire başkanları ile güçlü bir katılım gösterdi.

Sağlık bilimlerinde üretilen bilginin akademik sınırların ötesine geçerek doğrudan insan hayatına dokunan çözümlere dönüşmesi hedefiyle düzenlenen “TÜSEB KKTC Çalıştayı”, dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde önemli isimleri bir araya getirdi. KKTC’de sağlık alanında varlık gösteren üniversitelerin temsilcileri, Milli Eğitim Bakanlığı temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’ni temsilen KEİ Ofisi Uzmanı Boğaç Sandallı, Yakın Doğu Üniversitesi Mükemmeliyet Merkezi (Center of Excellence) ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştayda, sağlık araştırmalarında inovasyon ve disiplinler arası üretimi odağına aldı.

İrfan Günsel Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen çalıştayın açılışında; Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yükseköğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Behçet Çelebi, TÜSEB Genel Sekreteri Ahmet Zengin ve Mükemmeliyet Merkezi Başkanı Prof. Dr. Murat Özgören birer konuşma yaptı.

“Sağlık Alanında Türkiye’nin Vizyonu ve Stratejik Hedefleri” başlıklı panelde ise Türkiye’de sağlık araştırmalarının mevcut durumu ve geleceğe yönelik planlamalar masaya yatırıldı. Panelde Prof. Dr. Murat Özgören moderatörlük yaparken, TÜSEB Genel Sekreteri Ahmet Zengin, TÜSEB Proje Yönetimi ve Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt ve TÜSEB Uluslararası İlişkiler Daire Başkanı Fatih Karademir sağlık ekosistemindeki güncel gelişmeleri katılımcılarla paylaştı.

KKTC ve TÜSEB Arasında Proje Köprüsü

Açılımın önemli bir bölümünü oluşturan ve KKTC’nin farklı üniversitelerinden bilim insanlarının proje fikirlerinin ele alındığı çalıştay; TÜSEB Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Sarğın, Proje Yönetimi ve Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt ve Prof. Dr. Murat Özgören moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Yakın Doğu Üniversitesi’nin yanı sıra Doğu Akdeniz Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Lefke Avrupa Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden bilim insanları proje fikirlerini masaya yatırarak birlikte değerlendirdi.

Çalıştay kapsamında düzenlenen oturumlarda tanı kitleri, sağlık teknolojileri, biyomedikal araştırmalar ve yenilikçi tedavi yaklaşımları başta olmak üzere proje önerileri ele alındı. Araştırma fikirlerinin TÜSEB destek mekanizmalarıyla nasıl geliştirilebileceği detaylı şekilde değerlendirildi. TÜSEB Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın da katılımcılara proje geliştirme süreçlerine ve TÜSEB ile KKTC ekosisteminin iş birliği potansiyeline ilişkin olumlu görüşlerini paylaştı.

Prof. Dr. Murat Özgören KKTC ve TÜSEB toplantı serilerinin ve açılımın her iki tarafı da zenginleştirecek şekilde devam edeceğinden ümitli olduğunu dile getirdi. Bu amaçla temasların ve raporlamaların KKTC ve TC’deki ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağı aktarıldı.

TÜSEB heyeti, çalıştayın ardından GÜNSEL Sanat Müzesi’nde açılan “Habitat” sergisinin açılışına da katıldı.

Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Yakın Doğu Üniversitesi olarak; altyapımızla, insan kaynağımızla ve bilgi birikimimizle iş birliğine ve üretmeye hazırız.”

Günümüz dünyasında sağlık bilimlerinin stratejik önemine değinen Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ; pandemiler, kronik hastalıklar, yaşlanan nüfus ve yeni biyolojik tehditlerin daha güçlü ve entegre araştırma ekosistemlerini zorunlu kıldığını vurguladı. Bu noktada TÜSEB’in rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Şanlıdağ, “TÜSEB gibi kurumlar yalnızca projelere destek sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda bilimsel öncelikleri belirleyen ve araştırma stratejilerine yön veren kritik bir görev üstleniyor” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, TÜBİTAK projelerinin KKTC’deki araştırmacılara açılmasının önemli bir dönüm noktası olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi’nden üç projenin kabul edilmesinin üniversitenin araştırma gücünü ortaya koyduğunu söyledi. “Bu gelişme bize açıkça göstermiştir ki; doğru fırsatlar sunulduğunda KKTC’deki araştırmacılar yalnızca sürece dahil olan değil, süreci yönlendiren aktörler haline gelmektedir” dedi. Ortak projelerin artacağına, bilgi ve teknoloji transferinin hızlanacağına dikkat çeken Prof. Dr. Şanlıdağ, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak; altyapımızla, insan kaynağımızla ve bilgi birikimimizle iş birliğine ve üretmeye hazırız” dedi.

Behçet Çelebi: “Belirli alanlarda uzman kurumların projelere destek vermesi, o projelerin kalitesini doğrudan artırır.”

Konuşmasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yükseköğretimin her geçen gün daha ileri bir noktaya taşındığını vurgulayarak başlayan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Behçet Çelebi, Yakın Doğu Üniversitesi’nin de dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasına girmesinin önemli bir başarı olduğunu belirtti. “Üniversitelerimizin bu başarıları bizler için büyük bir gurur kaynağı” dedi.

Araştırma, kalite ve verimliliğe verdikleri önemin altını çizen Çelebi, göreve geldikleri ilk dönemde TÜBİTAK projelerinde yaşanan durgunluğu tespit ettiklerini ifade etti. “Uzun yıllar projelerin değerlendirilmediğini gördük. Bunun üzerine hızlı bir şekilde girişimlerde bulunduk” diyen Çelebi, Bakanlık olarak yapılan temaslar ve imzalanan protokoller sayesinde kısa sürede önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti. Bu süreçte üniversitelerden TÜBİTAK destekli projelerin çıkmaya başlamasının sevindirici olduğunu dile getirdi. Bilimsel iş birliklerini geliştirme yönündeki adımların devam ettiğini vurgulayan Çelebi, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki Türk Akademisi üyeliğinin de bu sürecin önemli kazanımlarından biri olduğunu ifade etti. Akademisyenlerin artık bu platformlara başvuru yapabildiğini belirten Çelebi, bunun bilimsel üretime katkı sağlayacağını söyledi.

Sağlık alanında uzmanlaşmış bir kurum olarak TÜSEB ile iş birliğinin önemine de değinen Çelebi, “Belirli alanlarda uzman kurumların projelere destek vermesi, o projelerin kalitesini doğrudan artırır” dedi. TÜSEB ile kurulacak iş birliğinin, ülkedeki sağlık araştırmalarının daha nitelikli ve verimli sonuçlar üretmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Ahmet Zengin: “Sanat ve bilim kültürünün geliştiği bir ortamda başarılar kaçınılmaz.”

Konuşmasına TÜSEB’in kuruluş amacına ve sağlık teknolojileri alanındaki rolüne değinerek başlayan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Genel Sekreteri Ahmet Zengin, kurumun yaklaşık 12 yıl önce sağlık bilimlerinin bilimsel yönünü güçlendirmek amacıyla kurulduğunu hatırlattı. TÜSEB’in yalnızca Ar-Ge projelerini destekleyen bir yapı olmadığını belirten Zengin, aynı zamanda Ar-Ge çıktılarının ürüne dönüşmesini hedefleyen güçlü bir mevzuat altyapısına sahip olduğunu ifade etti. TÜSEB’in aynı zamanda bir sağlık ekosistemi kurma hedefi taşıdığını vurgulayan Zengin, son iki yıldır “üreten sağlık” ve “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla hareket ettiklerini söyledi.

Ar-Ge’nin ürüne dönüşmesinde kamu, üniversite ve sanayi iş birliğinin kritik olduğuna dikkat çeken Zengin, bu yapıyı “üçlü sarmal model” olarak tanımladı. TÜSEB bünyesindeki enstitülerin bu sistemin bilimsel omurgasını oluşturduğunu ifade ederek, kurum içi ve dış projelerin bu yapılar üzerinden koordine edildiğini belirtti. Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarına da değinen Zengin, son bir yılda 24 şehir hastanesinde ofisler kurulduğunu ve araştırmacılara fikri ve sınai haklar konusunda kapsamlı eğitimler verildiğini söyledi. “Artık hastanelere şunu söylüyoruz: ‘Fikriniz varsa çekinmeyin, gelin ve paylaşın’” diyerek, bilimsel fikirlerin korunmasına yönelik yeni yaklaşımı anlattı.

TÜSEB’in araştırma altyapısına da değinen Zengin, Ankara’daki Aziz Sancar Araştırma Merkezi başta olmak üzere biyobankalar ve genom merkezleri üzerinden önemli çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Genom bankasında örnek sayısının kısa sürede hızla arttığını belirten Zengin, hedeflerinin kişiselleştirilmiş tıp için güçlü bir veri altyapısı oluşturmak olduğunu ifade etti. İstanbul’daki deneysel hayvan laboratuvarına da dikkat çeken Zengin, merkezin Avrupa’da sayılı örneklerden biri olma yolunda ilerlediğini ve preklinik araştırmalar için önemli bir kapasite sunduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki güçlü bağlara dikkat çeken Zengin, “Kardeşin varsa sırtın yere gelmez” sözünü hatırlatarak, bu iş birliğinin bilimsel projelere de yansıyacağına inandığını ifade etti. Sanat ve bilim kültürünün geliştiği bir ortamda başarıların kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Zengin, çalıştayın yeni ve güçlü iş birliklerine zemin hazırlayacağına inandığını belirterek sözlerini tamamladı.

Prof. Dr. Murat Özgören: “Sağlık 360 derecelik bir bakış açısıyla ele alınmalı.”

Çalıştayın yalnızca bir toplantı değil, Kıbrıs’taki araştırma alanlarının şekillendirildiği stratejik bir platform olduğunu ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Mükemmeliyet Merkezi Başkanı Prof. Dr. Murat Özgören, sağlık alanının artık tek bir disiplinle sınırlı kalmadığını vurguladı. “Bir molekülden hastalığa uzanan karmaşık bir süreçten söz ediyoruz. Bu nedenle farklı alanların birlikte çalışması kaçınılmaz,” dedi.

Sağlık alanının tek başına ele alınamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Murat Özgören, çevre, gıda, biyoteknoloji, temel bilimler, mühendislik ve farklı disiplinlerin iç içe geçtiğine dikkat çekti. “Artık kirleticiler insan dokusunun bir parçası haline gelmiş durumda. Bu yeni duruma nasıl yanıt vereceğimizi birlikte düşünmek zorundayız” dedi. Sağlığın 360 derecelik bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Murat Özgören, “Bugün ‘ben sağlıkçıyım’ demek yeterli değil; aslında hepimiz bu sistemin bir parçasıyız” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs’ın sahip olduğu potansiyele de değinen Prof. Dr. Murat Özgören, adanın uluslararası öğrenci yapısı ve coğrafi konumuyla önemli bir araştırma cazibe bölgesi olabileceğini belirterek “Burada geliştirilecek modellerin bölgeye ve ötesine katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi. TÜSEB ile kurulacak iş birliğinin karşılıklı katkı temelinde ilerlemesi gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Murat Özgören, “Asıl önemli olan aklı birlikte büyütmek” dedi. Konuşmasının sonunda ortak üretim vurgusu yapan Prof. Dr. Özgören, Kıbrıs’taki bilimsel kapasitenin giderek güçlendiğini belirterek, “Kıbrıs hazır, bu sürecin içinde. Gelin bunu birlikte daha görünür hale getirelim ve buradan çok daha güçlü bir adımla çıkalım” dedi.