Körlükle Sonuçlanabilen Göz Hastalığı: Glokom

Eklenme Tarihi: 13 March 2017, Monday, 09:23
Son düzenleme: 13 March 2017, Monday, 10:07
Körlükle Sonuçlanabilen Göz Hastalığı: Glokom

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Koray KARADAYI, Göz İçi Basıncının Göz Sinirine Zamanla Baskı Yapmasıyla Yavaş Yavaş Gelişen ve Başlangıçta Hiçbir Belirti Vermeyen, Sessiz Seyreden ve Körlükle Sonuçlanabilen Ciddi Bir Göz Hastalığı Olan Glokomla İlgili Bilgiler Paylaştı.

Glokom Nedir? Ne Sıklıkla Görülür?

Glokom hastalığı, göziçi basıncının göz sinirine zamanla baskı yapmasıylayavaş yavaş gelişen, başlangıçta hiç belirti vermeyen, oldukça sessiz seyreden ve körlükle sonuçlanabilen ciddi bir göz hastalığıdır. Bu hastalıkta merkezi görme en son evreye kadar etkilenmemekte, fakat çevre görme, sinir liflerinin yavaş yavaş yok olmasına bağlı olarak giderek azalmaktadır.Yani hasta son evreye kadar çok net görmeye devam eder fakat hastanın çevre görmesi yıllar içinde daralır ve en sonunda bir borunun içinden bakıyor gibi görmeye başlar (tünel görüş). Daha sonra da en son kalan merkezi görmesi de kaybolur ve tam körlük oluşur. Birçok glokom tipi vardır, fakat bu yazımızda bahsedilen Primer Açık Açılı Glokom (PAAG) diye sınıfladığımız ve tüm glokomların yüzde 90-95’ini oluşturan tipidir.

Bebeklik ve çocukluk çağında görülen glokom tipleri çok nadir olup, çoğunlukla 40 yaş sonrası başlar. Toplumda her yüz kişiden iki (beyaz ırk) ile sekizinde (siyah ırk) görülür. Hiç belirti vermemesi yüzünden, hastalık maalesef iyice ilerlediğinde fark edilmekte ve bu durumda da tedavisi daha zor olmakta, üstelik de kaybedilen görme bir daha geri kazanılamamaktadır. Glokomun belirti veren bir çeşidi daha vardır ki buna “Açı Kapanması Glokomu” (AKG) adı verilir. PAAG’unaksine, AKG, şiddetli ağrı nöbetleriyle kendini gösterir ve hasta çoğu zaman acil olarak doktora gelir. Tedavisi de lazer ve/veya ilaçlarla acil müdahale ve sonra da takiptir.Türk toplumundaki glokomların sadece %3-5’i AKG olup; % 95’i belirti vermeyip sessiz ilerleyen PAAG”dur. Dünyada ve ülkemizde birçok farklı glokom tipleri olmasına rağmen ülkemiz için en önemlisi PAAG’dur.

Körlükle Sonuçlanabilen Göz Hastalığı: Glokom

Glokom Nasıl Seyreder?

Özellikle ilk başladığında yıllarca belirti vermediğinden, PAAG’un hastanın kendisi tarafından fark edilmesi çok zordur. Görme sinirinin çeperindeki lifler en önce etkilendiğinden, hastanın merkezi görmesi hiç bozulmaz, hatta son evre glokom hastalarında bile “merkezi görme” (yani uzaktan ve yakından küçük harflerin seçilebilmesi) 10/10 düzeyinde, yani tam olabilir. Fakat bu hastalarda “periferik görme” denilen “çevre görmesi” –yani baktığımız yerin biraz yukarısı, aşağısı, sağı solu; resmin ortası değil ama kenarları gibi- yavaş yavaş kaybolur. Buna iyi bir örnek; görmesi çok net olan bir glokom hastası arabada yola bakarken dikiz aynalarının birini veya ikisini görmeyebilir.Ya da geceleyin aya bakıp ayın yüzeyindeki kraterleri çok net seçerken, ayın biraz üstünde, altında veya sağında solundaki bir veya birkaç yıldız kümesini hiç fark etmeyebilir. Glokom daha da ilerledikçe, hasta yanlarını görmemeye başlayacağından, bir kapıdan girerken omzunu kapının kenarına çarpabilir. En son evrede ise sadece ince bir merkezi görme kalır; tünel görüşü adı verilen bu evrede, bu ince tünel dışındaki dünya tamamen kararmıştır. Bir süre sonra da tam körlük başlar.

Nasıl Teşhis Edilir?

Glokom çoğu zaman yüksek göz tansiyonuna bağlı olsa da, her 6 glokom hastasından ortalama birinde göz tansiyonu normal (10-22 mm Cıva), hatta normalin de altında olabilir; buna normal tansiyonlu/düşük tansiyonlu glokom hastalığı adı verilir. Ayrıca, bazı insanlarda, göziçi basıncı yüksek seyretse de bunlarda glokom gelişmez; buna da “Oküler Hipertansiyon” denir ve sadece ileride glokom gelişecek mi? diye düzenli aralıklarla doktor tarafından takip edilmeleri yeterlidir. Özetle, sadece göz tansiyonunu ölçmek, tek başına glokom teşhisi koymaya yeterli olmaz. Esas olarak, bir göz doktorunun göz sinirindeki hasarı muayene esnasında tespit etmesi, bunu da “görme alanı tetkiki” “merkezi kornea kalınlığı ölçümü” gibi bazı göz tetkikleriyle teyit etmesi gereklidir. Rutin göz muayenesine gelen her hastanın mutlaka gözdibi muayenesi yapılır. Bu muayenede göz hekimi görme sinirini dikkatle muayene eder. Fakat bazı hastalarda göz sinirindeki bulgular da sınırda kalabilir. Bu gibi durumlarda hastaya glokom tetkiklerinin yapılması hatta bazen tekrarlanması gerekebilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavide tek hedef vardır; o da mevcut göz tansiyonunu, ister yüksek ister normal olsun, daha da düşük bir değere indirmek ve orada kalmasını sağlamaktır. Bu çoğu zaman göz damlalarıyla, bazen lazerle bazen de ameliyatla sağlanır.Çeşitli glokom damlaları mevcuttur, bazı hastalarda tek bir çeşit damla bazı hastalarda da birkaç çeşit damla birlikte kullanılır. Glokomun damla ile tedavisinde son yıllarda daha az allerji yapan damlalar çıkmaya başlamıştır, yine de damlalara karşı allerji sıktır ve böyle durumlarda damla değiştirilerek tedaviye devam edilir. Daha seyrek görüldüğünden bu yazıda bahsedilmeyen sekonder glokomlar dediğimiz glokom tiplerinde ise, tedavi nedene yönelik yapılır. Örneğin, ilerlemiş katarakta bağlı bir glokomda katarakt ameliyatı glokomu da tedavi eder.

Dünya Glokom Haftası vesilesiyle şunu da hatırlatmakta sonsuz fayda vardır: Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, toplumdaki glokom hastalarının en az yarısı glokom olduğundan habersizdir. Halbuki hangi glokom tipi olursa olsun, erken tanı iki nedenle çok önemlidir; birincisi, tedavi başlayana kadar görme alanı kayıpları sinsice devam edecek olması ve bu kayıpların tedavi başlandıktan sonra çoğu zaman geri gelmemesidir. İkincisi ise tedaviye erken evrelerde başlanmasının başarı oranını yükseltmesidir.