Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

Her Burun Akıntısı Alerjik Değildir!

Sıklıkla alerjik burun akıntısıyla karıştırılabilen beyin omurilik sıvısı kaçağının erken tespit ve tedavisi hayati önem taşıyor! Sıklıkla alerjik nedenlerle oluşsa da bazı burun akıntısı vakaları çok daha önemli bir soruna işaret edebilir. Bu sorunların başında ise beyin omurilik sıvısı kaçağı gelir. Bu durum genellikle kafa travması ya da burun bölgesinden ameliyat geçiren kişilerde rastlanıyor. Beyni içinde barındıran sıvı, beyin zarında delinmeye bağlı olarak burun yoluyla dışarıya akıyor. Yarattığı komplikasyonlar nedeniyle bu vakaların erken tespit ve tedavisi hayati önem taşıyor. Son dönemde Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi ile Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalları tarafından birlikte gerçekleştirilen operasyonlarda 3 hasta beyin omurilik sıvı kaçağı nedeniyle ameliyat edilerek sağlığına kavuşturuldu. Prof. Dr. Ferhat Erişir: “Tedavi edilmeyen boyun omurilik sıvı kaçağı menenjite neden olabilir” Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferhat Erişir, son dönemde daha sık rastlanır hale gelen beyin omurilik sıvısı kaçağı vakalarının, tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlar yaratabileceğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Ferhat Erişir, hastalar tarafından beyin omurilik sıvı kaçağının alerjik akıntı ile karıştırıldığını söyleyerek, “Beyin omurilik sıvısı burundan nezle tarzında saydam bir sıvı şeklinde atılır. Bu nedenle birçok hastamız alerjik şikayet diye doktor doktor dolaşır. Oysa birçok komplikasyona neden olabileceğinden beyin omurilik sıvısı kaçağının biran önce tespiti hayatidir. Örneğin beyin açık olduğundan en ufak bir mikrop menenjite sebep olabilir” uyarısında bulunuyor. Beyin omurilik sıvı akıntısının bazen kendiliğinden durabildiğini ancak bunun iyileşme anlamına gelmeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Erişir, “1 hafta, 10 gün veya 1 ay kadar hiç akıntı olmayabilir. Ancak bu tam anlamıyla iyileşme demek değildir. Hala beyine giden bir mikrop enfeksiyona neden olabilir” diyor. Uzm. Dr. Hüsnü Koşucu: “Burundan damlayan berrak sıvı veya genizde tuzlu su tadı beyin omurilik sıvısı kaçağının habercisi olabilir” Beyin omurilik sıvısı kaçağı ameliyatları Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi ile Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalları tarafından birlikte gerçekleştiriliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı uzmanı Dr. Hüsnü Koşucu ise beyin omurilik sıvısı ile ilgili, “Beyinde üretilip, tüm beyin ve omurilik yüzeyinde devir daim eden beyin omurilik sıvısının dışarıya kaçışı beyin zarı ile engellenmiştir. Ender olarak, zardaki yırtık veya defekt nedeniyle beyin omurilik sıvısı dışarıya sızabilmektedir. Sızıntı en çok burunda görülmektedir” ifadesini kullanıyor. Beyin omurilik sıvısı kaçağı kendini burundan damlayan berrak sıvı veya genizde tuzlu su tadı ile belli ediyor. Bu bulgular pek önemli gözükmese de menenjit ve beyin iltihaplarının gelişmesine neden olabiliyor. Menenjit ise hafif sakatlıktan koaya kadar varan ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Artık tedavisi çok daha kolay Beyin omurilik sıvısı kaçağına neden olan beyin zarı yırtıkları, önceleri kafa tabanının açılması ve yama konması şeklinde büyük bir ameliyatla tedavi ediliyordu. Ancak günümüzde tedavi teknolojinin de ilerlemesiyle burundan daha kolay ve daha az komplikasyonla gerçekleştirilebiliyor. Alerjik burun akıntısı ile karşı karşıya olduğunu düşünerek Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran Zehra Ecersoy da bu yöntemle sağlığına kavuşan hastalardan. Geçirdiği travma sonrası burnundan sıvı gelmeye başlayan Zehra Ecersoy, ilk başlarda alerjik bir durumla karşı karşıya kaldığını düşünüyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne başvurmasıyla yaşadığı burun akıntısının sebebinin boyun omurilik sıvısı kaçağı olduğu ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Ferhat Erişir, sıvı kaçağı iki kez durduğu için Zehra Ecersoy’un ameliyatını ertelediklerini ancak, akıntının tekrar başlaması üzerine ameliyat kararı alarak hastayı sağlığına kavuşturduklarını söylüyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde sağlığına kavuşan Zehra Ecersoy ise duygularını “Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde gördüğüm tedavi ile sağlığıma kavuştum, çok mutluyum. Doktorlarım sayesinde yaşıyorum. Hastanede çok iyi bir bakım gördüm. Bugün tüm şikayetlerim sona ermiş durumda ve kendimi gayet iyi hissediyorum” sözleriyle ifade ediyor.

Veliye Martı’nın “Kıbrıs Sandık Motifleri Yazma Kalıpları Sergisi”, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda Açılacak

Kıbrıs’ın önemli kültürel sembollerinden sandık motiflerini, tasarladığı yazmalarla bugüne taşıyan Veliye Martı’nın hazırladığı “Kıbrıs Sandık Motifleri Yazma Kalıpları Sergisi”, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından, 2 Ağustos Pazartesi günü, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda açılacak. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 377’inci sergi olma özelliği taşıyan “Kıbrıs Sandık Motifleri Yazma Kalıpları Sergisi” 15 Ağustos’a kadar ziyarete açık olacak. Veliye Marti’nın Kıbrıs sandıklarından çıkardığı motifleri gözler önüne serecek sergide, bu motiflerin geleneksel yazmalara işlenmesini sağlayan kalıp çalışmaları da sanatseverlerle buluşacak. Baf’ta geometrik desenler, Lapta’da asma bitkiler… Coğrafi konumu nedeniyle pek çok kültürden etkilenen Kıbrıs’ta pek çok kültürün harmanlanıp yayıldığını söyleyen Sanatçı Velide Martı, “Zengin bir motif çeşitliliğine sahip Kıbrıs Sandıkları, birkaç istisna dışında anonim olup kimin tarafından yapıldığı bilinmiyor. Üzerinde ne yapanın adı, ne de bir tarih bulunuyor. Ustaların nasırlı ellerinin, yorgun ama coşkulu yüreklerinin enerjisini taşıyan bu sandıkların üzerindeki desenler bölgelere göre farklılık gösterdiğinden bugün yapıldığı bölgelerin ismiyle anılıyor. Örneğin Baf sandıklarında geometrik desenler kullanılırken Laptalı ustalar sandıklarında Roma kemerleri ve asma bitkileri kullanmıştır” ifadesini kullandı. Veliye Martı kimdir? Yazmacılık sanatını koruyan ve yaşatan en önemli isimlerden biri olarak öne çıkan Veliye Martı, Trabzon’da doğdu. Yazmacılıkla, 1990’da bu sanatın çağdaş temsilcisi olan hocası Mehmet Hamdi Eyüboğlu’nun atölyesinde tanıştı. Eyüboğlu atölyesinde çalıştığı süre içerisinde ustası Eyüboğlu’nun sergi küratörlüğünü de üstlendi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde açılan yazma sergilerinin de küratörlüğünü yaptı. Sergilerinde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun motiflerini kullanarak tasarladığı ipek giysiler de yer aldı. Eyüboğlu atölyesinde baskı ve tasarım tekniklerini öğrendikten sonra geleneksel yazmacılığı araştırmak ve sanatına gelenekten gelen çağdaş bir kimlik kazandırmak isteyen Martı, geleneksel motiflerin peşinde Anadolu yollarına düştü. Yazmacılıkta önemli bölgelerde çalışmalar ve incelemeler yaptı. Üç yıl süren bir zaman diliminde değişik dönemlerde usta-çırak geleneğine uygun olarak çalışarak Tokat’ın önemli ustalarından Hüseyin Er ve Ömer Gıcık ustalardan el aldı. 2002’de Kadıköy’de Martı Yazma Atölyesi’ni kurdu. 2004’te TESVA’nın (Türk El Sanatları Vakfı) katkılarıyla Martı Yazma Atölyesi’ni Sultanahmet Küçük Ayasofya bölgesine taşıdı. 2007’de K.K.T.C. Kültür Bakanlığı’nın daveti üzerine Lefkoşa, Girne ve Gazimağusa Meslek liselerinde seminerler verdi. 2010’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “AB LEARNING-Tarihi Merkezlerde Yaratıcılık ve Girişimciliğin Gelişimi İçin İş İnkübatörleri” projesi kapsamında “Ağaç Kalıp Oyma ve Yazmacılık” üzerine kurs verdi. 2012’de Lefkoşa’da Kıbrıs Sandık Motifleri isimli ilk kişisel sergisini açtı. 2012-2013 yıllarında AB (Avrupa Birliği) destekli Şile Kadın Toplum Merkezi’nde 160 saatlik “Geleneksel Yazmacılık” eğitimi verdi. 2015’te Sahi-İstanbul sponsorluğunda İstanbul-Tünel Adahan Galeri’de “Anadolu’da Kadının İzi” sergisini açtı. Halen Küçük Ayasofya’daki atölyesinde proje, eğitim ve araştırma çalışmalarını sürdürüyor.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin Geliştirdiği Neurec, Bütün Elektronik Cihazları Dokunmatik, Biyometrik ve Sesli Komutlarla Tek Adresten Kontrol Etme Olanağı Sunuyor

Gelişen teknolojilerle birlikte hayatımızın her alanında elektronik cihazlarla çevrili bir şekilde yaşıyoruz. Ev ve ofislerde aydınlatma, iklimlendirme, temizlik, eğlence ve daha pek çok ihtiyaç için kullanılan elektronik cihazların birçoğu ise uzaktan erişime imkan veren telefon uygulamaları ve uzaktan kumandalarla kontrol edilebiliyor. Ancak bu durum ciddi anlamda bir karmaşa yaratıyor. Cep telefonları, her bir cihaz için yüklenen farklı uygulamalarla; ev ve ofisler ise sürekli kaybolan uzaktan kumandalarla dolup taşıyor. Elektro-kontrol akıllı cihazı NEURec’le kontrol sende! Yakın Doğu Üniversitesi, bütün elektronik cihazları tek dokunuşla uzaktan kontrol edebilen akıllı NEURec cihazını üreterek bu karmaşaya son vermeyi amaçlıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Yapay Zeka Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Uluslararası Yapay Zeka ve Nesnelerin İnterneti Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fadi Al-Turjman liderliğinde, Yakın Doğu Üniversitesi’nin tasarladığı elektro-kontrol akıllı cihazı NEURec, ev, ofis, klinik gibi yaşam alanlarındaki aydınlatma, iklimlendirme, ev aletleri, eğlence aletleri ve daha pek çok elektronik cihazın işlevlerini programlamaya ve kontrol etmeye yarıyor. Ayrıca, acil ve tehlikeli durumlarda yetkili kurumlarla otomatik olarak iletişime geçerek, olay odaklı uzak mesafe bildirimleri ile güvenliği de tek elde topluyor. Günümüzün önemli teknoloji alanlarından olan fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağı teknolojisi “Nesnelerin İnterneti” prensipleri ile çalışan NEURec,15 santimetreküplük kompakt boyuta sahip. Mobil uygulaması ya da internet sitesi üzerinden ulaşılabilen NEURec, dokunmatik, biyometrik ve sesli komutlarla yönetilerek bütün elektronik cihazların tek adres üzerinden kontrol edilmesine olanak sağlıyor. NEURec, konforlu uzaktan erişimi sağlamak için WiFi, kablolu internet ya da Bluetooth teknolojileri de dahil olmak üzere çoklu arayüzle çalışabiliyor. Ayrıca benzer cihazlardan farklı olarak NEURec, kullanıcılarına cihazlarını diledikleri gibi adlandırma olanağı da sunuyor. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “NEURec, onlarca elektronik cihazı tek elden kontrol etme olanağı sunarak kullanıcılarına büyük bir konfor sağlayacak.” Yakın Doğu Üniversitesi’nin gelecek stratejisinin merkezinde Ar-Ge, inovasyon ve yenileşmenin bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Araştırmacılarımızın geliştirdiği NEURec cihazı da bu stratejimizin önemli ürünlerinden biridir” dedi. Gelişen teknolojilerin hayatı kolaylaştırdığı kadar karmaşıklaştırdığını da söyleyen Prof. Dr. Günsel, NEURec’in onlarca elektronik cihazı tek elden kontrol etme olanağı sağlayarak, kullanıcılarına günlük hayatta büyük bir konfor yaratacağını vurguladı. Robot ve bilişim teknolojileri ile yapay zeka alanlarında önemli çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Günsel, “Hayatı, toplumu ve ülkemizi geliştirme misyonuyla bilim üretmeye devam ediyoruz. Akademisyen ve araştırmacılarımıza sağladığımız olanaklar ile üniversitemiz bünyesinde geliştirdiğimiz projeleri, ‘Üniversite 4.0’ vizyonuyla ürüne dönüştürerek ülke ekonomisine ve bilimsel üretkenliğe katkı sağlamayı amaçlıyoruz” ifadesini kullandı.

Kedi ve Köpeklerin Yuttuğu Yabancı Cisimler Hayatlarını Riske Edebilir!

Köpek ve kedilerin yuttuğu yabancı cisimler hayati risk yaratan önemli sonuçlar doğurabiliyor. Köpeklerde kemik, çorap ve toka yutma vakaları sık gözlenirken kediler ise daha çok dikiş iğneleri ve ip yutuyor. Kedi ve köpeklerin etraftaki cisimleri kullanarak kurdukları oyunlar neşe kaynağı olsa da kimi zaman hayatlarını tehdit edebilecek durumlara neden olabilir. Köpek ve kedilerde yabancı cisim yutma, özellikle genç hayvanlarda sıklıkla karşılaşılan ve çoğunlukla acil müdahale gerektiren bir durum. Köpeklerde en sık karşılaşılan yabancı cisim yutma vakalarında kemik, çorap ve toka ön plana çıkarken; kedilerde ise dikiş iğneleri ve ipler daha fazla gözleniyor. Hasta sahibinin bu durumu fark edebildiği vakalarda hızlı teşhis ve müdahale ile ciddi komplikasyonlar meydana gelmeden tedavi sağlanabiliyor. Belirtilerin ortaya çıkması birkaç saat ya da aylar sürebilir Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. A. Perran Gökçe, yabancı cisim yutan hayvanlarda klinik belirtilerin birkaç saatten başlayıp aylara varan bir periyot aralığında görülebileceğini söylüyor. En sık görülen belirtiler arasında ise sürekli kusma, aşırı salivasyon (salya), öğürme, iştahsızlık, huzursuzluk, dışkılayamama veya az dışkılama yer alıyor. “Hasta sahibi, bu belirtileri fark ettiğinde vakit kaybetmeden veteriner hekimine başvurmalı” diyen Prof. Dr. Gökçe, “Gecikilen vakalarda hastada, kusma ile birlikte zayıflama, vücut kondisyonunda azalma ve genel durum bozukluğu meydana gelebiliyor. Ayrıca yutulan yabancı cisimle, yemek borusu, mide ve bağırsaklarda tıkanmalara, mukoza hasarına ve delinmelere yol açarak karın zarının iltihabına sebep olabilir. Bunu takiben hasta septik şoka girerek hayatını kaybedebilir” ifadesini kullanıyor. Tam teşekküllü hayvan hastaneleri hayat kurtarıyor Veteriner hekimlerin hasta sahipleri tarafından doğru bilgilendirilmesinin çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. A. Perran Gökçe, “Evde kaybolan bir oyuncağı var mı, daha önce yabancı cisim yuttu mu gibi soruların cevapları teşhise gitmemizi kolaylaştırır. Alınan bilgilerden sonra hastanın klinik muayenesi yapılır. İplik gibi lineer yabancı cisimler, ağız muayenesi sırasında gözlenebilir. Karın bölgesi de elle muayene edip hastanın ağrı kaynaklı tepki verip vermediği gözlemlenir. Teşhis için direkt-indirekt radyografi, ultrasonografi ve endoskopinin kullanılması da gerekebilir” ifadesini kullanıyor. Bu nedenle bu tip vakalara tam teşekküllü hayvan hastanelerinde müdahale etmek büyük bir önem taşıyor. Cerrahi müdahale gerekebilir “Tespit edilen yabancı cismin yapısı ve yeri tedavi şekline karar vermemizi sağlar” diyen Prof. Dr. Gökçe, “Cismin yapısı ve yerine göre; medikal tedavi, cerrahi müdahale ve ya endoskopi ile mi tedavi uygulanacağına karar verilir. Bağırsaklardan geçebileceği düşünülen pürüzsüz yapıdaki yabancı cisimler için dışkı yumuşatıcı ve kayganlaştırıcı ilaçlar kullanarak medikal tedavi uygulanabilir. Fakat bu durumda hastanın her gün röntgeni çekilmeli ve eğer yabancı cismin konumunda 24 saat boyunca herhangi bir değişiklik yoksa cerrahi müdahaleye hızlıca karar verilmelidir” diyor. Tedavinin gecikmesi ise bağırsak ve mide bölgesinde delinme riskini artırıyor. “Perforasyon (delinme) meydana gelmiş vakalarda acil cerrahi müdahale gereklidir” diyen Prof. Dr. A. Perran Gökçe, “Kusma içeriğinde veya dışkıda kan görülmesi yabancı cismin mukozal ülserasyona sebep olduğunu akla getirir. Şiddetli mukozal hasar tespit edildiyse hasta 24-48 saat aç bırakılmalıdır. Ayrıca hayvanın genel durumu incelenmeli, aralıklı olarak kan tahlilleri yapılmalı ve ağızdan beslemediğimiz hastalara damardan sıvı takviyesi yapılmalıdır” diyor. Prof. Dr. Gökçe, hayvan sahiplerini ”Hayvanının hayatını riske sokabilecek orantısız kemik parçaları veya yutabileceği oyuncak materyallerini vermeme” konusunda uyarıyor.

Okul Öncesi Çocukluk Çağında Oldukça Sık Görülen, Orta Kulak Sıvı Toplanması Çocuğunuzda İşitme Azlığına Neden Olabilir

Çocuğunuz televizyonun sesini çok açıyor, yakından seyrediyor veya seslendiğinizde birkaç defa tekrarlatıyorsa ağrısız orta kulak iltihabı geçiriyor olabilir. Özellikle sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, burun tıkanıklığı şikayetleri olan, uyku sırasında ağzı açık uyuyan veya horlayan bir çocuğunuz varsa orta kulakta sıvı toplanmış olma olasılığı yüksektir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Uzmanı Op. Dr. Remzi Tınazlı, okul öncesi çocukluk çağında orta kulak sıvı toplanmasını, nedenlerini, erken dönemde farkedilmesinin tedavideki önemini ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verdi. Çocuklarda sık görülen bir hastalık Orta kulak boşluğu normalde hava ile doludur ve bu havanın basıncı dış ortamdaki hava basıncı ile eşit olmalıdır. Burnumuzun arkasında genzimizle orta kulak arasında havalanma görevi yapan östaki borusu sayesinde orta kulaktaki hava basıncı ile dış ortamdaki hava basıncı eşitlenir. Bu boru normalde kapalıdır. Yutkunma sırasında ve çenemizi açıp kapatma hareketleri sırasında östaki borusu açılır ve basınç eşitlenir. Uçakta veya dağlarda ani irtifa farkları yaşarken kulağımızda hissettiğimiz basınç hissi, ani değişimleri bu sistemin çalışmasına fırsat kalmadan dış ortam basıncı ile orta kulak basıncının eşitlenememesine bağlı gelişir. Nezle olduğumuzda da kulağımız ayni mekanizma ile tıkanabilir. Özellikle okul öncesi çocukluk çağında orta kulakta sıvı toplanması, tıptaki ismi ile seröz otit oldukça sık görülen bir hastalıktır. Çocuklarda geniz eti büyüklüğü ve östaki borusunun yetişkinlere göre daha kısa ve düz oluşu, allerjik yapı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri gibi nedenler sayılabilir. Hastalığın erken evrelerinde çocukta hafif bir işitme kaybı başlar. Burun tıkanıklığı belirtileri, ağız açık uyuma, televizyonun sesini çok açma veya televizyonu yakından izleme, derslerde öğretmenin söylediklerini duyamama, sürekli burun akıntısı gibi yakınmalar olur. Aileler bu yakınmaları her zaman fark edemeyebilirler. Çoğu zaman çocuğun az işittiği, okuldaki öğretmenleri tarafından fark edilir. Erken dönemde tedavi ile düzeltilebilir Orta kulakta sıvı birikmesi, erken dönemde fark edilebilirse, nedene yönelik tedavi ile düzeltilebilen bir durumdur. 2-3 haftalık ilaç tedavileriyle sıklıkla sorun ortadan kaldırılabilir. Ancak östaki borusunun tıkanmasına neden olan geniz eti büyüklüğü durumlarında ve ilaç tedavisinin etki etmediği durumlarda, cerrahi tedavi gereklidir ve sonuç son derece yüz güldürücüdür. Tedavi edilmeyen gecikilmiş durumlarda geçirilen sık orta kulak enfeksiyonlarına bağlı ve kulak zarındaki negatif basınç ile zarda çökme nedeniyle kalıcı işitme bozuklukları ortaya çıkabilir. İşitme azlığından şüphe duyduğunuzda mutlaka bir uzmana başvurun Orta kulakta sıvı birikmesi durumlarında kulak ağrısı, ateş, kulak akıntısı gibi yakınmalar yoktur. Çocuğun derslerdeki başarısının düşmesi, huzursuzluk, arkadaşları ile ilişkilerinin bozulması, denge bozukluğu gibi yakınmalar kimi zaman ana yakınmalar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Tüm bunlar orta kulaktaki basınç ile dış ortamdaki basınç arasındaki farka bağlı olarak oluşan işitme azlığına bağlıdır. Bu nedenle anne ve babaların işitme azlığı olduğundan şüphe duydukları çocukları mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına götürmeleri gereklidir. Tedavi yöntemi Kulak Burun Boğaz uzmanı, hastalığa neyin neden olduğunu araştıracak ve nedene yönelik tedavi uygulayacaktır. Bu çocuklarda alerjik zeminde burun akıntısı ve geniz eti büyümesi oldukça sık karşılaşılan durumlar olduğundan alerji yönünden de değerlendirilmeleri gerekir. Orta kulakta sıvı toplanması nedeniyle kulak zarına yerleştirilen havalanma tüpü ameliyatları sık yapılan ve işitmeyi düzelten bir operasyondur. Yerleştirilen tüp 6 ay gibi bir süre sonunda sıklıkla kendiliğinden çıkmakta, ikinci bir müdahaleye gerek kalmamaktadır. İleride kalıcı bir işitme bozukluğuna yol açmamak, çocuklarımızı yaşıtlarından geri bırakmamak, okulda başarısız olmalarını engellemek için, işitme konusunda uyanık olunmalı ve geç kalmadan doktora başvurulmalıdır.

Bilgi, Kültür ve Sanatın Buluştuğu Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri, Kullanıcılarına Sınırsız Bir Dünyanın Kapılarını Açıyor

Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri toplamda 3,5 milyon adet basılı kitap ve 650 milyon dijital kaynağa erişim sağlayarak, dünya bilgi hazinesinin kapılarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne açıyor. Modern binaları ile geleneksel kütüphaneciliğinin bölgedeki en önemli örnekleri arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri aynı zamanda sağladıkları uzaktan erişim imkanı ve son teknolojik donanımı ile dijital ortamda da bilgiye en kolay yoldan ulaşımı sağlıyor. Binlerce belgesel, müzik ve film DVD’sinin bulunduğu görsel medya kütüphanesinde, bu DVD’lerin ve diğer görsel bilgi malzemesinin seyredilebileceği kabinler, grup çalışma odaları, dijital bilgi depolama merkezleri de yer alıyor. Bu sayede kullanıcılar farklı konularda milyonlarca akademik dergiye, rapora, makaleye, gazete ve belgeye erişebiliyor. Bilgi, kültür ve sanat bir arada Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri’nin en önemli yaklaşımlarından biri ise bilgiyi kültür ve sanatla birleştirmesi. Sahip oldukları sergi alanları ile kullanıcılarına birer bilgi, kültür ve sanat merkezi olarak da hizmet veriyor. Tam donanımlı salonlarında ev sahipliği yaptıkları kongre ve toplantılarla mevcut bilgiye erişim sağlamakla kalmıyor, yeni bilgilerin üretilmesine de ev sahipliği yapıyorlar. Kullanıcı dostu bir mimari ile tasarlanan kütüphane binalarının bütün engelleri ortadan kaldırarak her bireyin hiçbir engele takılmadan araştırma yapabilmesine de olanak sağlıyor. Özel içerikler, özgün bilgiler… Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri imkan verdikleri olanaklarla bir çok konuda özel içeriklere erişim de sağlıyor. Geçtiğimiz aylarda araştırmacıların ve meraklılarının kullanıma açılan Birleşik Krallık Milli Arşivi’nin 1878-1975 dönemine ait Kıbrıs belgeleri buna en iyi örnek. 1878-1975 dönemi Kıbrıs tarihine ışık tutan belgeler arasında Kıbrıs’taki çeşitli kurumların resmi yazışmalarının yanı sıra adada meydana gelen birçok siyasi, sosyal ve ekonomik olayla ilgili bilgiler de bulunuyor. Siyasi belgelerin bir kısmı 1950-75 yılları arasında yapılan toplumlar arası müzakereleri de içeriyor. Belgeler arasında Birleşik Krallık görevlilerinin Kıbrıs’ta çıkan gazeteler ile ilgili tuttukları raporlar, vakıflar ile ilgili çeşitli belgeler, ilgili yıllarda Kıbrıs’ta ön plana çıkan siyasetçilerle ilgili yapılan soruşturmalar da yer alıyor. Erişime açılan arşivler dışında Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri’nin her birinde özel bir Kıbrıs bölümü de bulunuyor. Bu bölümde Kıbrıs konusunda yazılmış ilk kitaplardan günümüzde yazılan kitaplara kadar birçok eser yer alıyor. Bu özellik ise kütüphaneleri adeta bir Millî Kütüphane kimliğine büründürüyor. Bir bilgi müzesi: Nadide eserler Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane, ev sahipliği yaptığı nadide eserlerle bir kütüphanenin yanı sıra adeta bir bilgi müzesi olarak da dikkat çekiyor. Nadir Eserler Kütüphanesinin bünyesinde başta edebiyat, tarih, din ve sanat alanlarında olmak üzere binlerce nadir eser, araştırmalar, el yazma kitaplar, kişisel koleksiyonlar, ansiklopediler, fermanlar, haritalar, ülkemiz araştırmacılarının önemli eserleri ile CMC arşivi yer alıyor. Büyük Kütüphanelerde ayrıca birçok siyasetçi, düşünür, tarihçi, araştırmacı ve edebiyatçının özel koleksiyonları da halkla buluşuyor.

Yakın Doğu Üniversitesi, Sinovac Aşısı Yaptıran 609 Sağlık Çalışanı Arasında Son 6 Ayda Sadece Bir Kişinin COVID-19 Olduğunu Açıkladı

COVID-19 aşısının pandeminin seyrinde yaratacağı etkileri belirlemek için bilimsel çalışmalara devam eden Yakın Doğu Üniversitesi, aşı sonrasında gelişen spike antikor seviyelerini tespit etmek için başlattığı araştırmanın altı aylık sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Sinovac aşısı olan 609 sağlık çalışanından sadece biri çift doz aşılama sonrasında COVID-19 oldu. Aile içi bulaş kaynaklı bir vaka olarak kayıtlara geçen hasta, COVID-19’u ise hafif geçirdi. Takibe alınan 609 sağlık çalışanında 6 ay boyunca başka hasta çıkmadı. Sonuçlar, Sinovac aşısının koruyuculuğunun yüksek olduğu şeklinde yorumlandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Sinovac aşısı olan 609 sağlık çalışanından sadece 1 kişinin, o da aile içi bulaş nedeniyle, COVID-19 olması aşının etkinliğini göstermesi açısından önemli” Araştırma projesi ile Sinovac’ın Coronavac COVID-19 aşısını yaptıran kişilerde antikor ve enfeksiyon gelişimini takip ettiklerini ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, proje kapsamında gerçekleştirdikleri çalışmalar sonucunda önemli bilimsel bulgular elde ettiklerini söyledi. Sonuçlara göre, uygulanan COVID-19 aşılarının hem kadınlarda hem de erkeklerde yüksek oranda antikor üretimi sağladığını belirlediklerini vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, “Aşının ikinci dozunu olan 609 sağlık çalışanı arasında sadece bir COVID-19 vakasına rastlanması ve antikor seviyesinin yüksekliği, aşının etkinliği açısından önemli” değerlendirmesi yaptı.

Yakın Doğu Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlker Özşahin, CERN’de Yürütülen Altı Deneyden Biri Olan Compact Muon Selenoid (CMS) Ekibinde Ülkemizi Başarıyla Temsil Ediyor

Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. İlker Özşahin, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de proton-proton çarpışmaları sonucu ortaya çıkan parçacıkların izlerini ve enerjilerini ölçen altı deneyden biri olan Compact Muon Selenoid (CMS) üzerine çalışmalar yürüten ekipte ülkemizi başarıyla temsil ediyor. CERN, karanlık maddenin izini sürüyor Doç. Dr. İlker Özşahin, bazı fizik olaylarının iyi algılanabilmesini sağlayan ve genel amaçlı bir dedektör olan CMS (Compact Muon Solenoid) grubunda karanlık madde, karanlık enerji, ekstra boyutlar gibi konuları incelemek için tasarlanan CMS dedektörünün geliştirilmesinde yer alıyor. Büyük Hadron Çarpıştırıcısının 4 büyük dedektörden biri olan CMS, binlerce elektronik devreye sahip karmaşık parçadan oluşuyor. CMS’nin, 15 m yükseklikte, 22 m boyunda, toplam 12.500 ton ağırlığa sahip bir düzenek olduğunu söyleyen Doç. Dr. İlker Özşahin, “Dedektör, en iç bölgesinde 3.85 Tesla kadar manyetik bir alan şiddetine sahip güçlü bir süper iletken mıknatıs ile özellikle yeni fizik kanunlarına ait sinyalleri keşfetmek üzere (Higgs bozonu, süpersimetri, vs.) dizayn edildi” diyor. Doç. Dr. İlker Özşahin, 2022’de gerçekleşecek olan çarpışma için güncelleme çalışmalarında önemli bir rol üstleniyor CMS dedektörünün alt detektörlerinden biri olan İleri Hadronik (Hadronic Forward, HF) kalorimetre detektörünün 2022’de gerçekleşecek olan çarpışma için güncelleme çalışmalarında yer alan Doç. Dr. Özşahin, bu çalışmaların yanı sıra, veri toplama ve veri analizi çalışmalarında da görev alıyor. Başarılı genç fizikçi, özellikle dedektör kontrol ve güvenlik sisteminde, dedektörün bir sonraki çarpışmaya hazırlanması, test edilmesi ve kalibrasyonu açısından önemli bir rol üstleniyor. CERN yarının teknolojilerini geliştirmede önemli bir rol oynuyor… Temel bilimlerdeki ilerlemelerin yanı sıra teknolojik gelişmelerin de sağlandığı dünyadaki en önemli merkezlerden bir olan CERN hızlandırıcıları sayesinde günümüzde süper iletken teknolojisinin ilerlemesi, temiz enerji kaynaklarının araştırılması, bilgisayar teknolojisi, yeni elementlerin keşfi, tıpta teşhis ve tedavi, malzeme bilimi, bilişim teknolojisi, nükleer tıp ve radyoterapi, nanobilim, lazer fiziği, plazma fiziği, elektronik, telekomünikasyon ve daha birçok alanda gelişmeler sağlanıyor. Örneğin bilgisayar iletişimini sağlayan World Wide Web (www) dünyanın farklı yerlerinde çalışan fizikçilerin birbirleriyle daha hızlı ve kolay iletişim kurmaları amacıyla CERN’de geliştirildi.
tercih robotu