Kırgızistanlı İki Heykeltıraşın 43 Eseri İle Türkiye’den 5 Akademisyen Sanatçının 45 Eserinden Oluşan Türkiye Sanatçıları Sergisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu Tarafından Açıldı…

Kırgızistanlı heykeltıraşlar Nurlan Kebek Uulu ile Isken Abdaliyev’in Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için ayrı ayrı olarak hazırladığı ve toplamda 43 eserinden oluşan Heykel Sergisi ile Türkiye’den 5 akademisyen sanatçının 45 eserinden oluşan “Türkiye Sanatçıları Sergisi” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu tarafından açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Sergi Salonu’nda yer alan üç ayrı serginin açılışına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İrfan Günsel, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli, UBP Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Savaşan, rektör yardımcıları, öğretim elemanları, sanatçılar ve davetli misafirler katıldı. Serginin açılışında Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Kırgızistanlı Heykeltraş Nurlan Kebek Uulu, Türkiye sanatçıları adına Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Baskı Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Hayri Esmer ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu birer konuşma yaptı. Prof. Dr. Şanlıdağ: “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Türk Dünyasını KKTC’de Birleştiriyor…” Serginin açılış konuşmasını yapan Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Projesi’nin Türk Dünyasını KKTC’de birleştirdiğini söyledi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şanlıdağ, Ünlü felsefeci İsmail Tunalı’nın “Vatan yaratmada sanat eseri onurlu yerini korumaktadır” tespitinden yola çıkarak tarih içinde toplumların, egemen devlet olarak devamlı yaşama şansına sahip olmasını, sanat alanındakini gelişmişliğe bağladığını ifade etti. Prof. Dr. Şanlıdağ, “Sergi projelerinde görev alan sanatçıların yorumlarıyla Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Projesi Türk Dünyasını KKTC’de birleştiriyor. Farklı ülkelerden sanatçıları bir araya getiren ve yaratıcılıkta özgürlük sağlayan eşsiz bir proje. Bir Sanat Tapınağı inşa ediliyor” dedi. Kırgızistanlı heykeltıraşlar Nurlan Kebek Uulu ile Isken Abdaliyev’in hazırladığı sergide, Yakın Doğu Üniversitesi akademik kadrosunda bulunan dünya bilimine yön veren Türk bilim adamları Prof Dr. İhsan Çalış, Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, Prof. Dr. Ümit Hassan ve devlet adamları, Nobel Ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar, alanlarında uzman akademisyenler ve sanatçılar ile Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ödülleri kapsamında sanatçılara beş ayrı alanda verilen Alasya Ödülleri’ne isimleri verilen bilim insanlarının heykelleri sergileneceğini belirtti. Türkiye sanatçıları tarafından hazırlanan sergide ise akrilik, karışık ve baskı teknikleri ile hazırlanmış eserlerin izleyiciyle buluşacağını sözlerine ekledi. Nobel Ödüllü ve Bilime Yön Veren Bilim Adamları Akademik Kadroya Katıldı… Son 1 ay içerisinde Dünyada bilime yön veren 100 Türk bilim insanından ikisinin daha kadrolarına dahil ederek 5 olan sayıyı 7’ye çıkardıklarını belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, ayrıca CERN’deki iki araştırma grubunun liderleri olan Prof. Dr. Mossadek Talby ve Prof Dr. Kerem Cankoçak ile 2007 yılında Nobel Ödülü kazanan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) üyesi Dr. Azhari Ahmad’in akademik kadrolarına katılarak 2 Nobel ödüllü öğretim üyesine sahip olduklarını vurguladı. Rekör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Halihazırda 22 ülkeden 61 öğrencinin kampüste değişim programları çerçevesindebulunduğunu, aynı sayıda Yakın Doğulu öğrencininde o ülkelerin Üniversitelerinde değişim programlarına katıldığını anlatarak, Erasmus Değişim Programı kapsamında ise Polonya, Slovenya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerden, Tıp, Diş Hekimliği, Hemşirelik gibi fakültelere öğrencileri kabul ettiklerini, bu yıl KKTC’de bir ilki gerçekleştirerek Litvanya’ya Erasmus Programı kapsamında öğrenci gönderdiklerini kaydetti. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Dünya Çapında Tanınacak… Heykeltraş Nurlan Kebek Uulu da, üç ay boyunca Kıbrıs adasının güzel doğasına dokunma, konuksever ve nazik insanları ile buluşma ve zaman geçirme fırsatı bulduklarını dile getirerek, misyonlarını sanatlarına yansıtarak ürettikleri eserleri Kıbrıs halkı ile paylaşmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Hazırladıkları sergide, Al Biruni, Ibn Sina, Al Farabi, Al Xarezmi, Leonardo da Vinci gibi iz bırakan bilim adamlarının heykellerini izlenebileceğini söyleyen Uulu, aynı zamanda da eski çağların büyük insanlarının yanı sıra, ülkesinin ve halkının gelişmesine katkı koyan, modern bilim, kültür ve sanat insanlarının heykellerini de görülebileceğini söyledi. Heykeltraş Uulu, “Burada bugün bulunma fırsatını bize sunduğunuz için ve bize destek sağlandığınız için sonsuz şükranlarımızı ve saygılarımızı sunmak isterim. Dr. Suat Günsel ve ailesine sağlık, refah ve başarılar dilerim. Eminim ki Kıbrıs Modern Sanat Müzesi, sadece yerel veya bölgesel değil, dünya çapında meşhur bir müze olacaktır” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Dünyadaki Ayrıcalıklı Yerini Oluşturacaktır… Türkiye sanatçıları adına konuşan Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Baskı Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Hayri Esmer ise, Anadolu Üniversitesi’nden sanatçılar olarak Kıbrıs Modern Sanat Müzesine destek vermek, katkı sunmak için geldiklerini söyledi. Müzelerin toplumu değiştirip dönüştürmenin, çağcıl değerlerle yüzleşmenin ve yaşamı yeniden organize etmenin en temel unsurlar olduğunu dile getiren Prof. Esmer, bu anlamda Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel’in girişimleriyle başlattığı girişimi çok anlamlı ve değerli bulduğunu belirtti. Prof. Dr. Esmer, “Müzenin Kıbrıs toplumuna, gerekse burayı ziyaret edecek insanlara yeni ufuklar açacağı ortadadır. Sanatçılardan, eser üretme yoluyla projeler üretme ve sonunda müze koleksiyonu oluşturma düşüncesi ilginçtir. Buradaki koleksiyonun boyutu daha şimdiden birçok müzenin mevcut koleksiyon boyutlarını aşmış durumdadır. Cumhuriyetle yaşıt görülen İstanbul Resim Heykel Müzesi koleksiyonunun 11.000 civarında olduğu düşünüldüğünde, buradaki eserlerin sayısı dikkat çekmenin ötesinde şaşırtıcıdır. Bu eser sayısı çok önemli. Sözgelimi bir müzeye Daimen Hirst’ü, Beuys’u ya da Pollock’u özel bir eserini görmeye gidenler az değildir. Kıbrıs Modern Sanat Müzesinin de Dünyadaki bu emsalleriyle rekabet edip çağdaş dünyada kendi ayrıcalıklı yerini oluşturacağını umut ediyorum. Başta kurucu Rektör Dr. Suat Günsel olmak üzere, müzenin oluşumuna katkı veren, kendilerini burada ağırlayan akademisyen dostlarıma ve katkı veren sanatçılara en içten teşekkürlerimi sunarım” dedi. Bakan Sucuoğlu: “Yakın Doğu Üniversitesi Ülkemizin Siyasi Tanıtım Görevini Yerine Getiriyor…” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu da, resim ve heykel sergisini açılışında bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek Yakın Doğu Üniversitesi’ne her geldiği zaman yeni bir şeyle karşılaştığını söyledi. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin sanat anlamında iddialı bir yola çıkacağını ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin sanat alanında da adından söz ettireceğini belirten Bakan Sucuoğlu, “Üniversitelerin görevi eğitimdir. Ama bunun yanında bulundukları ülkenin hem sanat alanında hem bilim alanında rehberlik ederek bayrağı taşımaktır. Bu konuda Yakın Doğu Üniversitesi fazlasıyla üzerine düşen görevi yapıyor. En önemlisi uluslararası sanatçıları buraya davet ederek ülkemizin dünyaya açılımını büyük oranda sağlıyor. Görev sadece sergisel değil siyasi olarak da tanıtılmasıdır. Buraya gelerek eserlerini yapan sançtılar ülkelerine döndükleri zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıtma ve anlatma bilgisine sahip oluyorlar. Bu da önemli büyük bir görevdir” diye konuştu. Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünün 1988 yılına kadar killi topraktan oluşan verimsiz bir bölge olduğunu dile getiren Bakan Sucuoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi kurulması sayesinde buranın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilim ve bilim yuvası olduğunu ve her seferinde yeni bir açılım görüldüğünü kaydetti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu, “Üniversite, Hastane, Araba Müzesi, Sanat Müzesi, Elektrikli Araba Üretim Fabrikası, Kıbrıs’ın en büyük camisi. Yakın Doğu Üniversitesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kaderi iç içe geçmiştir. Ülkesi dışında yatırım yapmayan bir aile sayesinde kendi kaderini KKTC kaderi ile bir tutan bir anlayışı tebrik etmenin ötesinde saygıyla her yerde anlatmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. Sergi Kurdelesi Kesildi… Konuşmaların ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu tarafından Kırgızistanlı heykeltıraş sanatçılarla Türkiye Sanatçılarına teşekkür belgesi takdim edilerek sergi kurdelesi kesildi. İki Heykel Sergisi ile Türkiye Sanatçıları sergisi, 9 Ağustos 2019 tarihine kadar hafta içi 08.00-16.00 saatleri arasında Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Sergi Salonu’nda ziyarete açık olacak.

Türkiye İle Azerbaycan’dan 7 Sanatçının Kıbrıs Modern Sanat Müzesi İçin Özel Olarak Hazırladığı ve 27 Eserden Oluşan “Türkiye-Azerbaycan Sanatçıları Sergisi” İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars Tarafından Açıldı…

Türkiye ve Azerbaycan’dan 7 ressamın bir araya gelerek Kıbrıs Modern Sanat Müzesi için özel olarak hazırladığı ve toplamda 25 eserden oluşan “Türkiye-Azerbaycan Sanatçıları Sergisi” İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars tarafından açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, İletişim Fakültesi Sergi Salonu’nda yer alan serginin açılışında, İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, T.C. Lekfoşa büyükelçilği Temsilcisi Kadir Akçeşme, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İrfan Günsel, Özay Günsel Çocuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Meriçli, rektör yardımcıları, Yakın Doğu Bank Genel Müdürü Selami Kaçamak, öğretim üyeleri, sanatçılar ve davetli misafirler hazır bulundu. Serginin açılışında Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Sanatçılar adına Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarım Bölümü Başkanı Prof. Dr. İlham Enveroğlu ile İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars birer konuşma yaptı. Üniversitenin Akademik ve İnovatif Çalışmalarını Anlattı… Serginin açılış konuşmasını yapan Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, 40 yıldır bu coğrafyada eğitim, bilim, sağlık, inovasyon ve sanat denildiğinde akla Yakın Doğu Üniversitesi’nin geldiğini ifade ederek, Üniversitenin, sahip olduğu eğitim ve araştırma birikimiyle enerjisini, yerel ve küresel ölçekte, toplumların ekonomik, sosyal, psikolojik ve kültürel gelişimine katkı sağlamak için kullandığını söyledi. Prof. Dr. Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitelerine ek olarak, 2018-2019 öğretim döneminde 60 yaş üzeri bireyler için “+60 Yaş Tazelenme Üniversitesi’ni” hayata geçirdiklerini, Kıbrıs’ın ilk ve tek Çocuk Üniversitesi olan “Özay Günsel Çocuk Üniversitesi”nin de eğitim-öğretim hayatına başladığını belirtti. Ülkenin kalkınması adına her zamanki gibi geleceğe yatırım yapmaya devam edeceklerini belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, “Tek sağlık konseptine uygun olarak insan, çevre ve hayvan sağlığını ayırt etmeden hizmet vermekteyiz. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Diş Hekimliği Hastanesi ve Hayvan Hastanesi’yle birlikte Girne Üniversitesi Dr Suat Günsel Hastanesi ve Diş Hastanesi dahil olmak üzere 5 hastane ile toplumumuza dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmaktayız” dedi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, 2’si Nobel ödüllü, 5’i bilime yön veren 100 Türk bilim insanı arasında yer alan öğretim üyeleri yanında bu ay içerisinde 2 önemli bilim adamını daha akademik kadroya dahil ederek bu sayının 7’ye çıkmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Sanatla Asya’dan Akdeniz’e doğru uzanan yıkılmaz, sağlam bir köprü “Sanat Köprüsü” inşa ediyoruz” diyen Prof. Dr. Şanlıdağ, “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Projesi kapsamında son 9 ayda Kampüste 84 sergi açılmış, bugünkü sergi ile birlikte bu sayı 85’e ulaşmıştır. Halihazırda Kampüsümüzde 9 Sergi sanatseverlerle buluşmaktadır. 15 Kasım 2020’de açılacak olan Kıbrıs Modern Sanat Müzesiyle birlikte Yakın Doğu Üniversitesi Müzeler Bölgesinde; Kıbrıs Araba Müzesi, Herbaryum ve Doğa Tarihi Müzesi, Milli Tarih Müzesi, Denizcilik Müzesi, Modern Sanatlar Müzesi, Bıçak ve Kılıç Müzesiyle 7 müze sanatseverlerle buluşacak” diye konuştu. Prof. Dr. Enveroğlu: “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi İle Yeni Bir Türk Kimliği Oluşacak…” Sergiye katılan sanatçılar konuşan adına Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarım Bölümü Başkanı Prof. Dr. İlham Enveroğlu da, ünlü Rus yazarı Dovstyeski’nin dünyayı güzellik ve sevgi kurtaracak sözüne atıfta bulunarak güzelliği korumak için sanatçıya, sanat koruyuculara ve sanatseverlere büyük iş düştüğünü söyledi. Enveroğu, “Bir yerde sanat ve sevgi varsa o yerde güzelliği kurtarma çabası vardır demektir. Bugün burada bulunan herkesin bu çabayı ve sorumluluğu hissettiğini biliyorum. Burada yeni bir ekol doğuyor. Basit bir müze veya koleksiyon çalışması değil. Türk sanatında 1950’lerde Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan da 60’lardan 90’lara kadar süren kimlik arayışının en önemli iş merkezindeyiz. Kendi köklerine dayanan modern bir sanat kimliğinin henüz tamamlanmadığını biliyoruz. Bunun için tek başına kimsenin gücü yetmezdi. Bu müze bahanesi ile sanatta yeni bir Türk kimliği doğuyor. Soyut dışa vurumculuğu Suat Hoca’mızın sayesinde bütün dünya buna şahit olacaktır. Sanat hayatımızın altın harflerle yazılacağı bir dönem yaşıyoruz bugün. Bu projeye katılan herkese ve bizlere verilen fırsat için teşekkür ediyorum” diye konuştu. Prof. Dr. İlham Enveroğlu, “Bu kala bizim kala. Kaldıkça bizim kala, kurmadım kendim kalam. Kurdum ki izim kala” manisiyle sözlerini noktaladı. Bakan Baybars: “Kıbrıs Türk Sanatının Kimliğinin Tohumlarını Yeşerten Bir Adım Atılıyor…” İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars da yaptığı konuşmasında, Kıbrıs Türk sanatının kimliğinin oluşturulmasında, buradaki sanat ve kültür tohumlarının yeşermesine ve geleceğe aktarılmasında büyük bir tanıklık edildiğini belirterek Dr. Suat İrfan Günsel’e teşekkür etti. Bakan Baybars, “Kıbrıs Modern Sanatına yapmış olduğu katkılar ve bu fikri ortaya koyarak bir toplumun kültürel gelişmesi, bütünleşmesi, duygu ve düşüncelerinin ölümsüzleştirilmesi ve ileriki nesillere aktarılması için sanatın etkili araç olduğunu bilen ve anlayan bir insanımıza sahip olduğumuz için gurur duyuyorum. Bu bakımdan, Dr. Suat Günsel’e ve Yakın Doğu ailesine şahsım ve hükümetim adına teşekkür ederim” dedi. Sanatın on binlerce yıl önce mağaralardaki ilk sanatçıların çizdiği figürlerden bugünlere hep insanlığa umut olduğunu ifade eden Bakan Baybars, sanatçıların bir dönemi ifade ettiğini söyleyerek Picasso örneği verdi. Ayşegül Baybars, “Faşist İtalyan ve Nazi kuvvetlerinin 1937 yılında Guenika’ya yapmış olduğu saldırıda binlerce insan yaralanmıştı. O dönemde buna tanıklık eden Picasso kendi ülkesindeki bu savaş, şiddetti ve kaosu aktarmak, o dönemlere tanıklık etmek maksadıyla devasa bir tablo yapar. Bu tablo savaş karşılığının ve acıların simgesiydi. O dönemde sergiyi gezen Alman bir General Picasso’ya “Bu eseri siz mi yaptınız” diye sormuş, Picasso da “Hayır, Siz yaptınız” demiş. Buradan yola çıkarak, sanatı oluşturan bir ülkenin yaşamış olduğu değerleri, iyi ve kötü günleri, iz bırakmış kişileri olayları sanatsal bir dille anlatan sanatçılara kulak vermek gerekiyor. Sanata ve kültüre dair çok daha güzel eserler bırakmak için bizlerin de daha güzel inşa etmesi ve toplumu refah ve kalkınmaya götürecek politikalar üretilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin 85’inci sergisini açmasının Kıbrıs’ın gördüğü ilklerden birini yaşadığını, bu sergilerin de geleceğin ışığı ve umudu olduğunu ifade ederek bu ilklerde yer almaktan gurur duyduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı. Teşekkür Belgesi Takdim Edildi… Konuşmaların ardından İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars tarafından sergide yer alan 7 sanatçıya teşekkür belgesi takdim etti. Ardından sergi kurdelesi kesilerek serginin açılışı gerçekleştirildi. Farklı tarz ve ekollerin yer aldığı sergi, 9 Ağustos 2019 tarihine kadar hafta içi 08.00-16.00 saatleri arasında İletişim Fakültesi Sergi Salonu’nda ziyarete açık olacak.

İngiliz Hasta Obezite Cerrahisi İçin Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ni Tercih Etti

Obezite Cerrahisi için Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ni Tercih Eden İngiliz Hasta, 10 Günde 10 Kilo Vererek Ülkemizden Ayrıldı. Sağlık Turizmine Yönelik Yatırım ve Tanıtım Faaliyetlerinin Sonucu Olarak Güney Kıbrıs’tan ve 3. Dünya Ülkelerinden Ülkemizi Tercih Etmeye Başlayan Hastalar Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Aldıkları Tedavilerinin Ardından Ülkelerine Dönüyorlar. Morbid obez grubunda olan ve uzun bir süredir farklı tedaviler ve diyet uygulamalarına rağmen obezite ile mücadelede yetersiz kalan İngiliz hasta, obezite cerrahisi için Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ni tercih ederek ülkemize geldi. Geçirdiği operasyonun ardından 3 gün hastanede gözetim altında tutulan İngiliz hasta, 10. günde gerçekleştirilen kontrol muayenesinin ardından ülkesine geri döndü. Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan; “Obezite Cerrahisi Öncesi Hastalar Multidisipliner Yaklaşımla Değerlendiriliyor.” Obezite cerrahisi ile ilgili açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan, cerrahi öncesi süreçle ilgili şunları söyledi; “Obezite cerrahisi hastaları kliniğimize başvurduğu zaman hemen ameliyat kararı vermiyoruz. Öncelikle hastalarımızı endokrin ve psikiyatri anabilim dalları ile beslenme ve diyetetik merkezinin dahil olduğu multidisipliner yaklaşımı ile değerlendiriyoruz. Endokrin uzmanımız tarafından şişmanlığın altında yatan hormonal sebepler araştırılırken, beslenme ve diyetetik uzmanlarımız hastanın daha önce almış olduğu diyet programlarına sağladığı uyumu ve bu programların başarısını değerlendiriyor. Psikiyatri uzmanları tarafından ise hastanın ruhsal durumunda altta yatan bir gerginlik ve buna bağlı yeme bozukluğu olup olmadığı irdeleniyor.” Cerrahi işlem öncesi uzmanlar tarafından multidisipliner yaklaşımla değerlendirilen morbid obez sınıfındaki İngiliz hastada yapılan tetkiklerde altta yatan hormonal bir etken bulunmadığını ve bugüne kadar hep başarısızlıkla sonlanan, yeniden denenmesi halinde yine başarılı sonuçlar elde edilemeyeceğine karar verilen diyet programlarının zaman kaybı olarak değerlendirildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan, hastanın kilo alımının altında yatan ruhsal bir sorun bulunmadığına da kanaat getirdiklerini bu nedenle hasta için ameliyat kararı aldıklarını ifade etti. İngiliz Hasta 10 Günde 10 Kilo Vererek Ülkesine Geri Döndü Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan şefliğinde, Prof. Dr. Hakan Erpek ve Prof. Dr. Necdet Özçay’ın katılımıyla gerçekleştirilen ve yaklaşık olarak 2 saat süren tüp mide ameliyatının ardından hastanın, hastane gözetim süreci sonrasında taburcu edildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan, planlanan diyet programı ile hastanın 10. gün sonunda 10 kilo vererek ülkesine dönüş yaptığını kaydetti. 2 ay sonra kontrol muayenesi için yeniden ülkemize gelecek hastanın kısa bir süre zarfından ideal kilosuna kavuşturulması hedefleniyor. Obezite Cerrahisi Sonrası İdeal Kiloya Ulaşan Hastalarda Kilo Verme Süreci Duruyor Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan, operasyon sonrası beslenmesine dikkat eden, sağlıklı beslenen, kalori alımını günlük normal sınırlara uygun olarak gerçekleştiren hastaların, fazla kiloların verilmesi ve hastanın ideal kilosuna ulaşmasıyla, kilo verme sürecinin de sona erdiğini, hastanın istese dahi kilo vermeye devam edemeyeceğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan; “Obezite Ameliyatlarının Ana Amacı Hastaların Sağlık Problemlerini Ortadan Kaldrımaktır. Estetik Kaygılar İkinci Plandadır.” Obezite cerrahisi gerçekleştirilen hastalarda küçülen mide nedeniyle diyet programının daha da önemli hale geldiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan, hastanın günlük kalori ihtiyacı alımının dikkatli bir şekilde planlanması ve gün içerisine yayılması gerektiğini söyledi. Çok yiyecek tüketen obezite hastalarında, cerrahi işlem sonrası midelerinde meydana gelen küçülme ile açlık hormonu salgılanımının da mideyle birlikte kaybolduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan, hastaların operasyon sonrası genellikle açlık hissetmemeye başladıklarını bildirdi. Yrd. Doç. Dr. Kalbim Arslan sözlerine şöyle son verdi; “Sonuç olarak operasyon sonrası hastaların canları yemek yemek istemiyor. Normalde aşırı yiyecek tüketen bu hasta grubu, yemek yemek istemez hale geliyor. Böylelikle gayet mutlu bir kilo verme süreci yaşıyor. Öte yandan unutulmamalıdır ki, obezite ameliyatlarının ana amacı hastaların sağlık problemlerini ortadan kaldrımaktır. Estetik kaygılar ikinci plandadır.”

Ada Genelinde Büyük Paniğe Neden Olan Batı Nil Virüsü İle İlgili Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’den Açıklama Geldi

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Kaya Süer, Çok Uzun Yıllara Dayanan Batı Nil Virüsü ile İlgili Açıklamalarda Bulundu. Doç. Dr. Kaya Süer, “Hastalığın Tedavi Şekli Semptomatiktir. Önemsenip, Şüpheli Durumlarda Hastaneye Başvurulması Gerekmektedir.  Bu Virüsten Dolayı Hayatını Kaybeden Kişilerin Bir Çoğunda Altta Yatan Hazırlayıcı Faktörler Bulunmaktadır.  Virüse Yakalanan Kişilerin Yaklaşık %80’ninde Hiçbir Belirti Görülmemektedir.” Dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde İki Vakada Batı Nil Virüsü Şüphesi Batı Nil Virüsünün yaklaşık elli yıldan belli dünya üzerinde bilinen bir virüs olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, Batı Nil Virüsü vakalarının adamızda da görülmeye başladığını, bu anlamda Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde iki vakadan şüphelenildiğini belirtti.  Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde bulunan iki vakaya gerekli tetkiklerin yapılmaya başlandığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu hastalara yapılan tetkiklerin tam olarak tamamlandığı zaman net olarak hastalığın tanısının konulabileceğini belirtti. Hastaların %80’ninde Hiçbir Belirti Görülmemekte Batı Nil Virüsü ile enfekte olan kişilere bakıldığı zaman bu kişilerin %80’nin de hiçbir hastalık belirtisinin görülmediğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer,  dolayısıyla hastalığı geçiren birçok kişinin bu hastalığı geçirdiğinin farkında bile olmadığını belirtti.  Kalan %20’sinde ise klinik belirtilerin görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Klinik belirtiler genel olarak sanki üst solunum yolu enfeksiyonu gibi kas ve eklem ağrıları, baş ağrıları, ateş gibi bir tablo ile ortaya çıkıyor. Ateş durumu yaklaşık 3 – 14 gün arasında sürebilmektedir. Bu sürecin arkasından da hastalık tablosu iyileşme gösterebilmektedir. Ancak hastaların sadece %20’sindeklinik belirtiler görülebilmektedir.  Bunlara ek olarak hastaların çok küçük kısmında nörolojik bulgulara da rastlanmaktadır.  Maalesef bu tür hastalarda spesifik bir tedavi şansımız yoktur.  Dolayısıyla bu tür hastalarda ölüm riski söz konusu olabilmektedir.” Kişiler Altta Yatan Hazırlayıcı Faktörlerden Dolayı Hayatını Kaybediyor Dünya genelinde Batı Nil Virüsü’nden hayatını kaybeden kişilere bakıldığı zaman altta yatan hazırlayıcı faktörlerin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, hazırlayıcı faktörleri olan vakalarda ölüm oranlarının da daha yüksek olduğunu belirtti.  Domuz gribinde de olduğu gibi kaybedilen hasta gruplarının hepsinin altında bir hazırlayıcı faktörün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, ölüme yol açan hastalıklar hakkında da bilgi verdi.  Akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanılması, kanser hastası gibi hastalara Batı Nil Virüsü bulaştığı durumlarda hastaların hayatının riske girdiğini söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, hatta bu hastaların hayatını kaybetme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Semptomatik Tedavi Uygulanıyor Hastalığın tedavisi için özel bir tedavi şansının olmadığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu virüs için semptomatik tedavi uygulandığını belirtti. Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Hastanın ateşine müdahale edilir, kas ve eklem ağrılarına müdahale edilir. Yaşanılan sıvı açığı kapatılır.  Bu virüs 50 yıldan belli bilinen bir virüstür.  Geçmişte ilk tespit edilen olgular daha çok Afrika, Orta Doğu, Asya gibi bölgelerde tespit edilmişti.  Fakat 2018 yılında Avrupa’da da bu vakalar görülmeye başlandı.  Avrupa ve komşu ülkelerine baktığımız zaman 2018 yılında 2083 vakada tanı alındı.  Bunlardan 181 tanesi kaybedildi.  Yine 2018 yılında da Türkiye de 26 vakada tanı alındı ve 3 tanesi kaybedildi.” Korunma Yöntemleri Kişilerin korunmasının bu hastalıkta önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, kişisel korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Bu hastalığın bulaşmasının sivrisineklerden kaynaklandığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, sivrisineklerin de bu virüsü ada üstünden geçen göçmen kuşlardan onlara temas ederek aldığını belirtti.  Doç. Dr. Kaya Süer sözlerine şöyle devam etti: “Göçmen kuşlarla temas eden sivrisinek virüsün çoğalmasını tamamladıktan sonra bir insanı ısırdığında hastalığı bulaştırma özelliğine sahip olabiliyor. Korunma yolu tabiî ki sivrisinekler ile mücadeledir.  Sivrisinekler ile mücadelede kişisel olarak yapabileceğimiz işler sinek koruyucuların kullanılması, camların tellendirilmesi, sineklerin yoğun olduğu bölgelerde mümkün olduğunca temastan kaçınılması gibi genel tedbirlerdir.” Belediyelerin Alması Gereken Önlemler Belediyelerin de alması gereken bir takım tedbirler olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, 2019 yılının kış aylarında fazla yağmur yağdığını belirtti.  Bu yüzden de çok fazla miktarda su göletleri oluştuğunu belirtti.  Bu geçici de olsa oluşan göletlerde larvaların (kurtçukların) yuva yaptığını söyleyen Doç. Dr. Kaya Süer, bu durumun enfeksiyonlara yol açtığını belirtti. “Belediyeler şu dönemde canlı yani erişkin sineklerin öldürülmesi için düzenli şekilde ilaçlama çalışmaları yapmalıdır.” diyen Doç. Dr. Kaya Süer, mevcut ilaçlama çalışmalarının ise artırılması gerektiğini belirtti.
tercih robotu