Rektörün Mesajı

Also available in: English

Rektörün Mesajı

Prof. Dr. Ümit Hassan

Değerli Arkadaşlar,

(Değerli Arkadaşlar» diye hitap edişimi okudunuz, şimdi hemen şu izleyen satırlara göz gezdirmeye ne kadar devam edeceksiniz…)

«Başlamak bitirmenin yarısıdır» demiş halkımız, bu sözün atasözü şekline bürünmesi bir ‘iş’in tamamlanmasına yönelik, malûm.

Biz, bu söyleşimiz için uyarlarsak aynı öğüdü, sanırım, hiç de yanlış olmaz. Çünki, söz konusu olan, sadece bu cümleleri okumak değil; Yakın Doğu Camiasına katılırsanız eğer, bitirmenin, me’zun olmanın da yarısına geleceksiniz.

O kadar kolay mı yükseköğrenim; Yakın Doğu’dan me’zun olmak? Tabiî ki hayır. Ama, Yakın Doğu’lu olmak, bu hayat tarzına adım atmak Me’zuniyet yolunda iş’in yarısını tamamlamak demektir: Kazanılacak azîm, edinilecek özgüven, kavuşulacak sıcak ortam, kendinizi iyi hissetmediğiniz günde her tür sıkıntının giderileceği ender bulunur bir ortama sahip olacağınız için.

Yakın Doğu’lu olmanın, bu hayat tarzına katılmanın herkes için sağlayacağı temel bu.

Bu temel üzerinde, eğitim, akademik faaliyet, 60’ın üzerindeki gençlik, kültür ve spor kulübü hep birlikte sizi bekliyor olacak.

Web’de de, görmeden inanmakta belki zorluk çekeceğiniz yetkinlikte dev bir eğitim kampüsü, fizikî ve toplumsal koşulların hiçbir emsal üniversite ile karşılaştırılamayacağı bir üniversite Yakın Doğu.

Bu son cümle sizlere iddialı gelebilir. Varsın gelsin şimdilik. Çünki ilerde aynı şeyi, sizler de, Yakın Doğu’lu olmaya aday, sizden genç arkadaşlarınıza söyleyeceksiniz.

‘Üniversite’ sözcüğünün kelime geçmişine, etimolojisine baktığımızda, «Bir’e dönük olma, bir olarak mevcut bulunma» kök anlamına ulaşırız. Bunun, toplumsal karşılığı, hiç şüphesiz, yukarıda kısaca belirttiğimiz, hayat’ı kavrama, hayat tarzı’nı uyumlu ve beraberce yaşama demektir.

Bu hayat tarzı, eğitim sürecinde; günler, aylar ve yılları yaşarken tekrar edelim, özgüven taşımak; me’zuniyet sonrasında da bu iyi-güzel-doğru birikimden hareketle, hayatın değişik boyutlarına hazır olmak ve başarıya koşmak demektir. Sözkonusu ‘Bir’e dönük varolma, Yakın Doğu’lu olma böyledir.

Yoksa, her bireyin aynı düşünceye sahip bulunması, farklı eğilim ve beğenilenlerin eksilmesi, bilimsel deyişle değişik ‘dünya görüşleri’nin törpülenerek, birbirine benzer genç insanları yaratmak demek değildir. Hiç de öyle değildir.

Ortak nokta, karşılıklı saygı, güven ortamı, iyi-güzel-doğru’ya arama yolunda dostça ‘Bir’ arada bulunmaktır.

İşte ancak böyle bir anlayış ‘birey’ olarak, ayrı nitelikte birikimlere yönelecek, farklı yetenek ve meziyetlerde yetişecek bir yüksek öğrenim gençliğine ortam hazırlayabilir.

‘Birey’ olma, bunun için gerekli özgür ortamın mevcudiyeti ile gelişir. Sizlerin de bildiği gibi, «Sizler ‘birey’siniz, yola koyulun, hadi arkadaşlar» demekle olmaz.

Biraz eski gözüyle bakılan bir sözcük ama, yeni deyişlerde karşılığı yok, sözünü ettiğimiz ‘beşerî’ potansiyelin temellerini, işleyişini, geleceğini; kısacası, dün-bugün-yarın’ını Kurucu Rektörümüz Suat Hoca’ya borçluyuz. Resmî sesleniş gereği olarak ifâde edersek, Kurucu Rektör Dr. Suat İrfan Günsel’e.

Dr. Suat İ. Günsel’i, sadece uzaktan, web’den, her tür bilgisel yazıdan öğrenenler, hem kendisini ve hem de Yakın Doğu’yu tam bilemezler. Suat Hoca, dünya işi olarak söyleyelim ve hissî bir ifâde ile seslenelim, «tek bir ağaç yok iken» var etmiştir. Yakın Doğu’yu.

Üç bine varan Yakın Doğu’lu çalışanının katkılarını azımsamamak hiç mümkün olur mu? Tabiî ki hayır. Ama Kurucu Rektörümüzün açtığı, yürüttüğü, Yakın Doğu’yu daha da yeni ufuklara dönüştürecek olan öz-varlığının devamı gerçek ‘birey’leri yetiştirmesi, başlangıçtan bugüne, o binlerce Yakın Doğu’lunun yolunu açmıştır.