Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

Sağlık Bakanlığı, Yakın Doğu Üniversitesi’nin Geliştirdiği PCR Tanı ve Varyant Analiz Kitinin Kullanımına Onay Verdi!

Sağlık Bakanlığının kullanımını onayladığı KKTC’nin yerli ve milli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti, 1 saat içinde COVID-19 tanısı ile birlikte SARS-CoV-2’nin İngiltere, Güney Afrika, Brezilya ve Hindistan varyantlarını da aynı anda saptayabiliyor. Yakın Doğu Üniversitesi bilim insanları tarafından tasarlanıp geliştirilen PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti, KKTC Sağlık Bakanlığı tarafından kullanım onayı aldı. SARS-CoV-2’nin neden olduğu COVID-19 hastalığını tespit etmek için geliştirilen PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti, bir saatten az bir sürede SARS-CoV-2 varlığını belirlerken aynı zamanda Alfa (İngiltere), Beta (Güney Afrika), Gama (Brezilya) ve Delta (Hindistan) varyantlarının tiplemesini de yapabiliyor. Tamamen Yakın Doğu Üniversitesi bilim insanları tarafından tasarlanan SARS-CoV-2 PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’ndan kullanım onayı almasıyla birlikte KKTC’nin yurt dışından ithal ettiği test kitlerine güçlü bir yerli alternatif üretilmiş oldu. Karşılaştırmalı testlerde yüzde 100 başarı sağladı Yakın Doğu Üniversitesi bilim insanlarının uzun süredir üzerinde çalıştığı PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin Ar-Ge ve tasarım süreci Şubat ayında tamamlanmıştı. Sürdürülen optimizasyon çalışmaları da tamamlanan kitin güvenlik ve hassasiyet testleri de tamamlanarak üretime hazır hale getirildi. Yakın Doğu Üniversitesi laboratuvarlarında güvenirlilik, hassasiyet ve duyarlılığının ölçülmesi için birçok karşılaştırmalı teste tabi tutulan KKTC’nin yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin sonuçları, şu anda piyasada kullanılan ticari kitlerin sonuçlarıyla da doğrulandı. Farklı kitlerle yapılan karşılaştırmalı analizlerin sonucunda geliştirilen kitin yüzde 100 hassasiyet ve duyarlılıkla çalıştığı kanıtlandı. KKTC Sağlık Bakanı Dt. Ünal Üstel: “Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde geliştirilen PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti, sahip olduğu yüksek duyarlılık ve güvenilirlikle kullanım için gerekli bütün özelliklere sahip” Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde geliştirilen PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin kullanımına onay verdiklerini açıklayan KKTC Sağlık Bakanı Dt. Ünal Üstel, “Yapmış olduğumuz değerlendirme sonucunda Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde geliştirilen PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin, sahip olduğu yüksek duyarlılık ve güvenilirlikle, COVID-19’un tespitinde kullanılmak için gerekli bütün özelliklere sahip olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyduk” açıklamasını yaptı. COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin varyant analizlerinin, pandemiyi kontrol altında tutmak için çok önemli olduğunu hatırlatan Sağlık Bakanı Üstel, “Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirdiği, ülkemizin yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin eş zamanlı olarak, Alfa, Delta, Beta ve Gama varyantlarını da belirleyebiliyor olması büyük bir avantaj sağlayacak” ifadesini kullandı. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “COVID-19’la mücadelede KKTC’nin yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’ni üreterek, ülkemize hizmet etmek bizim için büyük bir gurur” Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde geliştirilen PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin şu anda dünya genelinde ticari olarak kullanılan kitler arasında en kapsamlı varyant analiz kitlerinden biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Günsel, “Kendi araştırma laboratuvarlarımızda tasarladığımız PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti, 1 saat gibi kısa bir sürede hızlı, güvenli ve yüzde 100 hassasiyetle sonuç veriyor. COVID-19’la mücadelede KKTC’nin yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’ni üreterek, ülkemize hizmet etmek bizim için büyük bir gurur” ifadesini kullandı. Yakın Doğu Üniversitesi PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin kullanımı için Sağlık Bakanlığı’ndan gerekli onay ve izinlerin alındığını açıklayan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Ürettiğimiz yerli PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’nin üretimi için bütün hazırlıklarımız tamam. İlk etapta yurt içinde kullanıma sunacağız. Sonraki aşamada geliştirdiğimiz PCR Tanı ve Varyant Analiz Kiti’ni başta Türkiye olmak üzere yurt dışında da kullanıma sunmak istiyoruz” dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin 220 Bölümüne Yatay Geçiş Başvuruları Devam Ediyor…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumuriyeti’nin en çok tercih edilen üniversitesi olan Yakın Doğu Üniversitesi’ne 2021-2022 eğitim dönemi için yatay geçiş başvuruları devam ediyor. Bir başka yükseköğrenim kurumunda eğitimlerine devam eden ve Yakın Doğu Üniversitesi’nde bulunan 220 bölümden herhangi birine geçiş yapmak isteyen öğrencilerin, Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci İşleri Müdürlüğü’ne başvuruları devam ediyor. 20 fakülte, 3 yüksekokul ve 220 bölüme yatay geçiş olanağı Yakın Doğu Üniversitesi’nde bulunan Atatürk Eğitim Fakültesi, Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Hemşirelik Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, İletişim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Mimarlık Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sahne Sanatları Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Tıp Fakültesi, Turizm Fakültesi, Veteriner Hekimliği Fakültesi ve bağlı bölümlerle birlikte, Meslek Yüksekokulu, Adalet Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bağlı tüm bölümlere yatay geçiş ile öğrenci kabul edilecek. Doç. Dr. Murat Tüzünkan: “Yatay geçiş ile gelen yakın doğu ailesi’ne katılacak tüm öğrencilerimiz donanımlı bir eğitimin yanında tam bir kampüs hayatı yaşama imkanına da kavuşacaklar” Yakın Doğu Üniversitesi’ne yatay geçiş başvurularının devam ettiğini söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Tüzünkan, yatay geçişle Yakın Doğu Ailesi’ne katılan öğrencilerin, donanımlı bir eğitimin yanı sıra özel burs imkanlardan da yararlanabileceklerini vurguladı. Doç. Dr. Murat Tüzünkan, eğitimlerini, sağladığı akademik ve sosyal olanaklarla zengin bir kampüs hayatı sunan Yakın Doğu Üniversitesi’nde tamamlamak isteyen öğrencilere, hoş geldiniz diyerek eğitim hayatlarında başarılar dilediğini ifade etti. Yatay geçiş için başvuru adresleri… Yakın Doğu Üniversitesi’ne yatay geçiş yapmak isteyen öğrenciler 31 Ağustos tarihine kadar başvuru yapılabilecek. Yatay geçiş başvuru koşulları ile özel burs imkanları hakkında detaylı bilgiye www.neu.edu.tr web sayfasından, [email protected] adresinden veya +90 392 223 64 64 no’lu (dahili 5215) telefondan ulaşılabilir.

Çocuğunuz Yemek Yemiyorsa Alternatif Sunmayın!

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Gültaç Dayı Çamır, aile içi iletişimin güçlendiği yemek sırasında, ortamda varsa televizyonun kapalı olması ve çocukların teknolojiden uzak kalmalarının sağlanması gerektiğini belirterek, çocukların rol modellerinin ebeveynleri olduğunu hatırlattı. Birçok anne-baba, çocuklarının az yemesinden ya da belirli şeyleri yememesinden yakınır. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Gültaç Dayı Çamır, anne-babaların bu konuda çocuklara rol model olması ve yemek için seçim hakkı tanınması gerektiğini söylüyor. Diyetisyen Gültaç Dayı, akşam yemeği için sebze yaparken “sence ıspanak mı, semizotu mu yapalım” diye sorarak, kendisini daha özel hissetmesini ve kendine olan güveninin artmasına yardımcı olunması gerektiğini belirtti. Çocuklar evde olan yemeği yemiyorsa alternatif sunulmaması ve çocuğun acıkmasının beklenmesi gerektiğini de söyleyen Diyetisyen Gültaç Dayı, “Ebeveynlerin ‘çocuk aç kalacak’ , ‘o acıksa da söylemez’ düşüncesiyle çocuğun acıkmasına fırsat vermeden sürekli bir şeyler yemesi için uğraşması yapılan en büyük yanlışlardandır. Çocuğunuz yemek yemeği reddediyorsa ısrarcı olmayın. Aç kalmasın diye çocuğunuza başka alternatifler sunmayın. ‘Bu tabaktakilerin hepsi bitecek!’ demeyin. Çocuğunuzun tabağını iyice doldurmayın, aksine küçük porsiyonlar halinde besleyin. Yaşına göre besinlerin dengeli dağılımını sağlayarak tek tip beslenmemesine dikkat edin. Çocuğun neyi, ne zaman, nerede yiyeceğine ebeveyni; ne kadar yiyeceğine ise kendisi karar vermelidir” ifadesini kullandı. Ebeveynlerin çocuklarına rol model olması gerektiğini de söyleyen Gültaç Dayı Çamır, “Meyve yemeyen bir babanın ya da yemek içinden sebzeleri ayıklayan bir annenin bulunduğu bir ailede çocuğun, önüne koyulan her şeyi yiyip bitirmesini beklemek doğru olmaz. Çocukların bu anlamda tercih hakkını kullanabilmesi, özgürlüklerinin kısıtlanmaması gerekir” dedi. Yemek için ödül vermeyin! Çocukların sevmediği yiyecekleri ebeveynlerin farklı şekilde hazırlaması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Gültaç Dayı Çamır, çocuğun bir yiyeceği yemeyince o anda ısrarcı olunmaması ancak hemen de pes edilmemesi gerektiğini söyledi. Diyetisyen Gültaç Dayı Çamır şöyle devam etti: “Örneğin sevmediği sebzeleri belirli aralıklarla farklı şekillerde hazırlayarak, hoşuna gideceği sunumlarla masaya getirin. Çocuğunuzu yemek yemesi için ödüllendirmeyin. “Yemeğini bitirirsen, sana ödül vereceğim” cümleleri kısa süreli çözüm olsa da, uzun bir süreçte daha büyük problemlere yol açacaktır. Çünkü çocuğunuz, ödüllendirilmeye alışarak yapması zorunlu olan şeyleri de ödül karşılığında yapmak isteyecektir. Çocuğum yemek yemiyor diyerek panikleyen, yiyince ödüllendiren, yemesi için televizyon karşısına oturtan anne babalar çocukların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmesine engel olmaktadır.”

Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyelerinin, Salgın Sürecinde Değişen Eğitim Sistemini Değerlendirdikleri Makale Uluslararası Dergide Yayınlandı

Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Yeniasır, Doç Dr. Burak Gökbulut, Yard. Doç. Dr. Selma Korkmaz ve Türkçe Öğretmenliği bölümünün mezun öğrencilerinden Ayşenur Özbent’in hazırladığı “Öğretim Üyelerinin ve Öğrencilerin Görüşlerinden Hareketle Salgın Sürecinde Üniversitelerde Değişen Eğitim Sisteminin Değerlendirilmesi”isimli makale, SCOPUS, WOS ve EBSCO gibi uluslararası indekslerce taranan International Journal of Emerging Technologies in Learningadlı dergide yayınlandı. Çalışmada, uzaktan eğitim sürecinin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirerek, öğrenci ve öğretmenler tarafından nasıl algılandığını araştırılıyor. Uzaktan eğitimde çözülmesi gereken sorunlar var Çalışmaya ilişkin ortak açıklamada bulunan Doç. Dr. Mustafa Yeniasır, Doç. Dr. Burak Gökbulut, Yrd. Doç. Dr. Selma Korkmaz ve Ayşenur Özbent, her ne kadar dünyada uzun bir geçmişi olsa da daha çok destekleyici bir eğitim modeli olarak kullanılırken, pandemi sürecinde bütün sistemin uzaktan eğitime dönmesi, öğrenciler ve öğretmenler açısından adaptasyon zorlukları yarattığını söyledi. Çalışmada,“Öğretim üyeleri ve öğrencilerin uzaktan eğitim konusunda eksiklikler belirtmelerine rağmen, tamamen reddetmedikleri ve bu değişimi bazı hususlar dışında (örneğin ölçme ve değerlendirme) olumlu karşıladıkları görüldü.Buradan hareketle değişen eğitim sisteminde özellikle ölçme ve değerlendirme üzerinde durulması ve bu noktada çözüm yolları üretilmesi gerekiyor. Uzaktan eğitimde öğrencilerin söz konusu değerlendirme kriterleri konusunda bilgilendirilmesi bu konuda belirtilen kaygıların giderilmesine yardımcı olacaktır. Bununla birlikte öğretim üyelerinin, dersleri görsellerle zenginleştirmeleri ve katılımı zorunlu tutması sürecin daha verimli geçmesine katkı sağlayacaktır” değerlendirmesi yapıldı.

Sıcak Havalarda Yeterince Su Tüketmeyen Kişilerde Kalp Krizi Riski Artıyor

Sıvı kaybı ve kanın pıhtılaşma oranındaki artışa bağlı olarak yaz aylarında kalp krizi vakaları artıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, bu nedenle sağlıklı kişilerin dahi yaz aylarında sıvı alımına özen göstermesi gerektiğini hatırlatıyor. Artan hava sıcaklıkları neden oldukları değişimlerle insan sağlığını tehdit ediyor. Bu dönemde riski artan hastalıkların arasında kalp hastalıkları da bulunuyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, özellikle yüksek tansiyon, kalp yetersizliği ve kalp damarlarında tıkanıklık olan kişilerin yaz aylarında kalp sağlığı açısından risk grubunu oluşturduklarını söylüyor. Prof. Dr. Duygu, daha önce kalp damarlarına stent uygulanan veya geçirilmiş by-pass öyküsü bulunan kişilerin aşırı sıcak ve nemden kaynaklanan terlemenin yaratacağı sıvı ve tuz kayıplarına bağlı olarak kalp hızında artış gelişebilmesi nedeniyle özellikle dikkatli olmalarını tavsiye etti. Sıvı tüketimine dikkat! Sıcak havaların kalp hastaları üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Hamza Duygu, aşırı sıcak ve nemli havanın, özellikle kalp damar hastaları, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olan hastalar için risk artışı meydana getirdiğini kaydetti. Vücudun sıcağa karşı aldığı en etkili yöntemin terleme olduğunu, terleme ile birlikte sıvı ve elektrolit denilen tuz ve minerallerin kaybedildiğini, damarlarda dolaşan kan hacmindeki azalmanın, böbreklere giden kan hacminde azalmaya, dolayısıyla da böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Hamza Duygu, “Terlemeyle birlikte vücuttan atılan potasyum, magnezyum gibi minerallerin vücutta azalması, özellikle kalp hastalarında, çarpıntı ve hayatı tehdit eden ritim bozukluklarının tetikleyicisi olabilmektedir. Hipertansiyonu veya kalp yetmezliği olan, bu nedenle idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı tüketimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Aksi halde halsizlik, yorgunluk gibi şikayetler ve böbrek fonksiyonlarında bozulma meydana gelebilir. Bu gibi şikayetleri olan kişilerin doktorlarına danışarak ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Bunun yanında kalsiyum kanal blokeri grubu tansiyon ilacı kullanan hastalarda ilaç yan etkisi olarak ayak bileği ve bacak şişliği de yaz aylarında daha fazla olmaktadır” ifadesini kullandı. Yaz aylarında kalp sağlığını korumak için alınabilecek önlemler Kalp sağlığını korumak için sağlıklı kişilerin dahi alması gereken önlemler olduğunu belirten Prof. Dr. Hamza Duygu, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: Açık renk, terlemeyi artırmayan kumaştan giysiler tercih edilmeli; meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun beslenilmeli; günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt civarında sıvı tüketilmeli; kontrolsüz soda ve maden suyu tüketiminin tansiyonu yükseltebileceği, kalp yetersizliği şikayetlerini artırabileceği göz önünde bulundurularak fazla tüketimden kaçınılmalı; güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı; denize sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmeli; egzersizler sabah ve akşam saatlerinde yapılmalı; çok soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden çok soğuk deniz, havuz ve duşlara girilmemeli; göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalı. Kalp hastaları, sıcak yaz günlerinde bunlara dikkat! Hava sıcaklıklarının artmasıyla, kalp damar hastalığı öyküsü bulunan kişilere, kalp sağlığını korumaya yönelik tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Hamza Duygu, mümkün olduğu kadar serin yerlerde zaman geçirmelerini, yoğun alkol ve kafein tüketiminden kaçınmalarını, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetlerin başlaması durumunda ise vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurmalarını önerdi. Tansiyon hastalarının ise sıkı tansiyon takibi yaptırmalarının, tansiyon değerlerinde düzensizlik olması halinde doktorlarına başvurarak ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesini sağlamalarının da önemine değinen Prof. Dr. Hamza Duygu, günlük sıvı tüketimine dikkat etmenin, gereği halinde idrar söktürücü ilaç dozlarının doktor tavsiyesiyle yeniden düzenlenmesinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlattı.

Yakın Doğu Üniversitesi Yayınlarından Çıkan, “Yetiştiricilikten Kültüre Türklerde Keçi” ve “Yeni Bir Dünyaya Uyanmak” Kitapları Online Satışta…

Yakın Doğu Üniversitesi Yayınları etiketiyle çıkan “Yetiştiricilikten Kültüre Türklerde Keçi” ve “Yeni Bir Dünyaya Uyanmak” kitapalarını, akademisyen.com üzerinden online olarak okurlarıyla buluştu. Editörlüğünü Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı, Prof. Dr. Dilek Arsoy ve Dr. Eren Akçiçek’in yaptığı “Yetiştiricilikten Kültüre Türklerde Keçi” kitabı, keçi yetiştiriciliği ve ürünleri konusunda bilgilendirici bir kaynak oluşturmayı ve keçinin Anadolu insanının sosyal yaşamı, edebiyatı ve sanatı, kısaca kültüründeki rolünü ortaya koymayı hedefliyor. Kitabın editörlerinden Prof. Dr. Dilek Arsoy, “Böylelikle kırsal alan ile kentsel alan arasında ortaya çıkan kültürel yabancılaşmayı bir ölçüde gidermeyi amaçlıyoruz” diyor. “Yetiştiricilikten Kültüre Türklerde Keçi” kitabında “Keçi Yarenliği” adlı bir söyleşi ile “Keçileri Kaçırdık Belgeseli Senaryosu” olmak üzere iki özgün çalışma da yer alıyor. Yeni Bir Dünyaya Uyanmak Yakın Doğu Üniversitesi Yayınlarının okuyucu ile buluşturduğu bir diğer kitap ise Prof. Dr. Murat Sayan imzalı “Yeni Bir Dünyaya Uyanmak”. Prof. Dr. Sayan kitabında AIDS hastalığının etkeni olan HIV virüsü ile ilgili yaşanan sorunların her boyutunu ele alıyor. Prof. Dr. Murat Sayan, “Kişinin, HIV ile tanıştıktan sonra gelecekte kendisini neyin beklediğini pek kestiremediğini, bu belirsizliğin, yeni duruma odaklanmayı da kesintiye uğrattığını belirtiyor. Prof. Dr. Sayan, “HIV’de kişinin, kendi kavrayışını geliştirmesini zorunlu buluyorum. Bunun için doğruyu ve yanlışı ayırmak, yeni olanı bilmek, gerçekçi bir algı içinde gelişmeleri izlemek gereklidir. Kitaptaki metinler bu amaçla yazılmıştır” diyor. Kitaplara aşağıdaki linkler üzerinden ulaşabilirsiniz: https://www.akademisyen.com/tr/veteriner-hekimlik/yetistiricilikten-kueltuere-tuerklerde-keci-.html?search_query=turklerde&results=2 https://www.akademisyen.com/tr/halk-sagligi/yeni-bir-duenyaya-uyanmak-hiv-aids.html

Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yücel Yazgın’ın “Kıbrıs Arkeolojik Silindir Mühür Görsellerinin Analizi” Makalesi Euroasia Journal of Social Sciences-Hümanities Dergisinde Yayınlandı

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Plastik Sanatlar Bölüm Başkanı Doç.Dr. Yücel Yazgın’ın Gaziantep’te yapılan “5. Uluslararası ZEUGMA Bilimsel Araştırmalar Kongresi”nde sunduğu “Kıbrıs Arkeolojik Silindir Mühür Görsellerinin Analizi” başlıklı araştırmasının tam metni “Euroasia Journal of Social Sciences-Hümanities” dergisinin Mayıs 2021 sayısında yayınlandı. Doç. Dr. Yazgın, makalesinde Kıbrıs’ın arkeolojik dönemlerinde kullanılan “silindir mühürler” üzerinde hangi varlıkların imgelerinin, tasarım elemanı olarak kullanıldığını analiz ediyor. Doç. Dr. Yücel Yazgın: “Arkeolojik silindir mühürler, kullanıldıkları dönemin kültürü ile ilgili önemli ipuçları veriyor” Mühürler üzerindeki figürlerin, birer tasarım öğesi olarak arkeolojik bakış açısı dışında farklı bir açıdan ilk defa değerlendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Yücel Yazgın, araştırmanın Kıbrıs’taki arkeoloji müzelerinde ve British Museum, Metropolitan Museum ile John Hopkins Museum’da sergilenen Kıbrıs’ta kullanılmış arkeolojik silindir mühürleri inceleyerek oluşturduğunu söyledi. Araştırmada, mühürler üzerine kazınmış motif, figür, bezeme ve diğer tüm imgelemler incelenerek kategorize ediliyor. Doç. Dr. Yücel Yazgın, silindir mühürler üzerinde yazılar, figürler, bezemeler, semboller, bitkiler, böcekler olarak altı ana kategoriye bağlı yirmi yedi tema saptadı. Doç. Dr. Yazgın, “Kıbrıs arkeolojik mühürlerinin adanın ve çevre ülkelerin kültürleri, sosyal ve ekonomik yapıları, sanatçıları, hayvan popülasyonları ve bitki örtülerinden etkilendiği görülüyor” dedi. Mühürler üzerinde konu olarak av, kurban adama ve sunma, kutsama, cinsellik, mitolojik sahneler, ağaç ekme gibi üretim ile ilgili sahnelerin farklı kompozisyonları yer alıyor. Silindir mühür kazıyıcılarının görsel belleklerinde taşıdıkları imgelem birikimlerinin geniş bir çeşitliliğe sahip olduğunu söyleyen Doç.Dr. Yazgın, “O günün insanının, sert taşlar üzerinde uygulanan bu kazımalar için üst düzeyde beceri ve teknik yeterlilik sahibi olduğunu da söyleyebiliriz” dedi. Doç.Dr. Yücel Yazgın, dönemin insanlarının kullandıkları imgelemlerin çeşitliliğinden hareketle, günün koşullarındaki maddi ve manevi kültür birikimlerini, yaşamlarından, doğa gözlemlerine, üretim biçimlerine kadar, tüm unsurları mühürler üzerinde işlediklerini de sözlerine ekledi. Makalenin özetine “https://euroasiajournal.com/DergiDetay.aspx?ID=153&Detay=Abstract” ve tam metnine ise “https://euroasiajournal.com/Makaleler/453849890_10-26.pdf” adreslerinden ulaşılabiliyor.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Mezunlarının Kısa Film ve Belgeselleri Youtube Üzerinden Seyirciyle Buluşuyor

Yakın Doğu Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü’nün geleneksel hale getirdiği yıl sonu Film Galası gerçekleştirildi. Bölüm son sınıf öğrencilerinin dört yıllık eğitim süreçlerinde aldıkları kuramsal ve pratiğe dayalı dersleri uygulamaya koydukları bitirme projesi kapsamında ürettikleri kısa film ve belgeseller YouTube üzerinden izleyicilerin beğenisine sunuldu. Yakın Doğu Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü mezunları uzun süredir, bitirme projesi olarak Kıbrıs Türk kültürüne ait sosyal etkinlikleri, ülke tanıtımını, aydın ve sanatçıların genç nesillere tanıtılmasını ve benzer temaları filmleştiriyor. Bu yıl Yakın Doğu Üniversitesi’nin resmi YouTube kanalında yayında olan belgesel ve kısa filmler arasında Yağın Aşık’ın “Templos’un Son Şövalyesi Ali Nesim”, Firuz Aytunç’un “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa”, Tanem Soyadlı’nın “LTB Kadın Sığınma Evi”, Kemal Yürekli’nin “Efsanelerin Şehri Ülkü Yurdu”, Nedim Enginsoy’un “Stüdyo Fotoğrafçılığımızın Piri: Deanna”, Türcan Heper’in “Kıbrıs’ın Altın Karası”, Ahmet Celiloğlu’nun “Suda geçen Bir Ömür – SAS”, Tarkan Kavaz’ın “Kelimelere Fısıldayan Adam: Özcan Özcanhan” ve Fulya Terlikli’nin “Uykusuzluktan Ölünür Mü?” gibi bir çok eser yer alıyor. Doç. Dr. Fevzi Kasap: “Bu yıl mezun olan bölüm öğrencilerimiz, Kıbrıs bitki örtüsü, aydınları, eski meslekleri ve geleneklerini anlatan ondan fazla belgesel ve kısa film üretti” Yakın Doğu Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap, “Bu yıl mezun olan bölüm öğrencilerimiz, Kıbrıs bitki örtüsü, aydınları, eski meslekleri ve geleneklerini anlatan ondan fazla belgesel ve kısa film üretti” diyen Doç. Dr. Fevzi Kasap, Yakın Doğu Üniversitesi’nin resmi YouTube kanalından seyircilere buluşan kısa film ve belgesellerin KKTC’de yayın yapan televizyon kanalları üzerinden de seyircilerle buluşturulacağını söyledi.
tercih robotu