Kıbrıs’ta Olası Bir Mutabakatsızlık Durumuna Yönelik Alternatif Planlar da Düşünülmeli

Eklenme Tarihi: 22 Aralık 2016, Perşembe, 15:05
Son düzenleme: 22 Aralık 2016, Perşembe, 15:05
Kıbrıs’ta Olası Bir Mutabakatsızlık Durumuna Yönelik Alternatif Planlar da Düşünülmeli

Emekli Büyükelçi Ünal ÇEVİKÖZ Yakın Doğu Enstitüsü Güvenlik Akademisi Sertifika Programında Konuştu

Yakın Doğu Üniversitesi, Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Akademisi Sertifika Programı kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Büyükelçisi Ünal ÇEVİKÖZ “Türk Dış Politikasının Temel Parametreleri ve Kıbrıs” başlıklı bir seminer verdi.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre güvenlik kavramının ve uygulamalarının tüm boyutlarıyla irdeleneceği ve toplamda 8 hafta sürecek Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü “Güvenlik Akademisi Sertifika Programı”nda alanlarında uzman akademisyenler, karar alıcılar, politika yapıcılar, diplomatlar katılacaklar. Program her Cumartesi Saat 10:00’da Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane Salon-4’de gerçekleştiriliyor.

Kıbrıs’ta Olası Bir Mutabakatsızlık Durumuna Yönelik Alternatif Planlar da Düşünülmeli

ÇEVİKÖZ: Türkiye’nin tapusu olan Lozan ve Montreux Antlaşmaları tartışmaya açılmamalıdır.

Yakın Doğu Enstitüsü Güvenlik Akademisi kapsamında verdiği seminer çerçevesinde Türk dış politikasının parametrelerini irdeleyen Ünal ÇEVİKÖZ, “Bugün Türkiye’nin dış politikasında çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Bu sorunların özellikle Lozan üzerinden tartışıldığı ve Lozan konusunun bilhassa kamuoyunda öne çıkartıldığı bir dönem. Onun için 1923ten itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren o ilk dönemdeki dış politika uygulaması ve Lozan anlaşmasının önemi bizim için şu anda fevkalade dikkat çekilmesi gereken bir olay” dedi. Lozan Barış Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti açısından önemini, güncel çerçevede değerlendiren Ünal ÇEVİKÖZ, “1930’lu yıllarda Türkiye’nin boğazlar üzerinde ulusal egemenliğinin olmaması ve boğazların ulusal bir komisyon tarafından yönetiliyor olması, Türkiye’nin yaklaşan bir savaş tehlikesi halinde çok ciddi bir şekilde güvenliğini tehdit edecekti, işte bu nedenle Türkiye bu rejimin ve bu statünün değişmesi için uluslararası komisyon üyelerine bir çağrıda bulundu. Bunun sonucudur ki 1936’da Montreux Antlaşması imzalanmıştır Montreux antlaşmasının imzalanmasıyla birlikte Lozan’ında bizim ulusal egemenliğimizi tehdit edilmesine yardımcı olmayan çözüm bu defa sizin boğazlar üzerindeki hükümdarlık hakkınızı egemenliğinizi gayet sağlam bir şekilde yerine getirecek bir düzenlemeyle sonuçlandırılmıştır. Bu iki antlaşma önemlidir İki antlaşma önemlidir; birincisi Lozan, ikincisi Montreux. Ben bu iki Antlaşmayı Türkiye’nin tapusu olarak değerlendiriyorum ve bu iki Antlaşma’nın da hiç bir şekilde tartışmaya açılmaması gerektiğini, tartışmaya açıldığı takdirde Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğinin ve bağımsızlığının çok ciddi bir şekilde tehlikeye gireceğini düşünüyorum” dedi.

Kıbrıs’ta Olası Bir Mutabakatsızlık Durumuna Yönelik Alternatif Planlar da Düşünülmeli

ÇEVİKÖZ: “Güney Kıbrıs Rum yönetiminde yeni mütabakata evet çıkma ihtimali çok düşüktür. O nedenle alternatifler üzerine de düşünülmeli”

Kendisine yöneltilen bir soru üzerine Türk dış politikasını Kıbrıs ekseninde değerlendiren Ünal ÇEVİKÖZ, “Türkiye’nin Annan Planı ile ilgili hedeflemiş olduğu mesele Kıbrıs sorunun çözümlenmesi ve Kıbrıs’ta tekrar iki tarafın barış içinde tekrar gelebilecekleri şekilde yeniden kurulması idi. Bunun sonucunda da Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinin tıkanıklarının aşılması bekleniyordu. Referandumun sonucu olumsuz çıkınca bunların hiç biri gerçekleşmedi. Ayrıca Avrupa Birliği de Türkiye’ye vermiş olduğu vaatleri yerinde tutmayarak Güney Kıbrıs Rum yönetimini üye olarak kabul etti. O andan itibaren zaten Türkiye’nin ne Kıbrısla ilgili ne de Avrupa birliği ile Kıbrıs bağlantılı olaraktan beklediği süreçler olumlu bir şekilde ilerlemiştir. Benim hissettiğim kadarıyla dışardan bakıldığında Güney Kıbrıs Rum yönetiminde yeni mütabakata evet çıkma ihtimali çok düşüktür. Kuzey Kıbrıs’ta duruma gelince oradada evetlerin eskisi kadar çok olamadığı, dolayısıyla Kıbrıslı Türkleri memnun etmeyecek bir çözüm düzene geçirilirse hayır çıkma ihtimalinin olduğu şeklinde bir söylenti var. Onun için müzakereleri sabırla bir süre daha sürdürmek ama sonunda eğer bir yere varılamıyorsa o zaman belki de B Planı, C Planı gibi başka bir takım alternatifler üzerinde ciddi bir şekilde düşünmenin zamanı geldi.” dedi.

Programın soru cevap bölümünden sonra Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Şenol BEKTAŞ Ünal ÇEVİKÖZ’e Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü “Güvenlik Akademisi Sertifika Programı”na katkılarından dolayı teşekkür belgesi takdim etti.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre “Güvenlik Akademisi”‘ne ve diğer Yakın Doğu Enstitüsü kısa dönemli eğitim programlarına kayıt için daha detaylı bilgiye www.neu.edu.tr web sayfasından, nei@neu.edu.tr e-posta adresinden, Yakın Doğu Enstitüsü Facebook sayfasından, 223 64 64 (dahili 532) ve 0533 829 97 36 telefonlardan ulaşılabilir.