Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi”, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu Tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonu’nda Açıldı

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim elemanlarının, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı 47 eserden oluşan “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi”, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonu’nda açıldı. Açılış konuşmalarını Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ve Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç’n yaptığı serginin açılışına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy ve Lefkoşa Milletvekili Ahmet Savaşan da katıldı. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 408’nci sergisi olan ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin 14 akademisyen sanatçısının resim, heykel, seramik ve baskı resimlerinden oluşan 47 eserini bir araya getiren sergi, 15 Haziran’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Olgun Amcaoğlu: “Ülkemizin geçmişi ve geleceğiyle kucaklaşmasına olanak sağlayan böylesine değerli kültürel ve sanatsal etkinlikler bizim için büyük bir mutluluk.” Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin düzenlediği Güzel Sanatlar Şubat Sergisi’nde yaptığı açılış konuşmasına “Ülkemizin geçmişi ve geleceğiyle kucaklaşmasına olanak sağlayan böylesine değerli kültürel ve sanatsal etkinlikler bizim için büyük bir mutluluk” sözleri ile başladı. Bakan Amcaoğlu, Yakın Doğu Oluşumu’nun açtığı müzeler ve düzenlediği sergilerle sanatseverlerle buluşturduğu tüm eserlerin, gelecek nesiller için büyük bir bütünlük oluşturduğunu dile getirdi. Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, “Bazı başarılar tek tek, ilmek ilmek ve büyük bir çabayla oluşturulur. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin de bugün geldiği nokta ve başarı böyle bir şey. Birbirinden değerli, farklı ülkelerden sanatçıların kendi değerlerini ve kültürlerini yansıtan eserlerini; burada, bizim çatımız altında dünya ile buluşturması ise bambaşka bir gurur. Bu büyük sanat atılımında emeği geçen herkese ve başta Dr. Suat Günsel olmak üzere Günsel Ailesi’ne teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Bugün burada şahit olacağımız sanat şöleni; büyük bir emeğin, azmin ve vizyonun en önemli sembollerinden birisidir.” Açılış konuşmasında Yakın Doğu Üniversitesi’nin sanatla ve bilimle kol kola yürüdüğünü söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Bugün burada şahit olacağımız sanat şöleni; büyük bir emeğin, azmin ve vizyonun en önemli sembollerinden birisidir” dedi. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Bir eğitim kurumuna üniversite vasfı kazandıran özellikler; hiç kuşkusuz, sadece bilim üretme kapasitesi ve yürüttüğü eğitim faaliyetleri değildir. Gerçek bir üniversitenin sahip olması gereken en önemli vizyonlardan biri topluma hizmettir. Bu vizyonun kilit taşı ise hiç kuşkusuz topluma karşı duyulan sorumluluğun beslediği sosyal sorumluluk bilincidir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, konuşmasında, Yakın Doğu Üniversitesi’nde geliştirilip üretilerek kullanıma sunulan PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti, koruyucu burun spreyi Olirin’i ve kısa bir süre önce açılışı yapılan Genom Analiz Laboratuvarı’nı da hatırlatarak, “Bütün bu adımlar, Yakın Doğu Üniversitesi’nin bilim üretme kabiliyetinin birer yansımasıdır. Ancak aynı zamanda attığımız bu adımların her biri; toplumumuza duyduğumuz sorumluluğun bir gereği olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’imizin sağlık altyapısını ve pandemi ile mücadele kapasitesini güçlendirme amacıyla atılmıştır” dedi. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Diğer yandan sayısı 400’ü aşan sergiler; 100 binin üzerinde sanat eserini ve materyali bir araya getiren müzeler; 10 bin kişinin aynı anda ibadet etmesine olanak veren Kıbrıs’ın en büyük ibadet merkezi Dr. Suat Günsel Camii; ülke çocuklarının eğitimi için, bütün yatırımları tamamlanarak Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığımıza devredilecek 6 tane Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu gibi projeler de Yakın Doğu Oluşumu sahip olduğu sosyal sorumluluk bilincinin çok özel eserleridir” dedi. Prof.Dr. Erdal Aygenç: “Tarih öncesi çağlardan beri, temeli neredeyse hiç değişmeyen ve adeta sihirle hayat bulan sanat, insanı dünya ile buluşturmaktadır.” Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç, “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi”ndeki konuşmasına, sanatın tarihteki önemine değinerek başladı. “Tarih öncesi çağlardan beri, temeli neredeyse hiç değişmeyen ve adeta sihirle hayat bulan sanat, insanı dünya ile buluşturmaktadır” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Erdal Aygenç, sanatın her zaman, içinde bulunduğu dönemin ve coğrafyanın özelliklerini yansıttığını söyledi. Prof. Dr. Aygenç, insanoğlunun sanatı bir çok şey için kullandığını belirterek “İnsanlık, sanatı kimi zaman bir iletişim biçimi, kimi zaman süsleme aracı olarak değerlendirmiş; dini tasvir, propaganda, toplumsal eleştiri, gerçekliğin yorumlanması, güzelliğin betimlenmesi, öykü anlatımı, duyguların ifade edilmesi gibi sayısız amaç için kullanmıştır” dedi. Prof. Dr. Erdal Aygenç, konuşmasını bütün sanatseverleri 15 Haziran’a kadar ücretsiz olarak ziyarete açık olacak “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi”ni görmeye davet etti.

31 Mayıs’ı Tütünsüz Geçirin!

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) üye ülkelerde 31 Mayıs, 1987 yılından bu yana “Dünya Tütünsüz Günü” olarak kutlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü bu yaklaşımla, sigarayı kullanıcıların hayatından kalıcı olarak uzaklaştırmayı hedefliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uzm. Dr. Fadime Tülücü, 31 Mayıs’ta tüm tütün ve tütün ürünü kullanıcılarını, 24 saat süreyle, sigarayı bırakmaya çağırıyor. Tütün ve tütün ürünleri kullanımı; cilt bozukluğu, dişeti hastalıkları, ağız ve yutakta tat alma eksikliği, gırtlak ve nefes borusunda iltihaplanma, ses tellerinde hasar, ani bebek ölümleri, kalp ve damar hastalıkları, kısırlık, iktidarsızlık ve birçok kanser türüne sebep oluyor. Bu zararlar sigara kullanıcıları tarafından bilinmesine rağmen hala bir çok kişi tütün ve tütün ürünü kullanmaya devam ediyor. Tütün ve tütün ürünleri sadece kullanıcıya değil, çevresindeki kişilere de zarar veriyor Tütün ve tütün ürünleri kullanımında pasif içicilik diğer adı ile sigara dumanından ikinci el maruziyete ek olarak artık üçüncü el içicilik ya da üçüncü el maruziyet tanımı da literatüre girmiş durumda. İkinci el içicilik, sigara kullanıcısından çıkan dumanın solunması, üçüncü el içicilik ise sigara kullanıcısının eline, tenine hatta nefesine yapışan duman içerisindeki toksik maddelerin, kullanıcının özellikle eş ve çocukları başta olmak üzere, birinci derece yakınlarını etkilemesi durumudur. Uzm. Dr. Fadime Tülücü üçüncü el içicilerde görülen sağlık sorunları ile ilgili; “Sigara içen anne ve babaların çocuklarında solunum yolu enfeksiyonlarını oldukça sık görmekteyiz. Bunlar tedavisi zor sağlık sorunları da olabiliyor. Direkt içici olmadıkları halde ileride sigara ile ilişkili hastalıklara yakalanma yada sigara bağımlısı olma olasılıkları da çok daha yüksektir” ifadelerini kullanıyor. Pasif içiciliğin önüne geçmek için dumansız hava sahaları oluşturulması, sigara içilmeyen park, bahçe, cafe ve restoranların yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Fadime Tülücü, “Günümüz belediyeciliğinde bu tarz ortamların oluşturulması teşvik edici, özendirici ve saygın bir davranış olacaktır” diyor. Elektronik sigaralar masum değil! Nargile ve elektronik sigara gibi masum olduğu düşünülen ürünlerin kullanımı son yıllarda artış eğilimi gösteriyor. Nargile kullanımı bütün diğer tütün ürünleri gibi zararlı olmakla kalmayıp, ayrıca, Hepatit B ve tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıklarının bulaşmasında risk faktörü olarak gösteriliyor. Tütün endüstrisi tarafından sigarayı bıraktırma özelliğine sahip olduğu iddia edilen elektronik sigaraların, klasik sigaralarla eşdeğer tehlike oluşturduğunu söyleyen Uzm. Dr. Fadime Tülücü şöyle devam ediyor; “Elektronik sigaralar, nikotin ve diğer zararlı maddeleri vücuda soğuk buhar yöntemiyle veren sigara kadar zararlı ürünlerdir. Elektronik sigaralarda tütün yerine soğuk buhar yöntemi ile buharlaştırılan ve ağız yoluyla ciğere çekilen bir sıvı bulunur. Bu sıvının içerisinde genellikle değişken miktarlarda sıvı nikotin, gliserin, koku verici maddeler ve propilen glikol vardır. Elektronik sigaradan alınan nefes ile sıvı, soğuk buhar haline gelir ve ciğerlere ulaşır. Nikotin içeren bu dumanın solunması ile 5 dakika içinde vücuttaki serum nikotin düzeyi en yüksek değerine ulaşır”. Sigara deneyen her 5 kişiden 3’ü sigara bağımlısı oluyor! Elektronik sigaralar kullanıcıyı cezbedici kokulu aromalar da içeriyor. Yapılan çeşitli çalışmalar elektronik sigara ile klasik sigara dumanındaki zararlı partiküllere, vücuttaki küçük hava yolları ve akciğerlerde aynı oranda rastlandığını gösteriyor. Elektronik sigaralar, klasik sigaralara göre daha az oranda da olsa kanserojen olduğu bilinen zehirli maddeler içeriyor. Tütün endüstrisinin özellikle gençleri hedef aldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Fadime Tülücü, “Sigara deneyen her 5 kişiden 3’ü sigara bağımlısı oluyor. Bu nedenle genç neslin tütün ile mücadele bilincine hakim bir şekilde yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu bilincin yerleştirilmesi için ise toplumlarda anaokulundan başlayarak çocuk, genç ve yetişkinlere özgü eğitim programları düzenlenmesi büyük bir gereksinimdir” diyor.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin Düzenlediği Panelde Gazeteci ve Akademisyenler “Rusya- Ukrayna Savaşı ve Barış Gazeteciliği”ni Tartıştı

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen panelde ”Rusya-Ukrayna Savaşı” bağlamında “barış gazeteciliği” akademisyen ve gazeteciler tarafından masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Özejder’in yaptığı çevrimiçi panele, akademisyen Prof. Dr. Sevda Alankuş ile gazeteciler Hakan Aksay, Işın Elçin ve Cenk Mutluyakalı konuşmacı olarak katıldı. Panelde barış gazeteciliği, teorik olarak ve pratikte yaşanan örnekleriyle ele alınırken, konu Rusya – Ukrayna savaşı özelinde örneklendirildi. Moderatör Yrd. Doç. Dr. Özejder, panelin açılış konuşmasında, Rusya – Ukrayna savaşının başlamasının üzerinden üç ay geçtiğini ve savaşın halen devam ettiğini vurguladı. Herkesin savaşa karşı olduğunu söylemesine rağmen, dünyada savaşların sürdüğüne dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Özejder, bu noktada medyanın da içinde olduğu toplumsal kurumların eleştirel gözle ele alınması gerektiğini; bu nedenle gazeteciliğe eleştirel bir bakış getirme eğilimi taşıyan barış gazeteciliğini ele almak istediklerini belirtti. Prof. Dr. Sevda Alankuş: “Aslında biz bizzat medya haline gelmiş durumdayız.” Barış gazeteciliği alanında önde gelen akademisyenlerden biri olan Prof. Dr. Sevda Alankuş, sözlerine Fransız akademisyen Mark Deuze’ün “Aslında biz medyanın içinde yaşıyoruz” metaforunu hatırlatarak başladı. Gelişen medya teknolojisiyle birlikte insanların, artık medyayı takip eden konumdan çıkarak bir başka role büründüğünü anlatan Prof. Dr. Alankuş, “Aslında biz bizzat medya haline gelmiş durumdayız” dedi. Prof. Dr. Alankuş, bu nedenle geçmişte yaşanan savaşlarda insanların olayları izleyen pozisyonunda iken mevcut metaverse teknolojisiyle, şahısların bizzat savaşı yaşayan pozisyonuna konumlanabileceğini belirtti. Rusya-Ukrayna Savaşı’nı ve medyanın rolünü değerlendiren Prof. Dr. Sevda Alankuş, savaşlarda propagandaların eskisi gibi olduğunu ancak yapılma biçimleri ve etki alanlarının genişlediğini belirtti. Gerek Ukrayna gerekse Rusya’nın propaganda yöntemlerini en iyi biçimde kullandığını söyleyen Prof. Dr. Alankuş, propagandanın aynı zamanda dezenformasyon içerdiğini vurguladı. Prof. Dr. Alankuş, böyle bir ortamda barış gazeteciliği yapmanın ağır bir bedeli olduğunu söyleyerek, zor koşullara rağmen Rusya’da alternatif gazetecilerin Youtube üzerinden barıştan yana gazetecilik yapmakta olduğunu belirtti. Barış gazeteciliğinin tanımıyla ilgili kuramsal yaklaşımlara değinen Prof. Dr. Alankuş, kendi yaklaşımının ise barış gazeteciliğini feminist bir bakış açısından ele aldığını söyledi. Prof. Dr. Sevda Alankuş, barış gazeteciliğinin toplumsal cinsiyet odaklı, kadın odaklı bir habercilik yapılarak mümkün olacağını söyledi. Hakan Aksay: “Rusya’da birçok savaş karşıtı medya organının kapatıldı.” Rusya’yı ve Rus medyasını iyi tanıyan gazeteci Hakan Aksay, konuşmasında Rusya-Ukrayna Savaşı ve medya bağlantısı üzerine odaklandı. Üç ayı dolmak üzere olan Rusya – Ukrayna Savaşı’nın pek çok açıdan geçmişte yaşanan savaşlardan farklılıklar içerdiğini vurguladı. Nükleer silah kullanılma olasılığından bahsedilen bir savaş olarak dünyanın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Sovyet halkları içinde birbirine en yakın halklar olan Rusya ve Ukrayna halklarının bu savaşla karşı karşıya geldiğinin altını çizen Aksay, bu yönüyle de bu savaşın farklılıklar içerdiğini belirtti. Rusya – Ukrayna Savaşı ile ilgili haber yapmanın zorluklarından bahseden Aksay, her iki tarafın da propaganda yaptığı bu dönemde, doğru enformasyona ulaşmanın son derece zor olduğunu, gerek ölü yaralı sayısı gerekse ülkeden göç eden insan sayısı bakımından farklı rakamların verildiğini ve kaynaklar arasından doğru bilgiye ulaşmanın güç olduğunu söyledi. Aksay, Rusya’da birçok savaş karşıtı medya organının kapatıldığını belirterek, gazetecilerin içinde bulunduğu durumu anlattı. Aksay “Moskova’nın Yankısı radyosu kapatıldı. Çok önemli bir platformdu. Muhalif televizyon kanalları kapatıldı. Pek çok Rus gazeteci ülkeyi terk etti. Hapiste olanlar da var. Bunların bir kısmı Türkiye’ye geldiler. Daha sonra Gürcistan, Baltık ülkeleri ve İsrail’den yayın yapıyorlar bu Rus gazetecileri. Rusya’da gazetecilere yönelik baskılar arttı. ‘Savaş’ demek yasak. Savaş deyip onun üzerine yorum yaparsanız 15 yıla uzanan hapis cezaları sizi bekliyor olabilir” ifadelerini kullandı. Işın Eliçin: “Barış gazetecilerinin haberleri İnfluencerlerin önüne geçemiyor.” Gazeteci Işın Eliçin ise Rusya-Ukrayna Savaşı’nı anlayabilmek için medyanın geldiği noktaya bakmak gerektiğini vurguladı. İnsanların enformasyonu artık televizyondan değil, sosyal medya üzerinden aldığını belirten Eliçin, bu enformasyon bombardımanında, daha hızlı ve daha çok haber verme kaygılarının öne çıktığını kaydetti. Araştırmaların, enformasyon bombardımanına maruz kalmanın insanların muhakeme becerisini paralize ettiğini gösterdiğini belirten Eliçin, paralize olmuş insanların manipülasyona çok daha açık hale geldiğini ifade etti. Eliçin, “Bu olağanüstü ortamda medyanın yapabilecekleri sınırlı. Barış gazeteciliği yapmak isteyen insanlar için böyle bir sorun da var. Onca haberin içinden benim ürettiğim haber alıcıya nasıl ulaşacak? Düşünün sosyal medya döneminde dikkati çekebilmek için algoritmalara göre başlıklar üretmeniz gerekiyor. Bir influencerin önüne haberim nasıl geçecek?” diyerek gazeteciliğin yaşadığı sıkıntılardan bahsetti. Mevcut ortamda gazetecilerin bilgiye ulaşma konusunda sıkıntılar yaşadığını anlatan Eliçin, bilgileri doğrulatma konusunda da zorluklar bulunduğunu söyledi. Cenk Mutluyakalı: “Barış gazeteciliği, insanlığı hakikatle buluşturmak için önemli.” “Rusya-Ukrayna Savaşı ve Barış Gazeteciliği” panelinde konuşan Cenk Mutluyakalı, genel müdür ve genel yayın yönetmenliğini sürdürdüğü Yenidüzen Gazetesi’nde barış gazeteciliği yapma iddiasıyla çalıştıklarını belirtti. Mutluyakalı, barış gazeteciliğinin sürekli kendini geliştiren ve güncelleyen bir alan olduğunun altını çizerek, “Barış gazeteciliği, insanlığı hakikatle buluşturmak için önemli” dedi. Rusya – Ukrayna arasında yaşananlar ile ilgili dünyanın hala tam bir tanım yapamadığını belirten Mutluyakalı, bunun bir işgal mi, savaş mı yoksa bir müdahale mi olduğuna ilişkin dünyanın net bir isim koyamadığını söyledi.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, Bu Hafta Salı ve Cuma Günleri Açılışını Yapacağı İki Sergi ile 92 Eseri, Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsünde Sanatseverlerle Buluşturacak

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, 31 Mayıs Salı günü Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonunda açılacak olan 47 eserden oluşan “Güzel Sanatlar Şubat” sergisinin ardından; 45 eserden oluşan “Güzel Sanatlar Mart Sergisi”ni de 3 Haziran Cuma günü Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonunda açacak. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, bu hafta sanatseverlere tam anlamıyla sanat şöleni yaşatmaya hazırlanıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Elemanları tarafından hazırlanan 92 sanat eseri, hafta içinde açılışı yapılacak iki sergi ile Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde ziyarete açılacak. Sergilerin ilki, 31 Mayıs Salı günü Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonunda saat 17.00’da açılacak olan “Güzel Sanatlar Şubat” sergisi. 47 eserden oluşan sergi, 14 akademisyen sanatçının resim, heykel, seramik ve baskı resimlerini bir araya getirecek ve 15 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. 45 eseri bir araya getirecek olan “Güzel Sanatlar Mart” sergisi ise 3 Haziran 2022 Cuma günü saat 17.00’da Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonunda açılacak. Açılışı yapılacak sergilerle birlikte Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin açılışını yaptığı sergi sayısı da 409’a ulaşmış olacak. Güzel Sanatlar Mart sergisi, 17 Haziran’a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek. Her iki serginin küratörlüğünü ise Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcısı ve GÜNSEL Sanat Müzesi Müdürü Doç. Dr. Erdoğan Ergün üstlendi. Doç. Dr. Erdoğan Ergün: “Sanatseverleri, sergilerimize davet ediyoruz.” Müzelerin; sanat eserlerinin izinin sürülmesi, tarihlendirilmesi, korunması, restorasyonunun yapılması gibi konularda sanat tarihine büyük katkıda bulunduğunu söyleyen Doç. Dr.Erdoğan Ergün, “Sanat müzeleri, sanatın tarihini yazmak için başvurulacak en önemli kaynaklardan biridir” dedi. Yaşayan bir sanatçı için eserinin sanat müzesinde yer almasının büyük bir prestij olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Erdoğan Ergün, “Bizler de eserlerimizin yer aldığı sergileri Kıbrıs Modern Sanat Müzesi adına açmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Doç. Dr. Erdoğan Ergün, “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığımız eserlerden oluşan iki karma sergimiz, Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonu ve Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonunda Haziran ortalarına kadar ziyarete açık olacak. Sanatseverleri her iki sergimize de davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Guatr Ameliyatlarında Ses Tellerinin Zarar Görme Riskine Son!

Türkiye’de yaşayan 58 yaşındaki Leyla Doğan, guatr ameliyatı olmak için, ses tellerini korumayı sağlayan İntraoperatif Sinir Monitörizasyon (İOSM) teknolojisini kullanan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ni tercih etti. Kolay, hızlı ve komplikasyon riski düşük bir işlem olan guatr ameliyatlarında, hastalar işlemin kendisinden çok operasyon sırasında ses tellerinin zarar görmesinden endişe duyuyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde uzun süredir kullanılan İntraoperatif Sinir Monitörizasyonu (İOSM) sistemi ile operasyon sırasında sinirler görsel ve işitsel olarak monitörize edilerek ameliyat sırasında oluşabilecek hasarın önüne geçiliyor. Uygulamanın sağladığı bu olanak hastaların gönül rahatlığıyla ameliyatlarını olmalarını sağlıyor. Türkiye’de ikamet eden 58 yaşındaki Leyla Doğan’a da kısa bir süre önce multinodüler guatr tanısı kondu. Sahip olduğu teknolojik donanım ve uzman hekim kadrosu nedeniyle Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ni tercih ederek, tedavi için KKTC’ye gelen Leyla Doğan’ın ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. İntraoperatif Sinir Monitörizasyon (İOSM) teknolojisi, kalıcı hasarların önüne geçiyor! Son yıllarda intraoperatif sinir monitörizasyonu sadece genel cerrahi alanında değil, aynı zamanda kalp damar, beyin ve sinir cerrahisi, kulak burun boğaz ve ortopedi ameliyatlarında da sinir koruyucu bir teknoloji olarak güvenle kullanılıyor. Boyun çizgisi üzerinden küçük bir kesiyle, tiroid bezi içindeki nodülün çıkarılması ile gerçekleştirilen tiroid (guatr) ameliyatları ise bu yöntemin en çok kullanıldığı alanların başında geliyor. Kolay ve komplikasyon riski düşük bir işlem olsa da teknoloji kullanılmayan operasyonlar sırasında solunum ve ses tellerini düzenleyen sinirlerde yaralanmalar meydana gelebiliyor. Bu durum ise ses kaybı, konuşma bozukluğu ve soluk alıp vermede kalıcı hasarlara neden oluyor. Leyla Doğan’ın ameliyatını da gerçekleştiren Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan konuyla ilgili “İntraoperatif sinir monitörizasyonunun kullanımı, özellikle nüks guatr denen, daha önce ameliyat edilmiş ancak hastalığı nüks etmiş hastalarda ve tiroid kanseri ameliyatlarında olmazsa olmaz hale gelmiştir” ifadelerini kullanıyor. Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan: “Ameliyatın çeşitli evrelerinde sinirler kontrol ediliyor, böylece karşılaşılabilcek olası riskler en aza indirgeniyor.” İntraoperatif Sinir Monitörizasyon (İOSM) teknolojisi, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde de genel cerrahi uzmanları tarafından tiroid ve ses tellerine yakın seyreden dokuların korunması amacıyla güvenle kullanılıyor. Ameliyatın çeşitli evrelerinde sinirler kontrol ediliyor, böylece hastanın ameliyat sonrası ses kaybı sorunu ile karşılaşmasının önüne geçebiliyor. Ameliyat öncesi ve sonrasında ise özel bir hazırlık gerekmiyor. Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan Leyla Doğan’ın ameliyat süreci ile ilgili şunları söylüyor; “Bundan bir süre önce hastamıza Türkiye’de multinodüler guatr tanısı kondu. Tedavi için ameliyat önerildi. Leyla Hanım ameliyat için merkez araştırırken bize ulaştı. Yeterli güveni sağlamış olacağız ki, ameliyat olmak için Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ni tercih etti. İntraoperatif Sinir Monitörizasyon teknolojisi desteği ile hastamızda total tiroidektomi, yani tiroid bezinin tamamen çıkarılması operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Hasta güvenliği ve konforunun üst seviyede sağlandığı operasyonu kısa sürede tamamlayarak, hastamızı sağlığına kavuşturduk. Operasyon sonrası süreci de oldukça rahat atlatan hastamız, ameliyattan iki gün sonra sağlıkla taburcu oldu.” Leyla Doğan: “Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin sahip olduğu donanım ve uzman hekim kadrosuna güven duydum.” Ameliyat sonrası kontrol muayenesi gerçekleştirilen Leyla Doğan, ameliyat öncesi ve sonrası ile ilgili deneyimlerini “Ameliyat olmam gerektiği söylendiği zaman, sağlık merkezlerini araştırmaya başladım. İnternette, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin bu konuda gerekli teknolojik donanıma ve deneyimli kadroya sahip olduğunu gördüm. Hemen iletişime geçtim. Görüşmelerim sonucu hastaneye ve hekim kadrosuna güven duydum. Aynı zamanda allerjik astım hastası olduğum için ameliyat öncesi göğüs hastalıkları ve kulak burun boğaz hekimlerince kısa süreli allerji tedavisi gördüm. Sonrasında operasyon hazırlıklarım hızlıca tamamlandı. Ameliyat sonrası süreci de çok rahat atlattım. Ayni gün içerisinde ayağa kalkıp yürüdüm. İlk bir kaç gün yutma güçlüğü dışında soluk alıp vermede ya da konuşmada herhangi bir sorun yaşamadım. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin güler yüzlü ve ilgili hekim kadrosuna ve destek ekiplerine teşekkür ederim” ifadesini kullandı.

47 Eserden Oluşan “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi”, 31 Mayıs Salı Günü Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonunda Açılacak

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim elemanları tarafından Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırlanan eserlerden oluşan “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi”, 31 Mayıs 2022 Salı günü saat 17.00’da Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonunda açılacak. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi düzenlediği 408’nci sergi olan “Şubat” adlı karma sergide, 14 akademisyen sanatçının resim, heykel, seramik ve baskı resimlerinden oluşan 47 eseri yer alacak. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcısı ve GÜNSEL Sanat Müzesi Müdürü Doç. Dr. Erdoğan Ergün küratörlüğünde gerçekleştirilecek “Şubat” adlı karma sergi, 15 Haziran’a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek. Doç. Dr. Erdoğan Ergün: “Sanatseverleri, 15 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak sergimize davet ediyoruz.” Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Yardımcısı ve GÜNSEL Sanat Müzesi Müdürü Doç. Dr. Erdoğan Ergün, “Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi bünyesinde; üreten, tasarlayan, düşünen, uluslararası sanat gelişmelerini izleyen, yaşadığı dönemden haberdar olan, sorgulayan, aydın öğretim elemanlarımız ile gerçekleştirdiğimiz karma sergimizde yer alan eserler zengin bir üslup çeşitliliği sunuyor” dedi. Doç. Dr. Ergün, “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığımız eserlerden oluşan sergimiz, Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonunda 15 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. Sanatseverleri sergimize davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ünlü Kıbrıslı Türk Yönetmen Derviş Zaim, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencileri ile Buluştu

Tabutta Rövaşata, Filler ve Çimen, Cenneti Beklerken, Gölgeler ve Suretler gibi Türk sinemasının önemli yapımlarına imza atan Ünlü Kıbrıslı Türk Yönetmen Dr. Derviş Zaim, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri ile buluştu. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Film Yapımı ve Yayıncılık Bölümü tarafından düzenlenen atölyeye katılan Derviş Zaim, yönetmenliğini üstlendiği 1996 yapımı kült film “Tabutta Röveşata”yı öğrencilerle birlikte izleyerek sonrasında yönetmenlik ve filmin yapım süreci üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Aynı zamanda Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Film Yapımı ve Yayıncılık Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak ders de veren ünlü yönetmen Dr. Derviş Zaim’in katıldığı atölyeye İletişim Fakültesi öğrencilerinin yanı sıra pek çok fakülte ve bölümden öğrenciler de yoğun ilgi gösterdi. Etkinliğin moderatörlüğünü ise Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Film Yapımı ve Yayıncılık Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. İzlem Kanlı ile bölüm öğrenci temsilcisi Mehmet Daowd gerçekleştirdi. Yrd. Doç Dr. İzlem Kanlı: “Ustalarla atölye çalışmaları sürecek.” Derviş Zaim’in bölümlerinde aynı zamanda öğretim görevlisi olarak ders de verdiğini hatırlatan Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Film Yapımı ve Yayıncılı Bölüm Başkanı Yrd. Doç Dr. İzlem Kanlı, “Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden Dr. Derviş Zaim’in akademik kadrolarında yer almasından duydukları memnuniyeti ifade etti. Dr. Derviş Zaim’in katılımı ile gerçekleştirilen etkinliğe pek çok fakülte ve bölümden öğrencilerin yoğun bir ilgi gösterdiğini söyleyen Yrd. Doç Dr. İzlem Kanlı, öğrencilerini ustalarla buluşturarak onların deneyimlerinden faydalanmalarını sağlayacak atölye çalışmalarını sürdüreceklerini de söyledi. Doç. Dr. Ayhan Dolunay: “Derviş Zaim gibi değerli bir yönetmeni öğrencilerimizle buluşturmaktan mutluluk duyduk.” Yakın Doğu Üniversitesi’nin, kuruculuğunu üstlendiği müzeleri ve sayısı 400’ü aşan sergileri ile sanatı; öğrencilerin ve Kıbrıs Türk halkının günlük yaşamının bir parçası haline getirmeyi amaçladığını vurgulayan Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ayhan Dolunay, “Derviş Zaim gibi değerli bir yönetmeni öğrencilerimizle buluşturmaktan mutluluk duyduk” ifadesini kullandı. Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen Film Yapımı ve Yayıncılık Bölümü öğretim üyelerine teşekkür eden Doç Dr. Dolunay, Dr. Derviş Zaim’e de etkinliğin bitiminde teşekkür belgesi takdim etti.

Yakın Doğu İlkokulu Kurucu Müdürü Hasan Yükselen, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Önünde Düzenlenen Törenle Son Yolculuğuna Uğurlandı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemli eğitimcilerinden Hasan Yükselen, son yolculuğuna uğurlandı. 53 yıllık eğitimcilik hayatında uzun yıllar öğretmen ve idareci olarak görev alan Yükselen, Yakın Doğu İlkokulu Kurucu Müdürü olarak 23 yıl boyunca hizmet verdi. 78 yaşında hayatını kaybeden Hasan Yükselen için Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi önünde tören düzenlendi. Hasan Yükselen’in kızı Güliz Hüdaoğlu ve damadı Gürdal Hüdaoğlu’nun da katıldığı törene, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İrfan Günsel, Yakın Doğu Oluşum Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Tüzünkan ve Yakın Doğu İlköğretim Eğitim Başkanı Ertan Aligüllü ile okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Törende sırasıyla, Yakın Doğu İlköğretim Eğitim Başkanı Ertan Aligüllü, Dr. Suat Günsel Girne İlkokulu Müdürü İzzet Yılmaz ve Hasan Yükselen’in damadı Gürdal Hüdaoğlu birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından omuzlara alınan Hasan Yükselen’in naaşı alkışlarla cenaze aracına bindirilerek defnedileceği Lefkoşa Mezarlığına uğurlandı. Ertan Aligüllü: “Bedenen kaybetmiş olsak da Hasan Yükselen hocamızın adı ve hizmetleri ilelebet yaşayacak.” Yakın Doğu İlköğretim Eğitim Başkanı Ertan Ali Güllü, 53 yıllık başarılı bir eğitimcilik hayatı olan Hasan Yükselen’in Yakın Doğu İlkokulu’nun kuruluşundan itibaren 23 yıl hizmet verdiğini ve bugün gelinen noktada büyük emekleri olduğunu söyledi. Aligüllü, “Bedenen kaybetmiş olsak da Hasan Yükselen hocamızın adı ve hizmetleri ilelebet yaşayacak. Yakın Doğulular onu asla unutmayacak” ifadesini kullandı. İzzet Yılmaz: “Hasan Hocamızla çalışırken hem öğretmen hem de idareci olarak çok şey öğrendim.” Yakın Doğu İlkokulu’nun müdürlüğünü üstlendiği dönemde Hasan Yükselen’in yardımcılığını üstlenen İzzet Yılmaz ise Yakın Doğu İlkokulu’nda Yükselen ile en fazla mesai yapan kişilerden biri olarak kendisini çok şanslı hissettiğini söyledi. Bugün Dr. Suat Günsel Girne İlkokulu Müdürü olarak görev alan İzzet Yılmaz, “Hasan Hocamızla çalışırken hem öğretmen hem de idareci olarak çok şey öğrendim. Bugün müdürlüğünü yürüttüğüm okulumda, Hasan Bey’den öğrendiğim pek çok şeyi uyguluyorum” dedi. Yılmaz, “İyi ki yollarımız kesişmiş. İyi ki onunla birlikte mesai yapma şansı bulmuşum. Hasan Hoca kelimelerle anlatılamaz. Hasan hocanın okulda kurduğu düzen ve sistemi sürekli arkadaşlarıma anlattım ve anlatmaya devam edeceğim. Hepimizin başı sağolsun” ifadelerini kullandı. Gürdal Hüdaoğlu: “Emekli olduktan sonra da Yakın Doğu ile olan duygusal bağını hiçbir zaman kaybetmedi.” Törende Ailesi adına söz alan Hasan Yükselen’in damadı Gürdal Hüdaoğlu ise hayatını eğitime adayan Hasan Yükselen’in son gününe kadar eğitime dair düşünmeye ve üretmeye devam ettiğini vurguladı. Yükselen’in her zaman Yakın Doğu’yu büyük bir aile olarak gördüğünü söyleyen Hüdaoğlu, “Emekli olduktan sonra da Yakın Doğu ile olan duygusal bağını hiçbir zaman kaybetmedi” ifadesini kullandı. Hasan Yükselen’in tedavi sürecini de Yakın Doğu Üniversitesi Hasatanesi’nde geçirdiğini söyleyen Gürdal Hüdaoğlu, “Burada kendisiyle her zaman yakından ilgilenildi. Sadece gördüğü ilgi nedeniyle değil ülkemizde toplumuna hizmet eden böyle donanımlı bir sağlık kurumu bulunuyor olmasından da gurur duyardı” dedi. Hüdaoğlu, “Hayatı boyunca olduğu gibi, bu son görevde de babamı yalnız bırakmayan başta Suat Günsel Hocamız olmak üzere bütün Yakın Doğululara teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

2022 Yaz Döneminde Ders Alacak Öğrencilere Önemle Duyurulur

2022 Yaz Döneminde almak istediğiniz derslerin ön başvurusunu alttaki linkteki formu doldurmak suretiyle 04 Haziran 2022 tarihine kadar yapabilirsiniz. Gelen taleplerin değerlendirmesinden sonra yaz döneminde açılacak dersler 20 Haziran 2022 tarihinde ilgili bölümler tarafından ilan edilecektir. Yaz döneminde, üçü uzaktan çevrim içi, ikisi de yüz yüze olmak üzere 15 krediyi aşmamak kaydıyla en fazla 5 ders alınabilir. Yaz Dönemi Ön başvuru WEB sayfası: http://yazokulu.neu.edu.tr/

Yakın Doğu Üniversitesi Araştırmacılarından Doç. Dr. Buket Baddal Avrupa’nın En Büyük Mikrobiyoloji Kongresi ECCMID 2022’ye Davetli Konuşmacı Olarak Katıldı

Portekiz’in başkenti Lizbon’da hibrid olarak düzenlenen Avrupa’nın en büyük mikrobiyoloji kongresi olan European Congress of Clinical Microbiology & Infectious Diseases (ECCMID) birçok ülkeden 14 bin katılımcıyı bir araya getirdi. Kongreye davetli olarak katılan Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarından Doç. Dr. Buket Baddal, “COVID-19 Tanısı: Yeni Ve En Yeniler” oturumunda; “COVID-19 Gerçek-Zamanlı Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) Tanısında Yapay Zeka Kullanımı” başlıklı konuşması ile katıldı. Doç. Dr. Buket Baddal’ın konuşması mikrobiyoloji camiası tarafından büyük ilgi gördü. Bu yıl 32’ncisi düzenlenen ECCMID, sözlü oturumların yanı sıra eğitim atölyeleri, açık forumlar, uzmanlarla tanışma oturumları ve çeşitli bilimsel sempozyumları içeren kapsamlı bir bilimsel programdan oluşuyordu. COVID-19 pandemisine geniş çapta yer verilen kongrede, klinik mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları alanında birçok farklı konu irdelendi. ECCMID Kongresi’nde solunum yolu enfeksiyonları, yoğun bakım ünitelerinde görülen gram-negatif enfeksiyonlar, mantar enfeksiyonları ve anti-fungal ajanlar, paraziter enfeksiyonlarda ufuk açan gelişmeler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, mikrobiyom, moleküler tiplendirme ve genom analizleri, biyofilm, antimikrobiyal direnç, aşılar ve yeni antibiyotiklerdeki son gelişmeler paylaşıldı. COVID-19 tanısında yapay zeka kullanımı Kongrenin en önemli oturumlarından biri ise COVID-19 tanısında kullanılan en yeni teknolojilere ayrıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Buket Baddal, bu oturumda, COVID-19 PCR test analizlerinin daha hızlı ve doğruluk oranı daha yüksek olarak uygulanabilmesi için geliştirdikleri makine öğrenimi destekli tanı algoritmasını katılımcılar ile paylaştı. Başkanlığını Dr. Petar Velikov ve Snjezana Zidovec-Lepej’in yaptığı iki saatlik oturumda on farklı ülkeden konuşmacılar yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ve Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi öğretim üyesi Dr. Emre Özbilge’nin de yer aldığı proje, PCR testlerinin sağlık çalışanları ve sağlık sistemleri üzerindeki yükü otomatize analiz yöntemleri ile hafifletmeyi ve mikrobiyologların daha verimli bir şekilde çalışabilmelerini amaçlıyor. Doç. Dr. Buket Baddal: “Yapay zeka destekli PCR tanı algoritmaları ileriki olası pandemiler için önem taşıyor.” Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Moleküler Mikrobiyoloji Laboratuvarı Sorumlusu da olan Doç. Dr. Buket Baddal, yapay zeka uygulamalarının son yıllarda klinik mikrobiyoloji alanında uygulanmaya başlandığını ve mikrobiyoloji testlerinin analizlerini otomasyon ile hızlandırarak iş yükünü azaltabileceğini belirtti. Pandemi sürecinde laboratuvarda günlük binlerce klinik örnekte PCR testi çalışıldığını hatırlatan Doç. Dr. Baddal, COVID-19 PCR tanı testleri için geliştirdikleri yapay zeka destekli algoritmaların, tanısı RT-qPCR’a dayanan tüm viral ve bakteriyel patojenlerin belirlenmesi için de kullanılabileceğinin altını çizdi. Doç. Dr. Baddal, “Yapay zeka temelli uygulamaların ülkemizdeki laboratuvarlar sistemlerine entegre olması; ileride yaşanabilecek olası salgınlarda, hızlı tanı, izolasyon ve tedavi süreçleri için çok değerli” ifadesini kullandı.
tercih robotu