Azınlık İçinde Azınlık olmak (mı?) Yakın Doğu Enstitüsü’nden Kadın ve Etnisite Çalışmalarına Bilimsel Katkı

Eklenme Tarihi: 09 Mart 2018, Cuma, 12:08
Son düzenleme: 09 Mart 2018, Cuma, 16:51

Azınlık İçinde Azınlık olmak (mı?) Yakın Doğu Enstitüsü’nden Kadın ve Etnisite Çalışmalarına Bilimsel Katkı

Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü ve İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Koldaş’ın İsrail vatandaşı Filistinli/Arap Kadınların İsrail başat yapısıyla ilişkisini anaakım medya temsiliyetleri üzerinden inceleyen bilimsel makalesi; uluslararası Sosyal Bilimler Atıflar Dizininde (SSCI) taranan Uluslararası İlişkiler Dergisi’nde yayınlandı.

Makale, toplumsal yapılanma içinde azınlık içinde azınlık olmama mücadelesi veren kadınların medyadaki temsiliyetini inceliyor
Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre Doç. Dr. Umut Koldaş tarafından Uluslararası İlişkiler Dergisi’nde yayınlanan makalede İsrail vatandaşı Filistinli/Arap kadınların etnik, cinsiyetçi ve etno-cinsiyetçi hegemonyalarla ilişkileri bağlamında İsrail başat sistemi tarafından “bizdenleştirilmeleri” ve “kontrollü olarak ötekileştirilmeleri” süreçlerinde İsrail anaakım basınının araçsallığı irdeleniyor. Makalenin temel savı İsrail anaakım basınının “İsraillilik” söylemine koşut bir şekilde İsrailliliği ve bütünleşmeyi ön plana çıkaran kadını kucaklayıp İsrailliliğin hâkim tanımına muhalif olan kadını ise kontrollü bir şekilde ötekileştirirken sistemsel eşitsizliğin cinsiyet boyutunu da önemsizleştirdiği olarak ortaya çıkıyor. Doç. Dr. Koldaş bu savlara ulaşırken İsrail’in en yüksek tiraja sahip, uluslararası (diaspora) erişilirliği olan 5 gazetesinde yayımlanmış metinlerin eleştirel söylem analizinden yararlandı. Makalede medyadaki temsiliyete konu olan metinler eleştirel medya kuramları perspektifinden ideolojik arkaplanlarının oluşumundaki dinamikler göz önünde bulundurularak değerlendirilirken, İsrail’de kadının tarihsel ve sosyolojik konumu, İsrail medyasında Filistinli/Arap vatandaşlarının temsiliyetinin tarihsel gelişimi, İsrail medyasında kadının temsili hakkındaki çalışmalara da atıfta bulunuluyor.

Uluslararası İlişkiler Konseyi (UİK) Derneği tarafından uluslararası ilişkiler, siyasi tarih, devletler hukuku, strateji ve diplomasi alanlarında hazırlanıp yayınlanan ve uluslararası Sosyal Bilimler Atıflar Dizininde (SSCI) başta olmak üzere birçok uluslararası atıf dizininde yer alan Uluslararası İlişkiler Dergisi kuramsal ve analitik özgün çalışmaların yanı sıra kitap incelemelerine yer veriyor.

Azınlık İçinde Azınlık olmak (mı?) Yakın Doğu Enstitüsü’nden Kadın ve Etnisite Çalışmalarına Bilimsel Katkı

Koldaş: Toplumsal cinsiyet eşitliği için eşitlik odaklı bütünlükçü bir yaklaşım ve başat yapı karşıtı yapıbozumcu güçler biriliği gerekli
Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü ve “Azınlık İcinde Azınlık Olmak (mı?): İsrail Vatandaşı Filistinli/Arap Kadınların İsrail Anaakım Basınında Temsili” başlıklı makalenin yazarı Doç. Dr. Umut Koldaş, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için toplumsal farkındalık faaliyetleri kadar bilimsel sistematik çalışmaların da yapılması gerektiğine vurguda bulundu. Toplumsal cinsiyet eşitliğine giden yolun bir gün ve bir haftayla sınırlandırılmayarak bütünlükçü bir anlayışın sürekli bir şekilde hayata geçirilmesinden geçtiğinin altını çizen Koldaş yapmış olduğu bilimsel çalışmanın bu yola bilimsel ve sistematik bir katkı sağlamasını umut ettiğini belirtti. Ülke ve toplum yapılarının kendilerine özgü yapılarını göz önünde bulundurmakla birlikte genel anlamda uygulanabilir bütünlüklü stratejiler geliştirebilmek için karşılaştırmalı analizlerle cinsiyet eşitsizliğine dayalı başat yapıların karşılaştırmalı olarak irdelenmesi gerektiğine işaret eden Koldaş, “Bütünlükçü bir feminist direniş stratejisinin ve ataerkil egemen sistem karşıtı yapıbozumcu bir güçler birliğinin yokluğunda Filistinli/Arap kadının gerek toplumsal eşitliğinin sağlanması gerekse medyadaki temsilinin daha eşitlikçi bir anlayışla gerçekleşmesi çok zordur. Filistin kadını gibi benzer hegemonik boğumlu yapılarda yaşayan kadınlar azınlığın, azınlığı olduğu etnik-dinsel bir ataerkil sistemin içinde hak kazanım mücadeleleri vermektedir. Ancak, sistemin yapısal dokusu değişmedikçe, bu mücadeleler mevcut sistemin yapısal anlamda bir bozuma uğratılmasından çok onun yeniden üretilmesine yardım edebilir. Nitekim bu tür yapılarda kadınların kazandığı haklar da ancak başat değerler sistemiyle oluşturulmuş bir yapıda anlam kazanacakları için, doğası itibarı ile birbirine ters gibi görünse de birbirini tamamlayan bir şekilde o yapıyı besleyebileceklerdir” dedi.

Düşünceleriniz veya Sorularınız