Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri, Üçüncü Kitabıyla İlham Vermeye Devam Ediyor

Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” serisinin üçüncü kitabında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önde gelen lider iş kadınlarından Işın Ramadan Cemil’in ilham veren hayat hikayesini kaleme aldı. Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt’un kaleme aldığı Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri serisi üçüncü kitabıyla okuyucuları ile buluşuyor. Kıbrıs Türk Toplumunun kültürüne ve yaşamına büyük katkılar sunan kahramanların ilham verici hikayelerini okuyucuyla buluşturan Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, 3 Mart’ta piyasaya çıkacak serinin üçüncü kitabında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önde gelen iş kadınlarından Işın Ramadan Cemil’in hikayesini anlatıyor. 23 yıldır; gelecek yıl 80’inici yaşını kutlayacak olan, Ramadan Cemil İşletmeleri’ni yöneten Işın Ramadan Cemil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önde gelen iş kadınlarından biri olmasının yanı sıra ülkede sivil toplumun ve sosyal sorumluluk kültürünün oluşmasında öncü bir rol oynadı. Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından 1974’te kurulan hükümette ilk Türk kadın diplomat olarak yer aldı. Işın Ramadan Cemil, halen, Kıbrıs Türk Kadınlar Birliği Üyesi, İş Kadınları Derneği Kurucu ve Onur Kurulu üyesi, Dışişleri Mensupları ve Eşleri Derneği ile Çevre Koruma Vakfı kurucu üyelikleri yanında; Cinémathèque Topluluğu, Beşparmak Düşünce Grubu, Girne İnisiyatifi, Okuma Kulübü gibi düşünce kulüpleri ile Girne Innerwheel ve Welcome Clubs International gibi uluslararası kulüplerin yerel kollarının kurucu üyelik ve başkanlıklarını üstlendi. Cemil, Uluslararası Inner Wheel 222’inci Bölge ALASIA’nın da Kurucu Bölge Başkanı oldu. Ailece kurucularından oldukları Kıbrıs Türk Eğitim Vakfı ve benzeri eğitim kurumları, hayır kurumları ve düşünce dernekleri ile sanat ve spor hayatına destek vermeye devam ediyor. İş Kadınları Derneği Onur Ödülü’nün de sahibi olan Işın Ramadan Cemil, Birleşmiş Milletler tarafından da tanınan “Welcome Clubs International”ın Marian Adair “Örnek İnsan Ödülü”ne Mayıs 2021’de layık görüldü. İlk kez bir KKTC vatandaşına verilen ödül, derneğin 35’inci yıl kutlamalarında tüm dünyaya duyuruldu. Yakın Doğu Üniversitesi Kültür Yayınları tarafından yayımlanan “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” kitap serisi, renkli anlatım dili ve tasarımı ile her yaş kesimine hitap ediyor. Kitap serisi, ele aldığı ilham verici yaşam öyküleriyle başta çocuklar olmak üzere okuyan herkese ilham vermeyi, toplumda özgüven ve çalışkanlık, sosyal sorumluluk ve empati gibi değerlerimizin de toplumu şekillendiren örnek insanlarımızla gençlerle buluşturmayı amaçlıyor. Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, serinin ilk iki kitabında KKTC’nin ilklere imza atan, efsane müzik öğretmeni Yıldan Birand ve toplumu sağlık konusunda bilinçlenmesini kendine misyon edinmiş Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail’in ilham veren hikayelerini sayfalarına taşımıştı. Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt: “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri, hikayeleri ile ilham vermeye, geleceği aydınlatmaya devam edecek.” Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri serisinin üçüncü kitabını okuyucularıyla buluşturmanın gururunu yaşadığını söyleyen Girne Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, yeni kitabında; sadece iş kadını kimliği ile değil hayatının her döneminde yardımlaşmayı, sivil toplumu, sosyal sorumluluğu bir hayat felsefesi olarak gören Işın Ramadan Cemil’in hayat hikayesini okuyucuyla buluşturmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu söyledi. Kaleme aldığı masalsı biyografi ile pek çok gencin rüyalarındaki hayallere ulaşmaları için içlerinde bulunan inanç, özgüven ve sorumluluk duygularının pekişeceğine ve yeni hayatların şekillenmesinde kitaplarının bir yol haritası olacağına inandığını belirten Soykurt, “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri kitap serisinin yeni kahramanlar ve hikayeler ile devam edeceğini ve topluma ilham vermeye, geleceği kalemiyle aydınlatmaya devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Saç Bakımı Ve Güzellik Hizmetleri Bölümü Öncülüğünde KKTC’de İlk Kez “Uluslararası Mesleki Eğitim Günleri” Düzenlendi

Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksek okulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Bölümü ev sahipliği ve PROACADEMY iş birliğinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki profesyonellere ve alan öğrencilerine yönelik uluslararası mesleki eğitim günleri düzenlendi. Üç gün süren eğitimler Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Mesleki eğitim günlerinde, yurt içi ve yurt dışından toplam 20 konuda 20 eğitimci sunum gerçekleştirdi. Konunun uzmanları tarafından uygulama teknikleri ve eğitimleri verildi Uluslararası eğitim günlerine katılan akademisyen, estetisyen, diyetisyen, holistik beslenme uzmanı, yönetim danışmanı ve eğitim uzmanları tarafından cilt dostu besinler, dermokozmetik uygulamalarda komplikasyonlar, yeni nesil kolajenlerin saç ve cilt üzerinde etkileri, akne tedavisinde probiyotik desteği, cold plasma uygulama protokolleri, pigmentoloji, bakımlarda konsültasyonun önemi, kalıcı makyaj & kaş tasarım uygulamaları, sonuç odaklı lazer, epilasyon, dolgu-botoks uygulamaları sonrası cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler gibi pek çok konu ele alındı. Ayrıca ipek kirpik, jel tırnak, dudak renklendirme ve saç tasarımları ile ilgili uygulamalar da yapıldı. Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy: “Sektör çalışanları ve öğrenciler en son ürün ve yöntemleri inceleyip kendilerini geliştirme fırsatı yakaladılar.” Düzenlenen eğitim günlerine başkanlık eden Yakın Doğu Üniversitesi Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, düzenledikleri eğitimlerle sektördeki güzellik uzmanları, kuaförler ve öğrencilerin mesleki gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Aksoy, “Eğitim programımızla sektör profesyonelleri ve öğrencilerimiz, dünyadaki yeni nesil güzellik teknolojilerini ve uygulamalarını yakından tanıyıp kendilerini geliştirme fırsatı yakaladılar” ifadesini kullandı.

Sonradan Gelişen Benlerdeki Hızlı Büyüme, Renk Koyulaşması, Dirençli Kaşıntı Gibi Belirtiler Deri Kanserinin Habercisi Olabilir

Her yaş ve cinsiyette görülebilen, farklı renk, şekil, çap ve yapıda olabilen benler, kimi zaman daha çok estetik kaygılar yaratsa da bundan çok daha önemli sorunların habercisi de olabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, benlerin zamanla uğradığı bazı değişikliklerle cilt kanserine dönüşebileceği konusunda uyarıyor. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, benlerin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak “Benlerde meydana gelen bazı değişiklikler deri kanseri belirtisi olabilir. Çocukluk çağından itibaren var olan benlerde zamanla sayıca artış, renk değişikliği ve büyüme gözlenebilse de hızlı değişiklikler uyarıcı risk faktörleri olarak kabul edilir. Özellikle sonradan gelişen benlerdeki hızlı büyüme, renk koyulaşması, dirençli kaşıntı gibi faktörler önemli uyaranlardır” ifadesini kullanıyor. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaziz, deri kanseri açısından risk grubunda olan kişileri de tanımlayarak dikkatli olmaları gerektiğini söylüyor. Genellikle açık renk göz ve deri rengine sahip, çilleri olan, ailesinde veya kendisinde deri kanseri öyküsü bulunan, özellikle 100’ün üzerinde beni olan kişilerin deri kanseri açısından risk grubunda olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaziz, bağışıklığı baskılanmış hastalar ile gün içerisinde yoğun güneşe maruz kalan çiftçi, denizci, inşaat işçisi gibi meslek grubundan kişiler de risk grubu içinde sayılabilir diyor. Ben muayenesi nasıl yapılıyor? Ben muayenesinin dermatoloji uzmanları tarafından, dermatoskop olarak adlandırılan ışıklı bir büyüteç yardımı ile yapıldığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, bazı benlerde sadece el dermatoskopisi muayenesinin yetersiz kalabildiğini, bu durumda da bilgisayarlı dermatoskopi yani dijital dermatoskoptan faydalanıldığını ifade etti. Dijital dermatoskopi ile hastaların tüm benlerinin fotoğraflanıp numaralandırılarak kayıt altına alındığını, skorlama yöntemi ile de risk düzeyinin belirlendiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, riskli grupta yer alan benlerin belirli zaman aralıkları ile takibinin yapıldığını, takip sürecinde renk, şekil, sınır ve boyutlarında değişiklik saptanan benlerin gerekli durumlarda çıkarılmasının önerildiğini söyledi. Halk arasında benlere cerrahi işlemle müdahale edilmesinin, benin yayılmasına ve kötü huylu bir şekle dönüşmesine yol açacağına dair yaygın ve yanlış bir inanış olduğunu da ifade eden Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, zamanında müdahale edilmeyen benlerin ölümcül cilt kanserlerine yol açabileceğini vurguladı. Benlerdeki uyarıcı değişikliklere dikkat Deri kanseri belirtilerini işaret etmesi bakımından benlerde birtakım uyarıcı değişiklikler meydana geldiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, asimetri, kenar düzensizliği, renk çeşitliliği, hızlı büyüme veya kabarıklaşma ile benin boyutunun 6 milimetreden büyük olmasının dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu söyledi. Ben haritalama ne zaman gereklidir? Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz ben haritalamasının da önemine vurgu yaparak sırt, ağız içi, kulak arkası, genital bölge, kalça, saçlı deri, tırnak, bacak arkası, avuç içi, ayak tabanı gibi takibi zor alanlarda çok sayıda benleri olan ve ailesel deri kanseri öyküsü olan kişilerde ben haritasının çıkarılması gerektiğini söylüyor. Yrd. Doç. Dr. Mullaaziz, kanser türlerinden olan malign melanom lezyonlarının önemli bir kısmının ben üzerinde oluştuğunu, bu kanser türünün de tedavi edilemeden hızlı bir şekilde tüm vücuda yayıldığı takdirde, tedavi şansının büyük ölçüde ortadan kalktığını vurguluyor. Yılda en az bir kez ben muayenesi şart! Dijital dermatoskopi cihazı ile ben muayenesinin tüm yaş gruplarında rahatlıkla yapılabileceğini, hiçbir yan etkisi ve sakıncası bulunmadığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, risk grubunda bulunan kişilerin ayna karşısında ayda bir kez benlerini kontrol etmeleri ve en az yılda bir kez de hekim kontrolünden geçmeleri gerektiğini söyleyerek hekimin gerekli görmesi halinde ise erken müdahale ile benin çıkarılarak kişinin sağlığının korunabileceğini vurguluyor.

GÜNSEL’den OSTİM Teknik Üniversitesi Öğrencilerine Staj ve İşe Alım Olanağı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yerli otomobili GÜNSEL, OSTİM Teknik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencilerine staj ve işe alım olanakları sunacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yerli otomobili GÜNSEL ve Türkiye’nin en önemli sanayi bölgelerinden Ankara OSTİM’de kurulu OSTİM Teknik Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. GÜNSEL Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel ve OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek’in imzaları ile yürürlüğe giren protokolle GÜNSEL’in kapıları, OSTİM Teknik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencilerine açılmış oldu. İmzalanan protokol kapsamında; başta Hibrit ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi bölümü olmak üzere; Bilgisayar Programcılığı, Bilişim Güvenliği ve Teknolojisi, Elektrik, Elektronik Teknolojisi, E-Ticaret ve Pazarlama, Lojistik, Makine, Mekatronik gibi pek çok bölümde eğitim alan OSTİM Teknik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencileri GÜNSEL’de staj ve işe alım olanağına sahip olacak. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde geliştirilen Akdeniz’in elektrikli otomobili GÜNSEL, hali hazırda, içerisinde doğduğu Yakın Doğu Üniversitesi’nin mühendislik ve meslek yüksekokullarından mezun olan öğrencilere staj ve işe alım garantisi de veriyor. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “GÜNSEL, enerjisini gençlerden alan ve gençlerin geliştirdiği bir otomobil olarak dünya yollarında boy gösterecek.” GÜNSEL’in dünya otomotiv endüstrisinin en genç üreticilerinden biri olduğunu hatırlatan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve GÜNSEL Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “GÜNSEL’imizde geliştirme ve üretim aşamalarında emeği olan çalışma arkadaşlarımın yaş ortalamasının 28 olması, her zaman en büyük gurur kaynaklarından oldu. Çünkü GÜNSEL, enerjisini gençlerden alan ve gençlerin geliştirdiği bir otomobil olarak dünya yollarında boy gösterecek” dedi. OSTİM Teknik Üniversitesi ile imzaladıkları protokol kapsamında OSTİM Teknik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin; GÜNSEL’de staj yapma ve işe alım olanağına sahip olacağını söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “GÜNSEL’imizin kapıları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve ana vatan Türkiyemizdeki gençlerimize sonuna kadar açıktır. Türkiye’deki üniversitelerimizle benzer iş birlikleri yapmaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Murat Yülek: “Öğrencilerimiz, GÜNSEL’de geleceğin teknolojilerini deneyimleme şansına sahip olacak.” Sanayi üniversitesi vizyonu ile hareket ettiklerini vurgulayan OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, “Öğrencilerimiz, başta savunma sanayi olmak üzere pek çok kurumda staj olanaklarına sahip. Bazıları çalışma hayatına da staj yaptıkları şirketlerde başlıyor. İmzaladığımız bu anlamlı protokol ile öğrencilerimizin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yerli otomobili GÜNSEL’de staj ve işe alım olanağına sahip olmasından büyük mutluluk duyuyoruz” ifadesini kullandı. Elektrikli otomobil üretiminin geleceği şekillendirecek çok önemli bir alan olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yülek, “Hibrit ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi, Bilgisayar Programcılığı, Bilişim Güvenliği ve Teknolojisi, Elektrik, Elektronik Teknolojisi, E-Ticaret ve Pazarlama, Lojistik, Makine ve Mekatronik bölümlerde eğitim alan öğrencilerimiz GÜNSEL’de geleceğin teknolojilerini deneyimleme şansına sahip olacak” dedi.

Uluslararası Sinema Sempozyumu Fotoğraf Seçkisinde Yer Alan 22 Sanatçının 50 Eseri, Uluslararası Dijital Katalog Olarak Yayımlandı

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Araştırmaları Merkezi ve İletişim Fakültesi iş birliğinde düzenlenen Uluslararası Sinema Sempozyumu Fotoğraf Seçkisi’nde sergilenmeye değer görülen eserler, Uluslararası Dijital Katalog olarak yayımlandı. Ondan fazla ülkeden 22 fotoğrafçınınn; Türk dünyası ülkelerinin kültür, göç, insan, yaşayış ve aile kavramları üzerine 50 eserini bir araya getiren katalog; ISBN: 978-605-9415-67-5 numarası ile Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı tarafından da kayıt altına alındı. 22 sanatçıdan 50 eser yer alıyor Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan’ın baş yazısı ile yayımlanan katalogda, Türkiye, KKTC, Azerbaycan, Türkmenistan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden 22 sanatçının 50 eseri yer alıyor. Katalogda, Adem Cihan, Berrin Bayraktaroğlu, Cavid Mehdiyev, Deniz Çeliker, Emin Alizadeh, Erkan Tabakoğlu, Eren Görgülü, Fahri Tarhan, Hacı Murat Terzi, Hasan Yelken, İsmail Birlik, Mehmet Gökyiğit, Mert Yusuf Özlük, Mirze Huseynov, Makalov Roman, Murat Çeliker, Nurlan Melikzade, Qulyeva Suada, Tural Memmedov, Turan Nazirov, Uğur Aydın, Yusif Qasımlı gibi isimler yer alıyor. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Araştırmaları Merkezi girişimiyle yayınlanan dijital kataloğa https://usc2021.neu.edu.tr/dijital-sergi/ adresinden ulaşılabiliyor. 2. Uluslararası Sinema Sempozyumu, Mart ayında yapılacak Katalogda yer alan fotoğraflar ilk kez Haziran 2021’de düzenlenen Uluslararası Sinema Sempozyumunda beğeniye sunulmuştu. 8-11 Mart 2022 tarihleri arasında ikincisi düzenlenecek olan Uluslararası Sinema Sempozyumu Fotoğraf Seçkisi bölümünde sergilenmeye hak kazanan fotoğraflar da Jüri sürecinden geçtikten sonra yine uluslararası bir yayınla taçlandırılacak.

Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Öncülüğünde Düzenlenecek Olan 3. Dünya Çocuk Kongresi, 23 Nisan’da Başlayacak

Düzenleme ve bilim kurullarında KKTC ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Kanada, İsveç, İspanya, Hindistan, Azerbaycan, Kazakistan ve daha pek çok ülkeden üniversitelerinin yer aldığı kongrede merkezine çocukları alan pek çok konu tartışılacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk ve tek çocuk üniversitesi Özay Günsel Çocuk Üniversitesi’nin; Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi iş birliğinde düzenlediği 3. Dünya Çocuk Kongresi, 22-23-24 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek. Dünyada çocuklara adanan tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda başlayacak olan 3. Dünya Çocuk Kongresi’nde merkezine çocukları alan önemli vizyon toplantıları yapılacak. Kongre, bu yıl yüz yüze ve online oturumlarla hibrit bir şekilde yapılacak. Dünyanın çeşitli ülkelerinden alanında uzman pek çok akademisyeni bir araya getirecek kongrenin, yüz yüze toplantıları Antalya’da gerçekleştirilecek. 3. Uluslararası Dünya Çocuk Kongresi, aynı zamanda online katılıma da açık olacak. Düzenlenecek online oturumlarla, kongrede tartışılacak konuların daha geniş bir katılımla ele alınması sağlanmış olacak. Pek çok ülkeden katılım olacak Onursal başkanlığını Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Anna Günsel’in üstlendiği 3. Dünya Çocuk Kongresi’nin düzenleme kurulu başkanlığını Prof. Dr. Zehra Altınay ve bilim kurulu başkanlığını ise Prof. Dr. Fahriye Altınay üstlenecek. Düzenleme ve bilim kurullarında KKTC ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Kanada, İsveç, İspanya, Hindistan, Azerbaycan, Kazakistan ve daha pek çok ülkenin üniversitelerinin yer aldığı kongrede, çocuk haklarından eğitime, göçten, çocuk işçiliğine, aileden spora, beslenmeden sağlık sorunlarına kadar pek çok konu başlığı tartışılarak önemli bir vizyon çalışması gerçekleştirilecek. Özay Günsel Çocuk Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi önderliğinde yapılacak olan kongre, IKSAD paydaşlığında gerçekleştirilecek. Anna Günsel: “Çocuklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğu, yerel ölçekten uluslararası ölçeğe taşıyacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” Özay Günsel Çocuk Üniversitesi’nin genç bir çocuk üniversitesi olsa da arkasında, Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi’nin yarım asırlık bilgi ve tecrübesinin bulunduğunu söyleyen Anna Günsel, “Geçtiğimiz 3 yılda, ülkemizde bine yakın çocuğa ulaşmak, onların hayatına dokunmak ve kendilerini keşfetme yolculuğuna şahit olmak bizim için tarif edilemez bir gururdu. Bu yıl ev sahipliğini üstleneceğimiz 3’üncü Dünya Çocuk Kongresi ile çocuklarımıza karşı duyduğumuz sorumluluğu, yerel ölçeken uluslararası ölçeğe taşıyacak olmanınn mutluluğunu yaşıyoruz” ifadesini kullandı. Kongrenin başlayacağı 23 Nisan’da Özay Günsel Çocuk Üniversitesi’nin de üçüncü yaşını kutlayacağını hatırlatan Günsel, “Dünya çocuklarının geleceğine dair uluslararası ölçekte önemli tartışmaların yürütüleceği böylesine önemli bir kongrenin organizasyonunu ikinci defa üstlenmek bizim için büyük bir gurur” ifadesini kullandı.

Gebelik Döneminde Yapılacak Doğru Egzersizler Doğumu Kolaylaştırıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Uzman Fizyoterapisti Fatma Sökmez Ogün, gebelik döneminde yapılan egzersizlerin doğumu kolaylaştırdığını ancak egzersiz programına gebeliğin 12’inci haftasından itibaren başlanması gerektiğini söylüyor. Doğru egzersizlerden oluşan bir hareket programına sahip olmak günlük hayatımızı daha sağlıklı ve zinde geçirmek için son derece önemli. Gebelik gibi özel dönemlerde ise önemi bir kat daha artıyor! Doğru bir egzersiz programı, gebelerin fiziksel kondisyonunu koruması, postür bozukluklarını önlenmesi, dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenlemesi, doğum için ihtiyaç duyulan kas aktivitesini desteklemesi, maternal kilo alımının kontrolünü sağlaması ve doğum sonrası toparlanmayı kolaylaştırması açısından oldukça faydalı. Fiziksel aktivitenin doğum da kolaylaştırdığını vurgulayan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Uzman Fizyoterapisti Fatma Sökmez Ogün, hamilelerin uygulayabileceği güvenli egzersizlerle ilgili önerilerde bulundu. Gebelik döneminde yapılacak güvenli aktivitelerin başında yüzme, yürüme, düşük şiddetli aerobik egzersiz ve klinik pilatesin geldiğini söyleyen Fzt. Fatma Sökmez Ogün, “Jogging, aerobik dans, jimnastik, basketbol, voleybol, su kayağı, tüm temas sporları, sualtı sporları, yüksek irtifada yapılan egzersizler ve rekabet gerektiren tüm aktiviteler ise tehlikeli olarak kabul edilmektedir” diyor. Egzersizler düzgün postür eğitimine yönelik programlanmalı Egzersiz programlarının düzgün postür eğitimi içermesi gerektiğini söyleyen Fzt. Fatma Sökmez Ogün, uygun vücut mekaniklerinin öğretilmesinin daha rahat bir gebelik süreci geçirmede önemli olduğunu belirtti. Egzersiz programında, gebelikte artan vücut ağırlığını taşıyabilmek için kalça çevresine yönelik yapılabilecek kuvvetlendirme egzersizlerine, çocuk bakımı için kol kaslarını kuvvetlendiren egzersizlere yer verilmesi gerektiğini ifade eden Fzt. Fatma Sökmez Ogün “Gebelik döneminde ödem, varisler ve krampların önlenmesini içeren egzersizler yapmak önemlidir. Aynı zamanda doğumda kullanılacak kasların kuvvetlendirilmesi, pelvik taban kas kontrolüne yönelik egzersizler, abdominal kasların kuvvetlendirilmesi ve doğum esnasında yararlı olabilecek gevşeme tekniklerinin öğretilmesi, egzersiz programlarına dahil edilmelidir” ifadelerini kullandı. Egzersize başlamak için gebeliğin 12’inci haftasının tamamlanmış olması gerekir Egzersiz yaparken ağrı, kanama, düzensiz ve yüksek kalp hızı, baş dönemsi, baygınlık hissi, bayılma, bel veya pubis ağrısı ve yürümede zorluk yaşandığı durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söyleyen Fzt. Fatma Sökmez Ogün, egzersiz yapacak gebelerin egzersiz programları öncesinde doktordan onay alması gerektiğini belirtti. Egzersize başlamak için gebeliğin 12’inci haftasının tamamlanmış olması gerektiğini de vurgulayan Fzt. Fatma Sökmez Ogün, “Egzersiz yaparken vücut ısısını artıracak kalın giysiler ile vücudu sıkan giysiler giyilmemelidir. Germe egzersizleri sırasında çoklu kas gruplarının aynı anda gerilmesine ve kramp gelişmesine neden olabilecek egzersizlerden kaçınılmalıdır. Sırtüstü yatış süresi dördüncü aydan itibaren beş dakikayı aşmamalı ve hipertansiyondan kaçınmak amacıyla da yatış pozisyonundan yavaşça kalkılmalıdır. Egzersiz sıklığı haftada üç ile altı gün arasında olacak şekilde düzenlenmelidir. Hem gebelik süresince hem de bir sonraki gebeliklerde ve gebelik sonrasındaki dönemde daha kaliteli bir yaşam sürdürebilmek için gebelik süresince aktif olmak ve koruyucu sağlık yaklaşımlarının uygulanması önemlidir” önerilerinde bulundu.

Kıbrıs Türk Edebiyatının Milli Şairi Özker Yaşın, Yakın Doğu Üniversitesi’nde Düzenlenen Panelle Anıldı

Türk dünyasının önemli şairlerinden Özker Yaşın, Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen panelle anıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Gökbulut’un oturum başkanlığı yaptığı panelde, Prof. Dr. Şevket Öznur “Özker Yaşın ve Savaş Gazetesi”, Doç. Dr. Mustafa Yeniasır “Özker Yaşın ve Hüseyin Cavid’in Eserlerinde Vatan Teması”, Yrd. Doç. Dr. Mihrican Aylanç “Özker Yaşın’ın Romancılığı” ve Metin Turan ise “Kıbrıs’ın Özgünü ve Hafızası Özker Yaşın” başlıklı konuşmalarıyla katkıda bulundu. Ulusal edebiyata katkı koymuş büyük bir sanatçı Kıbrıs Türk şiirinde serbest nazmın gelişmesinde önemli bir rol oynayan Özker Yaşın’ın aynı zamanda Kıbrıs Türk şiirinde milliyetçilik temasını işleyen önemli şairlerden biri olduğu belirtilen panelde, Özker Yaşın’ın, yazmış olduğu şiirlerde bir sanat kaygısından çok söyleyişe önem verdiği ve şiirleriyle düşmana karşı yiğitçe direndiği vurgulandı. Yaşın, Kıbrıs Türklerinin ulusal edebiyatına katkı koymuş büyük bir sanatçı olarak tanımlandı. Yaşar Nabi Nayır’ın, 1956’da Varlık Yayınları için seçtiği “Yeni Türk Şiiri” serisinin 25’inci kitabı olarak Yaşın’ın “Limanda Bir Gemi” kitabının yayımlanmasının ise Kıbrıs Türk şiiri açısından bir dönüm noktası olduğu belirtildi. Kıbrıs Türklerinin verdiği mücadeleyi destanlaştırdı Lirik ve epik şiirleriyle Kıbrıs Türklerinin verdiği mücadeleyi destanlaştıran Özker Yaşın, Kıbrıs’ın Millî Şairi olarak tanındı. Özker Yaşın’ın; “Ol Âlem”, “Bayraktar Destanı”, “Kıbrıs’tan Atatürk’e”, “Limanda Bir Gemi”, “Namık Kemal Kıbrıs’ta”, “Kıbrıs Mektubu”, “Mehmetçik Kıbrıs’ta”, “Babil Daha Uzakta”, “Atatürk’e Saygı Duruşu”, “Kanlı Kıbrıs”, “Oğlum Savaşa Mektuplar”, “Hödükname”, “Kıbrıs’ta Bayrak”, “Kıbrıs Benim Vatanım (Tüm Şiirler-1)”, “Önce Kuşlar Uyanır (Tüm Şiirler-2)”, “Yüreğimin Yarısı Sende (Son Şiirler-I)”, “Akdeniz’de Bir Ada (Son Şiirler-II).” isimli şiir kitaplarının yanında, basılmış romanları ve oyunları da vardır. Gerek Kıbrıs’ı anlatan şiirleriyle gerekse diğer şiirleriyle Özker Yaşın, Kıbrıs Türk şiiri içerisinde önemli bir yeri olan büyük bir şairdir.

Yenidoğan Sarılığı, Doğru Bir Şekilde Tedavi Edilmezse Beyin Hasarına Yol Açabilir

Zamanında doğan bebeklerin yüzde 60’ında, erken doğan bebeklerin ise yüzde 80’inde görülen yenidoğan sarılığı, doğru bir şekilde tedavi edilmezse beyin hasarına neden olabilir. Zamanında doğan bebeklerin yüzde 60’ında, erken doğan bebeklerin ise yüzde 80’inde görülen yenidoğan sarılığı, herhangi bir tedaviye gerek kalmadan 7 ila 10 günde kendiliğinden geçse de sarılığa neden olan “Bilirubin” adı verilen maddenin kandaki seviyesinin çok fazla yükselmesi bebeklerde beyin hasarına neden olabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Cerit, doktor kontrolünde takip edilmesi gereken yenidoğan sarılığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Fizyolojik mi, patolojik mi? Yenidoğan sarılığına “Bilirubin” adı verilen bir maddenin kanda birikmesinin neden olduğunu söyleyen Doç. Dr. Zeynep Cerit, cilde sarı rengi veren bu maddenin kandaki seviyesinin yükselmesi ve deride birikmesi sonucu oluşan sarılığın, zamanında doğan bebeklerin yüzde 60’ında; erken doğan bebeklerin ise yüzde 80’inde görüldüğünü ifade etti. Sarılığın, fizyolojik ve patolojik sarılık olarak iki ayrı grupta değerlendirildiğini söyleyen Doç. Dr. Cerit, “Bebeğin doğum haftası, kaç günlük olduğu ve riskler göz önüne alınarak bilirubin düzeyi değerlendirilerek sarılığın patolojik olup olmadığına karar verilir” dedi. Doç. Dr. Cerit, fizyolojik sarılığın doğumdan sonra 2 ila 4’üncü günlerde başladığını ve genellikle herhangi bir tedaviye gerek kalmadan 7-10 günde kendiliğinden düzeldiğini belirtti. Patolojik sarılık ise çok daha ciddiye alınması gereken bir durum. Doç. Dr. Zeynep Cerit patolojik sarılıkla ilgili “Patolojik sarılık sıklıkla doğumdan hemen sonra ortaya çıkan ve ciddiye alınması gereken bir durumdur. Bu tip sarılıklar, anne karnında geçirilen bazı enfeksiyonlara, anne bebek arasındaki kan grubu uyumsuzluklarına, annenin kullandığı ilaçlara ya da bebeğe ait bazı doğuştan hastalıklara bağlı olarak oluşabiliyor” ifadesini kullanıyor. Sarılık beyin hasarına neden olabilir Sarılığın çoğunlukla kendiliğinden geçtiğini ama bazı durumlarda bilirubinin yüksek seviyelere ulaşıp beyin hasarına neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Zeynep Cerit bu sebeple yenidoğan bebeklerde sarılığın erken tespitinin ve takibinin oldukça önemli olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Zeynep Cerit, kan beyin bariyerinin yaşamın ilk 10 gününde henüz tamamlanmadığını ve bu yüzden sarılığı olan yenidoğanların özellikle bu dönemde doktor takibinde kalmasının son derece önemli olduğunu söylüyor. Doç. Dr. Cerit “Sarılık seviyesinin yükselip, tedaviye geç kalınması durumunda aşırı derecede artan bilirubin beyinde birikerek bu bölgede hasar oluşmasına (Kernikterus Hastalığına) neden olabilir” uyarısında bulunuyor. “Bilirubin kanda yükseldikçe bebekte uyku yapar. Sarılığı olan bebek emmek istemez, uyumak ister. Bu durumda beslenmenin azalmasına bağlı olarak bilirubin atılımı azaldığı için seviye daha da yükselir ve kısır döngü oluşur” diyen Doç. Dr. Zeynep Cerit, bilirubin düzeyinin çok yükselip beyni etkilemesi halinde bebeğin tiz sesle ağlamaktan, havale geçirmeye kadar kötüleşebileceğini belirterek “Bu durumdaki bir bebekte ileri dönemde çoğunlukla zeka ve motor gelişim geriliği, işitme, görme sorunları oluşur” ifadelerini kullandı.
tercih robotu