Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi 11 Nisan Dünya Parkinson Günü Nedeniyle Önemli Açıklamalarda Bulundu

Eklenme Tarihi: 11 Nisan 2016, Pazartesi, 14:18
Son düzenleme: 12 Nisan 2016, Salı, 21:17
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi 11 Nisan Dünya Parkinson Günü Nedeniyle Önemli Açıklamalarda Bulundu

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Sevda Diker, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü Dolayısıyla, Hastalığa İlişkin Özellikler, Belirtiler, Erken Teşhis ve Doğru Tedavi Yöntemleri ile İlgili Açıklamalarda Bulundu.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, tüm dünyada 10 milyonu aşkın kişiyi etkilediği tahmin edilen Parkinson hastalığı hakkında farkındalık oluşturmak ve toplumun bilinçlenmesini sağlamak amacı ile 11 Nisan ‘Dünya Parkinson Günü’ olarak anılmaktadır denildi.

Parkinson, İlerleyen Yaşla Birlikte Ortaya Çıkan ve Yavaş İlerleyen Bir Hastalıktır

İlerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan Parkinson hastalığının en iyi bilinen belirtileri, hareketlerde yavaşlama ve titremedir. Daha çok 50 – 75 yaş arası kişilerde gözlenirken, 65 yaş sonrası her 100 kişiden birinde, 85 yaş sonrası ise her 20 kişiden birinde görülmektedir. Ancak hastalığın sadece yaşlıları etkilediği düşünülmemelidir. Hastaların yüzde onluk bir kısmında hastalık belirtileri 40 yaşından önce ortaya çıkabilmekte, bazı özel ailevi formlarda ise başlangıç yaşı 20 yaş öncesinde olabilmektedir.

Beynin belli bölgelerinde hücre kaybı ile seyreden hastalık sonucu, vücut hareketlerinin ahengini sağlayan ve ‘dopamin’ adı verilen kimyasalın beyin dokusundaki miktarı giderek azalmakta, böylece hastalarda hareket sistemine ait bozukluklar ortaya çıkmaktadır.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi 11 Nisan Dünya Parkinson Günü Nedeniyle Önemli Açıklamalarda Bulundu

Hastalığın En Çok Bilinen Belirtisi Titreme

En çok bilinen belirtisi olan titreme sıklıkla tek taraflı olarak elde başlamakta, zamanla bacağa ya da diğer ele yayılabilmektedir. İnce beceri isteyen işlerden ziyade istirahat sırasında belirginleşmekte, ilk zamanlar heyecanla ortaya çıkarken, zamanla daha kalıcı hale gelmektedir. Titreme daha çarpıcı bir belirti olduğu için hastalar doktora daha erken başvurmaktadır.

Yavaşlamanın hasta tarafından fark edilmesi ise biraz daha geç olmaktadır. Hastaların yaklaşık üçte birinde hastalık vücudun tek tarafında yavaşlık, harekete başlamakta zorluk, tekrarlayıcı hareketleri yapmakta güçlük, el yazısının küçülmesi, yürümenin yavaşlaması, adım mesafelerinin kısalması, mimiklerin azalıp yüzün donuklaşması gibi belirtileri ile ortaya çıkar. Bu belirtiler yaşlılığın bir getirisi olarak yanlış değerlendirilip doktora başvuruyu geciktirebilmektedir.

Hastalığın Habercisi Diğer Belirtiler

Beyindeki hücre kaybı ve dopaminin azalma süreci, aslında hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasından 6-8 yıl önce başlamaktadır. Buna bağlı olarak bazı hastalarda daha önceye ait bulgular olabilir. İlaca dirençli depresyon, kabızlık, koku duyusunda azalma, uykuda rüyalar sırasında bağırma ve hareketlilik gibi belirtiler, Parkinson hastalığının habercisi olabilir.

Erken Teşhis ve Doğru Tedavi Yöntemi ile Hastalığın Gidişatını Yavaşlatmak Mümkün

Ne yazık ki, henüz hastalığı önleyici bir tedavi bulunmamıştır. Ancak erken teşhis ve doğru tedavi yöntemleri ile hastalığın gidişatını yavaşlatmak ve yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. Tedavide birinci seçenek ilaçlar ile beyinde azalan dopaminin yerine konması, etkisinin arttırılması ya da onun yerine geçecek başka ajanların takviyesi amaçlanır. Hastanın yaşına, belirtilerine ve eşlik eden hastalıkların varlığına göre uygun ilaç tedavisi seçilmektedir. İlaç tedavisinde hasta ve yakınlarının doktor ile işbirliği içinde olmaları ve tedavi uyumları çok önemlidir. Uzun soluklu bu hastalıkta, hasta yakından takip edilir, ilaç tedavisi hem etkinlik hem de yan etkiler dikkate alınarak dinamik bir şekilde düzenlenir. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı ve hastanın işlevselliğinin çok aksadığı durumlarda, beyin pili takılması ya da yakma gibi cerrahi müdahaleler yapılabilir.

Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise hareketlilikten vazgeçmemenin ilaç tedavileri kadar etkin olduğudur. Düzenli yapılan egzersizler, yoga ve dans gibi ritim duygusunu pekiştiren aktiviteler ile fiziksel hareketliliğin devamının sağlanması hastalığın ilerlemesini yavaşlatan en önemli unsurlardır.