Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Kıbrıslı Türk Sanatçı Birgül Beyazyük Gedik’in “ Mekansal Yansımalar” Adlı Kişisel Resim Sergisi Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri Tarafından Açıldı

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin ev sahipliğinde Kıbrıslı Türk sanatçı Birgül Beyazyük Gedik’e ait eserlerden oluşan “Mekansal Yansımalar” adlı kişisel resim sergisi Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri tarafından Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi sergi salonunda açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, açılışa, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel, Rektör Yardımcısı, Enstitü Müdürleri, Dekanlar,Öğretim Üyeleri, sanatçılar ve davetliler katıldı. Birgül Beyazyük Gedik; “Değişimin Gerekliliğine Inanıyorum” Sanatçı Birgül Beyazyük Gedik açılışta yaptığı konuşmada, resimlerinin büyük ölçüde mekân olgusu oluşturduğuna dikkat çekerek, değişimin gerekliliğine inandığını, kendisini tekrarlamamak adına farklı materyal ve tekniklerden faydalandığını vurguladı. Gedik; “Sürekli üretince haliyle değişim kaçınılmaz oluyor. Eski çalışmalarıma dönüp baktığımda çok fark görüyorum. Yaptığım her resim bir sonraki resmime ışık tutup, alt yapısını oluşturuyor. Daha başlamadan yeni çalışmalarınızın sancılarını duymaya başlıyorsunuz. Eserlerde İzleyicinin Yer Yer Somut İpuçları Yakalayabileceği Gizlenmiş Figürler Bulunuyor Kompozisyonlarımda resmin soyut öğelerini kullanmayı seviyorum. Bazen sonsuz mekân duygusu belirsiz bir mekâna dönüşürken, bazen de iki boyutlu düzlemsel bir yapıya dönüşebiliyor. Bu mekânlarda rengin ve boya dokusunun ön plana çıktığı, izleyicinin yer yer somut ipuçları yakalayabileceği gizlenmiş figürler bulunmaktadır. Son sergim için yaptığım çalışmalarda, tüm bunların yanında mekâna yansımalar da eşlik etmektedir.” İfadelerini kullandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Gazi Mustafa Kemal Atatürk Ve Silah Arkadaşları Olmak Üzere, Tüm Gazilerimize, Şehitlerimize ve Kahraman Ordumuza Şükranlarımızı Sunuyoruz” Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise, törenlerle kutladığımız tarihimizin dönüm noktalarından biri olan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin değişimini simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak başladığı konuşmasında; “Büyük Türk Ulusunun özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin simgesi olan 30 Ağustos zaferinin 98. yılında bizlere bu onuru yaşatan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere kadınıyla, erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bu onurlu mücadeleye katkı sağlayan tüm gazilerimize, şehitlerimize ve kahraman ordumuza bir kez daha saygı, sevgi, minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.” Dedi. Yakın Doğu Ailesi, Pandemi Sürecinde Etkin Bir Rol Oynamıştır Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinde bugün itibarıyla 25.000.000’u aşkın kişi virüse yakalanmış, 850.000’e yakın kişi de bu hastalık dolayısıyla hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde 9 Martta ilk vakanın görülmesiyle birlikte 17 Nisan tarihinde son vakanın görülmesine kadar geçen toplam 5 haftalık sürede salgını kontrol altına alınmış ve KKTC dünyanın en güvenilir ülkelerinden birisi olmuştur. Gerek bu dönemde gerekse 1 Temmuz açılımı sonrasında Pandemiyle mücadelede Yakın Doğu Ailesi; yöneticileri, bilim insanları, mühendisleri, sanatçıları ve çalışanları ile bu süreçte etkin bir rol oynamışlardır. Tarih boyunca her konuda Kıbrıslı Türklerin yanında olmuş Türkiyemiz de KKTC halkına her zaman olduğu gibi bu pandemi döneminde de her türlü desteği vermiştir, vermeye de devam etmektedir. Bu vesileyle Türkiyemize bir kez daha şükranlarımızı sunmak isteriz.” Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Projesi Kapsamında Düzenlenen 354. Sergi Bugün kompozisyonlarında bazen sonsuz mekân duygusunu belirsiz bir mekâna, bazen de iki boyutlu düzlemsel bir yapıya dönüştüren Birgül Beyazyüz Gedik’in Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı eserlerin yer alacağı ‘Mekansal Yansımalar’ adlı kişisel sergisinin açılışında biraradayız. Bu sergi Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Projesi kapsamında düzenlenen 354. sergi. Sayın Gedik’i en içten duygularımızla kutlarken, birçok önemli projeye imza atan ve hayatın her alanında tecrübeleriyle bizlere önderlik eden, başta Suat Hocamız olmak üzere Günsel ailesinin herbir bireyine, sanatçılarımıza, çalışanlarımıza, teşekkür eder, saygılar sunarım.” İfadelerini kullandı. T.C. Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri; “Suat Günsel Sadece Eğitim Alanında Yaptığı Yatırımlarla Değil, Sanata Da Farklı Bir Boyut Kazandırdı” Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’de konuşmasında; “ Böylesine değişime inanan sanatçının 1988 yılından buyana içinde bulunduğumuz bu alanı değiştiren bir zihniyetle, vizyonla biraraya gelmiş olmasından büyük bir mutluluk duydum. Sadece yaptığı eğitim alanında yatırımlarla değil, KKTC’de sanata da farklı bir boyut kazandıran, bu anlamda çıktığı yolda Sn.Günsel ile Birgül hanımın biraraya gelmiş olması gerçekten anlamlı. Suat Bey’e çok teşekkür ediyorum hem bu fırsatı verdiği için. Şimdi de Kıbrıs Modern Sanat Müzesine kavuşturma yolunda emin adımlarla ilerlediği için teşekkür ediyorum. Üretmek çok önemli, KKTC’de üreten insanları görmekten, yaşadıkları alanı değiştiren, güne uyduran insanları görmekten büyük gurur duyuyorum. Çok güzel bir haftaya başlangıç benim için. Yoğun bir haftaya başlıyoruz. Ama burada sanatla,değişimle başlıyor olmaktan mutluyum. Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.” Dedi. Sanatçıya Ödül Takdimi ile Büst Açılışı ve Sergi Açılışı Gerçekleştirildi Konuşmaların ardından Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri tarafından sanatçı Birgül Beyazyük Gedik’e Alasya Ödülleri kapsamında resim sanatçılarına verilen FERGÂNÎ ÖDÜLÜ takdim edildi. Daha sonra Kurucu Rektör Dr. Suat İ.Günsel’inde katılımıyla, Kırgızistanlı heykeltıraş sanatçısı İsken Abdaliev tarafından yapılan sanatçı Gedik’e ait büstün açılışı gerçekleştirildi ve serge kurdelesi kesildi. Sergi 11 Eylül 2020 tarihine kadar 08.00 ile 16.00 saatleri arası Diş Hekimliği Fakültesi serge salonunda ziyaret edilebilecek…

Doç. Dr. İsmet Gün; “Genç ve Çocuk İsteyen Evli Çiftlerde Erken Tanı ve Tedavi Büyük Önem Taşıyor.” (Cinsel İlişki Sonrası Vajinal Kanama)

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İsmet Gün, Tüm Dünyada Neredeyse 10-15 Kadından Birinde Cinsel İlişki Sonrası Vajinal Kanama veya Lekelenme Görüldüğünü İfade Ettiği Açıklamalarında, Genellikle Kanama Miktarının Az Olması Nedeniyle Doktora Başvuran Hasta Oranlarının Düşük Olduğunu Söyledi. Konuyla İlgili Yapılan Araştırmalar, Cinsel İlişki Sonrası Vajinal Kanama Şikayeti Olan Hastaların Yaklaşık %30’unda Cinsel Beraberlik ile İlişkili Olmayan Vajinal Kanama ve Yaklaşık % 15’inde ise Cinsel İlişkide Ağrı Şikayeti Görüldüğünü Gösteriyor. Doç. Dr. İsmet Gün; “Genç ve Çocuk İsteyen Evli Çiftlerde Erken Tanı ve Tedavi Büyük Önem Taşıyor.” “Cinsel ilişki sonrası vajinal kanamanın başta rahim ağzı iltihapları ve rahim ağzı polipleri olmak üzere birçok nedeni olabilir. Hatta nadiren hiçbir sebep bulunamayabilir.” diyen Doç. Dr. İsmet Gün, genel olarak rahim ağzı enfeksiyonlarının sulu, kokulu ve iltihaplı bir akıntı ile kendini gösterdiğini ancak bazen sadece cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şeklinde de görülebileceğini belirtti. Doç. Dr. İsmet Gün, rahim ağzında enfeksiyona neden olan bazı bakterilerin aynı zamanda kişide uzun süreli kasık ağrısı, infertilite (çocuk sahibi olamama) ve dış gebelik riski de oluşturduğunu söyleyerek, özellikle genç ve çocuk isteyen evli çiftlerde erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. İsmet Gün; “Cinsel İlişki Sonrası Vajinal Kanama Şikayeti Olan Hastalarda Yaş İlerledikçe Rahim Ağzı Kanseri Olma İhtimali Artış Göstermektedir.” Genital kanserleri akla getirmesi nedeniyle cinsel ilişki sonrası vajinal kanamanın, kadınların korkulu rüyası olduğunu belirten Doç. Dr. İsmet Gün şöyle devam etti; “Genital kanserler içerisinde en sık karşımıza rahim ağzı kanserleri çıkmaktadır ve bu grup hastalarda sıklığı %3-5’dir. Yani cinsel ilişki sonrası vajinal kanaması olan 20 kadından birinde rahim ağzı kanseri olma ihtimali vardır. Tersinden bakacak olursak, rahim ağzı kanseri olan kadınların yaklaşık %11’i ilk olarak cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti ile karşımıza gelebilir. Cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan hastalarda yaş ilerledikçe rahim ağzı kanseri olma ihtimali de artış göstermektedir.” Nadir de olsa rahim içi kanserleri ve vajinal kanser vakalarında da cinsel ilişki sonrası vajinal kanama görülebileceğini ifade eden Doç. Dr. İsmet Gün, bu nedenle cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti varlığında mutlaka rahim içi kanserleri ve vajinal kanserlerin akılda tutulması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. İsmet Gün açıklamalarında konu ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalardan elde edilen verilere de yer verdi; “Sadece cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti ile doktora müracaat eden ve jinekolojik muayene ve ultrasonda başka neden bulunamayan 314 kadında Rosenthal ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada neredeyse %3 hastada rahim ağzı kanseri, %1 hastada ise rahim içi kanseri saptanmıştır. Bizim yapmış olduğumuz ve sadece cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan 317 hasta grubunda da %4 rahim ağzı kanseri ve %1 rahim içi kanseri tespit edilmiştir.” Doç. Dr. İsmet Gün; “Cinsel İlişki Sonrası Vajinal Kanama Şikayeti Bulunan Hastalar Çok Ciddi Sağlık Sorunları ile Karşı Karşıya Olabilirler.” Cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti ile gelen hastalarda rutin olarak jinekolojik muayene, genital ultrasonografi ve rahim ağzı kanseri taraması için smear testi yapıldığını belirten Doç. Dr. İsmet Gün, gerekli durumlarda vajinal kültür, şüpheli bir lezyon görülmesi durumunda kolposkop ile mikroskop altında inceleme ve gerekirse biyopsi yapıldığını söyledi. Özellikle menopoz sonrası hasta grubunda poliplerin varlığının dikkatli değerlendirilmeli gerektiğini ifade eden Doç. Dr. İsmet Gün, gerekirse bu hasta grubunda rahim içi küretaj yapılmasının yerinde olacağını belirtti. “Tüm bunlar sonucunda cinsel ilişki sonrası vajinal kanamaya neden olan bir sebep bulunursa, nedene yönelik tedavi yapılır. Örneğin rahim ağzında bir polip varlığında polipleri çıkarılması, menopoz sonrası görülen atrofik vajinit varlığında lokal estrojen takviyesi, rahim ağzı iltihabı varlığında ise uygun antibiyoterapi gibi tedaviler uygulanabilir.” ifadelerini kullanan Doç. Dr. İsmet Gün, asıl sorunun cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olup da muayene ve smear sonucu normal gelen hastalardaki yönetimi olduğunu söyledi. İnatçı bir şekilde cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan hastalarda, mutlaka kolposkop yapılması ve şüpheli alanlardan biyopsi alınması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. İsmet Gün, günümüzde hala bu şikayeti yaşayan hastalardan bir kısmının doktora müracaat etmekten kaçındıklarını ancak çok ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya olabileceklerini belirttiği açıklamalarını şöyle tamamladı; “Bu durumun yukarıda da bahsettiğim gibi çok ciddi hastalıkların bir belirtisi olabileceği unutulmamalıdır. Genel olarak tekrarlayan veya inatçı cinsel ilişki sonrası vajinal kanaması olan veya beraberinde anormal servikal smear sitolojisi olan veya vajinal/servikal bölgede lezyonu olan kadınlarda olayın ciddi olabileceği ve kolposkop dahil tüm incelemelerin yapılması gerektiği bir gerçektir.”

Yakın Doğu Yeniboğaziçi Kampüsü 14 Eylül’de Hizmete Hazır…

Yakın Doğu Yeniboğaziçi Kreş, Anaokul, İlkokul ve Koleji 14 Eylül’de Yeni Dönem Eğitime Hazır. Emsalsiz modern eğitim ve altyapısı ile 42 yıllık tecrübesini Gazimağusa bölgesine taşıyan Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu İlkokulu ve Yakın Doğu Yeniboğaziçi kampüsü Milli Eğitim Bakanlığı’nın almış olduğu okulların açılması kararı ile 14 Eylül’de eğitime hazır. Yakın Doğu Koleji’nden yapılan açıklamada, Yeniboğaziçi’nde tüm inşası tamamlanan Yakın Doğu Koleji kampüsünün temizlik faaliyetleri ve fiziksel düzenlemelerin yapıldığı, sınıfların korona virüs önlemlerine karşı sosyal mesafeye göre düzenlendiği, gerekli hijyen koşullarının tamamlanarak 14 Eylül 2020 Pazartesi günü yüz yüze eğitime başlayacağı duyuruldu. Gazimağusa bölgesinde güven veren eğitim ihtiyacını giderecek olan Yakın Doğu Yeniboğaziçi Kampüsü, son eğitim teknolojilerinin yer aldığı lobratuvarlarla inşa ettiği sosyal ve güvenli bir kampüste, okul öncesinden liseye kadar uluslararası standartlarda İngilizce dil eğitimi, çift dilli eğitim, üçüncü yabancı dil eğitimi ile yabancı dil bilen aydın ve yaratıcı düşünebilen bireyler yetiştirecek. Yakın Doğu Okul Öncesinde Çift Dilli Eğitim ve İkinci Yabancı Dil Fransızca… Yabancı dil eğitimine temelden başlayan Yakın Doğu Okul Öncesinde, Cambridge University Press ile işbirliği çerçevesinde yürütülen “Çift Dilli” eğitim uygulaması ile sınıflarda bir Türk anaokulu öğretmeni ve anadili İngilizce olan (native speaker) bir anaokulu öğretmeni ile Türkçe ve İngilizce ders anlatımı eş zamanlı olarak anlatılacak. Öğrencilerin farklı kültür ve dillerle erken yaşlarda tanışması amacıyla Fransızca da ikinci yabancı dil olarak eğitim müfredatında yer alıyor. Yakın Doğu İlkokulu’nda Cambridge Üniversitesi ile yaptığı müfredat çalışmaları sonucunda Cambridge International Primary programı ile İngilizce dersleri haricinde Matematik, Fen ve Bilgisayar dersleri İngilizce olarak işlenecek. Son Teknoloji ile Donatılmış Laboratuvarlar… Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi, interaktif eğitim gerçekleştirilebilen çağdaş teknolojik donanıma sahip sınıfları, fizik-kimya ve biyoloji laboratuvarları, bilgisayar laboratuvarları, bilim atölyeleri, kütüphane, resim, müzik, dans ve diğer sanat etkinlik odaları, çok amaçlı gösteri ve toplantı salonları, açık spor alanları, yemekhaneleri ile donatılan ayrıcalıklı bir kampüste eğitim verecek. Laboratuarların yanı sıra tüm sınıflarda akıllı tahta, görsel ve işitsel ekipmanlarla uygulamalı ders faaliyetleri gerçekleştirilecek. Ertan Aligüllü: “İnşası Tamamlanan Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi Eksiksiz Bir Şekilde 14 Eylül’de Eğitime Başlayacak…” Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu İlkokulu ve Yakın Doğu Kolejinde öğrenci olmanın ayrıcalığını Gazimağusa bölgesine taşımanın mutluluğu içerisinde olduklarını ifade eden Yakın Doğuy Koleji Ortaeğitim Eğitim Başkanı Ertan Aligüllü, tüm inşaatı tamamlanan Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi kampüsünün temizlik ve düzenleme işlemlerinin tamamlanarak eksiksiz bir şekilde 14 Eylül’de eğitime başlayacağını belirtti. Eğitim faaliyetlerine daha önce 1 Eylül tarihinde başlayacaklarını duyurduklarını anımsatan Aligüllü, Covid-19 salgınıyla etkin mücadele edilmesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’nın almış olduğu karar doğrultusunda eğitime 14 Eylül’de yüz yüze başlayacaklarını kaydetti. Yeni eğitim ve öğreitm yılına heyecan ve gururla başlayacaklarını ifade eden Aligüllü, “İnşaat başladığı andan itibaren tüm süreci yakından takip ettik. Yenilikçi eğitim modellerimizi eksiksiz uygulamak için fiziksel olarak eksiksiz bir kampüs meydana getirdik. Anaokulu, ilkokul ve ortaokulu barındıran çok özel ve güzel bir kampüs inşaa ettik. Temizlik ve sınıf düzenlemeleri yapılan Yakın Doğu Koleji Yeniboğaziçi kampüsü, tüm hijyen kuralları da gözetilerek, eksiksik bir şekilde eğitim verecek. Farklı metotlar uygulanan ve teknoloji odaklı eğitim müfredatı, yabancı dil eğitimi, sosyal eğitim, akademik eğitim, sanat-spor eğitimi ile çocuklarımıza entellektüel birikim kazandırarak yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

2020 YKS Sonuçlarına Göre Tercihte Yakın Doğu Üniversitesi Yine Açık Farkla Önde…

2020 YKS tercih sonuçları doğrultusunda 2105 yeni öğrenci tarafından tercih edilen Yakın Doğu Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Üniversiteleri arasında en çok tercih edilen üniversite oldu. Yakın Doğu Üniversitesi Rektörlüğü’nden yapılan açıklamaya göre Yakın Doğu Üniversitesi’ni tercih eden ve kazanan öğrenci sayısında geçen yıla oranla %15 oranında bir artış ile 2105 yeni öğrenci kayıt yapma hakkı elde etti. Bu yıl KKTC üniversitelerini tercih eden öğrenci sayısında da genel bir artış olduğu ifade edilen açıklamada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti genelinde YKS yerleştirme sonuçlarına göre Yakın Doğu Üniversitesi’nin en fazla yerleşen öğrenci sayısı ile birinci sırada yer aldığı vurgulandı. Kıbrıs Üniversiteleri arasında en fazla Tercih edilen Üniversite yine Yakın Doğu Üniversitesi… 2020 YKS sonuçlarına göre KKTC üniversitelerine 6445’si lisans, 2191’sı ön lisans olmak üzere toplam 8636 öğrenci yerleşti. 2020 YKS yerleştirme sonuçlarına göre KKTC genelindeki üniversitelere yerleşen öğrenci sayılarına göre; 2105 öğrenci ile Yakın Doğu Üniversitesi 1.sırayı alarak en çok tercih edilen Üniversite oldu. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: Sonuçlar Yakın Doğu Üniversite’ne Olan Güvenin Göstergesi… Sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ Dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisi nedeniyle tüm sektörlerin etkilendiği bir süreçten geçildiğini, KKTC’nin bu alandaki başarısının ülke sınırlarını aştığını ve doğal olarak daha önce elinde bulundurduğu “Üniversiteler Adası” ünvanına “Güvenli Ada” ünvanının da eklendiğini belirtti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en çok tercih edilen Üniversitenin yine Yakın Doğu Üniversitesi’nin olmasının Yakın Doğu Üniversitesi’ne duyulan güvenin bir göstergesi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ “Covid 19 pandemisi sürecinde ülke olarak iyi bir sınav verdik. Yükseköğretimin tüm paydaşları, özellikle de Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının vermiş olduğu destek ve hazırladığı “Öğrenci Dostu Ada” projesinin bu sonuçlarda etkisi büyük oldu. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nazım Çavuşoğlu hem YÖK nezdinde yürüttüğü çalışmalar hem de Öğrenci Dostu Ada projesi ile bu sürece büyük katkı sağladı. Bu vesile ile sayın Bakanımıza da teşekkür ediyoruz” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi’ne kayıt hakkı kazanan öğrencilerin kayıtlarını 31 Ağustos – 4 Eylül tarihlerinde Yakın Doğu Üniversitesi’nin Türkiye temsilciliklerinde ve Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirilebileceklerini ifade eden Prof. Dr. Şanlıdağ Yakın Doğu Üniversitesi’ni tercih eden öğrencilere teşekkür ederek ilklerin üniversitesi olan Yakın Doğu Üniversitesi’nde başarılarla dolu bir eğitim yaşamı diledi.

Yakın Doğu Üniversitesine Hoş Geldiniz!

Sevgili öğrencimiz; Yakın Doğu Üniversitesine hoş geldin! 27 bini aşkın öğrencimiz ve 40 bin mezunumuz ile birlikte senin de Yakın Doğu Ailesinin bir parçası olmandan mutluyuz. Öğrenim-yurt ve yemek kaydını Türkiye Temsilciliklerimizden yaptırabilirsin: http://aday.neu.edu.tr/kayit-burolari-ve-temsilcilikler/ Barınma olanaklarından yeme-içme alternatiflerine, SGK’lı olarak ücretsiz yararlanabileceğin Tıp Fakültesi Hastanesinden spor tesislerine, sanat merkezlerinden müzelere kadar ihtiyacın olacak her şeyi güvenli ve konforlu kampüs alanımız içerinde bulabilirsin. Kayıt işlemlerinden önce yurtlarımız ile rezidans ve stüdyo tipi dairelerimiz hakkında bilgi almak ve ayrıca yurt + 3  öğün yemek + öğrenim ücretinden oluşan “ekonomik paket” seçeneklerimizi incelemek istersen http://aday.neu.edu.tr/yurtlar/  adresimizi ziyaret edebilirsin. Merak ettiğin her şey için bize sosyal medya hesaplarımızdan, 0548 843 05 35 no’lu Whatsapp hattımızdan, Türkiye Temsilciliklerimizden ve Halkla İlişkiler ve Tanıtım Ofisimizden ulaşabilirsin. Başarılarla dolu bir eğitim-öğretim hayatı dileriz. Kayıt Tarihleri: 31 Ağustos – 4 Eylül 2020 Hazırlık Sınavı Tarihi: 30 Eylül 2020 Ders Başlangıç Tarihi: 5 Ekim 2020 Kayıt için gerekli belgeler: Lise diplomasının aslı 12 adet vesikalık fotoğraf Nüfus cüzdanı fotokopisi Ikametgâh belgesi AYT belgesi (internet çıktısı) Sağlık raporu (HIV testi, Hepatit B, Hepatit C, Kan testleri) Spor Bilimleri Fakültesi ile Hemşirelik bölümü için tam teşekküllü sağlık kurulu raporu gereklidir. Devlet veya Üniversite hastanelerinden alınacaktır.

Kıbrıs Türk Kültüründe İçecekler ve Sosyo-Kültürel İşlevleri Yakın Doğu Üniversitesi Akademisyenleri Tarafından Kaleme Alındı…

Yakın Doğu Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Doç Dr. Burak Gökbulut tarafından hazırlanan “Zivaniya’dan Kahveye Kıbrıs Türk Kültüründe İçecekler ve Sosyo-Kültürel İşlevleri” isimli makale; ULAKBİM, Web of Science, MLA, ASOS gibi ulusal ve uluslararası indekslerce taranan Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları dergisinde yayınlandı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ile Doç. Dr. Burak Gökbulut çalışmalarında, Kıbrıs Türk mutfak kültürünün oluşumu ve Kıbrıs Türkleri arasında çok yaygın olarak tüketilen kahve ve alkollü içeceklerin sosyal hayatta önemli bir unsur hâline geldiği ortaya konuldu. Kıbrıs adasının tarihin ilk çağlarından beri birçok uygarlığın yaşam merkezi olduğu, dolaysıyla günümüze gelene kadar pek çok farklı kültürün etkisinde şekillendiği ifade edilen çalışmada, etkileşimler sayesinde Kıbrıs Türklerinin kendilerine ait bir Akdeniz Mutfağı kültürünün oluşmasına zemin hazırladığı kaydedildi. Yeme-İçme Kültürünün Temelinde Anadolu Sosyo-Kültürel Yapısı Etki Gösterdi… Türk mutfak kültürünün adaya gelişinin 1571’den de öncesine dayandığı bilgisine yer verilen çalışmada, Osmanlı Devleti’nin uyguladığı iskan politikasıyla adaya iskân edilen ailelerin, tüm yaşayış şekillerini, yeme-içme kültürlerini beraberlerinde getirdikleri, günümüzde Kıbrıs’ın kuzeyinde tüketilen birçok içeceğin ve genel anlamda yeme-içme kültürünün temelinde Anadolu sosyo-kültürel yapısının etkili olduğunu söylemenin mümkün olduğu ifade edildi. Kıbrıs Türk mutfak kültüründe Arap kültürünün etkisinin de yadsınamaz ölçüde olduğuna dikkat çekilen çalışmada, bunun yanında Kıbrıs Türklerinin mutfak kültüründe İngiliz ve Rum etkisinin de görüldüğüne vurgu yapıldı. Rum kültürü üzerindeki Türk etkisinin de oldukça fazla olduğu beliritlen çalışmada, bütün bu etkileşimleri günümüzde Kıbrıs Türklerinin kendilerine ait bir Akdeniz mutfak kültürünün oluşmasına zemin hazırladığı kaydedildi. Kahve ve Alkollü İçecekler Sosyal Hayatın Önemli Bir Parçası Haline Geldi… Kıbrıs Türkleri arasında belli bir adaba göre şekillenen yeme-içme faaliyetlerinin genellikle sosyal ortamlarda belli bir topluluk içerisinde gerçekleştirildiğine yer verilen çalışmada, özellikle Kıbrıs Türkleri arasında çok yaygın olarak tüketilen kahve ve alkollü içeceklerin sosyal hayatın da önemli bir parçası hâline geldiği, içecekler sayesinde insanlararası sosyal ilişkiler hakkında rahatlıkla bilgi edinilebildiğime değinildi. Misafirlikte İkram Geleneği Önemli Yer Tutuyor… Kıbrıs Türkleri arasında meyhane ve kahvehane kültürünün sosyal hayatın vazgeçilmez bir unsuru olduğu görülen çalışmada sözü edilen birçok içeceğin bu mekânlarda tüketildiği belirlendi. Bunun yanında Kuzey Kıbrıs’ta komşuluk ilişkilerinin hâlâ canlı bir şekilde yaşatıldığı ve özellikle kadınlar arasında misafirliğe gitme geleneğinin oluşturduğu bir ikram kültürünün sosyal ilişkiler açısından önemli bir rol oynadığı görüldü. Kıbrıs Türk kültüründe sosyal hayatın önemli bir parçası konumunda bulunan bazı içecekleri halk, adaya özgü olarak kabul edip sahiplenirken (limonata, neskafe, sütlü çay, kefir), bazıları ise (güllü süt, gül, şerbet, sumada) günümüzde popüler kültürün etkisiyle unutulmaya yüz tutmuştur. Söz konusu içeceklerin kaybolmaması ve yaşatılması için özellikle gelecek kuşakların bu konuda bilgilendirilmesi açısından ders kitaplarında söz konusu içeceklere yer verilmesi, okullarda bunların ikram edilmesi gibi adımlarında büyük önem arz ettiğine vurgu yapıldı.

2 Kıta, 1 Yarış, Zorlu Mücadele… Yakın Doğu Üniversitesi Yüzücüsü Doğukan Ulaç Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda 5. Kez Şampiyonluğa Kulaç Atacak…

Yakın Doğu Üniversitesi’nin uzun mesafe yüzücüsü Doğukan Ulaç, daha önce şampiyonluğu elde ettiği “Dünya’nın En İyi Açık Su Yüzme Organizasyonu” olarak da kabul edilen Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’na beşinci kez katılıyor. 58 ülkeden 2400 katılımcının olduğu organizasyonda, Doğukan Ulaç’a rehber antrenörlük yapan Milli Yüzücü Osman Akkuş da yer alacak. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, 32.Samsung Boğaziçi Kıtalararası Yüzme yarışı, 23 Ağustos 2020 Pazar günü saat 10.00’da TRT Spor 2’de canlı yayınlanacak. COVID-19 dolayısıyla ulusal ve uluslararası sağlık kuruluşlarının tavsiyeleri doğrultusunda sıkı tedbirler alınan yarış bu yıl seyircisiz olarak gerçekleştirilecek. 2018 yılında katıldığı yarışta Genel Klasman Şampiyonu olan Doğukan Ulaç, beşinci kez katıldığı yarışda yeniden şampiyonluk için kulaç atacak. Bugüne kadar yüzmede sayısız başarılara ve rekorlara imza atan Milli Yüzücü Osman Akkuş da yarışa 28’inci kez katılıyor. Yüzücülerin Asya ve Avrupa’yı kulaçlarıyla birleştireceği yarış, 6,5 km Kanlıca-Kuruçeşme (Cemal Topuz Parkı) parkurunda gerçekleştirilecek. Doğukan Ulaç: “Eşsiz ve Zorlu Mücadelede Şampiyonluk İçin Heyecanlıyım…” Dünya çapından binlerce yüzücüyü buluşturan ve Dünyanın önde gelen açık su yüzme organizasyonlarından birine beşinci kez katılmaktan heyecan duyduğunu ifade eden uzun mesafe yüzücüsü Doğukan Ulaç, hedefinin yine şampiyonluk olduğunu söyledi. Geçmiş yıllarda edindiği tecrübeleri avantaja çevirerek başarıya ulaşmak istediğini dile getiren Ulaç, “Öncelikle hem ülkemizin hem de Yakın Doğu Üniversitesi’nin tanıtımına büyük katkı sunan böylesi büyük bir organizasyonda yüzücü olarak yer almak büyük bir onur. Antrenörlerim ile birlikte günde çift antrenman olmak üzere yoğun bir antrenan programı ile yarışa hazırlandım. Daha önce yarışta edindiğim tecrübeleri kullanarak akıntıya karşı rahat ve sorunsuz bir yüzme ile yarışı şampiyonlukla tamamlamak istiyorum. Başta, üzerimde büyük emekleri olan antrenörlerime, aileme verdikleri destek için ayrıca Yakın Doğu Üniversitesine de bana bu şansı tanıdığı için teşekkür ediyorum” dedi. Memhet Gürcenk: “Disiplinli Bir Çalışma ile Yarışa En İyi Şekilde Hazırlandık…” Yüzme Antrenörü Mehmet Gürcenk de, dünyanın en büyük açık su organizasyonlarından olan yüzme maratonuna üç ay boyunca yoğun bir antrenman programı ile hazırlandıklarını söyledi. COVID-19 pandemisi nedeni ile rutin olan yüzme antrenmanlarına uzun bir süre ara vermek zorunda kaldıklarını fakat 3 ayı en verimli şekilde değerlendirdiklerini ifade eden Gürcenk, her gün çift antrenman olmak üzere günde 6 saat antrenman yaptıklarını belirtti. Doğukan Ulaç’ın disiplinli ve örnek bir sporcu olduğunu söyleyen Gürcenk, “Doğukan, genç yaşına rağmen ciddi antrenman yapan örenk bir sporcu. Her gün 6 saatini antrenman için ayırıyor. Kıtalararası yarış için havuz dışında denizde de antrenmanlar gerçekleştirdik. Milli yüzücümüz olan ve yüzme branşında büyük tecrübelere sahip olan Osman Akkuş da, Boğaz sularında Doğukan’a becerilerini doğru kullanma stratejisi ve nasıl karar vereceği konusunda rehberlik ediyor. 2018 yılında Genel klasmanda şampiyonluğu elde etmiştik. Geçen yıl yüzme rotasında değişiklik yaptığından şampiyonluk hedefine ulaşamayan Doğukan, bu yıl geçmiş yıldan dersini aldığını söyleyerek rotasından şaşmadan zorlu yarışta şampiyonluğa kulaç atacak” diye konuştu. Bu zorlu maratonda akıntının iyi hesaplanması gerektiğine vurgu yapan Mehmet Gürcenk, Doğukan’a güvendiklerini, yarışı merak ve heyecanla televizyon ekranlarından takip edeceklerini sözlerine ekledi. Osman Akkuş: “ Genel Klasman Birinciliğini Hedefliyoruz…” Milli yüzücü ve Doğukan Ulaç’a stratejik ve rehber antrenörlük yapan Osman Akkuş’da, tecrübeli olduklarını ve hedeflerinin farkla Genel Klasman birinciliği olduğunu söyledi. İstanbul Boğaz’ını 28’inci kez yüzeceğini anımsatan Akkuş, 30 seneyi tamamlamak istediğini dile getirerek bu kadar yıllık tecrübelerini Doğukan Ulaç’a aktararak hedefledikleri şampiyonluğa ulaşacaklarına inandığını söyledi. Osman Akkuş, “Burası zorlu bir parkur. Yirmi sekiz yılda bir çok zorlukla karşılaştım. Boğaz akıntılı bir bölge ve yanlış akıntıntıya kapılabilme ihtimaliniz çok yüksek. Başladığınız noktada geri dönerek bitirmediğiniz bir yarış. Akıntıya karşı zarar görmemek için taktikler uygulamak gerekiyor. Kendi tecrübelerimden fayda görerek yarışı başarıyla tamamlamak istiyoruz. Güce ve bilgiye sahibiz, geriye tecrübeyi avantaja çevirmek kalıyor. Mehmet Gürcenk hocamızla birleştirdiğimiz bilgi, gücü ve tecrübeyi kullanarak Doğukan’ı Genel Klasman Şampiyonluğuna taşımak istiyoruz. Şampiyon olmaması için hiç bir sebep yok. Burada kendisinden iyi sporcular var fakat onun 28 kez yüzmek zorunda kalmadan sahip olduğu bir tecrübe avantajı var. Yüzücümüze güveniyoruzve inanıyoruz. Her şey yolunda giderse, farkla birincilik için kulaç atacağız” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Atamtürk: “Sporcumuzu Gönülden Destekliyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Hakan Atamtürk de sporcuları Doğukan Ulaç ile Milli Yüzücü Osman Akkuş’a başarılar diledi. Boğaziçi’ni yüzerek geçmenin pek çok kişinin hayalini süslediğini ancak bunun hiç de kolay bir iş olmadığını ifade eden Doç. Dr. Hakan Atamtürk, “Dünyanın en iyi açık su yüzme organizasyonu olarak gösterilen ve binlerce yüzücünün yer aldığı etkinlikte, Kıbrıslı Türk olarak yer almak mutluluk verici. Sporcumuz, antrenörü Mehmet Gürcenk ve Osman Akkuş ile birlikte sıkı bir şekilde antrenmanlarını yaparak yarışa hazırlandılar. Yakın Doğu Üniversitesi’nin yüzme branşında önemli başarılara imza attığını bir kez daha gösterileceğinden eminiz. Sporcumuza ve milli yüzücümüze başarılar dileriz” diye konuştu.

Prostat Kanserinin Kesin Tanısı Prostat Biyopsisi İle Konulabiliyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, Erkekler Arasında En Sık Görülen Kanser Türü Olan Prostat Kanserinin (PCa-ProstateCancer) Tek Bir Nedene Bağlı Olmadığına ve Kanser Gelişiminde Çeşitli Risk Faktörlerinin Bulunduğuna Dikkat Çekti. Prof. Dr. Önder, Birinci Derece Akrabalardan 2 Kişide Prostat Kanseri Bulunan Kişilerin Kanser Riskinin 5,1 Kat Arttığını İfade Etti. Birinci Derece Akrabalardan 2 Kişide Pca Bulunan Kişilerde Risk 5,1 Kat Artıyor… Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, epidemiyolojik çalışmaların, prostat kanserinin hem ailevi hem de genetik özelliğe sahip olduğunu gösterdiğini, kabaca babasında PCa olan bir kişide prostat kanserine yakalanma riskinin 2,2 kat, kardeşinde olanlarda 3,4 kat ve birinci derece akrabalarından 2 kişide bulunanlarda ise bu riskin 5,1 kat arttığını söyledi. Doymamış Yağların Fazla Tüketimi Prostat Kanserine Yakalanma Riskini Artırıyor… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Prostat kanseri erkekler arasında en sık görülen kanserdir. Önemli risk faktörlerinden biri de yağ tüketimidir. Doymamış yağların fazla tüketimi ve obezite hem prostat kanserine yakalanma hem de kötü huylu kanser gelişimi riskini artırmaktadır. Ayrıca sigara, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketimi PCa riskini artırırken lycopene (domates, diğer kırmızı sebze ve meyveler), selenyum (tahıl, balık, et-kümes hayvan eti, yumurta, süt ürünleri), omega-3 yağ asitleri (balık), D ve E vitamininin prostat kanseri riskini azaltıcı etkisi vardır” dedi. İdrar Yapma Zorluğu, İdrar Yaparken Yanma, Sık İdrara Gitme, Gece İdrara Kalkma, İdrar Kaçırma, Çatallanma, İdrar Tutma Zorluğunuz Varsa Mutlaka Hekiminize Danışın… PCa’nın idrar yolunda meydana getirdiği tıkanıklığın derecesine göre hastada idrar yapma zorluğu, idrar yaparken yanma, sık idrara gitme, gece idrara kalkma, idrar kaçırma, çatallanma, idrar tutma zorluğu gibi yakınmalara neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, “İleri evre ya da metastatikPCa varlığında, hastalığın tutulduğu bölgeye göre özellikle bel kemiklerinde ağrı hastanın ilk yakınması olabilir” dedi. Prostat Kanserinin Kesin Tanısı Prostat Biyopsisi ile Konabilir… Prostat kanserinin kesin tanısının, prostat biyopsisinden elde edilen dokunun patolojik incelemesi ile konduğunu anlatan Prof. Dr. Önder, “biyopsi kararı için en önemli belirleyiciler prostatın parmakla makattan yapılan muayenesi (DRE-DigitalRectalExamination) ve kanda bakılan PSA (ProstateSpecificAntigen) testidir” şeklinde konuştu. Ailesinde Pca Öyküsü Olan Kişiler 40, Olmayanlar ise 50 Yaşından İtibaren PSA Testi Yaptırmalıdır… PCa’nın erkekler arasında en sık görülen kanser türü olması ve yaş arttıkça görülme sıklığının artması nedeni ile belirli yaştan sonra erkeklerin PCa konusunda periyodik kontrollerinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Önder “ailesinde PCa öyküsü olan kişilerin 40, olmayanların ise 50 yaşından itibaren PSA testi ve DRE ile kontrolleri önerilmektedir. Bu basit ve ucuz kanser tarama şeklidir. Hasta, hiçbir yakınması olmasa bile prostatında kanser barındırabilir” şeklinde konuştu. Evreleme için Bilgisayarlı Tomografi veya MRI, Tüm Vücut Kemik Sintigrafisi ya daPET gibi Çeşitli Görüntüleme Yöntemlerinden de Yararlanılır… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, “Günümüzde prostat biyopsisinde standart uygulama makattan ultrason (TRUS – transrectalultrasound) yardımı ile yapılan biyopsidir. Bu uygulamada ultrason ile prostat görüntülenir ve biyopsi işlemi özel iğne ve tabanca yardımı ile sistematik olarak gerçekleştirilir. Genel olarak toplam 8-12 adet biyopsi alınır ve patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Biyopsi işlemi anestezisiz ya da tercihan lokal anestezi altında yapılır. Biyopsi sonucu PCa tanısı konursa tedavi kararı verebilmek için hastalığın evresi belirlenir. Evreleme için bilgisayarlı tomografi veya MRI, tüm vücut kemik sintigrafisi ya da PET gibi çeşitli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır” dedi. Prostat Kanserinde 3 Ana Evre Vardır… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi prostat kanserinin tedavisi de hastalığın evresine göre yapılır. Prostat kanseri evresini kabaca 3 ana gruba ayırabiliriz. Organa sınırlı hastalık, lokal ileri evre ve ileri evre. PCa tedavi kararı hastalığın evresi, biyopsi verileri, hastanın sağlık durumu, hasta yaşı gibi faktörlere bağlıdır” diye konuştu. Evrelere Göre Standart Tedavi Seçenekleri; İzlem, Aktif İzlem, Işın Tedavisi, Ameliyat… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Evrelere göre standart tedavi seçeneklerini şu şekilde sıralayabiliriz. Organa sınırlı hastalıkta; a) İzlem: Herhangi bir tedavi uygulanmaksızın hastanın izlenmesi. Genel olarak düşük ilerleme potansiyeline sahip, daha ileri yaştaki hastalara uygulanır. b) Aktif İzlem: Düşük ilerleme potansiyeli, düşük PSA değeri olan ve biyopsisinde 1 ya da en fazla 2 parçada kanser saptanan hastalarda belirli bir süre sonra tekrar biyopsi yapmak koşulu ile uygulanabilir. c) Işın Tedavisi: Prostatın dışarıdan ya da içine radyoaktif çekirdekler yerleştirerek tümörün etkisiz hale getirilmesidir. d) Ameliyat: Prostat kanseri ameliyatı prostatın tümünün meni kesesi ve meni kanalı son kısmı ile birlikte çıkarılmasıdır. BPH nedeniyle yapılan ameliyattan çok farklı bir uygulamadır. Açık ya da kapalı yapılabilir. Kapalı ameliyat laparoskopik yöntemdir ve standart veya robot yardımlı laparoskopik prostatektomi olmak üzere 2 seçeneği vardır. Radyoterapi, açık ameliyat, standart laparoskopik ve robot yardımlı laparoskopik prostatektomi tedavilerinin onkolojik sonuçları birbirleri ile benzerdir, ancak her bir yöntemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır” dedi. Lokal İleri Hastalıkta Tedavi Seçenekleri Cerrahi ve Radyoterapidir… Lokal ileri hastalıkta tedavi seçeneklerinin cerrahi ve radyoterapi olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Radyoterapi ve cerrahi uygulamaları organa sınırlı hastalıktaki gibidir ancak hastalığın yineleme riski yüksek olduğu için genellik bu evrede kombine tedaviler uygulamak gerekebilir. Radyoterapi ile birlikte ya da öncesi hormonal tedavi, cerrahi öncesi ve/veya sonrası hormonal tedavi ya da cerrahi sonrası radyoterapi tedavi seçenekleri olabilir” diye konuştu. Prof. Dr. Önder “İleri evre hastalıkta standart tedavi seçeneği hormonal tedavidir. Hormonal tedavi erkeklik hormonu testosteronun etkisini engelleyen, bu nedenle prostatın normal ve kanser hücrelerinin gelişimini engelleyerek etki eden, iğne ya da hap şeklinde uygulanan ilaçlardır. Sistemik kemoterapi gibi ciddi yan etkileri yoktur” dedi. Prostat Kanseri ile İlgili Tüm Tanı ve Evreleme Yöntemleri ile Tedavileri Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Başarı ile Gerçekleştiriliyor… Prof. Dr. Ali Ulvi Önder son olarak,prostat kanseri ile ilgili tüm tanı ve evreleme yöntemlerinin yanısıra, tüm tedavi seçeneklerinin Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde başarı ile uygulandığını söyledi.

Özay Günsel Çocuk Üniversitesi 2020 Yaz Akademik Dönemi Düzenlenen Törenle Sona Erdi…

Ülkemizin ilk ve tek Çocuk Üniversitesi Özay Günsel Çocuk Üniversitesi 2019-2020 Yaz Akademik Dönemi öğrencileri düzenlenen törenle diplomalarını alarak mezun oldu. Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Büyük Salon’da ailelerin katılımı ile gerçekleştirilen Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Yaz Dönemi Mezuniyet töreninde; Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Anna Günsel, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli, Yakın Doğu Üniversitesi rektör yardımcıları, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi eğitim dönemi boyunca öğrencilerin yaptıkları faaliyetlerle ilgili video gösterimi yapıldı. Törende, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli bir konuşma yaptı. Öğrenci gruplarının müzik dinletisi ve gösterilerinin yapıldığı tören, sertifika takdimi ve keplerin havaya atılmasıyla sona erdi. Prof. Dr. Filiz Meriçli: “Bilgi En Büyük Güçtür. Bilgiyi Hayal Gücü ile Değerlendirecek, Yenilik Yaratacak ve Yeni Ürünler Geliştirecek, Girişimci Çocuklar Yetiştirmek İçin Çalışıyoruz…” Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli törende yaptığı konuşmada, yaz akademik dönemini başarıyla ve mutlulukla tamamlamanın sevincini yaşadıklarını söyledi. Prof. Dr. Meriçli, “Bu yıl korona virüs salgını nedeniyle okulları kapanan ve Mart- Haziran arasında evlerde kapalı kalan çocuklarımızı, tüm sağlık önlemlerini titizlikle uygulayarak bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematik alanlarında yüzyüze renkli ve eğlenceli bir programla buluşturduğumuz için mutluyuz” dedi. Öğrencilerin hijyen kurallarına uygun olarak programlarını uyguladıklarını dile getiren Prof. Dr. Meriçli, Dünya, Güneş ve Galaksi grubu öğrencilerinin Yakın Doğu Üniversitesi’nin fakülte ve laboratuvarlarında bilim insanları ve sanatçılar ile biraraya gelerek, deneyler yaptığını, merak ettiklerini sorduklarını, takım çalışmaları ile ürünler geliştirdiklerini, yapay zeka, kodlama gibi pekçok bilim, teknoloji, mühendislik, sanat ve matematik konularını deneyerek – eğlenerek öğrendiklerini anlattı. Özay Günsel Çocuk Üniversitesi olarak bilgiyi hayal gücü ile değerlendirecek yenilik yaratacak ve yeni ürünler geliştirecek, girişimci çocuklar yetiştirmek için çalıştıklarını vurgulayan Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli, Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. İrfan Günsel’e, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Anna Günsel’e, öğretim üyelerine ve asistan öğretmenlere ve Özay Günsel Çocuk Üniversitesi çalışma ekibine teşekkür etti. Gösteriler Yapıldı… Konuşmanın ardından Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Dünya Grubu öğrencileri “Mutlu Çocuk Şarkısı”nı seslendirdi. Güneş grubu öğrencileri de, çevre, geri dönüşüm, davranış biçimleri hakkında mesajlar içeren konuşmalar yaptılar. Galaksi grubu öğrencileri ile Türkçe ve İngilizce şarkılar seslendirdi. Grup gösterilerinin ardından sertifika törenine geçildi. Sertifikalar Takdim Edildi… Gösterilerin ardından mezun olan öğrencilere mezuniyet belgeleri verildi. Mezuniyet Töreninde ilk olarak Özay Günsel Çocuk Üniversitesi’nde 200 kredi tamamlayarak Gümüş Sertifika almaya hak kazanan öğrenciler belgelerini aldı. Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Anna Günsel Gümüş Sertifikaları, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli ise Bronz serfitika ile katılım belgelerini takdim etti. Belge takdiminin ardından öğrenciler kep atma törenini gerçekleştirdi.

Sıcak Havalarda Kalp Sağlığını Koruyucu Öneriler

“Hava Sıcaklıklarının Artmasıyla Birlikte Kalp Hastalıkları Riski de Artmakta, Buna Bağlı Olarak Kalp Krizi Vakalarında Yaz Aylarında Artış Görülmektedir. Bu Durumun da, Sıvı Kaybıyla Birlikte Kanın Pıhtılaşma Oranındaki Artışa Bağlı Olduğu Düşünülmektedir.” Diyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, Bu Nedenle Sağlıklı Kişilerin Dahi Yaz Aylarında Sıvı Alımına Özen Göstermesi Gerektiğini Belirtti. Yaz Aylarında Kalp Sağlığı Açısından Kimler Risk Grubunda? Yüksek tansiyon, kalp yetersizliği ve kalp damarlarında tıkanıklık olan kişilerin yaz aylarında kalp sağlığı açısından risk grubunda olduklarını kaydeden Prof. Dr. Hamza Duygu, daha önce kalp damarlarına stent uygulanan veya geçirilmiş by-pass öyküsü bulunan kişilerin de aşırı sıcak ve nemden kaynaklanan terlemenin yaratacağı sıvı ve tuz kayıplarına bağlı olarak kalp hızında artış gelişebilmesi nedeniyle özellikle dikkatli olmalarını tavsiye etti. Yazın Yeterince Su Tüketmeyenlerde Kalp Krizi Riski Artıyor Açıklamalarında, sıcak havaların kalp hastaları üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Hamza Duygu, aşırı sıcak ve nemli havanın, özellikle kalp damar hastaları, hipertansiyon ve kalp yetersizliği olan hastalar için risk artışı meydana getirdiğini kaydetti. Vücudun sıcağa karşı aldığı en etkili yöntemin terleme olduğunu, terleme ile birlikte sıvı ve elektrolit denilen tuz ve minerallerin kaybedildiğini, damarlarda dolaşan kan hacmindeki azalmanın, böbreklere giden kan hacminde azalmaya, dolayısıyla da böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Hamza Duygu konuyla ilgili yaptığı açıklamalarına şöyle devam etti; “Yine terlemeyle birlikte vücuttan atılan potasyum, magnezyum gibi minerallerin vücutta azalması, özellikle kalp hastalarında, çarpıntı ve hayatı tehdit eden ritm bozukluklarının tetikleyicisi olabilmektedir. Hipertansiyonu veya kalp yetmezliği olan, bu nedenle idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların yeterli miktarda sıvı tüketimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Aksi halde halsizlik, yorgunluk gibi şikayetler ve böbrek fonksiyonlarında bozulma meydana gelebilir. Bu gibi şikayetleri olan kişilerin doktorlarına danışarak ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesi gerekebilir. Bunun yanında kalsiyum kanal blokeri grubu tansiyon ilacı kullanan hastalarda ilaç yan etkisi olarak ayak bileği ve bacak şişliği de yaz aylarında daha fazla olmaktadır.” Yaz Aylarında Kalp Sağlığını Korumak için Alınabilecek Önlemler Kalp sağlığını korumak için sağlıklı kişilerin dahi alması gereken önlemler olduğunu belirten Prof. Dr. Hamza Duygu, alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı;  Açık renk, terlemeyi artırmayan kumaştan giysiler tercih edilmeli Meyve ve sebze tüketiminin ön planda olduğu Akdeniz diyetine uygun beslenilmeli  Günlük sıvı ihtiyacının arttığı göz önünde bulundurularak, günlük 2-2.5 lt civarında sıvı tüketilmeli  Kontrolsüz soda ve maden suyu tüketiminin tansiyonu yükseltebileceği, kalp yetersizliği şikayetlerini artırabileceği göz önünde bulundurularak fazla tüketimden kaçınılmalı  Güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde dışarı çıkılmamalı, denize sabah ve akşam saatlerinde aç karnına girilmeli  Egzersizler sabah ve akşam saatlerinde yapılmalı  Çok soğuk su damarlarda spazm yaparak kan akışını bozabildiğinden çok soğuk deniz, havuz ve duşlara girilmemeli  Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık hissi gibi şikayetler olduğunda en yakın sağlık kurumuna başvurulmalı Kalp Hastaları Sıcak Yaz Günlerinde Bunlara Dikkat! Hava sıcaklıklarının artmasıyla, kalp damar hastalığı öyküsü bulunan kişilere, kalp sağlığını korumaya yönelik tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Hamza Duygu, mümkün olduğu kadar serin yerlerde zaman geçirmelerini, yoğun alkol ve kafein tüketiminden kaçınmalarını, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi şikayetlerin başlaması durumunda ise vakit kaybetmeden bir sağlık kurumuna başvurmalarını önerdi. Tansiyon hastalarının ise sıkı tansiyon takibi yaptırmalarının, tansiyon değerlerinde düzensizlik olması halinde doktorlarına başvurarak ilaç dozlarının yeniden düzenlenmesini sağlamalarının da önemine değinen Prof. Dr. Hamza Duygu, günlük sıvı tüketimine dikkat etmenin, gereği halinde idrar söktürücü ilaç dozlarının doktor tavsiyesiyle yeniden düzenlenmesinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlattı.
tercih robotu