Telefon: +90 (392) 223 64 64 | [email protected]

Yapay Zekânın Yönetime Yansımaları Yakın Doğu Üniversitesinde Konuşuldu…

Yakın Doğu Üniversitesi’nin Mükemmeliyet Merkezi’ne bağlı Bilgi Yönetimi Araştırmaları Merkezi (BİYAMER) tarafından “Yönetimde Yapay Zekâ Teknolojileri” konulu konferans düzenlendi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümü öğretim üyesi ve Türkiye Bilişim Derneği İcra Kurulu Üyesi Prof. Dr. Türksel Kaya Bensghir’in davetli konuşmacı olduğu konferansta, “Cyberog-Siberorglar ve Tekinsizlik Vadisi’nde İnsan” başlığı altında Yapay Zeka Teknolojileri konuşuldu. Etkinliğe, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kurt da katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Prof. Dr. Kaya Bensghir, dinleyicilere yapay zekânın tarihsel gelişim süreci, temel boyutları, yönetim alanında getirdiği değişim dinamikleri, ülkelerin ulusal yapay zekâ stratejileri ve yapay zekâ ile birlikte doğan fırsatlar ve tehditler konularında bilgiler verdi. Yapay Zekâ Teknolojilerinin Toplumsal Sorunlara Çözüm Üretme Potansiyeli Var… Prof. Dr. Bensghir, yapay zekânın Bilgisayar Mühendisliği, Felsefe, Matematik, Psikoloji, Biyoloji, Yönetim ve Dil Bilimi gibi farklı disiplinlerde multi-disipliner olarak çalışılması gerektiğine vurgu yaptı. Prof. Dr. Bensghir, yapay zekânın öğrenme, mantık yürütme ve kendini uyarlayabilme gibi özellikleri olduğunu anlatarak, yapay zekâ çalışmalarının topluma yansımalarının henüz çok erken döneminde olduğunu vurgulayarak, gelecekte daha da hayatın içerisine gireceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Bensghir, bunun kamu yönetiminde çeşitli reformlar ve çeşitli yasal düzenlemeler gerektireceğini de belirtti. Yapay Zekâ teknolojilerinin toplumsal sorunlara çözüm üretmede ve bilgi ekonomisinde değer üretmede ciddi bir potansiyele sahip olduklarına değinen Prof. Dr. Kaya Bensghir, ülkelerin ulusal yapay zekâ stratejileri geliştirmelerinin öneminin altını çizdi. Yapay zekânın bazı fırsat ve riskleri bir arada barındırdığını açıklayan Prof. Dr. Bensghir, Kanada, Avustralya, Japonya, Güney Kore, Hindistan, Çin, AB ülkeleri, OECD ülkeleri ve Türkiye’deki yapay zekâ çalışmaları konusunda da bilgiler paylaştı. Konuşmasında yapay zekâ çalışmalarındaki güncel gelişmelere de değinen Prof. Dr. Bensghir, dinleyicilere insanın kendisine benzer robot gibi nesneler karşısında verdiği duygusal tepkileri anlamada bir çerçeve sunan “Tekinsizlik Vadisi” kavramını da dinleyicilere geleceğin iş yaşamında görev alacak “siber organizmaları” ve “dijital ikiz” kavramını tanıttı. Yapay Zekâ İnsanlığa Uyumlu Hale Getirilecek… Prof. Dr. Bensghir, konferansın sonuçlar kısmında ise insanlığın kendisini yapay zekâya, yapay zekâyı da kendisine uyumlu hale getirebilecek plan ve stratejilere, yapay zekâ konusunda etik ve hukuk, yönetim ve organizasyon alanlarında yeni yaklaşım ve düzenlemelere ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Konferans sonunda katılımcıların sorularını cevaplayan Prof. Dr. Türksel Kaya Bensghir’e, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kurt tarafından teşekkür plaketi verildi.

YDÜ Bahar Dönemi Lisansüstü Burs Başvuruları

Yakın Doğu Üniversitesi olarak 2019-2020 akademik yılı Bahar döneminde, Lisansüstü programlara başvuru yapmak isteyen aday öğrencilerimize burs imkanı sunmaktan mutluluk duyuyoruz! Sunulacak olan %100, %75, %50 ve %25 burs imkanları Tezli Yüksek Lisans ve Doktora programları için geçerli olup, ilgili burs başvuruları aşağıda belirtilen gerekli belgelerle birlikte [email protected] e-posta adresine, “ISOSH-2020S” referans kodu ile yapılabilir. 2019-2020 Bahar dönemi lisansüstü burs başvuruları, 9 Aralık 2019– 31 Ocak 2020 (saat 17:00) tarihleri arasında olup, burs başvurularının sonucu en geç 7 Şubat, 2020 tarihinde açıklanacaktır. Yüksek Lisans Programına Burs Başvurusu Yapmak için Gerekli Olan Belgeler: Lisans diploma ve transkript kopyası ALES sonuç belgesi (TC uyruklu öğrenciler) Kimlik yada pasaport kopyası Referans mektubu (varsa) Başvuru formu Yüksek Lisans Programları için Burs içerikleri ile İlgili Kısa Bilgi Aşağıdaki Gibidir: Burslar; Eğitim ücretini, kapsamaktadır Burslar bilimsel hazırlık dersleri, İngilizce/Türkçe hazırlık program, tez ücretini ve bölüme katkı ücretlerini kapsamamaktadır. Bursun geçerlilik süresi yalnızca 2 yıldır. Eğitim süresinin 2 yılı aşması durumunda, öğrenci gerekli ücreti ödemekle yükümlüdür. %75 burs hakkı elde eden Yüksek lisans öğrencileri herhangi bir İndekste taranan veya Yakın Doğu Üniversitesinin yayınlamakta olduğu dergilerin birinde bir makale yayınlamaları gerekmektedir. 90% ve %100 burs hakkı elde eden yüksek lisans öğrencileri, 3 kredilik akademik hizmet vermekle yükümlü olacaktır. Ayrıca eğitim sürelerinde herhangi bir İndekste taranan veya Yakın Doğu Üniversitesinin yayınlamakta olduğu dergilerin birinde bir makale yayınlamaları gerekmektedir. Doktora Programına Burs Başvurusu Yapmak için Gerekli Olan Belgeler: Lisans diploma ve transkript kopyası Yüksek lisans diploma ve transkript kopyası ALES sonuç belgesi(TC uyruklu öğrenciler için) Kimlik yada pasaport kopyası Referans mektubu (varsa) CV Başvuru formu Doktora programları için Burs içerikleri ile ilgili kısa bilgi aşağıdaki gibidir: Burslar; Eğitim ücretini, kapsamaktadır. Burslar bilimsel hazırlık dersleri, İngilizce/Türkçe hazırlık program, tez ücretini ve bölüme katkı ücretlerini kapsamamaktadır. Bursun geçerlilik süresi yalnızca 4 yıldır. Eğitim süresinin 4 yılı aşması durumunda, öğrenci gerekli ücreti ödemekle yükümlüdür. %75 burs hakkı elde eden doktora öğrencileri, 3 kredilik akademik hizmet vermekle yükümlü olacaktır. Ayrıca 75% burs hakkı elde eden öğrenciler eğitim sürelerinde; biri SCI, SSCI, AHCI veya SCI-expanded Indekslerinde taranan dergilerde, biri de WOS veya Scopus veri tabanlarında taranan dergilerde olmak üzere iki makale yayınlamaları gerekmektedir. %90 ve %100 burs hakkı elde eden doktora öğrencileri, 6 kredilik akademik hizmet vermekle yükümlü olacaktır. Ayrıca 100% burs hakkı elde eden öğrenciler eğitim sürelerinde; biri SCI, SSCI, AHCI veya SCI-expanded İndekslerinde taranan dergilerde, biri de WOS veya Scopus veri tabanlarında taranan dergilerde olmak üzere iki makale yayınlamaları gerekmektedir. Programların listesi YDÜ Rektörlüğü İletişim Numarası: 0392 680 20 00 Dahili Numaralar: Eğitim Bilimleri 5501 Fen Bilimleri 5225 Sosyal Bilimler 5254 Saglik Bilimleri 5217

71 Milyon Kişi Kronik Hepatit C Virüs Enfeksiyonu İle Yaşamakta

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Kaya Süer, Hepatic Virüsü hakkında bilgi verdi. Hepatit C Virüsü Belirtilerinin Belli Bir Kısmının Klinik Belirtiler Gösterdiğini, Bir Kısmının İse Tedavi Edilmeden Kendi Kendine Vücuttan Çıktığını Belirtti. Hepatit C Klinik belirtiler Göstermekte Akut hepatit C olgularının yaklaşık %20‘sinin klinik belirtiler ile seyredebileceğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, Enfekte bireylerin % 15 – 45’inde ise akut hepatit C tablosunun tedavi edilmeksizin kendi kendine vücuttan atıldığını belirtti. Geriye kalan % 55 – 85 oranında ki vakalarda ise kronik enfeksiyon geliştiğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, Kronik enfeksiyon tablosu da tedavi edilmediği takdirde ilerleyen karaciğer fibrozisin ve siroza yol açabildiğini belirtti. Siroza Yakalanma Oranı Değişmektedir Hepatit C virüsü (HCV) ile 20 yıllık enfeksiyon sonrası siroz riskinin % 15 ile % 30 arasında değiştiğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, Siroz tablosunun ilk dönemde kompanse seyrettiğini belirtti. Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Dekompanse siroz tablosu geliştiği zaman ise özafagus varis kanamaları, asit ve ensefalopati kliniği ile karşımıza çıkar. Her yıl, sirozlu kişilerin yaklaşık % 1-3’ü hepatosellüler karsinoma (HCC) ilerlemektedir.” HCV Enfeksiyonu Hem Akut Hem de Kronik Hepatitlere Neden Oluyor HCV enfeksiyonunun hem akut hem de kronik hepatitlere neden olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, Hepatit C virüsünün kronik enfeksiyonu sırasında, ekstrahepatik belirtilerin sık ve çeşitli olduğunu belirtti. Dünya Sağlık Örgütü, 2015 yılında 71 milyon kişinin dünya çapında kronik HCV enfeksiyonu ile yaşadığına dair bilgi verdiğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu kişilerin 399.000’in siroz veya hepatosellüler karsinomadan dolayı öldüğünü belirtti. Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “HCV enfeksiyonunun karaciğere bağlı sekellere bağlı yükünün yanı sıra, HCV enfeksiyonu olan kişilerde, depresyon, diabetes mellitus ve kronik böbrek hastalığı gibi komorbiditeler yoluyla ek bir yüke neden olmaktadır. Bu morbiditelerin bir kısmı doğrudan HCV’ye atfedilebilir ve bu nedenle ekstrahepatik belirtiler olarak adlandırılır. Ancak bu ekstrahepatik bulguların Direkt Etkili Antiviral tedavilerinden sonra azalması beklenmektedir.” Hepatit C Virüsü İki Gruba Ayrılıyor Hepatit C virüsü enfeksiyonu olan hastalarda ana ekstrahepatik bulguların immünite ve inflamasyon ilişkili ekstrahepatik bulgular olmak üzere iki gruba ayrıldığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, HCV enfeksiyonun ve immunite ile ilgili hastalıkların arasındaki ilişkinin resmi olarak epidemiyolojik, klinik, immünolojik, patolojik ve tedavi sonrası verilerle kanıtlandığını belirtti. Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Yakın zamanlarda, kardiyovasküler, renal, metabolik ve merkezi sinir sistemi hastalıkları dahil olmak üzere birçok diğer HCV ile ilişkili karaciğer dışı bozukluk bildirilmiştir.”

HIV ile Yaşayan Yaşlı İnsan Sayısında Artış Var

Yakın Doğu Üniversitesi, Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Merkezi (DESAM), 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, HIV ile yaşayan yaşlı insan sayısında artış olduğuna dikkat çekti. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, DESAM tarafından yayımlanan mesajda, HIV enfeksiyonu için kesin bir tedavi veya koruyucu aşının mevcut olmadığı fakat etkili antiretroviral ilaçların virüsü kontrol edebildiği, HIV ile yaşayan bir kişinin antiretroviral ilaçları uyumlu kullandığı takdirde normal sağlıklı bir yaşam sürebileceği ve başkalarına bulaşmasını önleyebileceği belirtildi. Elli yaş ve üzeri HIV ile yaşayan kişilerin sayısında 1995 yılından bugüne kadar sürekli bir artış olduğuna yer verilen mesajda, bu durumun HIV ile yaşayan nüfusun yaşlandığını, HIV ile yaşayan 4,2 milyon insanın 50 yaş ve üstü olduğu tahmin edildiği kaydedildi. Küresel Ölçekte Artış Var… Yayımlanan mesajda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2018 verilerine göre, dünyada 37.9 milyon kişinin HIV ile yaşadığı, 2018 yılında HIV ile yeni enfekte olan kişi sayısının 1,7 milyon, aynı yıl içerisinde HIV nedeniyle ölen vaka sayısının 770 000 olduğu, Afrika bölgesinin ise 25.7 milyon HIV kişi sayısı ile HIV’in en yaygın olduğu bölge olduğu bildirildi. Globalleşme ve insan hareketliliğine bağlı olarak HIV’in dünyanın her yerinde görülebildiğine dikkat çekilen mesajda, 2014 yılında Avrupa’da 140.000 kişide yeni HIV enfeksiyonu tanımlandığı, bu verilerin DSÖ Avrupa Bölgesi Ofisi’nin 1980’lerden bugüne kadar raporladığı en yüksek sayı olduğu belirtildi. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi ve DSÖ Avrupa Bölge Ofisi verileri, Avrupa’da HIV salgınının özellikle Doğu Avrupa’da büyümekte olduğunu gösteriyor. Kıbrıs’ta Durum… DESAM tarafından yayımlanan mesajda, DESAM üyelerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki HIV epidemik karakterini ortaya çıkarmak amacıyla yürüttüğü multi disipliner matematik modeli çalışmasına da yer verildi. Buna göre, Kıbrıs’ın her iki tarafını kapsayan matematik modelinde KKTC için Sağlık Bakanlığı’ndan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde ise DSÖ alınan veriler kullanılarak, Kıbrıs’taki HIV epidemik karakterini belirlenmesi esas alındı. Çıkan sonuçlara göre, şu an Kıbrıs’ta her iki toplumda da HIV epidemisinin söz konusu olmadığı, fakat gerekli önleyici tedbirler alınmadığı takdirde önümüzdeki 10 yıl içerisinde her iki taraf içinde HIV pozitif bireylerde bir artış olacağı öngörüldü. Bu sonuçlar raporlanarak DESAM tarafından Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili mercilere sunuldu. HIV Nedir ve Nasıl Bulaşır? İnsan İmmun yetmezlik virüsü (HIV) vücudun savunmasında rol oynayan önemli hücreleri yok ederek bağışıklık sisteminin baskılanmasına neden olur. HIV bulaştıktan uzun yıllar sonra bile belirti göstermeyebilir. HIV, kontrol altına alınmadığı takdirde kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 5-10 yıl sonra AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) ortaya çıkabilir. AIDS sürecinde fırsatçı enfeksiyonlara ve çeşitli kanserlere sıklıkla rastlanır. HIV korunmasız cinsel ilişki, kan nakli ve anneden bebeğe bulaşabilmektedir. Ancak öpüşme, aynı ortamda bulunma veya aynı eşyayı (tuvalet) kullanma gibi sosyal yollarla bulaşmamaktadır. Temas Şekline Göre HIV Bulaşma Riski; Cinsel Yol İle Temas… Anal cinsel ilişki yoluyla HIV bulaşının vajinal cinsel ilişki yoluna göre 20 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir. Özellikle ülser veya akıntı içeren, tedavi edilmeyen HIV pozitif bir birey ile cinsel ilişki sırasında HIV’in bulaşması ortalama 6 ila 10 kat daha fazladır. Bunun yanı sıra oral cinsel ilişki, HIV bulaşında düşük riskli bir cinsel aktivite olarak kabul edilmektedir. HIV ile yaşayan bir kişi etkili antiretroviral tedavi alırken ve bastırılmış bir viral yüke sahip olduğunda artık bulaştırıcı değildir. İğneleri veya şırıngaları yeniden kullanmak veya paylaşmak HIV iletiminin oldukça etkili bir yolunu temsil eder. Anneden Bebeğe Bulaş… HIV hamilelik süresince doğum ve emzirme döneminde bebeğe bulaşabilir. Genellikle doğumdan önce ve doğum sırasında anneden çocuğa geçiş riski % 15–30 arasındadır. Enfeksiyon riskini, özellikle de annenin doğumdaki viral yükünü etkileyen faktörlerdir. Doğumdan sonra anneden çocuğa geçiş de emzirme yoluyla gerçekleşebilir. Annenin hamilelik sırasında ve emzirirken antiretroviral tedavi alması durumunda HIV’in bebeğe bulaşma olasılığı çok düşüktür. Kan Nakli Yoluyla Bulaşma… Enfekte olmuş kan ve kan ürünlerinin transfüzyonu yoluyla HIV edinme riski % 90’dan fazla yüksektir. Bununla birlikte, kan güvenliği standartlarının uygulanması, transfüzyon gerektiren tüm hastalar için güvenli, yeterli ve kaliteli kan ve kan ürünlerinin sağlanmasını gerekmektedir. HIV ve diğer kan kaynaklı patojenler için bağışlanan tüm kanın taranmasını kan yoluyla bulaşmayı önleyen önemli bir faktördür. HIV Neden Önlenemiyor… Çok karmaşık bir biyoçeşitliğe sahip olan HIV, değişebilecek moleküler yeteneklere sahip olabilmesinin yanı sıra iki genotip HIV-1 ve HIV-2’den oluşmaktadır. Dünyada en yaygın genotip olan HIV-1 kendi aralarında genetik olarak farklılık gösterip dört grupta sınıflandırılmaktadır; M, N, O ve P. Daha sonra yine en yaygın grup olan HIV-1 grup M kendi içinde altiplere ayrışmaktadır. En yangın olan B alt tipi tüm dünyaya kıtalararası yayılmıştır. HIV’in bu karmaşık biyoçeşitliği ve değişebilme özelliği yaklaşık 36 yıl önce keşfedilmesine rağmen önleyici bir aşı üretilmesini neredeyse olanaksız yapmıştır.

I.Uluslararası Kültür Sanat Buluşması Kültür Etkinliklerinde Yakın Doğu Üniversitesine Dört Ödül Birden…

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencileri, Mağusa Kadın Merkezi (MAKAMER) tarafından gerçekleştirilen I. Uluslararası Kültür Sanat Buluşması Kültür Etkinliklerinde birincilik, ikincilik, DAÜ özel ödülü ve MAKAMER özel ödülü olmak üzere dört ödüle layık görüldü. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, MAKAMER’in bu yıl belirlediği “Kadının Her Alanda Özgürleşmesi” teması ışığında düzenlediği “1.Uluslararası Kültür Sanat Buluşması” Kültür ve Sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Özgür Kadın” konulu yarışmaya katılan Yakın Doğu Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü öğrencilerinden Bülent Irkad 1.lik ödülü, İzel Hastunç 2.lik ödülü, Selma Jasmin Devin DAÜ Özel Ödülü, Zülal Sabiha Beşerler ise MAKAMER Özel Ödülünü kazandı. Yarışmada ayrıca Nihan Metin’in eserleri de sergilemeye layık görüldü. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü öğretim görevlisi Vedia Okutan Gaydeler ile İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Eser Keçeci’nin davetli sanatçılar arasında yer aldığı etkinlikte eserler; Seramik Sanatçıları Gopal Das Shrestha, Dr. Majid Ziyae, Prof. Sevim Çizer, Kuzey Kıbrıs Seramikçiler Derneği Başkanı Semral Öztan, MAKAMER’den bir temsilci ve Doğu Akdeniz Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Çavuşoğlu’nun da aralarında bulunduğu 6 kişiden oluşan Seçici Kurul tarafından değerlendirildi. Öğrencilere Motivasyon Kazandıran Ödüller Mutluluk Verici Yakın Doğu Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü Öğretim Görevlisi Vedia Okutan Gaydeler, kazanılan ödüllere ilişkin yaptığı açıklamada gurur verici bir başarı elde edildiğini söyledi. Gaydeler, ülke kültür sanatının gelişmesini sağlamak, yurt içi ve dışında tanıtımını sağlamak, genç sanatçı adaylarının motivasyonunu güçlendirmek, yabancı ülke sanatçılarıyla tanışmak ve başka ülkelerle kültür alışverişinde bulunmanın amaçlandığı etkinlikte öğrencilerin ödül kazanmasının ve eserlerinin sergilemeye layık görülmesinin motivasyon kazandırdığını ifade etti. Vedia Okutan Gaydeler, “Yarışmaya 5 öğrencimin 10 seramik eseriyle katılım göstermesi ve değerlendirme sonucuna göre 1.lik başarı ödülü, 2.lik başarı ödülü, DAÜ Özel Ödülü ve MAKAMER özel ödülünü almalarından büyük mutluluk duyuyorum. Dört ödül ve geriye kalan eserlerin sergileme alması da öğrencilerime ayrı bir motivasyon kazandırdı” dedi.
tercih robotu