Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Kapalı Ameliyatlarda, Üç Boyutlu Görüş Sağlayan 3D Görüntüleme Teknolojisi Kullanılmaya Başlandı

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde küçük kesi ile yapılan kapalı ameliyatlarda, KKTC’de ilk kez, 3D teknolojisinden yararlanılmaya başlandı. 3 boyutlu görüntüleme teknolojileri genel cerrahi, göğüs cerrahisi, kalp damar cerrahisi, kadın hastalıkları ve üroloji gibi pek çok branşta kullanılabiliyor. 3D kamera sistemine bağlı monitörler ve özel gözlüklerle birlikte yapılan ameliyatlarda komplikasyon riski azalırken, hastaların iyileşme süreci de hızlanıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde kapalı ameliyatlarda kullanılmaya başlanan 3D görüntüleme teknolojisi, cerrahi travmayı, hastanede kalış süresini ve ameliyat sonrası ağrıyı azaltarak hastanın daha konforlu bir tedavi süreci geçirmesine olanak sağlıyor. 3D kamera sistemine bağlı monitörler ve özel gözlükler sayesinde elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntüler, en komplike ameliyatları bile daha kolay hale getiriyor. Günümüzde pek çok ameliyat kapalı yöntemle yapılabiliyor. Hastada açılan küçük bir kesiden gerçekleştirilen bu ameliyatlar; cerrahi travmayı, hastanede kalış süresini ve ameliyat sonrası ağrıyı azaltarak hastanın daha konforlu bir tedavi süreci geçirmesine de olanak sağlıyor. Kapalı ameliyatlarda cerrahlar yaygın olarak 2 boyutlu görüntüleme sistemleri kullanıyor. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte kullanılmaya başlanılan 3D görüntüleme yöntemleri, cerrahlara çok daha gerçek bir görüntü imkanı sağlayarak özellikle komplike işlemlerde ameliyat süresini ve hata oranını azaltıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde de kullanılmaya başlanan 3D görüntüleme sistemleri oluşturduğu derinlik hissinin verdiği anatomiye hakimiyet ve geniş çalışma alanı, ameliyatın tüm aşamalarında cerrahlara daha güvenli ve daha kararlı hareket imkanı sağlıyor. 3D görüntüleme sistemlerinin avantajları Cerrahi robotlarda da tercih edilen açık üç boyutlu ekran, cerrahın konsol başında değil cerrahi ekibiyle birlikte aynı ekrana bakarak uyum içinde ameliyatları yapmasını sağlıyor. Cerrahi alanın çok daha net görülebilmesine imkan sağlayan sistemle, insan gözünün göremeyeceği boyuttaki dokular da çok daha net bir şekilde görünür hale geliyor. Üç boyutlu kamera ve ekran dışında, cerrahın komutlarına çok hassas bir şekilde yanıt vermesini sağlayan, adeta bir robot gibi çalışan pnömatik kol da en karmaşık ameliyatları çok daha kolay hale getiriyor. Bu hakimiyet ile komplikasyon riski de minimuma iniyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi hekimleri, hastanın açık ameliyatlara göre çok daha hızlı bir şekilde ayağa kalkarak kısa sürede günlük hayatlarına dönmelerini sağlayan üç boyutlu görüntüleme sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Hasan Besim: “2 boyutlu sistemlerle yapılan cerrahilerde karşılaşılan el-göz koordinasyonu zorluğu yeni teknoloji ile ortadan kalkıyor.” Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Besim laparoskopik ameliyatlar gerçekleştiren cerrahlar için en önemli sorunun, gerçek üç boyutlu ortamın klasik laparoskopi monitörlerindeki iki boyutlu ortama aktarılması sonucunda ortaya çıkan el-göz koordinasyonunun sağlanmasındaki zorluk olduğunu söylüyor. “Zaman içerisinde tecrübe ve alışkanlıkla edinilen el göz koordinasyonu yeteneği, esas olarak uzun operasyonlarda yorgunluğa da neden oluyor” diyen Prof. Dr. Hasan Besim, “Yüksek çözünürlüklü binoküler görüş nedeni ile üç boyutlu laparoskopik sistemlerde, derinlik duygusunun kazanılmasına ek olarak konvansiyonel el aletlerinin kullanılabilmesi de ekonomik anlamda avantaj sağlıyor. Duman emme sistemi ve kamera ucu ısıtılması ile buğulanmanın önlenmesi, operasyon sırasında kaliteli görüşün devamını sağlayarak üç boyutlu görüş ile özellikle ileri laparoskopik uygulamalarda manipülasyonlar daha kolay hale geliyor” ifadesini kullanıyor. Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz: “Yeni üç boyutlu ekran ve pnömatik kol ile kalp ameliyatları daha küçük yaralardan yapılabilecek.” Tıp alanındaki teknolojik gelişmelerin cerrahi branşlara büyük kolaylıklar getirdiğini ve ameliyatların çok daha küçük kesilerden daha güvenli bir şekilde yapılabildiğini söyleyen Kalp Damar Cerrahı Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi tarafından kullanıma sunulan üç boyutlu kamera, ekran ve pnömatik koldan oluşan yeni sistem ile artık kalp kapak ameliyatlarının, kalp deliklerinin kapatılmasının ve kalp tümörlerinin çıkarılmasının mini kesilerle yapılabileceğini söylüyor. Prof. Dr. Aşkın Ali Korkmaz, “Mini koroner bypass ameliyatlarında meme atardamarının (LIMA) çıkarılması da çok daha kolay hale gelecek. Aynı sistemle bacak toplardamarının endoskopik çıkarılması sistemi de bu sisteme entegre edilerek işlem büyük bir hassasiyetle yapılabilecek” ifadelerini kullanıyor. Doç. Dr. İsmet Gün: “Tüm jinekolojik operasyonlarda 3 boyutlu görüntüleme sistemleri hekimin elini güçlendiriyor.” Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İsmet Gün ise, 3D görüntüleme sistemlerinin ameliyat sırasında hekime derinlik duygusu yaşattığını söylüyor. Doç. Dr. Gün, “3 boyutlu görüntüleme sistemlerinin kullanımı geniş bir yelpazeyi içeriyor. Kadın hastalıklarına yönelik birçok cerrahide hekimin elini güçlendiriyor. Histerektomi, myomektomi, over kist ameliyatları, rahim sarkma ameliyatları, tüp ameliyatları hatta kanser ameliyatları dahil tüm jinekolojik operasyonlarda kullanılabiliyor” diyor.

2. Uluslararası Sinema Sempozyumu Kapsamında Düzenlenecek, Jürili Dijital Fotoğraf ve Kısa Film Seçkilerine Başvurular Başladı

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Araştırmaları Merkezi (İLAMER) ve İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Sinema Sempozyumu kapsamında, bu yıl ilk kez “Dijital Fotoğraf Seçkisi’’ ve “Kısa Film Seçkisi” düzenlenecek. Yer alacak eserlerin jüri tarafından değerlendirilerek belirleneceği seçkilere son başvuru tarihi ise 28 Şubat 2022. Dünyanın değişik ülkelerinden 20’ye yakın üniversitenin iş birliği ile Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan 2. Uluslararası Sinema Sempozyumu’nun kurullarında 40 üniversiteden akademisyen yer alacak. Türk Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı, İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD), İktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (İKSAD), BRTK ve E-Study Box tarafından da desteklenen Uluslararası Sinema Sempozyumu’nun bu yılki teması ise “Yeni, Yenilik ve Yenilikçilik” olarak belirlendi. Sempozyum çerçevesinde düzenlenecek fotoğraf ve kısa film seçkilerinin teması da “yeni” olarak belirlendi. Sanatçılar, “yeni” kavramını kendi bakış açılarıyla fotoğraflayacak 2. Uluslararası Sinema Sempozyumu kapsamında düzenlenecek olan fotoğraf seçkisine katılacak sanatçılar “yeni” kavramını kendi bakış açılarıyla fotoğraflayacak. Fotoğraf sanatçılarının eserlerinde, fotoğraf sanatı açısından “yenilik” ve yenilikçilik” kavramlarını kendi bakış açılarıyla sorgulaması amaçlanıyor. Fotoğraf seçkisine kabul edilecek eserler,aralarında birbirinden değerli fotoğraf sanatçıları, yönetmenler ve akademisyenlerin yer aldığı jürinin değerlendirmesi ile belirlenecek. Prof. Dr. Ali Bayraktaroğlu’nun başkanlığında oluşturulan jüride; Prof. Dr. Osman Ürper, Prof. Dr. Fevzi Kasap, Doç. Dr. Ahmet Beyhan Özdemir, öğretim üyeleri Dr. Aslı Erciyes Tosun ve Dr. Birsel Matara ile fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Gazi Yüksel, fotoğraf sanatçısı Sami Türkay, fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Mert Yusuf Özlük, fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Hüseyin Aşkaroğlu görev alacak. Kısa Film Seçkisi, dünyanın değişik iletişim ve sinema okullarında eğitim gören tüm üniversite öğrencilerine açık Sempozyum kapsamında düzenlenecek olan Kısa Film Seçkisi’nin teması da “yeni” olarak belirlendi. Dünyanın değişik iletişim ve sinema okullarında eğitim gören tüm üniversite öğrencilerinin katılımına açık olan seçkinin jüri başkanlığını ise Kıbrıslı Türk yönetmen Derviş Zaim üstlenecek. Jüride ayrıca; Prof. Dr. Fevzi Kasap, Yrd Doç. Dr. İzlem Kanlı, Yrd. Doç. Dr. Çağdaş Öğüç, Dr. Zehra Cerrahoğlu, Dr. Serkan Fundalar, Dr. Göral Erinç Yılmaz, Öğretim Görevlileri Murat Cem Acaralp, Zeyde Y. Örek, Mert Yusuf Özlük, Evren Maner ve yapımcılar Süleyman Bedri Kalyoncuoğlu, Canol Balkaya ve yönetmen Hayri Çölaşan yer alacak. Her iki kategoride seçilen eser sahipleri; sempozyum resmi sayfasından gösterim ve sergileme hakkı yanı sıra değişik ödüllerle de onurlandırılacak. Eser sahipleri fotoğraf ve kısa film seçkilerine katılmak için başvurularını 28 Şubat 2022’ye kadar [email protected] üzerinden yapılabilecek. Detaylı Bilgi için: https://usc2022.neu.edu.tr/duyurular/dijital-sergi/ ve https://usc2022.neu.edu.tr/duyurular/kisa-film-seckisi/ adresilerini ziyaret edebilirsiniz.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, 2021’e, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Tarafından, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda Açılan 401’inci Sergisi ile Veda Etti

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, 401’inci sergisi ile 2021’e veda etti. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murad Allahverdiyev’in, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı 27 eserden oluşan “Kişisel” adlı sergisi, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda açıldı. Sergi açılışında Prof. Dr. Murad Allahverdiyev’e Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin “Gümüş Anahtar Ödülü” Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından takdim edildi. Sanatçının, tuval üzerine yağlı boya çalışmalardan oluşan “Kişisel” sergisi 10 Ocak 2022’ye kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Yoğun bir katılımla gerçekleştirilen sergi açılışında Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ birer konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: “Sanatçı, sanatın özgür ruhunu resmedebilmek için özgürce düşünebilmeli. O rahatlık ve hürriyet içinde olabilmeli.” Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 401’inci sergisinin açılışında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasına sanatçı akademisyen Prof. Dr. Murad Allahverdiyev’i tebrik ederek başladı. Bakü doğumlu sanatçı ile 1960’ta aynı yıl doğduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Tatar, Azerbaycan’ın kardeş ülke olduğunu ve ilerleyen günlerde sosyal, siyasi ve ekonomik gelişmelerle ikili ilişkilerin daha güzel yerlere geleceğine inandığını söyledi. “Sanatçı, sanatın özgür ruhunu resmedebilmek için özgürce düşünebilmeli. O rahatlık ve hürriyet içinde olabilmeli” diyen Ersin Tatar, “İnanıyorum ki, Kıbrıs Moder Sanat Müzesi, sahip olduğu zengin sanat koleksiyonunu, Türk Cumhuriyetlerinden sanatçıların da imza attığı eserlerle daha da büyütecek” dedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaşadığı siyasi sıkıntılara rağmen önemli bir noktaya geldiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Son iki yılda pandemi ve ekonomik zorluklara rağmen üretmeye devam ettik. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde birçok faydalı işler ve girişimler yapıldı” dedi. 2022 yılı için iyi dileklerini de ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, “2022’de tüm problemlerden uzaklaşıp daha çok üreteceğiz. Vizyonumuzu daha da ileriye götürebilmek için hep birlikte çalışacağız. Sadece Kuzey Kıbrıs’a değil tüm dünyaya hizmet düşüncesindeyiz” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “2021’de Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünden sanatla birlikte gücünü bilimden alan pek çok proje de dünya ile buluştu.” Konuşmasına, “Koca bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bugün yılın son sergisinin açılışında bir kez daha bir aradayız. Açılışını yapacağımız sergi aynı zamanda Kıbrıs Modern Sanat Müzesi bünyesinde yaklaşık 3 yılda açılan 401’inci sergi olma özelliği taşıyor” sözleriyle başlayan Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin ve Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nde sanatsal üretimlerine devam eden tüm sanatçıların tek amacının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dünyanın en büyük sanat merkezlerinden birine dönüştürmek olduğunu söyledi. Yakın Doğu Oluşumu Müzelerinin zengin koleksiyonlarına değinen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Başta Kıbrıs Modern Sanat Müzesi olmak üzere, Kıbrıs Araba Müzesi, Yakın Doğu Sanat Müzesi, Surlariçi Şehir Müzesi, Kıbrıs Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi ve Günsel Sanat Müzesi’nin envanterinde yer alan ve çağdaş sanatı tarihle bütünleştiren bir anlayışla oluşturulan koleksiyonların büyüklüğü 100 bin parçayı aşıyor” dedi. Yılın son sergisi olması dolayısıyla 2021’i de değerlendiren Prof. Dr. Şanlıdağ, “2021’de Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünden sanatla birlikte gücünü bilimden alan pek çok proje de dünya ile buluştu” ifadesini kullandı. Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirdiği KKTC’nin yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti ile koruyucu burun spreyi Olirin’i KKTC ve Türkiye’de kullanıma sunduklarını hatırlatan Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, “Ülkemizin yerli ve milli otomobili GÜNSEL ise Londra’da düzenlenen elektrikli otomobil fuarı London EV Show’da dünya ile buluşarak, KKTC’mizin bayrağını dünya devlerinin arasında dalgalandırarak bizlere ve bütün Kıbrıs Türk toplumuna büyük bir gurur yaşattı” ifadesini kullandı. 2021’de Yakın Doğu Üniversitesi’nin bağımsız yükseköğretim derecelendirme kuruluşları Times Higher Education ve AD Scientific Index tarafından dünyanın en iyi üniversiteleri arasında gösterildiğini ifade eden Prof. Dr. Şanlıdağ, akademisyenlerinin bireysel başarılarına da değindi. Prof. Dr. Şanlıdağ, “Hocalarımızın yüksek etki derecesine sahip nitelikli yayınlarda yer alan makale sayısı ise bu yıl 1.500’ün üzerine yükseldi. Öğretim üyesi başına düşen makale sayısı da 2’nin üzerinde gerçekleşti” ifadesini kullandı. Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ konuşmasını “Büyük bir umut ve mutlulukla karşıladığımız 2022’nin başta COVID-19 salgınının nihayete erdiği, sağlıkla ve ülkemizi geleceğe taşıyacak nice başarılarla dolu bir yıl olmasını diliyorum” temennisi ile noktaladı.

Akdeniz Diyeti, Kalp-Damar Hastalıkları, Tip 2 diyabet, Alzheimer ve Kanser Riskini Azaltıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde KKTC ve Türkiye’den konuşmacıların katıldığı “Sürdürülebilir Yaşam İçin Akdeniz Diyeti Sempozyumu”nda globalden yerele pek çok boyutuyla Akdeniz Diyeti ve sürdürülebilir yaşam tartışıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, öğretim üyeleri ve öğrencilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen, Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim elemanlarının ana çalışma konularından olan Akdeniz Diyeti ile ilgili “Sürdürülebilir Yaşam İçin Akdeniz Diyeti Sempozyumu”’nda globalden yerele pek çok boyutuyla Akdeniz Diyeti ve sürdürülebilir yaşam masaya yatırıldı. UNESCO tarafından insanlığın ortak kültürel mirası olarak kabul edilen en sağlıklı beslenme modeli Dünyada bilinen en sağlıklı beslenme modellerinden biri olan ve UNESCO tarafından insanlığın ortak kültürel mirası listesine alınan Akdeniz Diyeti, Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin geleneksel pişirme ve yemek yeme alışkanlıklarına dayanan bir beslenme şeklidir. Sebze-meyve, tam tahıl, zeytinyağı, kabuklu yemiş ve kurubaklagil tüketiminin yüksek; balık, süt ve türevlerinin ılımlı; et ve et ürünlerinin daha az tüketildiği bir beslenme modeli olan Akdeniz Diyeti, yeterli dinlenme, fiziksel aktivite ve sosyalleşmeyi de içeren bir yaşam tarzı olarak kabul ediliyor. Akdeniz Diyeti, pek çok hastalığın riskini azaltıyor Yapılan çalışmalar, Akdeniz Diyetini bir yaşam tarzı haline getiren kişilerde kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve kanser gibi hastalıkların risklerinin önemli ölçüde azaldığını ortaya koyuyor. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığının yanı sıra Akdeniz Diyeti’ne uygun bir yaşam tarzı, yerli üretimin desteklenmesi ile ülke ekonomisine katkı sağlarken, bitkisel kaynaklı besinlerin ağırlıklı olması sürdürülebilir bir yaşama da önemli bir katkı sunuyor. Bilim insanları Yakın Doğu Üniversitesi’nde Akdeniz Diyetini masaya yatırdı KKTC ve Türkiye’den bilim insanları Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen “Sürdürülebilir Yaşam İçin Akdeniz Diyeti Sempozyumu”’nda Akdeniz diyetini ele aldı. Avrupa Birliği Sağlık Gıda Grup Temsilcisi Prof. Dr. Murat Özgören, gezegende sürdürülebilirlik ve insan faktörüne dikkat çektiği sempozyumda, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Müjgan Öztürk Akdeniz Diyeti bağlamında sürdürülebilirlik konusunu, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayla Gülden Pekcan ise Akdeniz Diyeti ve çevre sağlığı konularını ele aldı. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen sağlık panelinde ise Yakın doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin genç öğretim elemanları, Akdeniz Diyetinin hastalıklarla olan ilişkisini ele alarak yaptıkları çalışmalarla ilgili sunumlar gerçekleştirdi. Yakın Doğu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim elemanı Dr. Dyt. Taygun Dayı, “Akdeniz Diyeti Evrensel mi Kültürel mi?” konuşmasında Kıbrıs Adası’na özgü geliştirilen Akdeniz diyeti piramidini katılımcılarla paylaştı.

Kıbrıs’ta Yetişen Doğal Mucize Kekiğin, İlaç Endüstrisi ve Ekonomiye Kazandırılması için Yakın Doğu Üniversitesi Bilim İnsanları Tarafından Pilot Proje Hazırlanacak

Kıbrıs’ta yetişen kekik türlerinin ilaç endüstrisi ve ekonomiye kazandırılması için yol haritası belirlenmesi amacıyla Yakın Doğu Üniversitesi ve Lefke Turizm Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Doğal Mucize Kekik” çalıştayı tamamlandı. Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştayda Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış, Yakın Doğu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hüsnü Can Başer konuşmacı olarak katıldı. Kıbrıs kekik türleri ekonomiye kazandırılacak Lefke Turizm Derneği merkezinde düzenlenen çalıştay, Lefke Kaymakamı, Lefke Belediye Başkanı, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, yerel üreticiler ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın moderatörlüğünü de üstlenen Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, bölgedeki endemik bitkilerin ilaç endüstrisinde değerlendirilmesi, kekik yağı ve kekiğin etken maddeleri kullanılarak geliştirilecek yeni ürünlerin ekonomiye kazandırılması için pilot proje hazırlanarak bir yol haritasının belirleneceğini söyledi. Şapşişa ve Yeşilırmak olarak bilinen kekik türleri yüksek ticari potansiyele sahip Yakın Doğu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, Kıbrıs’ta yetişen kekik türleri arasında şapşişa’nın (Origanum Majorana), yüksek uçucu yağ verimi ve ticarette aranan kimyasal özellikleri taşıması nedeniyle büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu belirtti. Prof. Dr. Başer ayrıca Kıbrıs’ta Yeşilırmak kekiği olarak bilinen Origanum Dubium’un ise yüzde 6,5 uçucu yağ oranına ve yüksek karvakrol içeriğine sahip olduğunu ve ticari potansiyelinin yüksek oranda olduğunu söyledi. Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, doğada yaygın olarak yetişen Tülümbe’nin de sahip olduğu uçucu yağı ve yüksek timol içeriği ile tarımı yapılabilecek bir diğer kekik türü olduğunu vurguladı. Kıbrıs’ta yetişen bir başka tür olan Lagoecia cuminoides’in de dünyanın timol oranı en yüksek kekiği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Başer, “Kıbrıs’ta yetişen kekik türleri doğal timol kaynağı olarak kullanılabilir. Hepsi yabani olan bu bitkiler yetiştirildiği ve uçucu yağları çıkarıldığı takdirde yerel ve ulusal ölçekte önemi bir ekonomik kazanç yaratacaktır” dedi. Kıbrıs’ta yetişen kekik türleri biyolojik zenginliğe ve moleküler çeşitliliğe sahip Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış ise doğal kaynakların ve özellikle kara bitkilerinin ilaç endüstrisinde kullanılacak yeni molekül (bileşik) araştırmalarında kullanılabileceğini vurguladı. Özellikle kekik bitkisinin de yer aldığı Lamiaceae (Nanegiller) familyasının uçucu olmayan bileşiklerce zengin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çalış, Kıbrıs’ta endemik olarak yetişen kekik türlerinin önemli bir biyolojik zenginliğe ve moleküler çeşitliliğe sahip olduğunu belirtti. Prof. Dr. İhsan Çalış, ilaç yapımına yönelik bilimsel araştırmalarda bitki seçiminde izlenen yollarla ilgili bilgiler vererek Kıbrıs’ta ilaç endüstrisinde kullanılabilecek tıbbi bitki yetiştiriciliğinin potansiyeline vurgu yaptı. Prof. Dr. İhsan Çalış, başta kekik olmak üzere, adanın endemik bitkilerinin ilaç endüstrisinde kullanılmasının önünü açacak araştırmalarla yerel halka yeni bir üretim kaynağı oluşturarak ülke ekonomisine büyük bir katkı sağlanabileceğini söyledi.

El Dezenfektanları Egzemaya Davetiye Çıkarıyor!

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Serap Maden, pandemi nedeniyle el hijyenine yönelik kullanılan ve ciltte alerjik reaksiyonlara yol açabilen dezenfektanların zararlı etkisinden korunmaya yönelik önerilerde bulundu. Özellikle el hijyeni için kullanılan dezenfektanlar, COVID-19 pandemisiyle birlikte günlük hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Peki, el hijyenini sağlamak için kullanılan dezenfektanlar ne kadar masum? Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Serap Maden, el dezenfektanlarının, sık kullanımı halinde egzamaya davetiye çıkardığı uyarısında bulunuyor. COVID-19’a neden olan virüsten korunmak için kişisel temizlik alışkanlıklarının önemine değinen Dr. Serap Maden, “COVID-19’dan korunmanın en önemli adımı el temizliğidir. Ancak yapılması gereken ellerin sık sık, en az 20 saniye süreyle sabunlanarak yıkanmasıdır. El dezenfektanları ise el yıkamanın mümkün olmadığı ortam ve durumlarda, eller yıkanana kadar kullanılmalıdır” diyor. Aşırı dezenfektan kullanımı el egzamasının en önemli nedeni haline geldi Deride kuruluk, kızarıklık, pullanma, içi sıvı dolu kabarcıklar, çatlama, kaşıntı ve yara gelişiminin egzamanın belirtileri arasında yer aldığını ifade eden Uzm. Dr. Serap Maden, soğuk havalarda derideki nem oranının azalmasına bağlı olarak bu riskin arttığına dikkat çekti. Alerjiye yatkın bireylerde el egzamalarının daha da sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Serap Maden, sık su teması, sabun, deterjan, çamaşır suyu, plastik eldiven, kimyasal madde ve bazı kozmetik ürünlerin kullanımının el egzamalarını tetiklediğini bilgisini verdi. Uzm. Dr. Serap Maden, günümüzde aşırı dezenfektan kullanımının el egzamasının en önemli nedeni haline geldiğini söyledi. “Alkol içerikli dezenfektan kullanımı, deri bütünlüğünün bozulmasına ve alerjik maddelere duyarlılığın giderek artmasına sebep oluyor. Bu durum ise el egzamalarına yol açabiliyor” diyen Uzm. Dr. Serap Maden, virüslerden koruyucu etkiye sahip, yüksek oranda (%70 ve üzeri) alkol içeren dezenfektan alırken, etkinliği bilinen, onaylı ve nemlendirici özelliği olan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor. Egzamayı önleyici öneriler Birçok insanı etkileyen, ciddi bir viral salgına maruz kalınan bu dönemde elleri sık, doğru ve etkili bir şekilde yıkamanın önemini bir kez daha yineleyen Uzm. Dr. Serap Maden, el egzamasından korunmak için eller yıkanırken ve yıkandıktan sonra dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: “Ellerinizi çok sıcak ve soğuk olmayan, ılık su ile yıkayın. Ellerinizi yıkarken cildi tahriş etmeyecek, nemlendirici içerikli sabunlar tercih edin. Sıvı sabun yerine kalıp sabun kullanmak egzama riskini azaltacaktır. Takıların altında kalan nem egzama riskini artırdığından ellerinizi yıkarken, takılarınızı çıkarın. Ellerinizi yıkadıktan sonra hemen kurulayıp, mutlaka nemlendirici bir kremle nemlendirin. Nemlendirici seçiminde parfümsüz ve parabensiz ürünleri tercih edin.”

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencilerinin de Rol Aldığı KKTC’nin İlk Yerli Operası “Arap Ali Destanı” Türkiye Turnesini Tamamladı

Yakın Doğu Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü öğrencilerinin görev aldığı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk yerli operası “Arap Ali Destanı”, Türkiye turnesinde sanatseverlerin yoğun ilgiyle karşılandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Devlet Opera ve Bale Koordinasyon Merkezi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası iş birliği ile sahnelenen KKTC’nin ilk yerli operası “Arap Ali Destanı” Türkiye turnesini tamamladı. Yakın Doğu Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü öğrencilerinden Muazzez Çekici, Doğuş Ferit, Özdemir Zaifoğlu ve Hüseyin Gündüz’ün de rol aldığı KKTC’nin ilk yerli operasının bestesi Ali Hoca’ya, librettosu ise Havva Tekin’e ait. Aytaç Manizade’nin sahneye koyduğu eserde, halk arasında “Arap Ali” olarak tanınan Kıbrıslı bir liman işçisinin, yevmiyeleri eksik ödeyen Kaptan Ağa ile kavgaya tutuşması, işveren Kaptan Ağa’nın Ali’yi hapishaneye attırmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor. 1-14 Aralık 2021’de Türkiye turnesi gerçekleşen “Arap Ali Destanı”, İzmir’de 7 Aralık 2021 Salı günü Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi’nde ilk Türkiye prömiyerinin gerçekleştirdi. “Arap Ali Destanı”, İstanbul ve Ankara’da da sahne alarak sanatseverlerle buluştu.

“Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” İmza Gününde Buluştu

“Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” kitap serisinin yazarı Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt ile serinin ilk iki kitabının kahramanı Yıldan Birand ve Raziye Kocaismail; Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu’nun eşi Ece Sucuoğlu ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun da katıldığı imza gününde bir araya geldi. Girne Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt’un kaleme aldığı ve Yakın Doğu Üniversitesi Kültür Yayınları etiketi ile okuyucuyla buluşan “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” kitap serisi için imza günü düzenlendi. Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu’nun eşi Ece Sucuoğlu ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun da katıldığı imza gününde, “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” kitap serisinin yazarı Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt ile serinin ilk iki kitabının kahramanları, KKTC’de müzik eğitimine çağ atlatan Yıldan Birand ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail bir araya geldi. Serinin yazarı Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt ile ilk iki kitabının kahramanları Yıldan Birand ve Raziye Kocaismail’in kitaplarını imzaladığı etkinlikte, Ece Sucuoğlu ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu’na plaket takdim edildi. Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ile KKTC’de kanser tedavisine yaptıkları katkılar nedeniyle, Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel adına, Yakın Doğu Oluşumu Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soykurt’a da teşekkür plaketi takdim etti. Kıbrıs Türk toplumunun kültürüne ve yaşamına büyük katkılar sunan gizli kahramanları geleceğe taşımayı amaçlayan “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” serisinin imza günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Kitapseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, Yıldan Birand, Raziye Kocaismail, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu ve Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu’nun eşi Ece Sucuoğlu birer konuşma yaptı. Ece Sucuoğlu: “KKTC için böylesine önemli iki insanın hikayelerinin kitaplaştırılması çok değerli.” İmza etkinliğinde konuşan Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu’nun eşi Ece Sucuoğlu, Yıldan Birand’ın ortaokulda kendisinin de müzik öğretmeni olduğunu söyleyerek hayatına dokunan öğretmenlerinden biri olduğunu söyledi. Sucuoğlu, Birand’la olan bir anısını da anlattı: “Ortaokulda bando takımında yer almak istedim ve bunu Yıldan Hocamla paylaştım. Hemen bir şeyler çalmamı söyledi, ancak beni yetersiz buldu. Daha sonrasında benim azmimi görerek bana bando takımının bel kemiği olan davulu teslim etti” dedi. Raziye Kocaismail’in de kanser hastaları için verdiği mücadele ile ülkeye büyük bir farkındalık kazandırdığını söyleyen Sucuoğlu, “KKTC için böylesine önemli iki insanın hikayelerinin kitaplaştırılması çok değerli. Mutlu Soykurt’a da emeklerinden ötürü çok teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı. Olgun Amcaoğlu: “Ülkemizin geçmişine damga vurmuş, geleceğine ışık tutmuş iki büyük değerimizin yaşadıklarını anlatan eserlerin kaleme alınması çok anlamlı.” Ülkemizin geçmişine damga vurmuş, geleceğine ışık tutmuş iki büyük değerimizin yaşadıklarını anlatan eserlerin büyük emekle ortaya çıktığını vurgulayan Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, “Bugün burada olmaktan onur duyuyorum” dedi. Kanser Hastaları Derneği’nin üye olduğu ilk dernek olduğunu ve 30 yıla yakındır üyesi olmaktan şeref duyduğunu söyleyen Bakan Amcaoğlu, “Hangi makamda olursam olayım bugüne kadar kendilerine bir telefon uzaklıkta oldum. Yardıma ihtiyacı olan biri olduğunda elimden geldiği kadar yanlarında oldum ve olmaya da devam edeceğim” dedi. Yıldan Birand ve Raziye Kocaismail’e “iyi ki varsınız” diye seslenen Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt’a da “İyi ki bu değerli yaşamları kelimelere dökerek kitaplaştırdınız” sözleriyle teşekkür etti. Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt: “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı tarafından tavsiye listesine de alındı. Kitaplarımın, çocuklarımızla buluşarak onlara ilham verecek olması en büyük mutluluğum.” “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” kitap serisini, Kıbrıs Türk toplumuna yaptıkları katkılarla toplumsal dönüşüme öncülük eden ve ilham verici başarı hikayeleri ile örnek oluşturan isimleri gelecek nesillerle buluşturmak için kaleme aldığını söyleyen Girne Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, düzenlenen imza gününde serinin ilk iki kitabında yaşam hikayelerini aktardığı Yıldan Birand ve Raziye Kocaismail’le ilgili açıklamalarda bulundu. Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, ilk kitabın kahramanı Yıldan Birand’ın KKTC’de müzik eğitiminin müfredata alınmasını sağlayarak ve oluşturduğu kız bandosu, dünyanın en büyük sanat okullarına gönderdiği öğrencileri ile pek çok insanın hayatına dokunduğunu hatırlattı. İkinci kitabın kahramanı Raziye Kocaismail’in ise hem kişisel hikayesi hem de kuruculuğunu yaptığı Kanser Hastalarına Yardım Derneği ile toplumda kanseri tabu olmaktan çıkararak pek çok hastaya ve yakınlarına umut aşıladığını söyledi. Serinin üçüncü kitabının da yakın zamanda yayınlanacağını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt, “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” serisinin Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı tarafından tavsiye listesine de alındığını vurgulayarak, “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri’nin çocuklarımızla buluşmasını uygun gördükleri için Milli Eğitim ve Kültür Bakanımız Sayın Olgun Amcaoğlu’na teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Yrd. Doç. Dr. Soykurt, Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu’nun eşi Ece Sucuoğlu ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanımız Sayın Olgun Amcaoğlu’na imza gününe katılarak destek verdikleri için de teşekkürlerini sundu. Yıldan Birand: “Müzik en güçlü ilaçtır.” Müziğin, duygu ve düşüncelerimizi notalarla ve melodilerle anlatmanın aracı olduğunu söyleyen Kuzey Kıbrıs’ın efsane müzik öğretmeni Yıldan Birand, “Pandemi nedeniyle zor zamanlardan geçtiğimiz bu günlerde sığınacağımız en güzel moral kaynağı müziktir. Müzik en güçlü ilaçtır” dedi. Hayatını KKTC’deki müzik eğitiminin gelişimine adayarak pek çok insanın hayatına dokunan Birand, hikayesini kitaplaştırarak ölümsüzleştiren Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt’a teşekkür etti. Raziye Kocaismail: “Bugünümü ve beni yaratan şey; kanser mücadelesi ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği’dir.” Yrd. Doç. Dr. Mutlu Soykurt’un kaleme aldığı “Kuzey Kıbrıs’ın Değerleri” serisinin ikinci kitabı; 1993’te üç aylık bir ömür biçilerek, tedavi gördüğü İngiltere’den KKTC’ye gönderilen Raziye Kocaismail’in hayat hikayesini okuyucularla buluşturuyor. Kanseri yendikten sonra aynı yıl Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ni kurarak, ülkede kanserin tabu olmaktan çıkmasını sağlayan önemli bir mücadele insanı olan Raziye Kocaismail, konuşmasına, “Bugünümü ve beni yaratan şey; kanser mücadelesi ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği’dir” ifadesiyle başladı. Kocaismail, “Mutlu Hanım bana hayat hikayemi kitaplaştırmak istediğini söylediğinde, verdiğimiz mücadelenin yeterli gelmediğini düşündüğüm karamsar günler yaşıyordum. Böylesine önemli ve güzel bir seride hikayemle yer almak, mücadele azmimi bir kez daha ateşledi” ifadesini kullandı.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nde Yılın Son Sergisi, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Tarafından 27 Aralık’ta, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonunda Açılacak

Prof. Dr. Murad Allahverdiyev’in Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı 27 eserden oluşan kişisel resim sergisi, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından 27 Aralık’ta, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonunda açılacak Kıbrıs Modern Sanat Müzesi 27 Aralık’ta Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonunda açılışını yapacağı 401’inci sergisi ile 2021’e veda ediyor. Sanatçı-akademisyen Prof. Dr. Murad Allahverdiyev’in Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı, tuval üzerine yağlı boya çalışmalarından oluşan toplam 27 adet eserden oluşan “Kişisel” adlı resim sergisi, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından 27 Aralık Pazartesi saat 16.30’da Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonunda açılacak. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murad Allahverdiyev’in Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı çalışmalarının yer alacağı “Kişisel” adlı resim sergisi 2021’in son sergisi olacak. Prof. Dr. Murad Allahverdiyev kimdir? 1960’ta Azerbaycan Bakü’de doğan Murad Allahverdiyev, 1975-1979 yıllarında A. Azimzade Sanat Koleji’nde okudu. 1979’da Lviv Ukrayna Uygulamalı ve Dekoratif Sanatlar Akademisinden mezun oldu. 1990’da Devlet Sanat Enstitüsü’nde ders vermeye başladı. 2000’de Azerbaycan Devlet Resim Akademisi’ne geçti. 2004’te Sanat Akademisi’nde uygulamalı sanatlar bölümünde yardımcı doçent oldu. 1991’de yılında Sоvyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Azerbaycan Sanatçılar Birliği üyesi olan Murad Allahverdiyev, ilk kişisel sergisini 1986’da Lviv Ulusal Galerisi’nde açtı. Sonrasında sırasıyla 1987’de Varşova, 1988’de Macaristan, 1997’de Bakü ve 2015 ve 2020’de Lefkoşa’da kişisel sergiler açtı. 1994’te İran, 1996’da Stockholm ve Moskova, 2004’te Paris ve Viyana’da uluslararası sergilere katıldı. 2013’ten bu yana Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü’nde görev yapan Prof. Dr. Murad Allahverdiyev, “2018 Yılın Sanatçısı” heykeli ve Avrupa sanatçı diplomasının sahibidir. Prof. Dr. Allahverdiyev, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için yaptığı çalışmalardan dolayı, 29 Temmuz 2020’de Alasya Ödülleri kapsamında resim sanatçılarına verilen “Fergânî Ödülü” aldı.

Geleceğin Öğretmenlerinin Eğitim Sistemine Bakışları, Yakın Doğu Üniversitesi’nde Düzenlenen Panelle Ele Alındı

Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü ve Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün düzenlediği “Geleceğin Öğretmenlerinin Eğitim Sistemine Bakışı” paneli ile geleceğin öğretmenleri olan bölüm öğrencileri eğitim sistemini tartıştı. Sunuculuğunu Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Ayşenur Köleoğlu’nun yaptığı panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı`nın okunmasıyla başladı. Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğrencileri Tuğçe Taş, Büşra Varol, Yakup Sözeri ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Nezahat Aksoy’un hazırladığı “Geleceğin Öğretmenlerinin Eğitim Sistemine Bakışı” isimli panelle devam etti. Geleceğin öğretmenleri eğitim sistemini tartıştı Oturum başkanlığını Tuğçe Taş’ın yaptığı panelde, konuşmacılardan Yakup Sözeri, “Eğitimde teknoloji ve geleceğin öğretmenlerinin teknolojiye bakışı” isimli bir konuşma yaptı. Sözeri, konuşmasında teknoloji ile eğitimin birlikte düşünülmesi gerektiğini ve bütün eğitimcilerin bu anlamda daha verimli olmaları için özellikle hizmet içi eğitimlere önem verilmesinin gerekliliği üzerinde durdu. Panelistlerden Büşra Varol, “Pandemi Döneminde Eğitim” isimli konuşmasında özellikle ilk ve ortaöğretimde yapılan uzaktan eğitim sürecini değerlendirdi. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Nezahat Aksoy ise “Eğitimin genel sorunları ve öğretmenlerin bu sorunlara bakışı” sunumu ile eğitim sisteminin güncel sorunlarına değinerek çözüm önerileri getirdi. Program, Yakın Doğu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, katılımcılara teşekkür belgesi vermesiyle son buldu.
tercih robotu