COVID-19’a Karşı Geliştirilen Koruyucu Burun Spreyi, KKTC’de Üretilmeye Başlanıyor

Yakın Doğu Üniversitesi, proje ve patent ortağı olduğu Koruyucu Burun Spreyini KKTC’de üretmek için İtalyan MAGI Group’la anlaşma imzaladı. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Koruyucu Burun Spreyi, İtalya’nın ardından KKTC, Türkiye ve Türki Cumhuriyetlerde COVID-19’la mücadelede kullanıma sunulacak. Yakın Doğu Üniversitesi, COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bulaşmasını önlemek amacıyla geliştirilmesinde proje ortağı olduğu Koruyucu Burun Spreyini, İtalya’nın ardından Türkiye, KKTC ve Türki Cumhuriyetlerinde kullanıma sunmak için İtalyan MAGI Group’la protokol imzaladı. Tamamen doğal bileşenlerden üretilen Koruyucu Burun Spreyini, ilk etapta KKTC’de üretecek olan Yakın Doğu Üniversitesi, üretimi Türkiye’ye de taşımayı hedefliyor. Burun ve ağız yoluyla uygulanabilen Koruyucu Sprey, bir yandan SARS-CoV-2’nin üst solunum yolundaki hücrelere bağlanmasını engelleyip diğer yandan antiviral etkisi ile virüsleri öldürerek çift yönlü bir koruma sağlıyor. Koruyucu Burun Spreyi, SARS-CoV-2 dışındaki virüslere karşı da etkili. Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında geliştirilen Koruyucu Burun Spreyi, Şubat ayında İtalya’da COVID-19’la mücadelede kullanılmaya başlanmıştı. Yakın Doğu Üniversitesi, Koruyucu Burun Spreyini KKTC ve Türkiye’de üreterek, İtalya’nın ardından KKTC, Türkiye ve Türki Cumhuriyetlerde kullanıma sunmayı amaçlıyor. Doğal Bileşenlerle Virüsü Etkisiz Hale Getiriyor… Zeytin yaprağı özünden elde edilen, doğal içerikli bir ürün olan Koruyucu Burun Spreyi, burun ve ağız yoluyla uygulanan, reseptör bloke edici, anti-viral ve anti-oksidan özellikler taşıyor. Spreyin, İtalya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılan laboratuvar ve insan deneylerinde hücrelere toksik etki yaratmadığı, SARS-CoV-2’yi inhibe ettiği ve yan etkisi olmadığı belirlendi. Özellikle risk grubunda yer alan ve temaslı kişilerin virüsten korunmasını amaçlayan Koruyucu Burun Spreyi, burun ve ağız yoluyla uygulandığında, üst solunum yoluyla bulaşan virüslerin hücrelere girmesini önleyecek bir kalkan oluşturarak, fiziksel bir savunma sağlıyor. Ayrıca virüsleri inaktive ederek bulaşıcılığını engelliyor. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Yakın Doğu Üniversitesi olarak, proje ortağı olduğumuz Koruyucu Burun Spreyini, Üniversite 4.0 vizyonuyla üreterek, halkımızın kullanımına sunacağız” Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirilme sürecinde yer aldığı Koruyucu Burun Spreyinin, COVID-19’la mücadelede önemli bir katkı yarattığını söyleyen Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak geliştirme ve test edilme aşamalarında proje ortağı olduğumuz Koruyucu Burun Spreyini Üniversite 4.0 vizyonuyla üreterek, Türk halkının kullanımına sunmanın gururunu yaşıyoruz” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Koruyucu Burun Spreyi, SARS-CoV-2’ye karşı çift yönlü bir koruma sağlıyor” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Koruyucu Burun Spreyi’nin COVID-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bağlanmasını engelleyip diğer yandan antiviral etkisi ile virüsleri öldürerek çift yönlü bir koruma sağladığını vurguluyor. Geliştirme aşamasında proje ortağı oldukları Koruyucu Burun Spreyinin KKTC’de yapılan denemelerini de üstlendiklerini söyleyen Prof. Dr. Şanlıdağ, “Yaptığımız bilimsel çalışmalar İtalya’da da kullanılan Koruyucu Burun Spreyi’nin COVID-19 salgını ile mücadelede önemli bir katkı sağlayacağını ortaya koyuyor” değerlendirmesi yaptı.

Yakın Doğu Üniversitesinde Sanat Sokakta!

15 Nisan Dünya Sanat Gününde sanatın kamusal alanda halkla buluşturulması hedefleniyor. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde ise yılın her günü sanat sokakta! Her yıl 15 Nisan, sanatın kamusal alana çıkarak sokakta halkla buluşması amacıyla, uluslararası düzeyde “Dünya Sanat Günü” olarak kutlanıyor. Adeta bir açık hava müzesi görünümünde olan Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü ise sanatı sadece bir günlüğüne değil tüm yıl açık havada sanatseverlerle buluşturuyor. Kampüste, Yakın Doğu Üniversitesi Heykel Atölyesi tarafından yapılan 100’ün üzerinde bronz heykel sergileniyor. Farklı alanlarda boy gösteren heykeller, sanatı sadece üniversite öğrencileri için değil kampüse yolu düşen herkes için günlük hayatın doğal bir parçası haline getiriyor. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde 100’ün üzerinde anıtsal heykel sergileniyor GÜNSEL Üretim Tesislerinin hemen önündeki test sürüş alanının ortasında bulunan yeşil alana yerleştirilen atlar, yüzde 100 elektrikli GÜNSEL’in çevreci yönünü ortaya koyuyor. Üretim tesislerine giden yolun üzerinde misafirlerini karşılayan boğa heykelleri ise GÜNSEL’in gücünü simgeliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü’nde yer alan diğer heykeller arasında ise atletizm, basketbol, golf gibi sporlardan sporcu figürleri yer alıyor. Kampüs içerisinde, dans figürleriyle göz dolduran dansçı heykelleri de sporcu heykellerine eşlik ediyor. Atatürk Kültür Merkezi’nin girişindeki balerin heykelleri kültür merkezinin sanata verdiği değere gönderme yapıyor. Kampüs içerisinde yer alan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu Koleji ve daha bir çok fakülte binasının önünde de kendileriyle özdeşleşen heykel figürleri yer alıyor. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde sanat, hayatın merkezinde! Canlı bir sanat atmosferinin yaşandığı Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsünde aynı zamanda adanın tek klasik otomobil müzesi olan Kıbrıs Araba Müzesi, 35 bine ulaşan zengin bir materyal çeşitliliği ile adanın doğal tarihini tek çatı altında görme şansı veren Kıbrıs Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi, başta resim ve heykel olmak üzere farklı türlerde çağdaş sanat örneklerini bir araya getiren Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ile Günsel Ofis Müzesi’ne de ev sahipliği yapıyor. Sanatı kampüs hayatının ayrılmaz bir parçası haline getiren Yakın Doğu Üniversitesi, sanatı KKTC sokaklarıyla da buluşturuyor. Lefkoşa Surlariçi Müzesi ve Dereboyu’nda yer alan Günsel Sanat Müzesi bir yandan ziyaretçilerini sanatla buluştururken diğer yandan hemen müze önünde yer alan heykellerle sanatı sokağa taşıyor. Girne Üniversitesi kampüsü, Near East Bank Genel Merkez Binası, Yakın Doğu Yeniboğaziçi kampüsü ve Dr. Suat Günsel Girne Koleji kampüsü de ev sahipliği yaptığı heykellerle sanatı hayatın içinde görünür hale getiriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Heykel Atölyesinden çıkarak KKTC sokaklarında yer bulan heykellerin sayısı, kampüs alanında yer alan heykellerle birlikte 200’ü aşıyor.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Kullanılan Sinir Monitörizasyon Teknolojisi ile Tiroid ve Parotis (Tükürük Bezi) Ameliyatlarında Hastaların Ses Telleri ve Yüz Sinirleri Güvende

Baş ve boyun bölgesindeki ameliyatlarda sinirlerin korunması büyük bir önem taşıyor. Geçmişte ameliyatlar sırasında sinirlerin korunması sadece hekim deneyimine bağlıyken, günümüz teknolojisi hekimin elini güçlendiriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde kullanılmaya başlanan “Sinir Monitörizasyon Teknolojisi” de ses telleri ve yüz sinirlerinin korunabilmesi için büyük bir avantaj sağlıyor. Özellikle tiroid ve parotis (tükürük bezi) ameliyatlarında kullanılan sinir monitörizasyon teknolojisi, operasyon sırasında ses telleri ve yüz sinirlerini uyararak daha görünür hale getiriyor. Böylece operasyonu gerçekleştiren hekimin ses telleri ve yüz sinirlerini koruyarak ameliyatı tamamlamasına olanak sağlayarak hastaların ameliyat sonrası ses tellerinin zarar görmesi ve mimik hareketlerini kaybetme riskini en aza indiriyor. Nöromonitörizasyon Teknolojisi Sinirlerin Korunmasında Hekimin Elini Güçlendiriyor Yaşamın devamlılığının sağlanmasında, vücudumuzdaki organların ve kasların çalışmasını sağlayan sinir sisteminin önemi yadsınamaz. Sinir sistemi sayesinde kaslarımızı hareket ettirir, olaylar karşısında refleks geliştirir, yutkunur, çiğner, gözlerimizi açıp kapar, doyduğumuzu, ağrımız olduğunu ve vücudumuzda gelişen daha birçok olayı hissederiz. Bu nedenle vücudun pek çok bölgesine uygulanan cerrahi operasyonlarda sinirlerin korunması hayati önem taşıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde kullanılmaya başlanan “Sinir Monitörizasyon Teknolojisi” de sinirleri korumak için hekimin elini güçlendiriyor. Uzm. Dr. Ahmet Soykurt; “Ameliyatların tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilmesi hasta güvenliği açısından büyük öneme sahip” Geçtiğimiz hafta Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, guatrındaki nodüller nedeniyle Genel Cerrahi Anabilim Dalı uzmanı Ahmet Soykurt tarafından tiroid bezi tamamen alınan 59 yaşındaki Yaşar Güneş’in ameliyatı intraoperatif sinir monitörizasyonu teknolojisi ile gerçekleştirildi. Ameliyat sırasında tiroid bezi patoloji incelemesine de gönderilen ve şüpheli nodülleri kanser açısından değerlendirilen hasta ile ilgili açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Ahmet Soykurt, ameliyat sırasında ses tellerini uyaran sinirlerin sinir monitörizasyonu ile görülüp korunabildiğini, bu tip ameliyatların tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilmesinin hasta güvenliği açısından büyük öneme sahip olduğunu belirtti. Yaşar Güneş; “Böyle bir hizmeti ada halkına sunan Dr. Suat Günsel’e çok teşekkür ederim” Nöromonitörizasyon teknolojisinin kullanıldığı başarılı bir operasyon sonrası sağlığına kavuşan Yaşar Güneş ise “Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi‘nde ameliyatımı gerçekleştiren Uzm. Dr. Ahmet Soykurt ve ekibi başta olmak üzere diğer tüm tedavilerimle yakından ilgilenen tüm sağlık çalışanlarına ve böyle hizmeti ada halkına sunan Dr. Suat Günsel’e çok teşekkür ederim” ifadesini kullandı. Yaşar Güneş, “Özellikle yetenekli Kıbrıslı doktorlarımızın eğitimi tamamladıktan sonra ülkemize dönüp mesleklerini icra etmesi oldukça gurur verici. Bu vesile ile tüm genç doktorlarımıza kariyerlerinde başarılar diler, ülkemizde bize bu imkanı sağlayanlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi Kampüsü’nde 2021-2022 Eğitim Dönemi Kayıtları Devam Ediyor…

Yakın Doğu Koleji’nin eğitim kalitesiniYeniboğaziçi’ne taşıdığı Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi Kampüsü’nde 2021-2022eğitim dönemi için kreş, okul öncesi, ilköğretim ve kolej kayıtları devamediyor. Yeni dönem kayıtları hakkında Okul Öncesi için 0548 838 65 11, ilkokuliçin 0548 829 93 37 ve kolej için 0548 829 93 38 no’lu telefonlardan detaylıbilgi almak mümkün. Yakın Doğu Okul Öncesinde Eğitim Üç Dille Yapılıyor… Yabancı dil eğitimine temelden başlayan Yakın Doğu OkulÖncesi’nde, Cambridge University Press ile işbirliği çerçevesinde “çift dilli”eğitim yürütülüyor. Biri Türk, diğeri anadili İngilizce olan (native speaker)iki öğretmenle dersler, eşzamanlı ve çift dilli olarak anlatılıyor.Öğrencilerin farklı kültür ve dillerle erken yaşlarda tanışması amacıylaFransızca da ikinci yabancı dil olarak eğitim müfredatında yer alıyor. YakınDoğu İlkokulu’nda da Cambridge Üniversitesi ile yaptığı müfredat çalışmalarısonucunda Cambridge International Primary programı ile İngilizce dersleriharicinde matematik, fen ve bilgisayar dersleri de İngilizce olarak yapılıyor. Nitelikli dil eğitimininyanında mindfullnes çalışmaları, bilim atölyeleri ve değerler eğitimi ile deöğrencilerin henüz anaokulu seviyesindeyken, farkındalıkları yüksek, özgündüşünebilen ve öğrenmeye hazır bireylere dönüşmelerinin altyapısı hazırlanıyor Yurt Dışı Eğitime Açılan Kapı… Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi kampüsü, İngilizce’yien üst düzeyde öğretmeyi amaçlayan eğitim misyonu ve uluslararası alandatanınan ve kullanılan EDEXCEL sınav merkezi olması ile bölge öğrencileri içinde yurt dışında okumanın önünü açıyor. Tüm dünyada kabul gören IELTS, SATve TOEFL gibi sınavlara da öğrencilerini hazırlayarak yurt dışında eğitim almafırsatının kapılarını açıyor. Yakın Doğu KolejiYeniboğaziçi kampüsü, Türkiye, Kıbrıs ve diğer ülkelerdegeçerliliği olan IGCSE ve A-Level sınavlarını yapan en prestijli sınavmerkezlerinden Uluslararası Cambridge Sınav Merkezi’nin ILS (InternationalLower Secondary) bilgisayar sınav müfredatı ile Pearson-Edexcel sınavmerkezlerinin fen ve matematik müfredatlarını takip ediyor. Sosyal Becerileri Geliştiren Nitelikli Bir Kampüs… Öğrencilerin sosyal ve kültürel yönlerini geliştirecekYakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi Kampüsü’nde, sporsalonları, sanat atölyeleri, müzik-orkestra atölyesi, resim, dans odaları veeğitici park ile öğrenciler nitelikli vakit geçirirken, bireysel veya grupolarak katıldıkları etkinliklerle sosyalleşmeyi öğreniyor. Cemal Gamar: “Sahip olduğumuz bilgi, tecrübe ve donanımı Yeniboğaziçi ve bölgede yaşayançocuklarla buluşturuyor olmaktan büyük mutluluk ve heyecan duyuyoruz.” Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi kampüsünde kreş, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise birimleriyle eğitimverildiğini dile getiren Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi kampüsü İlkokul Müdürü Cemal Gamar; “Sahip olduğumuzbilgi, tecrübe ve donanımı Yeniboğaziçi ve bölgede yaşayan çocuklarla buluşturuyorolmaktan büyük mutluluk ve heyecan duyuyoruz. Çağdaş, bilim ve teknoloji odaklıeğitim kampüsümüzde, İngilizce ve çift dilli eğitim, Fransızca, mindfullnes vedeğerler eğitimi, sanat, bilim ve müzik atölyeleri yürüterek her öğrencinin enaz bir sanat ve bir spor alanında derinlemesine bilgi ve beceri sahibi olmasınısürdüreceğiz” dedi.

Prostat Kanserinin Kesin Tanısı Prostat Biyopsisi ile Konulabiliyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, erkekler arasında en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinin tek bir nedene bağlı olmadığına ve Kanser gelişiminde çeşitli risk faktörlerinin bulunduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Önder, birinci derece akrabalardan 2 kişide prostat kanseri bulunan kişilerin kanser riskinin 5,1 kat arttığını ifade etti. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, çalışmaların, prostat kanserinin (PCa) hem ailevi hem de genetik özelliğe sahip olduğunu gösterdiğini vurguluyor. Prof. Dr. Önder, babasında PCa olan bir kişide prostat kanserine yakalanma riskinin 2,2 kat, kardeşinde olanlarda 3,4 kat ve birinci derece akrabalarından 2 kişide bulunanlarda ise bu riskin 5,1 kat arttığını söyledi. Doymamış Yağların Fazla Tüketimi Prostat Kanserine Yakalanma Riskini Artırıyor… “Prostat kanserinin erkekler arasında en sık görülen kanser olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, “Önemli risk faktörlerinden biri yağ tüketimidir. Doymamış yağların fazla tüketimi ve obezite hem prostat kanserine yakalanma hem de kötü huylu kanser gelişimi riskini artırıyor” ifadesini kullanıyor. Ayrıca sigara, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketimi PCa riskini artırırken lycopene (domates, diğer kırmızı sebze ve meyveler), selenyum (tahıl, balık, et-kümes hayvan eti, yumurta, süt ürünleri), omega-3 yağ asitleri (balık), D ve E vitamininin prostat kanseri riskini azaltıcı etkisi olduğunu söylüyor. İdrar Yaparken Yaşanılan Sıkıntılar Prostat Kanserine İşaret Ediyor Olabilir Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, PCa’nın idrar yolunda meydana getirdiği tıkanıklığın derecesine göre hastada idrar yapma zorluğu, idrar yaparken yanma, sık idrara gitme, gece idrara kalkma, idrar kaçırma, çatallanma, idrar tutma zorluğu gibi yakınmalara neden olduğunu söylüyor. Ayrıca ileri evre ya da metastatik PCa varlığında, hastalığın tutulduğu bölgeye göre özellikle bel kemiklerinde ağrı da görülebiliyor. Prostat Kanserinin Kesin Tanısı Prostat Biyopsisi ile Konabilir… Prostat kanserinin kesin tanısının, prostat biyopsisinden elde edilen dokunun patolojik incelemesi ile konduğunu anlatan Prof. Dr. Önder, “Biyopsi kararı için en önemli belirleyiciler prostatın parmakla makattan yapılan muayenesi (DRE-Digital Rectal Examination) ve kanda bakılan PSA (Prostate Specific Antigen) testidir” şeklinde konuştu. Ailesinde Pca Öyküsü Olan Kişiler 40, Olmayanlar ise 50 Yaşından İtibaren PSA Testi Yaptırmalıdır… Prostat kanserinin erkekler arasında en sık görülen kanser türü olması ve yaş arttıkça görülme riskinin artması nedeniyle belirli yaştan sonra erkeklerin periyodik kontroller yaptırması son derece önemli. Prof. Dr. Önder , “Ailesinde PCa öyküsü olan kişilerin 40, olmayanların ise 50 yaşından itibaren PSA testi ve DRE ile kontrolleri önerilmektedir. Bu basit ve ucuz kanser tarama şeklidir. Hasta, hiçbir yakınması olmasa bile prostatında kanser barındırabilir” şeklinde konuştu. Evreleme için Bilgisayarlı Tomografi veya MRI, Tüm Vücut Kemik Sintigrafisi ya da PET gibi Çeşitli Görüntüleme Yöntemlerinden de Yararlanılır… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, “Günümüzde prostat biyopsisinde standart uygulama, makattan ultrason (TRUS – transrectalultrasound) yardımı ile biyopsi yapılmasıdır. Bu uygulamada ultrason ile prostat görüntülenir ve biyopsi işlemi özel iğne ve tabanca yardımı ile sistematik olarak gerçekleştirilir. Genel olarak toplam 8-12 adet biyopsi alınır ve patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Biyopsi işlemi anestezisiz ya da tercihan lokal anestezi altında yapılır. Biyopsi sonucu PCa tanısı konursa tedavi kararı verebilmek için hastalığın evresi belirlenir. Evreleme için bilgisayarlı tomografi veya MRI, tüm vücut kemik sintigrafisi ya da PET gibi çeşitli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır” dedi. Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi prostat kanserinin tedavisi de hastalığın evresine göre yapılır. Prostat kanseri evresini kabaca 3 ana gruba ayırabiliriz. Organa sınırlı hastalık, lokal ileri evre ve ileri evre. PCa tedavi kararı hastalığın evresi, biyopsi verileri, hastanın sağlık durumu, hasta yaşı gibi faktörlere bağlıdır” diye konuştu. Evrelere Göre Standart Tedavi Seçenekleri; İzlem, Aktif İzlem, Işın Tedavisi, Ameliyat… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, hastalığın evrelerine göre uygulanabilen standart tedavi seçenekleri ile ilgili de detayı bilgiler aktardı. Kanserin organla sınırlı olduğu durumlarda herhangi bir tedavi uygulanmaksızın hasta izlenir. Genel olarak düşük ilerleme potansiyeline sahip, daha ileri yaştaki hastalarda ise aktif izlem uygulanır. Düşük ilerleme potansiyeli, düşük PSA değeri olan ve biyopsisinde 1 ya da en fazla 2 parçada kanser saptanan hastalarda belirli bir süre sonra tekrar biyopsi yapılır. Daha ileri vakalarda ise Işın Tedavisi uygulanır. Bu tedavide prostatın dışarıdan ya da içine radyoaktif çekirdekler yerleştirerek tümörün etkisiz hale getirilmesi amaçlanır. Seçeneklerden biri de cerrahi müdahaledir. Prostat kanseri ameliyatı, prostatın tümünün meni kesesi ve meni kanalı son kısmı ile birlikte çıkarılmasıdır. BPH nedeniyle yapılan ameliyattan çok farklı bir uygulamadır. Açık ya da kapalı yapılabilir. Kapalı ameliyat laparoskopik yöntemdir ve standart veya robot yardımlı laparoskopik prostatektomi olmak üzere iki seçeneği vardır. Radyoterapi, açık ameliyat, standart laparoskopik ve robot yardımlı laparoskopik prostatektomi tedavilerinin onkolojik sonuçları vardır. Lokal ileri hastalıkta tedavi seçeneklerinin cerrahi ve radyoterapi olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Radyoterapi ve cerrahi uygulamaları organa sınırlı hastalıktaki gibidir ancak hastalığın yineleme riski yüksek olduğu için genellikle bu evrede kombine tedaviler uygulamak gerekebilir. Radyoterapi ile birlikte ya da öncesi hormonal tedavi, cerrahi öncesi ve/veya sonrası hormonal tedavi ya da cerrahi sonrası radyoterapi tedavi seçenekleri olabilir” diye konuştu. Prof. Dr. Önder “İleri evre hastalıkta standart tedavi seçeneği hormonal tedavidir. Hormonal tedavi erkeklik hormonu testosteronun etkisini engelleyen, bu nedenle prostatın normal ve kanser hücrelerinin gelişimini engelleyerek etki eden, iğne ya da hap şeklinde uygulanan ilaçlardır. Sistemik kemoterapi gibi ciddi yan etkileri yoktur” dedi. Prostat Kanseri ile İlgili Tüm Tanı ve Evreleme Yöntemleri ile Tedavileri Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Başarı ile Gerçekleştiriliyor… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder son olarak, prostat kanseri ile ilgili tüm tanı ve evreleme yöntemlerinin yanı sıra, tüm tedavi seçeneklerinin Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde başarı ile uygulandığını söyledi.

Yakın Doğu Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyeleri, Önemli İndekslerde Taranan İki Ayrı Dergide Üç Makale Yayınladı

Yakın Doğu Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyeleri, Önemli İndekslerde Taranan İki Ayrı Dergide Üç Makale Yayınladı Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Yeniasır, Doç Dr. Burak Gökbulut, Yrd. Doç. Dr. Selma Korkmaz ve Uzm. Tülay Kaya Tekman’ın hazırladığı makaleler, Web of Science, Scopus, Doaj, Erıhplus gibi önemli indekslerce taranan dergilerde yayınlandı. Edebî Eserler Millî Kimliğin Oluşmasında Büyük Öneme Sahip Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Doç. Dr. Burak Gökbulut, hazırladıkları “Tarihî Olay – Edebi Metin İlişkileri Açısından Özker Yaşın’ın Bayraktar Türküsü İle Zafer ve Bağış Adlı Oyunlarına Bir Bakış” başlıklı makale ile Kıbrıs Türk edebiyatının önemli isimlerinden Özker Yaşın’ın eserlerini mercek altına aldı. Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Doç. Dr. Burak Gökbulut, Özker Yaşın’ın kaleme aldığı Bayraktar Türküsü ile Zafer ve Bağış adlı oyunlarının tarih – edebiyat ilişkileri bağlamında incelendiğinde tarihî gerçeklerle büyük ölçüde uygunluk gösterdiğini vurgulayarak Yaşın’ın, her iki eserde de olayları tarihî gerçekler üzerine kurarak dönemin kültürel özelliklerini de vermeye özen gösterdiğini söylüyor. Kıbrıs Türk şiirinin usta kalemlerinden Özker Yaşın’ın bronz büstü Surlariçi Şehir Müzesinde, “Kıbrıs Türk Yazarları Büst Koleksiyonu”nda da yer alıyor. Ebeveynler Çocuklarına Şiir, Destan, Efsane, Fabl, Çizgi Roman, Tiyatro ve Bilgi Türü Kitaplardan Bahsetmiyor Yrd. Doç. Dr. Selma Korkmaz’ın imzasını taşıyan “Çocukları İlkokulda Öğrenim Gören Ebeveynlerin Çocuk Kitaplarının Seçimine İlişkin Görüşleri” adlı araştırma ilginç sonuçlar ortaya koyuyor. Çalışma ebeveynlerin çocuklarına okutmak için daha çok hikâye, masal, roman, fıkra ve tarihî kitapları tercih ettiğini ortaya koyarak şiir, destan, efsane, fabl, çizgi roman, tiyatro ve bilgi türü kitapları ise çocuklarıyla tanıştırmadıklarını vurguluyor. Yöresel Tatlar Unutuluyor Yrd. Doç. Dr. Selma Korkmaz ve Uzm. Tülay Kaya Tekman’ın “Yozgat Yemek Kültürü”nü inceledikleri çalışmalarında ise Yozgat yöresine özgü birçok yemek ve tatlının özellikle 20-45 yaş grubunda unutulmaya başlandığı vurgulanıyor. Unutulmaya yüz tutmuş lezzetler arasında çiğdem pilavı, yarma aşı, yumurta tatlısı, mısır tatlısı, ekşili kabak, gınnıç, tene pilav gibi tatlar yer alıyor.
tercih robotu