Genç Yaşın Nörolojik Hastalığı: Multiple Skleroz

Eklenme Tarihi: 31 May 2017, Wednesday, 10:36
Son düzenleme: 31 May 2017, Wednesday, 10:42
Genç Yaşın Nörolojik Hastalığı: Multiple Skleroz

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER, Sıklıkla Genç Bireyleri Etkileyen ve Önemli Bir Hastalık Olan Multiple Skleroz’da (MS), Kişinin Kendi Bağışıklık Hücrelerinin Yanlış Programlanma Sonucu, Göz Sinirlerine, Beyin ve Omuriliğindeki Sinir Hücrelerine Zarar Verdiğini, Tedavi Seçeneklerinin ise Her Geçen Gün Dinamik Bir Şekilde Genişlediğini İfade Etti.

Hastalığın Belirtileri:

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER, MS hastalığının aynı anda bir ya da birden fazla bölgede yer tutabileceğini, etkilenen bölge ya da bölgelere göre şikayetlerin ortaya çıktığını, hastalığın en sık belirtilerinin genellikle tek gözde bulanık görme, beraberinde göz hareketleri ile ağrı, çift görme, dengesizlik, hissizlik, uyuşma, karıncalanma, ağrı gibi duyusal belirtiler, kuvvet kayıpları, idrar yapamama ya da tutamama ve normal dışı aşırı yorgunluk olduğunu ifade etti.  MS hastalığında felçten farklı olarak belirtilerin aniden ortaya çıkmadığını, genelde yavaşça başlayarak bir iki gün içinde belirginleştiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER, hastalığın atak ve düzelmelerle gidebileceği gibi ilerleyici bir şekilde de seyredebileceğini, sebebinin net olarak bilinmemekle birlikte genetik ve çevresel faktörlerin bir arada etki edebileceğini, MS’e etki eden çevresel faktörlerden birinin ise D vitamini eksikliği olduğunu belirtti.

Yrd. Doç.Dr. Sevda DİKER: “Gebelik Sırasında Güneş Işığına Daha Fazla Maruz Kalmış Annelerin Çocuklarında MS’e Daha Az Rastlandığı Saptanmıştır”

D vitaminin MS hastalığında bağışıklık sistemini düzenleyici etkilere neden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Sevda DİKER, düşük D vitamini düzeylerinin MS oluşumunu ya da ilerleyişini arttırdığını belirtti. Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER şöyle devam etti: “Bu konuda yapılmış çok sayıda çalışma vardır. Bunların çoğunda D vitamininin normal sınırlar içinde olması MS geliştirme, yeni MS atağı, MS ilerleyişi, beyin MRG’da yeni plak gelişimi gibi risklerde azalma ile ilişkili bulunmuştur. Yakın zamanda büyük bir dergide yayınlanmış çalışmada gebeliği sırasında güneş ışığına daha fazla maruz kalmış annelerin çocuklarında MS’e daha az rastlandığı saptanmıştır.  Ancak henüz dışarıdan D vitamini takviyesinin MS hastalığını önlemede etkinliğini ve güvenilirliğini test eden bir çalışma yoktur. Hali hazırda D vitamini ve MS ilişkisini inceleyen pek çok çalışma devam etmektedir ve sonuçları D vitamini eksiliğinin hastalık gelişimi ve ilerleyişindeki rolü ile takviyesinin etkileri ve nasıl olması gerektiği hakkında bilgilerimizi arttıracaktır.”

Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER: “Güneş Işığından Uygun Saatlerde Yeterli Şekilde Faydalanma ve D Vitamini İçeren Gıdaların Dengeli Şekilde Tüketilmesi Önemli.”

Uygulamanın kolaylığından ötürü D vitamini takviyesinin, MS hastalarının almakta olduğu özellikli tedavilere ek olarak oldukça yaygın şekilde kullanıldığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER, ancak hasta bazında kar zarar oranının her zaman göz önünde tutulması gerektiğini belirtti.  Tedavi öncesi mutlaka alınan kan numunesinden 25 – hidroksi D3 düzeyine bakılması gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Sevda DİKER, D vitaminin vücutta depolanan ve birikebilen bir vitamin olduğu için ancak eksiklik olması durumunda uygun dozda takviye yapılmasının doğru olduğunu belirterek şunları kaydetti; “Yapılan çalışmalarda genel olarak 25-OH D3 düzeyinin 40 – 60 ng/ml arasında tutulması önerilmektedir.Tedavi sırasında çok yüksek dozlar kalsiyum düzeylerinde normalin üstünde artışa sebep olabileceği için, onun yerine daha sık aralıklarla daha düşük dozlar tercih edilmelidir. Hastanın kalp hastalığı ya da böbrek taşı hikayesi mutlaka sorgulanmalıdır. Şuanki pratiğimizde MS hastalarında rutin olarak 25-OH D3 düzeyi bakarak, yetersizlik var ise uygun dozda tedavi başlamaktayız.  Bunun yanında güneş ışığından uygun saatlerde yeterli şekilde faydalanma ve D vitamini içeren gıdaların diyetimizde dengeli şekilde bulundurulması da önerilerimiz arasındadır.”