Kurban Bayramında Sağlıklı Beslenme Önerileri!

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, Kurban Bayramı’nda Şeker, Şekerli Gıda ve Et Tüketiminin İster İstemez Arttığını, Özellikle Diyabet Hastaları Tarafından Şeker Tüketiminde Aşırıya Kaçılmaması, Hipertansiyon, Kalp ve Damar Hastalıkları ile Benzer Kronik Hastalığı Olan Bireylerin ise Et Tüketimini Kontrollü Yapması Gerektiğini Hatırlattı. Kırmızı Etteki Yağ Oranı Ortalama %20 Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterolden zengin bir besin olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingöl Arslansoyu, üzerinde görünen yağlı kısım etten ayrılsa bile kırmızı etteki ortalama yağ oranının %20 olduğunu belirtti. Kronik hastalığı olan bireylerin yağsız ya da az yağlı etleri tercih etmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, etlerin haşlama ya da ızgara şeklinde tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: “Etler haşlama ya da ızgara tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, ilave yağ eklenmemelidir. Etler E ve C vitamini içermezler. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle beraber pişirilmesi önemlidir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğini sağlayacak hem de bazı minerallerin vücut tarafından emilimini arttıracaktır.” Mangalda Pişirilen Et Zararlı Mı? Ülkemizde bayram denilince akla ilk gelenin mangal olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalda pişirilen etlere uygulanan yöntemin yanlış olduğunu belirtti. Uygulanan yanlış yöntemle ette kanserojen maddelerin oluşmasına sebep olunduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, etin yüksek sıcaklıkta pişip yanması sonucunda, heterosiklik, aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) denilen kanserojen maddelerin ortaya çıktığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, bu maddelerin etten ateşe damlayan yağlardan ve çıkan dumanın etle temasından oluştuğunu belirtti. Diyetisyen Banu Özbingülarslansoyu: “Etlerin Pişirme Öncesi Bazı Baharat ve Otlarla Marine Edilmesi Kanserojen Madde Oluşumunu Azaltmaktadır.” Mangalda pişirilen etleri kanserojen maddelerden korumak için kömür kullanımında çok yüksek ateşi tercih etmemek gerektiğini, yüksek ateşin ette kanserojen maddelerin açığa çıkmasına ve B grubu vitaminlerin kaybına yol açtığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, kömür közüyle et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafenin bulunması gerektiğini ve etlerin alevle yakılarak pişirilmemesi gerektiğini belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu pişirme önerileri ile ilgili şunları söyledi: “Pişirme öncesi etlerin bazı baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltmaktadır. Bu yüzden etlerinizi marine edin. Mangal ve ızgaralarınızı her kullanımdan sonra çok iyi temizleyerek, oluşmuş kanserojen maddelerin bir sonraki yemeğinize aktarılmasını önleyin. Ateşe damlayan yağ ile açığa çıkan kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için yağlı etlerden kaçının.” Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu: “Etler Toplamda 24 Saat Bekletildikten Sonra Tüketilmelidir.” Özellikle kurban bayramında çok sayıda hayvanın kesilmesi ile kesim öncesi ve sonrasında gereken kontrol ve hijyen kurallarına uyulmaması ile hastalıkların ortaya çıktığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, kurbanlık hayvanın kesiminden sonra “rigor mortis” adı verilen ölüm sertliğinin ortaya çıktığını ve etlerin bekletilmeden bu sertlikle tüketilmesi durumunda midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara yol açacağını belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: “Bunu önlemek için etler kesildikten hemen sonra 5-6 saat serin bir yerde (14-16 C), sonrasında 18-19 saat da buzdolabında bekletmeli, toplamda 24 saat beklettikten sonra tüketmelidir. Etler kesinlikle çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmemeli, büyük parçalar halinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetinde, buzdolabında ya da derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler buzdolabında 3 gün, derin dondurucuda 3 ay muhafaza edilebilmektedir. Kıyma olarak saklanacaksa bu sürenin daha da kısa olduğunu unutmayın. Etler dondurulduktan sonra buzdolabında çözdürülmeli, çözünen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.” Bayramda Beslenme Önerileri; Güne hafif bir kahvaltı ile başlayın Az ve sık aralıklarla beslenin Şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıları tercih edin Tabağınızın dörtte birini et, dörtte birini tahıl, kalan kısmını ise sebze yemekleri ve salatadan oluşturun Bol su tüketin Aç karnına bayram ziyaretine gitmeyin Fiziksel aktivitenizi arttırın

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için, Sanatçı ve Akademisyen Doç. Dr. Murad Allahverdiyev’in 25 Eserden Oluşan “Adadan Esintiler” Adlı Kişisel Sergisi Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan S.Günsel Tarafından Açıldı

Yakın Doğu Üniversitesi Resim-iş öğretmenliği anabilim dalı öğretim üyesi Sanatçı Doç. Dr. Murad Allahverdiyev, Kıbrıs Sanat Müzesi için “Adadan Esintiler” adlı 25 eserden oluşan sergi Diş Hekimliği Fakültesi sergi salonunda Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan S.Günsel tarafından açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, sanatçı Murad Allahverdiyev tarafından Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için 25 eserden oluşan “Adadan Esintiler” adlı kişisel sergisi’nin açılışına Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan S.Günsel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Entsitü Müdürü, Dekanlar,Öğretim elemanları, sanatçılar ve davetliler katıldı. Sanatçı eserlerinde klasik teknikte yağlı boya resimler yapmış ve eserlerinde empresyonizm ve post-empresyonizm akımlarında manzara resimleri çizmiştir. Ayrıca eserlerinde Kübizm akımından izler de bulunmaktadır. Sergi açılışında Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ile Sanatçı Murad Allahverdiyev birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Murat Allahverdiyev için yapılan bronz büstün açılışı da gerçekleştirildi. Doç. Dr. Murad Allahverdiyev: “Kıbrıs’ta Ve Dünyada İlk Olacak Olan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi İçinde Yer Almak Gurur Verici” Sanatçı ve Akademisyen Doç. Dr. Murad Allahverdiyev; Bu şansı biz sanatçılara veren Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel’e ve ailesine şükranlarımı sunuyorum.. Kıbrıs’ta sanata bu denli değer verip Üniversitemizi bir sanat cennetine çevirmiştir. Sanata ve sanatçıya verdiği değer tartışılmazdır. Bize düşen görev ise sanatçılığımızı ortaya koymaktır. Böyle seçkin üniversitede görev yapmak benim için büyük bir şereftir. Ayrıca Kıbrıs’ta ve dünyada ilk olacak olan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi içinde yer almaktan ötürü Dr.Suat Günsel ve ailesine minnettarlığımı bildirmek isterim.” Dedi. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 352.sergisi “Adadan Esintiler” Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise; “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi projesi kapsamındaki sergilere bugün Yakın Doğu Üniversitesi Resim-iş öğretmenliği anabilim dalı öğretim üyesi Sanatçı Doç. Dr. Murad Allahverdiyev’in, 25 eserden oluşan “Adadan Esintiler” adlı 352. Sergi ile devam ediyoruz. Murad Allahverdiyev’in “Adadan Esintiler” sergisi, sanatçının yaşadığı coğrafyadan aldığı görsel izlenimleri tuval üzerine yağlı boya tekniğinde, bir nakkaş titizliğinde işlemesi ile yarattığı resimlerden oluşuyor. Burada altı çizilen izlenim Allahverdiyev’in sanatsal tavrına da doğrudan işaret etmektedir; yer yer geometrik formlarla inşa ettiği peyzajları izlenimcilik yani empresyonizm ve post-empresyonizm akımlarının etkilerini açıkça göstermektedir. Yeşil, mavi, beyaz, sarı, turuncu gibi ada renkleri kâh zeytin, hurma, servi ağaçları ve yasemin çiçekleri ile bezenmiş yaz sıcağındaki sessiz bir sokakta, kâh eski bir manastırın yükselen duvarlarında ya da peyzajla natürmortun ay ışığında kucaklaşmasında resimsel dille ortaya çıkıyor.” İfadelerine yer verdi. Ödül Takdimi, Büst Açılışı ve Sergi Açılışı Gerçekleştirildi Konuşmaların ardından Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan S.Günsel, Alasya Ödülleri Kapsamında Resim Sanatçılarına verilen FERGÂNÎ ÖDÜLÜ’nü sanatçı Murad Allahverdiyev’e takdim etti. Daha sonra Kırgızistan Heykeltıraş Sanatçısı İsken Abdaliev tarafından yapılan bronz büstün açılışı ve sergi kurdelesi kesildi.Sergi 09 Ağustos 2020 gününe kadar 08.00-16.00 saatleri arasında Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi sergi salonunda ziyaret edilebilecek.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Elemanlarına En İyi Bildiri Ödülü…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümü öğretim elemanları II. Akdeniz Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Kongresinde sundukları makale ile en iyi bildiri ödülüne layık görüldüler. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Gazimağusa’da bulunan Batı Üniversitesi’nin, İktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü işbirliği (İKSAD) ile gerçekleştirilen II. Akdeniz Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Kongresinde Doç. Dr. Fevzi Kasap, Yrd. Doç. Dr. Çağdaş Öğüç, Yrd. Doç. Dr. Ayhan Dolunay ve Öğretim Görevlisi Zeyde Yalıner Örek tarafından hazırlanan “Tarihsel Süreç İçerisinde Türk Sineması’nda Engellilere İlişkin Algı Yönetimi Üzerine Bir İnceleme” isimli çalışma birincilik ödülüne layık görüldü. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanlarına en iyi bildiri ödülünü, Gazimağusa Batı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Camcı ve Üniversite Genel Sekreteri Oğulcan Topal tarafından takdim edildi. Engelli Bireylerin İmkanlarının Geliştirilmesi İçin Proje ve Çalışmalar Yapılıyor… Bildiri sunumunu gerçekleştiren Yakın Doğu Üniversitesi Radyo-Tv ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap, bu başarıdan dolayı üniversiteleri adına büyük gurur duyduklarını belirterek, uzun süredir engelli bireylere yönelik araştırma ve çalışmalarına devam ettiklerini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi’nin özel gereksinimli bireylerin her türlü imkânının geliştirilmesi ve haklarının denetlenmesi ile ilgili özel duyarlılık hissederek, bu yönde yoğun mesai harcandığını sözlerine ekleyen Doç. Dr. Kasap, bu amaçla Engelli Hakları İzleme Komitesi’nin oluşturulduğunu, bu yapı içerisinde tüm fakültelerden öğretim elemanlarının özel gereksinimli bireylere yönelik projeler ürettiğini ifade etti. Ayrıca İletişim Fakültesi bünyesinde; Engelli Aktivite ve Sinema Salonu oluşturduklarını belirten Doç. Dr. Kasap, bu kusursuz mekân içerisinde özel gereksinimli bireylere yönelik farklı etkinlikler ve eğitim çalışmaları gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.

Stresle Baş Edememe Kilo Alımına Sebep Oluyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil, Diyete Girmek veya Kilo Vermek Denilince Genellikle İlk Akla Gelenin Belli Yiyecekleri Tüketmek yada Yememek Olarak Anlaşıldığını Söyleyerek, Aslında Kişinin Ayni Zamanda Kilo Vermek için Motive Olması Gerektiğini de Belirtti. Diyetin Bahsedilebilecek İki Farklı Ayırımının Olduğunu İfade Eden Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, Bu İki Farklı Ayrımdan Birinin Sağlıklı Beslenmeyi Benimsemek ve Öğrenmek, Bir Diğerinin ise Stresin Kilo Alımına Sebebiyet Verdiğini Farketmek Olduğunu Belirtti. Yemek Yemek Sadece Doymak Anlamına Gelmiyor Uzun zaman aldığı gerekçesiyle insanların, yemek yemeye ayırdıkları zamanı iş durumlarına göre kısa bir süreye sıkıştırıp, hızlıca tüketilebilecek atıştırmalıkları tercih ettiğini söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, yemek yeme alışkanlığının değiştirilmesi ile yaşamlarındaki diğer parçaların da değiştiğini, yemek yemenin sadece doymak anlamına gelmediğini ifade etti. Stres Kilo Alma Sebeplerinin Başında Geliyor Bir diğer kilo alma sebebinin stres olduğunu söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, kişilerin yaşantısının bir parçası olan stresin her an karşılaşılan bir durum olduğunu belirtti. Stresi oluşturan ve geliştiren tüm faktörlerin dışarıdan kaynaklanan ayrılık, boşanma gibi faktörler olduğunu söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, içsel stres faktörlerinin ise kendimize koyduğumuz katı kurallar, kendimizi algılayışımız, ya hep ya hiç şeklindeki düşünce şekilleri olduğunu ifade etti. Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil sözlerine şöyle devam etti: “Sıkça görülen bir durum ise belli bir kilo beklentisinde olmak ve bu gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı ile birlikte diyeti bırakmaktır. Beklentiyi oluştururken koşullar, günlük yaşam rutinlerimiz ve bireysel özelliklerimizi de dikkate almak oldukça önemli ve gereklidir. Bunun akabinde gerçekçi beklentiler oluşturmak ve limitler olmadığında “ya hep ya hiç” düşüncesi ile diyeti kesmemek oldukça önemlidir. Stres yaratan uyaranlar kişi için rahatsız edici duruma geldiğinde ise vücut kendini korumaya alabilir.” Problemlerle Karşı Karşıya Kalındığı Durumlarda Stres Hormonları Salgılanmaya Başlıyor Kişiler stresle karşılaştığı zaman vücudun stres hormonlarını salgılamaya başladığını söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, ayni zamanda kan basıncının yükselmesi gibi tepkilerin de geliştiğini belirtti. Kişinin hayatındaki problemin çözüldüğü zaman ise stres belirtilerinin de kendiliğinden ortadan kalktığını söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, stresle baş edilemediği zaman ise vücut uyumunun zorlandığını ve kronik stres belirtilerinin ortaya çıktığını ifade etti. Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil: “Sosyal Hayatın Azalması, Ev İçinde Geçen Zamanın Artmasına ve Kişinin Evde Vakit Geçirmesiyle Birlikte Yemek Yemeye Yönelmesine Neden Olabilmektedir.” Çarpıntı, baş ağrısı ve bitkinlik dışında en önemli stres belirtilerinden bazılarının da gastrointestinal dediğimiz mide bağırsak bozukluğu ve sindirim zorluğu olduğunu söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, duygusal belirtilerin ise mutsuzluk, huzursuzluk ve kaygı olduğunu belirtti. Ayni zamanda sosyal hayatın azalması ve kişinin evde daha uzun vakit geçirmesiyle birlikte yemek yemeye yöneldiğini söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, bu durumun kilo almaya neden olduğunu ifade etti. Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil şöyle devam etti: “Sosyal hayatın azalması ev içinde geçen zamanın artmasına ve kişinin evde vakit geçirmesiyle birlikte yemek yemeye yönelmesine neden olabilmektedir. Bu davranış özellikle gerginliği azaltmaya yönelir. Bir süre sonra kilolar artmaya başlayınca bu sefer yemek bir stres kaynağı olur ki durum işin içinden çıkılmaz bir hal alır. Stresle baş etmek ve yemekten zevk almak yerine, yaşamımızdan zevk almayı bilmek, kilo problemlerinin aşılmasında önemli faktörlerdendir.” Diyet Uygulayamayan Kişilere Psikologlar Tarafından Psikolojik Testler Uygulanmaktadır Diyetisyen tarafından diyetine uyum konusunda zorluk yaşayan kişilerin psikoloğa yönlendirildiğini ve psikolog tarafından hastaya öncelikle psikolojik testlerin (kişilik özellikleri ve yeme davranışı ölçekleri) uygulandığını söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, stresle baş etme konusunda kişinin kendini olumsuz algılayışı üzerine çalışıldığını belirtti. Bu testlerin sonucunda psikoterapi planının hazırlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Tuğçe Denizgil, diyet uygulamakta zorluk yaşayan kişilerin dahiliye uzmanı, diyetisyen ayrıca gereklilik durumunda psikiyatrist iş birliği ile ideal sonuca ulaşabileceklerini ifade etti.

Doğru Çizgi Eğitim ve Etüt Merkezi Minikleri Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü Müzeler Bölgesinde Yer Alan Kıbrıs Araba Müzesi’ni Ziyaret Etti

Doğru Çizgi Eğitim ve Etüt Merkezi’nden 24 öğrenci, 2 öğretmen ile birlikte Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü Müzeler bölgesinde bulunan Kıbrıs Araba Müzesi ‘ni ziyaret etti. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden verilen bilgiye göre, Kıbrıs Araba Müzesi Rehberleri tarafından karşılanan Doğru Çizgi Eğitim ve Etüt Merkezi minik öğrencileri ile Etüt Müdürü İlkay Kanıöz Akpınar ve Okul Öncesi Öğretmenlerinden Meryem Kaylak’a müze ile müzede sergilenen eserler hakkında bilgiler aktarıldı. İlkay Kanıöz Akpınar : “Tarihimizin simgesini yansıtan arabalar ile çocuklarımıza tarihimizi anlattık” Doğru Çizgi Eğitim ve Etüt Merkezi Müdürü İlkay Kanıöz Akpınar ziyaret sonrası yaptığı konuşmada; “Öncelikle Yakın Doğu Üniversitesi’nin böylesine eşssiz bir araba Müzesi’nin kapılarını bizlere açtığı için teşekkür ederiz. Modern ve Klasik arabaların bulunduğu müze de çocuklarımız güzel saatler geçirdiler, meraklı gözlerle gözlem yapma imkânı buldular. Tarihimizin simgesini yansıtan arabalar ile çocuklarımıza tarihimizi anlattık “ ifadelerini kullandı. İlkay Kanıöz Akpınar : Çocuklar Müze Kültürünü Yaşayarak Öğrendi. Çocukların hem müze kültürünü, hem müzenin nasıl gezildiğini, hem de bu müzedeki eserleri küçük yaşlarda genel kültür anlamında öğrencilerin görerek, yaşayarak öğrendiler. Yakın Doğu Üniversitesi de bu anlamda ilkleri ülkemize kazandıran bir üniversite. Çocuklarımız da, çocuklarımızın aileleri de bu geziden çok memnun kaldılar. Bir sonraki programımızda Herbaryum ve Doğa Tarih Müzesi var ” dedi.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için, Sanatçı Rana Amrahova, 35 Eserden Oluşan “Aşk Mesajı” Adlı Kişisel Sergisi, Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan S. Günsel Tarafından Açıldı

Kıbrıs Sanat Müzesi için Sanatçı, Rana Amrahova’nın“Aşk Mesajı” adlı 35 eserden oluşan kişisel sergisi Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi sergi salonunda Mütevelli Heyeti Başkanı Prof.Dr. İrfan S.Günsel tarafından açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, sanatçı Rana Amrahova tarafından Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için 35 eserden oluşan “Aşk Mesajı” adlı kişisel sergisi’nin açılışına Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof.Dr. İrfan S.Günsel, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ, Entsitü Müdürü, Dekanlar,Öğretim elemanları ve sanatçılar katıldı. Sergi açılında Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ ile Sanatçı Rana Amrahova birer konuşma yaptı.Konuşmaların ardından Rana Amrahova için yapılan bronz büstün açılışı da gerçekleştirildi. Rana Amrahova; “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, Dünyada İlk Ve Tek Türk Halkları Sanatçılarını Ve Dünya Sanatçılarını Birleştiren Sanat Koleksiyonudur” Sanatçı Rana Amrahova; “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi projesine katılmak benim için çok büyük bir şereftir. Bu müze dünyada ilk ve tek Türk halkları sanatçılarını ve dünya sanatçılarını birleştiren değerli ve zengin sanat koleksiyonudur. Kıbrıs Sanat Müzesi, Kıbrıs halkı için, Türk dünyası için çok önemli, zengin ve değerli bir armağandır. Bu topraklara güzellik, uğur ve iyilik getiren bir projedir. Kişisel sergimin oluşumuna desteklerini benden esirgemeyen, fırsat sunan başta Kurucu Rektör Dr. Suat İ. Günsel’e, Günsel ailesine teşekkürlerimi bir borç bilirim” dedi. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “COVID-19 Pandemisinin Yaralarını Sanatla Sarmaya Devam Ediyoruz” Rektör Yardımcısı Prof.Dr Tamer Şanlıdağ ise, tüm dünyada ekonomik, sosyal ve psikolojik yıkımlara neden olan COVID-19 pandemisinin yaralarını sanatla sarmaya devam ettiklerinin altını çizerek, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi projesi kapsamında bir süreliğine zorunlu olarak ara verildiğini ve 25 Haziran 2020 tarihi itibarıyla yeniden başlatılan sergilere bugün 351.si olan“Aşk Mesajı” ile devam edildiğini vurguladı. Prof. Şanlıdağ; “Aşk, bir kişiye ya da bir nesneye tutkuyla yönelme diye tanımlanır. Bir başka deyişle aşk sevginin tutkulu biçimidir. Tarih boyunca insanlığın en kişisel konularından birisidir aşk. Mutluluk da getirir acı da ama ne olursa olsun aşık olmaktan alamaz kendini insanoğlu. Bu yüzdendir ki aşk üzerine çok sözler söylenmiş, romanlar ve şiirler yazılmıştır. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ; “Old City Museum Çok Yakında Lefkoşa Surlar İçerisinde Hizmete Giriyor” Değerli Sanatseverler, Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde bulunan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, Kıbrıs Araba Müzesi, Günsel Sanat Müzesi ile Herbaryum Müzesi’ne 20 Temmuz ‘dan itibaren Ağustos ayı sonuna kadar girişler ücretsiz hale getirilmiştir. Müzeler arasına yakın zamanda Lefkoşa surlar içerisinde Old City Museum’da hizmete girecek. Suat hocamızın üzerinde önemle durduğu müzeye, yine çok önem verdiği sanatçımız Rana Amrahova direktörlük yapacaktır. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ:“Rana Amrahova Eserlerinde Aşkı Tuvallere Yansıtıyor” Güzel Sanatlar Fakültemiz Öğretim Elemanlarından Rana Amrahova bugünkü kişisel sergisinde aşkı tuvallere yansıtıyor. Sanatta olduğu gibi boyun eğmeyen bir direnç ve var etme içgüdüsünü tetikleyen “aşk” Amrahova’nın eserlerinde gündelik kullanımının dışında bir anlam ve yoğunluk kazanır. Amrahova’ nın sükûnet hissi uyandıran özgün resimsel dilinin kişilik özellikleri ile de örtüştüğünü söylemek mümkündür. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri Aşkın Sergisiyle başbaşa bırakırken, iyi seyirler dilerim.” İfadelerini kullandı. Ödül Takdimi, Büst Açılışı ve Sergi Açılışı Gerçekleştirildi Konuşmaların ardından Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof.Dr. İrfan S.Günsel, Alasya Ödülleri Kapsamında Resim Sanatçılarına verilen FERGÂNÎ ÖDÜLÜ’nü sanatçı Rana Amrahova’ya takdim etti. Daha sonra Kırgızistan Heykeltıraş Sanatçısı İsken Abdaliev tarafından yapılan bronz büstün açılışı ve sergi kurdelesi kesildi. Sergi 09 Ağustos 2020 gününe kadar 08.00-16.00 saatleri arasında Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi sergi salonunda ziyaret edilebilecek.

Yaz İle Gelen Tehlike: Çocuklarda Güneş Çarpması

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, Sıcak Yaz Aylarının Gelmesi ile Özellikle Akdeniz Bölgesinde Bulunan Ülkemizde Çocuklar için Bazı Tehlikelerin İleri Geldiğini, Bunların En Başında da Güneş Çarpmasının Bulunduğunu Belirtti. Güneş Çarpmasının Dış Ortam Sıcaklığına Maruz Kalmakla veya Sıcak Havada Ağır Egzersiz Yapmakla Oluşabileceğini Söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, Ülkemizde Yaz Mevsiminin Sıcak ve Kuru Olması Nedeniyle, Hava Sıcaklıklarının Gölgede Bile En Az 37 – 40 C Arasında Seyrettiği Göz Önünde Bulundurularak, Kişilerin Ülkemizde Birçok Ülkeye Göre Daha Fazla Risk Altında Olduğunu Belirtti. Güneş Çarpmasında En Önemli Risk Grupları 4 Yaş Altı Çocuklar ve 65 Yaş Üstü Bireyler Özellikle 4 yaş altı çocuklarla, 65 yaş üstü bireylerin risk gruplarını oluşturduğunu söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, kalp, akciğer, böbrek hastalığı, diyabet ve obezitesi olan bireylerin risk grubunda olduğu gibi ateşli hastalık geçirmekte olan çocukların da yüksek risk grubunda olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ: “Güneş Çarpmasında Hastada Ateş, Baş Dönmesi, Bilinçte Bulanıklaşma, Baş Ağrısı, Kas Güçsüzlüğü, Kas Krampları, Sürekli Uyku Hali Ortaya Çıkmaktadır.” Güneş çarpmasının, vücuda alınan çevresel yüksek ısı ile birlikte vücut ısımızı düzenleyen mekanizmaların çalışmasında bozukluk oluşması sonucu gelişerek, vücut ısısının 40.6 derecenin üzerine çıktığını söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, yüksek sıcaklık yüzünden hücrelerin ve dokuların ciddi oranda hasara uğradığını belirtti. Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ konu ile ilgili sözlerine şöyle devam etti: “Güneş çarpmasında hastada ateş, baş dönmesi, bilinçte bulanıklaşma, başağrısı, kas güçsüzlüğü, kas krampları, sürekli uyku hali ortaya çıkmaktadır. Bu tür şikayetleri küçük çocukların ifade etmesi zordur. Güneşe veya sıcağa maruziyet sonrası sürekli uyku hali, halsizlik, beslenmede azalma uyarıcı olmalıdır. Özellikle küçük çocuklarda eşlik eden nöbet gözlenebilmektedir. Erken müdahale edilmeyen durumlarda bilinç kaybı, organ yetmezlikleri ve ölümle sonuçlanabilir.” Fazla Sıcak Hava Dalgası ve Güneş Çocuklarda Güneş Çarpmasına Neden Oluyor Güneş çarpmasının çocuklarda sıklıkla sıcak hava dalgalarına ve güneşe maruz kalınması sonrası görüldüğünü, gençlerde ise aşırı sıcak ve nemli havada egzersiz yapılması sonucu ortaya çıkabildiğini söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, örneğin araç içerisinin ne kadar sıcak olabileceği tahmin edilmeden bırakılan veya unutulan çocukların büyük risk altında kaldığını belirtti. Isının 21C olduğu bir ortamda, direk güneş maruziyeti ile araç içi ısısının hızlıca 49C’ye ulaşabildiğini de söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, bu durumun özellikle 4 yaş altı çocuklarda sıcak çarpması ile sonuçlandığını ifade etti. Sıcak Çarpmasını Önlemede Dikkat Edilmesi Gerekenler; Açık renkli, bol kıyafetler, koruyucu uzun kollu tişörtler giydirilmeli Koruma faktörü en az + 30 olan güneş koruyucu kremler kullanılmalı ve bu kremler çocuğunuz güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli Başın direk güneş maruziyetini önlemek için geniş kenarlıklı açık renk şapkalar tercih edilmeli Çocuklarımıza gölge kuralı öğretilmeli ve gölgesinin kendi boyundan kısa olduğu saatlerde dışarıya çıkmasının uygun olmadığı hatırlatılmalı Çocuklarımızın saat sabah 10:00 ve öğleden sonra 16:00 arası direkt gün ışığına maruz kalması önlenmeli Günün sıcak saatlerinde dış ortam aktivitelerinden ve egzersizden uzak durulmalı Dış ortam aktiviteleri sabah erken saatlerde veya güneş batımından sonra yapılmalı Güneş ışınlarının yansımalarına dikkat edilmeli, kum ve su ışınları yansıttığı için bu gibi alanlarda korunma artırılmalı Çocuğumuzun yeterli sıvı alımına özen gösterilmeli, susamadan dahi sıvı tüketilmeye çalışılmalı Sıcak Çarpmasından Şüphelenilen Durumlarda İlk Yapılması Gereken Acil Yardım Çağırmak Sıcak çarpmasından şüphelenilen durumlarda öncelikle acil yardım istenmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, kişilerin ilk önce serin ve gölge bir ortama alınması gerektiğini belirtti. Yardım gelene kadar hastanın vücut ısısını düşürmeye yönelik olarak fazla kıyafetlerin çıkarılması gerektiğini de söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, hastanın başı yükseltilirken bilinci kapalı ise yan yatır pozisyona getirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Hastanın koltuk altı, boyun ve kasık bölgesine nemli bez ile soğutma yapılması gerektiğini de söyleyen Doç. Dr. Burçin Şanlıdağ, kişinin bilinci yerinde ise sıvı alımı sağlanması gerektiğini, bilinci yerinde değil ise hastanın boğulmasına neden olabileceği için sıvı madde verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için, Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Elemanları ile Türk Dünyasından Ödüllü Toplam 35 Sanatçı/Akademisyen Tarafından Özel Olarak Hazırlanan Resim, Heykel, Seramik, Grafik ve Baskı Resim ile Toplam 80 Eserden Oluşan “20 Temmuz Barış ve Özgürlük” Sergisi Açıldı

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim elemanları ile Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Gürcistan, Azerbaycan, Gagauzya ve Rusya sanatçılarının 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı toplam 80 eserin yer aldığı sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Öğretim elemanları ile Türk dünyasından ödüllü 35 sanatçı/akademisyen’in eserleri sergileniyor. Yakın Doğu Üniversitesi, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi İrfan Günsel Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “20 Temmuz Barış ve Özgürlük” sergisine Yakın Doğu Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ, sergi küratörü Doç.Dr. Erdoğan Ergün, Enstitü Müdürü, Dekanlar, öğretim elemanları,sanatçılar ve davetliler katıldı.. Açılışta Prof.Dr. Tamer Şanlıdağ bir konuşma yaptı. “Dünya Aydınlık Olsaydı, Sanat Olmazdı” Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Fransız yazar ve filozof Albert Camus’un “Dünya aydınlık olsaydı, sanat olmazdı” sözleriyle başladığı konuşmasına, Sanat ve bilim her zaman insanlığı aydınlatan ışık kaynağı olmuştur.Bu aydınlık çevremizi, dünyamızı algılayabilmek ve yorumlayabilmek için vazgeçilmezdir dedi. Prof. Dr. Şanlıdağ: “Sanatın Özgürlüğü Devletlerin Kendilerini Geliştirmesine ve Diğer Devletlerle Olan İlişkilerine Büyük Katkılar Yapar” Prof. Dr. Şanlıdağ; “Sanatçının vizyonu kendi kültürünün ve kendi özgürlüğüne ihtiyacının yansımasıdır. Adını belki de hiç duymadığımız sanatçılar bile özgürlüklerine olan ihtiyaçlarını Berlin duvarına grafittiler çizerek ifade etmişlerdir. Sanat özgürlüğünün alanı sadece sanatçılarla sınırlı değdir. Sanatçı ile toplum arasında ilişki kurulması için aracılık faaliyetlerinde bulunan kişiler de sanat özgürlüğünden yararlanabilirler. Zira bu kişilerin faaliyeti bizzat sanatsal yaratıcılık faaliyeti olmasa da, sanat eserinin, sanatsal faaliyetin yöneldiği muhatap kitleye ulaşabilmesi bakımından vazgeçilmez bir fonksiyon ifade etmektedir. Sanatın gücünü ve devletler tarafından sanatın bir araç olarak kullanılabilme potansiyelini bizlere gösteren pekçok örnek vardır. Sanatın özgürlüğü devletlerin kendilerini geliştirmesine ve diğer devletlerle olan ilişkilerine büyük katkılar yapar. Sanat özgürlüğü, düşünce, teşebbüs, çalışma, din, vicdan, seyahat ve iletişimsel haklarla bağlantılıdır. Öyle ki, söz konusu hak ve özgürlükler ancak sanat özgürlüğü ile birlikte uygulama alanı bulabilmektedirler. Prof. Dr. Şanlıdağ:”Barış Harekâtı Hem Türklere, Hem Rumlara Barış Getirdi” Bugün Kıbrıs’ta Barış ve Özgürlüğün 46. Yılını geride bırakmış durumdayız. Türkiye ile birlikte yılmadan verilen onurlu mücadeleler sonucunda Kıbrıs Türk halkının özgür, bağımsız, kendi devleti ve bayrağı altında bir yaşama kavuştu. 20 Temmuz 1974’de düzenlenen Türkiye’nin Garantör haklarına bağlı olarak düzenlenen Barış Harekâtı hem Türklere, hem Rumlara barış getirdi. 20 Temmuz Mutlu Barıs Harekâtı’nın yıl dönümünde başta Anavatan Türkiye olmak üzere Kıbrıs Türk halkının bugünlere gelmesine emek verenlere ve bu vatan için mücadele eden herkese minnettarız. Şehitleri rahmetle, gazileri saygı ve şükranla anarken, bugüne adanan Barış ve Özgürlük Sergisinde emeği geçenlere teşekkür eder, iyi seyirler dilerim.” Dedi. Sergi Kurdelesi Kesildi Konuşmanın ardından Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim elemanları ile Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Kazakistan, Gürcistan, Azerbaycan, Gagauzya ve Rusya sanatçılarının Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı toplam 80 eserin yer aldığı “20 Temmuz Barış ve Özgürlük” sergisi kurdelesi kesildi. Sergi 29 Temmuz 2020 gününe kadar 08.00-16.00 saatleri arasında Yakın Doğu Üniversitesi İrfan Günsel Kongre Merkezi sergi salonunda ziyaret edilebilecek.

Sağlık İçin Hareket Et

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, Dünya Sağlık Örgütü Tarafından Hastalıkların Önlenmesinde Fiziksel Aktivitenin Yararlarını Savunmak ve İyi Uygulamalara Dikkat Çekmek, Yaşamın Her Alanında, Her Yerinde ve Toplumun Genelinde Fiziksel Aktiviteye Katılımı Artırmak, Sağlıklı Davranışları ve Yaşam Tarzlarını Teşvik Etmek İçin Fiziksel Aktivitenin Yararları Konusunda Toplum Bilinci Oluşturmak için Tüm Dünya Genelinde Organizasyonların Yapıldığını Belirtti. Bu Organizasyonlarda Amacın Sadece Fiziksel Aktivitenin Önemini Vurgulamak Olmaması Gerektiğini Söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, Kişilerin Sağlıklı Yaşam Tarzını Benimsemelerini Sağlamak Gerektiğini İfade Etti. Dünya Genelinde Her 4 Kişiden 1’i Aktif Değil! Günümüzde teknolojik gelişmelerle birlikte hareketsiz bireylerin sayısının arttığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, bu durumun kişilerin sağlığını olumsuz etkilediğini, çocuklarda ve gençlerde televizyon, internet ve ders çalışma nedeniyle gün içinde hareketsiz geçirilen sürenin azımsanamayacak kadar fazla olduğunu belirtti. Dünya genelinde her 4 yetişkinden 1’inin aktif olmadığını da ifade eden Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, hareketsizliğin, dünya genelinde ölüme neden olan risk faktörleri sıralamasında dördüncü sırada olduğunu, meme ve kolon kanserlerinin, diyabetin ve iskemik kalp hastalığının oluşumunda çok önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto: “Orta Şiddet Olarak Tanımlanan Düzenli Yürüyüş, Bisiklete Binme, Yüzme Gibi Fiziksel Aktivitelerin Sağlığa Anlamlı Yararlı Etkileri Vardır” Fiziksel aktivitenin, iskelet kasları tarafından üretilen, enerji gerektiren herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlandığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, şöyle devam etti: “Çalışırken, oynarken, ev işleri yaparken ve boş zamanlarda yapılan hareketlerin hafif şiddette fiziksel aktivite kapsamına girdiği belirtilmektedir. Orta şiddet olarak tanımlanan düzenli yürüyüş, bisiklete binme, yüzme gibi fiziksel aktivitelerin ise sağlığa anlamlı yararlı etkileri vardır. Yetişkin bireylerin sağlığının kazanılması ve sürdürülmesi için haftada 150 dakika süreyle, tercihen 30 dakika, haftada 5 gün yürüyüş, hafif koşu, bisiklet veya yüzme gibi büyük kas grubunun kullanıldığı orta şiddette dayanıklılık aktiviteleri önerilmektedir. Ayrıca haftada 2 gün, vücudun farklı bölgelerindeki büyük kas gruplarını içeren kuvvet egzersizleri, kemik ve kas dokuların kaybının önlenmesi ve korunması açısından önemlidir”. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto; “Fiziksel Aktivite ile Sağlıklı Yaşlanma Sağlanır, Daha Aktif Yaşlı Bireyler Yaratılması Amaçlanır” Düzenli ve yeterli fiziksel aktivite ile kas kuvvetinin arttığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, aynı zamanda yeterli fiziksel aktivite ile dayanıklılığın arttığını, kalp ve solunum hastalıklarında iyilik halinin geliştiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto; “Kemik mineral yoğunluğu artar, osteoporoz önlenir, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, felç, diyabet, meme, kolon kanseri ve depresyon riski azalır; kalça ve omurga kırıklarından korunmak için düşme riski azalır; enerji dengesi ve kilo kontrolü sağlanır. Fiziksel aktivite ile sağlıklı yaşlanma sağlanır, daha aktif yaşlı bireyler yaratılması amaçlanır”. Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto; “Kentsel Tasarım ve Şehir Planlamasının, Fiziksel Aktiviteyi Kolaylaştırır Şekilde Olması Gerekmektedir” Fiziksel aktivitenin artırılması için toplum tabanlı ama farklı alanları kapsayan kültürel bir yaklaşımın gelişmesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, fiziksel aktivitenin yaşam tarzı haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Kentsel tasarım ve şehir planlamasının, fiziksel aktiviteyi kolaylaştırır şekilde olması gerektiğini de söyleyen Yrd. Doç. Dr. Pembe Hare Yiğitoğlu Çeto, bu durumun hükümet politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, Kıbrıs Araba Müzesi, Günsel Sanat Müzesi ile Herbaryum Müzesi’ne 20 Temmuz’dan İtibaren Ağustos Ayı Sonuna Kadar Tüm Müzelere Girişler Ücretsiz…

Yakın Doğu Üniversitesi kampüsü Müzeler Bölgesinde kurulan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, Kıbrıs Araba Müzesi, Kıbrıs Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi ile Dereboyu’nda yer alan Günsel Sanat Müzesi’nin Ağustos ayı sonuna kadar ücretsiz ziyaret edilebileceği bildirildi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk modern sanat müzesi ile tek araba müzesi olma özelliği taşıyan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ile Kıbrıs Araba Müzesi, Kıbrıs Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi ve Dereboyu’nda bulunan Günsel Sanat Müzesi’nin 20 Temmuz’dan itibaren Ağustos ayı sonuna kadar hafta içi 10.00-13.00 saatleri arasında ücretsiz gezilebileceği kaydedildi. Gözalıcı Eserler Sergileniyor… Kıbrıs Araba Müzesi karşısında yer alan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi açıldığı günden itibaren farklı ülkelerden sanatçıların sergisine ev sahipliği yapıyor. Akrilik, yağlı boya, sprey boya, air brush, karışık teknik ile çizim tekniklerinden oluşan tablolar ve resimlerin yer aldığı müzede, ahşap-tahta oyma, mermer-seramik heykel, kil şekillendirme, metal heykel ve el yapımı av bıçağı yapım aşamaları da sergileniyor. Özellikle müze girişinin tavanına Türki Devletlere ait tarihsel ve kültürel detayların anlatıldığı akrilik el yapımı görsel de dikkatleri çekiyor. Modern Eserlerden Oluşan Bir Koleksiyon… Ülkemizin yerli ve milli otomobili “GÜNSEL” adına kurulan, Dereboyu’nda “GÜNSEL Tanıtım Ofisi” ile aynı mekanı paylaşan Günsel Sanat Müzesi’nde ise, yağlı boya ve akrilik resimler, özgün baskı, gravür, linolyum, serigrafi, litografi, ağaç baskı resimler ayrıca heykel ve seramik eserler yer alıyor. Klasik ve Spor Arabalar Göz Kamaştırıyor… Kıbrıs’ın ilk ve tek araba müzesi olma özelliği ile ön plana çıkan, içerisinde 19. 20. ve 21. yüzyıla ait arabaların sergilendiği ve özellikle öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Kıbrıs Araba Müzesi’nde, sergilenen klasik ve spor tarzda onlarca çeşit araba ziyaretçilerin gözlerini kamaştırıyor. Otomobil dünyasının demirbaşları olan Mercedes, Ford, BMW, gibi markaların ilk modellerinden günümüze kadarki yolculuklarını izlemek mümkünün olduğu müzede, Dünyada ilk üretilen ve ilk üretilenlerin son kalan yegane örneklerini bünyesinde barındırıyor. 1899 Model Crestmobil, 1903 model Wolseley ve 1909 model Buick gibi klasik araçların yanında 300 km hız sınırını aşmış Jaguar, Lamborghini Murcielago Roadster, Dodge Viper SRT10 Final Edition gibi efsane olmuş pek çok spor arabanın dikkatleri çektiği müzede maket araba koleksiyonu da ilgi görüyor. 20 Binden Fazla Bitki ve Canlı Örneği… Kıbrıs’ta mevcut olan 1500-1600 arası bitki türünün 11 bin farklı çeşit bitki örneği, mantar çeşitleri, böcek türleri, çeşitli sürüngen türleri, deniz canlıları ve Kıbrıs jeolojisi ile ilgili materyallerin Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi’ni ziyaret için +90 392 680 20 00 dahili 5135 No’lu telefondan randevu alınması gerekiyor. Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi binasında bulunan ve Kıbrıs’a özgü 140, Kuzey Kıbrıs’a özgü Beşparmak Dağları’nda yetişen 19 çeşit bitki türünün de yer aldığı müzede; 3 farklı gruba ait 106 çeşit mantar grubu, 250 su yosunu, 23 sürüngen canlı türü örneği, farklı taksonomik takımlara ait olan böcek koleksiyonları ile Beşparmak sıradağlarının 250 milyon yıllık kireç taşları, 220 milyonluk fosilleşmiş ağaçlarından örnekler de yer alıyor.
tercih robotu