Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Araştırmaları Merkezi Tarafından Düzenlenen 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu Tamamlandı

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İletişim Araştırmaları Merkezi (ILAM) iş birliği ile “Kültür, Sinema İlişkisi ve Sinema Dilinde Kültür” başlığıyla düzenlenen 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu üç günlük yoğun bir programla 14 oturum ve 42 bildiri ile tamamlandı. Sempozyum kapsamında, 51 fotoğraftan oluşan çevrimiçi fotoğraf sergiside düzenlendi. 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu büyük ilgi gördü 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu’nun birinci gününde 4 oturumda, sinemanın ekonomik ve kültürel yapısı, yeşilçam sinemasını yeniden anlamak, sinema-mekan ilişkisi, sinemada ses tasarımı ana başlıklarında toplam 11 bildirinin sunuldu. İkinci gününde ise “Gelecek Tasarımcısı Sinema” ana başlığı altında Prof. Dr. Elif Asude Tunca’nın moderatörlüğünde başlangıç yapıldı. Etik değerler, gelecek zaman tasarımcısı bilim kurgu sinemasıkonularının işlendiği oturum ardından Prof. Dr. Serdar Öztürk “Türk Tarihinde Kahvehane Mekânı Örneğinde Alternatif Bir Kamusal Alan: Duygulanımsal Kamusal Alan” başlıklı sunumuyla yoğun ilgi gördü. Günün devamında gerçekleşen 4 oturumunda ise toplumsal bellek ve sinema, korku sinemasında yaratılan kültür, sinemada kadına bakış konu başlıkları ile ilgili 15 bildiri sunuldu. 14 oturumda 42 bildiri sunuldu 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu farklı disiplinlerden birçok konuyu merkezine sinemayı alarak tartışıldı. Günün ilk oturumu Doç. Dr. Ahmet Güneyli moderatörlüğünde “Kültürlerarası iletişim ve dil eğitimi” konu başlığı ile yoğun ilgi gördü. Sinemada kültür ve toplum, kültür ve ideoloji, sanatlar arası etkileşim başlıklarıyla sinemanın diğer disiplinlerle olan ilişkisi irdelenerek, sinemanın nasıl bir köprü görevi gördüğüne vurgu yapıldı. Son oturumda ise Türk dizilerinin ülke dışında yarattığı etki ve kültürlerarası iletişime sağladığı katkı tartışıldı. Konuyla ilgili 6 oturumda 16 bildiri sunularak sempozyum tamamlandı. Böylece sempozyum boyunca 14 oturumda 42 bildiri sunulmuş oldu. Dijital fotoğraf sergisine 5 ülkeden 43 fotoğraf sanatçısı katıldı 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu kapsamında 5 ülkeden 23 katılımcıya ait 51 fotoğraftan oluşan çevrimiçi fotoğraf sergisinin galası da gerçekleştirildi. Sergide Türk dünyası ülkelerinin kültür, göç, insan, yaşayış ve aile kavramlarını içeren fotoğraflar sergilendi. Doç. Dr. Fevzi Kasap: “Sanatçı ve akademisyenler, sempozyumun gelecek yıl da düzenlenmesi için bizleri cesaretlendirdiler” 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu Düzenleme Kurulu Başkanı ve Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap, akademi dünyasında merkezine sinemayı alan sempozyum sayısının çok az olduğunu söyleyerek düzenledikleri 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu ile bu boşluğu doldurmayı amaçladıklarını ifade etti. Sempozyumun sanatçı ve akademisyenler tarafından yoğun ilgi gördüğünü söyleyen Doç. Dr. Kasap, “Sanatçı ve akademisyenler, sempozyumun gelecek yıl da düzenlenmesi için bizleri cesaretlendirdiler. Bazı üniversiteler de önümüzdeki yıl ikincisi düzenlenecek sempozyuma ev sahipliği yapmak istediklerini ilettiler” değerlendirmesini yaptı.

Sıcak Havalar Psikolojinizi Bozabilir!

Aşırı sıcakların neden olduğu fiziksel etkilerin yarattığı kaygı ve stres, psikolojik sorunları tetikleyebilir. Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nemle de birleştiğinde halsizlik, kalp çarpıntısı, ateş basması, yüksek tansiyon gibi istenmeyen sorunlara neden olabiliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil Evre, sıcak havaların neden olduğu bu etkilerin insan psikolojisini de yakından etkilediğini söylüyor. Artan sıcaklıklar ruhsal hastalıkları tetikliyor Hava sıcaklığındaki artışların en çok anksiyete bozukluklarına neden olduğunu söyleyen Tuğçe Denizgil Evre, nem oranındaki artışların da panik bozukluğu olanlar için huzursuzluk hissi yarattığını, bu kişilerin atak geçirme sıklığının da artabildiğini belirtti. “Yaz ayları, çoğu kişi için rahatlama, deniz ya da tatil demek olsa da öfke denetleme sorunlarının da artış gösterdiği bir dönemdir” diyen Tuğçe Denizgil Evre, yapılan araştırmaların, birçok toplumsal olayın yaz dönemine ya da sıcak havalara denk geldiğini, suç işleme oranlarında ise yine bu dönemde artış yaşandığını gösterdiğini vurguladı. Birçok kişinin tatile çıktığı zaman alkol ya da madde kullanımını artırabildiğini kaydeden Tuğçe Denizgil Evre, tatil döneminin, bağımlı kişiler ya da tedavi süreci devam eden hastalar için alkol ya da maddeye kolay ulaşmak açısından oldukça riskli olabileceğini de söyledi. Sıcaklıklardaki artış uyku bozukluklarına neden olabilir Sıcak havaların neden olduğu problemlerin başında da uyku problemlerinin geldiğini söyleyen Tuğçe Denizgil Evre, yetersiz uykunun, bitkin ve yorgun hissetme ile tahammülsüzlüğü de beraberinde getirdiğini söyledi. “Yaz aylarında yaşanan önemli psikiyatrik yakınmalardan biri de uykusuzluktur” diyen Tuğçe Denizgil Evre şöyle devam etti; “Uykusuzluk, bipolar hastalığının, aşırı neşeli, hareketli seyreden manik dönemini tetikleyebilir. Ayrıca uykusuzluk gün içerisinde huzursuzluk, sinirlilik, tahamül edememe ve gerginliğe de yol açabiliyor. Bu da gerek duygusal, gerek sosyal, gerekse profesyonel ilişkilerde yıpranma ya da bozulmaya neden olabilir.” Sıcaklıkların etkilerinden korunmak için öneriler Tuğçe Denizgil Evre, yaz mevsiminde sıvı tüketiminin yeterince olmadığı zamanlarda aşırı terleme nedeniyle vücut elektrolit dengesinin bozulabileceğini, halsizlik, yorgunluk, iştah kaybı, isteksizlik hissi yanında çabuk öfkelenme gibi davranışların artabileceğini söyledi. Tuğçe Denizgil Evre, “Yaşanabilecek olumsuz etkileri en aza indirgemek amacıyla yaz aylarında sıvı tüketimine daha çok dikkat edilmesi gerekiyor. Sıcak havalarda tercih edilecek rahat kıyafetler, vücudu daha konforlu hissettirip, stresi azaltabilir. Hissedilen sıcağın etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak öncelikli hedefimiz olmalıdır. Sürekli negatif otomatik düşüncelere odaklanmak, yaşanılan stresi artıracağından, kişiler için temel amaç stresi kontrol etmek olmalıdır. Ayrıca akşam saatlerinde keyif alınabilecek zamanlar yaratılmalı, gün içinde sıcaklardan dolayı yapılamayan aktiviteleri gerçekleştirerek rahatlamalısınız” önerilerinde bulundu.

18 Eserden Oluşan Baskı Resim Sergisi, Dr. Suat Günsel Girne İlkokulu Sergi Salonunda Ziyarete Açıldı…

Sanatçı ve akademisyen Yrd. Doç. Dr. Mine Okur’un Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için hazırladığı 18 eserden oluşan Baskı Resim Sergisi, Dr.Suat Günsel Girne İlkokulu’nda açıldı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ersan Saner’in de katıldığı görkemli bir törenle 26 Nisan’da açılışı yapılan Dr. Suat Günsel Girne Koleji, fiziki özellikleri ve yetkin akademik kadrosuyla bölge çocukları için dünya standartlarında bir eğitimin kapılarını açmanın yanı sıra Girne’de kültür sanat ortamını güçlendirecek etkinliklere de ev sahipliği yapmayı hedefliyor. Dr. Suat Günsel Girne İlkokulu Sergi Salonunda açılan 18 eserden oluşan Baskı Resim Sergisi bu etkinliklerin ilki olması açısından özel bir yere sahip. Modern minyatürler Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mine Okur, sergilenen eserlerinde, çevresindeki varlıkları minyatür sanatının stilizasyon ve kurgu mantığından etkilenerek yorumluyor. Yrd. Doç. Dr. Okur, biçimlendirdiği imgeleri, aldığı grafik tasarım eğitiminin etkisi ile kendi iç dünyasına ait anlayışla betimliyor. Sanatçı Mine Okur, mitolojik öykülerden hareketle yaptığı çalışmaların da yer aldığı sergideki eserlerini yapma sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Eserlerin ilk aşamasını imgesel olarak yaptığım el çizimleri oluşturuyor. Siyah beyaz yarattığım dünyayı, bilgisayar ortamına taşıyorum ve orada renklendiriyorum. Sonrasında sayısal ortamda tamamladığım çalışmalarımı üniversitemin bana sunduğu olanaklarla serigrafi tekniği ile sonuçlandırıyorum.” Çalışmalarında çocuksu anlayışın farklılığını korumaya çalıştığını da söyleyen Yrd. Doç. Dr. Okur, “Çocukların hayal gücü her zaman beni çok etkilemiştir. Dolayısı ile baskı resim sergimin Dr. Suat Günsel İlkokuluda açılmış olması benim için ayrıca bir onur kaynağı oldu” dedi. Mine Okur kimdir? 24 Ekim 1970 yılında Ankara’da doğdu. İlk, ortaokul ve lise eğitimini Ankara’da tamamladı. 1994 yılında Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik bölümünü tamamladı. Sebit ve Mobilsoft kurumlarında bilgi teknolojileri ve çoklu ortam alanlarında grafik tasarımcı olarak çalıştı. 2007’de Yakın Doğu Üniversitesi, İnovasyon Merkezinde tasarım koordinatörü olarak görev yaptı. 2013’e kadar Yakın Doğu Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü’nde tam zamanlı öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2017’de “Kıbrıs Temalı Video Oyun Tasarımı” konulu tez çalışmasıyla doktora derecesini aldı. Halen Yakın Doğu Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Araştırmaları Merkezi Tarafından Düzenlenen 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu Başladı

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İletişim Araştırmaları Merkezi (ILAM) iş birliği ile “Kültür, Sinema İlişkisi ve Sinema Dilinde Kültür” başlığıyla düzenlenen 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu başladı. Sempozyumun birinci gününde 4 oturum ve 11 bildiri sunuldu. Ayrıca etkinlikler kapsamında Dijital Fotoğraf Sergisi’nin de açılışı yapıldı. Sempozyumun açılış seramonisinde Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı ve 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap, Türk Dünyası Kültür Sanat Sinema Vakfı Başkanı Menderes Demir, Azerbaycan Devlet Medeniyet İnce Sanat Üniversitesi Sinema ve Televizyon Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elnur Mehdiyet, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlyas Gökhan ve Özbekistan Taşkent Medeniyet ve Sanat Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. İbrahim Yoldaşov birer konuşma yaptı. Sempozyumun ilk gününde 4 oturumda 11 bildiri sunuldu Doç. Dr. Fevzi Kasap, 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu’nun birinci gününde 4 oturumda, sinemanın ekonomik ve kültürel yapısı, yeşilçam sinemasını yeniden anlamak, sinema-mekan ilişkisi, sinemada ses tasarımı ana başlıklarında toplam 11 bildirinin sunulduğunu söyledi. Sinemanın kültüre etkisi, sinema festivalleri ve fonlar, Yeşilçam Sineması ve seyirci profili, Türk sinemasında sansür, sinemada profesyonel makyaj, fotoğraf ve sinema ekseninde kent mekan ilişkisi ile sinemada ses tasarımı konularının işlendiği sinema sempozyumunun ilk gününde Türk sinemasına güçlü bir ışık tutuldu. Öte yandan, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İletişim Araştırmaları Merkezi iş birliğiyle düzenlenen 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu etkinlikleri kapsamında hazırlanan Dijital Fotoğraf Sergisi de çevrimiçi olarak sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Dijital fotoğraf sergisine 5 ülkeden 43 katılımcı Prof. Dr. Ali Muhammet Bayraktaroğlu, Doç. Dr. Fevzi Kasap, Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, Dr. Serkan Fundalar, Gazi Yüksel, İlke Veral Coşkuner, Orhan Cem Çetiner ve Fuat Boğaç Evren’in seçici kurul olarak yer aldığı çevrimiçi sergiye, 5 ülkeden 43 katılımcı eser gönderdi. Seçici kurulun yaptığı değerlendirme sonucunda 23 katılımcıdan 51 fotoğraf sergilenmeye layık görüldü. Çevrimiçi fotoğraf sergisinde yer alacak eserler Sinema Sempozyumu web adresi https://usc2021.neu.edu.tr adresinden görüntülenebilir

“Kıbrıs Manzarası ve Muhtelifleri” ve “Zaman Şiiri” Sergileri, Girne Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisi’nde Açıldı

Alexey Utkin’in “Kıbrıs Manzarası ve Muhtelifleri” ve Asgat Dinikeyev’in “Zaman Şiiri” sergileri Girne Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisi’nde Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun tarafında açıldı. Ulusal ve uluslararası birçok sergiye katılan Alexey Utkin’in “Kıbrıs Manzarası ve Mutelifleri” sergisi 20 eserden oluşuyor. Lefkoşa ve Girne’nin tarihi bölgelerini resmeden sanatçının eserlerinde detaylar ön plana çıkıyor. Asgat Dinikeyev’in zamanın çağrıştırdıklarını resmettiği “Zaman Şiiri” sergisi de yine 20 eserden oluşuyor. Açılışı yapılan sergiler 25 Haziran’a kadar 08.00-16.00 saatleri arasında sanatseverler tarafından ziyaret edilebilecek. Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İrfan Günsel ve Girne Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cemre Günsel Haskasap ev sahipliğinde gerçekleşen açılışta, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu ve Yakın Doğu Oluşum Müzeler Daire Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul birer konuşma yaptı. Olgun Amcaoğlu: “Her sanat eseri KKTC’nin geçmişinden geleceğine kurulan bir köprüdür” Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu sergi açılışında yaptığı konuşmasına, sanatsal etkinlikler ve sanat eserlerinin KKTC’nin geçmişinden geleceğine kurulan bir köprü olduğunu vurgulayarak başladı. “KKTC ve Girne’nin eski siluetlerinin buradaki sanat eserlerine dökülmesi, gelecekte çocuklarımızın geçmişi ve ülkemizin geçirdiği evreleri çok farklı bir perspektiften görmesini sağlayacak” diyen Bakan Amcaoğlu, başta sanatçılar Alexey Utkin ve Asgat Dinikeyev olmak üzere sergide emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Prof. Dr. İlkay Salihoğlu: “Bilim ve sanatı barındımayan ülkelerin gelişemez, büyüyemez ve benliğini yitirir” Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu konukları selamlayarak başladığı konuşmasında Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin düzenlediği 371’inci serginin açılışını yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifde etti. Prof. Dr. Salihoğlu, bilim ve sanatın değer görmediği yeri terk ettiğini, birbirinden ayrılmayan bu iki unsuru barındımayan ülkelerin gelişemediğini, büyüyemediğini ve benliğini yitirdiğini olan söyledi. Bu bağlamda Yakın Doğu Oluşumunun örnek bir tutum izlediğini kaydeden Prof. Dr. İlkay Salihoğlu, Kıbrıs Türk halkının yükselmesi için sürekli çalışan Kıbrıs Modern Sanatlar Müzesi’nin kurucusu Prof. Dr. Suat İrfan Günsel ve aile bireylerinin uğraşlarının çok büyük övgüye ve saygıya değer olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Salihoğlu, sanat aracılığıyla ülkemizi dünyaya tanıtmanın toplumumuza yapılan hizmetlerin başında geldiğini söyleyerek “Kıbrıs Manzarası ve Muhtelifleri” ve “Zaman Şiiri” başlıklarının çağrıştırdıklarına değindi ve her iki sanatçının eserlerini muhteşem olarak nitelendirdi. Prof. Dr. Ali Efdal Özkul: “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 371’inci sergisini sanatseverlerle buluşturuyoruz” Yakın Doğu Oluşumu Müzeler Daire Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, “Kıbrıs Manzarası ve Muhtelifleri” ve “Zaman Şiiri” adlı sergilerini Kıbrıs Modern Sanat Müzesi adına, Girne Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisinde siz sanat sevdalıları ile buluşturmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz” dedi. Yakın Doğu Oluşumunun, sanat eserlerini koruma, üst düzey mekansal tasarımlar gerçekleştirme ve özellikle çok yetkin müzeler oluşturmada öncülük yaptığının altını çizen Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, Kıbrıs Arkeoloji Müzesi ve Denizcilik Tarihi Müzesi ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ali Özkul “Yakın Doğu Oluşumu olarak toplumun hizmetine sunduğumuz müzelerimize yenilerini eklemek için çalışmaya devam etmekteyiz. Bunlar arasında Kıbrıs Arkeoloji Müzesi ile Denizcilik Tarihi Müzesi yer alıyor. Denizcilik Tarihi Müzesi olarak Teal Gemisinin seçilmiş olması müzeciliğe, tarihe ve vefa duygusuna verdiğimiz önemin açık bir örneğidir” ifadesini kullandı.

2020-2021 Yaz Dönemi-Lisans programları için İngilizce Hazırlık Okulu İngilizce Yeterlilik Sınavı

Lisans programlarına 2020-2021 Yaz dönemi için kayıt yaptırmış öğrenciler için İngilizce Yeterlilik Sınavı 2 Temmuz, 2021 (Cuma) tarihinde gerçekleştirilecektir. Sınava başvuru için başvuru formuna ulaşabileceğiniz link aşağıda verilmiştir. Sınav için TÜM AYARLAMALAR YAPILDIĞI ZAMAN sizinle sınav danışmanı iletişime geçecektir. https://docs.google.com/forms/d/1amQqZmzVI-MEmrwjS2Lkhl046D11myfhlz1no-Il0lo/edit

2021-2022 Güz Dönemi YDÜ Lisansüstü Burs Başvuruları

Lisansüstü Programlarımız için Burs İmkanı! Yakın Doğu Üniversitesi olarak, 2021-2022 akademik yılı Güz dönemi için Lisansüstü programlarımıza başvuru yapacak olan aday öğrencilerimize burs imkanı sunmaktan mutluluk duyuyoruz! Güz dönemi Lisansüstü burs başvuruları 15 Haziran 2021 tarihinde başlayıp, 31 Ağustos 2021 saat 17:00’de sona erecektir. Burs başvuru sonuçları ise en geç  7 Eylül 2021 tarihinde açıklanmaya başlayacaktır. Yüksek lisans (tezli) ve doktora programlarına  başvuru yapacak olan aday öğrencilerimize 100%’e kadar burs imkanı sunulacaktır.Tezli Yüksek Lisans ve Doktora programları için geçerlidir. Burs başvuru sürecini başlatmak için aşağıda belirtilen belgelerle birlikte [email protected] e-posta adresine, e-posta konu kısmına “ISOSH-2022F” kodu yazıp e-posta gönderebilirsiniz. Yüksek Lisans programına burs başvurusu yapmak için gerekli olan belgeler: Lisans diploma ve transkript kopyası ALES sonuç belgesi (TC uyruklu öğrenciler) Kimlik yada pasaport kopyası Referans mektubu (Mevcut Varsa) Başvuru Formu Yüksek Lisans programları için Burs içerikleri ile ilgili kısa bilgi aşağıdaki gibidir: Burslar; ders ücretini kapsamaktadır Burslar sosyal aktivite ücreti, bölüm katkı ücreti veya tez ücretlerini, bilimsel hazırlık dersleri, İngilizce/Türkçe hazırlık program ücretini kapsamamaktadır. Bursun geçerlilik süresi yalnızca 2 yıldır. Eğitim süresinin 2 yılı aşması durumunda, öğrenci gerekli ücreti ödemekle yükümlüdür. %70 ve %75 burs hakkı elde eden Yüksek lisans öğrencileri herhangi bir İndekste taranan veya Yakın Doğu Üniversitesinin yayınlamakta olduğu dergilerin birinde bir makale yayınlamaları gerekmektedir. %85, 90%, 95% ve %100 burs hakkı elde eden yüksek lisans öğrencileri, 3 kredilik akademik hizmet vermekle yükümlü olacaktır. Ayrıca eğitim sürelerinde herhangi bir İndekste taranan veya Yakın Doğu Üniversitesinin yayınlamakta olduğu dergilerin birinde bir makale yayınlamaları gerekmektedir. Doktora programına burs başvurusu yapmak için gerekli olan belgeler: Lisans diploma ve transkript kopyası Yükseklisans diploma ve transkript kopyası ALES sonuç belgesi (TC uyruklu öğrenciler için) Kimlik yada pasaport kopyası Referans mektubu (varsa) CV Başvuru Formu Doktora programları için burs içerikleri ile ilgili kısa bilgi aşağıdaki gibidir: Burslar; ders ücretini kapsamaktadır Burslar sosyal aktivite ücreti, bölüm katkı ücreti veya tez ücretlerini, bilimsel hazırlık dersleri, İngilizce/Türkçe hazırlık program ücretini kapsamamaktadır. Bursun geçerlilik süresi yalnızca 4 yıldır. Eğitim süresinin 4 yılı aşması durumunda, öğrenci gerekli ücreti ödemekle yükümlüdür. %70 ve %75 burs hakkı elde eden doktora öğrencileri, 3 kredilik akademik hizmet vermekle yükümlü olacaktır. Ayrıca 70% ve 75%burs hakkı elde eden öğrenciler eğitim sürelerinde; biri SCI, SSCI, AHCI veya SCI-expanded Indekslerinde taranan dergilerde, biri de WOS veya Scopus veri tabanlarında taranan dergilerde olmak üzere iki makale yayınlamaları gerekmektedir. %85, %90, 95% ve %100 burs hakkı elde eden doktora öğrencileri, 6 kredilik akademik hizmet vermekle yükümlü olacaktır. Ayrıca eğitim sürelerinde; biri SCI, SSCI, AHCI veya SCI-expanded İndekslerinde taranan dergilerde, biri de WOS veya Scopus veri tabanlarında taranan dergilerde olmak üzere iki makale yayınlamaları gerekmektedir. Program Listesi

Gelişen Türkiye-Mısır İlişkileri Doğu Akdeniz’de Belirleyici Olarak

Yakın Doğu Enstitüsü Türkiye-Mısır Normalleşmesini Değerlendirdi: “Gelişen yeni süreç Doğu Akdeniz’i de etkileyecek.” Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çıraklı ve Müdür Yardımcısı Dr. Erdi Şafak, son haftalarda Türkiye ile Mısır arasında yaşanan diplomatik yakınlaşmayı ve Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeleri değerlendirdi. Ankara, 2013’te darbeyle iktidara gelen Abdülfettah Sisi yönetimini ve uygulamalarını sert dille eleştirmiş; bölgesel gerilim ve krizlerde Mısır’la sıklıkla karşı karşıya gelmişti. O yıldan bu yana ilişkilerin seviyesinin düşürüldüğü Mısır’la doğrudan görüşmelerin bu düzeyde yeniden başlamasının, hem ikili ilişkiler hem Doğu Akdeniz’deki gelişmeler açısından kritik önemi bulunuyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Türkiye-Mısır istişarelerinin “samimi ve kapsamlı içerikte gerçekleştirildiğini” açıkladı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “(Mısır’la) Önümüzdeki süreçte ilişkileri normalleştirmek için atılabilecek adımlar konusunda görüşmeler devam edecek” dedi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye ve Mısır heyetlerinin Kahire’de yaptığı istikşafi nitelikli görüşmelerin samimi havada ve kapsamlı içerikte gerçekleştirildiği, ikili konuların yanı sıra Libya, Suriye ve Irak’taki durum başta olmak üzere bölgesel konuların ele alındığı, Doğu Akdeniz’de barış ve güvenliğin sağlanması ihtiyacı üzerinde durulduğu kaydedildi. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çıraklı: “İki tarafın da somut adımlar atması muhtemel. Siyasi irade belirleyici olacak.” Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çıraklı, gerçekleşen görüşme ile ilgili “İkili ilişkiler Temmuz 2013’te Mursi’nin devrilmesine neden olan askeri darbeyle bozulmuştu. O dönemden sonra iki ülke arasında siyasi alandaki gerginliğin yanı sıra başta karşılıklı ticaret olmak üzere ekonomik ilişkilerde de olumsuzluk hakimdi. Yakın zamanda iki tarafın da attığı adımlarla başlayan normalleşme çabaları ve bu yönde Türkiye’nin ortaya koyduğu siyasi irade, geçtiğimiz haftalarda Türk Dışişleri Heyeti’nin Kahire’ye yaptığı ziyaretle resmiyet kazanmış oldu” ifadelerini kullandı. Gayrıresmi normalleşme çabalarının geçtiğimiz Mart ayında başladığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Çıraklı, “Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu konu ile ilgili yaptığı açıklamada Mısır ve Türkiye arasında hem istihbarat düzeyinde, hem de bakanlıklar düzeyinde temasların olduğunu ve diplomatik düzeyde de bazı temasların başladığını açıklamıştı. Aynı zamanda Mısır ile kurdukları temasların seyrine göre Doğu Akdeniz deniz yetki alanları ile alakalı bir müzakere de bulunabileceklerini ve buna göre ilerleyen zamanlarda bir anlaşma imzalayabileceklerini de söylemişti. Yine kısa süre önce Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı ile Ramazan ayını tebrik etme amacıyla telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Tüm bunlar Türkiye’nin ikili ilişkilerinin normalleştirme çabasının açık bir göstergesi olarak değerlendirildi” hatırlatmasını yaptı. Mısır ile Türkiye ilişkilerini bekleyen zorluklar ve fırsatlar ile ilgili de konuşan Yrd. Doç. Dr. Çıraklı, Sisi’nin yönetimi ele aldığı 2013 yılından beri hem demokrasiye karşı tutumu hem de Doğu Akdeniz’de yaptığı bölgesel ittifaklar açısından Türkiye ile çelişen stratejik bir yol çizdiğini dile getirdi. Ancak son dönemlerde Türkiye-Mısır ilişkilerinde gözle görülür şekilde bir yumuşama yaşandığını ve normalleşmeye yönelik adımların Doğu Akdeniz ve Libya’da yaşanan gelişmelerle ilişkili olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Çıraklı, “İkili ilişkilerde yaşanan yumuşama birden bire yaşanan bir süreç olmamıştır. Yani normalleşmeye yönelik sürecin değişen dengeler bağlamında Mısır ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ortak ekonomik ve siyasi çıkarlarının oluşmaya başlaması ile birlikte gelişmesi bir tesadüf değildir. Bu anlamda Türkiye-Libya anlaşmasının Mısır için önemi yeniden vurgulanmaya başlandı. Aynı zamanda Kahire’nin bölgesel bir enerji merkezi olma çabasında Türkiye’ye ihtiyacı olduğu gerçeği de daha açık bir şekilde kabul görmeye başladığını söyleyebiliriz” dedi. İlerleyen süreçte ortak menfaatleri açısından iki tarafın da somut adımlar atmasını muhtemel olarak nitelendiren Yrd. Doç. Dr. Çıraklı, aynı zamanda mevcut zorlukların da bulunduğunu ve bunların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Çıraklı, “diplomatik kulislerde genel kanı Sisi rejiminin Türkiye-Mısır normalleşmesine yönelik somut adımlar atmasının zaman alacağı yönünde. İkili ilişkilerin ilerletilmesini teşvik edecek bir çok stratejik olgu var. Ancak normalleşme sadece iki ülkenin karşılıklı iyi niyetine bağlı değil. Bölgedeki diğer aktörlerin desteği de önemli faktörlerden. Mısır’ın özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile kurduğu ittifakın Türkiye-Mısır ilişkilerinin normalleşme sürecinde önemli bir engel unsuru oluşturabileceğinı belirtmek gerekiyor. Burada siyasi irade belirleyici olacak” yorumunda bulundu. Yrd. Doç. Dr. Erdi Şafak: “Olası bir deniz yetki anlaşması uluslararası hukuk bağlamında bölgesel dengeleri önemli ölçüde değiştirecek” Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Erdi Şafak ise, Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip iki ülke olan Türkiye ve Mısır’ın uluslararası hukuk açısından deniz yetki alanlarının belirlenmesi yönünde varacağı olası bir anlaşmanın iki ülke açısından son derece önemli olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Şafak, “Türkiye, Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı hakkına sahip. Ancak bölgede henüz Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanında bulunmadı. Burada Türkiye’nin tavrı Doğu Akdeniz’e tüm kıyıdaş ülkeler ile birlikte ortak, hakça ve orantılılık ilkesi çerçevesinde münhasır ekonomik bölge alanlarının belirlenmesi yönündedir. Bu bağlamda Türkiye’nin Mısır ile imzalayacağı olası bir deniz yetki anlaşması, bölgeye kıyısı olan diğer devletler açısından da önemli sonuçlar doğuracak” şeklinde konuştu. Diğer taraftan Mısır’ın Doğu Akdeniz’e yönelik deniz politikasının Türkiye’den oldukça farklı olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Şafak, “Mısır’ın Doğu Akdeniz’de 1958’den bugüne 12 deniz mili genişliğinde kara suları uygulaması var. Bununla birlikte yine bölgede 200 deniz mili ya da işletilebilir derinliğe kadar kıta sahanlığı haklarını kullanacağını öngören bir düzenlemesi de mevcut. Aynı zamanada Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail ile münhasır ekonomik bölge anlaşmaları da imzaladı. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesine de taraf olan Mısır’ın Türkiye ile anlaşması kendi menfaatleri açısından da son derece önemli. Çünkü Doğu Akdeniz’de en uzun kıyıya sahip ülkeler olan Türkiye ile anlaşmak Mısır’ın Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları ile ilgili konumunu güçlendirecektir” ifadeleriyle devam etti. Mısır’ın Doğu Akdeniz’de konumunu güçlendirmek için Türkiye’ye verdiği öneme de dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Şafak, “Yunanistan ile imzalamış olduğu deniz yetki alanları anlaşması bunun açık ve net bir örneğidir. Mısır Doğu Akdeniz’de Türkiye ile sorun yaşayan Yunanistan’la Deniz Yetki Anlaşması imzalarken Türkiye’nin kıta sahanlığına dikkat etmiş ve anlaşma bu çerçevede belirlenmişti. Böylece Mısır, Doğu Akdeniz bölgesinde Türkiye’nin deniz yetki alanlarına saygı duymakla birlikte ilerleyen süreçte olası bir krizin de önüne geçti. Sonuç olarak Türkiye ile Mısır’ın karşılıklı deniz yetkilerini belirleyen olası bir anlaşma iki ülkenin uluslararası hukuk çerçevesinde deniz yetkilerini belirlemekle kalmayacak, gelecekte oluşacak olası bir krizin ya da çatışmanın da önüne geçecek” yorumunda bulundu

Yakın Doğu Üniversitesi KKTC Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı Gerçekleştirildi

Yakın Doğu Üniversitesi’nin 2021-2022 öğretim yılı için düzenlediği “KKTC Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı” gerçekleştirildi. Sınav, Yakın Doğu Üniversitesi kampüsü ile Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele’de belirlenen sınav merkezlerinde tek oturum halinde yapıldı. KKTC vatandaşı öğrencilerin Yakın Doğu Üniversitesi’nde eğitim ve burs hakkı kazanmak için katıldığı sınava, eğitim hayatının son dört yılını KKTC’de tamamlayan Türkiye vatandaşı öğrenciler de katıldı. Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı’na giren öğrenciler, Yakın Doğu Üniversitesi bünyesindeki 20 fakülte, 3 yüksekokul ve 2 meslek yüksekokulunda bulunan 225 lisans ve ön lisans programı arasından tercih ve yerleştirme hakkı kazandı. Sınava katılan öğrenciler, tercih yaptıkları üç bölümden birine, sınav sonucuna ve kontenjan sayısına bağlı olarak yerleştirildiler. Sonuçlar www.sonuc.neu.edu.tr adresinde Yakın Doğu Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı’na katılan öğrenciler sonuçlarını www.sonuc.neu.edu.tr adresi üzerinden görebilirler. Yakın Doğu Üniversitesi’nde eğitim ve burs hakkı kazanan öğrencilerin kayıtlarını 2 Temmuz 2021’e kadar yapmaları gerekiyor. Kolejlerden mezun olan veya olacak olan öğrenciler, Yakın Doğu Üniversitesi’nin tüm bölümlerine belirlenen kontenjanlar çerçevesinde GCE A’Level, GCE AS Level, IGCSE-GCSE O’Level, SAT, ACT, sınav sonuç belgeleri ile de kayıt yaptırılabiliyor. Doç. Dr. Murat Tüzünkan: “Yakın Doğulu olma ayrıcalığı kazanan bütün öğrencileri tebrik ederim. Ailemize hoşgeldiniz!” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Tüzünkan, 12 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirdikleri KKTC Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı’na olan yoğun ilgi ve katılımdan büyük bir mutluluk duyduklarını söyleyerek, sınav sonucunda Yakın Doğulu olma ayrıcalığı kazanan bütün öğrencileri tebrik etti. Doç. Dr. Murat Tüzünkan, öğrencilere “Ailemize hoşgeldiniz!” sözleriyle seslendi. Yakın Doğu Üniversitesi’nin öğrencilerine sunduğu hizmet ve sağladığı olanaklarla her zaman öğrencilerinin yanında olduğuna söyleyen Doç. Dr. Tüzünkan, yetkin akademik kadrolarımız ile tam donanımlı bir eğitim ortamı hazırlarken, aynı zamanda öğrencilerimizin kendi alanları ile ilgili araştırmalar yaparak projeler geliştirebilmesi için de her türlü desteği verdiklerini ifade etti. KKTC’nin en çok tercih edilen üniversitesi olmanın gururunu ve sorumluluğunu taşıdıklarını söyleyen Doç. Dr. Murat Tüzünkan, “Yakın Doğu Üniversitesi’nin öğrencilere sağladığı burs kontenjanı ile gençlerimize kendi ülkelerinde öğrenim olanağı sağlarken, başarılı öğrencileri de ödüllendirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Geniz Eti, Çocuklarda Birçok Sağlık Sorununu Tetikleyebilir

Geniz etinin çocukların ev ortamından çıkıp kreş ve okul gibi sosyal ortamlara girmesiyle görülmeye başladığını ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Eda Tuna Yalçınozan, bu sorunun basit bir cerrahi müdahale ile çözülebileceğini söyledi Çocukluk çağında en sık görülen sorunların başında geniz eti bulunuyor. Tıp dilinde adenoid hipertrofisi olarak adlandırılan geniz eti hastalığı, aslında çocuklarda bağışıklık sistemi açısından son derece önemli olan bir dokunun gerektiğinden fazla büyümesi ile ortaya çıkıyor. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, geniz eti dokusunun, genzin arka – üst duvarında yerleşmiş bir lenfoid doku kitlesi olduğunu ve bu dokunun bağışıklık sistemi hafızasının gelişmesinde önemli bir rolü bulunduğunu söylüyor. “Doğumda geniz eti her çocukta bulunur, ancak daha önce hiçbir patojen ile karşılaşmadığı için küçüktür ve sorun yaratmaz” diyen Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, bu dokunun antijenik uyarım sonucu 3 – 6 yaş arası maksimum büyüklüğüne ulaştığını ve daha sonra gerilemeye başladığını, 15 -16 yaşlarına kadar da gerilemenin tamamlandığını söyledi. Çocukların kreş gibi sosyal ortamlarla tanıştığı dönemlerde sık görülür Geniz eti probleminin genellikle çocukların ev ortamından çıkıp kreş gibi sosyal ortamlara girdiği dönemlerde belirti vermeye başlıyor. Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, üst solunum yollarının nefes alma esnasında sürekli olarak mikroorganizmalarla temas halinde olduğunu hatırlatıyor. Özellikle yuvaya giden çocukların sürekli olarak birbirlerine bulaştırmaları sonucu ise geniz eti büyümesinin sıklığı kreş döneminde artıyor. Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, “Mikroorganizmaların tekrarlayan temaslarına maruz kalma, alerji ve anne babanın sigara içmesi gibi nedenlerden dolayı bu lenfoid oluşumlar büyüyüp hipertrofik hale gelebiliyor. Adenoid çocukların büyüme ve gelişmesinde etkisi olan bir sağlık sorunudur. Geniz eti nedeniyle yaşanan bu sorunlar çocuklarda burun tıkanıklığı ve buna bağlı ağız solunumu, üst solunum yolu direnç sendromu, horlama, tıkayıcı uyku apnesi, dikkat dağınıklığı ve buna bağlı ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet, gece uyurken çiş kaçırma, yutma ve konuşma bozuklukları, tat ve koku almada azalma, sinüzit, orta kulakta sıvı toplanması, orta kulak iltihabı, işitmede azalma, ağız kokusu, bademcik iltihabı, farenjit, ses teli iltihabı, akciğer iltihabı, anormal yüz ve diş gelişimi, büyüme ve gelişme geriliği, pulmoner hipertansiyon, kor pulmonale, gibi birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Hatta bu nedenlerden dolayı özellikle sık enfeksiyon geçiren, sürekli bir burun tıkanıklığı, horlama ve ağzı açık uyuma gibi sorunları olan çocuklarda, aileler tetikte olmalıdır. Geniz eti sorununun çocuklarında da olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurup bir kulak burun boğaz hastalıkları hekimine başvurmalıdırlar.” Ameliyat günü taburcu Günümüzde endoskopik muayene yöntemlerinin daha kolay uygulandığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, bu muayene yöntemleri sayesinde tanının doğru bir şekilde konabildiğini, bununla beraber semptom ve bulguların uygunluk göstermediği durumlarda ise radyolojik incelemelerin de gerektiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan şöyle devam etti; “Bazen geniz eti dokusu enfeksiyon nedeniyle büyüyebilir ve haftalar boyunca bu enfeksiyon hali devam edebilir. Bu duruma geniz eti iltihabı adı verilmektedir. Sürekli olan burun tıkanıklığı veya akıntısı, geniz akıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kulak ağrısı ve kulak enfeksiyonları ayrıca öksürük gibi şikayetlere neden olabilir. Geniz eti enfeksiyonlarında tedavi ilk basamakta antibiyoterapi ve diğer yardımcı ilaçlardır; fakat çocuk sinüzit veya otit gibi enfeksiyonları çok sık yaşamaya başladıysa, medikal tedavi artık işe yaramayacaktır ve beraberinde solunum problemleri de devam edecektir. Bu gibi durumlarda adenoid dokusunun alınması gerekmektedir. Bu işleme de adenoidektomi (geniz eti alınması) ameliyatı denmektedir. Adenoidektomi ameliyatı endikasyonlara uyan doğru tanı ile beraber her yaşta yapılabilmektedir. Ameliyat, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzman hekimi tarafından, hastane veya cerrahi merkezlerde genel anestezi altında uygulanan bir işlemdir. Hatta ameliyat sonrası herhangi beklenmeyen bir durum gelişmediği sürece, hastalar gün içinde taburcu edilebilmektedir. Yaklaşık 4-6 saatlik bir ameliyat sonrası dönemin ardından, hastalar katı ve sıcak olmamak koşulu ile birçok şeyi yemeye başlayabilmekte, ameliyatın ertesi günü ise normal yaşantılarına devam edebilmektedir. “
tercih robotu