Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Sanatçı Tetiana Ocheredko, Karantina Günlerinde Kıbrıs’ın Turistik, Tarihi ve Kültürel Miras Olarak Görülen St.Barnabas Manastırı, Bellapais Manastırı, Lala Mustafa Paşa Camii, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ve Girne Kalesi’nin Antik Limanı’nı Resmetti

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına alan kovid-19 salgınında alınan önlemler çerçevesinde uzun bir karantina süreci yaşandı. Resim, heykel, seramik ve baskı resim sanatçıları ise bu süreçte kovid-19 ile mücadeleye destek olabilmek adına Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için üretmeyi sürdürdüler. Sanatçı Tetiana Ocheredko Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Covid-19 karantina günlerinde Kıbrıs’ın tarihi, kültürel ve turistik yerlerinden Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, St. Barnabas Manastırı, Girne Kalesi, Girne İskelesi, Lala Mustafa Paşa Camii ve Bellapais Manastırı’nı resmetti Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Sanatçı Tetiana Ocheredko, Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü Müzeler Bölgesin’de kurulan ve 14 Türk Devleti’ne mensup ressamların önemli eserlerinin yer aldığı Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’ni geleceğe açılan pencere olarak gördüğünü ifade etti. St. Barnabas Manastırı Sanatçının resmettiği St. Barnabas Manastırı, Kıbrıs adasının Mağusa bölgesinde yer alan ve adaya Hristiyanlığı getirdiği kabul edilen Aziz Barnabas adına inşa edilen manastır günümüzde ikon ve arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Bellapais Manastırı Bellapais Manastırı ise, Kıbrıs’ın Girne ilçesinde yer alan ve Lüzinyan devrinde, 12. yüzyılda Roma döneminde inşa edilen temeller üzerine inşa edilmiş olup orta çağda yapılan eklentiler bütününde yapı gotik mimarinin doğudaki örneklerinden birisidir. Lala Mustafa Paşa Camii (St. Nicholas Cathedrali) Lala Mustafa Paşa Camii önceki adı ile (St. Nicholas Cathedrali), Gazimağusa kale içinde şehrin merkezinde yer aldığı tarihi bölge resmedilmiştir. 14. yüzyılda Lüzinyan idaresinde Katedral Fransa’nın Reims kentinde bulunan Notre-Dame Katedrali’nin adeta ikizi olarak inşa edilmiş tüm Akdeniz dünyasının en güzel Gotik yapılarındandır. Osmanlı Devleti’nin adayı fethiyle birlikte camiye çevrilmiştir. Girne Kalesi’nin Antik Liman Ve sanatçının son eseri Girne Kalesi’nin antik Limanı, Bizans idaresinde 7 yüzyılda inşa edilen Girne Kalesi’ni limanı olarak birçok devlet tarafından yıllarca kullanılmıştır. Tarihi liman Akdeniz ve Kıbrıs’ın en güzel noktalarından birisidir. Tetiana Ocheredko kimdir? 1985 yılında, Ukrayna’nın Kiev kentinde dünyaya geldi. 2010 yılında Igor Sikorsky Kiev Politeknik Enstitüsü’nün Grafik fakültesinden mezun oldu. Ukrayna Ulusal Sanatçılar Birliği üyesidir. 2012 yılında, Kiev belediyesinden üstün yetenekli gençlere, şehrin gelişimine kişisel yaratıcı katkısı ve sosyal yaşamdaki yüksek başarılarından dolayı burs kazandı. 2012 yılında şehrin gelişimine kişisel yaratıcı katkı ve sosyal yaşamdaki yüksek başarılar için Kiev belediye başkanı tarafından burs kazandı. 2007 yılından itibaren bu yana 15’ten fazla ulusal ve 25’ten fazla uluslararası resim ve grafik sergilerine ve açık hava ressamlığına katıldı. 2008-2018 yılları arasında, Ukrayna’da ve yurtdışında yayınlanan çocuklar ve yetişkinler kitapları için 15’ten fazla resim çizdi. 2016 yılında Vincent Van Gogh’un hayatı ve ölümü hakkında “Loving Vincent” adlı dünyanın ilk uzun metrajlı animasyon filminin animatörü olarak çalıştı. 2018 yılında, “Loving Vincent” filmi Oscar ve Altın Küre Ödüller’ine aday gösterildi. 2018 yılında Selanik Arkeoloji Müzesi ile işbirliği içinde Yunanistan Alzheimer Hastalığı ve İlişkili Hastalıklarla Mücadele Derneği tarafından organize edilen “Dünyanın Gravürleri” gravür ve heykel sergisine katıldığı için ödülüne layık görüldü. 2011 yılında Ukrayna’nın Kiev şehrindeki Sanatçı Galerisi’nde düzenlenmiş olan «Yeşil Dalga» sanat yarışmasını kazandı. 2019 yılında Kiev kentinde “Repin’s places” adlı kişisel sanat sergisini açtı. Ayrıca “Farklı ve benzer” adlı kişisel gravür sergisini düzenledi. 2015 yılında Belarus’un Minsk kentinde “Bizim Dünya” adlı kişisel gravür sergisini açtı. 2011 yılında Kiev Kültür Sanatçılarının müzesinde “Kiev’im” adlı gravür kişisel sergisini açtı. Belarus, Ukrayna, Bulgaristan, Rusya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Türkiye, Mısır, İspanya ve Çin’de uluslararası açık hava sergilerine katıldı. Eserleri Ukrayna, Mısır, Polonya, Letonya, İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya, Avustralya, Mısır, ABD, Yunanistan ve Çin’in müzelerinde ve özel koleksiyonlarında bulunmaktadır.

Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu İlkokulu, Yakın Doğu Koleji ve Yakın Doğu Üniversitesi, Yeni Eğitim Döneminde Eğitim ve Yurt Ücretlerinde Artış Yapmayacak…

Yakın Doğu Üniversitesi, Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu İlkokulu ve Yakın Doğu Koleji, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını ve yarattığı olumsuz küresel ekonomik sonuçlar nedeniyle, 2020-2021 eğitim yılında öğrenim ve yurt ücretlerinde artış yapılmayacağını duyurdu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Mütevelli Heyeti Başkanlığı’nın almış olduğu karar doğrultusunda, Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu İlkokulu, Yakın Doğu Koleji ve Yakın Doğu Üniversitesi’nde yeni eğitim ve öğretim yılında önlisans, lisans ve lisansüstü programlarda öğrenim gören kayıtlı öğrenciler ile yeni gelecek olan öğrencilerin öğrenim ve yurt ücretlerine artış yapılmayacağı bildirildi. Açıklamada, Yakın Doğu Okullar Grubu ile Yakın Doğu Üniversitesi’nde eğitim ve yurt ücretlerinde, 2019-2020 eğitim yılındaki ücretlerin geçerli olacağı kaydedildi. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “Hiçbir Çocuğun ve Gencin Eğitim Dışında Kalmaması için Çalışıyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, dünyayı etkisi altına alan ve milyonlarca kişiyi etkileyen koronavirüsün yarattığı olumsuz ekonomik sonuçlar nedeniyle, öğrencilerin ve velilerin bu süreci daha rahat atlatabilmesini sağlamak amacıyla, 2020-2021 akademik yılında Yakın Doğu Okul Öncesi, Yakın Doğu İlkokulu, Yakın Doğu Koleji ve Yakın Doğu Üniversitesi eğitim ve yurt ücretlerinde artış yapmama kararı aldıklarını söyledi. Hiçbir çocuğun eğitim dışında kalmaması ve kayıp kuşakların oluşmaması için bir yol haritası belirleyerek ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini söyleyen Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, birinci önceliklerinin eğitim ve sağlık olduğunu belirtti. Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, büyük Yakın Doğu ailesinin bir parçası olan öğrencilerin akademik kaygılarının yanı sıra velilerin de ekonomik endişelerine karşılık güven ve dayanışma duygusu içerisinde hareket ettiklerini dile getirdi. “Salgının küresel ortak bir bilinç ve dayanışma ile çözülebileceği gerçeğinden yola çıkarak, yeni kuşakların geleceğe hazırlanmasında insani ve ahlaki bir duyarlılık oluşturarak Yakın Doğu Üniversitesi olarak imkanlarımızı seferber edeceğiz” sözlerini kullanan Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, günün dayanışma günü olduğun altını çizdi. Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel: “COVID-19 salgını nedeni ile ekonomiden eğitime, sağlıktan dış politikaya, günlük rutin alışkanlıklarımıza kadar tüm alanlarda değişikliklerin bizi bekliyor. Bu dönemde yaşanan olumsuz ekonomik etkiler nedeniyle çocuklarımızın eğitimden geri kalmaması birincil önceliğimiz. Okul yaşı veya üniversite çağında olan her çocuğun bilgiye ulaşmasını engelleyecek nedenleri minimuma indirmek için el ele vererek bu sıkıntılı süreci en az zararla aşacağız. Olumsuz durumlara karşı çocuklarımızın geleceğini inşa edecek ekonomik destek önlemleri ile eğitimden uzak kalmamalarını sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Sanatçı Kateryna Ocheredko Covid-19 Karantina Günlerinde Lefkara Zanaatı, Kıbrıs halk Dansları, Geleneklerin Gardiyanı, Kıbrıs’a Özgü İskemle ve Hasır Sepet Adını Verdiği Kıbrıs Motiflerini Monotip Baskı ve Renkli Kurşun Kalem Tekniğiyle Tuvale Yansıttı

Sanatçı Kateryna Ocheredko Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Covid-19 karantina günlerinde Lefkara zanaatı, Kıbrıs halk dansları, Geleneklerin gardiyanı, Kıbrıs’a özgü iskemle ve Hasır sepet adını verdiği motifleri monotip baskı ve renkli kurşun kalem tekniğiyle tuvale yansıttı Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, sanatçı Kateryna Ocheredko, kadının geleneksel Kıbrıs el işlerinden lefkara işi yaparken (Lefkara Zanaatı), geleneksel Kıbrıs halk dansları ve kıyafetleri ile (Halk Dansları), Kıbrıs’ta ki anıt zeytin ağaçlarının korunarak gelecek nesillere ulaştırılması adına (Geleneklerin Gardiyanı), Kıbrıs’ta geleneksel sazlarla yapılan iskemle yapımı (İskemle) ile geleneksel Kıbrıs kültürünün simgesi sesta yapımı olan (Düz Hasır Sepet) isimlerini verdiği eserleri monotip baskı ve renkli kurşun kalem tekniğiyle tuvale yansıttı Kateryna Ocheredko Kimdir? 1985 yılında, Ukrayna’nın Kiev kentinde dünyaya geldi. 2010 yılında Igor Sikorsky Kiev Politeknik Enstitüsü’nün Grafik fakültesinden mezun oldu. Ukrayna Ulusal Sanatçılar Birliği üyeside olan sanatçı Ocheredko, 2012 yılında, Kiev belediyesi tarafından üstün yetenekli gençlere, şehrin gelişimine kişisel yaratıcı katkısı ve sosyal yaşamdaki yüksek başarılarından dolayı burs verildi. 2012 yılında, ABD’nin San Francisco kentindeki Art People galerisinde düzenlenen Sosyal Ağda Sanat yarışması çerçevesinde Ukrayna ve dünyanın dört bir yanından en iyi 150 genç sanatçı listesine girdi. 2007 yılından itibaren bu yana 15’ten fazla ulusal ve 25’ten fazla uluslararası resim ve grafik sergilerine ve açık hava ressamlığına katıldı. 2008-2018 yılları arasında, Ukrayna’da ve yurtdışında yayınlanan çocuklar ve yetişkinler kitapları için 15’ten fazla resim çizdi. 2016 yılında Vincent Van Gogh’un hayatı ve ölümü hakkında “Loving Vincent” adlı dünyanın ilk uzun metrajlı animasyon filminin animatörü olarak çalıştı. 2018 yılında, “Loving Vincent” filmi Oscar ve Altın Küre Ödüller’ine aday gösterildi. 2018 yılında Selanik Arkeoloji Müzesi ile işbirliği içinde Yunanistan Alzheimer Hastalığı ve İlişkili Hastalıklarla Mücadele Derneği tarafından organize edilen “Dünyanın Gravürleri” gravür ve heykel sergisine katıldığı için ödüle layık görüldü. 2011 yılında Ukrayna’nın Kiev şehrindeki Sanatçı Galerisi’nde düzenlenmiş olan «Yeşil Dalga» sanat yarışmasını kazandı. 2019 yılında Kiev ‘de“Repin’s places” adlı kişisel sanat sergisini açtı. Ayrıca “Farklı ve benzer” adlı kişisel gravür sergisini düzenledi. 2015 yılında Belarus’un Minsk kentinde “Bizim Dünya” adlı kişisel gravür sergisini açtı. 2011 yılında Kiev Kültür Sanatçılarının müzesinde “Kiev’im” adlı gravür kişisel sergisini açtı. Belarus, Ukrayna, Bulgaristan, Rusya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Türkiye, Mısır, İspanya ve Çin’de uluslararası açık hava sergilerine katıldı. Eserleri Ukrayna, Mısır, Polonya, Letonya, İspanya, İtalya, İngiltere, Almanya, Avustralya, Mısır, ABD ve Yunanistan’ın müzelerinde ve özel koleksiyonlarında bulunmaktadır.

Hamilelik Döneminde Nasıl Beslenilmeli?

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Özlen Emekçi Özay, En Sık Sorulan Sorulardan Biri Olan “Gebelik Döneminde Neler Yemeliyim?” Sorusuna Cevap Verdi. Uzmanı Dr. Özlen Emekçi Özay Yaptığı Açıklamada, Hayatın Her Döneminde Olduğu gibi Gebelik Döneminde de Büyük Önem Taşıyan Sağlıklı Beslenmenin, Gebeliğin Seyrinde ve Sonucunda Büyük Etkilerinin Bulunduğunu, Hamilelik Döneminde Gelişmekte Olan Bebeğin Gereksinimlerini Karşılamanın Rahat ve Sorunsuz Bir Hamilelik Geçirmek Açısından Dikkat Edilmesi Gereken Bir Husus Olduğunu Vurguladı. Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay: “İlk Üç Ayda Ortalama 0.5 Kg – 1 Kg, Sonraki Dönemlerde ise Ayda Ortalama 1.5 Kg – 2 Kg Alınması Normaldir” Ciddi beslenme bozukluğuna sahip olan kadınların çocuklarının sağlık problemleri yaşadığını belirten Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, hamilelik sürecinde temel besin kaynakları olan karbonhidrat, protein, yağ ve vitamin gereksinimlerinin vücutta artığını, buna bağlı olarak kalori miktarında da artış görüldüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Gebe olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinim farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1 – 2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır. Önemli olan fazla miktarda yemek ve kilo almak değil, gerekli olan maddeleri dengeli ve yeterli miktarda almaktır. Anne adayı yeterli beslenerek ortalama 11 – 13 kg almalıdır. Gebelikte kilo takibi yapılmalıdır. İlk üç ayda ortalama 0.5 kg – 1 kg, sonraki dönemlerde ise ayda ortalama 1.5 kg – 2 kg alınması normaldir.” Hamilelikte Öğün Sayısını Beşe Çıkarın Hamilelik döneminde beslenme düzeninde değişiklik yapılması gerektiğini söylenen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, normal zamanlarda uygulanan günde üç öğünün, hamilelik döneminde artırılarak beşe çıkarılması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu dönemde anne adaylarının öğün sayısını artırarak erken dönemde yaşanabilecek bulantı ve kusmaların önüne geçebileceğini, midede yanma ve şişkinlik problemlerini de önleyebilecelerini ifade etti. Fast Food Yiyecekler Tüketmemeye Dikkat Edin Fast Food yeme düzeninin genel olarak besin değerinden yoksun ve yüksek kalorili bir yeme şekli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, fast food yeme düzeninin yüksek oranda katkı maddesi içerdiğinden dolayı hamilelik döneminde önerilmediğini belirtti. Gebelikte kalorinin üç nedenden dolayı gerekli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu üç nedeni gebeliğe bağlı yeni dokuların yapımı, bu dokuların idame ettirilmesi ve vücudun hareketi olarak belirtti. Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay şöyle devam etti: “Gebe bir kadın gebe olmayana göre günde yaklaşık fazladan 300 kaloriye ihtiyaç duyar. Bu durum fazla beslenmenin değil dengeli beslenmenin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Gebelikteki kalori tüketimi ilk 3 ayda en az düzeydeyken bu dönemden sonra hızlı bir artış gösterir. İkinci 3 ayda bu kaloriler başlıca plansenta ve embriyo gelişimini karşılarken, son 3 ayda ise temel olarak bebeğin büyümesine harcanır. Normal sağlıklı bir kadında tüm gebelik boyunca önerilen kalori artışı 11 – 13 kg’dir. Bu 11 kilonun 6 kilosu anneye, 5 kilosu ise bebeğe ve ona ait oluşumlara aittir.” Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay: “Fazla Miktarda Karbonhidrat Tüketimi Bebek Açısından Ekstra Bir Yarar Sağlamadığı gibi Sadece Anne Adayının Aşırı Kilo Almasına Neden Olur” Vücudun kalori ihtiyacını karşılayan üç temel enerji kaynağı bulunduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu temel enerji kaynaklarının protein, yağlar ve karbonhidratlar olduğunu ifade etti. Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay şöyle devam etti: “Eğer karbonhidratlar yetersiz alınırsa vücudunuz enerji sağlamak için proteinler ve yağları yakmaya başlar. Böyle bir durumda iki sonuç ortaya çıkabilir. Birincisi bebeğinizin beyin ve sinir sistemi gelişimini sağlayacak yeterli protein olmaz, ikincisi ise ketonlar ortaya çıkar. Ketonlar yağ metabolizmasının ürünü olan asitlerdir ve bebeğin asit baz dengesini bozarak beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle hamilelikte karbonhidrattan fakir diyet önerilmez. Pirinç, un, bulgur gibi kompleks karbonhidrat kaynakları anne için enerji kaynağı olmanın yanı sıra, B grup vitaminleri ve çinko, selenyum, krom, magnezyum gibi eser elementleri bol miktarda içerir. Karbonhidratlar fazla miktarda ise bebek açısından ekstra bir yarar sağlamadıkları gibi sadece anne adayının aşırı kilo almasına neden olurlar.” Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay: “Hamile Kadınların Günde 60 – 80 Gram Protein Tüketimi Önemli” Amino asit denilen yapılardan oluşan proteinlerin vücuttaki hücrelerin temel yapı taşını oluşturduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, doğada toplam 20 çeşit amino asit bulunduğunu, bir kısmının vücuttaki diğer maddelerden üretilebilirken, esansiyel amino asit denilen amino asitlerin ise vücutta üretilemediğini bu yüzden mutlaka besin yolu ile dışarıdan alınması gerektiğini belirtti. Uzm Dr. Özlen Emekçi Özay, proteinlerin, saç telinden tırnağa kadar vücuttaki tüm hücrelerin yapı taşı olup, beyin ve sinir sisteminin gelişimi için de yaşamsal öneme sahip olduğunu vurguladı ve bu nedenle hamile kadınların günde 60 – 80 gram (g) protein tüketmelerini önermektedir. Hamilelik Döneminde Günde 1 veya 2 Bardak Süt İçin Hamile bir kadının, bebeğinin güçlü kemiklere, dişlere ve ihtiyaç duyduğu kalsiyum ve diğer elementlere sahip olabilmesi için günde en az bir veya iki bardak süt içmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, gaz ve hazımsızlık nedeni ile süt içilemeyen durumlarda bunun yerine peynir ya da yoğurt tüketilebileceğini belirtirken, kalsiyum alımının yetersiz kalması durumunda dışarıdan verilecek ilaçlar ile destek sağlanabileceğini ifade etti. Margarin ve Ayçiçeği Yağı Yerine Zeytinyağı Tüketin Et, balık, kümes hayvanları, yumurta ve kuru baklagillerin vitamin ve mineraller yanında protein de sağladığını söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, gebe kadında ve bebeğinde doku gelişimi ve yeni doku oluşumu için proteinin önemli olduğunu belirtti. Bu tür gıdalardan günde en az üç öğün alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, baklagillerin protein değerini artırmak için peynir, süt ya da etle birlikte yenilebileceğini belirtti. Hamilelik durumunda vücudun yağ içeren besin ihtiyacında değişiklik olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, günlük alınan kalorilerin %30’unun yağlardan gelecek şekilde beslenilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Ayni zamanda margarin, ayçiçeği yağı gibi satüre yağlardan uzak durulması gerektiğini de söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, sağlık açısından hamilelere en fazla zeytinyağının önerildiğini ifade etti. Vitamin Takviyeleri Ne Zaman Kullanılmalı? Hamile kadınlara pek çok vitamin ve mineral içeren ilaçların verilmesinin rutin bir olay olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, ancak bu ilaçların gerekliliğinin de halen tartışılan bir durum olduğunu belirtti. Dengeli ve doğru beslenen hamile bir kadına dışarıdan vitamin desteğinin gerekmediğini, vitamin ve mineraller almanın en doğru yolunun doğal gıdalar tüketmekten geçtiğini belirten Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, hamilelerin düzgün beslendiği takdirde medikal desteğe ihtiyaç duymayacağını ifade ederek şunları söyledi: “Folik asit ve demir, medikal destekle ilgili istisna bir durumdadır. Folik asit bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için kilit öneme sahip olduğundan hamile kalmadan üç ay önce alınmaya başlaması gerekir. Gebelikte artmış demir gereksinimi doğal yollardan karşılanmaz. Bu nedenle özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra dışarıdan verilen demir ilaçları ile destek yapılır. Türk toplumunda demir eksikliği anemisi çok sık görüldüğünden, gebeliğin başında yapılan kan sayımında anemi saptanması durumunda gebeliğin en başından itibaren desteğe başlanabilir. Gebelikte demir kullanımının bir başka önemi de kansızlık olmasa dahi hem anne adayının hem de bebeğin demir depolarını yeterli şekilde doldurmak için gerekli olmasıdır.” Su Hamilelik Döneminin En Önemli Besin Maddesi Suyun hamilelikte alınmasına özen gösterilmesi gereken en önemli besin maddesi olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, geçmişte gebelik sırasında tuz tüketiminin kısıtlanmasının gerektiği savunulurken, günümüzde bunun gerekli olmadığı, normal miktarda, gıdalar ile alınan tuzun yeterli olduğu ve kısıtlamaya gidilmemesi gerektiğini savunan düşünceler olduğunu belirtti. Hamile bir kadının günde 2 gram tuz alması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, yetersiz ya da aşırı tuz alımının anne adayının sıvı elektrolit dengesini olumsuz şekilde etkilediğini ifade etti.

Görüntü Yönetmeni Hayri Çölaşan Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencileri ile “Film Yapım Teknikleri” Söyleşisi Gerçekleştirdi…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü, COVID-19 salgını sürecinde öğrencilerine yönelik düzenliği çevrimiçi etkinlikler kapsamında Görüntü Yönetmeni Hayri Çölaşan ile Film Yapım Teknikleri söyleşisi gerçekleştirdi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap ile öğretim görevlisi Zeyde Yalıner Örek’in moderatörlüğünde “İç Staj ve Film Kameramanlığı” dersleri çerçevesinde gerçekleştirilen “Film Yapım Teknikleri” başlıklı söyleşide, Hayri Çölaşan öğrencilere kameramanlık türleri ve kameramanlık deneyimleri hakkında bilgi verdi. Öğrencilere kamera kullanırken dikkat etmeleri gereken kuralları anlatan Çölaşan, Türkiye ve dünyada birçok film yarışmalarında jüri üyeliği yaptığını, jüri üyelerinin film değerlendirilmesinde genel olarak nelere dikkat ettiği hakkında öğrencilere bilgiler verdi. Çölaşan, sinema ve televizyonda ışık kullanımı ile Türkiye’de yapılan film festivalleri hakkında yazdığı kitabın da yakın zamanda yayınlanacağı müjdesini öğrencilerle paylaştı. Hayri Çölaşan, sinema alanında eğitim gören öğrencilere yönelik http://www.kameraarkasi.org web sitesi yoluyla bilgilerini ve deneyimlerini aktardığını da sözlerine ekledi.

Tüm Öğrencilerin Bilgisine

COVID-19 pandemisi nedeniyle 2019-2020 Akademik Yılı Bahar Dönemi Final Sınavları, online olarak UZEM üzerinden yapılacaktır. UZEM’e kayıtlı olup, eğitim harç ödemelerinde gerilikleri olan öğrencilerimiz de Üniversite Yönetimi tarafından alınan kararla herhangi bir mağduriyet yaşamadan online final sınavlarına katılabilecekler. Öğrenim harçlarında taksit gerilikleri olan öğrencilerimiz, öğrenci portallarındaki not dökümlerini gerekli eğitim harçlarını tamamlamaları halinde sistemlerinden görüntüleyebilecekler. Tüm öğrencilerimize sağlıklı günler ve final sınavlarında başarılar dileriz. Doç. Dr. Yeter TABUR YDÜ Genel Sekreteri

COVID-19 Pandemi Sürecinde Teknoloji ve Sosyal Medya Kullanımı Arttı… Yakın Doğu Üniversitesi Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi Toplum Analizi Yaptı

Yakın Doğu Üniversitesi Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi COVID-19 pandemisi sürecinde toplumun sosyolojik, psikolojik, yönetim, teknoloji, eğitim ve risk boyutlarını inceleyerek, toplumsal değişimlerin nerelerde eğilim gösterdiğini ortaya koyan bir analiz raporu hazırladı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, farklı ülkelerden toplum analizine bakış açısının da değerlendirilmesi amacı ile dönüşüm, eğitim ve teknoloji temasıyla çevirimiçi panel düzenlendi. Panele, İngiltere’den Dr. Steve Wheeler, Romanya’dan Dr.Carmen Holotescu, Slovenya’dan Dr.Robert Repnik ve Hindistan’dan Ramesh Sharma, değişen eğitim ve uzaktan eğitim yansımaları konusunda bilgiler verdi. Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi eşbaşkanları Prof. Dr. Fahriye Altınay ve Prof. Dr. Zehra Altınay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Dr. Steve Wheeler, uzaktan eğitimde aktif katılım konusunda değişen kuramlar üzerinde dururken, Dr. Carmen Holotescu, açık kaynaklar konusunda aydınlatıcı proje ve araştırmaları paylaştı. Dr. Robert Repnik kendi ülkesinde ve diğer ülkelerde yenilikçi eğitim modellerinin entegre edilmesine vurgu yaparken, Dr. Ramesh Sharma ise değişen toplumlarda, tekonoloji ve stratejilerin işbirliği politikalarının önemine dikkat çekti. Komşuluk İlişkilerinin Yoğun Olduğu Kırsal Alanlar COVID-19 ile Yüzleşti… Gerçekleştirilen panel doğrultusunda Yakın Doğu Üniversitesi Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi üyelerinin yaptığı analiz sonucunda, sosyolojik açıdan bakıldığında, küçük bir ada ülkesi olmanın avantajını kullanılarak dünya ülkelerinin aldığı benzer tedbirlerin ülkemizde de uygulanması ile birlikte COVID-19 ile mücadele sürecine girildi. Kent yaşamından nüfus ve sosyo-kültürel açıdan farklılıklara sahip olan kırsal kesimde, birincil ilişkilerle bağlantılı olarak bulaşın ortaya çıktığı gözlemlenirken, kent yaşamına göre daha samimi ve komşuluk ilişkilerinin yoğun olduğu kırsal alanlar bu durumu bir dezavantaj olarak yaşayarak bulaşla yüzleşti. Yapılan analizde toplumu geniş bir yelpaze olarak içine alan tüketim olgusunun kırsal ve kentsel alanlarda yaygınlığını koruduğu görülürken, popüler kültürün etkisiyle üretmeyen bireyin sürekli tüketme arzusu içinde olduğu bir dönemde bireyin tüm zamanını hane ortamında geçirmek durumda kalması, sosyolojik olarak toplumsal işlevlerini ve rollerini yeniden şekillendirme yolunda bir düşünmeye sevk ettiği saptandı. Toplumsal yaşamda nesne olarak anılan birey kendini özne konumuna taşıyarak yabancılaştığı toplumsal rollerini yeniden üretme eğilimine yöneldiği gözlemlenen analiz raporunda, pandemi süreci sonrası bireyin uyanışının toplumsal yaşamın her alanına uyarlayabileceği ise bir soru işareti olarak cevap beklediği kaydedildi. Psikolojik açıdan yapılan analizde fiziksel izolasyon gerektiren bu pandemi sürecinde sosyal bütünlük ve dayanışmanın arttığı böylece bireylerin toplum olgusuna verdiği değerler işbirliği ve diğerlerini önemsemeyi de kapsayacak şekilde olumlu açıdan güçlendiği belirlendi. Eğitimde Evrensel Değerlere Yer Verilmeli… Eğitim boyutu analiz edildiğinde ise, Dünya genelinde yaşanan COVID-19 pandemisi nedeniyle birçok ülkede örgün eğitimde kısıtlamalara gidildiği, pandeminin yayılmaması amacıyla örgün eğitim uygulamalarının online olarak yapılmasına karar verildiği ortaya konuldu. Olağan gelişim gösteren bireyler çevrimiçi eğitim sürecine daha kolay adapte olurken aynı durum özel gereksinimli bireyler için bunun geçerli olamadığı ifade edilen analiz raporunda, bu nedenle aile eğitiminin bu süreçte önem kazandığı, eğitimde evrensel değerlere yer verilmesi gerekliliğinin bu şekilde yeniden ortaya çıktığı kaydedildi. Pandemi Döneminde Teknoloji Kullanımı En Üst Düzeye Ulaştı… Pandemi öncesinde sosyal medya kullanımının KKTC’de normal düzeyde olduğunu düşünülen toplumsal analiz raporunda normal düzey şu şekilde tanımlandı: “Bireyler, ihtiyaçları doğrultusunda ihtiyaçlarını çok geçmeyecek kadar sosyal medyada vakit geçirdiklerini, iş ve iletişim dışında da boş zamanlarında vakit geçirmek amacı ile sosyal medyayı kullanmaktaydılar. Pandemi öncesi teknoloji kullanımını düşündüğümüzde ise akıllı telefonlar ve iş amaçlı laptop kullanımı dışında teknoloji kullanımı boş vakitleri değerlendirmeye yetecek kadardı.” Pandemi sürecinde insanların sürekli evin içinde olduklarından, laptoplarda eğlence amaçlı oyun oynama, televizyonda veya internet üzerinden dizi, film izlemenin yanında, evlerinden işlerine devam eden kişilerin de sürekli teknolojiden faydalanmalarıyla teknoloji kullanımının en üst düzeye ulaştığı kaydedilen analiz raporunda, çalışmayan kişilerin ise dizi veya film izlemenin yanında geriye kalan vakitlerinin çoğunu özellikle akıllı telefonlarında sosyal medya ortamlarında geçirdiği tespit edildi. KKTC’de pandemi öncesi teknoloji ve sosyal medya ortamlarının daha çok geleneksel eğitime destek olarak kullanıldığı, fakat pandemi süresince okulların kapatılması ve eğitim kuruluşlarının e-öğrenmeye geçmesiyle bu durumun değiştiği ifade edilen raporda, ders yönetim sistemlerinin aktif kullanılmaya başlandığı, sanal sınıf ortamlarının kullanımının en üst düzeye çıktığı belirtildi. Bu durum teknolojiyi aktif kullanan kişilerin kullanımını da en üst düzeye çıkarırken, teknoloji ile iç içe olmayan öğretim elemanları veya öğrencileri de teknolojiyi aktif kullanmaya zorlayarak eğitimde aktif öğrenme unsurunu ortaya koydu. Değerler ve Dijital Vatandaşlık Konusunda Toplumsal Stratejiler Üretilmeli… Toplumsal analiz raporunun sonucuna göre, pandemi sürecinde toplum, teknoloji ile daha da iç içe oldu. Herkesin sabah günaydını, sosyal paylaşımı digital ortamlara taşındı. Eskiden bir tercih olan sosyal medya kullanımı ve bilişim teknolojilerinden faydalanmak şu an itibari ile olmazsa olmaz haline geldi. Toplum kültür ve hazır bulunuşluluk analizi yapılmaksızın, herkes dijital vatandaşlık eğitimi almadan vatandaş oldu. Hem toplumsal hem eğitsel motivasyon düşüklüğü yaşamamak ve pandemi döneminde de yeni dünya düzeninde de değerler eğitimi, bireysel sorumluluk bilinci, dijital vatandaşlık konusu bireylere kazandırılmak üzere toplumsal stratejiler üretilmelidir. Toplum Analizi Uluslararası Kitap Çalışmasında Yayınlandı… Yakın Doğu Üniversitesi Toplumsal Araştırma ve Geliştirme eşbaşkanları Prof. Dr. Zehra Altınay, Prof. Dr Fahriye Altınay ve merkez üyeleri; Prof. Dr. Gökmen Dağlı, Doç. Dr. Hüseyin Bicen, Doç. Dr. Yağmur Çerkez, Doç. Dr. Mukaddes Sakallı Demirok, Doç. Dr. Behçet Öznacar ve Uzman Menil Çelebi’nin yapmış olduğu analiz uluslarası kitap çalışmasında bölüm olarak yayınlamaya hak kazandı.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Sanatçı Asmar Narimanbekova Kovid-19 Karantina Günlerinde Kıbrıs Dans Festivali, Girne Kalesi ile Antik Liman, Kıbrıs Seramiği, Zambak Çiçeği ve Akasya Tasvirlerini Tuvale Yansıttı

Kovid-19 karantina günlerinde Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için sanatçılar tarafından ortaya çıkarılan resim, seramik, baskı ve heykellerden oluşan eserlerin sanatseverlerle buluşması sürüyor.. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre sanatçı Asmar Narimanbekova dünya üzerinde korku ve endişe ile takip edilen koronavirüs karantina günlerinde mücadeleye fırçası ile destek verdi. Sanatçı Narimanbekova , korona virüs’ün insanların üzerinde yarattığı olumsuz etkenlerden uzaklaşabilmek adına fırçasıyla tuvale yansıttığı eserlerinde Kıbrıs dans festivali, Girne kalesi ile Antik Liman, Kıbrıs Seramiği, Zambak çiçeği ve Akasya tasvirlerini sanatseverlerle buluşturdu. Açıklamada, sanatçıların, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için karantina günlerinde ortaya çıkardığı eserlerin paylaşılmaya devam edileceği bildirildi. Asmar Narimanbekova Kimdir? 1961’de Bakü’de doğdu. Güzel Sanatlar Akademisinde Doçent olarak görev yapan , Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet sanatçısıdır. Bakü Modern Sanat Galerisi Başkanıdır. Ayrıca Paris, Fransa’da Togrul Narimanbekov Derneği’nin başkanı. Azerbaycan ve Fransa Sanatçılar Birliği üyesidir. Gürcistan’ın Tiflis Devlet Sanat Akademisi’nden mezun oldu. 2019’da Paris UNESCO’da “Sınırsız Sanat” adlı kişisel sergi açıldı. 2019 yılında VIII. Paris Belediye Sarayı ve UNESCO’da Barış Sanatı sergisine katıldı. 2018’de Milan, Forli, Varese, İtalya’da “Sınırsız Renkler“ ‘Passepartout Sanat Galerisi’ sergisine katıldı. 2019’da İtalya’da Venedik’te Sınırsız Renkler sergisini açtı. 2016-2017 yılları arasında Expocenter, Cannes’da sergileri düzenledi. 2016 yılında Azerbaycan’ın Viyana Kültür Merkezi’nde (Avusturya) kişisel sergisi “Poesie der Farben” açıldı. 2016 yılında Almanya’nın Berlin kentinde Bakü Galerisi’nde kişisel sergi açtı. 2009’da Bakü (Azerbaycan) Çağdaş Sanat Merkezi’nde (Galeri) kişisel sergi açtı. 1998’de Humei Gallery’de (Birleşik Krallık) kişisel sergisi düzenlendi.

Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası Fotoğraf Günleri 20’inci Yılında “Nostalji Sergileri” Temasıyla Çevrimiçi Olarak Gerçekleştiriliyor…

Yakın Doğu Üniversitesi’nin 1999 yılından itibaren iki yılda bir KKTC ve Türkiye’nin yanı sıra dünyanın bir çok ülkesinden fotoğraf sanatçısının katılımıyla düzenlediği “Uluslararası Fotoğraf Günleri” yirminci yılında “Nostaljik Sergi” dizileri ile çevirimiçi olarak sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlşkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, “Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası Fotoğraf Günleri-Nostalji” etkinliği, bugüne kadar 9 kez gerçekleştirilen ve yüzlerce fotoğraf sanatçısı, akademisyen ile öğrencinin eserlerinin sergilendiği geçmiş etkinliklerden derlenen fotoğraflardan oluşuyor. 15 gün arayla yenilenecek sergiler kapsamında, ilk olarak 1999 yılında gerçekleştirilen Yakın Doğu Üniversitesi 1. Uluslararası Fotoğraf Günleri sergisinde yer alan İzzet Keribar, Sıtkı Fırat, Simber Atay, Ahmet Selim Sabuncu ve Mehmet Arslan Güven’in eserlerine yer verildi. Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası Fotoğraf Günleri-Nostalji sergisine http://www.photodays.neu.edu.tr adresi üzerinden erişilebiliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası Fotoğraf Günleri Hakkında… İlk olarak 1999 yılında Yakın Doğu Üniversitesi önclüğünde başlatılan Uluslararası Fotoğraf Günleri, Kıbrıs’ın tek ve en büyük etkinliği olma özelliği taşıyor. Kuzey Kıbrıs, Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere, Hollanda, Arjantin, Japonya ve Rusya gibi dünyanın bir çok ülkesinden katılımcının yer aldığı Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası Fotoğraf Günleri’nde, kişisel ve karma sergilerin yanı sıra atölye çalışmaları, panel, konferans, söyleşi, yayın imza günleri, geziler ve fotoğraf sanatıyla ilgili akademik bildiriler sunuluyor. KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş’ın katılımı ile gerçekleştirilen Yakın Doğu Üniversitesi I. Uluslararası Fotoğraf Günleri’nde, 100’e yakın fotoğraf ustası ve akademisyen katılımıyla 7 kişisel, 5 karma fotoğraf sergisi açıldı. İzzet Keribar, Sıtkı Fırat, Louis Morilla, Simber Atay, Toygun Shefki, Mehmet Arslan Güven ve Mesut Öztürk’ün kişisel sergilerinin yer aldığı organizasyonda, KKTC’li sanatçıların karma fotoğraf sergisi ile Dokuz Eylül, Yıldız Teknik, Eskişehir Anadolu ve Yakın Doğu Üniversitesi öğrencilerinin birer karma fotoğraf sergisi de yer aldı.1. Uluslararası Fotoğraf Günleri Sergisi’ne http://iletisim.neu.edu.tr/uluslararasi-fotograf-gunleri-nostalji-sergisi/ linkinden ulaşılabiliyor.

Sanatçı İrina Lavrinenko, Kovid 19 Karantina Günlerinde Kıbrıs’a Özgü Figür ve Motifleri Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için Tuvale Resmetti

Sanatçılar tarafından farkındalık yaratmak ve dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) karantina günlerinde ortaya çıkardıkları eserleri sanatseverlerle paylaşmayı sürdürüyor… Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre sanatçı İrina Lavrinenko ise, Kovid-19 karantina günlerinde eserlerinde kullandığı figürler ve motifler ile Kıbrıs’ın tarihi dönemlerini tuvaline yansıttı. Sanatçı, Kıbrıs’a Özgü Motif ve Figürleri Tuvale Yansıttı Sanatçı, Kıbrıs adasının çeşitli antik kentlerinde Arkeolojik kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılmış olan Kıbrıs-Arkaik I (M.Ö.750-600) dönemine ait seramik kaplar üzerine çizilmiş çeşitli figür ve motiflerden esinlenerek üç farklı eseri tuvaline işleyerek sanatseverlerin beğenisine sundu. sanatçı İrina Lavrinenko; “Resmedilen figürler arasında balık avlayan kuş, yaban keçisi, göçmen kuşlar, maymun ile seramikler üzerinde çizilen dönemin özelliklerini yansıtan çeşitli şekiller ve semboller bulunmaktadır. Bu şekillerden birisi ise Kıbrıs’ın Arkeolojik devirlerindeki simgelerinden olan nilüfer çiçeğidir. Ayrıca Kıbrıs adasının antik kentlerinde gün yüzüne çıkartılmış olan mozaikler de resimlerde kullanılmıştır.” İfadelerini kullandı Açıklamada, sanatçıların, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için karantina günlerinde ortaya çıkardıkları eserlerin paylaşılmaya devam edileceği bildirildi. İrina Lavrinenko Kimdir? 1958 yılında Tiflis kentinde dünyaya geldi. 1983 yıllında Tiflis Devlet Sanat Akademisi’nde eğitimini tamamladı. 2001-2003 yıllarında okulda resim öğretmeni olarak çalıştı. 1987-1992 yılları arasında Aleksandr Puşkin Devlet Pedagoji Enstitüsü’nde öğretmenlik görevi yaptı. 1997 yılından itibaren Gürcü tekstil grubunun üyesidir. Çok sayıda ulusal ve uluslararası karma sanat sergilerinin katılımcısıdır: 1998- Modern Sanat Galerisinde düzenlenen Gürcü tekstil grubunun sanat sergisi; 1999- Ulusal Sanat Galerisinde düzenlenmiş olan “İpek Yolu” adlı tekstil sanatının ikinci uluslararası sanat sergisi; 2000- Modern Gürcü elyaf sanatının sergisi, İsrail; 2001- Tiflis’in Karvasla galerisinde düzenlenen Gürcü tekstil sergisi; 2003- 4. uluslararası tekstil sanatı sergisi, Karvasla Tiflis Tarih Müzesi; 2005- Georgian Quilt sanat sergisi (19-20yy). “Karvasla” Gürcistan Tarih Müzesi. 2006- ABD’nin Şikago kentinde düzenlenen Gürcü sanat sergisi; ABD’de düzenlenen “Toprağımızı örtelim” adlı uluslararası quilt yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü; “Razio” galerisinde quilt sergisi; “Gallery 9” galerisinde tekstil sanat sergisi; “315”adlı sanat sergisi, Charden Art gallery. 2010- “Quilt – tekstil sanatı” karma sanat sergisi, Soros Vakfı Galerisi; 2012- “İç Tekstil” sanat sergisi, Vero Vario Galerisi; 2014- Tiflis Devlet Sanat Akademisinde düzenlenen Gürcü sanatçılarının tekstil sergisi; “Barselona Sanat Festivali”, “Ada” galerisinde uluslararası sanat sergisi, İspanya. Kişisel sanat sergileri: 2003- Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen kişisel sanat sergisi; 2006 – Center Point Galerisi’nde kişisel sanat sergisi; 2007- Gürcistan’daki ABD Büyükelçiliği kişisel sanat sergisi; 2019 – Kişisel sanat sergisi, “Charden” galerisi.
tercih robotu