Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Gürbüz DENİZ’i Konuk Etti

Eklenme Tarihi: 29 October 2016, Saturday, 12:36
Son düzenleme: 29 October 2016, Saturday, 12:36
Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Gürbüz DENİZ’i Konuk Etti

Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Küreselleşen Dünyada İslam İmajı üst başlıklı haftalık konferansları bağlamında bu hafta Ankara Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Gürbüz DENİZ’i konuk etti..

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre,YDÜ İlahiyat Fakültesi Küreselleşen Dünyada İslam İmajı üst başlıklı haftalık konferansları dizinin bu haftaki konuğu Prof. Dr. Gürbüz DENİZ “İslam Düşüncesi’nin Temel Özellikleri” başlıklı bir konferans verdi.

Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Gürbüz DENİZ’i Konuk Etti

Prof. Dr. Gürbüz DENİZ konferansta şunları söyledi: “İslam Düşüncesi; Müslümanların, özellikle, Kur’an-ı Kerim ve Sünnetten hareketle, diğer kadim insanlık kültürlerinden de faydalanarak/esinlenerek; bir sistem dahilinde ve tutarlılığı esas alarak oluşturdukları/ortaya koydukları, bütün dünyevî, uhrevî yorumlara ve te’villere denmektedir. İslam Düşüncesi’nin konusu; Allah, varlık, bilgi ve değer hakkında Müslümanların tefekkürünü ihtiva eder. Bu anlamıyla İslam Düşüncesi, varlıkla Allah arasındaki anlam arayışıdır diyebiliriz. Varlıktaki büyük aklı, yani varlığın varlık sebebini keşfetmeye gayret sarfetmek, İslam Düşüncesinin varlık sebebi olmuştur. Tabiattaki akıl, nedensel olup tesadüfî olmadığından, tabiattaki ve hareketteki anlamlılık ilahî akla izafe edilerek Allah; Müsebbibü’l-Esbab diye isimlendirilmiştir. Varlıktaki her keşif, Mutlak Aklın tezahürü olarak kabul edilir. Bu sebeple Müslüman düşünürler, düşünce eylemine çoğunlukla dinî söylemleri açıklamakla değil, varlıktan hareketle başlamışlardır. Çünkü varlığa ilişkin aklî temele dayanmayan teolojik söylemler, ikna edici olmadıkları gibi bir yaratıcıyı da işaret etmezler.Bu esaslardan hareket eden İslam Düşüncesinin en temel ana fikri şu olmaktadır: Gerek metafizik ve gerekse de fizikî alanda ortaya koyduğumuz her fikir, teorem ve inanç mutlaka bir sebebe dayalı olarak temellendirilmek zorundadır. Sebepsiz fikir, teorem ve inanç bilgiye ve araştırmaya konu olmayan şeydir. Eğer bir şeyin varlığı ve varoluşu makul bir sebebe dayanmıyorsa, orada meçhul bir durum var demektir ki, hurafenin kaynağı her zaman sebepsiz söylenen gizemli hikmete dayandırılmıştır. Kur’an ve sünnet/hadis üzerine yapılan yorum ve uygulamalar, İslam medeniyeti ve düşüncesinin teşekkülünde önemli rol oynamıştır. Özellikle farklı anlayış, zihinsel kapasite ve kültürlerden müslüman olan insanların Kur’an yorumları ve Peygamberi pratize etme, örnek alma teşebbüsleri, İslam Dünyasında geniş ve kuşatıcı bir tefekkürün ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Böylece Arapların yanında Arap olmayanların da İslamla yaşama ve müslümanca düşünme imkanı ortaya çıkmış olmaktadır.” dedi.

Konferans başta fakültesin dekanı Prof. Dr. Mehmet Mahfuz SÖYLEMEZ ve fakülte öğretim üyeleri ve öğrenciler olmak üzere geniş bir dinleyici kitlesi tarafından ilgi ile izlendi.