Yakın Doğu Üniversitesi Ebelik Bölümü, 1. Uluslararası, 2. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nde Temsil Edildi

Eklenme Tarihi: 19 Nisan 2018, Perşembe, 15:56
Son düzenleme: 19 Nisan 2018, Perşembe, 16:00

Yakın Doğu Üniversitesi Ebelik Bölümü, 1. Uluslararası, 2. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nde Temsil Edildi

Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim elemanlarının “Duygusal Zeka’nın Annelik Rolü Üzerindeki Etkisi” konulu araştırmaları, Uluslararası Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresinde sözlü olarak sunuldu.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Doç. Dr. Ayten Şentürk Erenel ve Araş. Gör. Betül Mammadov’ un yürüttükleri “Duygusal Zeka’nın Annelik Rolü Üzerindeki Etkisi” adlı çalışma kongrede, Arş. Gör. Betül Mammadov tarafından sözlü olarak sunuldu. Annelerin annelik rolünde duygusal zekalarını nasıl ve ne ölçüde kullanabildiklerini değerlendirmek üzere yapılan çalışmanın sunumunda Arş. Gör. Mamadov, duygu ve zeka arasındaki ilişkinin bütün insanlık tarihi boyunca tartışılmış felsefi konular arasında olduğunu vurguladı.

Duygu ve Zeka Arasındaki İlişki İrdelendi
Sunumunda, duygu ve zeka arasındaki ilişki ise bütün insanlık tarihi boyunca tartışılmış felsefi konular arasında olduğunu belirten Arş. Gör. Mamadov, duygusal ve akılcı süreçlerin birlikte hareket ettiği olgusundan söz etti.

Arş. Gör. Mamadov şunları dile getirdi: “Duygu; yaşamdaki farklılıkları başlatan ve hayatı kolaylaştıran, harekete geçmemizi sağlayan, hislerde ve zihinsel tutumda fizyolojik değişiklikler ve davranışlarla ortaya çıkan dürtüler olarak tanımlanmaktadır. Duygular; kişinin harekete geçmesi için enerji temin etmelerinde ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri, çevreyi kontrol edebilmeleri veya bu ihtiyaçları karşılayacak uygun davranışları yapabilmelerinde yönlendirici veya değerlendirici rol üstlenirler. Klasik yaklaşımda, duygulardan etkilenmeyen kararlar vermek ideal düşünce tarzıdır. Modern yaklaşımlarda ise, aklın duygulara mutlak egemenliği sorgulanmaya başlamıştır. Duygu ve zeka arasındaki ilişki sosyolojik açıdan incelendiğinde duygusal ve akılcı süreçlerin birlikte hareket ettiği olgusu karşımıza çıkmaktadır. Zihnin ölçüsü olan IQ (bilişsel zeka) ve duyguların ölçüsü olan EQ (duygusal zeka) kavramları birbirini güçlendiren ve tamamlayan kavramlardır. Duyguları yönetmenin, insanın kişisel ve iş hayatındaki başarısında önemli yeri olduğunu keşfeden bilim insanları ‘duygusal zeka’ kavramını geliştirmiş ve bu kavramı tanımlamaya çalışmışlardır. İnsanın hayatta başarılı olmasını sadece IQ sağlamaz. Duygusal zekanın, klasik zekadan daha önemli olduğu ifade edilmektedir. Yaşamsal verimliliği arttırabilmek için IQ ve EQ’nun birleştirilmesinin daha yararlı olacağı ileri sürülmektedir. Duygusal zekanın etkili ve doğru kullanımının kişisel yaşama ve dolayısıyla toplumsal yaşama kattığı zenginlik göz ardı edilemez.”

Yakın Doğu Üniversitesi Ebelik Bölümü, 1. Uluslararası, 2. Ulusal Kadın Sağlığı Hemşireliği Kongresi’nde Temsil Edildi

Mammadov: “Anneliğe Geçiş Dönemi Kadınların Yaşamındaki Önemli Süreçlerden Biridir”
Sözlerinin devamında anneliğe geçiş dönemi kadınların yaşamındaki önemli süreçlerden biri olduğunu vurgulayan Arş. Gör. Mamadov, “Aile yaşam döngüsünde bir bebeğe sahip olma, anne ve baba için mutluluk verici bir olay olmasının yanında, yeni rol ve sorumluluk gerektiren bir değişim olması nedeniyle zor bir dönem olarak kabul edilmektedir. Annelik ve ebeveynlik rolü edinme çok karışık ve çok aşamalı zorlu bir süreçtir. Annelik rol kazanımı, gebeliğin belirlenmesi ile başlayan, gebelikte gelişen, doğum sonrası dönemde devam eden ve annelik kimlik gelişiminin oluşumu yani anne olma ile tamamlanan bir süreçtir” sözlerini kullandı. Annelik kimliğinin şekillenmesinin, doğan her çocukla birlikte ortaya çıktığını belirten Arş. Gör. Mammadov, beklentiler safhası, formal safha, informal safha, kişisel safha olmak üzere dört evrede gerçekleştiğini vurgulayarak, bu evrelerin her biri anne ve baba arasındaki ilişki, aile fonksiyonu, önemli kişiler, stres ve sosyal destek tarafından etkilendiğini söyledi. Araş. Gör. Mamadov, “Annelerin başarılı bir annelik rolü sergileyebilmeleri için doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde yeni rollerine geçiş konusunda hazırlanmaları önemlidir” dedi.

Duygusal Zekası Yüksek Kadınların Annelik Rolünü Gerçekleştirmedeki Başarısı Daha Yüksek”
Mammadov, yaptıkları çalışmada duygusal zekası yüksek kadınların annelik rolünü gerçekleştirmedeki başarısının daha yüksek bulunduğunu vurguladı. Sonuç olarak duygusal zeka düzeyi yüksek olan bireylerin duygu ve düşüncelerinin, kuvvetli ve zayıf yönlerinin farkında oldukları, anlık başarı ve hazlardan uzak durdukları, kendi hedeflerini kendilerinin belirledikleri ve hedeflerine kilitlendikleri, kendilerin başkalarının yerine koyabildikleri, başarısızlığa uğradıklarında umut ve iyimserliklerini koruyup yeniden denedikleri ve kişiler arası çatışmaları çözmekte başarılı oldukları görüldüğünü belirten Arş. Gör. Mamadov, düzenlenecek eğitim programları ile annelerin ve anne adaylarının duygusal zeka düzeylerinin yükseltilerek, kendini tanıyan daha mutlu ve başarılı bireyler yetiştirilebilmesi sağlanabileceğini söyledi.

Düşünceleriniz veya Sorularınız