Yakın Doğu Üniversitesi Bilim Listesine Damga Vurdu

AD Scientific Index’in yayınladığı World Scientist and University Rankings 2021 sıralamasına göre KKTC’nin en üretken 50 bilim insanının 28’i Yakın Doğu Üniversitesi, 3’ü ise Girne Üniversitesi’nden… Yakın Doğu Üniversitesi, AD Scientific Index’in yayınladığı World Scientist and University Rankings 2021 (Dünya Bilim İnsanı ve Üniversite Sıralaması 2021) listesine damga vurdu. Google Scholar verileri baz alınarak ülke, bölge ve dünya genelinde bilim insanları ve üniversitelerin yayın performanslarının sıralandığı listede, KKTC’nin en üretken 50 bilim insanının 28’i Yakın Doğu Üniversitesi, 3’ü ise Girne Üniversitesi’nden gösterildi. Buna göre KKTC’nin en üretken bilim insanlarının yüzde 62’si, akademik kariyerlerini Yakın Doğu Oluşumu üniversitelerinde sürdürüyor. KKTC’nin en üretken 50 bilim insanının 28’i Yakın Doğu Üniversitesinde… World Scientist and University Rankings 2021’de, yayınperformansı ile KKTC’de ilk 10’da yer alan bilim insanlarının 9’u Yakın Doğu Üniversitesinden. Listenin ilk 15’inde ise Yakın Doğu Üniversitesinden 13 bilim insanı yer alıyor. KKTC’nin en üretken ilk 50 bilim insanının sıralandığı listede Yakın Doğu Üniversitesi, 28 bilim insanı ile temsil ediliyor. Buna, listede yer alan Girne Üniversitesi’nden 3 bilim insanı da eklendiğinde Yakın Doğu Oluşumu üniversitelerinin ağırlığı bilim insanı sayısında 31’e, oransal olarak ise yüzde 62’ye yükseliyor. Yayın performansında en iyi ilk 10 akademisyenin 9’u Yakın Doğu Üniversitesinde… KKTC’nin en iyi 50 bilim insanının sıralandığı listenin zirvesinde çalışmalarını Yakın Doğu Üniversitesi’nde sürdüren ve “Yüksek Enerji Fiziği” çalışmalarıyla ön plana çıkan Prof. Dr. İsa Dumanoğlu yer alıyor. İkinci sırada ise bir başka fizikçi Prof. Dr. Kerem Cankoçak var. Yakın Doğu Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilber Uzun Özşahin üçüncü sırada, Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Hüsnü Can Başer ise dördüncü sırada yer alıyor. Böylece listenin ilk 5’inde Yakın Doğu Üniversitesi, 4 bilim insanı ile temsil ediliyor. Prof. Dr. Derin Orhon, Prof. Dr. Ebrahim Babaei, Prof. Dr. Mehmet Özsöz, Prof. Dr. İhsan Çalış ve Prof. Dr. Nesrin Hasırcı ile birlikte listenin ilk 10’unda yer alan Yakın Doğu Üniversiteli bilim insanlarının sayısı da 9’a yükseliyor. Yakın Doğu Üniversitesi akademisyenleri Avrupa’da ilk 100’de dünyada ilk 250’de… Yakın Doğu Üniversitesi’nden bilim insanları, AD Scientific Index’in yayımladığı World Scientist and University Rankings 2021 listesinde Avrupa ve dünya sıralamalarında da kendilerine yer buldu. Yakın Doğu Üniversitesinden Prof. Dr. İsa Dumanoğlu, KKTC’de birinci olduğu listede, Avrupa’da 43’üncü dünyada ise 190’ıncı bilim insanı olarak gösterildi. Prof. Dr. Kerem Cankoçak ise Avrupa’da 58’inci, dünya genelinde de 247’inci sırada yer aldı. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “İmza attığımız bilimsel çalışmalar ve yayınlar, Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimizi de dünyanın en saygın bilim merkezlerinden birine dönüştürüyor” Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, AD Scientific Index’in yayınladığı World Scientist and University Rankings 2021 araştırmasında KKTC’nin en üretken 50 bilim insanı sıralamasında Yakın Doğu Üniversitesi’nin 28, Girne Üniversitesi’nin ise 3 bilim insanı ile temsil edilmesinden büyük bir gurur duyduklarını söyledi. Prof. Dr. Günsel, “Bilim insanlarımızın imza attığı bilimsel çalışmalar ve yayınlar Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetimizi de dünyanın en saygın bilim merkezlerinden birine dönüştürüyor” ifadesini kullandı. Geçtiğimiz ay Times Higher Education’ın açıkladığı ‘2021 Dünya Üniversiteleri Etki Sıralaması’nda da Yakın Doğu Üniversitesi’nin eğitim kalitesi alanında dünyada 30’uncu, Türkiye’de ikinci ve KKTC’de birinci sırada gösterildiğini de hatırlatan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Eğitim ve araştırma vizyonumuzu, 4. nesil üniversite yaklaşımı ile birleştirerek, ürettiğimiz bilgi ve araştırmaları patente ve ürüne dönüştürerek kalkınmaya katkı yapmaya ve toplumsal dönüşümde etkin bir rol oynamaya devam etmek için çalışmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Tütüne Hayır De!

Dünyada her yıl milyonlarca insan başta sigara olmak üzere tütün bağımlılığı nedeniyle gelişen hastalıklar sonucu hastanede yatıyor veya yaşamını yitiriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Fadime Tülücü, 31 Mayıs Tütüne Hayır Gününde, sigara içenlerin sadece kendilerine değil bütün çevrelerine büyük zarar verdiklerini hatırlatıyor. Sigara, dünyada en tehlikeli epidemik salgınların başında geliyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (WHO), üyesi olan ülkelerde sigaraya karşı çok ciddi mücadele programları yürütüyor. Bunlardan biri de 1987’den bu yana her yıl 31 Mayıs’ta kutlanan Tütüne Hayır Günü. Günün amacı, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmalarını teşvik ederek sigarayı hayatlarından kalıcı olarak çıkarabilecekerini hatırlatmak. Böylece bir gün de olsa, sigaranın zararlarından uzak kalmanın önemine dikkat çekilerek, sigara bırakma farkındalığının gelişmesi hedefleniyor. Pasif içiciler arasında en çok bebekler etkileniyor Uzm. Dr. Fadime Tülücü, sigara dumanının direk kullanıcıya zarar vermekle kalmayıp, pasif içicilere de zararlar verdiğini hatırlatıyor. Son zamanlarda “ikinci el duman”ın yansıra “üçüncü el duman”ın zararlarından da bahsedildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Fadime Tülücü, “Sigara dumanının kişilerin elbisesine ve cildine yapışması, nefesinde zararlı maddeler oluşması ‘üçüncü el içicilik’’ olarak tanımlanıyor. Bu durumdan birinci derece aile yakınları, özellikle de bebekler en çok etkileniyor” ifadelerini kullanıyor. Sigara içilmeyen sosyal ortamlara ihtiyaç var “Pandemi döneminde restoran, kafe gibi sosyalleşme ortamlarında açık alanların kullanılması ikinci ve üçüncü el duman maruziyeti açısından artan bir risk oluşturuyor” diyen Uzm. Dr. Fadime Tülücü, bu nedenle dumansız hava sahalarının oluşturulması gerekliliğine dikkat çekiyor. Sigara içilmeyen park, bahçe, restoran, kafe gibi alanların oluşturulmasının ve bunların yaygınlaştırılmasının önemli bir ihtiyaç haline geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Tülücü bunun da günümüz belediyeciliğinde saygın ve özendirici bir davranış olacağını belirtiyor. Nargile ve elektronik sigara gibi ürünler masum değil Uzm. Dr. Fadime Tülücü, nargile ve elektronik sigara gibi ürünlerin masum olduğu iddialarının tamamen amaçlı ve yanıltıcı bilgiler olduğunu da ifade ederek şöyle devam ediyor; “Son yıllarda artış gösteren nargile kullanımı da bütün diğer tütün ürünleri gibi zararlı olmakla kalmayıp, ayrıca tüberküloz, hepatit gibi hastalıkların bulaşması için risk oluşturuyor. Tütün endüstrisi tarafından, sigarayı bıraktırma özelliğine sahip olduğu iddiaları ile piyasaya sunulan elektronik sigara ve dumansız tütün ürünleri de sigaraya eşdeğer birer tehlike yaratıyor.” Sigarayı deneyen her 5 kişiden 3’ü bağımlı oluyor Sigarayı deneyen her 5 kişiden 3’ü bağımlı oluyor. Bu nedenle tütün endüstrisi, gençleri hedef alıyor. Genç neslin tütün ile mücadele bilincine hakim bir şekilde yetiştirilmesinin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Fadime Tülücü, anaokulundan başlayarak; çocuk, genç ve yetişkin yaş gruplarına özgü eğitim programları ile tütün ürünü kullanımının engellenmesi gerektiğini belirtiyor. Uzm. Dr. Fadime Tülücü: “Sigarayı bırakmak mümkün!” Sigarayı bırakmada zorlu bir süreci göze almanın ve sağlık kuruluşlarından destek talep etmenin gerekliliğine dikkat çeken Uzm. Dr. Fadime Tülücü, “31 Mayıs Dünya Tütüne Hayır Gününde, kendinize ve sevdiklerinize bir iyilik yapın, bir gün değil ömür boyu sigarayı bırakın. Elbette sigarayı bırakmak zor ve ciddi bir iştir. Ama ASLA İMKANSIZ DEĞİLDİR!” ifadelerini kullanıyor.

Kozmetik Ürün Satın Alırken Kimyasallara Dikkat Edin!

Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, kozmetik bir ürün satın alırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri pazarı her yıl düzenli şekilde büyümeye devam ediyor. Güzellik vaat eden bu ürünlerde yanlış tercih yapılması ise tam tersi sonuçlar yaratabilir. Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, kozmetik bir ürün satın alırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Kimyasal içeriğe dikkat edin! Yrd. Doç Dr. Aksoy, ilk olarak bir ürünü almadan önce içeriğinin incelenmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Çünkü kozmetik ürünlerde kullanılan bazı kimyasallar sağlığa büyük zararlar verebiliyor. Yrd. Doç Dr. Aksoy’un dikkat çektiği kimyasallar arasında “Sodyum lauryl sülfat (SLS), sodyum laureter sülfat (SLES), propilen glikol (PG), dietanolamin (DEA), kokamid DEA, lauramid DE A, flor, alfa hidroksi asit (AHA), alüminyum, bütan, dioksin, flüorokarbonlar, formaldehit, gliserin, kaolin, lanolin, mineral yağ, petrolatum, propan, talk, klorlu bileşikler, PEG (Polietilen glikol” gibi pek çok kimyasal bulunuyor. Yrd. Doç. Dr. Aksoy,”Kozmetik ürünlerin ambalajında INCI (International Nomenclatune of Cosmetic Ingredients) olarak kısaltılan ürün bileşiminin yazılması zorunludur. Mutlaka içerikleri inceleyerek saydıığımız kimyasalları içeren ürünlerden uzak durmalısınız” dedi. Toksik olmayan içeriğe sahip ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, kozmetik ürünlerde raf ömrüne de dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Raf ömrünü tamamlamış ürünler kanserojenik ve toksik etki göstermeye meyillidir Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy raf ömrünü tamamlamış ürünlerin büyük bir risk yarattığını söyleyerek ‘‘Raf ömrünü tamamlamış ürünler kanserojenik ve toksik etki göstermeye daha meyillidir. Dahası bu ürünler beklenmedik yan etkilerin ve alerjilerin gelişmesine neden olabilir. Kozmetik ürünlerinizi satış döngüsünün hızlı olduğu yerlerden almanız bu riski azaltabilir. Ayrıca kozmetiklerin raf ömrü boyunca uygun koşullarda saklanması da son derece önemlidir. Isı, ışık ve nemden etkilenecek ürünler için özel saklama şartlarının oluşturulması gerekir. Aksi taktirde bu ürünler raf ömrünü tamamlamamış olsalar dahi bozulabilir. Bozulmuş olan ürünün kokusu, kıvamı, rengi değişir ve su/yağ fazı ayrılmış halde görülür. Bu tür bozulmaya uğramış ürünleri kesinlikle kullanmayın’’ ifadesini kullandı. Organik ürünleri tercih etmeye özen gösterin Organik ürün sertifikasına sahip, bitkisel kaynaklardan elde edilen, insan sağlığına ve çevreye dost ürünlerin kullanılması yönünde önerilerde bulunan Yrd. Doç. Dr. Aksoy, “Eğer tamamen organik ürünleri alamıyorsanız; sentetik madde içeriği az olan ürünleri tercih edin. Çok fazla hammadde içeren ürünler yerine daha içeriği daha sade ürünleri tercih edin” dedi. Gebeler, bebek emziren kadınlar, belirgin alerjisi bulunanlar, deri hastalığı olanlar, bebekler, gelişim çağındaki çocuklar için bir kozmetik ürünü seçerken daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Aksoy, kokulu ürünlerden özellikle gebelerin, bebeklerin ve gelişim çağındaki çocukların sakınması gerektiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Aksoy, ambalajı açılmış, zarar görmüş ürünlerin kesinlikle alınmaması gerektiğini ve satın alınan ürünlerin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı olup olmadığının da mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi

Çocuklarda Yaz Hastalıklarına Dikkat!

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, çocukların yaz aylarında yaşayabileceği sağlık sorunlarına karşı uyardı. Havuz ve denizin sık kullanıldığı bu dönemde çocuklarda güneş yanığı, ishal, burun kanaması, isilik gibi sağlık sorunları görülebileceğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Cerit, alınması gereken önlemleri sıraladı. Çocukların sıcak yaz aylarında dışarda geçirdiği zamanın artması ile güneş çarpması, yanık, isilik gibi rahatsızlıklar çok daha sık görülüyor. Aynı zamanda deniz ve havuzların kullanılması ile birlikte boğulma tehilikesine karşı da ebevynlerin dikkatli olması gerekiyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, çocuklarda yaz aylarında daha sık görülebilecek sağlık sorunlarıyla ilgli bilgiler verdi. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, “Koşup oynarken düşme ya da çarpmaya bağlı travmalar yaşanabilir. İshal, kusma atakları, böcek, sinek ısırıkları, arı, yılan ve akrep sokmaları yaz aylarında çocuklarda sık görülen durumlardır. Dışarıda vakit geçirmek, bahar tatilleri veya yaz tatilleri için ortak bir faaliyettir. Ancak güneş ışınlarına karşı koruma sağlamayı unutmamak gerekiyor. Çocuklar yetişkinlere göre daha hassas olduklarından özellikle çocukların güneş ışınlarından korunmaları gerekiyor” ifadesini kullandı. Tekrarlayan güneş yanıkları cilt kanserine neden olabilir! Yaz aylarının en sık karşılaşılan durumlarından güneş yanmaları, diğer yanmalarda olduğu gibi ciltte kızarma, sıcaklık artışı ve acı yaratır. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, şiddetli vakalarda, kabarma, ateş, titreme, baş ağrısı gibi durumların da görülebileceğini söylüyor. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, çocukların şemsiye altında veya gölgede tutmanın bile zaman zaman güneş ışınlarından korumaya yetmediğini vurgulayarak, “Ultraviyole ışınları, özellikle bir yaşın altındaki bebeklerin cildini olumsuz şekilde etkiler. Tekrarlayan güneş yanıklarının ileride cilt kanserine neden olabildiği biliniyor. Güneş yanığında en iyi tedavi yöntemi korunmaktır.” Çocuk güneş kremleri en az otuz faktörlü olmalı Koruyucu kremlerin sadece güneşten korunmak için değil sürekli olarak kullanılması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, bebeklere sıcak havalarda dışarıda gezdirilirken bile krem sürülmesi gerektiğini belirtti. Güneş ışınlarının gölgede bile çocuklara ve hassas ciltli bebeklere yansıyarak olumsuz etkilediğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Cerit, güneş kremlerinin en az otuz koruma faktörlü olması gerektiğini ve aynı zamanda kullanılan kremlerin içerisinde katkı maddesinin bulunmaması gerektiğini vurguladı. Güneş kreminin etkili olması için otuz dakikada bir yenilenmesini öneren Yrd. Doç. Dr. Cerit, “Bir bebek güneş yanığı olursa, etkilenen bölgeye soğuk kompres uygulayın. Buzu direk olarak cilde temas ettirmemeye özen gösterin” dedi. Yrd. Doç. Dr. Cerit güneş kremi kullanımına dair uyarılarda da bulundu: “Uygulamadan önce, alerjik reaksiyon için çocuğunuzun sırtındaki küçük bir alanda güneş koruyucuyu test edin. Göz kapaklarına sürmekten kaçının, kremi göz çevresine dikkatlice uygulayın. Yeterli güneş kremi uyguladığınızdan emin olun. Her bir saatte bir güneş koruyucu uygulayın veya yüzdükten ya da terledikten sonra tekrarlayın. Çocuğunuzda kızarma, ağrı veya ateşle sonuçlanan güneş yanıkları varsa mutlaka çocuk doktorunuza başvurun.” Yaz aylarında gözlük, şapka, şemsiye ve pamuklu ince giysilerin kullanılmasını da öneren Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit şöyle devam etti: “Bebeğinizi bir ağacın, şemsiyenin veya bebek arabasının gölgesinin altına taşıyın. Güneş yanığını önlemek için boynu gölgeleyen kenarlı şapkaları kullanın. Kolları ve bacakları kaplayan hafif, pamuklu kıyafetler giydirin.” Çocukların güneşten tamamen mahrum bırakılmaması gerektiğini de söyleyen Yrd. Doç. Dr. Cerit, D vitamininin birçok hastalıkta etkili bir koruyucu olduğunu ve güneş koruyucuları kullanmadan önce çocukların en azından kol ve bacakların 15-20 dakika güneş ışınları ile direk temas ettirilmesi gerektiğini belirtti. Zararlı ultraviyole ışınlarına maruz kalmaya karşı ilk ve en iyi savunma yönteminin güneşten korunmak olduğunu söyleyen Yrd. Doç.Dr. Zeynep Cerit, mümkün olduğunca gölgede kalınması ve özellikle güneş ışınlarının dik olduğu saatler olan sabah on bir ile akşam dört arasında güneşe çıkmamaya özen gösterilmesi gerektiğini belirtti. Deniz ve havuzlarda yutulann mikroplu sular ishale yol açabilir Özellikle yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sağlık sorunlarından birinin de ishal olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, üç aydan büyük bebek ve çocuklar için 24 saatte üçten fazla sulu ve fazla miktarda dışkılamanın ishal olarak tanımlandığını belirtti. Üç aydan küçük bebeklerde isal tanımının günde altı veya yedi defadan fazla bezden taşacak kadar bol ve sulu dışkı olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit şöyle devam etti: “Sıcak havalarda ishal en fazla beş yaşın altındaki çocukları etkiliyor. İshalin çocuklarda yaz mevsiminde artış göstermesinin birkaç nedeni vardır. Bunların en önemlisinin sıcak havalarda enfeksiyonu oluşturan virüs ile bakterilerin besinlerde kolay ve hızlı bir şekilde üreyebilmeleridir. İshale neden olan bir başka önemli etken ise hijenik olmayan içme sularının içerdikleri mikroplardır. Bunların yanı sıra çocukların deniz ve havuzlarda yuttukları mikroplu sularda ishale yol açabilir.” İshal tedavinde su kaybının önlenmesi önemli İshalin tedavisinde su kaybının önlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, ishal olan çocuklara sıvı olarak su, ayran ve taze sıkılmış meyve suyu verilmesi gerektiğini belirtti. İshal olan çocuklara bu dönemde bolca anne sütününde verilmesi gerektiğini söyleyen Zeynep Cerit, hastalık süresince muz, şeftali, katı besinlerden yağsız makarna, pirinç pilavı ve haşlanmış patates tüketilmesi gerektiğini belirtti. Hazır meyve suları, şeker ve çikolata gibi besinlerin ishal döneminde tüketilmemesi gereken besinler arasında yer aldığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Cerit, yaz aylarında ishale karşı alınması gereken birçok önlem olduğunu belirtti. İshalden korunmanın yolu hijyen Yaz aylarında yaşanacak ishal hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, kirli deniz ve havuz suları ishale neden olabildiğinden tatil yerlerinin hijyen ve temizliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. El temizliğinin çok önemli olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, ambalajlı ürünlerin tüketilmesi gerektiğini ve açık büfelerde sunulan yiyeceklere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. İçme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz olmasına da özen gösterilmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç.Dr. Zeynep Cerit, buzlu içecekler içerisinde konulan buzların yapıldığı suların temiz olmama olasılığından dolayı içeceklerin içerisine buz konulmadan tüketilmesi gerektiğini belirtti. Burun kanamaları sıklaşabilir Burun kanaması ve böcek ısırıklarının ciltte neden olduğu yaraların da çocuklarda görülen yaz sorunların olduğunu hatırlatan, Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, burun kanaması yaşayan çocukların başlarının geriye doğru atılmaması gerektiğini hatırlatarak burnu kanayan çocukların kafasının öne doğru eğilmesi ve burun kökünün bastırılması gerektiğini belirtti. İsilik yaşanması durumunda isiliğe yönelik olarak her gün ılık suyla banyo yapılması ve pamuklu ince kıyafetlerin giydirilmesi gerektiğini de söyleyen Yrd. Doç. Dr. Cerit, yaz aylarında sinek ve böcek sokma olaylarının sık yaşandığını hatırlattı. Kapalı ortamlarda kimyasal madde içeren sinek ve böcek öldürücülerin kullanılmasının çocuklara zarar verdiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, bu yüzden özellikle bebekleri sineklerden korumak için odanın içerisine ya da vücuda sürülen kimyasallar yerine doğal koruyucuların yada cibinliklerin kullanılması gerektiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit: “Havuz yerine denizi tercih edin.” Havuz yerine denizin tercih edilmesinin daha sağlıklı olabileceğini de belirten Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, havuzların daha çok bakteri ve virüsün yaşaması için elverişli ortamlar olduğunu bu nedenle cilt, kulak enfeksiyonları, hapatit A ve göz hastalıklarının sıkça neden olabileceğini söyledi. Havuz yerine denizin tercih edilmesi ile bu tür enfeksiyonların riskini azaltmanın mümkün olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Zeynep Cerit, havuzun tercih edilmesi durumunda havuz kenarında çıplak ayakla dolaşılmaması, kulaklara tıkaç konması ve havuz öncesi ve sonrası duş alınması gerektiği uyuarılarında bulundu.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Araştırmaları Merkezi Tarafından Düzenlenen Uluslararası Sinema Sempozyumu 14 – 16 Haziran Tarihleri Arasında Gerçekleştirilecek

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İletişim Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlencek olan 1.Uluslararası Sinema Sempozyumu’na sayılı günler kaldı. “Kültür, Sinema İlişkisi ve Sinema Dilinde Kültür” başlığıyla 14 – 16 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek sempozyumda sinema ve kültür ilişkisi tartışılacak.Sempozyumda, davetli konuşmacılar Prof. Dr. Oğuz Adanır ve Prof. Dr. Serdar Öztürk birer sunum yapacak. Sempozyum çerçevesinde yer alacak dijital fotoğraf sergisinde ise Türk dünyası ülkelerinin kültür, göç, insan, yaşayış, ve aile kavramlarını içeren fotoğraflar sergilenecek. Sunumlar herkesin katılımına açık İletişim Fakültesi ve İletişim Araştırmaları Merkezi tarafından gerçekleştirilecek Uluslararası Sinema Sempozyum’adavetli katılacak isimler sinema ve kültür konularında sunumlar yapacak. Prof. Dr. Oğuz Adanır,14 Haziran 2021 Pazartesi saat 11.00’de “Kültür – Zihniyet ve Sinema Arasında Karşılıklı Etkileşim” konulu bir sunum gerçekleştirecek. Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Öztürk ise 15 Haziran 2021 Salı saat 11.00’de “Türk tarihinde kahvehane mekanı örneğinde alternatif kamusal alan: Duygusal kamusal alan” başlıklı bir sunum yapacak. 16 Haziran 2021 Çarşamba günü ise Bilkent Öğretim Üyesi Dr.Andreas Treske “Çevirimiçi Video” konulu bir sunum gerçekleştirecek. Çevrimiçi gerçekleştirilecek sunumlar, ilgi duyan herkesin katılımına açık olacak. Dijital Fotoğraf Sergisi de Gerçekleştirilecek Sempozyum çerçevesinde ayrıca “Dijital Fotoğraf Sergisi” de gerçekleştirilecek. Türk dünyası ülkelerinin kültür, göç, insan, yaşayış ve aile kavramları çerçevesinde fotoğrafların dijital ortamda yayınlanacağı sergi için son başvuru tarihi ise 10 Haziran 2021 olarak açıklandı. Dijital fotoğraf sergisinde sergilenecek fotoğraflar için başvurular ise [email protected] adresine yapılacak. Fotoğrafların 30 cm boyutunda ve 300 dpi çözünürlükte jpg formatında gönderilmesi gerekiyor. İletişim Fakültesi – İletişim Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Sinema Sempozyumu çerçevesinde gerçekleştirilecek dijital fotoğraf sergisinin seçici kurulunda ise Prof. Dr. Ali Muhammet Bayraktaroğlu, Doç. Dr. Fevzi Kasap, Yrd. Doç. Dr. Birsel Matara, fotoğraf sanatçıları Gazi Yüksel ve İlke Vural Coşkuner ile fotoğrafçı ve görsel sanatçı Fuat Boğaç Evren yer alıyor. Doç. Dr.Fevzi Kasap: “Sempozyum dünyanın her yerinden akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşecek.” Uluslararası Sinema Sempozyumu düzenleme kurulu üyelerinden Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap, Sempozyumun çevrimiçi ortamda ve birçok ülkeden akademisyenin katılımıyla gerçekleştirileceğini belirterek,söz konusu sempozyuma katılarak bildiri sunan akademisyenlerin bildirilerinin makale olarak yayınlanmasına da olanak sağlanacağını vurguladı.Sempozyum için son başvuru ve bildiri özetlerini gönderme tarihinin 30 Mayıs 2021 olacağını açıklayan Doç. Dr. Fevzi Kasap, bildiri ö[email protected] adresine gönderilebileceğini belirterek,bildirilerin düzenleme kurulu tarafından değerlendirilip seçilmesinin ardından dünyanın birçok ülkesinden akademisyen çevirim içi ortamda bildirilerini sunarak katılımcılarla paylaşacaklarını söyledi. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali işbirliğinde gerçekleştirilecek sempozyumun düzenleme kurulu Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Fevzi Kasap, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ufuk Çelik, Yrd. Doç. Dr. Ayhan Dolunay ve Dr. Öğretim Üyesi Zuhal Çetin Özkan’dan oluşuyor.

Dr. Suat Günsel Girne Koleji, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Katılımıyla Düzenlenen Görkemli Bir Törenle Açıldı

Yakın Doğu Oluşumu’nun 43 yıllık köklü ve nitelikli eğitim anlayışını Lefkoşa ve Yeniboğaziçi’nin ardından Girne’ye taşıdığı Dr. Suat Günsel Girne Koleji’nin açılışı Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ersan Saner’in de katıldığı görkemli bir törenle yapıldı. Törene Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Erhan Arıklı, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, İçişleri Bakanı Kutlu Evren, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Resmiye Eroğlu Canaltay, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Koral Çağman ve pek çok davetli katıldı. Kreş, okul öncesi, ilkokul ve kolej eğitimi verecek olan Dr. Suat Günsel Girne Koleji, en son eğitim teknolojileriyle donatılan fiziki özellikleri ve yetkin akademik kadrosuyla bölge çocukları için dünya standartlarında bir eğitimin kapılarını açıyor. Eylül 2021’de başlayacak eğitim dönemi için kayıtları devam eden Dr. Suat Günsel Girne Koleji, çift dilli eğitim, üçüncü yabancı dilde Fransızca, bilim, spor ve sanat çalışmalarıyla akademik olarak donanımlı, yabancı dile hakim, aydın ve yaratıcı düşünebilen dünya vatandaşı bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Günsel Ailesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen törende sırasıyla Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Erhan Arıklı, Başbakan Ersan Saner ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar birer konuşma yaptı. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Kolej kampüsümüz ve hemen yanı başındaki Girne Üniversitesi Kampüsümüz ile kreşten üniversiteye kadar sunduğumuz yaşam boyu eğitim olanağını Girnemize de taşımış olduk” Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, törende yaptığı konuşmasına “Kampüsümüzde yer alan kreş, okul öncesi, ilkokul ve kolejde özelde Girne genelde tüm ülke çocuklarımıza nitelikli ve çok yönlü bir eğitim olanağı sunabildiğimiz için büyük bir heyecan duyuyoruz” sözleriyle başladı. “Kolej kampüsümüz ve hemen yanı başındaki Girne Üniversitesi Kampüsümüz ile kreşten üniversiteye kadar sunduğumuz yaşam boyu eğitim olanağını Girnemize de taşımış olduk” diyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, ancak iyi eğitim almış toplumların güçlü ülkeler yaratabileceğine vurgu yaptı. “İyi eğitim için ise güçlü eğitim kurumlarına ve güçlü eğitim sistemlerine ihtiyaç vardır. İşte açılışını yaptığımız Kolejimiz, ülkemize güçlü eğitim kurumları kazandırma gayretimizin bir sonucudur” ifadesini kullandı. Geçtiğimiz ay uluslararası bağımsız yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından Times Higher Education”ın açıkladığı dünya üniversiteleri etki sıralamasında Yakın Doğu Üniversitesi’nin eğitim kalitesi alanında dünyada 30’uncu sırada yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Günsel, “Bu sonucu, 43 yıldır eğitim alanında yorulmak bilmeden verdiğimiz emeğin, dünyaya yayılan bir yansıması olarak görüyoruz. Çünkü bir yandan ülkemizde köklü bir eğitim geleneği yaratmak için çalışırken diğer yandan başta Yakın Doğu ve Girne Üniversitelerimiz olmak üzere kurumlarımızın ürettiği, bilgiyi, bilimi, teknolojiyi, kültürü ve sanatı halkımızın ve insanlığın hizmetine sunmaya devam ediyoruz” ifadesini kullandı. “Durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz” diyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Yakın Doğu Oluşumu’nun sürdürdüğü yatırımlara da değindi. Robot teknolojisi ve bilişim teknolojilerinin bugün teknolojik gelişim ve ekonomik değer açısından dünyasının en önemli sektörleri haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Bu teknolojilere sahip ülkeler ekonomik olarak büyük girdiler sağlamakta, buna paralel olarak da yıllık büyüme oranlarını geliştirmektedirler. Bu nedenledir ki Yakın Doğu ailesi olarak bizler 2010 yılında başladığımız robotik çalışmalarımızı 2017 yılındaki Dünya Robotlararası Futbol şampiyonasında Dünya şampiyonu olarak taçlandırdık ve bu çalışmalara hiç ara vermeden devam ettik” ifadesini kullandı. Son zamanlarda yapay zeka çalışmalarına büyük önem vererek, bu alanda ciddi yatırımlar yaptıklarını söyleyen Prof. Dr. Günsel, “İnovasyon merkezimizin geliştirdiği yapay zeka tabanlı solunum cihazımız ile Near East Teknoloji şirketimiz ile yapay zeka kullanarak ürettiğimiz yazılımlarımızla hem kendi kuruluşlarımızın hem de ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını ortadan kaldırma ve kendi teknolojimizi üretme konusunda önemli adımlar attık” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde Yapay Zeka ve Robotik Enstitüsü’nün kurulumu için çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Prof. Dr. Günsel, “Yapay Zeka ve Robotik Enstitümüzün yapacağı çalışmalar, geleceğin teknolojilerinin içinde olmamızı sağlarken, ülkemize de ciddi bir ekonomik güç sağlayacaktır” ifadesini kullandı. “Ülkemizin yerli ve milli otomobili GÜNSEL’imizi dünya yollarıyla buluşturmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” diyen Prof. Dr. Günsel, GÜNSEL Üretim Tesisleri’nin devam eden ikinci faz yatırımıyla seri üretime bir adım daha yaklaşmış olacaklarını söyledi. GÜNSEL’in ihtiyacı olacak parçalarla birlikte ülkenin ihtiyacı olacak ürünleri de üretecek olan Günsel Plastik’in tüm makine parkının KKTC’ye geldiğini ve GÜNSEL Üretim tesislerinin ikinci faz inşasının tamamlanması ile kurulumuna başlanacağını söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Kurulumunun tamamlanması ile birlikte ülkemizin ilk plastik enjeksiyon fabrikasının açılışını da yine sizlerle birlikte gerçekleştiriyor olacağız” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsünde, Dr. Suat Günsel Camii ve Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin yeni binasının da yükselmeye devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yeniboğaziçi kampüsümüzde de tam donanımlı bir tıp fakültesi hastanesi inşa ederek ülkemizin sağlık altyapısını güçlendirmeye devam ediyoruz” dedi. Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, KKTC’nin 6 ilçesinin her birinde inşa ederek devlete teslim edecekleri Dr. Suat Günsel Devlet Okullarının üçüncüsünün temelini ise 25 Haziran’da Gazimağusa’da atılacağı bilgisini verdi. Daha önce Lefkoşa ve İskele ilçelerinde olmak üzere iki Dr. Suat Günsel Devlet Okulunun temeli geçtiğimiz haftalarda atılmıştı. Konuşmasında “Oluşumumuzun 43 yıllık geçmişinde tek bir kuruşumuzu bile adamızın dışına yatırmadık, yatırmayacağız da… Çünkü Aile Anayasamızla da teminat altına aldığımız gibi, bu Oluşumun gerçek sahibi Kıbrıs Türk Toplumu’dur ve ürettiğimiz her bir değer Kuzey Kıbrısımızda doğan her bir ferdin gerçek bir milli servetidir” ifadesini kullanan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “İşte bu yüzden çok çalışıyoruz, çok çalışacağız… Çünkü bu topraklarda toplumumuzun başının dik olmasını istiyoruz, Babamın ifadesiyle ‘Biz de Adada kıtalı gibi yaşamak istiyoruz’ sözlerini kullandı. Olgun Amcaoğlu: “Bu ülkeye sahip çıkabilmenin yegane temeli, gençliğe ve geleceğe sahip çıkmaktan başka bir şey değildir” Konuşmasına, “Girne’de yapılan bu yatırımın ülke gençliğinin ülke eğitiminin geleceği için ne kadar büyük önem arz ettiğini bilenlerin en başında gelenlerdenim” sözleriyle başlayan Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, “GÜNSEL Ailesi’ne ülke insanına, ülke eğitimine yaptıkları bu eşsiz katkılar için teşekkürlerimi sunuyorum” ifadesini kullandı. Son 10 yılda Kuzey Kıbrıs’ta sadece 1 okul açıldığını hatırlatan Olgun Amcaoğlu, Günsel Ailesi’nin ‘6 ilçeye 6 ilkokul projesi” kapsamında yaptıkları devlet okulları ve Yakın Doğu Kolejleri olarak açtıkları okullarla bu yıl açılan ve temeli atılan okulların sayısının 14’e ulaştığını söyledi. “Bu ülkeye sahip çıkabilmenin yegane temeli, gençliğe ve geleceğe sahip çıkmaktan başka bir şey değildir” diyen Amcaoğlu, “Bu ülkeye sahip çıkan gençlerin yetişmesi için tek bir gün, tek bir saat ve tek bir saniyenin bile önemini bilerek çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Erhan Arıklı: “Günsel Ailesi ‘irfan’ kelimesiyle özdeşleşmiş bir ailedir.” Konuşmasında “KKTC artık 2 devletli politikanın yürürlüğe girdiği bu dönemde, ayakta kalmanın mücadelesini vermek durumundadır ve eğitim her şeyden önemlidir” diyen Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Erhan Arıklı, Yakın Doğu Oluşumu’nun eğitim alanında yaptığı yatırımların örnek olması gerektiğini ifade etti. “Günsel Ailesi ‘irfan’ kelimesiyle özdeşleşmiş bir ailedir. İrfan kelimesinin anlamı okuma, anlama ve kültürle eş anlamlı. Dededen oğula oğuldan toruna geçen bu isimle Suat Günsel ve Ailesi gerçekten bir destan yazıyor” ifadesini kullanan Arıklı, konuşmasını Günsel Ailesi’ne ülkeye yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür ederek noktaladı. Ersan Saner: “Günsel Ailesi’nin imza attığı yatırımlar, ülkesini seven, ülkesine katkı yapan bir ailenin doğup yaşadığı topraklara değer katma inancıyla yaptığı hamlelerdir” Konuşmasına konukları selamlayarak başlayan Başbakan Ersan Saner, “Devlet tek başına bir takım işleri yapmaya her zaman muktedir olmayabilir. Bazı yatırımlar özel sektörle desteklendiği anda bir ağacın meyve vermesi gibi bundan alınan tat ve haz duygusu inanılmaz olur. İşte biz böyle özel bir günü yaşıyoruz” ifadesini kullandı. Günsel Ailesi’nin sadece eğitim alanında değil pek çok alanda yatırımlar yaparak ülkeye öncülük yaptığını söyleyen Başbakan Saner, “Bunlar rastlantı değildir. Ülkesini seven, ülkesine katkı yapan ve doğup yaşadığı topraklara değer katma inancıyla yapılan hamlelerdir. Ben bu bağlamda ülkenin başbakanı olarak Dr. Suat Günsel’e ve Ailesine teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı. Yakın Doğu Oluşumunun eğitime olduğu kadar kültür ve sanat alanında yaptığı yatırımlara da değinen Başbakan Ersan Saner, “Nerede bir heykel görseniz, orada bir Günsel kuruluşuna uğrarsınız. Böyle bir de simge oluştu KKTC’de” ifadesini kullandı. Günsel Ailesi’nin müzecilikten eğitime, finanstan otomotive, teknolojiden sanayiye kadar pek çok alanda ülkeye önemli yatırımlar yaptığını hatırlatan Başbakan Saner, “İşte özel sektörün ülkeye kattığı değerin ve ülkemizin de bundan elde ettiği kazancı çok önemsiyorum” ifadesini kullandı. Başbakan Ersan Saner konuşmasını, “Bugün açılışını yaptığımız, kreşten başlayıp koleje kadar giden eğitim birimlerinin tümü için Suat Günsel hocam ve ailesine yürekten teşekkür ediyorum. Devletimize yapmış oldukları ilkokul bağışları için de ayrıca özel olarak teşekkür ediyorum” sözleriyle bitirdi. Ersin Tatar: “Günsel Ailesi de bu ülkeye yaptığı her yatırımla, bu ülkenin geleceğine ve potansiyeline ne kadar inandığını her zaman gösterdi” Konuşmasına “Yıllar önce, Kıbrıs’ta bir anlaşma olmadan hiçbir şey yapılamayacağını ve dolayısıyla bu topraklara yatırım yapmanın da anlamsız olduğunu söyleyen çok önemli figürler ve siyasiler vardı” sözleriyle başlayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Biz her zaman bu düşünceye karşı çıkmış, Türkiye’nin de desteği ile KKTC’yi geliştirmek ve kalkındırmak için; halkımıza, insanlarımıza umutlu bir gelecek sunabilmek için gerekli adımları attık” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Tatar, “Günsel Ailesi de bu ülkeye yaptığı her yatırımla, bu ülkenin geleceğine ve potansiyeline ne kadar inandığını her zaman gösterdi” ifadesini kullandı. “Yatırımlarıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceğinin emin ellerde olduğunun her zaman müdafaasını yapan, KKTC’ye güvenen ve yatırımları öz kaynaklarından yapan çok değerli Suat Günsel ve Ailesine, bir kez daha teşekkür ediyorum” diyen Tatar, “ Ülkemize yapılan her yatırımı, daha büyük yatırımların müjdecisi olarak görüyorum” dedi. Bugün yurt dışında İngiltere’de, Avusturalya’da, Kanada’da bir çok Kıbrıs Türkü olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu insanların bir kısmının aklındaki soru çocuklarının hangi okullara gideceğidir. Ancak biliyorum ki çok sayıda insanımız oldukları yerlerden KKTC’ye gelip yerleşmeyi düşünüyorlar. Hiç düşünmeyiniz, geri geliniz, çocukların gideceği okullar da burada. Avusturalya’da olan imkanların daha iyisi burada var” ifadesini kullandı. Konuşmasına “Gündemi belirlerken esas hedeften şaşmayalım, enerjimizi boş yere harcamayalım, bu ülkede çok güzel şeyler olmuştur, olmaya da devam edecektir. Çünkü istikrar, güven ve buna bağlı olarak siyasetin gelişmesinde ve oluşmasında gerçekten 10-15 yıl önce tahmin edemeyeceğimiz şekilde Doğu Akdeniz’in bu değerli köşesinde fevkalade önemli bir vizyon oluşmuştur. Bu vizyon gücünü ilelebet eşitlik temelinde ve egemenliğimize bağlı kalmaktan alıyor” sözleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ın geleceği ile ilgili tartışmaların odağına Türkiye’nin de desteği ile iki devletli çözümün yerleşmesinin büyük bir dönüşümün habercisi olduğunu söyledi. Kıbrıs’ın geleceği ile ilgili tartışmalar da değinen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Cumartesi günü Tepebaşı’nda yapılan açılışta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlar çok önemliydi. Bu proje ile yakın zamanda Güzelyurt’a ve Meserya’ya Anadolu suyunun akacağını göreceğiz. Yatırımlara devam edeceğiz. Meseleyi siyaset boyutu ile, devlet boyutu bir vizyon hamlesi olarak görüyoruz. Buna Cenevre’de başladık ve dünyaya egemen bir devlet ve halk olduğumuzu anlattık. Kıbrıs’ta bir anlaşma olacaksa, egemenliğimizi dünyaya haykırmak ve kabul edilmesi için bu mücadele etmek bizlere düşen en önemli görevdir” dedi. Cumhurbaşkanı Tatar, sözlerini “Kıbrıs Türk Toplumu’nun bu ülkedeki varlığını güçlendirecek yatırımlara imza atan Günsel Ailesi’ne ve mühendisinden mimarına, öğretim görevlisinden profesyonel çalışanlarına Yakın Doğu Oluşumu’nun her ferdine teşekkürlerimi sunuyorum” sözleriyle tamamladı.
tercih robotu