Her 8 Kadından Birinde Görülen Meme Kanserinden Korunmak Mümkün!

Eklenme Tarihi: 02 Mart 2018, Cuma, 11:26
Son düzenleme: 02 Mart 2018, Cuma, 11:26

Her 8 Kadından Birinde Görülen Meme Kanserinden Korunmak Mümkün!

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ve Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hasan Besim, Kadınlarda En Sık Görülen Kanser Türü Olan Meme Kanserinin, Her 8 Kadından Birinde Yaşamının Bir Döneminde Gelişebildiğini ve Bu Oranın Neredeyse Kadınların %12’sini Oluşturduğunu Söyledi. Prof. Dr. Hasan Besim Meme Kanserinin, Sadece Kadınlarda Değil, Nadir de Olsa Erkeklerde de Görülebileceğini Belirtti.

Prof. Dr. Hasan Besim; “Meme Sağlığı Merkezi, Toplumda Meme Konusuna Odaklanmış Bir Tedavi Merkezinin Gerekliliğinden Yola Çıkılarak Oluşturuldu.”
Memenin kanser hariç pek çok başka hastalığının ya da meme ile ilişkili yakınmaların ortaya çıkabileceğinden bahseden Prof. Dr. Hasan Besim, memenin asırlar boyu bir cinsellik sembolü olarak görülmesinin yanı sıra yenidoğanın beslenmesi açısından da son derece önemli bir organ olduğuna dikkat çekti. Özellikle erişkin çağdaki kadınlarda, hormonal değişikliklerle ilişkili olarak her ay meme dokusunda gelişebilen çeşitli değişikliklerin belirli yakınmalara neden olabildiğine değinen Prof. Dr. Hasan Besim, buna ek olarak memenin kanser olmayan yani selim hastalıkları, infeksiyöz patolojileri, gelişimsel anomali ya da varyasyonları da olduğu düşünülürse, meme konusunda odaklanmış bir tedavi merkezinin gerekliliğinin kaçınılmaz olduğunu, Meme Sağlığı Merkezi’nin de buradan yola çıkılarak kurulduğunu söyledi.

Prof. Dr. Hasan Besim; “Tanı ve Tedavi Süreçlerinin Bu Alana Odaklanmış Bir Ekip Tarafından Gerçekleştirilmesi ve Hastaların Gelişmiş Teknik İmkanlardan Faydalandırılması Büyük Önem Taşımaktadır.”
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi bünyesinde oluşturulan ve Mayıs 2014’den beridir hizmet veren Meme Sağlığı Merkezi’nin, ülkemizde meme ile ilgili tüm hastalıkların tanı ve tedavisi, takibi, sağlıklı kadınların ise meme kontrollerinin yapılması amacı ile oluşturulduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hasan Besim şöyle devam etti; “Merkezin kuruluşundaki bir diğer amaç ise Kıbrıs’ta yaşamakta olan kadınların meme sağlığı konusunda bilgilenmelerini ve farkındalık geliştirmelerini sağlamak, ülkemiz kadınlarının meme sorunlarında, alanında uzmanlaşmış hekimler tarafından sağlanan multidisipliner bakım olanağına kendi ülkelerinde kolaylıkla ulaşabilmelerini olanaklı hale getirmektir. Meme ile ilgili bir sorunda, tek hekim yerine bu alana odaklanmış bir ekip tarafından tanı ve tedavi süreçlerinin gerçekleştirilmesi, bu süreçte gelişmiş teknik imkanlardan faydalanılması merkezin önceliğidir. Bahsi geçen süre içerisinde 1488 kadının meme kontrolü ve tarama tetkikleri yapılmış, 87 hastanın meme kanseri tedavisi/cerrahisi gerçekleştirilmiştir.”

Prof. Dr. Hasan Besim açıklamasında, düzenli olarak meme sağlığına yönelik meme kanseri tarama programları organize edildiğini ve tüm hasta verilerinin, hem elektronik hem de yazılı olarak kayıt altına alındığını belirterek, özellikle meme kanseri olgularının, tanı tedavi ve takip işlemlerinin, Cerrahi, Tanısal ve Girişimsel Radyoloji, Patoloji, Plastik Cerrahi, Radyasyon Onkolojisi ve Medikal Onkoloji uzmanlarından oluşan multidisipliner ve uzman bir ekip tarafından yürütüldüğünü belirtti.

Her 8 Kadından Birinde Görülen Meme Kanserinden Korunmak Mümkün!

Prof. Dr. Hasan Besim; “Hastanemiz, Meme Kanserinin Tanı ve Tedavisi ile Tedavi Sonrası İhtiyaç Duyulabilecek Estetik Girişimlerin Tümünü Karşılayacak Donanım ve Yetkinliktedir”
Görüntüleme altyapısı olarak Dijital Mamografi (MMG), Ultrasonografi (USG), Renkli Doppler Ultrasonografi (RDUS), 1.5 ve 3.0 Tesla Manyetik Rezonans (MR) ve Tomosentez olanaklarının bulunduğu merkezde, USG eşliğinde kor ve ince iğne biyopsisi/aspirasyonu ve gerekli durumlarda kullanılmak üzere “Breast Lesion Excision System (BLES)” altyapısının da bulunduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Besim, muayenede saptanmayan küçük meme lezyonlarının radyolojik yöntemlerle işaretlenerek çıkarılmasını sağlayan stereo taktik biyopsi işlemlerin ve son dönemlerde güncel meme kanseri tedavisinde kullanılan meme koruyucu cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi uygulamalarının yapılabildiğini belirtti. Yine uygun olgularda, mastektomi sonrası doku genişleticiler, implantlar ya da flep uygulamaları ile rekonstrüksiyon ve estetik girişimlerin (Onkoplastik Cerrahi) Plastik Cerrahi uzmanları ile beraber,eş zamanlı veya ardışık girişimler uygulanabildiğini de sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Hasan Besim; “Meme Kanseri Risklerinden Birini Taşıyor Olması, Mutlaka Kişide Meme Kanseri Gelişeceği Anlamına Gelmez.”
Meme kanserinin cerrahi tedavisi sonrasında adjuvan yani yardımcı tedavi olarak tümörün tipi ve evresine göre sistemik kemoterapi, hormonal tedavi ya da radyoterapinin gerçekleştirilmesi gerektiğini ve bu tedavilerin ilgili bölümlerin denetiminde devam ettiğini belirten Prof. Dr. Hasan Besim şöyle devam etti; “Meme kanseri açısından çeşitli iyi bilinen risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinden herhangi birine sahip olmak mutlaka meme kanseri gelişeceği anlamına gelmemektedir. Bu risk faktörlerinden bir bölümü ne yazık ki kaçınamayacağımız faktörlerdir. Örneğin cinsiyet yani kadın olmak, yaş, ailede meme kanserli yakın bir akrabanın varlığı ya da genetik özellikler gibi çeşitli risk faktörlerini değiştirmek ne yazık ki mümkün değildir. Ancak obezite, fazla miktarda alkol kullanımı, çeşitli hormonlar gibi bazı korunulabilir risk faktörleri de bulunmaktadır.”

Meme Kanseri Açısından Artmış Bir Risk Grubunda Mısınız?
Meme kanseri açısından artmış bir risk grubunda olup olmadığınız konusunda karar verebilmek için birtakım sorulara verilecek cevapların önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Besim, bu soruları şöyle sıraladı;

  • Önceden meme kanseri tanısı aldınız ve tedavi oldunuz mu?
  • Anne, kızkardeş ya da kızınızda meme kanseri ve/veya over kanseri var mı?
  • Obez misiniz?
  • Önceden göğüs bölgenize çeşitli nedenlerle radyoterapi aldınız mı?
  • Adet görmeye 12 yaşından önce mi başladınız? Menopoza 55 yaşından sonra mı girdiniz?
  • İlk hamileliğiniz 30 yaşından sonra mı?
  • Hiç çocuğunuz olmadı mı?
  • Her gün iki bardaktan daha fazla alkol içmekte misiniz?
  • Uzun yıllar hormon replasman tedavisi kullandınız mı?

Bu listeyi daha da uzatmanın mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Besim son olarak şunları kaydetti; “Ancak eğer yukarıdaki sorulardan biri ya da birkaçına “evet” yanıtı veriyorsanız, normale göre artmış bir meme kanseri riskine sahip olma olasılığınız bulunmaktadır. Bu durumda paniğe kapılmanıza gerek yoktur. Ancak öncelikle vücudunuzu tanımanız, kendi kendinize meme muayenesini öğrenip ayda bir defa uygulamanız, iyi bir merkezde yıllık meme kontrollerinizi yaptırmanız önerilmektedir. Unutulmaması gereken, meme kanserinde erken teşhis oldukça kolaydır ve erken tanı alan meme kanserlerinde tedavi çok daha yüz güldürücüdür.”

Düşünceleriniz veya Sorularınız