Hasta Yakınlarını da Tehdit Eden Hastalık Verem

Eklenme Tarihi: 12 Ocak 2019, Cumartesi, 19:40
Son düzenleme: 12 Ocak 2019, Cumartesi, 19:40

Hasta Yakınlarını da Tehdit Eden Hastalık Verem

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Finn Rasmussen Hava Yolu ile Bulaşan Bir Salgın Hastalık Olan ve Halen Dünyanın Birçok Yerinde Görülmeye Devam Eden Tüberküloz veya Halk Dilindeki Adıyla Veremle İlgili Yaptığı Açıklamada, Hastalığa Yakalanan Kişilerin %90’ının İlaç Tedavisi Olmadan Gizli Enfeksiyonla Savaştığını, Hastaların Aile Üyelerinin, Yakın Arkadaşları ile İş Arkadaşlarının da Risk Altında Olduğunu İfade Etti.

Tüberküloz Nasıl Bulaşır?
Prof. Dr. Finn Rasmussen, tüberküloz mikrobunun kaynağının, tedavi görmemiş, aktif akciğer ve gırtlak (larinks) kanseri olan hastalar olduğunu söyledi.  Nefes vermek, özellikle de öksürmek, hapşırmak, konuşmak ile mikropların havaya saçıldığını belirten Prof. Dr. Finn Rasmussen açıklamalarına şöyle devam etti;  “Sağlıklı kişiler bu mikropları nefes yoluyla alırlar.  Sokakta, dolmuşta, lokantada öksüren birinden verem mikrobu alma olasılığı çok düşüktür.  Bulaşma için genellikle verem hastası bir kişi ile belirli bir süre birlikte yaşamak gereklidir.  En çok hastanın aile bireylerine ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur.  Tedavi başlandıktan sonra bulaşma hızla sona erer.  Çatal, kaşık, tabak, bardak, giysi gibi nesnelerle, kan ve cinsel ilişki ile bulaşma olmaz.”  Güneş ışınlarının tüberküloz bakterisini öldürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Finn Rasmussen, havasız ve oksijeni az bulunan yerlerde bakterinin daha çabuk çoğaldığını kaydetti.

Prof. Dr. Finn Rasmussen; “Hasta Yakınları da Uzmana Başvurmalı.”
Bir toplumda veremle savaşın en etkili yolunun, hastalığın erken teşhisi ve tedavi başarısı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Finn Rasmussen, verem hastaları ile yakın temasta bulunan kişilere de tarama programlarının uygulanması ve belirtileri taşıyan kişilerin bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurması gerektiğini bildirdi.  Etkili bir tedavi ile ilk günlerden itibaren mikrop sayısının ve bulaşıcılığın azalacağını ifade eden Prof. Dr. Finn Rasmussen, 2 hafta sonra bulaşıcılığın büyük oranda yok olacağını kaydederek, erken ve uygun tedavi başlanır ve yeterli süre tedavi edilirse, hastaların yüzde yüzünün iyileşeceğini kaydetti.

Günümüzde veremin dünyanın birçok yerinde salgın hastalık olarak var olmaya devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, gelişmekte olan ülkelerde ise milyonlarca kişinin ölüm sebebi olduğunu belirtti.

“BCG aşısı özellikle çocukları verem hastalığından ve verem hastalığının ağır formlarından korumaktadır.” diyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, hasta kişilerin iyileşmesinde ise istirahatin, doğru beslenmenin ve uyku düzeninin öneminin büyük olduğunu belirterek şöyle devam etti;  “Hastalar ilaçlarını her gün uygun dozda ve düzenli olarak almalıdır.  Ayrıca yeterli sıvı tüketmeli, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durumalıdır.  Tedavi sürecinde temiz hava da çok önemlidir ve bulunulan ortamın iyi havalandırılması gerekmektedir.”

Prof. Dr. Finn Rasmussen;  “Verem, Dünyanın Birçok Yerinde Salgın Hastalık Olarak Var Olmaya Devam Etmektedir.”
Günümüzde veremin dünyanın birçok yerinde salgın hastalık olarak var olmaya devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, gelişmekte olan ülkelerde ise milyonlarca kişinin ölüm sebebi olduğunu belirtti.  Veremin yaygın ve birçok ölümlü vakaları bulunan bulaşıcı bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, kişinin verem bakterisini soluduğunda, bu bakterinin akciğere yerleştiğini, bağışıklık sistemi zayıfsa ya da zayıf hale gelirse, bakterinin çoğalmaya başlayarak akciğerden kana veya böbreklere, omurga ve beyin gibi vücudun başka kısımlarına sıçrayabildiğini, vücudun diğer kısımlarındaki tüberkülozun ise genellikle bulaşıcı olmadığını söyledi.  Veremin zayıf bünyeli kişilere, hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi, hapşırması hatta konuşması sırasında havadaki damlacıklar yolu ile bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, verem hastalarının genellikle günlerini beraber geçirdiği kişilere hastalığı bulaştırdığını belirtti.

Prof. Dr. Finn Rasmussen: “Tüberküloz Tanısı, Balgamda Verem Mikrobunun Gösterilmesi ile Konur.”
Verem hastalığına yakalanan kişilerin yaklaşık %90’ının ilaç tedavisi olmadan gizli enfeksiyonla savaşabildiğini belirten Prof. Dr. Finn Rasmussen, bu gizli hastaların yalnızca onda birinin aktif hasta haline geldiğini ve eğer tedavi edilmezlerse %60’ının kaybedilebildiğini söyleyerek şöyle devam etti;  “Aktif verem tanısı konanlar için tedavi ve hastalığın yayılmasını önlemek hayati önem taşır.  Hastalığın klasik belirtileri sürekli öksürük ve kanlı balgamdır.  Ancak ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı da verem ihtimalini düşündürmelidir.  Eğer enfeksiyon diğer organlarda ise ishal ve kemik ağrıları gibi daha geniş çapta belirtiler olabilir.”

Prof. Dr. Finn Rasmussen: “Doğru Ellerde, Verem Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır.”
Enfeksiyonun diğer organlarda daha geniş çapta belirtilere sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, ishal ve kemik ağrılarının fazla yaşandığı hastalığın teşhisinin akciğer grafisi, kan testleri, mikroskopik muayene, balgam veya başka vücut sıvısı kültürü yapılarak konulabileceğini belirtti.  Prof. Dr. Finn Rasmussen şöyle devam etti: “Teşhis için bronkoskopi veya aktif hastalık olup olmadığını gösteren özel kan testi yapılmalıdır.  Verem hastalığının tedavisi zor ve uzun süreli birçok antibiyotik kullanımını gerektirmektedir.  Tedavi süreci en az altı ay sürmektedir.  Verem hastalığında erken tanı ve tedavi oldukça önemlidir.  Eğer hasta doğru ellerdeyse verem hastalığı tedavi edilebilir bir hastalıktır.”

Düşünceleriniz veya Sorularınız