Yakın Doğu Üniversitesi’nin Geliştirdiği Neurec, Bütün Elektronik Cihazları Dokunmatik, Biyometrik ve Sesli Komutlarla Tek Adresten Kontrol Etme Olanağı Sunuyor

Gelişen teknolojilerle birlikte hayatımızın her alanında elektronik cihazlarla çevrili bir şekilde yaşıyoruz. Ev ve ofislerde aydınlatma, iklimlendirme, temizlik, eğlence ve daha pek çok ihtiyaç için kullanılan elektronik cihazların birçoğu ise uzaktan erişime imkan veren telefon uygulamaları ve uzaktan kumandalarla kontrol edilebiliyor. Ancak bu durum ciddi anlamda bir karmaşa yaratıyor. Cep telefonları, her bir cihaz için yüklenen farklı uygulamalarla; ev ve ofisler ise sürekli kaybolan uzaktan kumandalarla dolup taşıyor. Elektro-kontrol akıllı cihazı NEURec’le kontrol sende! Yakın Doğu Üniversitesi, bütün elektronik cihazları tek dokunuşla uzaktan kontrol edebilen akıllı NEURec cihazını üreterek bu karmaşaya son vermeyi amaçlıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Yapay Zeka Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Uluslararası Yapay Zeka ve Nesnelerin İnterneti Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fadi Al-Turjman liderliğinde, Yakın Doğu Üniversitesi’nin tasarladığı elektro-kontrol akıllı cihazı NEURec, ev, ofis, klinik gibi yaşam alanlarındaki aydınlatma, iklimlendirme, ev aletleri, eğlence aletleri ve daha pek çok elektronik cihazın işlevlerini programlamaya ve kontrol etmeye yarıyor. Ayrıca, acil ve tehlikeli durumlarda yetkili kurumlarla otomatik olarak iletişime geçerek, olay odaklı uzak mesafe bildirimleri ile güvenliği de tek elde topluyor. Günümüzün önemli teknoloji alanlarından olan fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağı teknolojisi “Nesnelerin İnterneti” prensipleri ile çalışan NEURec,15 santimetreküplük kompakt boyuta sahip. Mobil uygulaması ya da internet sitesi üzerinden ulaşılabilen NEURec, dokunmatik, biyometrik ve sesli komutlarla yönetilerek bütün elektronik cihazların tek adres üzerinden kontrol edilmesine olanak sağlıyor. NEURec, konforlu uzaktan erişimi sağlamak için WiFi, kablolu internet ya da Bluetooth teknolojileri de dahil olmak üzere çoklu arayüzle çalışabiliyor. Ayrıca benzer cihazlardan farklı olarak NEURec, kullanıcılarına cihazlarını diledikleri gibi adlandırma olanağı da sunuyor. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “NEURec, onlarca elektronik cihazı tek elden kontrol etme olanağı sunarak kullanıcılarına büyük bir konfor sağlayacak.” Yakın Doğu Üniversitesi’nin gelecek stratejisinin merkezinde Ar-Ge, inovasyon ve yenileşmenin bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Araştırmacılarımızın geliştirdiği NEURec cihazı da bu stratejimizin önemli ürünlerinden biridir” dedi. Gelişen teknolojilerin hayatı kolaylaştırdığı kadar karmaşıklaştırdığını da söyleyen Prof. Dr. Günsel, NEURec’in onlarca elektronik cihazı tek elden kontrol etme olanağı sağlayarak, kullanıcılarına günlük hayatta büyük bir konfor yaratacağını vurguladı. Robot ve bilişim teknolojileri ile yapay zeka alanlarında önemli çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Günsel, “Hayatı, toplumu ve ülkemizi geliştirme misyonuyla bilim üretmeye devam ediyoruz. Akademisyen ve araştırmacılarımıza sağladığımız olanaklar ile üniversitemiz bünyesinde geliştirdiğimiz projeleri, ‘Üniversite 4.0’ vizyonuyla ürüne dönüştürerek ülke ekonomisine ve bilimsel üretkenliğe katkı sağlamayı amaçlıyoruz” ifadesini kullandı.

Kedi ve Köpeklerin Yuttuğu Yabancı Cisimler Hayatlarını Riske Edebilir!

Köpek ve kedilerin yuttuğu yabancı cisimler hayati risk yaratan önemli sonuçlar doğurabiliyor. Köpeklerde kemik, çorap ve toka yutma vakaları sık gözlenirken kediler ise daha çok dikiş iğneleri ve ip yutuyor. Kedi ve köpeklerin etraftaki cisimleri kullanarak kurdukları oyunlar neşe kaynağı olsa da kimi zaman hayatlarını tehdit edebilecek durumlara neden olabilir. Köpek ve kedilerde yabancı cisim yutma, özellikle genç hayvanlarda sıklıkla karşılaşılan ve çoğunlukla acil müdahale gerektiren bir durum. Köpeklerde en sık karşılaşılan yabancı cisim yutma vakalarında kemik, çorap ve toka ön plana çıkarken; kedilerde ise dikiş iğneleri ve ipler daha fazla gözleniyor. Hasta sahibinin bu durumu fark edebildiği vakalarda hızlı teşhis ve müdahale ile ciddi komplikasyonlar meydana gelmeden tedavi sağlanabiliyor. Belirtilerin ortaya çıkması birkaç saat ya da aylar sürebilir Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Hayvan Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. A. Perran Gökçe, yabancı cisim yutan hayvanlarda klinik belirtilerin birkaç saatten başlayıp aylara varan bir periyot aralığında görülebileceğini söylüyor. En sık görülen belirtiler arasında ise sürekli kusma, aşırı salivasyon (salya), öğürme, iştahsızlık, huzursuzluk, dışkılayamama veya az dışkılama yer alıyor. “Hasta sahibi, bu belirtileri fark ettiğinde vakit kaybetmeden veteriner hekimine başvurmalı” diyen Prof. Dr. Gökçe, “Gecikilen vakalarda hastada, kusma ile birlikte zayıflama, vücut kondisyonunda azalma ve genel durum bozukluğu meydana gelebiliyor. Ayrıca yutulan yabancı cisimle, yemek borusu, mide ve bağırsaklarda tıkanmalara, mukoza hasarına ve delinmelere yol açarak karın zarının iltihabına sebep olabilir. Bunu takiben hasta septik şoka girerek hayatını kaybedebilir” ifadesini kullanıyor. Tam teşekküllü hayvan hastaneleri hayat kurtarıyor Veteriner hekimlerin hasta sahipleri tarafından doğru bilgilendirilmesinin çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. A. Perran Gökçe, “Evde kaybolan bir oyuncağı var mı, daha önce yabancı cisim yuttu mu gibi soruların cevapları teşhise gitmemizi kolaylaştırır. Alınan bilgilerden sonra hastanın klinik muayenesi yapılır. İplik gibi lineer yabancı cisimler, ağız muayenesi sırasında gözlenebilir. Karın bölgesi de elle muayene edip hastanın ağrı kaynaklı tepki verip vermediği gözlemlenir. Teşhis için direkt-indirekt radyografi, ultrasonografi ve endoskopinin kullanılması da gerekebilir” ifadesini kullanıyor. Bu nedenle bu tip vakalara tam teşekküllü hayvan hastanelerinde müdahale etmek büyük bir önem taşıyor. Cerrahi müdahale gerekebilir “Tespit edilen yabancı cismin yapısı ve yeri tedavi şekline karar vermemizi sağlar” diyen Prof. Dr. Gökçe, “Cismin yapısı ve yerine göre; medikal tedavi, cerrahi müdahale ve ya endoskopi ile mi tedavi uygulanacağına karar verilir. Bağırsaklardan geçebileceği düşünülen pürüzsüz yapıdaki yabancı cisimler için dışkı yumuşatıcı ve kayganlaştırıcı ilaçlar kullanarak medikal tedavi uygulanabilir. Fakat bu durumda hastanın her gün röntgeni çekilmeli ve eğer yabancı cismin konumunda 24 saat boyunca herhangi bir değişiklik yoksa cerrahi müdahaleye hızlıca karar verilmelidir” diyor. Tedavinin gecikmesi ise bağırsak ve mide bölgesinde delinme riskini artırıyor. “Perforasyon (delinme) meydana gelmiş vakalarda acil cerrahi müdahale gereklidir” diyen Prof. Dr. A. Perran Gökçe, “Kusma içeriğinde veya dışkıda kan görülmesi yabancı cismin mukozal ülserasyona sebep olduğunu akla getirir. Şiddetli mukozal hasar tespit edildiyse hasta 24-48 saat aç bırakılmalıdır. Ayrıca hayvanın genel durumu incelenmeli, aralıklı olarak kan tahlilleri yapılmalı ve ağızdan beslemediğimiz hastalara damardan sıvı takviyesi yapılmalıdır” diyor. Prof. Dr. Gökçe, hayvan sahiplerini ”Hayvanının hayatını riske sokabilecek orantısız kemik parçaları veya yutabileceği oyuncak materyallerini vermeme” konusunda uyarıyor.

Okul Öncesi Çocukluk Çağında Oldukça Sık Görülen, Orta Kulak Sıvı Toplanması Çocuğunuzda İşitme Azlığına Neden Olabilir

Çocuğunuz televizyonun sesini çok açıyor, yakından seyrediyor veya seslendiğinizde birkaç defa tekrarlatıyorsa ağrısız orta kulak iltihabı geçiriyor olabilir. Özellikle sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, burun tıkanıklığı şikayetleri olan, uyku sırasında ağzı açık uyuyan veya horlayan bir çocuğunuz varsa orta kulakta sıvı toplanmış olma olasılığı yüksektir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Uzmanı Op. Dr. Remzi Tınazlı, okul öncesi çocukluk çağında orta kulak sıvı toplanmasını, nedenlerini, erken dönemde farkedilmesinin tedavideki önemini ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verdi. Çocuklarda sık görülen bir hastalık Orta kulak boşluğu normalde hava ile doludur ve bu havanın basıncı dış ortamdaki hava basıncı ile eşit olmalıdır. Burnumuzun arkasında genzimizle orta kulak arasında havalanma görevi yapan östaki borusu sayesinde orta kulaktaki hava basıncı ile dış ortamdaki hava basıncı eşitlenir. Bu boru normalde kapalıdır. Yutkunma sırasında ve çenemizi açıp kapatma hareketleri sırasında östaki borusu açılır ve basınç eşitlenir. Uçakta veya dağlarda ani irtifa farkları yaşarken kulağımızda hissettiğimiz basınç hissi, ani değişimleri bu sistemin çalışmasına fırsat kalmadan dış ortam basıncı ile orta kulak basıncının eşitlenememesine bağlı gelişir. Nezle olduğumuzda da kulağımız ayni mekanizma ile tıkanabilir. Özellikle okul öncesi çocukluk çağında orta kulakta sıvı toplanması, tıptaki ismi ile seröz otit oldukça sık görülen bir hastalıktır. Çocuklarda geniz eti büyüklüğü ve östaki borusunun yetişkinlere göre daha kısa ve düz oluşu, allerjik yapı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri gibi nedenler sayılabilir. Hastalığın erken evrelerinde çocukta hafif bir işitme kaybı başlar. Burun tıkanıklığı belirtileri, ağız açık uyuma, televizyonun sesini çok açma veya televizyonu yakından izleme, derslerde öğretmenin söylediklerini duyamama, sürekli burun akıntısı gibi yakınmalar olur. Aileler bu yakınmaları her zaman fark edemeyebilirler. Çoğu zaman çocuğun az işittiği, okuldaki öğretmenleri tarafından fark edilir. Erken dönemde tedavi ile düzeltilebilir Orta kulakta sıvı birikmesi, erken dönemde fark edilebilirse, nedene yönelik tedavi ile düzeltilebilen bir durumdur. 2-3 haftalık ilaç tedavileriyle sıklıkla sorun ortadan kaldırılabilir. Ancak östaki borusunun tıkanmasına neden olan geniz eti büyüklüğü durumlarında ve ilaç tedavisinin etki etmediği durumlarda, cerrahi tedavi gereklidir ve sonuç son derece yüz güldürücüdür. Tedavi edilmeyen gecikilmiş durumlarda geçirilen sık orta kulak enfeksiyonlarına bağlı ve kulak zarındaki negatif basınç ile zarda çökme nedeniyle kalıcı işitme bozuklukları ortaya çıkabilir. İşitme azlığından şüphe duyduğunuzda mutlaka bir uzmana başvurun Orta kulakta sıvı birikmesi durumlarında kulak ağrısı, ateş, kulak akıntısı gibi yakınmalar yoktur. Çocuğun derslerdeki başarısının düşmesi, huzursuzluk, arkadaşları ile ilişkilerinin bozulması, denge bozukluğu gibi yakınmalar kimi zaman ana yakınmalar olarak karşımıza çıkabilmektedir. Tüm bunlar orta kulaktaki basınç ile dış ortamdaki basınç arasındaki farka bağlı olarak oluşan işitme azlığına bağlıdır. Bu nedenle anne ve babaların işitme azlığı olduğundan şüphe duydukları çocukları mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına götürmeleri gereklidir. Tedavi yöntemi Kulak Burun Boğaz uzmanı, hastalığa neyin neden olduğunu araştıracak ve nedene yönelik tedavi uygulayacaktır. Bu çocuklarda alerjik zeminde burun akıntısı ve geniz eti büyümesi oldukça sık karşılaşılan durumlar olduğundan alerji yönünden de değerlendirilmeleri gerekir. Orta kulakta sıvı toplanması nedeniyle kulak zarına yerleştirilen havalanma tüpü ameliyatları sık yapılan ve işitmeyi düzelten bir operasyondur. Yerleştirilen tüp 6 ay gibi bir süre sonunda sıklıkla kendiliğinden çıkmakta, ikinci bir müdahaleye gerek kalmamaktadır. İleride kalıcı bir işitme bozukluğuna yol açmamak, çocuklarımızı yaşıtlarından geri bırakmamak, okulda başarısız olmalarını engellemek için, işitme konusunda uyanık olunmalı ve geç kalmadan doktora başvurulmalıdır.

Bilgi, Kültür ve Sanatın Buluştuğu Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri, Kullanıcılarına Sınırsız Bir Dünyanın Kapılarını Açıyor

Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri toplamda 3,5 milyon adet basılı kitap ve 650 milyon dijital kaynağa erişim sağlayarak, dünya bilgi hazinesinin kapılarını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne açıyor. Modern binaları ile geleneksel kütüphaneciliğinin bölgedeki en önemli örnekleri arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri aynı zamanda sağladıkları uzaktan erişim imkanı ve son teknolojik donanımı ile dijital ortamda da bilgiye en kolay yoldan ulaşımı sağlıyor. Binlerce belgesel, müzik ve film DVD’sinin bulunduğu görsel medya kütüphanesinde, bu DVD’lerin ve diğer görsel bilgi malzemesinin seyredilebileceği kabinler, grup çalışma odaları, dijital bilgi depolama merkezleri de yer alıyor. Bu sayede kullanıcılar farklı konularda milyonlarca akademik dergiye, rapora, makaleye, gazete ve belgeye erişebiliyor. Bilgi, kültür ve sanat bir arada Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri’nin en önemli yaklaşımlarından biri ise bilgiyi kültür ve sanatla birleştirmesi. Sahip oldukları sergi alanları ile kullanıcılarına birer bilgi, kültür ve sanat merkezi olarak da hizmet veriyor. Tam donanımlı salonlarında ev sahipliği yaptıkları kongre ve toplantılarla mevcut bilgiye erişim sağlamakla kalmıyor, yeni bilgilerin üretilmesine de ev sahipliği yapıyorlar. Kullanıcı dostu bir mimari ile tasarlanan kütüphane binalarının bütün engelleri ortadan kaldırarak her bireyin hiçbir engele takılmadan araştırma yapabilmesine de olanak sağlıyor. Özel içerikler, özgün bilgiler… Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri imkan verdikleri olanaklarla bir çok konuda özel içeriklere erişim de sağlıyor. Geçtiğimiz aylarda araştırmacıların ve meraklılarının kullanıma açılan Birleşik Krallık Milli Arşivi’nin 1878-1975 dönemine ait Kıbrıs belgeleri buna en iyi örnek. 1878-1975 dönemi Kıbrıs tarihine ışık tutan belgeler arasında Kıbrıs’taki çeşitli kurumların resmi yazışmalarının yanı sıra adada meydana gelen birçok siyasi, sosyal ve ekonomik olayla ilgili bilgiler de bulunuyor. Siyasi belgelerin bir kısmı 1950-75 yılları arasında yapılan toplumlar arası müzakereleri de içeriyor. Belgeler arasında Birleşik Krallık görevlilerinin Kıbrıs’ta çıkan gazeteler ile ilgili tuttukları raporlar, vakıflar ile ilgili çeşitli belgeler, ilgili yıllarda Kıbrıs’ta ön plana çıkan siyasetçilerle ilgili yapılan soruşturmalar da yer alıyor. Erişime açılan arşivler dışında Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Yeniboğaziçi Kampüsü Büyük Kütüphaneleri’nin her birinde özel bir Kıbrıs bölümü de bulunuyor. Bu bölümde Kıbrıs konusunda yazılmış ilk kitaplardan günümüzde yazılan kitaplara kadar birçok eser yer alıyor. Bu özellik ise kütüphaneleri adeta bir Millî Kütüphane kimliğine büründürüyor. Bir bilgi müzesi: Nadide eserler Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane, ev sahipliği yaptığı nadide eserlerle bir kütüphanenin yanı sıra adeta bir bilgi müzesi olarak da dikkat çekiyor. Nadir Eserler Kütüphanesinin bünyesinde başta edebiyat, tarih, din ve sanat alanlarında olmak üzere binlerce nadir eser, araştırmalar, el yazma kitaplar, kişisel koleksiyonlar, ansiklopediler, fermanlar, haritalar, ülkemiz araştırmacılarının önemli eserleri ile CMC arşivi yer alıyor. Büyük Kütüphanelerde ayrıca birçok siyasetçi, düşünür, tarihçi, araştırmacı ve edebiyatçının özel koleksiyonları da halkla buluşuyor.

Yakın Doğu Üniversitesi, Sinovac Aşısı Yaptıran 609 Sağlık Çalışanı Arasında Son 6 Ayda Sadece Bir Kişinin COVID-19 Olduğunu Açıkladı

COVID-19 aşısının pandeminin seyrinde yaratacağı etkileri belirlemek için bilimsel çalışmalara devam eden Yakın Doğu Üniversitesi, aşı sonrasında gelişen spike antikor seviyelerini tespit etmek için başlattığı araştırmanın altı aylık sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Sinovac aşısı olan 609 sağlık çalışanından sadece biri çift doz aşılama sonrasında COVID-19 oldu. Aile içi bulaş kaynaklı bir vaka olarak kayıtlara geçen hasta, COVID-19’u ise hafif geçirdi. Takibe alınan 609 sağlık çalışanında 6 ay boyunca başka hasta çıkmadı. Sonuçlar, Sinovac aşısının koruyuculuğunun yüksek olduğu şeklinde yorumlandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Sinovac aşısı olan 609 sağlık çalışanından sadece 1 kişinin, o da aile içi bulaş nedeniyle, COVID-19 olması aşının etkinliğini göstermesi açısından önemli” Araştırma projesi ile Sinovac’ın Coronavac COVID-19 aşısını yaptıran kişilerde antikor ve enfeksiyon gelişimini takip ettiklerini ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, proje kapsamında gerçekleştirdikleri çalışmalar sonucunda önemli bilimsel bulgular elde ettiklerini söyledi. Sonuçlara göre, uygulanan COVID-19 aşılarının hem kadınlarda hem de erkeklerde yüksek oranda antikor üretimi sağladığını belirlediklerini vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, “Aşının ikinci dozunu olan 609 sağlık çalışanı arasında sadece bir COVID-19 vakasına rastlanması ve antikor seviyesinin yüksekliği, aşının etkinliği açısından önemli” değerlendirmesi yaptı.

Yakın Doğu Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlker Özşahin, CERN’de Yürütülen Altı Deneyden Biri Olan Compact Muon Selenoid (CMS) Ekibinde Ülkemizi Başarıyla Temsil Ediyor

Yakın Doğu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. İlker Özşahin, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de proton-proton çarpışmaları sonucu ortaya çıkan parçacıkların izlerini ve enerjilerini ölçen altı deneyden biri olan Compact Muon Selenoid (CMS) üzerine çalışmalar yürüten ekipte ülkemizi başarıyla temsil ediyor. CERN, karanlık maddenin izini sürüyor Doç. Dr. İlker Özşahin, bazı fizik olaylarının iyi algılanabilmesini sağlayan ve genel amaçlı bir dedektör olan CMS (Compact Muon Solenoid) grubunda karanlık madde, karanlık enerji, ekstra boyutlar gibi konuları incelemek için tasarlanan CMS dedektörünün geliştirilmesinde yer alıyor. Büyük Hadron Çarpıştırıcısının 4 büyük dedektörden biri olan CMS, binlerce elektronik devreye sahip karmaşık parçadan oluşuyor. CMS’nin, 15 m yükseklikte, 22 m boyunda, toplam 12.500 ton ağırlığa sahip bir düzenek olduğunu söyleyen Doç. Dr. İlker Özşahin, “Dedektör, en iç bölgesinde 3.85 Tesla kadar manyetik bir alan şiddetine sahip güçlü bir süper iletken mıknatıs ile özellikle yeni fizik kanunlarına ait sinyalleri keşfetmek üzere (Higgs bozonu, süpersimetri, vs.) dizayn edildi” diyor. Doç. Dr. İlker Özşahin, 2022’de gerçekleşecek olan çarpışma için güncelleme çalışmalarında önemli bir rol üstleniyor CMS dedektörünün alt detektörlerinden biri olan İleri Hadronik (Hadronic Forward, HF) kalorimetre detektörünün 2022’de gerçekleşecek olan çarpışma için güncelleme çalışmalarında yer alan Doç. Dr. Özşahin, bu çalışmaların yanı sıra, veri toplama ve veri analizi çalışmalarında da görev alıyor. Başarılı genç fizikçi, özellikle dedektör kontrol ve güvenlik sisteminde, dedektörün bir sonraki çarpışmaya hazırlanması, test edilmesi ve kalibrasyonu açısından önemli bir rol üstleniyor. CERN yarının teknolojilerini geliştirmede önemli bir rol oynuyor… Temel bilimlerdeki ilerlemelerin yanı sıra teknolojik gelişmelerin de sağlandığı dünyadaki en önemli merkezlerden bir olan CERN hızlandırıcıları sayesinde günümüzde süper iletken teknolojisinin ilerlemesi, temiz enerji kaynaklarının araştırılması, bilgisayar teknolojisi, yeni elementlerin keşfi, tıpta teşhis ve tedavi, malzeme bilimi, bilişim teknolojisi, nükleer tıp ve radyoterapi, nanobilim, lazer fiziği, plazma fiziği, elektronik, telekomünikasyon ve daha birçok alanda gelişmeler sağlanıyor. Örneğin bilgisayar iletişimini sağlayan World Wide Web (www) dünyanın farklı yerlerinde çalışan fizikçilerin birbirleriyle daha hızlı ve kolay iletişim kurmaları amacıyla CERN’de geliştirildi.

Sağlıklı Bir Bayram İçin Doğru Beslenme Önerileri

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, sağlıklı bir bayram için doğru beslenme önerilerini sıraladı: Eti sebzelerle pişirin, mangalda yüksek ısıdan kaçının, etleri dinlendirerek ve marine ederek tüketin! Bayram dönemlerinde rutin beslenme düzeninin büyük ölçüde değişmesi kaçınılmaz olsa da bu değişimlerde aşırıya kaçılması bayram keyfinizi yarıda bırakabilir. Tatlı ve et tüketiminin arttığı kurban bayramında ise çok daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, Kurban Bayramı’nda doğru beslenme önerilerinde bulunarak diyabet hastalarına şeker tüketiminde aşırıya kaçmamaları; hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile benzer kronik hastalığı olan kişilere ise et tüketimini kontrollü yapmaları gerektiğini hatırlattı. Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, sağlıklı bir bayram için doğru beslenme önerilerinde de bulundu. Etleri, sebzelerle pişirin Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterolden zengin bir besin olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, üzerinde görünen yağlı kısım etten ayrılsa bile kırmızı etteki ortalama yağ oranının yüzde 20 olduğunu söyledi. Kronik hastalığı olan bireylerin yağsız ya da az yağlı etleri tercih etmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Özbingül Arslansoyu, etlerin haşlama ya da ızgara şeklinde tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini hatırlattı: “Etler haşlama ya da ızgara tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, ilave yağ eklenmemelidir. Etler E ve C vitamini içermez. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi gerekir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğini sağlayacak hem de bazı minerallerin vücut tarafından emilimini arttıracaktır.” Mangalın ısısına dikkat edin! Ülkemizde bayram denilince akla ilk gelenin mangal olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalda pişirilen etlere uygulanan yöntemin çoğunlukla yanlış olduğunu belirtti. Yanlış pişirme yöntemlerin ette kanserojen maddelerin oluşmasına sebep olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, etin yüksek sıcaklıkta pişip yanması sonucunda heterosiklik, aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) denilen kanserojen maddelerin ortaya çıktığını belirtti. Özbingül Arslansoyu, bu maddelerin etten ateşe damlayan yağlar nedeniyle çıkan dumanın etle temasından oluştuğunu belirtti. Etlerin baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltıyor Yüksek ateşin ette kanserojen maddelerin açığa çıkmasına ve B grubu vitaminlerin kaybına yol açtığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalın harlı ateşte yapılmaması gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak kömür közüyle et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafenin bulunması gerektiğini ve etlerin alevle yakılarak pişirilmemesi gerektiğini söyledi.  Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, “Pişirme öncesi etlerin bazı baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltır. Bu yüzden etlerinizi marine edin. Mangal ve ızgaralarınızı her kullanımdan sonra çok iyi temizleyerek, oluşmuş kanserojen maddelerin bir sonraki yemeğinize aktarılmasını önleyin. Ateşe damlayan yağ ile açığa çıkan kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için yağlı etlerden kaçının.” Etleri tüketmeden önce dinlendirin   Özellikle kurban bayramında çok sayıda hayvanın kesilmesi ile kesim öncesi ve sonrasında gereken kontrol ve hijyen kurallarına uyulmaması ile hastalıkların ortaya çıktığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, kurbanlık hayvanın kesiminden sonra “rigor mortis” adı verilen ölüm sertliğinin ortaya çıktığını ve etlerin bekletilmeden bu sertlikle tüketilmesi durumunda midede şişkinlik ve hazımsızlık gibi sıkıntılara yol açacağını belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: “Bunu önlemek için etler kesildikten hemen sonra 5-6 saat serin bir yerde (14-16 C), sonrasında 18-19 saat da buzdolabında bekletilmeli. Böylece etler, toplamda 24 saat bekletildikten sonra tüketmelidir. Etler kesinlikle çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmemeli, büyük parçalar halinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetinde, buzdolabında ya da derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler buzdolabında 3 gün, derin dondurucuda 3 ay muhafaza edilebilmektedir. Kıyma olarak saklanacaksa bu sürenin daha da kısa olduğunu unutmayın. Etler dondurulduktan sonra buzdolabında çözdürülmeli, çözünen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.” Bayram Günü İçin Beslenme Önerileri Güne hafif bir kahvaltı ile başlayın Az ve sık aralıklarla beslenin Şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıları tercih edin Tabağınızın dörtte birini et, dörtte birini tahıl, kalan kısmını ise sebze yemekleri ve salatadan oluşturun Bol su tüketin Aç karnına bayram ziyaretine gitmeyin Fiziksel aktivitenizi arttırın

Likya’nın Antik Kadırgalarının İzlerini Taşıyan Seramik Eserler Sergisi, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nde Sanatseverlerle Buluşacak

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, “2000 Yıllık Yolculuğun Ardından Likya Pentekonterleri ve Apollonları Seramik Sergisine” ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Serdar Aslan’ın çalışmalarından oluşan “2000 Yıllık Yolculuğun Ardından Likya Pentekonterleri ve Apollonları Seramik Sergisi” Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ev sahipliğinde 2 Ağustos’ta Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Sergi salonunda sanatseverlerle buluşacak. Sanatçı ve akademisyen Serdar Aslan tarafından hazırlanan eserler, M.Ö. 5. yüzyıl Likya pentekonterlerinin (Antik Yunan kadırgası) olası görünümlerini dört yıl süren çalışmalar sonucunda boyutlandırdı. Seramik çamuru ile şekillendirilip 900 santigrat pişirilen eserler, gümüş pigmenti ile renklendirilerek son halini aldı. Eserler, Likya ve Apollon sikkelerinden ilham alıyor Likya sikkelerinde dikkat çeken antik kadırga betimlemelerinin, M.Ö 5. yüzyılda Likya’da kullanılan pentekonterlerin gelişimlerini günümüze aktardığını söyleyen Serdar Aslan, “Dikkat çeken diğer örnekler ise Apollon sikkeleri üzerinde yer alıyor. Apollon sikkelerinin ön tarafında, karakteristik Apollon unsurlarını içeren, profilden betimlenmiş insan başı yorumu, arka tarafta ise sancak kısmından şekillendirilmiş antik kadırgalar (pentekonter) yer alıyor. Pentekonterlerin altlarında, dönemin yüksek rütbeli devlet memurlarının isimleri görülüyor” ifadesini kullandı. Özgün eserler, özgür bir duruş ile konumlandırıldı Seramik çamuru ile şekillendirilip 900 santigrat derecede pişirilerek gümüş pigmenti ile renklendirilen antik kadırga parçaları ve dönemin yüksek rütbeli devlet memurlarını olan magistraları tasvir eden heykelcikler, sergi alanında düzensiz kaideler üzerinde, özgür bir duruş ile konumlandırıldı. Serdar Aslan bu kompozisyonu “Sınırlandırılamayan sanatsal bakış açısı ile yorumlanan bu anlatım, kalıplaşmış düşüncelere tepki niteliğindedir” sözleriyle tanımlıyor. Serdar Aslan Kimdir? 1980’de İstanbul’da doğan Serdar Aslan, lisans eğitimini Akdeniz Üniversitesi’nde, yüksek lisans eğitimini ise Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünde tamamladı. Doktorasına Yakın Doğu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat ve Tasarım Bölümünde devam eden Serdar Aslan, Avusturya, Almanya, Fransa, İspanya, Letonya, İtalya ve EXPO 2016 Antalya başta olmak üzere pek çok ulusal ve uluslararası sergi, bienal ve sempozyumlara katıldı.

Dişlerde Tam Seramik Devri!

Estetik beklentilerin artmasıyla, diş restorasyonlarında daha sık kullanılmaya başlanan tam seramik, sağlıklı ve estetik bir gülüş vaat ediyor. Gülümseyebilmek hayatı güzelleştiren en özel detaylardan biri. İyi hissettirecek güzel bir gülüşün anahtarı ise sağlıklı ve güzel dişler. Günümüzde diş hekimliği teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde artık sağlıklı estetik dişlere sahip olmak daha kolay. Öyle ki insanlarda artan estetik beklentiler diş tedavilerinde kullanılan materyal ve teknolojileri de yönlendiriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi’nden Yrd. Doç. Dr. Burcu Günal Abduljalil, diş tedavilerinde kullandıkları tam seramik kron ve köprü restorasyonların, sağlıklı, doğal ve estetik görünümlü dişlere ulaşmak için başarının kapılarını açtığını söylüyor. Metal alt yapı desteğine sahip seramik restorasyonlar estetik beklentileri karşılayamıyor Diş restorasyonlarında uzun zamandır metal alt yapı desteğine sahip seramik restorasyonlar kullanıldığını ve bu uygulamaların hala başarıyla devam ettiğini hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Burcu GünalAbduljalil, “Ancak günümüzde, metal alt yapıları nedeniyle bu uygulama, estetiğin ön plana çıktığı bölgelerde beklentileri karşılamakta yetersiz kalıyor. Estetik diş hekimliğine olan ilginin artması ile birlikte metal destekli seramik restorasyonların alternatiflerinin gelişimi hızla devam ediyor” ifadesini kullanıyor. Diş estetiği için tam seramik tercih ediliyor Estetik beklentileri karşılamak içinse diş tedavilerinde tam seramik uygulamalar her geçen gün yaygınlaşıyor. Tam seramiğin tercih edilmesinin sebepleri arasında ise ağız içi dokularla mükemmel biyouyumluluğu, estetik özellikleri, yapısal dayanıklılığı, düşük ısı iletkenliği gibi özellikleri ön plana çıkıyor. Yrd. Doç. Dr. Burcu Günal Abduljalil, Tam seramik restorasyonların içeriklerine göre cam seramikler ve oksit seramikler olarak ikiye ayrıldığını söylüyor. Cam seramikler, özellikle estetiğin önem gösterdiği ön bölge tek diş restorasyonlarda tercih ediliyor. Oksit seramiklerde ise malzemenin mekanik özellikleri geliştirilmiştir ancak cam seramiklere kıyasla ışık geçirgenliği daha düşük. Yrd. Doç. Dr. Burcu Günal Abduljalil: “Tam seramik restorasyonların tedavi sürecinde dişsiz kalınmıyor.” Genel olarak hastaların tedavi süreci için korku ve endişe duyduklarını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Günal Abduljalil, tam seramik restorasyonlarının korkulacak bir yanı olmadığını anlatıyor: “Tam seramik restorasyonların tedavi sıralamasında öncelikle, hastanın dişeti sağlığının sağlanması gerekiyor. Dolgu, çürük yada diş taşı gibi işlemler yapıldıktan sonra, tam seramik restorasyonların rengi seçilerek tedavi başlanılıyor. Daha sonra diş şekillendirme işlemi yapılıp ağız ölçüsü alınarak laboratuvar aşamasına geçiliyor. Seçilen uygun tam seramik materyali hassas bir şekilde laboratuvarda üretiliyor. Önce hastanın ağzı içerisinde alt yapı provası yaparak dişin uyumu kontrol ediyoruz. Her şey tamamsa restorasyon bitirilmesi için laboratuvara yollanır ve aynı gün içerisinde son aşamaya geçilir. Son aşama ise, restorasyonun diş yüzeyi üzerine yapıştırılması işlemidir. Aynı zamanda işlemler süresince hastaya geçici bir restorasyonun yapılması için diş kesimi ve ölçü alınır. Geçici restorasyon aynı gün içerisinde hastaya uygulanır. Dolayısıyla dişsiz kalma gibi bir durum oluşmaz.” Tam seramik restorasyonlar uygulandıktan sonra nelere dikkat edilmeli Diş sıkma, gıcırdatma gibi alışkanlıkları bulunan hastalarda tedavi sonrası koruyucu amaçlı gece plağı kullanılması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Burcu Günal Abduljalil, “Restorasyonların bakımı, hastanın kendi doğal dişlerinin bakımından farklı değildir” diyor. Tam seramik dişlerin, düzenli olarak uygulanan iyi bir ağız bakımı sayesinde (günde 2 kere dişlerin doğru teknikle fırçalanması, dişlerin ara yüzeylerinin temizlenmesi için diş ipi ya da ara yüz fırçası kullanımı ve ağız bakım suyunun kullanımı), uzun yıllar boyu rahatlıkla kullanılabildiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Günal Abduljalil, “Köprü restorasyonu yapılan hastalarda dişsiz bölgenin temizliğinin sağlanabilmesi için geliştirilmiş özel diş ipi kullanılmalıdır. Hasta normalde de yapılması gerektiği gibi düzenli olarak (altı ayda bir) diş hekimini ziyaret etmelidir” uyarısını yapıyor.

Yakın Doğu Üniversitesi, Sağlık Bakanlığından Alacaklarının 33 Milyon Liralık Kısmını Bağışladığını, Kalan Alacaklarını da Uzun Vadeli Taksitlendirdiğini Açıkladı

Yakın Doğu Üniversitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı ile yaptığı hizmet protokolü kapsamında Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi’nde sevkli hastalara verilen hizmetler karşılığında doğan alacaklarının 33 milyon liralık kısmını bağışladığını açıkladı. Ayrıca kalan alacaklar da uzun vadeli taksitlendirildi. Söz konusu alacak, Devlet Hastanelerinden sevkli olarak gelen hastaların tedavi, tetkik ve diğer harcamalarını kapsıyor. Pek çok hizmeti de ücretsiz veriyor Devletten alacağı 33 milyon lirayı bağışlayarak kalan tutarı da uzun vadeli taksitlendiren Yakın Doğu Üniversitesi, toplum sağlığına yönelik pek çok hizmeti de geçtiğimiz dönemde ücretsiz olarak üstlendi. Şubat 2020’da Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yaşanan yangın nedeniyle sağlık hizmetlerinin aksamaması için kapıları bütün hastalara ücretsiz açan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi, genel yoğun bakım, koroner yoğun bakım ve kalp damar cerrahisi yoğun bakımları ile birlikte tüm diğer servislerine 100’ün üzerinde hasta kabul etmişti. Erken doğum, solunum yetmezliği ve benzeri sebeplerle yenidoğan yoğun bakım servisine getirilen 13 bebeğin tedavileri tamamlanırken, acil servise başvuran hastalara da tüm acil servis hizmetleri ücretsiz olarak verilmişti. Pandemi döneminde de acil servis hizmetlerini ücretsiz vermeyi sürdüren üniversite hastaneleri, COVID-19 aşılamalarına da aktif bir şekilde destek vererek 40 bin doz COVID-19 aşısı yaptı. Ayrıca pandemi sürecinde, anne ve bebek sağlığını gözeterek hamilelere yönelik de pek çok ücretsiz hizmet verdi. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Her zaman olduğu gibi halkımızın ve devletimizin yanında olmayı sürdüreceğiz.” Özellikle pandemi döneminde toplum sağlığını korumak ve yaşanan süreçte devlete destek olmak için pek çok hizmeti ücretsiz verdiklerini hatırlatan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak başta eğitim ve sağlık olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz her alanda en önemli önceliğimiz Kıbrıs Türk Toplumu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimizin gücüne güç katarak bu topraklardaki köklerimizi geliştirmek ve büyütmektir. Aynı amaçla, Günsel Aile Kurulunda aldığımız kararla Sağlık Bakanlığından olan alacaklarımızın 33 milyon lirasını bağışlayarak, kalan alacaklarımızı da uzun vadeli taksitlendirme kararı aldık” açıklamasında bulundu. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Bundan sonraki süreçte de her zaman olduğu gibi halkımızın ve devletimizin yanında olmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.
tercih robotu