Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane’den Sosyal Sorumluluk Örneği: “Her Atık Çöp Değildir…”

Yakın Doğu Üniversitesi öğrencilerine geri dönüşümü tanıtma, yaygınlaştırma, sürdürülebilirliğini sağlama ve çevre bilinci oluşturma hedefiyle başlatılan ve kampüsün değişik noktalarına yerleştirilen geri dönüşüm atık ve toplama bidonlarında biriken atıklar geri dönüşüm fabrikasına gönderilerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre,   Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane çalışanları tarafından “Her Atık Çöp Değildir” sloganıyla  bidonlarda toplanan plastik şişe ve kağıtlar geri dönüşümle ekonomiye kazandırılması için Alayköy’de bulunan geri dönüşüm tesisine gönderildi. Çevreye Duyarlı, Yaşayan Tüm Canlılara Saygılı Bireylerin Yetişmesi Benimseniyor… Farkındalık yaratmak ve kaynak oluşturmak için başlattıkları çalışmayla ilgili olarak bilgiler paylaşan Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane Müdürü Gülten Sala Lay, “Her Atık Çöp Değildir” sloganı ile doğayı korumak adına yapılan sosyal duyarlılık projesinde, çevreye duyarlı, yaşayan tüm canlılara saygılı bireylerin yetişmesine yönelik bir anlayış benimsediklerini ifade etti. Sağlıklı yaşamın ön koşulu olan doğal kaynakların yaşanabilir ve sürdürülebilir şekilde korunması için atıkların geri kazanılması ve çevreye zarar vermeden yok edilmesi gerektiğini belirten Sala Lay, yeni akademik dönemde de geri dönüşüm konusundaki çalışmalarına devam edeceklerini söyledi. Gülten Sala Lay, “Büyük Kütüphane Müdürlüğü çalışanlarına ve öğrencilerine katkılarından dolayı teşekkür ediyor, öğrencilerimizi sosyal duyarlılık kapsamında bu ve buna benzer etkinliklerde diğer insanlara örnek olmaya ve bu kampanyaya destek vermeye davet ediyoruz” dedi.

‘Komşumuzun İstediğinin Yarısını İstiyoruz.’

Duygu ve düşüncelerimi paylaşmak isterim. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ülkem için, ülkemin geleceği için, Dünyadaki hakkettiğimiz yeri almak için, bunları sağlayacak süreçte, sadece kırk iki yıldır yurdumuzda kökleşme çabalarımın verdiği bir hak değildir düşüncelerimi açıklama hak’kı. Her şeyden önce bir yurttaş olarak düşüncelerimi belirtme hak ve vazifesini yerine getirmekteyim. Tüm kurum, kuruluş ve bireylerde böylesi süreçte görüşlerini, taleplerini çekinmeden paylaşmalıdırlar. Malûmunuz, gerek uluslararası konjonktür, gerek devletimizin bu kompleks gelişim içerisindeki yeri ve gerekse Cumhurbaşkanlığı seçiminin, çok boyutlu bir anlam ifâde edişi, zaman’ın ‘doğru zaman’ olduğunu göstermektedir. Bizim isteklerimizi savunacak ‘kişi’yi Cumhurbaşkanlığı makamına taşımalıyız. Kavramsal ve hukukî boyutları daha sonra ele almak üzere, ilk ve en önemli olarak, düşünce ve hissiyatımın odaklaştığı bir temel konuya değinmeliyim. O da Türkiye’mizi, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını kavrayışımızdır. Bütün değişik fikirler, her tür tartışma, yarışma ve çekişmeler, hattâ deyim yerindeyse ‘siyasal kavga’larımız özünde bizim dahilî meselelerimizdir. Şüphesiz bunların son tahlilde Türkiye ile ilişkisi vardır. Bu ilişki, Türkiye’nin ‘garantör’lüğünü de aşan tarihsel bir birikimi gösterir. Ne var ki, siyasal tartışmalarımızı Türkiye’miz üzerinden yürütmememiz gerekir. Türkiye’nin ‘oyun kurucu’, strateji oluşturucu birikim ve yeteneği en büyük şansımızdır. Siyasal, yönetimsel ve seçime ilişkin yanlışlar, Türkiye sözkonusu olduğunda, ne yazık ki sadece yanlışlık olarak kalmamaktadır. Anayasal ve siyasal gelecek, iyi komşuluk ilişkilerine dayanmalıdır. Burası muhakkaktır; bizler, “Komşu’muzun istediğinin yarısı istiyoruz.” Hukuk’un temelindeki olgular, Cumhuriyet kavramı, uluslararası zemin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temel hüviyeti, devletimizin halkımız için varoluşunun esasları konularındaki dinamiklerin nasıl örtüştüğü ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni bu tarihsel senteze dayandığına ilişkin düşüncelerime geçmek isterim. Günümüz ve geleceğimiz hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tarihsel anlamı, doğrudan tanımında belirtmektedir; ülkemiz ve devletimiz bir ‘Türk Cumhuriyeti’dir. Tarih’in dinamikleriyle vücut bulan bir varoluş ve hayat tarzıdır yaşanan. Diğer bir değişle, kimlik, aidiyet, vatanseverlik, kültürel ve maddî bir soydaşlık kavrayışıdır bu. Cumhuriyet, malûm, herşeyden önce, bir devlet şeklidir; devlet’in varlık, fonksiyon ve işleyişinin düzenlenmesine ilişkindir. Ancak, toplumun kendi mâcerâsı içerisindeki teşkilâtlanması boyunca Cumhuriyet, yönetimin hukukî biçimlenmesi olduğu kadar, tarihsel birikimin ve bağlılığının ortaya koyduğu fiilî bir adanmışlık da içerir. Özetle, hukukî nitelik ile toplumsal bilincin kökeninde yer alan sorumluluk, tarihsel dayanaklarıyla bir anlam ifâde eder. Hürriyet kapıları ancak bu şekilde açılır. Kesitsel ve gündeme yönelik bir mesuliyet, egemenlik ile değil, iktidar’la yetinen bir kavrayış olarak kalır. Devlet olarak, onun her alan ve mertebedeki görevlileri, halkının mutluğunuesas alır. Söz konusu ilkesel düzeydeki düşüncelerimizin, canlı hayatta, uluslararası ilişkiler karmaşasına ışık tuttuğu ve neticede bunlarla örtüştüğü âşikârdır demek isterim. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ilişkin bütün temel konuların, ülkemizi çevreleyen Doğu Akdeniz’deki Uluslararası Hukuk’u ilgilendiren bütün temel konularla içiçe olduğu, haklarımızın ve menfaatlerimizin millî menfaatlerden ayrılmaz olduğu şüphesizdir. Ve Devletimizin, toplumsal varlığımızın ortasında bir odak oluşturduğu hususu da kendini tartışmasız ortaya koymaktadır. Akdeniz’de, Doğu Akdeniz’de, ve yine Akdeniz demek olan Ege Denizi’nde mantık dışı uygulamaların ve oldu-bittilerin hukuk kisvesine büründürülmesinin önlenmesi ve bütün faktörlerin hakkaniyet temelindeki bir esasa bağlanması gerekir. Bu, sözkonusu odak oluş,büyük resmi teşkil eder. Enerji, ‘gaz’ve petrol, karasuları ve kıt’a sahanlığı sorunları sözünü ettiğim temel üzerinde çözümlenmelidir ve çözümlenecektir. Demokrasi, İnsan Hakları teori ve tanımlarının özünde yatan düşüncenin somutlanması ve siyasal boyuttaki yerini alması anlamını taşır. Hürriyet kavramının ana fikri doğrultusunda, temel haklar ve özgürlüklerle başlayan ve demokratik işleyişle beliren demokratik unsurlar ve şüphesiz en önemli bir oluşum ve gösterge olarak seçimler çoğulcu hayattaki yerini alır. Ancak, daha önce de kaydettiğim üzere, siyasal ve toplumsal tercihlere, bir Cumhuriyette, bir Devlet’te, tarihsel olarak döşenmiş yollarda yürüyerek varılmalıdır. Dr. Suat İrfan GÜNSEL

Yakın Doğu Üniversitesi SARS-CoV-2 Seropozitifliği ile İlgili Risk Faktörlerinin Belirlenmesi ve Plazma Bağışına Dikkat Çekecek Bir Araştırma Projesi Başlatıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve DESAM Enstitüsü işbirliğinde yürütülecek araştırmada, SARS-CoV-2 seropozitifliğinin ve ilgili risk faktörlerinin belirlenmesinin yanı sıra plazma bağışının önemi de vurgulanacak. “COVID-19 Antikor Testi İçin Başvuran Kişilerde SARS-CoV-2 Seropozitifliğinin ve İlgili Risk Faktörlerinin Belirlenmesi” başlıklı araştırma projesi ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne COVID-19 antikor testi için başvuran kişilerin kan örneklerinde SARS-CoV-2 antikorları ELISA testi kullanılarak araştırılacak ve toplumdaki SARS-CoV-2 seropozitifliği saptanacak. Çalışmaya katılmayı kabul eden kişilerden kan örneği alındıktan sonra bir anket formu doldurmaları istenecek. Katılımcıların anket formunda verdikleri yanıtlar ELISA test sonuçları ile birlikte değerlendirilecek ve SARS-CoV-2 seropozitifliği ile ilişkili olabilecek risk faktörleri belirlenecek. Gönüllü Kişiler Plazma Bağışı Yapabilecek… Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, çalışma sonucunda serumunda yüksek IgG seviyesi saptanan ve COVID-19 PCR sonucu negatif olarak teyit edilecek katılımcılar plazma bağışı konusunda bilgilendirilecek ve gönüllüler plazma bağışı yapmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne davet edilecek. 8 Uzmandan Oluşan Araştırma Ekibi Oluşturuldu… Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Gazi’nin sorumluluğunda yürütülecek araraştırmada, Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nedim Çakır, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kaya Süer, İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Turgay Ulaş, Tıbbi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Emrah Ruh ve doktora öğrencileri M.Sc. Ayşegül Bostancı ile M.Sc. Ulaş Hürdoğanoğlu yer alıyor. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Plazma Tedavisine Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Başlıyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı, DESAM Enstitüsü Müdürü ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, daha önce Sağlık Bakanlığı işbirliğinde yürütüleceği duyurulan Konvelesan Plazma Tedavisi için gerekli alt yapı hazırlıklarının tamamlandığını fakat projeye başlanamadığını belirterek, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde antikor testlerinin yapılmaya başlanmasıyla birlikte projeyi üniversite olarak hayata geçireceklerini söyledi. Daha önce yaptıkları araştırmalarda da COVID-19 hastalığında plazma tedavisinin tercih edilmesi gereken alternatiflerden biri olduğunun gösterildiğini ve araştırma sonuçlarının bilim dünyasıyla da paylaşıldığını ifade eden Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin dünyadaki tedavi yöntemlerinden biri olan plazma tedavisini uygulamaya hazır olduğunu belirtti.

Yakın Doğu Üniversitesi COVID-19 ile İlgili Bilimsel Çalışmalarıyla Dünya Sağlık Örgütü Listesinde

Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının dünyada pandemi ilan edilen yeni tip koronavirüs SARS-COV-2 ile ilgili yayınladığı bilimsel makaleleri Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün veri tabanında yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacıları tarafından SARS-COV-2 ile COVID-19 hakkında hazırladıkları ve uluslararası dergilerde yayımlanan 16 makale, DSÖ’nün Global Research on Coronavirus Disease (COVID-19) listesinde yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü bilimsel araştırmaların sonuçlarının derlendiği makaleler DSÖ’nün https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019/global-research-on-novel-coronavirus-2019-ncov/ resmi web sitesinde dünya ile paylaşıldı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Bilimsel Araştırmalarımızla DSÖ Listesindeyiz…” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının SARS-CoV-2 ve COVID-19 ile ilgili hazırladığı makalelerin DSÖ resmi web sitesinde yer almasının Yakın Doğu Üniversitesi’nin özveriyle emek veren çalışanlarının eseri olduğunu ifade ederek, bunun ulusal ve uluslararası alanda üniversite ve ülke adına göğüs kabartan bir başarı olduğunu söyledi. DSÖ’nün koronavirüs pandemisinin yayılmasını kontrol altına almak, virüsten etkilenenlerin bakımına yardımcı olacak yeni normlar ve standartlar geliştirmek için dünyadaki bilim adamlarını ve küresel sağlık profesyonellerini bir araya getirdiğini dile getiren Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi olarak ürettikleri bilimsel çalışmaların listede yer almasının büyük önem arz ettiğini ifade etti. Prof. Dr. Şanlıdağ, üniversite olarak evrensel bilime her daim katkı sağlamaya devam edeceklerini belirtti.

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu (IPSF)’na Üye Oldu

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği, Dünyanın en eski uluslararası gönüllü öğrenci organizasyonlarından olan ve dünya çapında 90 ülkede 500 bin eczacılık fakültesi öğrencisi ve mezununu temsil eden IPSF (International Pharmaceutical Students Federation/Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu)’na üye oldu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu (IPSF) tarafından online gerçekleştirilen Dünya Kongresi’nde 48 oy verebilen ülkenin katılımıyla yapılan oylamada, 46 ülkenin oyunu alan Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu’na resmi olarak üye oldu. Yakın Doğu Üniversitesi bu üyelikle, dünyadaki eczacılık fakülteleri arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişimi yapılabilecek, staj değişim programları başlatabilecek. Uluslararası Faaliyet Gösteren Eczacılık Öğrencileri Organizasyonu… Gelişen halk sağlığını bilgi, eğitim ve sosyal ağların yanında yayınlar ve profesyonel girişimler aracılığı ile destekleyen uluslararası faaliyet gösteren bir eczacılık fakülteleri öğrencileri organizasyonu olan IPSF, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile Operasyonel İlişkiler ve Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal Konseyi (UN ECOSOC) ile İstişare Statüsü’ne sahip bir kuruluştur. Sara Ajabashirchi Osgouei: “Uluslararası Eczacılık Fakültesi Öğrencileri Arasında Temsiliyet Almaktan Mutluluk Duyuyoruz…” Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu’na üyelik çalışmalarını yürüten Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği Başkanı Sara Ajabashirchi Osgouei, birlik kanalıyla Eczacılık Fakültesi öğrencilerinin temsil edilebilirliğini sağlamak, ihtiyaçlarını karşılamaları ve sorunlarına uygun çözüm bulmalarında söz sahibi olmak adına üyeliğin mutluluk verici olduğunu söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi ve Eczacılık Fakültesi adına her bakımdan yeterli, yetkin bir temsilci olmak istediklerini dile getiren Osgouei, “Eczacılık Bilimleri alanında, konferanslar, seminerler, kongreler gibi etkinlikler düzenleyerek, eczacılık eğitimini iyileştirmek, halk sağlığı konusunda farkındalık yaratmak, öğrenci değişim programlarını hayata geçirmek, dünyadaki ve çevremizdeki diğer eczacılık öğrencileri arasında bir köprü oluşturma görevi yapmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. İhsan Çalış: “Eczacılık Alanındaki En Son Gelişmelerin ve Değişimlerin İrdelendiği Bir Ortama Dahil Olmaktan Memnuniyet Duyuyoruz….” Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış da, Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği (NEUPSANC) olarak, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu (IPSF)’na resmi üye olarak kabul edilmelerinden onur duyduklarını söyledi. Bu üyelikle birlikte Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin, Uluslararası Eczacılık Öğrencileri Federasyonu’na üyeliğinin de başladığını ifade eden Prof. Dr. İhsan Çalış, “Bu vesileyle, girişimleri başlatan ve birliğimizin başkanı olan öğrencimiz Sara Ajabashirchi Osgouei ve ekibini öncelikle kutlamak isterim. Üye olmamız, öncelikle IPSF’nin dünya çapındaki tüm programlarından yararlanabileceğimiz anlamına geliyor. Bu fırsatlar, öğrencilerimizin yeni fikirler geliştirmelerine ve özgün projeler hazırlamalarına yardımcı olmaları yanında, mezun olup mesleki yaşama geçtiklerinde, mesleklerini uygularken kendilerini geliştirme konusunda da yardımcı olacaktır. Öğrencilerimizi tebrik eder, başarılar dilerim” dedi. Federasyona üye olan fakülteler arasında, öğrenci ve öğretim üyesi değişimi yapılabileceği gibi, birçok ortak çalışmaya da imza atılabileceğini ifade eden Prof. Dr. İhsan Çalış, öğrencilerin yeteneklerini keşfetmelerine ve eczacılık alanıyla ilgili farklı alanlarda daha aktif olmalarına, onları farklı kültürlerle tanışarak dünyayı tanımalarını sağlamak ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak istediklerini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencileri Değişim Programları ile Dünyaya Açılıyor… Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Öğrenci Birliği’nden önce de, Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Öğrenci Birliği Uluslararası Diş Hekimliği Federasyonu (IADS)’na, Tıp Fakültesi Öğrenci Birliği Uluslararası Tıp Öğrencileri Birlikleri Federasyonu (IFMSA)’na, Veteriner Fakültesi Öğrenci Birliği de Uluslararası Veteriner Hekimleri Öğrenci Birliği’ne üye oldu.

Yakın Doğu Üniversitesi’nden Korona Virüse Karşı Umut Veren Proje

Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “COVID-19’la Mücadelede Koruyucu “Burun Spreyi” Projesi ile Dünyada Biz de Yerimizi Alacağız…” Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, dünyayı etkisi altına alan yeni tip korona virüsü (COVID-19) ile mücadelede, virüsün yayılmasının önlenmesinde umut olabilecek koruyucu “Burun Spreyi” projesinde sona geldiklerini açıkladı. Yakın Doğu Üniversitesi olarak çalışılan proje ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, “Yakın Doğu Üniversitesi, Perugia Üniversitesi, Avrupa Biyoteknoloji Derneği (European Biotechnology Association, EBTNA) ve İtalyan MAGI Group ortaklığında, COVID-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2’nin hücrelere bulaşmasını etkisiz hale getirecek koruyucu “Burun Spreyi” geliştirdik. Korona virüsün önlenmesini hedeflediğimiz proje ile virüse karşı verilen mücadelede yenilikçi çözüm ve uygulamalar geliştiren girişimlerden biri olmayı amaçlıyoruz” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, İtalya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde laboratuvar çalışmaları tamamlanan, İtalya’da gönüllüler üzerine denenen koruyucu Burun Spreyi projesi ile solunum yoluyla bulaşan SARS-CoV-2’nin hücrelere bağlanmasını engelleyerek, virüsü öldürmesi ve bulaşmasının önlenmesinin hedeflendiği bildirildi. Doğal Aktif Madde Kombinasyonu İçeriyor… Doğal aktif madde kombinasyonu içeren, burun yoluyla uygulanacak nazal sprey, virüslerin hücrelere girmesini önleyecek bir kalkan oluşturarak doğal takviye ve fiziksel bir savunma sağlıyor. Ayrıca, virüsü de inaktive ediyor. Güvenirlilik Testleri Tamamlandı… Yakın Doğu Üniversitesi proje ekibi tarafından güvenirlilik testleri tamamlanan koruyucu burun spreyinin herhangi bir toksit ve yan etkisine rastlanmadığı belirtildi. Laboratuvar deneylerinde herhangi bir olumsuz reaksiyona rastlanmayan burun spreyinin güvenilirliği ile ilgili bilimsel raporun yayınlanacağı kaydedildi. Yüksek Risk Grubu ve Temaslılarında Uygulanacak… Korona virüsle mücadelede umud vaad eden dünya çapında bir proje olarak nitelendirilen koruyucu burun spreyi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yüksek risk grubu olan kişiler ile COVID-19 pozitif kişilerle temaslıları üzerinde uygulanacak. Koruyucu burun spreyi İtalya’da COVID-19 pozitif hastaları ile temasları üzerinde denenmeye başladı. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “COVID-19’a Çare Arayışlarında Ülke Olarak Umud Vaad Eden Yeni Bir Başarı Hikayesi Yazacağız…” Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, başlayacakları projenin somut sonuçlarla başarıya ulaşması ile bilim dünyasında öncü rol üstlenenen bir üniversite ve ülke olarak yeni bir başarı hikayesi daha yazılacağını söyledi. Dünyada korona virüse karşı aşı çalışmaları ile COVID-19 hastalığına yakalanan kişilere uygulanacak tedavi yöntemleri için araştırmaların sürdürüğüne dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, Üniversite olarak insanlık adına umud vaad eden bu çalışmaların bir ortağı olmalarından heyecan duyduklarını ifade etti. Doğal bir kombinasyon olan koruyucu burun spreyinin koronavirüse yakalanmaktan koruyup korumayacağını test edeceklerini belirten Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, virüsün insan solunum sistemindeki hücreleri enfekte edemeyeceği veya lokal olarak inhibe edileceği sonucuna varmayı hedeflediklerini ve bunun gerçekleşmesi halinde de burun spreyini tescil ederek hemen üretime başlayacaklarını bildirdi. Koruyucu Burun Spreyi projesinin İtalya ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de klinik çalışmalarının gerçekleştirileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, proje ekibi tarafından oluşturulacak gönüllü kişiler üzerinde belirlenen aşamalarda denemeler yapılacağını kaydetti. Yakın Doğu Üniversitesi’nin COVID-19 salgınına karşı mücadeleye her türlü imkanı ile destek verdiklerini dile getiren Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, proje ortaklarımızla hem insanlık için keşif sayılacak bir çalışmada sona geldik hem de bilim insanlarımıza global bilim dünyasının kapılarını açıyoruz” dedi.

Çocuğunuz Yemek Yemiyor Mu?

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Gültaç Dayı Çamır, Aile İçi İletişimin Güçlendiği Yemek Sırasında, Ortamda Varsa Televizyonun Kapalı Olması ve Çocukların Teknolojiden Uzak Kalmalarının Sağlanması Gerektiğini Belirterek, Çocukların Rol Modellerinin Ebeveynleri Olduğunu Hatırlattı. Meyve yemeyen bir babanın ve yemek içinden sebzeleri ayıklayan bir annenin bulunduğu bir ailede çocuğun önüne koyulan her şeyi yiyip bitirmesini beklemenin doğru olmadığını söyleyen Diyetisyen Gültaç Dayı Çamır, çocukların bu anlamda tercih hakkını kullanabilmesi, özgürlüklerinin kısıtlanmaması gerektiğini belirtti. Diyetisyen Gültaç Dayı Çamır: “Çocuğun Neyi, Ne Zaman, Nerede Yiyeceğine Ebeveyni; Ne Kadar Yiyeceğine ise Kendisi Karar Vermelidir.” Çocuklara yemek için seçim hakkı tanınması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Gültaç Dayı, akşam yemeği için sebze yaparken “sence ıspanak mı, semizotu mu yapalım” diye sorarak, kendisini daha özel hissetmesini ve kendine olan güveninin artmasına yardımcı olunması gerektiğini belirtti. Çocuklar evde olan yemeği yemiyorsa alternatif sunulmaması ve çocuğun acıkmasının beklenmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Gültaç Dayı şöyle devam etti: “Ebeveynlerin ‘çocuk aç kalacak’ , ‘o acıksa da söylemez’ düşüncesiyle çocuğun acıkmasına fırsat vermeden sürekli bir şeyler yemesi için uğraşması yapılan en büyük yanlışlardandır. Çocuğunuz yemek yemeği reddediyorsa ısrarcı olmayın. Aç kalmasın diye çocuğunuza başka alternatifler sunmayın. “Bu tabaktakilerin hepsi bitecek!” demeyin. Çocuğunuzun tabağını iyice doldurmayın, aksine küçük porsiyonlar halinde besleyin. Yaşına göre besinlerin dengeli dağılımını sağlayarak tek tip beslenmemesine dikkat edin.  Çocuğun neyi, ne zaman, nerede yiyeceğine ebeveyni; ne kadar yiyeceğine ise kendisi karar vermelidir.” Ödül Vermeyin Çocukların sevmediği yiyecekleri ebeveynlerin farklı şekilde hazırlaması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Gültaç Dayı Çamır, çocuğun bir yiyeceği yemeyince o anda ısrarcı olunmaması ancak hemen de pes edilmemesi gerektiğini belirtti.  Diyetisyen Gültaç Dayı Çamır şöyle devam etti: “Örneğin sevmediği sebzeleri belirli aralıklarla farklı şekillerde hazırlayarak, hoşuna gideceği sunumlarla masaya getirin. Çocuğunuzu yemek yemesi için ödüllendirmeyin. “Yemeğini bitirirsen, sana ödül vereceğim” cümleleri kısa süreli çözüm olsa da, uzun bir süreçte daha büyük problemlere yol açacaktır.  Çünkü çocuğunuz, ödüllendirilmeye alışarak yapması zorunlu olan şeyleri de ödül karşılığında yapmak isteyecektir.  Çocuğum yemek yemiyor diyerek panikleyen, yiyince ödüllendiren, yemesi için televizyon karşısına oturtan anne babalar çocukların sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmesine engel olmaktadır.”

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencilerin Yüz Yüze Eğitimle Öğrenimlerine Devam Edebilmeleri İçin Gerekli Hazırlıklarını Tamamladı

2020-2021 Akademik Yılı Güz Dönemi’nde yüz-yüze ve çerimiçi eğitimin dijital ortamlarla destekleneceği alternatifli bir eğitim modeli uygulanacağını duyuran Yakın Doğu Üniversitesi, yeni koronovirüs (Covid-19) salgınına karşı gerekli tedbirleri alarak yüz yüze eğitim için tüm hazırlıklarını tamamladı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 2020-2021 Akademik Yılı Güz Dönemi’nde yüz yüze gerçekleştirilecek eğitimlerde,  hijyen ve sosyal mesafe kuralları çerçevesinde sınıflar ve derslikler, tüm sağlık önlemleri  alınarak yeniden düzenlenerek, seyrekleştirildi. Öğrencilerin kampüste temas ettiği alanların gerekli hijyen kuralları doğrultusunda dezenfekte edildi. Sınıflarda Yeni Oturma Düzeni… Alınan tedbirler ve hazırlıklar kapsamında; sınıfların içleri, amfiler ve diğer derslik alanlarına gerekli hijyen ve sosyal mesafe kurallarına göre yeniden oturma düzeni yapıldı. Binaların  girişleri ve içerisinde uygun yerlere el antiseptiği yerleştirildi. Okulda bulunan kişilerin tümü kuralına uygun maske takacak.  Derslikler her gün havalandırılarak, temizlik ve dezenfektasyon işlemi yapılacak. Sosyal ve Fiziki Ortamlarda  Tedbirler Alındı… Eğitim faaliyetine başlamadan önce okul binasının genel temizliğinin yapılacağı önlemler kapsamında; Laboratuvarlar, atölyeler, kütüphane, spor salonları, tuvalet alanları, kantin-kafeteryalar, ortak kullanım alanları gibi kampüs içerisinde her fiziki ortama özel tedbirler hazırlandı. Her alanda, maske, ateş ölçer, dezenfektan ve sosyal mesafe maddeleri kesintisiz uygulanacak. Kampüs içerisinde yer alan kantin-kafeteryalarda da masalar sosyal mesafe kuralına göre yeniden düzenlendi. Servis Araçlarında Sosyal Mesafe ve Maske Zorunluluğu… Servis şöforlerinin Covid-19 hakkında bilgilendirildiği okul servislerinde de öğrenci sayısı azaltılarak hizmet verilecek. Servis şoförlerinin kişisel hijyen kurallarına uygun şekilde hareket edeceği servis önlemleri çerçevesinde aracın içinde mutlaka maske kullanılacak. Araç içine Covid-19 ile ilgili uyulması gereken kurallar görünür bir şekilde asılacak. Araçlar her gün dezenfekte edilerek temizlenecek.  Doç. Dr. Yerter Tabur: “ Yüz Yüze Eğitim İçin Gerekli Tüm Tedbirleri Aldık…” Öğrencilerin ve çalışanların sağlığının tüm konulardan daha öncelikli olduğunu belirten Yakın Doğu Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Yeter Tabur, yeni koronovirüs (Covid-19) salgını sonrası eğitimde de yeni bir düzen oluştuğunu, hem yüz yüze eğitim hem de uzaktan eğitim imkanlarını bir arada kullanarak 2020-2021 Akademik Yılında eğitim-öğretime devam edeceklerini söyledi. Sınıf mevcudunun yüz yüze eğitim için gruplara ayrılarak seyreltileceğini dile getiren Doç. Dr. Yeter Tabur, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak, içinde bulunduğumuz olağanüstü durumu en iyi şekilde değerlendirerek öğrencilerimizin eğitim kayıplarının mümkün olduğunca azaltılması için tüm önlemleri alarak hazırlıklarımızı yapıyoruz. Sınıflar, derslikler ve amfilerde oturma düzeni belirlenen mesafe kurallarına göre yeniden düzenlendi. Hijyen kurallarına uygun şekilde temizliği yapılarak, dezenfekte edildi. Öğrencilerimizin sağlıklı, güvenli ve temiz bir ortamda eğitim görmeleri sağlanması için çalışıyoruz. Yüz yüze eğitime ek olarak uzaktan eğitim içinde tüm altyapı hazırlıklarımızı tamamladık” dedi.
tercih robotu