“Arap Baharı Sonrası Kıbrıs’ın Stratejik Önemi Daha da Arttı”

Eklenme Tarihi: 25 Mayıs 2016, Çarşamba, 11:50
Son düzenleme: 25 Mayıs 2016, Çarşamba, 11:50

“Arap Baharı Sonrası Kıbrıs’ın Stratejik Önemi Daha da Arttı”

Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen ve alanlarında uzman isimlerin konuşmacı olarak konuk olduğu, açılışını TBMM eski Başkanı Cemil ÇİÇEK’in yaptığı, ilk oturumlarında uluslararası ilişkiler ve güvenlik çalışmalarının önemli uzman ve uygulayıcıları Prof. Dr. İlter TURAN, Doç. Dr. Ahmet K. HAN, Ergün OLGUN, Emekli Büyükelçi Onur ÖYMEN, Doç. Dr. Nihat Ali ÖZCAN, Ercan ÇİTLİOĞLU, Necdet PAMİR, Faruk DEMİR, Yavuz YENER, Reyhan GÜNER, Emekli Büyükelçi Ertuğrul KUMCUOĞLU, Emekli Büyükelçi Murat ÖZÇELİK, ORSAM Başkanı Şaban KARDAŞ, Doç. Dr. Haldun YALÇINKAYA, E. Büyükelçi Osman KORUTÜRK gibi önemli isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı Güvenlik Akademisi Sertifika Programı kapsamında STRATIM (Stratejik İletişim Merkezi) İcra direktörü, 23.dönem Türkiye Milletvekili Suat KINIKLIOĞLU konuşmacı olarak yer aldı.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, KINIKLIOĞLU Arap Baharı olarak adlandırılan fakat süreç içerisinde bölge için güvenlik sorunsalının başlıca nedenleri arasında yer alan ayaklanma ve kalkışmaların Doğu Akdeniz güvenliğine olan etkilerini ve KKTC’ye yansımalarını KKTC güvenlik bürokrasisinden, sivil toplum örgütü temsilcileri ve akademisyenlerden oluşan katılımcılara değerlendirdiği bildirildi.

“Arap Baharı Sonrası Kıbrıs’ın Stratejik Önemi Daha da Arttı”

Türkiye 2000’li yılların başında yumuşak gücüyle Batı-Doğu arasında bir denge unsuru oldu

Konuşmasının ilk bölümünde Türkiye’nin son 13 yıllık Orta Doğu politikasını değerlendiren KINIKLIOĞLU, “Türkiye’nin son dönem Orta Doğu politikasının iki evresi olduğunu söyleyebilirim. Bunlardan ilk evre Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesiyle Mart 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın arasında geçen dönemdir. 2011’den günümüze kadar olan süreç ise Türkiye’nin son dönem Orta Doğu Politikası’nın ikinci evresini oluşturmaktadır. Önümüzdeki yıllarda siyasal tarihçiler ya da bu konuda çalışan uzmanlar Türkiye’nin Orta Doğu politikasını değerlendiren çalışmalarında Türkiye’nin Orta Doğu Politikasını bu iki evreyle anlatacaklardır. Bu iki evrenin birbirinden tam olarak farkı Ahmet DAVITOĞLU’nun kurgulayıcısı olduğu “komşularla sıfır sorun politikası”ydı. Türkiye’nin Batı ile olan ilişkileri çok fazla Batı tarafında doğru yaslanmıştı. Türkiye bütün yumurtalarını Batı sepetine koymuştu. Bu iktidar bunu dengelemek ve Türkiye’nin Doğu ile olan ilişkilerini kuvvetlendirmek amacıyla bu politikayı geliştirdi. Bu siyaset komşularla siyasi diyaloğu geliştirerek, ticari hacimleri arttırarak ve komşu halklarla Türkiye halkarı arasındaki etkileşimi arttırarak –bu konuda en başarılı adım Türkiye’nin uyguladığı vize rejimidir- 2011 yılına kadar başarılı oldu. Türkiye bölgede bahsi geçen yıllar arasında yumuşak gücünü arttırmıştır. Türkiye o dönemde bunları yaparken Batı ile olan ilişkilerini kötüleştirmemişti. Türkiye Batı-Doğu arasında bir denge unsuru olmuştu” dedi.

“Arap Baharı Sonrası Kıbrıs’ın Stratejik Önemi Daha da Arttı”

Türkiye, Suriye’de Yaşananları Doğru Okuyamadı

Türkiye’nin yumuşak gücünü arttırdığı dönemde bölgenin sorunlarına doğrudan taraf olmadığına, Suriye-İsrail görüşmelerinde arabulucu olabildiğine, hem İran ile hem de İsrail ile konuşabildiğine değinen Suat KINIKLIOĞLU “O yıllarda Türkiye ne mezhepsel ne de siyasi olarak bölgedeki kutuplaşmaların içinde taraf değildi. Türkiye’nin iç siyasetinde ve dış siyasetinde 2010 yılı kırılmanın başladığı yıldır. 2010 Mayıs’ında iki şey oldu; bunlardan ilki Mavi Marmara olayıdır. İkincisi de Türkiye’nin BMGK’da İran’a uygulanacak ambargolar meselesinde kullandığı “hayır” oyudur. O günlerde Washington’da yaptığım görüşmeler hayatımın en zor diplomatik temasları olmuştur. Ardından adına Arab Baharı denen süreç ve Suriye iç savaşı başladı. Türkiye, Suriye’de yaşananları doğru okuyamadı. Esad’ın 5-6 ay içerisinde görevi bırakacağını düşünen Türkiye çok büyük yanılgıya uğradı. Suriye’de asker ve istihbahrat Mısır’ın aksine saf değiştirmedi ve Türkiye’nin hesapları ne yazık ki sahada karşılığını bulmadı. Türkiye’nin bölge üzerindeki romantik öngürelileri büyük bir başarısızlığa neden oldu. Bölgede ABD ve Rusya gibi süper güçler dahi gelişmeleri yönlendiremezken Türkiye’nin kapasitesi dışı attığı adımlar ülkenin şu an ki durumunun ana nedenidir.” dedi.

Son bölümde soru cevap bölümünde katılımcılardan gelen soruları yanıtlayan ve yorumları değerlendiren Suat KINIKLIOĞLU’na seminer sonunda Yakın Doğu Enstitüsü Güvenlik Akademisi Sertifika Programı’na katkılarından dolayı Yakın Doğu Üniversitesi Center of Exellence Başkanı Prof. Dr. Nedime SERAKINCI ile Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut KOLDAŞ tarafından teşekkür belgesi takdim edildi.