Dünyada 1 Milyar İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor

Eklenme Tarihi: 16 Ekim 2017, Pazartesi, 16:56
Son düzenleme: 16 Ekim 2017, Pazartesi, 17:03
Dünyada 1 Milyar İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu Beslenmenin, Açlık Duygusunu Bastırmak, Karın Doyurmak ya da Canının Çektiğini Yemek veya İçmek Olmadığını, Sağlığı Korumak, Geliştirmek ve Yaşam Kalitesini Yükseltmek için Vücudun Gereksinimi Olan Besin Öğelerini Yeterli Miktarda ve Uygun Zamanlarda Almak için Bilinçli Yapılması Gereken Bir Eylem Olduğunu İfade Etti.

Her yıl bir çok etkinliğin düzenlendiği 16 Ekim’in, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Olan FAO’nun 16 Ekim 1945 yılında kurulması ile ilişkili olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, amacın doğru gıda tüketimine dikkat çekmek, gıda israfını azaltmak ve gıda güvenliğini sağlamak açısından farkındalık yaratmak olduğunu belirtti.

Besinlerin Yeterli Düzeyde Tüketilmesine Dikkat Edin
Sağlığın korunması ve hastalıkların önlenmesi için yeterli ve dengeli beslenmenin temel olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, besin öğelerinin yeterli düzeyde alınmadığı zaman vücutta yeterli enerjinin oluşmadığını ve vücut dokularının yenilenmediğini, bu durum ile de yetersiz beslenmenin oluştuğunu belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: “Besin öğelerinin gereğinden fazla alınması durumunda ise, fazla alınan bazı öğeler vücutta yağ olarak depolanır. Kişi yeterince beslenmesine rağmen uygun seçim yapmadığından ya da yanlış saklama ve pişirme yöntemleri uyguladığından, besin öğelerinde kayıplar olur, genel sağlık bozulur ve ayni zamanda dengesiz beslenme oluşur. Yetersiz ve dengesiz beslenme vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklara neden olacağından, yeterli ve dengeli beslenme sağlığın temelidir diyebiliriz.”

Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu; “Yetersiz Beslenen Kişiler Kolay Hasta Olur, Hastalıkları Ağır Seyreder”
Yetersiz ve dengesiz beslenen kişilerin vücutlarının mikroplara karşı dayanıklı olmadığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, bu kişilerin kolay hasta olduğunu ve hastalıklarının da ağır seyrettiğini belirtti. Yeterli ve dengeli beslenen kişilerin hareketli ve dikkatli baktığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: “ Yeterli beslenen kişiler muntazam, pürüzsüz, hafif nemli ve hafif pembe bir cilde sahiptirler, saçları canlı ve parlaktır, saçları güçlüdür, sık sık baş ağrısından şikayet etmezler, zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişimi normal, çalışmaya isteklidirler. Yetersiz ve dengesiz beslenen kişiler ise hareketleri ağır, isteksiz, eğilmiş bir vücuda sahip, şişkin bir karın, ciltte yaralar ve pürüzleri olan, sık sık baş ağrısından şikayet eden, yorgun kişilerdir.”

Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu: “Yetersiz ve Dengesiz Beslenmeyi Oluşturan Faktörlerin Başında Bilgisiz Hareket Etme ve Hızlı Nüfus Artışı Gibi Nedenler Geliyor.”
Yetersiz ve dengesiz beslenmeyi oluşturan faktörlerin başında bilgisiz hareket etme ve hızlı nüfus artışı gibi nedenlerin geldiğini söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, ABD’de üretilen gıdaların %40’ının hiç tüketilmediğini belirtti. Avrupa’da ise her yıl 100 milyon ton gıdanın çöpe atıldığını söyleyen Banu Özbingül Arslansoyu Türkiye’deki durumun da çok farklı olmadığını, günlük üretilen 82 milyon ekmeğin, 77 milyon 340 bininin tüketilirken, 4 milyon 600 bininin ise çeşitli nedenlerle israf edilip çöpe atıldığını, buna karşın dünyada 1 milyara yakın sayıda insanın aç yaşadığını ifade etti.”

Bu Yılın Teması “Göçün Geleceğini Değiştirin, Gıda Güvenliği ve Kırsal Kalkınmaya Yatırım Yapın”
FAO’ya göre, gıda ve tarımın, insan refahının merkezinde yer aldığını, bu nedenle özellikle kırsal alandan birçok insanın göç etmesine neden olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, şöyle devam etti: “Dünyanın yoksul ve gıda güvensizliği yaşayan nüfusunun yüzde 75’inden fazlası kırsal alanlarda, çoğunlukla tarım ve doğal kaynak temelli geçim kaynaklarına bağlı olarak yaşamaktadır.  Birçok kişi ve aile ise ekonomik nedenlerle yoksulluktan kurtulmak için başka uygun seçenek görmediklerinden göç etmektedir.  Bu kapsamda sürdürülebilir kırsal kalkınmaya, iklim değişikliği adaptasyonuna ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım yapmak, mevcut göç sorununa verilen küresel cevabın önemli bir parçası olacaktır”.

Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu: “Gıda İsrafı Hem Bireysel Hem de Toplumsal Mücadele Edilmesi Gereken Günümüz Dünyasının En Büyük Sorunlarından Biridir.”
Gıda israfını önlemek için alışveriş listesi yapılması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, yapılan listeye bağlı kalınmasına ve aç mide ile alışverişe çıkılmamasına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Sık alışverişe çıkılarak alım miktarının düşürülmesi, toptan alışverişten kaçınılması ve besinler bozulmadan dondurma işlemiyle saklanmasına özen gösterilmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, yumuşamış meyve veya sebzelerin çöpe atılmamasının da önemine vurgu yaparak, şunları söyledi; “Yumuşamış meyve ve sebzelerin suyu kullanılmalı, fazla olan besinler ihtiyaçlı kişilerle paylaşılmalı, dışarıda yediğiniz yiyeceklerden artanlar paket yapılmalı ve çocuklara küçük yaştan itibaren yiyecekleri israf etmeme eğitimi verilmelidir. Gıda israfı hem bireysel hem de toplumsal mücadele edilmesi gereken günümüz dünyasının en büyük sorunlarından biridir. FAO 2014 yılı raporunda, dünyada her dokuz kişiden birinin aç olduğunu duyurmuştu. Rapor, açlıkla siyasi kararlılıkla mücadele edilirse, 2025’te dünyada aç insan kalmayacağını ortaya koymuştur. Güzel bir gelecek için kaynaklarımızı idareli kullanmalıyız. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarına, özel sektöre, basın kuruluşlarına ve özellikle bizlere büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Birer birey olarak bu sorumlulukların farkına varabilmek ve yarınlarımız için üretim tüketim dengesini kurabilmek temennisi ile “Dünya Gıda Günü” kutlu olsun.”