Ders Kayıtlarıyla İlgili Bilgilendirme

YENİ KAYITLI ÖĞRENCİLER İÇİN * YENİ KAYITLI öğrencilerimiz http://register.neu.edu.tr/ portalına giriş yaptıkları aynı kullanıcı adı ve şifre ile UZEBİM’e (https://uzem.neu.edu.tr/) giriş yapabilir ve ders seçimine başlayabilir. Ders seçimi için aşağıdaki kısa KILAVUZ kullanılabilir. Henüz kayıt işleminiz tamamlanmadı ise ve şifreniz yok ise bağlı olduğunuz ÖĞRENCİ İŞLERİ ile iletişime geçmeniz gerekir. Size verilen şifre ile direkt UZEBİM’e giriş yapılabilir. Hangi derslerin seçilmesi gerektiği ile ilgili ise bağlı olduğunuz FAKÜLTENİZDEKİ DERS DANIŞMANINIZLA iletişime geçmeniz önerilir. Var olan şifreniz yanlızca register.neu.edu.tr portalından değiştirilebilir. Değiştiğinizde otomatik UZEBİM’e giriş şifrenizde değişir. ESKİ KAYITLI ÖĞRENCİLER İÇİN 2. 3. VE 4. SINIF öğrencilerimiz ise UZEBİM’de var olan şifreleri ile giriş yapabilir ve ders danışmanlarından destek alarak yeni derslerini seçebilir. * Bu öğrencilerimizin şifrelerinde sıkıntı var ise [email protected] adresine mail göndermeleri gerekir. Tüm öğrencilerimize yeni dönemde sağlık ve başarılar dileriz. UZEBİM EĞİTİM BİRİMİ Ders Seçim Kılavuzu

5 Ekim’de Başlayacak Üniversite Eğitiminde Aynı Anda Yüz Yüze ve Uzaktan Eğitim Uygulanacak

Yakın Doğu Üniversitesi Kıbrıs’a Gelebilen Öğrencilerine Yüz Yüze, Gelemeyen Öğrencilerine ise Uzaktan Eğitim Verecek. Yakın Doğu Üniversitesi COVID-19 pandemisi nedeniyle 2020-2021 Akademik Güz döneminde Kıbrıs’a gelebilen öğrencilerine yüz yüze, gelemeyen öğrencilerine ise uzaktan eğitim verileceğini duyurdu. 5 Ekim 2020 Pazartesi günü başlayacak olan Güz dönemi dersleri, aynı anda yüz yüze ve uzaktan eğitim modeli ile gerçekleştirilecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halka İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, hem yüz yüze eğitim hem de uzaktan eğitim imkânlarını bir arada kullanarak eğitim öğretime devam edecek  olan Yakın Doğu Üniversitesi, hangi derslerin uzaktan hangi derslerin yüz yüze verileceğini fakülte ve program bazında düzenledi. Yüz yüze uygulanacak eğitimlerde dersler seyretilmiş sınıflarda gerçekleştirilecek. Uzaktan eğitimler ise, UZEBİM platformu üzerinden açılacak ve derslere ait tüm materyaller bu platform üzerinden öğrencilerle paylaşılacak. Uygulamalı eğitimlerin zorunlu olduğu programlarda ise Güz veya Bahar dönemleri sonunda belirlenen takvim ve alınacak tedbirler içerisinde yapılacak. Sınıflar Sağlık Önlemleri Çerevesinde Yüz Yüze Eğitim İçin Hazırlandı… Yüz yüze eğitimin güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için Üniversite tarafından belirlenen sağlık önlemleri çerçevesinde sınıflar sosyal mesafe ve hijyen kriterleri gözetilerek seyreltildi. Yüz yüze yapılacak staj/atölye/laboratuvar uygulamalarında da gerekli tüm sağlık önlemleri alındı. Öğrencilerin kampüste temas ettiği alanların gerekli hijyen kuralları doğrultusunda dezenfekte edildi. Binaların  girişleri ve içerisinde uygun yerlere el antiseptiği yerleştirildi. Okulda bulunan kişilerin tümü kuralına uygun maske takacak.  Derslikler her gün havalandırılarak, temizlik ve dezenfektasyon işlemi yapılacak. Kampüs içerisindeki her alanda maske, ateş ölçer, dezenfektan ve sosyal mesafe maddeleri kesintisiz uygulanacak. Online Eğitimi Tercih Eden Öğrencilerin Form Doldurması Gerekli… Pandemi nedeni ile Kıbrıs’a gelmeyi tercih etmeyecek öğrenciler için tüm derslerin çevrim içi olarak yürütüleceği belirtilen açıklamada, çevrim içi olarak derslere katılacak öğrencilerin https://forms.gle/39UNSTZ4raVBJBn36 adresindeki formu doldurmaları gerektiği hatırlatıldı. Salgının Seyrine Göre Düzenlemeler Yapılacak… Hem yüz yüze eğitim hem de uzaktan eğitim imkanlarını bir arada kullanarak 2020-2021 Akademik Yılında eğitim-öğretime devam edecek olan Yakın Doğu Üniversitesi, içinde bulunduğumuz olağanüstü durumu en iyi şekilde değerlendirerek öğrencilerinin eğitim kayıplarının mümkün olduğunca azaltılması için salgının seyrine göre ve KKTC Bakanlar Kurulu’nun ileriki tarihlerde alacağı kararlar doğrultusunda yeni düzenlemeleri hayata geçirecek.

Kalp Sağlığı Günü

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu Kalp Günü Dolayısıyla Kalp Sağlığını Koruma İle İlgili Bilgi Verdi. Kalp Sağlığını Korumak İçin Gereken Önlemlerin Alınması Gerektiğini ve Risk Faktörlerini Göz Önünde Bulundurarak Mutlaka Sağlıklı Yaşama Dikkat Edilmesi Gerektiğini Belirtti. Birden Fazla Faktöre Bağlı Olarak Gelişebilmekte Dünya sağlık örgütünün kan basıncı, obezite, kolesterol ve sigara içiminin kontrolü ile kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının yarıya indirilebileceğine dayalı sonuç bildirdiğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu anlamda koruyucu hekimliğin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı ölümlerin azaltılmasında çok önemli role sahip olduğunu belirtti. Aile hekimliğindeki amacın kalp damar tıkanıklığı için yüksek risk taşıyan bireylerin saptanması ve bu kişilerdeki ilk veya tekrarlayan kalp damar tıkanıklığının önlenmesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, kalp ve damar hastalığının birden fazla faktöre bağlı hastalıklar olduğunu belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Bugün için kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığı bilinen ve her toplumda etkin olduğu kabul edilen risk faktörleri vardır. Sigara içmemenin, sağlıklı beslenmenin, şişmanlamamanın, en az günde yarım saat ve haftada beş gün yapılacak şekilde düzenli egzersiz yapmanın, normal şeker metabolizmasının ve aşırı stresten uzak durmanın kalp ve damar sağlığını korumak açısından önemi bilinmektedir.” Risk Faktörleri Kalp ve damar hastalıkları ile ilgili risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, genetik ve değiştirilemez olan etnik etkenlerin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol, oturgan yaşam, şişmanlık, kan yağlarının yüksekliği, kan basıncı yüksekliği ve kan şekerinin düzeltilebilir risk faktörleri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle düzeltilebilir risk faktörleri kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi stratejilerinin temelini oluşturur. Başta gelen üç risk faktörü olan obezite hipertansiyon ve sigara içimi kalp ve damar hastalıkları ile savaşta ana hedef olmalıdır.” Öneri Sağlıklı kalp için önerilerde bulunan Prof. Dr. Hamza Duygu, kişilerin öncelikle sigara dumanında uzak durması gerektiğini belirtti. Sigaranın kalp damarlarını büzerek, içlerini örten ince yararlı örtüyü tahrip ettiğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, ayni zamanda kanın pıhtılaşmasını da kolaylaştırdığını belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Böylece damar sertliğini başlatarak kalp krizine, felç ve bacak damarlarında tıkanmalara neden olur. Aktif içicilik kadar pasif içicilik de kalp damar sağlığı açısından son derece zararlıdır.” Tansiyona Dikkat Tansiyona dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sessiz katil olarak adlandırılan hipertansiyonla mücadelenin, yaşam tarzı değişikliklerinin ve düzenli tansiyon ilacı kullanımının kalp krizi, aort damar yırtılması, beyin kanaması ve aort damarında genişlemenin önlenmesi için hayati önem arz ettiğini belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Kan şekeri normal sınırda tutulması gerekir. Şeker hastalığı günümüzde kalp damar hastalığı eşdeğeri olarak kabul edilmektedir. Diyabetiniz varsa diyet, kilo kontrolüyle birlikte uygun tedavinin başlanması konusunda titiz davranmak önemli. Yüksek kolesterolle mücadele edip diyet ve egzersize ilaveten doktorunuz gerekli gördüğünde ilaç kullanmaktan çekinmeyin.” Akdeniz Mutfağı Benimsenmeli Kişilerin beslenme tarzı olarak Akdeniz mutfağını benimsemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sebze, meyve, baklagil, kepekli tahıl ve kuruyemişten zengin, zeytinyağının temel yağ olarak kullanıldığı, balığın kırmızı ete tercih edildiği, etin yasaklanmadığı, hazır ve paketlenmiş besinlerin olmadığı yeme alışkanlıkları kalp sağlığı açısından önemli olduğunu belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam eti: “Kalp damar hastalıklarına katkıda bulunan risk faktörlerinin birçoğunu etkileyerek sağlığımızı koruyan egzersizin mutlaka spor salonunda yapılması şart değil. Her gün 30 – 45 dakikalık yürüyüşler bile damar sağlığına katkıda bulunur. Asansörden ve yürüyen merdivenden uzak duralım.” Günde En Az İki Defa Diş Fırçalanmalı Diş etlerindeki iltihabın damar duvarlarında düşük yoğunluklu iltihaba neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu durumun damar sertliği yaratan plağın üstünde pıhtı oluşarak damarın tıkanmasına yol açabileceğini belirtirken, kalp krizini önlemek için günden en az iki kere diş fırçalanması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Az uyuyanlar veya uykusu düzensiz olanlar daha kolay kalp krizi geçiriyorlar. Hele uyku apnesi varsa yüksek tansiyondan, şeker hastalığına kadar çeşitli risk faktörlerini tetikliyor. Dinlendirici bir uykunun önündeki engelleri kaldırıp her akşam aynı saatte yatıp 7 – 8 saat uyku son derece faydalıdır. Fazla kilo ve şişmanlık kalp damar hastalıklarına yol açan bir çok etkenin arkasındaki ana nedendir. Dengeli beslenip, egzersiz yaparak vücut kütle endeksini 25’in altında tutmaya dikkat edelim.” Prof Dr. Hamza Duygu: “Aşırı tuz yüksek tansiyonu tetikleyen ana nedenlerden biridir.” Kötümserlik, şüphecilik, husumetle dolu olmanın kalbi yorduğunu, damarları yaşlandırdığını, hayatı kısalttığını gösteren birçok bilimsel çalışmanın olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bardağın yarısının boş değil, dolu tarafını görmenin faydalı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Aşırı tuz yüksek tansiyonu tetikleyen ana nedenlerden biridir. Fazla tuz tüketiminin en önemli kaynağı hazır besinler ve lokantalardaki yemekler, özellikle de hızlı tüketilen yemeklerdir. Sofrada tuzluğu masadan uzak tutmaya özen gösterelim. İçkinin fazlası sindirim sistemi yanında kalbe de zarar verir. Ciddi çarpıntılara, kalp kasılmasının zayıflamasına neden olabilir. Bir iki kadehten fazla içki içmemeye dikkat edelim.” Stresten Uzak Durun Stresin vücudumuzun her tarafını etkilediği gibi kalp damar sağlığı açısından da sakıncalı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, mümkün olduğu kadar stres yaratan durumlardan uzak kalıp, stresle baş etme yönteminin öğrenilmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “iyi bir arkadaş çevresi olan, sık sık keyifli dost sohbetlerine katılanlarda kalp hastalığı ve kanser daha az görülüyor. Grip salgınlarında kalp krizi ve kalpten ölümlerde de ciddi artışlar oluyor. Riskli gruplara aşılama şart, temizlik kurallarına özellikle sık sık el yıkamaya, sosyal mesafeye ve maske kullanımına uyalım.” Reçetesiz İlaç Tüketilmemeli Televizyonun karşısında saatlerce hareketsiz oturunca ya da bilgisayar önünde geçirilen saatler arttıkça kalp damar hastalıklarının da arttığını söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, reçetesiz alınan ilaçların da kalbe zarar verdiğini belirtti. Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerine şöyle devam etti: “Keza ilaçtan bile sayılmayan destek haplarının bazılarının kalbi yorduğu anlaşılıyor, kanın pıhtılaşmasını bozabiliyor. Reçetesiz satılanlardan da olsa rastgele ilaç almayın.”

Yakın Doğu Üniversitesi’nin Sprey Projesine Avrupa’dan Ödül

Yakın Doğu Üniversitesi’nin yeni tip korona virüsü (COVID-19) ile mücadelede, virüsün yayılmasının önlenmesinde umut olabilecek koruyucu “Burun Spreyi” projesi çerçevesinde üzerinde çalışılan ürün Prag’da düzenlenen Avrupa Biyoteknoloji Kongresi 2020’de  “COVID ile Mücadelede En İyi Ürün” ödülü aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Avrupa Biyoteknoloji Kongresi 2020 ödül töreninde, Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve İtalyan MAGI Group ortaklığında başlatılan COVID-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2’nin insana ait hücrelere bulaşmasını etkisiz hale getirecek ve son aşamasına gelinen koruyucu “Burun Spreyi” projesi  “COVID ile Mücadelede En İyi Ürün” ödülüne layık görüldü. 2011 yılından bu yana her yıl düzenlenen ve pandemi nedeniyle bu yıl 300 katılımcısı ile hibrit olarak Vienna House Diplomat Hotel’de gerçekleşen Avrupa Biyoteknoloji Kongresi’nde, Yakın Doğu Üniversitesi’nin proje ortağı olduğu koruyucu Burun Spreyi projesinin layık görüldüğü “COVID ile Mücadelede En İyi Ürün”  ödülünü, proje ortaklarından İtalyan MAGI Grup Direktörü Dr. Matteo Bertelli aldı. Dr. Matteo Bertelli: “Partnerlerim Adına Gurur Duyuyorum…” İtalyan MAGI Grup temsilcisi Dr. Matteo Bertelli, ödül takdimi sırasında yaptığı konuşmada, tüm proje ortakları adına ödülü aldığını ve bundan büyük gurur duyduğunu belirtti. Dr. Bertelli: “Biyoteknolojinin çeşitli önemli disiplinlerine, dünya çapında sağlık ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yönelik uygulamalarına odaklanan böylesi bir kongrede, partnerimiz Yakın Doğu Üniversitesi ve diğer partnerlerimiz ile yürüttüğümüz COVID-19’a karşı koruyucu burun spreyi projesinin ödüle layık görülmesi bizleri son derece mutlu etmiştir. Tüm proje partnerlerimiz adına böylesi bir projeye imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Ülkemiz ve Üniversitemiz Adına Mutluluk Verici…” Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel de, proje ortağı oldukları korucuyu burun spreyinin “COVID ile Mücadelede En İyi Ürün” ödülüne layık görülmesinin ülke ve üniversite adına gurur verici olduğunu söyledi. Biyoteknoloji alanında mevcut araştırma stratejilerini iyileştirmenin yollarını tartışmak için önde gelen araştırmacıları, klinisyenleri, endüstri profesyonellerini ve diğer ilgili uzmanları bir araya getiren uluslararası bir kongrede ödül almalarının proje ortağı olarak sevindirici olduğunu ifade eden Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Genetik, kök hücre, bitki ve hayvan biyoteknolojisi, nanobiyoteknoloji, biyoinformatik, doku mühendisliği, aşı geliştirme, çevre biyoteknolojisi gibi konularda bilimsel çalışmaların sunulduğu kongrede Yakın Doğu Üniversitesi ve proje ortaklarımızla birlikte yer almaktan gurur duyuyoruz. COVID-19’a karşı başlattığımız koruyucu Burun Spreyi projesinin uluslararası alanda ödüllendirilmesi koronavirüs salgını nedeniyle ortaya çıkan problemlere çözümler üretmek misyonuyla yapılan çalışmalarımızın doğruluğunun ve başarısının önemli bir göstergesidir. Çözümün parçası ve hatta çözümün kendisi olmak isteyen tüm proje ortaklarımıza ve çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Yakın Doğu Üniversitesi olarak hem bilimsel hem de akademik olarak insanlığa fayda sağlayan projeler üretmeye devam edeceğiz” dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencisi KOVID-19 ve Eczacılık Öğrencilerinin Ruh Sağlığı Projesi ile Uluslararası Eczacılık Federasyonu Bursu Aldı…

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Klinik Eczacılık Anabilim Dalı doktora öğrencisi ve araştırma görevlilerinden Sarah Khamis, “COVID-19 sürecinde, simüle edilmiş sürekli mesleki gelişim derslerinin eczacılık öğrencilerinin ruh ve beden sağlığını korumada etkisi’ başlıklı araştırma projesi önerisiyle, Uluslararası Eczacılık Federasyonu (FIP) tarafından burs kazandı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden verilen bilgiye göre, Uluslararası Eczacılık Federasyonu’nun Akademik Eczacılık Birimi tarafından desteklenen “COVİD19 Pandemisi Sırasında Düşük Ve Orta Gelirli Ülkelerdeki Eğitim ve Mental Sağlık” konulu araştırma bursunu kazanan Sarah Khamis, proje kapsamında COVID-19 pandemisi veya benzer kriz durumlarında eczacılık öğrencilerinin, ruh ve beden sağlığının sürdürülmesindeki yetkinliklerinin yanı sıra yaşam boyu öğrenme becerilerinin geliştirilmesinde sürekli mesleki gelişim simülasyon dersinin etkililiği ve yararlılığını inceleneyecek. Proje Sürekli Mesleki Gelişim Simülasyon Dersi Olarak Yürütülecek… Sürekli Mesleki Gelişim Simülasyon Dersi, 2020-2021 akademik yılı boyunca Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 5. sınıf öğrencilerinden bir gruba interaktif bir oryantasyon dersi olarak verilecek. Ruh sağlığı konusunda uzman bir kişi ile sürekli mesleki gelişim becerileri geliştirilmesi konusunda eğitimli bir kişi tarafından yürütülecek dersin öğrenciler üzerindeki etkililiği, öğrencilerin stajları sırasında gözlemlenecek. Çalışmanın başlangıcında ve sonunda öğrencilere validasyonu yapılmış anket ve ölçekler uygulanacak. Sürekli mesleki gelişim simülasyon dersi, öğrencilere ruh ve beden sağlıklarını koruma konusundaki becerilerini geliştirme ve uygulama konusunda fırsat sağlayacak ve onları sürekli mesleki gelişime hazırlayacak.

Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane’den Sosyal Sorumluluk Örneği: “Her Atık Çöp Değildir…”

Yakın Doğu Üniversitesi öğrencilerine geri dönüşümü tanıtma, yaygınlaştırma, sürdürülebilirliğini sağlama ve çevre bilinci oluşturma hedefiyle başlatılan ve kampüsün değişik noktalarına yerleştirilen geri dönüşüm atık ve toplama bidonlarında biriken atıklar geri dönüşüm fabrikasına gönderilerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre,   Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane çalışanları tarafından “Her Atık Çöp Değildir” sloganıyla  bidonlarda toplanan plastik şişe ve kağıtlar geri dönüşümle ekonomiye kazandırılması için Alayköy’de bulunan geri dönüşüm tesisine gönderildi. Çevreye Duyarlı, Yaşayan Tüm Canlılara Saygılı Bireylerin Yetişmesi Benimseniyor… Farkındalık yaratmak ve kaynak oluşturmak için başlattıkları çalışmayla ilgili olarak bilgiler paylaşan Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane Müdürü Gülten Sala Lay, “Her Atık Çöp Değildir” sloganı ile doğayı korumak adına yapılan sosyal duyarlılık projesinde, çevreye duyarlı, yaşayan tüm canlılara saygılı bireylerin yetişmesine yönelik bir anlayış benimsediklerini ifade etti. Sağlıklı yaşamın ön koşulu olan doğal kaynakların yaşanabilir ve sürdürülebilir şekilde korunması için atıkların geri kazanılması ve çevreye zarar vermeden yok edilmesi gerektiğini belirten Sala Lay, yeni akademik dönemde de geri dönüşüm konusundaki çalışmalarına devam edeceklerini söyledi. Gülten Sala Lay, “Büyük Kütüphane Müdürlüğü çalışanlarına ve öğrencilerine katkılarından dolayı teşekkür ediyor, öğrencilerimizi sosyal duyarlılık kapsamında bu ve buna benzer etkinliklerde diğer insanlara örnek olmaya ve bu kampanyaya destek vermeye davet ediyoruz” dedi.

‘Komşumuzun İstediğinin Yarısını İstiyoruz.’

Duygu ve düşüncelerimi paylaşmak isterim. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ülkem için, ülkemin geleceği için, Dünyadaki hakkettiğimiz yeri almak için, bunları sağlayacak süreçte, sadece kırk iki yıldır yurdumuzda kökleşme çabalarımın verdiği bir hak değildir düşüncelerimi açıklama hak’kı. Her şeyden önce bir yurttaş olarak düşüncelerimi belirtme hak ve vazifesini yerine getirmekteyim. Tüm kurum, kuruluş ve bireylerde böylesi süreçte görüşlerini, taleplerini çekinmeden paylaşmalıdırlar. Malûmunuz, gerek uluslararası konjonktür, gerek devletimizin bu kompleks gelişim içerisindeki yeri ve gerekse Cumhurbaşkanlığı seçiminin, çok boyutlu bir anlam ifâde edişi, zaman’ın ‘doğru zaman’ olduğunu göstermektedir. Bizim isteklerimizi savunacak ‘kişi’yi Cumhurbaşkanlığı makamına taşımalıyız. Kavramsal ve hukukî boyutları daha sonra ele almak üzere, ilk ve en önemli olarak, düşünce ve hissiyatımın odaklaştığı bir temel konuya değinmeliyim. O da Türkiye’mizi, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını kavrayışımızdır. Bütün değişik fikirler, her tür tartışma, yarışma ve çekişmeler, hattâ deyim yerindeyse ‘siyasal kavga’larımız özünde bizim dahilî meselelerimizdir. Şüphesiz bunların son tahlilde Türkiye ile ilişkisi vardır. Bu ilişki, Türkiye’nin ‘garantör’lüğünü de aşan tarihsel bir birikimi gösterir. Ne var ki, siyasal tartışmalarımızı Türkiye’miz üzerinden yürütmememiz gerekir. Türkiye’nin ‘oyun kurucu’, strateji oluşturucu birikim ve yeteneği en büyük şansımızdır. Siyasal, yönetimsel ve seçime ilişkin yanlışlar, Türkiye sözkonusu olduğunda, ne yazık ki sadece yanlışlık olarak kalmamaktadır. Anayasal ve siyasal gelecek, iyi komşuluk ilişkilerine dayanmalıdır. Burası muhakkaktır; bizler, “Komşu’muzun istediğinin yarısı istiyoruz.” Hukuk’un temelindeki olgular, Cumhuriyet kavramı, uluslararası zemin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temel hüviyeti, devletimizin halkımız için varoluşunun esasları konularındaki dinamiklerin nasıl örtüştüğü ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni bu tarihsel senteze dayandığına ilişkin düşüncelerime geçmek isterim. Günümüz ve geleceğimiz hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihsel anlamı, doğrudan tanımında belirtmektedir; ülkemiz ve devletimiz bir ‘Türk Cumhuriyeti’dir. Tarih’in dinamikleriyle vücut bulan bir varoluş ve hayat tarzıdır yaşanan. Diğer bir değişle, kimlik, aidiyet, vatanseverlik, kültürel ve maddî bir soydaşlık kavrayışıdır bu. Cumhuriyet, malûm, herşeyden önce, bir devlet şeklidir; devlet’in varlık, fonksiyon ve işleyişinin düzenlenmesine ilişkindir. Ancak, toplumun kendi mâcerâsı içerisindeki teşkilâtlanması boyunca Cumhuriyet, yönetimin hukukî biçimlenmesi olduğu kadar, tarihsel birikimin ve bağlılığının ortaya koyduğu fiilî bir adanmışlık da içerir. Özetle, hukukî nitelik ile toplumsal bilincin kökeninde yer alan sorumluluk, tarihsel dayanaklarıyla bir anlam ifâde eder. Hürriyet kapıları ancak bu şekilde açılır. Kesitsel ve gündeme yönelik bir mesuliyet, egemenlik ile değil, iktidar’la yetinen bir kavrayış olarak kalır. Devlet olarak, onun her alan ve mertebedeki görevlileri, halkının mutluğunuesas alır. Söz konusu ilkesel düzeydeki düşüncelerimizin, canlı hayatta, uluslararası ilişkiler karmaşasına ışık tuttuğu ve neticede bunlarla örtüştüğü âşikârdır demek isterim. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ilişkin bütün temel konuların, ülkemizi çevreleyen Doğu Akdeniz’deki Uluslararası Hukuk’u ilgilendiren bütün temel konularla içiçe olduğu, haklarımızın ve menfaatlerimizin millî menfaatlerden ayrılmaz olduğu şüphesizdir. Ve Devletimizin, toplumsal varlığımızın ortasında bir odak oluşturduğu hususu da kendini tartışmasız ortaya koymaktadır. Akdeniz’de, Doğu Akdeniz’de, ve yine Akdeniz demek olan Ege Denizi’nde mantık dışı uygulamaların ve oldu-bittilerin hukuk kisvesine büründürülmesinin önlenmesi ve bütün faktörlerin hakkaniyet temelindeki bir esasa bağlanması gerekir. Bu, sözkonusu odak oluş,büyük resmi teşkil eder. Enerji, ‘gaz’ve petrol, karasuları ve kıt’a sahanlığı sorunları sözünü ettiğim temel üzerinde çözümlenmelidir ve çözümlenecektir. Demokrasi, İnsan Hakları teori ve tanımlarının özünde yatan düşüncenin somutlanması ve siyasal boyuttaki yerini alması anlamını taşır. Hürriyet kavramının ana fikri doğrultusunda, temel haklar ve özgürlüklerle başlayan ve demokratik işleyişle beliren demokratik unsurlar ve şüphesiz en önemli bir oluşum ve gösterge olarak seçimler çoğulcu hayattaki yerini alır. Ancak, daha önce de kaydettiğim üzere, siyasal ve toplumsal tercihlere, bir Cumhuriyette, bir Devlet’te, tarihsel olarak döşenmiş yollarda yürüyerek varılmalıdır. Dr. Suat İrfan GÜNSEL

Yakın Doğu Üniversitesi SARS-CoV-2 Seropozitifliği ile İlgili Risk Faktörlerinin Belirlenmesi ve Plazma Bağışına Dikkat Çekecek Bir Araştırma Projesi Başlatıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve DESAM Enstitüsü işbirliğinde yürütülecek araştırmada, SARS-CoV-2 seropozitifliğinin ve ilgili risk faktörlerinin belirlenmesinin yanı sıra plazma bağışının önemi de vurgulanacak. “COVID-19 Antikor Testi İçin Başvuran Kişilerde SARS-CoV-2 Seropozitifliğinin ve İlgili Risk Faktörlerinin Belirlenmesi” başlıklı araştırma projesi ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne COVID-19 antikor testi için başvuran kişilerin kan örneklerinde SARS-CoV-2 antikorları ELISA testi kullanılarak araştırılacak ve toplumdaki SARS-CoV-2 seropozitifliği saptanacak. Çalışmaya katılmayı kabul eden kişilerden kan örneği alındıktan sonra bir anket formu doldurmaları istenecek. Katılımcıların anket formunda verdikleri yanıtlar ELISA test sonuçları ile birlikte değerlendirilecek ve SARS-CoV-2 seropozitifliği ile ilişkili olabilecek risk faktörleri belirlenecek. Gönüllü Kişiler Plazma Bağışı Yapabilecek… Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, çalışma sonucunda serumunda yüksek IgG seviyesi saptanan ve COVID-19 PCR sonucu negatif olarak teyit edilecek katılımcılar plazma bağışı konusunda bilgilendirilecek ve gönüllüler plazma bağışı yapmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne davet edilecek. 8 Uzmandan Oluşan Araştırma Ekibi Oluşturuldu… Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Gazi’nin sorumluluğunda yürütülecek araraştırmada, Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nedim Çakır, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kaya Süer, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Turgay Ulaş, Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Emrah Ruh ve doktora öğrencileri M.Sc. Ayşegül Bostancı ile M.Sc. Ulaş Hürdoğanoğlu yer alıyor. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Plazma Tedavisine Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Başlıyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı, DESAM Enstitüsü Müdürü ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, daha önce Sağlık Bakanlığı işbirliğinde yürütüleceği duyurulan Konvelesan Plazma Tedavisi için gerekli alt yapı hazırlıklarının tamamlandığını fakat projeye başlanamadığını belirterek, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde antikor testlerinin yapılmaya başlanmasıyla birlikte projeyi üniversite olarak hayata geçireceklerini söyledi. Daha önce yaptıkları araştırmalarda da COVID-19 hastalığında plazma tedavisinin tercih edilmesi gereken alternatiflerden biri olduğunun gösterildiğini ve araştırma sonuçlarının bilim dünyasıyla da paylaşıldığını ifade eden Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin dünyadaki tedavi yöntemlerinden biri olan plazma tedavisini uygulamaya hazır olduğunu belirtti.

Yakın Doğu Üniversitesi COVID-19 ile İlgili Bilimsel Çalışmalarıyla Dünya Sağlık Örgütü Listesinde

Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının dünyada pandemi ilan edilen yeni tip koronavirüs SARS-COV-2 ile ilgili yayınladığı bilimsel makaleleri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün veri tabanında yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacıları tarafından SARS-COV-2 ile COVID-19 hakkında hazırladıkları ve uluslararası dergilerde yayımlanan 16 makale, DSÖ’nün Global Research on Coronavirus Disease (COVID-19) listesinde yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü bilimsel araştırmaların sonuçlarının derlendiği makaleler DSÖ’nün https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019/global-research-on-novel-coronavirus-2019-ncov/ resmi web sitesinde dünya ile paylaşıldı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Bilimsel Araştırmalarımızla DSÖ Listesindeyiz…” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının SARS-CoV-2 ve COVID-19 ile ilgili hazırladığı makalelerin DSÖ resmi web sitesinde yer almasının Yakın Doğu Üniversitesi’nin özveriyle emek veren çalışanlarının eseri olduğunu ifade ederek, bunun ulusal ve uluslararası alanda üniversite ve ülke adına göğüs kabartan bir başarı olduğunu söyledi. DSÖ’nün koronavirüs pandemisinin yayılmasını kontrol altına almak, virüsten etkilenenlerin bakımına yardımcı olacak yeni normlar ve standartlar geliştirmek için dünyadaki bilim adamlarını ve küresel sağlık profesyonellerini bir araya getirdiğini dile getiren Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi olarak ürettikleri bilimsel çalışmaların listede yer almasının büyük önem arz ettiğini ifade etti. Prof. Dr. Şanlıdağ, üniversite olarak evrensel bilime her daim katkı sağlamaya devam edeceklerini belirtti.

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu (IPSF)’na Üye Oldu

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği, Dünyanın en eski uluslararası gönüllü öğrenci organizasyonlarından olan ve dünya çapında 90 ülkede 500 bin eczacılık fakültesi öğrencisi ve mezununu temsil eden IPSF (International Pharmaceutical Students Federation/Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu)’na üye oldu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu (IPSF) tarafından online gerçekleştirilen Dünya Kongresi’nde 48 oy verebilen ülkenin katılımıyla yapılan oylamada, 46 ülkenin oyunu alan Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu’na resmi olarak üye oldu. Yakın Doğu Üniversitesi bu üyelikle, dünyadaki eczacılık fakülteleri arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişimi yapılabilecek, staj değişim programları başlatabilecek. Uluslararası Faaliyet Gösteren Eczacılık Öğrencileri Organizasyonu… Gelişen halk sağlığını bilgi, eğitim ve sosyal ağların yanında yayınlar ve profesyonel girişimler aracılığı ile destekleyen uluslararası faaliyet gösteren bir eczacılık fakülteleri öğrencileri organizasyonu olan IPSF, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile Operasyonel İlişkiler ve Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal Konseyi (UN ECOSOC) ile İstişare Statüsü’ne sahip bir kuruluştur. Sara Ajabashirchi Osgouei: “Uluslararası Eczacılık Fakültesi Öğrencileri Arasında Temsiliyet Almaktan Mutluluk Duyuyoruz…” Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu’na üyelik çalışmalarını yürüten Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği Başkanı Sara Ajabashirchi Osgouei, birlik kanalıyla Eczacılık Fakültesi öğrencilerinin temsil edilebilirliğini sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamaları ve sorunlarına uygun çözüm bulmalarında söz sahibi olmak adına üyeliğin mutluluk verici olduğunu söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi ve Eczacılık Fakültesi adına her bakımdan yeterli, yetkin bir temsilci olmak istediklerini dile getiren Osgouei, “Eczacılık Bilimleri alanında, konferanslar, seminerler, kongreler gibi etkinlikler düzenleyerek, eczacılık eğitimini iyileştirmek, halk sağlığı konusunda farkındalık yaratmak, öğrenci değişim programlarını hayata geçirmek, dünyadaki ve çevremizdeki diğer eczacılık öğrencileri arasında bir köprü oluşturma görevi yapmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. İhsan Çalış: “Eczacılık Alanındaki En Son Gelişmelerin ve Değişimlerin İrdelendiği Bir Ortama Dahil Olmaktan Memnuniyet Duyuyoruz….” Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış da, Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği (NEUPSANC) olarak, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu (IPSF)’na resmi üye olarak kabul edilmelerinden onur duyduklarını söyledi. Bu üyelikle birlikte Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu’na üyeliğinin de başladığını ifade eden Prof. Dr. İhsan Çalış, “Bu vesileyle, girişimleri başlatan ve birliğimizin başkanı olan öğrencimiz Sara Ajabashirchi Osgouei ve ekibini öncelikle kutlamak isterim. Üye olmamız, öncelikle IPSF’nin dünya çapındaki tüm programlarından yararlanabileceğimiz anlamına geliyor. Bu fırsatlar, öğrencilerimizin yeni fikirler geliştirmelerine ve özgün projeler hazırlamalarına yardımcı olmaları yanında, mezun olup mesleki yaşama geçtiklerinde, mesleklerini uygularken kendilerini geliştirme konusunda da yardımcı olacaktır. Öğrencilerimizi tebrik eder, başarılar dilerim” dedi. Federasyona üye olan fakülteler arasında, öğrenci ve öğretim üyesi değişimi yapılabileceği gibi, birçok ortak çalışmaya da imza atılabileceğini ifade eden Prof. Dr. İhsan Çalış, öğrencilerin yeteneklerini keşfetmelerine ve eczacılık alanıyla ilgili farklı alanlarda daha aktif olmalarına, onları farklı kültürlerle tanışarak dünyayı tanımalarını sağlamak ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak istediklerini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencileri Değişim Programları ile Dünyaya Açılıyor… Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği’nden önce de, Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Öğrenci Birliği Uluslararası Diş Hekimliği Federasyonu (IADS)’na, Tıp Fakültesi Öğrenci Birliği Uluslararası Tıp Öğrencileri Birlikleri Federasyonu (IFMSA)’na, Veteriner Fakültesi Öğrenci Birliği de Uluslararası Veteriner Hekimleri Öğrenci Birliği’ne üye oldu.
tercih robotu