Kıbrıs Modern Sanat Müzesinin Açılışını Yapacağı Sergiler, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ve Bakanlar Kurulu Tarafından Kültür Sanat Etkinliklerinin Yapılabileceği Kararı Alınıncaya Kadar Ertelendi

Kıbrıs Modern Sanat Müzesinin bu hafta içinde açılışını yapmayı planladığı sergiler, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ve Bakanlar Kurulu tarafından kültür sanat etkinliklerinin yapılabileceği kararı alınıncaya kadar ertelendi. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi tarafından, sanatçılar Alexey Utkin ve Asgat Dinikeyev’in “Kıbrıs Manzarası ve Mutelifleri” ve “Zaman Şiiri” sergilerinin açılışlarının, 1 Mart’ta Girne Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisinde yapılacağı açıklanmıştı. Ayrıca Kıbrıs Modern Sanat Müzesinin 370’inci sergisi olacak “Güzel Sanatlar Şubat Sergisi” de 3 Mart Çarşamba günü Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Sergi Salonunda açılacaktı. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi tarafından yapılan açıklamaya göre, bu hafta açılışı planlanan sergiler de dahil olmak üzere, bütün sergilerin açılışları, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ve Bakanlar Kurulu tarafından, kültür sanat etkinliklerinin yapılabileceği kararı alınmasının ardından gerçekleştirilecek.

Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Gökçe Maraşlı, Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin Desteği ile Düzenlenen “Çapraz Sorgu Yarışması”nda Birinci Oldu

Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin desteği ile düzenlenen “Hukuk Öğrencileri Arasında Çapraz Sorgu Yarışması”nda, Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Gökçe Maraşlı birinci oldu. Yarışmada, Dokuz Eylül Üniversitesi ikinci, İstanbul Üniversitesi ise üçüncülüğü aldı. Tanığın, kendisini çağıran tarafça sorgulanmasının ardından, karşı tarafın sorularına da cevap vermesi anlamına gelen çapraz sorgulama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre adil yargılanma hakkının bir parçası olması sebebiyle yargılamada büyük önem taşıyor. Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin desteği ile düzenlenen “Hukuk Öğrencileri Arasında Çapraz Sorgu Yarışması”na farklı üniversitelerden hukuk öğrencileri, suç mağduruna yönlendirici sorgu aşamasını canlandırdıkları videolar hazırlayarak katıldı. Çapraz sorgunun öğrenciler tarafından öğrenilmesi ve pekiştirilmesi amacıyla düzenlenen yarışmada jüri üyeleri belirlenen kurallara göre öğrencilerin sorgu performanslarını değerlendirdi. Yapılan değerlendirmede, soruların kısa, açık ve net olması, yanıtı içinde saklı olan soruların sorulması, soru sorduktan sonra cevabın dinlenmesi, tanık ile münakaşa edilmemesi, tanığın anlattırıcı soruları cevaplarken söylediklerinin tekrar ettirilmemesi, tanığın, yalnızca “evet” ya da “hayır” şeklinde cevap vermesinin sağlanıp uzun açıklamalar yapmasına izin verilmemesi, nerede durulması gerektiğinin bilinmesi, ispat bakımından en önemli konunun kapanışa saklanması, giyim- kuşam, vücut dilini kullanma becerisi ve sözlü anlatım yeteneği ile konuşma üslubu gibi kriterler göz önünde bulunduruldu. 11 kişilik yarışma jürisinin verdiği puanlar sonucu Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Gökçe Maraşlı birinci oldu. Gökçe Maraşlı: “Önemli Bir Tecrübe Edindim…” Yarışma sayesinde hukukta önemli bir yeri olan çapraz sorguyu öğrenme fırsatı bulduğunu dile getiren Hukuk Fakültesi öğrencisi Gökçe Maraşlı, “Çapraz sorgunun tarihi süreci, temeldeki mantığı ile uygulama esnasında nelere dikkat etmem gerektiğini yarışmaya hazırlanma sürecinde pekiştirdim” dedi. Çapraz sorgunun Türkiye’de yaygın bir yöntem olmadığını ancak yaygınlaştırılmasının amaçlandığını söyleyen Maraşlı, “Henüz öğrenciyken bu uygulama hakkında bilgi sahibi olup, uygulama fırsatı yakaladığım için mutluyum” ifadesini kullandı. Maraşlı, yetişmesinde emeği olan hoclarına da teşekkür etti. Doç. Dr. Yeter Tabur: “Hukuk Fakültesi Olarak Başarılarımız Artıyor…” “Hukuk Öğrencileri Arasında Çapraz Sorgu Yarışması”nda birinci olan öğrencileri Gökçe Maraşlı’yı tebrik eden Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Yeter Tabur, elde edilen başarıyı fakülte olarak pandemi sürecine rağmen ortaya koydukları sistemli çalışmanın bir sonucu olarak değerlendirdi. Hukuk Fakültesi olarak, öğrencilerinin Türkiye, KKTC ve dünyada uygulanan diğer hukuk sistemlerinden haberdar olmaları amacıyla araştırma, konferans ve yarışmalara katıldıklarını söyleyen Doç. Dr. Yeter Tabur, Temmuz 2020’de düzenlenen ISTAC Geleceğin Tahkim Avukatı Yarışması’nda da öğrencileri Derya Elveren’in hem davalı hem davacı olarak takım üyeleri arasında yedinci olduğunu hatırlattı. Takım sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Aysun Beydola’nın da emekleri ile bundan sonraki yarışmalarda da önemli başarılara imza atacaklarını söyleyen Doç. Dr. Yeter Tabur, “Öğrencimiz Gökçe Maraşlı, yarışma sırasındaki özgüveni jüri üyeleri tarafından takdir edildi, bizler de gurur duyduk. Üniversitemize bu gururu yaşatan öğrencilerimizi tebrik eder, başarılının devamını dilerim” ifadesini kullandı.

Horlama Basit Bir Sağlık Sorunu Değildir

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, erişkinlerin en az yarısında, çocukların ise önemli bir kısmında görülen horlamanın önemli bir uyku bozukluğu durumu olduğunu söylüyor. Horlama, erişkinlerde en sık burun tıkanıklığı, kemik eğrilikleri, burun eti büyümeleri, allerji ve kronik sinüzit nedeniyle görüldüğünü belirtti. Daha çok uyku kalitesindeki bozulma ve çevredeki insanları rahatsız etmesiyle gündeme gelse de horlama, önemli sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Erişkinlerde horlamanın en sık nedeninin burun tıkanıklığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kadir Çağdaş Kazıkdaş, aynı zamanda kemik eğrilikleri, burun eti büyümeleri, allerji ve kronik sinüzitin de horlamayı etkileyen nedenler arasında olduğunu belirtti. Bu sorunlara eşlik eden yumuşak damak, küçük dilin normalden fazla büyümesi ve sarkması gibi sağlık sorunlarının mevcut tabloyu ağırlaştırabildiğini söyleyen Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, burundan ses tellerine kadar üst hava yolunu daraltan alerjik nezle, normalden büyük bademcikler, alt ve üst çenedeki yapısal anomaliler, dilin aşırı büyük olması gibi problemlerin de horlamaya sebep olabileceğini belirtti. Çocuklarda Horlama Geniz Etine İşaret Kişisel faktörlerin de horlamaya katkıda bulunabileceğini söyleyen Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, şişmanlığın, aşırı alkol ve sigara kullanımının, midede reflü hastalığının, yaşlanma, depresyon ve bunun gibi hastalıklardan dolayı kullanılan ilaçların, uyku hijyeni eksikliğinin ve vardiyalı çalışma şartlarının horlamaya neden olabildiğini belirttiği açıklamalarına şöyle devam etti: “Çocuklarda ise horlama sıklıkla bademcik ya da geniz etine işarettir. Çocuklarda horlama hava yolundaki daralmanın göstergesidir. Eğer daralma çok ciddi ise hava yolu tamamen kapanabilir. Bu da apne olarak adlandırılan uykuda solunum duraklaması ile sonuçlanır.” Horlama Hangi Durumlarda Önemlidir? Horlamanın erişkinlerin en az yarısında, çocukların ise önemli bir kısmında görülen bir uyku bozukluğu durumu olduğunu söyleyen Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, her horlamanın sürekli ya da düzenli olmadığını ve dolayısıyla sorun oluşturmadığını belirtti. Kişinin her gece gürültülü bir şekilde horlaması durumunun tıbbi açıdan ele alınması gerektiğini Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, “Ayrıca kişi uykuda apne olarak adlandırdığımız solunum duraklamaları yaşıyorsa, uykusunu almadan uyanıyorsa ya da gündüzleri de uyuklama ve konsantrasyon bozukluğundan yakınıyorsa bir an önce uzman bir hekime başvurmalıdır” ifadesini kullandı. Horlamanın çevredeki insanların yaşam kalitesini de azalttığına vurgu yapan, Prof. Dr. Kazıkdaş, “Horlama sesi sizden çok, yatağınızı ya da odanızı, hatta aynı çatıyı paylaştığınız kişileri rahatsız eder. Yakınlarda yapılmış bir araştırmaya göre horlayan kişi, eşinin uyku süresinde ortalama bir saat azalmaya yol açmakta ve eşini uykusuz bırakmaktadır. Bunun yanı sıra horlama uykuda solunum duraklamaları hastalığının da bir belirtisi olabilir” açıklamasında bulundu. Horlama Tehlikeli midir? Horlamanın sabahları yorgun kalkma, gündüzleri uyuklama ve işte konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlara neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kazıkdaş, bütün bunların iş güvenliğini tehdit ettiğini ve dikkat bozukluklarına neden olduğunu belirtti. Bunun yanında apne olarak adlandırılan uykuda on saniyeden fazla süren solunum duraklamalarının kalp ve beyin açısından daha ciddi sağlık sorunlarının sebebi olduğunu da söyleyen Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, aslında uykunun, salınan hormonlarla vücudun kendini tamir edip yenilediği ve yeni güne hazırlık yaptığı bir süreç olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş sözlerine şöyle devam etti: “Gündüzleri uyanık iken üst solunum yolunu çevreleyen bütün kaslar çalışır ve hava yolunu açık tutarlar. Ancak uykuda, diğer bütün sistemlerde olduğu gibi bu kaslar da gevşer. Hava yolunda, kısmi ya da tam tıkanıklığa sebep olur. Kısmi darlıklarda, hastalar, horlamadan şikayet ederler, soluk duraklamaları ise pek olağan değildir. Hava yolu tamamen bloke olup, soluk alışverişi durunca, kanda oksijen seviyesi azalır. Maalesef bu durum uzun süreli hale geldiğinde, kilo artışı, depresyon, tansiyon yüksekliği, kalp ve akciğer yetmezliği, kalp ritim ve beyin dolaşım bozuklukları ile erkeklerde iktidarsızlık gibi pek çok hastalığın davetçisidir.” Tedavi ve Tanı Yöntemleri Horlama şikayeti ile doktora başvuran hastalar için öncelikle detaylı hastalık hikayesi alınması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Kazıkdaş, mümkünse evde horlamaya şahit olan kişilerden bilgi alınmasının tanıda ilk basamak olduğunu belirtti. Özellikle hastaların eşlerinden alınan bilgilerin tedavi için çok yararlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kazıkdaş, ardından gerçekleştirilen ayrıntılı endoskopik ve kulak burun boğaz muayenesi ile önceden bahsedilen ve solunum yolunda darlık oluşturan sorunların tespit edilebildiğini belirtti. Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş açıklamalarına şöyle devam etti; “Hastanemizde horlama ve eşlik edebilen apne konusunda, şu an güncel literatürde kabul görmüş, en sağlıklı ve başarılı tanı koyma yöntemi olan uyku endoskopisi uygulanıyor. Bu işlem sırasında hastalarımızda oluşturduğumuz yapay uyku, kısa süreli olarak gece uykusunu taklit etmekte ve bize hastanın gece boyunca horlama ile ilgili nasıl bir sorunla karşılaştığını gözlemleme imkanı sağlamaktadır. Alternatif olarak akıllı telefonlara yüklenebilen uyku takip programları ile de ev ortamında uyku kalitenizi ölçebiliyoruz. Bu tür programlar özellikle son yıllarda hastalıkları anlamamızda bize oldukça yardımcı olmaktadır. Gururla söyleyebilirim ki Amerikan tıp dergilerinde bu konuda Yakın Doğu Üniversitesi adına gerçekleştirilmiş bilimsel çalışmalarımız yayınlanmıştır.” Horlama Cerrahisinde Kullanılan Yöntemler Burundan ses tellerine kadar üst hava yolunu daraltan bütün problemlerin horlamaya sebep olduğunu söyleyen Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, sorunu yaratan bölge veya bölgelerin tespit edildiğinde hava yolunu açmaya yardımcı olacak her türlü cerrahi işlemin gerçekleştirilebileceğini belirtti. Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş tanı süreci ile ilgili sözlerine şöyle devam etti: “En önemlisi doğru tanıyı koymak ve gereken cerrahi girişimi uygulamaktır. Çünkü sadece damak ve küçük dil cerrahisi için bile bilimsel olarak tanımlanmış 100’den fazla cerrahi yöntem mevcuttur. Bu da bize horlama cerrahisi konusunda tek bir doğru olmadığını, her bireye özel doğru cerrahi yöntem seçiminin de başarıda büyük önem taşıdığını göstermektedir.” İyileşme Süresi Başarılı bir burun cerrahisi sonrası iyileşme süresinin ortalama 2 veya 3 hafta, yumuşak dokuya yönelik damak, dil ve küçük dil cerrahilerinde ise 2 veya 3 ay olabileceğini belirten Prof. Dr. K. Çağdaş Kazıkdaş, “Kliniğimizde kombine cerrahi olarak adlandırılan çoklu bölgeye müdahaleler gerçekleştirildiğinden horlama konusundaki operasyon başarısı yaklaşık olarak 2’inci haftadan itibaren hastalarımız tarafından gözlenmektedir” ifadelerini kullandı.

Günsel Aile Kurulu’nun Kararıyla, Yakın Doğu Oluşumu’nun KKTC’nin 6 İlçesinde İnşa Edip, Devlete Devredeceği 6 İlkokuldan İlki, Gönyeli Yenikent’te İnşa Edilecek. 14 Dönüm Arazi Üzerinde Yapılacak Tam Teşekküllü İlkokul, 500 Kişilik Kapasiteye Sahip Olacak

Günsel Ailesi’nin KKTC’nin 6 ilçesinin her birinde inşa ederek, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğüne teslim etme kararı aldığı 6 ilkokuldan ilkinin adresi netleşti. Gönyeli Yenikent’te 14 dönüm arazi üzerinde inşa edilecek tam teşekküllü ilkokul 500 kişilik kapasiteye sahip olacak. Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, okulun inşa edileceği araziyi düzenlenen törenle Oluşum Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel’e teslim etti. Günsel Ailesi’nin Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele ve Lefke’de inşa ederek Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı İlköğretim Dairesi Müdürlüğüne teslim etme kararı aldığı okullar için 19 Ocak 2021’de Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile Yakın Doğu Oluşumu arasında protokol imzalanmıştı. Arazi teslimi ile birlikte Yakın Doğu Oluşumu’nun Lefkoşa’da inşa edeceği okulun adresi de Gönyeli Yenikent olarak netleşmiş oldu. Diğer ilçelerde yapılacak okulların yerlerinin de önümüzdeki dönemde açıklanması bekleniyor. Törende Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu ve Oluşum Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel açıklamalarda bulundu. Olgun Amcaoğlu: “Attığınız Bu İşaret Fişeği Bundan Sonraki Aydınlanmanın Önderliğini Yapacak” Konuşmasına, “Günsel Ailesi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çocuklarına armağan edeceği 6 ilkokul projesi için ilk somut adımı bugün atıyoruz” sözleriyle başlayan Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, Gönyeli Yenikent Belediyesi’nde 14 dönümlük arazi üzerine inşa edilecek okulun 500 kişilik olacağını söyledi. Bakan Amcaoğlu, Oluşum Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel’e hitaben, “Attığınız bu adım bizim için geleceği aydınlatacak bir işaret fişeği niteliğindedir. Ülkesine gönül vermiş iş insanlarımıza, ülkemizin geleceğini güçlendirmek için, devletinin yanında olma konusunda öncülük ettiğiniz için çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Ülkenin Eğitimine Yapılan Yatırım, Geleceğine Yapılan Yatırımdır” Oluşum Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel ise “Ülkenin eğitimine yapılan yatırım, geleceğine yapılan yatırımdır” sözleriyle başladığı açıklamasını “Günsel Aile Kurulu’dan Mütevelli Heyeti Başkanı olarak aldığım yetkiyle, açıkladığımız 6 ilçeye 6 ilkokul projesini, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığımız çok hızlı ve kararlı bir şekilde destekledi” ifadesi ile sürdürdü. Prof. Dr. Günsel, “Eğitimimize, köklerimize güç katacak 6 ilkokulu, ülkemiz ve çocuklarımız için bir an önce tamamlayacağız” dedi.

Evde Uygulanabilecek Pratik Cilt ve Saç Bakım Önerileri…

Cilt ve saç bakımınızı, COVID-19 sürecinde evde yapabilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey mutfağınızda bulunan doğal ürünleri nasıl kullanacağınızı bilmek! COVID-19’la birlikte kalabalık ortamlardan kaçınma, sosyal mesafe ve evde zaman geçirme hayatımızın normali haline geldi. Bu değişim günlük rutinleri de büyük oranda değiştirdi. Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, pandemi sürecinde kişisel bakımın da olabildiğince evde yapılmasının sağlık açısından en iyisi olduğunu dile getirerek, saç ve cilt bakımı için evde uygulanabilecek pratik önerilerde bulundu. Cilt Bakımında Kullanılabilecek Doğal Ürünler COVID-19 salgınının, hayatımızda yarattığı kısıtlayıcı etkisiyle önemli bir stres kaynağı haline geldiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Aksoy, bu stresin birçok sağlık probleminin yanı sıra, cilt ve saç yapısının bozulmasına da neden olabileceğini söylüyor. Sağlıklı bir cilt ve saç için, su içmenin, doğru ve dengeli beslenmenin ve uyku düzeninin çok önemli olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Aksoy, cildin temiz ve nemli tutulmasının da çok önemli olduğunu vurguluyor. Cilt bakımında, cilt tipini ve buna uygun ürünleri bilmenin önemine değinen Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, “Cilt bakımının ilk adımı cildin uygun ürünlerle temizlenmesidir. Temizlikte tonik olarak kullanabileceğiniz en iyi doğal malzemelerden biri ise gül suyudur. Gül suyu, gözeneklerin arınmasını ve siyah nokta oluşumunu önler” diyor. Temizlik işleminin ardından cildin nemlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Aksoy, nemlendirme işlemi için cilt bakımı yağları ya da evde bulunan bazı doğal malzemeleri öneriyor: “Aloe vera yapraklarının içinde yer alan jelle ya da salatalık suyuyla cildinizi nemlendirebilir, badem yağı, buğday yağı, çörek otu yağı gibi farklı yağları da bu amaçla kullanabilirsiniz. Doğal ürünlerden Türk kahvesi, badem, toz şeker, çilek ve domates ile cildinize haftada bir kez peeling uygulayabilirsiniz.” Hangi Cilt İçin Hangi Maske? Sağlıklı bir cilt maskesi için cilt tiplerine göre kullanılabilecek ürünleri sıralayan Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Saç Bakımı ve Güzellik Hizmetleri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yeşim Üstün Aksoy, kuru ciltler için avokado, limon, yumurta akı, çilek ve bal ile cilt maskesi hazırlanmasını öneriyor. Nemsiz ve cansız ciltlere ise bal, yoğurt, zeytinyağı, salatalık, aloe vera, muz içeren maskeler iyi geliyor. Yağlı ciltlerde kullanılacak cilt maskelerinin ise elma sirkesi ve maden suyu içermesi gerekiyor. Yeşil çayın bütün cilt tiplerinde kırışıklık önleyici olarak kullanılabileceğini söyleyen Doç. Dr. Aksoy, cilt renginin açılması, sivilce ve leke tedavisi ve hücre yenilenmesi için de limon, bal ve toz şeker gibi doğal malzemelerin kullanımını öneriyor. Saçlarınız Doğal Güzelliğini Korusun… Doç. Dr. Aksoy, saç bakımında kullanılabilecek doğal ürünleri de yine saç tiplerine göre sınıflandırıyor. Yağlı saçlar için yağsız yoğurt ve yumurta; ince telli saçlar için hint yağı ve ısırgan otu; kalın telli saçlar için menekşe yağı, zeytinyağı ve bal; kepekli saçlar için avokado, bal ve zeytinyağı; dökülen saçlar için zeytinyağı, bal, tarçın, yumurta ve badem yağı; kuru saçlar için bal ve süt; yıpranmış saçlar için muz ve badem yağı; kırık saçlar için menekşe yağı, jojoba yağı, tatlı badem yağı ve sirke gibi doğal malzemelerle hazırlanan karışımların kullanılmasını öneriyor.

Yakın Doğu Üniversitesi, Uluslararası Veterinerlik Kogresinde En Başarılı Video Poster Ödülü Aldı

Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyelerinin, Zürih’te çevrimiçi düzenlenen 54. Reprodüktif Hastalıkların Fizyoloji ve Patolojisi Kongresi ile birlikte eş zamanlı yapılan 46. Veteriner Hekimliği Kongresinde yaptığı bilimsel sunumlar büyük ilgi gördü. Evcil hayvanlarda üreme konusundaki son gelişmelerin tartışıldığı kongrede, altı bilimsel bildiri ve posterle yer alan Yakın Doğu Üniversitesi’ni Prof. Dr. Selim Aslan, Prof. Dr. Kamil Seyrek İntaş, Doç. Dr. İsfendiyar Darbaz, Doç. Dr. Osman Ergene ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Sayıner temsil etti. Kongre’de, Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Aslan’ın İsviçre, Polonya ve Portekiz’den bilim insanları ile ortak hazırladığı “Normal ve Antigestagenlerle indike edilen doğumlarda köpek plasentasında immün yanıt” isimli poster, “En Başarılı Video Poster” olarak birincilik ödülü aldı. Sunumu yapılan bildiride, köpek gebeliğinde dengeli plasental bağışıklığın önemi anlatıldı. Kongre’de ayrıca köpek, inek ve kısrakların üreme ve gebelik süreçlerindeki hastalıklarla ilgili sunumlar da yapıldı. Hayvan Hastalıkları ve Üremeyle İlgili Bilgiler Paylaşıldı… Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İsfendiyar Darbaz, kongrede, evcil hayvanlarda biyoteknoloji, doğum süreci, stres ve üreme, kısırlık kontrolü, genetik, yenidoğan yavru bakımı, meme sağlığı ve sorunları, evcil ve egzotik hayvanlarda üreme ve hastalıkları ile üremeye ilişkin davranışsal problemler gibi daha pek çok güncel konu hakkında güncel bilgilerin paylaşıldığını belirtti. Doç. Dr. Darbaz, “Düzenlenen uluslararası kongre, veteriner hekimliği alanında üretilen bilimsel bilginin paylaşılmasına önemli bir katkıda bulundu” ifadesini kullandı. İsviçre, Polonya ve Portekiz’den bilim insanları ile ortak hazırladığı video posterle kongrede “En Başarılı Video Poster” dalında birincilik ödülü alan Prof. Dr. Selim Aslan da, bütün dünyadaki veteriner hekimleri ve alanda çalışan araştırmacıların bir araya gelerek bilgi paylaşımı yaptığı kongrede, Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi olarak, KKTC’yi en iyi şekilde temsil ettikleri için mutlu olduklarını söyledi. Kongrede sunulan bildirilere https://onlinelibrary.wiley.com/toc/14390531/2021/56/S adresinden erişilebiliyor.

Doç. Dr. Zihni Turkan,Uluslararası Konferansın Bilimsel Teknik Komitesi’ne Seçildi

Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zihni Turkan, Mart ayında Singapur’da düzenlenecek “6. Uluslararası Bina Malzemeleri ve Yapı Konferansı” (ICBMC 2021) Bilimsel Teknik Komitesi’ne seçildi. 11-14 Mart tarihlerinde, Singapur Ulusal Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek olan 6. Uluslararası Bina Malzemeleri ve Yapı Konferansı’nın (ICBMC 2020), 22 ülkeden 36 akademisyenden oluşan Bilimsel Teknik Komitesi’nde Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zihni Turkan da yer alacak. Mühendislik ve Mimari Alanda Bilimsel Bildiriler Sunulacak… Konferans, yapı sektöründe kullanılan malzemeler konusunda, dünyanın farklı ülkelerindeki araştırmacılar, mühendisler, öğrenciler ve uygulamacılar arasında bilimsel bilgi alış-verişi sağlamayı amaçlıyor. Konferansta, mimarlık ve kentsel planlama, inşaat ve strüktür mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, ölçme yöntemleri ve uygulamaları, malzeme üretimi ve işletme konularını içeren bilimsel bildiriler sunulacak. Sunulan bildiriler, aralarında Scopus’un da yer aldığı çeşitli uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanacak. Konferans ile ilgili bilgilere www.icbmc.org adresinden erişilebiliyor.
tercih robotu