Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

2021 YKS Sonuçlarına Göre Yakın Doğu Üniversitesi, KKTC’nin En Çok Tercih Edilen Üniversitesi Unvanını Bu Yıl da Korudu

Yakın Doğu Üniversitesi, 2021 YKS yerleştirme sonuçlarına göre bu yıl da KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi oldu. Açıklanan sonuçlara göre Yakın Doğu Üniversitesi’ni tercih eden öğrencilerin sayısı 1.951 oldu. Girne Üniversitesi’ne yerleşen öğrencilerin sayısı ise 436 olarak gerçekleşti. KKTC’yi seçen her üç öğrenciden birinin tercihi Yakın Doğu ve Girne üniversiteleri oldu 2021 YKS tercih sonuçlarına göre üniversite eğitimi için KKTC’yi tercih edip yerleşen toplam öğrenci sayısı 7.560 oldu. Ülkenin en çok tercih edilen üniversitesi olmayı sürdüren Yakın Doğu Üniversitesi’nin KKTC üniversitelerine yerleşen öğrencilerden aldığı pay ise yüzde 24,5’tan yüzde 26,2’ye çıktı. Girne Üniversitesi’ne yerleşen 436 öğrenci de dahil edildiğinde üniversite eğitimi için KKTC’yi seçen her üç öğrenciden biri Yakın Doğu Üniversitesi ile Girne Üniversitesi’ne yerleşmiş oldu. 20 Eylül’de yüz yüze olarak başlayacak 2021-2022 eğitim dönemi için öğrencilerin kesin kayıtlarını 10 Eylül’e kadar kadar yaptırması gerekiyor. Kesin kayıtların ardından boş kalan kontenjanlar için ek yerleştirme süreci başlayacak. Doç. Dr. Murat Tüzünkan: “Sağladığımız akademik ve sosyal olanaklar ile yetkin akademik kadrolarının oluşturduğu bilimsel üretkenlik, öğrencilerimize nitelikli bir üniversite hayatının kapılarını açıyor.” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Tüzünkan, YKS tercih sonuçlarına göre Yakın Doğu Üniversitesi’nin KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi olmayı sürdürdüğünü söyleyerek, “Sonuçlar, Yakın Doğu Üniversitesinin öğrencilerine sağladığı akademik ve sosyal olanaklar ile yetkin akademik kadrolarının oluşturduğu bilimsel üretkenliğin, nitelikli bir üniversite hayatı geçirmek isteyen gençler tarafından da benimsendiğini gösteriyor” ifadesini kullandı. Sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Doç. Dr. Murat Tüzünkan, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en çok tercih edilen üniversitesi olma özelliğini bu yıl da koruması, Yakın Doğu Üniversitesi’ne duyulan güvenin göstergesidir” dedi. Bu yıl eğitimin yüz yüze yapılacağını da hatırlatan Doç. Dr. Tüzünkan, Yakın Doğu Üniversitesi’ne kayıt hakkı kazanan öğrencilerin kayıtlarını 6 – 10 Eylül tarihleri arasından Yakın Doğu Üniversitesi’nin Türkiye temsilcilikleri ve Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirilebileceklerini söyledi. Doç. Dr. Murat Tüzünkan, “Bizi tercih eden tüm öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Yakın Doğulu olma ayrıcalığını ve gururunu sizlere yaşatabilmek en büyük mutluluk kaynağımızdır. Sağlıklı ve başarı dolu bir eğitim yılı diliyorum” ifadesini kullandı.

COVID-19 ile Mücadelede Hala En Önemli Silah Aşılanma ve Bireysel Korunma

COVID-19’la mücadelede aşı son derece önemli bir silah. Araştırmalar, aşısız kişilerin virüse yakalanma oranını yüzde 80, aşılılarda ise yüzde 20 seviyelerinde gösteriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. H. Kaya Süer, Covid-19 salgını boyunca onlarca mutasyonla karşı karşıya kalınacağını, en büyük korunma silahını ise aşılanma ve bireysel korunma yöntemlerinin oluşturacağını söylüyor. Prof. Dr. H. Kaya Süer aşıya karşı defansif tavırlar içerisinde olan kişilerin bu durumu gözardı etmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Maske mesafe ve hijyen kurallarından uzaklaşılıyor Ülkemizde her gün açıklanan pozitif vaka sayılarında yerel bulaşın yükseklişi dikkat çekiyor. Bu yükseliş ise kişilerin davranışları ile ilişkilendiriliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. H. Kaya Süer, toplum tarafından önemi bilinmesine rağmen maske, mesafe, hijyen kurallarının uygulanmadığını, bu kurallara uygun hareket etmenin ise toplum sağlığı açısından önem arz ettiğini hatırlatıyor. Aşılı kişilerde hastalık hafif semptomlarla seyrediyor Prof. Dr. H. Kaya Süer virüs ve varyantların seyrine ilişkin ise şöyle devam ediyor; “Ocak-Şubat aylarında %70 oranında daha bulaşıcı özelliğe sahip COVID-19 İngiliz varyantının adamıza girişiyle vaka sayılarında artış yaşanmıştı. Temmuz ayında ise Delta varyantının adada olduğu tespit edildi. Aşılamaya bağlı olarak hastalık semptomlarının hafif seyrettiğni söyleyebiliriz. PCR test sonuçları pozitif saptanan aşılı hastalarda üst solunum yolu enfeksiyonları, hafif kas eklem ağrıları, hafif öksürük gibi basit semptomlar gözlemliyoruz. İleri yaştaki ve kronik hastalıkları bulunan kişilerde ise daha ağır seyredebiliyor.” Kötü senaryo, kolay bulaşan insan hayatını tehdit eden bir varyantla karşı karşıya kalmak. Binlercesi arasında bilim insanları tarafından takip edilen dikkat çekici varyantlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. H. Kaya Süer, kolay bulaşan, fakat hasta edebilme kabiliyeti çok yüksek ve insan hayatını tehdit edici boyutta bir varyantla karşılaşmanın da olası bir senaryo olduğuna dikkat çekiyor. Virüsten korunmanın önemini ise şu sözlerle vurguluyor; “Aşılamada en az %70 oranına ulaşılana kadar standart koruyucu önlemlere uymak çok önemli. Bugün hala aşılamada gidecek yolumuz var. İsrail dünya üzerinde nüfusunun çoğunluğunu aşılayan ülkelerden biri. Buna rağmen yeni varyantlarla başa çıkkmakta zorlanıyorlar. Bu yüzden hem aşı hem de korunma büyük önem taşıyor.” Testi pozitif çıkmış kişilerin yaklaşık yüzde 80’i aşısız Dünyada aşı karşıtı gruplar bulunduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Kaya Süer, “Literatüre bakıldığında kızamık, kızamıkçık, su çiçeği, çocuk felci gibi çocukluk döneminde yapılan aşılara karşı defans gösteren gruplar olduğu görülüyor. Korunması mümkün bir hastalık, aşı karşıtlığı nedeniyle yaşamı başedilmesi zor hale getirebiliyor. Bir çocuk buna karar veremeyebilir. Ancak bunun sorumlusu aşıyı yaptırmayan ebeveynlerdir.” değerlendirmesini yapıyor. Veriler aşı yaptıranlarla yaptırmayanların hastalığa yakalanma oranları arasında büyük fark olduğunu gösteriyor. Testi pozitif çıkmış kişiler arasında aşısızların oranı %80 civarında seyrederken, aşılı kesimin %20 civarında olduğu gözlemleniyor. Prof. Dr. H. Kaya Süer aşıya karşı defansif düşünceye sahip kişilerin durumu yeniden gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çektiği açıklamalarına şöyle devam ediyor; “Ne yazık ki, belli gruplar hala aşılanmama eğiliminde. Aşının bireysel ve toplumsal önemini önemle vurgulamak istiyorum. Araştırma sonuçlarının, vakaların en az %80’inin aşısız kişilerden oluştuğunu gösterdiğinin unutulmaması gerekiyor.” Aşılı olsalar bile kişilerin koruyucu tedbirleri uygulamaya devam etmesi gerekiyor Ülkemizde çok farklı aşılar uygulanıyor. Yapılan çalışmalar ise aşılar arasında ciddi bir fark olmadığını gösteriyor. Prof. Dr. H. Kaya Süer, aşıların varyantlara karşı koruyuculuğuna ilişkin şunları söylüyor; “Alman Pfizer-Biontech aşısının daha koruyucu olduğu ile ilgili yayınlar bulunuyor. Diğer aşı türlerinin bu varyantlara karşı hastalığı kontrol edebilme oranları Biontech oranlarına göre daha düşük olmakla beraber var olduğunu biliyoruz. Öte yandan hiçbir aşı tüm varyantlara karşı koruyucu değildir. Bu nedenle bilinen standart korunma yöntemlerine uyulması, aşılı olsalar bile kişilerin koruyucu tedbirleri uygulamaya devam etmesi gerekiyor.” Adada şu anda İngiliz varyantı hakim Ülkemizde Ocak ve Şubat aylarında saptanan İngiliz varyantından sonra Delta varyantının varlığına ilişkin açıklamalar gelmişti. Bugün hala adamızda İngiliz varyantının hakimiyet sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. H. Kaya Süer; “Yeni varyantlarla karşılaşmamız muhtemeldir. Bizler yeni varyantları izleyip değerlendirmeye devam ediyoruz. Beklentimiz, çok kolay bulaşan ama çok hafif seyreden, yaşamı tehdit etmeyen, nüfusun büyük oranının hastalıkla tanışmasını sağlayacak ve kendi kendini kontrol altına alabilecek bir varyantın ortaya çıkması yönünde. Geçmişte viral enfeksiyonlarda bunun örneklerine rastlanmıştır.” diyor. Prof. Dr. H. Kaya Süer; “Nüfusun aşılanma oranı ne kadar artarsa, hastalığı kontrol altına alma şansı da aynı ölçüde artacaktır.” Aşıların yan etkilerine de değinen Prof. Dr. H. Kaya Süer; “Aşılara bağlı yan etkilerin oldukça minimal olduğunu gözlemliyoruz. Dolayısıyla herkesin aşılanmak üzere aşı merkezlerine gitmesini öneriyorum. Nüfusun aşılanma oranı ne kadar artarsa bu hastalığı kontrol etme şansımız da o ölçüde artacaktır.” diyor.

Yakın Doğu Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora Programlarına Yönelik Yetenek Sınavı 2-3 Eylül Tarihlerinde Çevrimiçi Olarak Yapılacak

Yakın Doğu Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünde lisans, yüksek lisans ve doktora programlarına kayıt yaptıracak öğrenciler için düzenlenecek yetenek sınavının tarihi açıklandı. Müzik Öğretmenliği Bölümü 2021-2022 güz dönemi yetenek sınavı 02 ve 03 Eylül 2021 tarihlerinde saat 10.00 da çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek. Başvuru koşulları ve sınavların içeriği Yakın Doğu Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Lisans Programı’na başvuru yapacak olan KKTC vatandaşı öğrencilerin Yakın Doğu Üniversitesi giriş sınavından geçer puan almaları, Türkiye yurttaşı adayların ise TYT sınavına girip 150 puan alması ve aynı zamanda 800bin barajı içerisinde olmaları gerekiyor. Sınavın içeriği ise tek ses, çift ses, üç ses, dört ses, aralık ve akor tekrarı, tonal/ makamsal ezgi, ritim tekrarı, İstiklal Marşı’nın söylenmesi, öğrencinin kendi hazırladığı bir şarkı veya türküyü seslendirmesi, öğrencinin kendi enstrümanı ile çalacağı bir eser ve mülakattan oluşuyor. Yüksek Lisans ve doktora için yapılacak yetenek sınavı ise müzik eğitimi ve müzik teorisi ile ilgili yazılı sınav, sözlü mülakat ve enstrüman sınavından oluşuyor. Enstrüman sınavında, öğrencinin kendi enstrümanı ile bir etüd ve bir eser çalması gerekiyor. Yetenek sınavına katılmak isteyen kişilerin kayıt ve başvuru için [email protected] adresine mail göndererek başvuru yapmaları gerekiyor. Başvuru yapıldıktan sonra sınav linki ve saati katılımcılara bildirilecek.

KKTC 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Yürütülen 6 Günlük Tedavinin Ardından Bugün Taburcu Edildi

23 Ağustos’ta baş dönmesi, konuşma bozukluğu ve bilinç bulanıklığı şikayetleri ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan KKTC 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, nöroloji, kardiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarınca yürütülen 6 günlük tedavi sürecinin ardından taburcu edildi. Baş dönmesi, konuşma bozukluğu ve bilinç bulanıklığı şikayeti ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan KKTC 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, yürütülen 6 günlük tedavinin ardından bugün taburcu edildi. Tedavisinin ilk üç günü Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi yoğun bakım servisinde yürütülen Dr. Derviş Eroğlu, perşembe günü yoğun bakımdan çıkarılarak normal servise alınmıştı. Prof. Dr. Müfit C. Yenen: “Yürüttüğümüz tedavinin ardından bütün fonksiyonları normale dönen Sayın Cumhurbaşkanımızı sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.” KKTC 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun, 23 Ağustos Pazartesi günü, saat 12.00’de baş dönmesi, konuşma bozukluğu ve bilinç bulanıklığı şikayeti ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne geldiğini hatırlatan Başhekim Prof. Dr. Müfit C. Yenen, “Yapılan ilk tetkiklerde beyin zarını etkileyen bir viral enfesiyondan şüphe ederek tedavi sürecine de bu doğrultuda devam ettik” ifadesini kullandı. Dr. Eroğlu’nun tedavisinin nöroloji, kardiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarından oluşan bir heyet tarafından planlanarak uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Yenen, “Tedaviye başlamamızın 17’inci saatinde, Sayın Cumhurbaşkanımız Dr. Derviş Eroğlu’nun bütün bilişsel fonksiyonları normale döndü. Tedavi süreci boyunca Dr. Eroğlu’nun bilinci açıktı ve hiç bir tıbbi destek cihazına bağlanmasına gerek görülmedi” açıklamasını yaptı. Dr. Derviş Eroğlu’nu tedbir amaçlı tutulduğu yoğun bakım servisinden 25 Ağustos’ta normal servise aldıklarını hatırlatan Başhekim Prof. Dr. Müfit C. Yenen, “Yürüttüğümüz tedavinin ardından bütün fonksiyonları normale dönen Sayın Cumhurbaşkanımızı sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Prof. Dr. Yenen, Dr. Derviş Eroğlu’nun tedavisini titizlikle yürüten Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özmenoğlu, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. H. Kaya Süer ile ekiplerine de teşekkür etti.

Yakın Doğu Oluşumunun 5,5 Ayda Eğitime Hazır Hale Getirdiği 500 Öğrenci Kapasiteli Tam Donanımlı Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, Görkemli Bir Törenle Açılarak Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne Teslim Edildi

Günsel Aile Kurulu’nun kararıyla Yakın Doğu Oluşumu’nun KKTC’nin 6 ilçesinin her birinde inşa ederek Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim etme kararı aldığı 6 okuldan ilki olan Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, görkemli bir törenle açılarak Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Temeli 19 Mart 2021’de Gönyeli Yenikent’te atılan 500 öğrenci kapasiteli Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, Yakın Doğu Oluşumu tarafından 14 dönümlük arazi üzerine 5,5 ay gibi rekor bir sürede tamamlanarak eğitime hazır hale getirildi. Büyük bir katılımla gerçekleşen törende, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakan Ersan Saner, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, Maliye Bakanı Dursun Oğuz, İçişleri Bakanı Kutlu Evren, Sağlık Bakanı Ünal Üstel, Çalışma, Sosyal Güvenlik Bakanı Koral Çağman ve milletvekilleri, müsteşar, sivil savunma teşkilat başkanı, belediye başkanları ve davetliler yer aldı. Sırasıyla Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, Başbakan Ersan Saner ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yaptığı konuşmaların ardından teslim seremonisine geçildi. Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel’in Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu’na sembolik olarak takdim ettiği gümüş anahtar ile Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Teslim seremonisi öncesinde okunan metinde “Günsel Aile Oluşumu, çok özetle ifade edilirse, okul öncesi eğitiminden, doktora düzeyine kadar verilen eğitimleri geliştirme ve ülkesine, eğitim ve sanatın bütün alanlarında yeni ivmeler kazandırma görevini layıkıyla yapmaya kendisini vakfetmiştir. Devletimiz nezdinde, Sayın Cumhurbaşkanımız huzurunda, Günsel Aile Oluşumu kamusal görev addederek üstlendiği 6 ilkokulun birincisini teslim etmektedir. Aklımız ve gönlümüzün geleceğe uzanan işareti budur. Milletimizin bütünlüğüne ve Kıbrıs Türk Halkının zedelenmez ulvî varlığına armağan olsun” ifadelerine yer verildi. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Boş bir arsa olarak duran bu alan 5,5 ay süren geceli gündüzlü bir çalışmanın sonucunda çocuklarımızın cıvıltılarıyla dolacak bir eğitim yuvasına dönüştü.” Günsel Aile Kurulu’nda 10 Aralık 2020’de KKTC’nin 6 ilçesinin her birinde birer devlet ilkokulu inşa ederek Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim etme kararı aldıklarını hatırlatan Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Tam teşekküllü ve eğitime hazır bir şekilde devletimize ve ülkemize kazandırma kararı aldığımız 6 devlet ilkokulundan ilkini, büyük bir gurur ve mutlulukla, Lefkoşamızda açıyoruz. Boş bir arsa olarak duran bu alan, 5,5 ay süren geceli gündüzlü bir çalışmanın sonucunda çocuklarımızın cıvıltılarıyla dolacak bir eğitim yuvasına dönüştü” dedi. Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa’nın ardından yine 500 öğrenci kapasiteli ve tam teşekküllü Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu İskele’nin 5,5 ay sonra Şubat 2022’de eğitime başlamak üzere İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim edeceklerini söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Gazimağusa’yı ise Eylül 2022’de eğitime hazır hale getireceklerini söyledi. Prof. Dr. Günsel, Girne, Lefke ve Güzelyurt’ta inşa edecekleri Dr. Suat Günsel Devlet İlkokullarının temellerinin ise arazilerinin belirlenmesiyle birlikte atılacağını belirtti. “Dr. Suat Günsel Devlet Okulları ile ülkemizin ilköğretimini güçlendirirken, milli ve yerli otomobilimiz GÜNSEL’de de liseli gençlerimizin geleceğine ve hayatına dokunduğumuz çok önemli bir projeye başladık” diyen Prof. Dr. Günsel, GÜNSEL Akademi bünyesinde başlattıkları “Mesleğim Elimde” projesi ile meslek liselerinde okuyan gençlere burs, staj ve iş imkanı sunduklarını söyledi. Konuşmasında Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ve Türk Tarih Kurumu’nun Girne Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ortaklaşa düzenlediği “Kıbrıs Türk Tarihi ve Öğretimi” başlıklı panele de değinen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi olarak Kıbrıs Tarihini, zorunlu ders olarak eğitim müfredatına aldıklarını da açıkladı. Prof. Dr. Günsel, “Kıbrıs tarihini sadece kendi gençlerimize değil, yüksek öğretim için ülkemizi tercih eden öğrencilerimize de doğru bir şekilde aktararak, ülkemizde ve dünyada Kıbrıs Tarihinin doğru bir şekilde öğrenilmesini sağlamanın önemli bir tarihsel sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğun en özel dayanağı ise, kendi tarihimize sahip çıkarak, 1974’te canından can vererek bizlere devlet bağışlayan ulus devlete, Türkiyemize ve bu uğurda verdiğimiz şehitlere olan borcumuzu unutmamak ve unutturmamaktır!” ifadesini kullandı. Otomotiv, robotik, dijital eğitim platformu ve oyun geliştirme alanlarında olduğu gibi sağlık alanında da yüksek katma değere, AR-GE’ye ve yüksek teknolojiye dayalı projeler üretmeye devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, AR-GE ve tasarımı tamamen Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti ve uluslararası işbirliği ile geliştirdikleri COVID-19 önleyici nazal spreyin ardından COVID-19 aşısı geliştirme çalışmalarına da başladıklarının müjdesini verdi. “Kuruluş çalışmalarına başladığımız Viroloji Araştırmaları Laboratuarı, sadece COVID-19 için değil; pek çok virütik hastalıkla ilgili araştırmalar yapacak, aşılar geliştirecek. Gerçekleştirilecek viroloji araştırmaları, hem akademik hem ekonomik anlamda, ülkemize çok önemli kazanımlar sağlayacak” diyen Prof. Dr. Günsel, “Bu başarıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimiz, bugüne kadar COVID-19 aşısı üretmeyi başarabilen Almanya, Çin, Rusya, ABD, İngiltere ve çok yakında anavatan Türkiyemiz gibi ülkelerin arasına adını yazdırarak dünyadaki saygınlığını da kat be kat artıracak” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Günsel, Yeniboğaziçi’nde yapımı devam eden tam teşekküllü hastanenin açılışını da yıl sonunda yapacaklarını açıklayan Prof. Dr. Günsel, “Yıl sonunda hizmete almayı planladığımız Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Yeniboğaziçi Hastanesi; Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Yakın Doğu Üniversitesi ve Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi diş hastaneleri ve Hayvan Hastanemiz ile birlikte ülkemizin hizmetine sunduğumuz altıncı tam teşekküllü hastanemiz olacak” dedi. Yakın Doğu Oluşumunun yapmakta olduğu birçok yatırıma değinen Prof. Dr. Günsel konuşmasını, “Yakın Doğu Oluşumu olarak yapmakta olduklarımızı ve gelecek için hedeflediklerimizi temelde; babam Dr. Suat Günsel’in üç sözü ile özetlemek istiyorum. Bunlardan birincisi “Adada kıtalı gibi yaşamak istiyorum”, ikincisi “Yaptıklarımızla değil, yapmadıklarımızla övünmeliyiz” ve üçüncüsü ise “Sanattır insanlığın tanımı”. İşte bu rehberlikle; adamızı ve ülkemizi dünya ile entegre edecek yatırımlar yapmaktan, Kıbrıs Türk Toplumu ve ülkemizi Oluşumun asıl sahibi olarak görmekten ve sanatı toplum hayatının değişmez bir parçası haline getirmek için çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle noktaladı. Olgun Amcaoğlu: “Bu ülkeye sahip çıkabilmenin yegane temeli, gençliğe ve geleceğe sahip çıkmaktan başka bir şey değildir.” Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu konuşmasına, “Bu topraklara doğup büyüyen bir çocuk olarak bugün burada bu açılışı yapıyor olmam benim için çok büyük onur. 45 yıl önce üstünde oyun oynadığımız bu topraklarda şimdi çok güzel bir eser yer alıyor” sözleriyle başladı. Kısa bir süre önce Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa’nın arazi teslimini yaparken, Prof. Dr. İrfan Suat Günsel’e “Sizin attığınız bu adımlar çocuklarımızın geleceği için bir işaret fişeği olacak demiştim” diyen Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, “Son 10 yılda sadece bir okul açılan KKTC’de bu yıl, 16 okulun temelinin atılması ya da açılışının yapılması da bunu ortaya koydu” ifadesini kullandı. Amcaoğlu, “İyi yapılan her şeyi örnek alıp geleceğe daha emin adımlarla ilerlemek gerekir. Teşekkür etmekten fazlasını yapıp bizim de yapılan tüm bu çalışmalara destek vermemiz gerekir. Bundan sonraki süreçte de çizilen hedefte sizlerle birlikte yürümeye özen göstereceğiz. Hepimizin tüm amacı, çocuklarımızın çağdaş eğitim koşullarında geleceğin güçlü bireyleri olması” dedi. “Bu ülkeye sahip çıkabilmenin yegane temeli, gençliğe ve geleceğe sahip çıkmaktan başka bir şey değildir” diyen Amcaoğlu, “Bu ülkeye sahip çıkan gençlerin yetişmesi için tek bir gün, tek bir saat ve tek bir saniyenin bile önemini bilerek çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu sözlerini “GÜNSEL Ailesi’ne, ülke insanına, ülke eğitimine yaptıkları bu eşsiz katkılar için teşekkürlerimi sunuyorum” ifadesi ile sonlandırdı. Ersan Saner: “Günsel Ailesi’nin imza attığı yatırımlar, ülkesini seven, ülkesine katkı yapan bir ailenin doğup yaşadığı topraklara değer katma inancıyla yaptığı hamlelerdir.” Konuşmasına konukları selamlayarak başlayan Başbakan Ersan Saner, “Ülkemizde özel sektörle devlet işbirliği ile neler yapabileceğimiz görüyoruz. Yüreğimizden geçen şeyleri gerçekleştirdiğimiz bir gün daha. İşte özel sektörün ülkeye kattığı değeri ve ülkemizin de bundan elde ettiği kazancı çok önemsiyorum” ifadesini kullandı. Pandemi döneminde aldıkları önlemlere de değinen Başbakan Ersan Saner, salgının ciddiyetini gösteren istatistikleri sıraladıktan sonra, “Yakın Doğu Oluşumunun COVID-19’a yönelik geliştirdiği yerli PCR Tanı Kiti ve koruyucu burun spreyi gibi adımlar ülkemize bu süreçte güç kattı. Yakın Doğu Oluşumu’nun aşı çalışmalarını da aynı başarıyla tamamlayarak ülkemize bu gururu da yaşatacaklarına inancım tamdır” ifadesini kullandı. Günsel Ailesi’nin sadece eğitim alanında değil pek çok alanda yatırımlar yaparak ülkeye öncülük yaptığını söyleyen Başbakan Saner, “Bunlar rastlantı değildir. Ülkesini seven, ülkesine katkı yapan ve doğup yaşadığı topraklara değer katma inancıyla yapılan hamlelerdir. Ben bu bağlamda ülkenin başbakanı olarak Dr. Suat Günsel Hocamıza ve Ailesine teşekkür ediyorum” dedi. Ersin Tatar: “ Günsel Ailesinin yaptığı bu yatırımlar devletimizi sahiplenme ve geleceğe bir mesaj vermesi adına çok önemlidir.” Özellikle bütün dünyayı etkisi altına alan pandemi dönemi gibi zor bir zamanda bu yatırımları yapmak ve ülkemize yeni eserler kazandırmanın önemine değinen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “ Günsel Ailesinin yaptığı bu yatırımlar devletimizi sahiplenme ve geleceğe bir mesaj vermesi adına çok önemlidir. Geçirdiğimiz bu zor dönemler, hastalıklar, pademiler geride kalacak ve biz yolumuza, bu güzel eserlerle kaldığımız yerden devam edeceğiz” ifadesini kullandı. Konuşmasında öğretmenlere de vurgu yapan Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu okulda geleceğimiz olan çocuklarımızı yetiştirecek olan öğretmenlerimizi şimdiden kutlamak istiyorum. Öğretmenlerimize verdikleri emeklerden dolayı teşekkür ediyorum. Gençlerimiz geleceklerimiz onların ellerinde büyüyor” dedi. “Herkesin farklı siyasi görüşleri olabilir ama burada önemli olan tek bir vucüt olmaktır” diyen Cumhurbaşkanı, “Bizler nereden nerelere geldiğimizi unutmamalıyız. Kendi kültürümüze ve kendi geçmişimize sahip çıkmalıyız. Günsel ve Yakın Doğu Ailesinin özenli ve seçici bir şekilde yürüttüğü tüm bu çalışmalar için tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Kıbrıs Türk Müzik Kültürünün En Önemli Simgelerinden Mehmetaliler Müzik Grubu, Hiperrealist Silikon Heykelleri ve Orijinal Müzik Aletleri İle Surlariçi Şehir Müzesinde

Surlariçi Şehir Müzesi, Kıbrıs Türk kültürünün tarihi ve kültürel hayatında iz bırakan isimlere yer verdiği hiperrealist silikon heykel koleksiyonunu genişletmeye devam ediyor. Kıbrıs Türk Toplumu ve Lefkoşa’nın müzik kültüründe çok önemli bir yeri olan Mehmetaliler Müzik Grubu üyelerinin Yakın Doğu Üniversitesi Heykel Atölyesinde yapılan hiperrealist silikon heykelleri, orjinal enstrümanları ile birlikte Surlariçi Şehir Müzesi’ndeki yerlerini aldı. Yakın Doğu Oluşumu’nun Kasım 2020’de açılışını yaptığı Surlariçi Şehir Müzesi, bir kent müzesi olarak başta bulunduğu Lefkoşa olmak üzere KKTC’nin tarihi ve kültürel değerlerini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Müzede sergilenmeye başlayacak olan hiperrealist silikon heykeller, özellikle gençlerde Kıbrıs Türk tarihine ve kültürüne karşı merak uyandırmayı amaçlıyor. Surlariçi Şehir Müzesi’nde sergilenen hiperrealist silikon heykel koleksiyonunda başta Kıbrıs Türk Toplum lideri Dr. Fazıl Küçük ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş olmak üzere, 1964’te Türk Hava Kuvvetlerinin Kıbrıs’ta Erenköy Mücadelesinde destek için gelen ve uçağı düşürülerek insanlık dışı muamele ile şehit edilen Türk havacılığının simge ismi hava pilot yüzbaşı Cengiz Topel, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın ilk gününde şehit edilen Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan yer alıyor. Koleksiyonda ayrıca Kıbrıs Türk Gölge oyunun önemli bir simgesi olan Mehmet Ertuğ, halk ozanlığı ve meddahlığı ile önemli bir geleneğin Kıbrıs’taki en büyük temsilcisi olan Aynalı, Kıbrıs Türk müziğinde önemli bir yeri olan Ahmet Becerikli ve Mehmetaliler Müzik Grubu üyeleri de yer alıyor. Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı fethinin 450’inci yıl dönümü şerefine hazırlanan hiperrealist silikon Yeniçeri heykelleri de geçtiğimiz günlerde Surlariçi Şehir Müzesinde sergilenmeye başlandı. Prof. Dr. Ali Efdal Özkul: “Surlariçi Şehir Müzesi’nde sergilenen hiperrealist silikon heykellerle KKTC’nin tarihi ve kültürel değerlerini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyoruz.” Yakın Doğu Oluşumu Müzeler Daire Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, Kıbrıs tarihinin ve kültürünün önemli simgeleri arasında yer alan pek çok ismin yer aldığı silikon heykel koleksiyonunun, Kıbrıs Türk Toplumu ve Lefkoşa’nın müzik kültüründe çok önemli bir yeri olan Mehmetaliler Müzik Grubu üyelerinin heykelleriyle büyüdüğünü söyledi. Prof. Dr. Özkul, Günsel Ailesi ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin girişimleriyle kurulan Surlariçi Şehir Müzesi’nin en önemli misyonlarından birinin Lefkoşa kent kültürünü ve Kıbrıs Türk Toplumunun kültürel değerlerini korumak ve geleceğe aktarmak olduğunu ifade ederek “Kıbrıs’ın tarihinde ve kültüründe iz bırakmış şahsiyetlerin, geleceğe sadece destansı hikayeleri ile değil gerçekçi heykelleri ile de kalmasını sağlamak istiyoruz” dedi.

Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ersan Saner’in Katılımıyla, 27 Ağustos Cuma Günü Sabah 8.30’da Düzenlenecek Törenle Milli Eğitim Ve Kültür Bakanlığı’na Teslim Edilecek

Yakın Doğu Oluşumu’nun 19 Mart 2021’de temelini attığı 500 öğrenci kapasiteli tam donanımlı Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, 5,5 ayda tamamlandı. Günsel Aile Kurulu’nun Aralık 2020’de aldığı kararla, Yakın Doğu Oluşumu’nun KKTC’nin 6 ilçesine inşa ederek Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim etme kararı aldığı 6 okuldan ilki olan Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa eğitime hazır. 19 Mart 2021’de’de Gönyeli Yenikent’te temeli atılan tam teşekküllü Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, 5,5 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak gelecek ay başlayacak eğitim döneminde öğrencileriyle buluşmak üzere Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğü’ne teslim edilecek. 27 Ağustos Cuma günü saat 08.30’da düzenlenecek törene, başta Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakan Ersan Saner, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu ve Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu olmak pek çok bakan, milletvekili, müsteşar, sivil savunma teşkilat başkanı, belediye başkanı ve davetli katılacak. Günsel Ailesi’nin Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke’de inşa ederek Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğüne teslim etme kararı aldığı okullar için 19 Ocak 2021’de Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile Yakın Doğu Oluşumu arasında protokol imzalanmıştı. Gönyeli Yenikent’te temeli atılan ve 27 Ağustos’ta törenle Milli Eğitim Bakanlığına devredilecek Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa, 14 dönüm arazi üzerine inşa edildi. Yakın Doğu Oluşumu’nun bütün yatırımını üstlenerek tam teşekküllü bir şekilde eğitime hazır olarak devlete devredeceği okul, 500 öğrenci kapasitesine sahip. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Ülke çocuklarına kazandırma kararı aldığımız 6 Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu’ndan ilkini, sadece 5,5 ayda Lefkoşa’da tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.” Günsel Aile Kurulu’nda ülke çocuklarına kazandırma kararı aldıkları 6 devlet ilkokulundan ilkini sadece 5,5 ayda Lefkoşa’da tamamlamanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “500 öğrenci kapasitesine sahip Dr. Suat Günsel Devlet İlkokulu Lefkoşa’yı Cuma günü gerçekleştireceğimiz törenle Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğüne teslim edeceğiz. Bütün halkımızı bu anlamlı törene katılmaya davet ediyoruz” açıklamasını yaptı.

Pankreas Kanseri Tedavisinde ABD, Almanya ve Uzak Doğu’da Kullanılan Yeni Yöntem Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Uygulanmaya Başlandı

Pankreas kanseri diğer tüm kanserler arasında en ölümcül türlerden biri olarak tanımlanıyor. Geç belirti verdiği için tanı konulan hastaların yüzde 90’ı, hastalıkla mücadelede kısıtlı tedavi seçeneğine sahip olabiliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Arslan, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi, radyoterapi, immunoterapi gibi tedavi seçeneklerini tüketmiş pankreas kanseri hastaları için umut yaratan hedefe yönelik radyonüklid tedavilerin, ABD, Almanya ve Uzak Doğu ülkeleri ile eş zamanlı olarak Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde de uygulanmaya başladığını söylüyor. Diğer kanser türlerine göre oldukça ölümcül olan pankreas kanseri, günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu kanser türü çoğunlukla tümörlü dokunun pankreas dışına çıktığı evrede tanı alabiliyor. Bu nedenle pankreas kanserli hastaların sadece yüzde 10’u cerrahi şansına, yüzde 7’si ise 5 yıllık yaşam süresine sahip olabiliyor. Son dönemde kanser araştırma merkezlerine önemli yatırım yapan dünyanın sayılı ülkelerinde, tedavi seçeneklerinin oldukça kısıtlı olduğu ve bu tedavilerden yanıt alınamayan pankreas kanseri hastalarına yönelik yenilikçi bir tedavi sürdürülüyor. Kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi dışında kalan hedefe yönelik bu yenilikçi tedaviler son dönemde hastalara umut oluyor. Prof. Dr. Nuri Arslan, hedefe yönelik radyoaktif madde uygulamasını içeren bu tedavi modelinin kısa bir süre önce Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde de gerçekleştirilmeye başlandığını söylüyor. Lokal anestezi altında 20-30 dakikalık enjeksiyon uygulaması şeklinde uygulanıyor Prof. Dr. Nuri Arslan, bu coğrafyada ilk kez KKTC’de Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan tedavi modeliyle ile ilgili şunları söylüyor: “Nükleer Tıp Anabilim Dalı olarak, pankreas kanser tedavisine yönelik yaptıkları araştırmalar ile dünyada tıp alanında öncü kabul edilen ABD, Almanya ve Uzak Doğu’daki bazı ülkelerde sürdürülen klinik çalışmalar ile eş zamanlı olarak, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde de bu tedavi seçeneğini uygun hastalarımızda uygulamaya başladık. Diğer tedavi seçeneklerini tüketmiş, klinik ve laboratuvar sonuçları ile uygun hastalarımıza radyoaktif işaretli peptitlerle, hedefe yönelik kişiselleştirilmiş radyonüklid tedaviler uyguluyoruz. Damar yolu ile 20-30 dakika süren enjeksiyon sonrası, verilen radyoaktif ilacın pankreastaki primer tümör ve diğer metastaz alanlarında tutularak bu alanlara vücut içerisinde hedefe yönelik lokal radyoterapi uygulanması amaçlanıyor. Kullanılan radyoaktif maddenin fiziksel özelliklerine göre hasta ya uygulama sonrası hemen evine gönderiliyor ya da 1 gece hastanede kontrol altında kalıyor.” Hastanın ağrı şikayetlerini azaltıp yaşam süresini uzatıyor Hastanın ağrı şikayetlerini azaltarak yaşam süresini uzatmayı hedefleyen tedavi yanıtının 1-2 ay arasında değişen bir sürede alınması bekleniyor. Tedaviye bağlı önemli bir yan etki ise gözlemlenmiyor. Prof. Dr. Nuri Arslan konuya ilişkin şunları söylüyor; “Tedavi öncesi ve sonrası hastalarımızın kan değerlerini, böbrek fonksiyonlarını takip ediyoruz. Küçük bir hasta grubunda ağız kuruluğu, bulantı, kusma, baş ağrısı gibi geçici şikayetlerle karşılaşabiliyoruz. Bunları da semptomatik tedavilerle önleyebiliyoruz.” Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi‘nde ilk uygulama yapıldı Prof. Dr. Nuri Arslan, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde 68 yaşında pankreas kanserli karaciğer metastazlı bir hastaya bu yeni tedavi yönteminin uygulandığını; yine kemoterapi ve immünoterapi seçeneklerinden yeterli yanıt alınamamış aynı durumdaki başka bir hasta için ise hedefe yönelik radyonüklid tedavi planlandığını söylüyor. Bu yöntemin şu an için sadece pankreas kanserlerinde uygulanabildiğini söyleyen Prof. Dr. Nuri Arslan, ilerleyen dönemde tedavi yönteminin geliştirilmesi ile yine diğer tedavi seçeneklerini tüketmiş kolon, akciğer ve meme kanseri hastalarında da uygulanabilir hale geleceğini belirtiyor. Prof. Dr. Nuri Arslan: “Hedefimiz, tedavideki başarımızı dünya ülkeleri ile paylaşmak.” “Yakın zamanda başarılı tedavi sonuçları elde etmeyi umut ediyoruz.” diyen Prof. Dr. Nuri Arslan, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı olarak hedeflerinin, öncelikle kanser hastaları için bir umut ışığı olmak ve radyonüklid tedaviler ile elde edilecek başarılı sonuçları diğer ülkelerdeki kanser tedavisi ile uğraşan meslektaşları ile paylaşmak olduğuna dikkat çekiyor.

KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’ndan İyi Haber!

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Müfit C. Yenen, düzenlediği basın toplantısı ile KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun sağlık durumu ile ilgili açıklamalarda bulundu Baş dönmesi, konuşma bozukluğu ve bilinç bulanıklığı şikayeti ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun sağlık durumu hakkında Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde basın toplantısı düzenlendi. Dr. Derviş Eroğlu’nun kızı ve KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Resmiye Eroğlu Canaltay’ın da katıldığı basın toplantısında Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Müfit C. Yenen, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu ve Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özmenoğlu açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Müfit C. Yenen: “Yürüttüğümüz tedavinin ardından bütün fonksiyonları normale dönen Sayın Cumhurbaşkanımız, tedavisinin hiçbir aşamasında herhangi bir tıbbi destek cihazına bağlanmadı.” KKTC 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun, 23 Ağustos Salı günü, saat 12:00’de baş dönmesi, konuşma bozukluğu ve bilinç bulanıklığı şikayeti ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesine geldiğini açıklayan Başhekim Prof. Dr. Müfit C. Yenen, “Yapılan ilk tetkiklerde beyin zarını etkileyen bir viral enfesiyondan şüphe edilmiş olup, tedavi sürecine bu doğrultuda zaman kaybedilmeden başlanmıştır” ifadesini kullandı. Uygulanan tedavinin ardından bu sabah itibarıyla Dr. Derviş Eroğlu’nun bütün bilişsel fonksiyonlarının normale döndüğünü açıklayan Prof. Dr. Yenen, tedavi süreci boyunca Eroğlu’nun bilincinin açık olduğunu ve hiç bir tıbbi destek cihazına bağlanmasına gerek görülmediğini vurguladı. Prof. Dr. Müfit C. Yenen, Dr. Derviş Eroğlu’nun tedavisinin Prof. Dr. Mehmet Özmenoğlu başkanlığındaki nörologlar ve Prof. Dr. Hamza Duygu başkanlığındaki kardiyologlardan oluşan bir heyet tarafından sürdürüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Mehmet Özmenoğlu: “Sayın Cumhurbaşkanımızın tedavisine takip amaçlı olarak yoğun bakım servisinde devam ediyoruz. Yarından itibaren normal servise alacağız.” Baş dönmesi, konuşma bozukluğu ve bilinç bulanıklığı ile hastaneye başvuran Dr. Derviş Eroğlu’nun gerekli tüm kontrollerinin hızlı bir şekilde yapılarak tedavisine başlandığını söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özmenoğlu, “Tedavisinden 17 saat sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın genel durumunun düzeldiğini gördük. Bilinci açıldı, konuşmaya başladı ve solunumu normale döndü. Genel durumu çok iyi. Bugün takip amaçlı olarak tedavisine yoğun bakımda devam ediyoruz” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Özmenoğlu, Dr. Derviş Eroğlu’nun yarın normal servise alınacağını belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu: “Sayın Cumhurbaşkanının kalbi ile ilgili hiç bir sıkıntısı yoktur.” Dr. Derviş Eroğlu’nun daha öncesinde kalp damar şikayetleri ve tansiyonu olduğu için şikayetlerinin, kardiyolojik olabileceğinden şüphelendiklerini açıklayan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, “Gerçekleştirdiğimiz bütün kardiyolojik tetkiklerde sonuçların normal olduğunu gördük. Sayın Cumhurbaşkanının kalbi ile ilgili hiç bir sıkıntısı yoktur” açıklamasında bulundu. Resmiye Eroğlu Canaltay: “Babamın, 17 saat gibi kısa bir sürede toparlanmasını sağlayan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve değerli hocalarıma şahsım ve ailem adına teşekkürlerimi sunuyorum.” KKTC’nin 3. Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun kızı ve KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Resmiye Eroğlu Canaltay ise “Geçirdiğimiz bu zor saatlerde bizlerle yakından ilgilenen Kuzey Kıbrıs Tük Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine çok teşekkür ederim. Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye halkının yakın ilgisi ve duaları bizleri bir an olsun yalnız bırakmadı. Babamın, 17 saat gibi kısa bir sürede toparlanmasını sağlayan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve değerli hocalarıma şahsım ve ailem adına teşekkürlerimi sunuyorum” ifadesini kullandı.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin Geliştirdiği COVID-19 Önleyici Nazal Sprey, Bilim Dünyasında Ses Getirmeye Devam Ediyor

Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirilmesinde proje ortağı olduğu COVID-19 önleyici nazal spreyin, insanlar üzerindeki etkinliğinin analiz edildiği iki bilimsel makale, alanının en prestiji bilimsel yayınlarından “European Review for Medical and Pharmacological Sciences”a kabul edildi. Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirilmesinde proje ortağı olduğu COVID-19 önleyici nazal sprey bilim dünyasında ses getirmeye devam ediyor. Henüz geliştirilme aşamasındayken, Acta Biomedica dergisinde COVID-19’la mücadelede sahip olduğu yüksek potansiyele vurgu yapan iki makale yayınlanan nazal spreyin etkinliğinin analiz edildiği iki yeni makale ise alanının en prestiji bilimsel yayınlarından “European Review for Medical and Pharmacological Sciences”tan kabul aldı. Makalelerde, Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında geliştirilen koruyucu spreyin içeriğinde bulunan ve zeytin yapraklarından elde edilen doğal bileşenler olan alfa-siklodekstrin ve hidroksitirosol etken maddelerinin etkinliği konu ediliyor. Nazal spreyin insanlar üzerinde elde ettiği başarılı sonuçlar bilim dünyasının gündeminde Science Citation Index (SCI) kapsamında yer alan en önemli yayınlardan European Review for Medical and Pharmacological Sciences’tan kabul alan iki yeni makale koruyucu nazal spreyin insanlar üzerindeki sonuçlarını analiz ediyor. “Bioinformatics molecular docking study and review of the existing literature about the role and interactions of hydroxytyrosol and alpha-cyclodextrin in the lipid raft-mediated endocytosis process of SARS-CoV-2 virus” ve “In vitro and human studies on the efficacy of alpha-cyclodextrin and hydroxytyrosol against SARS-CoV-2 infection” isimli makaleler, koruyucu nazal spreyin insanlar üzerindeki etkinliğini ortaya koyuyor. Yapılan ilk testlerde tavsiye edilen konsantrasyon aralığında spreyin, fizyolojik ortamda güvenli olduğu belirlenmiş bu aşamanın ardından, ürünün gönüllü insanlar üzerinde denenmesi aşamasına geçilmişti. Makalede açıklanan sonuçlara göre, nazal spreyi 15 gün boyunca günde 4 kez (her bir doz 4 puf) burunlarına uygulayan bireylerde hiçbir yan etki gözlenmedi. Çalışmaya katılan tüm bireyler çalışmanın başlangıç ve bitiş süreci boyunca SARS-CoV-2 negatif olarak kaldı. Çalışması tamamlanan ve yayın aşamasında olan bir diğer araştırmada ise nazal sprey, yüksek risk kategorisinde olan bireyler tarafından 30 gün boyunca kullanıldı. Çalışmaya katılan bireyler spreyi kullandıkları dönem içerisinde SARS-CoV-2 negatif olarak kaldı ve hiçbir yan etki gözlenmedi. Bunun yanısıra spreyin endositozda görev alan genlerin ifadesini azalttığı ve hücre kültüründe SARS-CoV-2’ye karşı etkin olduğu da saptandı. Sonuçları yayınlanan makalelerle bilim çevreleriyle de paylaşılan araştırmlar, koruyucu nazal spreyin SARS-CoV-2 enfeksiyonuna karşı savunmayı iyileştirdiği, toksik etkisinin bulunmadığı ve viral partiküllerin sentezini azalttığından güvenli ve etkin olduğu kanıtlamış oldu. 2020’de taşıdığı potansiyele dikkat çekilmişti Daha önce 2020’de önemli bilim dergilerinden Acta Biomedica’nın 91’inci sayısında hakkında iki makale yayınlanan koruyucu nazal spreyin, alfa-siklodekstrin ve hidroksitirosol içeren gıda takviyesi olarak COVID-19’la mücadelede taşıdığı potansiyel incelenmişti. “A pilot study on the preventative potential of alphacyclodextrin and hydroxytyrosol against SARS-CoV-2 transmission” ve “Pilot study for the evaluation of safety profile of a potential inhibitor of SARS-CoV-2 endocytosis” isimli makalelerde zeytin yapraklarından elde edilen Hidroksitirosol’ün anti-viral, anti-inflamatuar ve anti-oksidan özelliklerine vurgu yapılarak özellikle influenza virüsü, HIV veya koronavirüsler gibi zarflı virüslere karşı geniş spektrumlu bir antiviral aktiviteye sahip olduğu ifade edilmişti. Diğer yandan spreyin bir diğer bileşeni olan alfa-siklodekstrin ise SARS-CoV-2’ye özgü ACE2 reseptörünün lokalize olduğu lipid tabakadaki sfingolipidleri tüketerek SARS-CoV-2 hücreye girerek kendisini kopyalamasını önlediği saptandı. Acta Biomedica’nın yayınladığı makaleler bu iki aktif maddenin birleşimi olan koruyucu nazal spreyin kullanılmasıyla birlikte SARS-CoV-2’in en etkin bulaş yollarından olan solunum yoluyla bulaşmasının engellendiği ve antiviral etkisi ile virüsün etkisizleştirildiğine vurgu yapılmıştı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “COVID-19 önleyici nazal sprey ile ilgili makalelerimizin kendi alanlarının en saygın ve prestijli yayınlarında yer alması, Yakın Doğu Üniversitesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bilim dünyasının ne kadar önemli bir parçası olduğunu göstermesi açısından da ayrıca kıymetli.” COVID-19’la mücadele için İtalyan meslektaşları ile birlikte geliştirerek kullanıma sundukları koruyucu nazal spreyin taşıdığı potansiyelin geliştirilme aşamasından itibaren bilim dünyasında ilgiyle izlendiğini söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, spreyin insanlar üzerindeki sonuçlarının analiz edildiği iki makalenin de Science Citation Index (Sci) kapsamında yer alan en önemli yayınlardan “European Review for Medical and Pharmacological Sciences”tan kabul aldığını belirtti. Prof. Dr. Şanlıdağ, “Türk ve İtalyan bilim insanlarının birlikte hazırladığı makalelerin, kendi alanlarının en saygın ve prestijli yayınlarında yer alması, Yakın Doğu Üniversitesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bilim dünyasının ne kadar önemli bir parçası olduğunu göstermesi açısından da ayrıca kıymetli” ifadesini kullandı.
tercih robotu