Akademik Personelin Yükseltilme ve Atanma Komisyonu’na Başvuracak Tüm Öğretim Elemanlarının Dikkatine

Akademik personelin yardımcı doçentliğe, doçentliğe ve profesörlüğe yükseltilme ve atanması “Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği” de verilen yönetmeliğin uygun koşulları çerçevesinde yapılacaktır.Yükseltilme ve atanma koşullarını tamamlamış adaylar başvuru dosyalarını 05 Nisan – 03 Mayıs 2019 tarihleri arasında Yükseltilme ve Atanma Komisyonu Üyeleri’ne şahsen teslim etmelidirler. Yükseltilme ve Atanma Komisyonu Üyeleri; Prof. Dr. Fahreddin SADIKOĞLU- Komisyon Başkanı (fahreddin.sadikoglu@neu.edu.tr) Prof. Dr. İlkay SALİHOĞLU- Komisyon Üyesi (ilkay.salihoglu@kyrenia.edu.tr) Prof. Dr. Kemal Hüsnü Can BAŞER- Komisyon Üyesi (kemalhusnucan.baser@neu.edu.tr) Prof. Dr. Nedim Sezgin İLGİ- Komisyon Üyesi (sezgin.ilgi@neu.edu.tr) Prof. Dr. İsmail SILA- Komisyon Üyesi (ismail.sila@neu.edu.tr) Prof. Dr. Nerin BAHÇECİLER ÖNDER- Komisyon Üyesi (nerin.bahcecileronder@neu.edu.tr ) Prof. Dr. Evren HINÇAL- Komisyon Üyesi (evren.hincal@neu.edu.tr) Dosyalar Komisyona Aşağıdaki İçerikte Sunulmalıdır; Başvuru dosyası Rektörlüğe aşağıdaki şekilde sunulur: Adayların yükseltilme ve atama başvuru dosyaları Rektörlüğe, print edilmiş şekilde ve elektronik ortamda (CD/DVD/Flash Bellek) sunulur. Dosyalar aşağıda belirtilen dökümanları içerir: Rektörlüğe yaptıkları başvuru dilekçesi, Özgeçmişi, EK 3’deki formun doldurulup gerekli puanlamaların yapılmış halinin bir kopyası, Adayın makalelerinin WOS, SCOPUS, ALAN İNDEKSLERİ ve ULAKBİM’de tarandığını kanıtlayan ekran görüntüsünün çıktısı, Doktora diplomasının kopyası, Yardımcı doçentlik ve/veya doçentlik belgeleri, Eserlerinin birer nüshası, Kabul edilmiş ancak başvuru tarihinde henüz yayınlanmamış makalelerin DOI numaraları, Yabancı dil belgeleri (orijinali veya noter tasdikli kopyası), Yayınlanmış kitap belgeleri, Atıflar ve hakemlikleri kanıtlayan belgeler. Başvuru dosyası Komisyon Üyeleri’ne aşağıdaki şekilde, sadece elektronik ortamda (email/CD/DVD/flash bellek) sunulur: Adayın Rektörlüğe başvuru dilekçesi (Hangi bilim dalına başvurduğunu belirterek) Adayın Özgeçmişi (CV), EK-3 formu (Form doldurulup gerekli puanlamalar yapılmalıdır) Adayın makalelerinin WOS, SCOPUS, ALAN İNDEKSLERİ ve ULAKBİM’de tarandığını kanıtlayan ekran görüntüleri, Kabul edilmiş ancak başvuru tarihinde henüz yayınlanmamış makalelerin DOI numaraları.

“2. Kıbrıs Konusu: Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu” Konferansı Sona Erdi…

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay: “Federal Kültüre Sahip Olmadığımız Bir Gerçek. Yeni Fikirler Üzerinde Düşünmek ve Fikir Üretmek İhtiyacı Var…” Yakın Doğu Üniversitesi tarafından düzenlenen “2. Kıbrıs Konusu: Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu” konulu konferansın üçüncü günü Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersayın kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Yakın Doğu Üniversitesi İrfan Günsel Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansın üçüncü ve son gününde, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ın Türkiye için Stratejik Önemi, Bölgesel Bağlamda Kıbrıs, Kıbrıs’ın Geleceği ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Yumuşak Gücü konulu oturumlar gerçekleştirildi. Kıbrıs’ın geleceği ve çözüm için alternatif modellerin masaya yatırıldığı konferansın sonuç değerlendirmesini, Cumhurbaşkanlığı eski müsteşarı ve müzakerecisi Ergün Olgun yaparken, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay da kapanış konuşmasını gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Özersay: “Kıbrıs’ta Emekliliği Ertesinde Cesaret Gösterecek BM Temsilcileri İstemiyoruz…” Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ise konferansın kapanışında Kıbrıslı Rum, Yunan, İngiliz ve diğer uluslararası akademisyenlere, kanaat önderlerine seslenerek, çok açık ve net şekilde yerleşmiş kalıpların dışında yeni fikirler üzerinde düşünmek ve fikir üretmek ihtiyacında olduklarını söyledi. Bakan Özersay: “Ortak bir zemin ve ortak bir vizyon olmadığını görmek için alim olmaya gerek yoktur ama cesur olmaya, cesaret göstermeye gerek vardır. Bizler artık Kıbrıs’ta emekliliği ertesinde cesaret gösterecek Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcileri istemiyoruz” dedi. “Ezberleri Artık Bir Kenara Bırakmamız Lazım…” Özersay, Türk tarafının bir süredir bunu yapmaya başladığını belirterek, özellikle Kıbrıslı Rum akademisyenlere ve kanaat önderlerine, Kıbrıs’ta 50 yıldır ezber şeklinde tekrar eden söylemleri bir kenara bırakıp, sadece yöntem itibariyle değil, içerik olarak da yeni ve yerleşmiş kalıpların dışında fikirler ortaya koymaları ve demokratik bir ortamda Kıbrıslı Türk ve Türkiye’den akademisyenlerle bunları tartışmaları çağrısında bulundu. Kudret Özersay, Kıbrıs’ta fiiliyattaki duruma ve şartlara uygun olmayan fikirlerin havada kalmaya mahkum olacağını vurgulayarak, “Bu yeni fikirler ve diyalog süreci Ada’da var olan şartlara uygun ve uyumlu olmak durumundadır diye düşünüyoru.” ifadelerini kullandı. “Federal Kültüre Sahip Olmadığımız Bir Gerçek” Kıbrıs’ta yönetimi ve refahı paylaşma iradesinin karşılıklı olarak mevcut bulunmadığına dikkati çeken Özersay, “Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkıyla yönetimi ve zenginliği paylaşma yönünde bir iradeye sahip olmadığı sadece bizim tarafımızdan değil, BM Genel Sekreteri düzeyinde kendi raporlarında söylenmeye başlamıştır” şeklinde konuştu. Özersay, Kıbrıs’ta yarım asırdan fazla bir süredir ezberlenmiş birtakım cümleler üzerinden bir ortaklık kurulmaya çalışıldığını belirterek, “İki bölgeli, iki toplumlu federal ortaklık cümlesini ezberlemiş bir biçimde tekrar tekrar vurguladık ama aynı cümleden aslında birbirinden tamamen farklı şeyler anladık ve birbirimizden farklı şeyler bekledik.” dedi. Çözümün temel parametreleri ve adı konusunda dahi bir görüş ayrılığının söz konusu olduğuna işaret eden Özersay, “Kıbrıs’ta bir federal ortaklığı hem bulmak hem de bulduktan sonra yaşatmak bağlamında bir federal kültüre sahip olmadığımız da bir gerçektir. Federal bir tecrübeye de sahip değiliz” İfadelerini kullandı. “Samimi Bir Diyalog Yoluyla Ele Almalıyız…” Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay, Ada’da taraflar arasında güven unsuru da bulunmadığına dikkati çekerek, paylaşmaya dayalı bir federal ortaklığın, güvenin olmadığı ortamda yaşatılamayacağını vurgulayarak, uyuşmazlığın taraflarının böyle bir federasyona olan ihtiyacının da birbirinden ciddi anlamda farklı olduğunu kaydetti. Ada’da federal ortaklığın en azından bugün için kurulması noktasında gereken şartların bulunmadığı görüşünü paylaşan Özersay, 2017’de başarısızlığa uğrayan Kıbrıs Konferansı’nın ardından BM’nin bir değerlendirme dönemine işaret ettiğini söyledi. Özersay, “Neyin mümkün olduğu ve neyin gerçekçi olduğunu samimi bir diyalog yoluyla ele almamız gereken bir dönemin içindeyiz.” dedi. BM Temsilcisi Lute’a Çağrı… BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Danışmanı Jane Holl Lute’un taraflar arasında ortak bir zemin, ortak bir vizyon olup olmadığı şeklinde bir nabız tutma sürecinin içinde olduğunu söyleyen Özersay, Lute’un bu kapsamda çok sayıda temas yaptığını kaydetti. Özersay, şöyle devam etti: “Yapılan bütün bu temaslar ertesinde sizce tarafların arasında bir ortak zemin veya ortak vizyon var mı sorusunun cevabını hala bulamamış mıdır? Bence sorulması gereken soru budur. Artık daha fazla uzatmadan Sayın Lute tespitlerini çıkıp net bir şekilde raporunda ortaya koymalıdır. Buradan BM’ye de bu çağrıyı özellikle yapmak istiyorum. Artık biz ‘mış gibi’ yapma döneminin sona ermesini istiyoruz. Artık ortak bir zemin yoksa bunu çıkıp açıkça BM’nin görevlendirdiği kişilerin samimiyetle açıkça söylemesini istiyoruz. En temel parametrelerde dahi farklı şeyleri anlıyorsak, bunu BM Temsilcisi görebilecek kapasitededir. Ortak bir zemin ve ortak bir vizyon olmadığını görmek için alim olmaya gerek yoktur ama cesur olmaya, cesaret göstermeye gerek vardır. Bizler artık Kıbrıs’ta emekliliği ertesinde cesaret gösterecek BM Temsilcileri istemiyoruz.” Özersay, Kıbrıs meselesinin ele alınmasında hidrokarbon keşiflerinin de değerlendirilmesi ve bölgede su dengelerinin de uzun vadedeki etkileri bakımından dikkate alınması gerektiğine işaret etti. Kıbrıs’ın öneminin değişmediğini, aksine artmaya başladığını anlatan Özersay, Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin hakkının baki olduğunu sözlerine ekledi. Konferderasyon Modeli Türk ve Rum Taraf İçin Bir “Kazan-Kazan” Durumu Oluşturacak…” Kıbrıs’ta konfederasyon modelini “çözüm için yeni fikirler” bağlamında değerlendiren Carleton Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özay da, bu modelin Türk ve Rum taraf için bir “kazan-kazan” durumu oluşturacağını belirtti. Olası bir konfederasyon durumunda Kıbrıs Rum tarafının mevcut şartlardaki gibi devlet olmaya devam edeceğine, herhangi bir ekonomik yüke maruz kalmayacağına ve üzerinde uzlaşılan belirli bir sınır hattına sahip olacağını söyleyen Prof. Dr. Özay, bu durumların Rum tarafının kazanımları olacağına dikkati çekti. Prof. Dr. Özay, konfederasyon modelinin Türk tarafı içinse uluslararası alanda tanınması ve meşruiyetini sağlamasına imkan vermesinin yanı sıra, Kıbrıslı Rumların hakimiyetinde olmayan, siyasi olarak eşit bir devlet olma gibi getirileri olacağını kaydetti. Prof. Dr. Özay, Kıbrıs sorununun toprak, milli unsurlar ve sınırlar bağlamında çok karmaşık olduğunu belirterek, “Kıbrıs’ta güç paylaşımı 3 kez başarısızlıkla sonuçlandı” ifadelerini kullandı. Ada’da 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yok edilmesinin ardından daha sonra Annan Planı ile İsviçre’deki müzakerelerin de başarısız olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özay, mevcut durumun ortaklık cumhuriyetinin yıkıldığı 1963 yazından farklı olmadığını vurguladı. “Uluslararası Konjonktür KKTC’nin Tanınma Talebine Uygun…” 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkan ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın da, 1960’dan sonra tarafların güvenlik, ortaklık devleti ve birlikte yaşamın koşulları konularındaki algılarının değiştiğini kaydetti. Yaşın, uluslararası konjonktürün KKTC’nin tanınma talebine uygun olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: “Bugün ilan edilmiş, bayrağı dikilmiş, parlamentosu, demokrasisi işleyen KKTC’nin, tanınma talebiyle yola çıkması durumunda kaybedeceği bir şey bulunmamaktadır. Her iki durumda da elinde bir devlet bulunmaktadır.”

Kuzey Kıbrıs’ta Sosyal Medyada Haber Okuma Pratikleri Uluslararası Türk Basın Sempozyumu’nda Sunuldu…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nuran Öze, Amasya’da gerçekleştirilen Uluslararası Türk Basın Sempozyumu’nda, “Kuzey Kıbrıs’ta Sosyal Medyadaki Haber Okuma Pratikleri” başlıklı bildiriyi sundu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yrd. Doç. Dr. Nuran Öze, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi‘ni temsil ettiği sempozyumda “Sosyal Medya Üzerinden Haber Okuma Pratikleri: Kuzey Kıbrıs Örneği” başlıklı çalışması ile ilgili bilgiler paylaştı. Çalışmada, sosyal medyada yayınlanan haberlere karşı Kuzey Kıbrıs’taki tutum ve güven durumu anlaşılmaya çalışılırken, bu amaca ulaşmak için literatür taraması, alan araştırması ve yüz yüze görüşmeler yapıldı. Çalışmada, insanların sosyal medya kullanımının yeni bir enformasyon edinme aracı haline gelişinin kabulü ile yola çıkarak, insanların haber okuma alışkanlıklarının değiştiği tespiti yapıldı. 106 Kişiye Anket Yapıldı… Çalışma kapsamında, 5 farklı jenerasyondan ve 37 farklı iş sahasından 106 kişiye anket uygulandı. Edinilen bulgular arasında, sosyal medya kullanıcılarının başlık haberciliği üzerine yöneldiği tespiti ortaya çıkarken, çalıştıkları kurumların gündemini belirleyen ve böylece toplumun gündeminin de belirlenmesine katkıda bulunan eşik bekçiliğinin yeni medya ile ortadan kalkması, yeni haber portallarına duyulan güvensizlik ve haber okumayan yeni jenerasyonun ortaya çıkışı sonuçlarına ulaşıldı. Uzman Görüşü Alındı… Çalışma kapsamında medya sektöründe aktif olarak çalışan iki medya profesyonelinden de görüş alındı. Kıbrıs Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Emin Akkor ve internet gazetesi editörü Çağdaş Öğüç ile yapılan görüşmelerde, bireylerin haber sitelerinde kalma sürelerine, başlık haberciliğine, teyit edilmemiş haberin sosyal medyada dolaşımına yönelik fikir alışverişinde de bulundu.

2. Uluslararası Kıbrıs Konferansı Yakın Doğu Üniversitesinde Devam Ediyor… Dışişleri Eski Bakanı Ertuğruloğlu: “Ada’da Egemen Eşitlik Olması Gerek. Bu, Konfederasyon Anlamına Geliyor…”

Yakın Doğu Üniversitesi tarafından düzenlenen İkinci Uluslararası Kıbrıs Konferansı “Kıbrıs Konusu: Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu” konulu konferansın ikinci gününde “Kıbrıs Sorunu ve Çözüm Alternatifleri” başlıklı oturum düzenlendi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, moderatörlüğünü Doç. Dr. Hüseyin Işıksal’ın yürüttüğü oturumda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal ve Gazeteci Yusuf Kanlı Kıbrıs konusuna dair önemli açıklamalarda bulundular. Tahsin Ertuğruloğlu: “Ada’da ‘Egemen Eşitlik’ Olması Gerek…” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbırs’ta yeni bir ortaklık olacaksa yalnızca siyasi eşitliğin yeterli olmayacağını belirterek,”Bütün bunların bir anlamı olması için Ada’da ‘egemen eşitlik’ olması gerek. Bu, konfederasyon anlamına geliyor. İki halkın ortaklığından ziyade, iki devletin ortaklığından bahsediyoruz.” dedi. Ertuğruloğlu yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesinin tanımlanmasında Kıbrıslı Türkler ve Rumların farklı görüşlere sahip olmasının sorunun çözümlenememesinde etkisi olduğuna dikkati çekti. “Sözde müzakerelerle” 50 yıl zaman kaybedildiğini söyleyen Ertuğruloğlu, Rum tarafının uzun yıllardır eşit ortaklığa dayanan bir çözüme yanaşmadığını kaydetti. Ertuğruloğlu, Türkiye’yi Kopenhag kriterlerini bahane ederek üye etmeyen Avrupa Birliği (AB)’nin, Kıbrıs’taki mevcut durumu göz ardı edip Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni (GKRY) “en iyi aday” şeklinde tanımlayarak Birliğe üye etmelerini eleştirdi. Bunun yanı sıra İngiltere ve ABD gibi ülkelerin de Ada’daki üsleri ve kendi çıkarları doğrultusunda Kıbrıs Rum tarafına bir şey demediğini belirten Ertuğruloğlu, “Bilerek haklarımızı ve statümüzü göz ardı edenler tarafından oluşturulan müzakerelerle 50 yılımızı kaybettik” ifadesini kullandı. Ertuğruloğlu: “Rum Tarafı Sırf Müzakere Etmiş Olmak İçin Müzakere Ediyor…” Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının Ada’da çözüm için ısrarcı olduğunu ancak Rum tarafının “sırf müzakere etmiş olmak için müzakere” ettiklerine dikkati çekti. “Ada’da iki ulusal kimlik, iki demokrasi ve iki devlet ve iki farklı halk var” diyen Ertuğruloğlu, “Kıbrıs milleti” kavramının coğrafya ve kültürel bir tanımlamadan öteye gidemeyeceği değerlendirmesinde bulundu. Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta “bağımsız iki devlet”in olacağı, “bir Ada iki devlet” modelinin gündeme gelebileceğini belirterek, bunun Haiti ve Dominik Cumhuriyeti gibi örnekleri bulunduğuna dikkati çekti. Prof. Dr. Hasan Ünal: “Federasyon Artık Etnik Gruplar Arasındaki Sorunları Çözebilecek Bir Büyü Değil…” Prof. Dr. Hasan Ünal da “Dörtyol Kavşağındaki Kıbrıs Sorunu:Uzun süreli görüşmelerin federasyon ya da iki devletli çözüm olarak mı sürdürülmesi” başlıklı konuşmasında, Rumların federasyon modelinde kendi merkezlerinden yönetilen bir devleti savunduklarına dikkati çekti. Ada’da iki kurucu, siyasi olarak eşit, bağımsız iki devlet olması gerektiğine işaret eden Ünal, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar gibi çatışma yaşamış iki milletin tek çatı altında yeniden bir araya gelmesinin çok zor olduğunu söyledi. Ünal, Soğuk Savaş döneminde çatışma yaşayan iki etnik unsura “federasyon” fikrinin uluslararası toplumda “büyülü” bir fikir olarak önerildiğini belirterek, “Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle federasyon masalı da sona erdi.” şeklinde konuştu. “Federasyon artık etnik gruplar arasındaki sorunları çözebilecek bir büyü değil” ifadesini kullanan Ünal, Soğuk Savaş parametreleriyle mevcut sorunları çözmenin ahmakça olacağını, artık farklı alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Hidrokarbon Rezervleri Dünya Çapında Kıbrıs’ı Odak Noktası Yaptı… Ünal, öte yandan Ada etrafında bulunan hidrokarbon rezervlerinin dünya çapında Kıbrıs’ı odak noktası yaptığına işaret ederek, bu keşiflerin soruna farklı bir boyut kazandırdığının altını çizdi. Federasyon modeli kapsamında getirilebilecek yönetimde etnik kotaların ileride sorunlara yol açabileceğine işaret eden Ünal, iki devletli çözümün Rum tarafı için de sınırların belirlenmesi bakımından önemli olacağını sözlerine ekledi. Eski Yöntemlerle Farklı Sonuçlar Üretmeyi Beklemek Mantıklı Değil… Gazeteci Yusuf Kanlı da, Kıbrıs sorunun çözümünde eski yöntemlerle farklı sonuçlar üretmeyi beklemenin mantıklı olmadığını söyledi. Ada’da tarafların belli bazı “takıntıları” olduğu görüşünü savunan Kanlı, “Bu takıntılar, anlaşılabilir nedenlerden olsun ya da bazı korkuların ürünü olsun, her halükarda Ada’da her iki taraf için de kabul edilebilir bir çözüm olması için uygun bir şekilde ele alınmalı.” dedi. Oturum sonunda katılımcılara teşekkür belgeleri takdim edildi.

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Görsel Şölene Devam Ediyor… Elif Tunçel ile Ediz Tunçel’in 130 Fotoğraf ve Resimden Oluşan “Kuzey Kıbrıs Karma Foto Resim Sergisi” Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler Tarafından Açılıyor…

Fotoğraf ve Resim Sanatçısı Elif Tunçel ile Ediz Tunçel’in fotoğraf albümlerinden seçilerek sulu ve yağlı boya efektleriyle yeniden resmedilen 130 fotoğraf ve resimden oluşan “Kuzey Kıbrıs Karma Foto Resim Sergisi”, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler tarafından açılacak. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Kuzey Kıbrıs’ın her köşesinden özel efektli foto-resimlerin yer aldığı “Köşe Bucak Kuzey Kıbrıs Foto-Resim Sergisi”nin ikincisi niteliğinde olan “Kuzey Kıbrıs Karma Foto-Resim Sergisi”, 5 Nisan 2019 Cuma Günü saat 10.00’da Diş Hekimliği Fakültesi Sergi Salonu’nda ziyarete açılacak. Elif Tunçel ve Ediz Tunçel’in Kuzey Kıbrıs’ın her köşesinde çekilen ve ülkemizin doğal, kültürel, insani ve tarihi değerlerini yansıtan fotoğraflarından seçilerek özel efektlerle oluşturulan Kuzey Kıbrıs Karma Foto-Resim Sergisi’nde, Elif Tunçel’in 90, Ediz Tunçel’in 40 foto-resmi yer alacak. Yakından bakıldığında resim, uzaktan bakıldığında ise fotoğraf izlenimi uyandıran foto-resimler Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin sağladığı imkanlarla sanatseverlerin beğenisine sunulan ikinci foto-resim sergisi olma özelliğine sahip. Bir Çok Sanat Eserini Bünyesinde Barındıran Tek Üniversite… 2010 yılından itibaren fırsat buldukları zamanlarda ülkemizin her köşesini gezerek fotoğrafladıklarını dile getiren Elif Tunçel, “Bu arşivden seçilen bazı kareler sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Bu kareler çekilirken bir hobimizi gerçekleştiriyorduk. Bugünse bu hobinin eserlerine değer veriliyor, paylaşılıyor, sergileniyor, gelecek nesillere aktarılmak üzere arşivleniyor. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi bu bakımdan sanatçılara, eserlerine ve ülke kültürüne çok büyük bir katkıda bulunuyor, gelecek nesillere paha biçilmez değerde bir miras hazırlıyor. Muhtemelen şu anda dünyada bünyesinde bu kadar çok sanat eserini barındıran ve sergileyen bir başka üniversite daha yoktur” şeklinde konuştu. Ediz Tunçel: “Kısa Sürede Akıl Almaz Boyutlarda Bir Sanat Eserleri Koleksiyonu Yaratıldı…” Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin bir yıldan daha kısa bir süre içinde Kıbrıs Türkü’nün 450 yıllık tarihinde yapılamayan bir ilke imza attığını dile getiren Ediz Tunçel, kültürümüze yakın coğrafyalardan gelen yüzlerce sanatçının binlerce eserine ev sahipliği yaptığını söyledi. Tuncel, “Bu kadar kısa bir süre içinde akıl almaz boyutlarda ve değerde bir sanat eserleri kolleksiyonu yaratıldı. Bir sanatçının en büyük beklentisi yarattığı eserinin değer bulması, takdir edilmesi, paylaşılması, gelecek nesillere aktarılmasıdır. Bu da şu anda Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin sağladığı imkanlarla mümkün oluyor” dedi.

Fizyoloji Vize Sınav Salonları

SMO 104 Fizyoloji Sınav Yerleri 05/04/2019 – 16:00 SBF Salon 2: Perfüzyon Teknikerliği, Yaşlı Bakım Teknikerliği, Tıbbi Laboratuvar Teknikerliği, Diyaliz Teknikerliği, Radyoterapi Teknikerliği, Tıbbi Görüntüleme Teknikerliği, elektronörofizyoloji Teknikerliği, Fizyoterapi Teknikerliği, Ortopedik Protez Ortez Teknikerliği EZ0D01: Ağız ve Diş Sağlığı Destek Personeli, Ameliyathane Hizmetleri, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, Odyometri Teknikerliği, Patoloji Teknikerliği

Fotoğraf ve Resim Sanatçısı Gazi Yüksel’in 100 Eserden Oluşan “Yerel Sanatlar” Adlı Fotoğraf Sergisi, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Tarafından Açıldı…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi, Fotoğraf ve Resim Sanatçısı Gazi Yüksel’in 100 eserden oluşan “Yerel Sanatlar” başlıklı kişisel fotoğraf sergisi, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Ortaokulu Sergi Salonu’nda gerçekleştirilen “Yerel Sanatlar” adlı fotoğraf sergisinin açılışına, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İrfan Günsel, Milletvekili Hasan Taçoy, Merkez Kaymakamı Ahmet Arslan, Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan Suat Günsel, rektör yardımcıları, dekanlar, öğretim elemanları, sanatçılar ve misafirler katıldı. Gazi Yüksel’in özgeçmişinin okunduğu serginin açılışında, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu ile Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı birer konuşma yaptı. Kıbrıs’ın Doğası ve Olayların Doğayı Nasıl Etkilediği Sergileniyor… Sergiyi muhteşem görsellerden oluşan bir çalışma olarak niteleyen Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu, sanatçının Yerel Sanatlar ismini sergide metaforik anlamda kullandığını ifade ederek, sergilenen eserlerin Kıbrıs doğasını ve Kıbrıs doğasındaki olayların doğayı nasıl etkilediğini gösterdiğini söyledi. Eğitim, sağlık, kültür ve sanatın toplumun ve ülkelerin gelişmesinde büyük önemi ile anlamı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu, eğitim sayesinde toplumun ekonomi, sosyal kültürel ve siyasi yapısının geliştiğine vurgu yaptı. Yakın Doğu Üniversitesi, Yakın Doğu Hastanesi ardından kültür ve sanat alanında Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin hayata geçirildiğini anlatan Prof. Dr. Sadıkoğlu, müzenin koleksiyonunda Çin’den Fransa’ya kadar büyük bir e koleksiyonunun oluştuğunu söyleyerek müze hakkında bilgiler paylaştı. Prof. Dr. Sadıkoğlu, “Sekiz ay önce temelleri atılan, 6 katlı ve 20 bin metrekare alanı olan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin üçüncü katı inşa ediliyor. Dünyadan, özellikle Türk dili konuşan ressamların eserleri koleksiyona dahil edilmiştir. Bu eserler şu anda ikinci müzemiz olan Kıbrıs Sanat Merkezi’nde sergileniyor. Sadece eserlerin sergilendiği bir müze değil eğitimsel ve araştırma bakımından da gelecekte önem taşıyan bir müze olacaktır. Dünya çaplı eserlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılması vatanseverliğin bir örneğidir” dedi. Müze koleksiyonunda olan eserlerin ve gelecek olan eserlerin uluslararası platformda da değerlendirmek için üniversite yönetiminin “Alasya” isimli bir ödül verilmesini kararlaştırdığını açıklayan Prof. Dr. Sadıkoğlu, Alasya Ödülü çerçevesinde sanatın farklı alanlarında ödüller tahsis edileceğini kaydetti. Suat Günsel’in yatırımlarını Kıbrıs’ın gelişmesine ve yükselmesine yönelik yaptığını dile getiren Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu, kültürel ve sanatsal çalışmalarla da Kıbrıs Türkü’nün adının uluslararası platformda duyurulduğunu ifade ederek sözlerini noktaladı. Cumhurbaşkanı Akıncı: Sanata ve Kültüre Değer Veren Yakın Doğu Üniversitesinde Bulunmak Mutluluk Verici…” Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, kültüre, sanata değer ve emek vererek yatırım yapan Yakın Doğu Üniversitesinde bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek sanat eserleri ile kültür varlıklarının yapılmasına tanıklık edildiğini söyledi. Çeşitli vesilelerle bir çok kez üniversitede bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan yardımcısı iken 1999 yılında kampüs içersinde açılışı yapılan Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nin büyük bir sıçrama noktası olacağını Suat Günsel ile paylaştığını ve bugün birçok etkinliğe ev sahipliği yaptığını görmenin mutluluk verici olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Akıncı, “Her yıl Eylül ayında tiyatro festivaline ev sahipliği yapıyor. Kongre, konferanslar yanında bilimsel, siyasal her türlü etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Kampüste şu anda 9 tane farklı serginin açık olması gurur verici, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi bir medeniyet işaretidir” diye konuştu. Sanatçının toplumuna ışık tutan, uyaran ve yön vermeye çalışan bir kimlik olduğuna inandığını belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, Gazi Yüksel’in de çalışmasında doğanın güzelliklerini gösterirken, onu korumanın ve uyumlu bir şekilde ilerlemenin, sürdürebilir bir kavram çerçevesinde gelişmenin önemli olduğunu da anlamamıza yardımcı olacağını ifade etti. “ Doğaya Yapılacak Müdahaleler Uyumlu ve Dengeli Olmalı…” Gazi Yüksel’in eserlerinde doğanın kendisinin bir sanat eseri olduğunu gösterdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, doğanın sanat eseri olarak yaratıldığını, doğanın güzellikleri, dengesi, doğada var olan güzelliklerin bilince çıkarılmaya çalışıldığı bir çalışma olduğunu söyledi. Doğanın önemli bir dengesi olduğuna dikkat çeken Akıncı, doğaya yapılacak müdahalelerin doğayla uyumlu, planlı ve dengeli olması gerektiğine vurgu yaptı. “Eğer doğa şaşarsa o zaman başımıza büyük felaketler gelir” diyen Akıncı, “Ozon tabaksını karbonmonotsitlerle kar hırsı ve daha çok kazanma arzusuyla delerseniz, doğada denge oluşturan buzullar erir, sular yükselir, sel ve çevre felaketleri insanoğlunun karşısına çıkar” diye konuştu. Ülkemizde yaşanan sel felaketlerine de değinen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, nedenleri üzerinde durarak tekrarının nasıl önlenebileceğinin önemli olduğunu belirtti.  Akıncı, “ Daha çok kazanç elde etme hırsı ile derelerin önünü tıkayarak yağan yağmurların kendi yolunda akmasına müsaade etmiyoruz. Doğa da bizi cezalandırıyor. Doğanın güzelliklerinin bilincinde olmak güzelliklerinin farkına varmak ve yapacağımız her işlemde onunla uyumlu bir şekilde adımlar atmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. Sözlerinin sonunda planlamanın önemine de vurgu yapan Akıncı, imar, fiziki, ekonomi, turizm, eğitim ve sağlıkta atılacak her türlü adımda bilimsel veri planlanın esas alınmasını gerektiğini, bunu yapan toplumların başarıya ulaştığını kaydetti. İBN HEYSEM ÖDÜLÜ Takdim Edildi… Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Mutafa Akıncı ile Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan Suat günsel tarafından Fotoğraf ve Resim Sanatçısı Gazi Yüksel’e Yakın Doğu Üniversitesi müzelerinde eserleri sergilenen sanatçılara verilen Alasya ödülleri kapsamındaki fotoğrafçılık ustaları ödülü “İBN Heysem” ödülü takdim edildi.

“2.Kıbrıs Konusu: Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu” konulu Konferans Yakın Doğu Üniversitesinde Başladı…

Büyükelçi Çağatay Erciyes: ‘Kıbrıslı Türklerin Siyasi Eşitliği Sağlandığı Sürece Her Türlü Yeni Fikre Açığız…’ Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde, Kıbrıs’ta çözüm için alternatif modellerinin masaya yatırıldığı “Kıbrıs Konusu: Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu” konulu uluslararası katılımlı konferans başladı. Kıbrıs, Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinden 50’yi aşkın akademisyen, diplomat, siyasetçi, araştırmacı ve uzmanın katıldığı konferansta, üç gün boyunca Doğu Akdeniz’de bulunduğu tahmin edilen hidrokarbon kaynakları ve buna bağlı olarak son dönemde yükselen enerji rekabeti ve Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik alternatif çözüm modelleri tartışılacak. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Büyük Kütüphane Salon 4’de başlayan konferansın açılışında, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık Hudut Genel Müdür Vekili Büyükelçi Erciyes, T.C. Lefkoşa Büyükelçisi Murat Başçeri, Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği Baş müşaviri ve müsteşarı, komutanlar, Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan Suat Günsel, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Yardımcısı Yusuf Güngörür, rektör yardımcıları, akademisyenler ile yabancı diplomatlar hazır bulundu. Prof. Dr. Gökçekuş: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Geleceği İçin Alternatif Çözümler Düşünülmeli…” Konferansın açılış konuşmasını yapan Konferans Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, ilk konferansın 2001 yılında düzenlendiğini hatırlatarak, 2001’den beri önemli yerel ve bölgesel gelişmeler ışığında konuyu tekrar irdelemek ve bunların Kıbrıs’taki siyasi çözüm sürecini nasıl etkilediğini analiz etmek için ikincisinin düzenlendiğini belirtti. Kıbrıs meselesinin çözümü için Birleşmiş Millerler (BM) ara buculuğunda 1977 yılından bu yana Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rum topluluklarının siyasi eşitliğine dayanan iki toplumlu ve iki bölgeli federal bir ortaklığın gerçekleşmesi için yapılan müzakerelerin başarısız olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, “Son olarak 2017’de İsviçre’nin Crans-Montana kentinde düzenlenen Kıbrıs Konferansı’nda uzlaşma sağlanamaması ile siyasi görüşmeleri tamamen çökmüştür. Elli yıllık başarısız müzakerelerin ardından, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği için alternatif seçenekler düşünmenin zamanı geldiğine inanıyoruz” dedi. Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbonların keşfedilmesinin, Kıbrıs sorununa, Doğu Akdeniz Bölgesi’nde istikrar ve işbirliğinin gereklerine ek bir uluslararası boyut eklediğini de belirterek, doğal kaynakların her iki halkında ortak mülkiyeti olduğunu ve hidrokarbon kaynaklarının istikrarlı bir ortamda en uygun şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Günsel: “Kıbrıs’ta İki Tarafında Haklarını Koruyan Adil, Kalıcı ve Yaşayabilir Bir Uzlaşı Üretilmeli…” Konferansı Onursal Başkanlığını yürüten Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel de, KKTC’nin Türkiye ile birlikte her zaman Kıbrıs’taki her iki tarafın da yasal çıkarlarını hesaba katan adil, kalıcı ve yaşayabilir bir uzlaşıyı üretmeye yönelik içten ve yapıcı bir tutum içinde bulunduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Günsel taraflardan yalnızca birinin böylesi bir yaklaşıma sahip olmasının kalıcı ve adil bir çözüme ulaşılabilmesi için yeterli olmadığına işaret ederek taraflardan birinin meşru siyasi eşitlik haklarını görmezden gelmenin çözüme katkı sağlamayacağını belirtti. Kıbrıs Türk halkının gelecekte oluşacak herhangi bir siyasi, ekonomik, sosyal yapının eşit ortağı olacağının iyice anlaşılması ve özümsenmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. İrfan S. Günsel, KKTC‘nin tüm kurum ve kuruluşlarının da bu ilkeyi tüm uluslararası platformlarda savunmaya devam edeceklerini ve Kıbrıs Türk toplumunun haklarının hiçbir kimse tarafından ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti. Doç. Dr. Günsel, eğitimin sınırları her anlamda aşan bir alan olduğunun altını çizerek, Kıbrıs’ta ulaşılacak herhangi bir nihai çözümde KKTC’deki üniversitelerin, yüksek öğrenimin ve uluslararası öğrencilerin geleceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Büyükelçi Çağatay Erciyes: ‘Kıbrıslı Türklerin Siyasi Eşitliği Sağlandığı Sürece Her Türlü Yeni Fikre Açığız…” Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık Hudut Genel Müdür Vekili Büyükelçi Çağatay Erciyes ise, Kıbrıs’ta Türk ve Rum tarafları arasında 1968’den beri gerçekleştirilen bütün müzakere süreçlerinin son olarak 2017’de Crans-Montana’da olmak üzere başarısızlıkla sonuçlandığını belirtti. Büyükelçi Erciyes, “Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği ve güvenlik ihtiyaçları sağlandığı sürece her türlü yeni fikre açığız” dedi. Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin yapıcı tutumuna karşın Kıbrıslı Rumların ısrarla uzlaşmadan uzak durduğunun altını çizen Erciyes, “Ada’da iki tarafın çözümden beklentileri farklı olduğu için bu sonuç kaçınılmazdı. Taraflar aslında aynı şeyi müzakere etmiyordu” ifadelerini kullandı. “Rumların Zihniyeti Değişmediği Sürece Müzakereler Sonuç Üretemeyecek…” Son müzakere sürecinin de Kıbrıslı Rumların, Türklerle siyasi eşitliğe yanaşmadığının bir göstergesi olduğunu kaydeden Erciyes, “Bu aynı zamanda 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yalnızca 3 yıl içinde sona ermesi ve Annan Planı’nın 2004’te Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesine neden olan zihniyetti” diye konuştu. Erciyes, Rum tarafının hala Ada’daki Türklerin siyasi eşitliğini tanımayı reddettiğini belirterek, Rum lider Nikos Anastasiadis’in hala kendini tek bir devletin lideri gibi gördüğünü ve Kıbrıslı Türklere azınlıklarmış gibi yaklaştığını dile getirdi. Büyükelçi Erciyes, son zamanlarda Anastasiadis’in “gevşek federasyon”, “adem-i merkeziyet” gibi önerilerle ortaya koyduğu düşünceler kapsamında bile somut bir adım atmadığını söyledi. “Bu zihniyette bir değişim olmadığı sürece, müzakereler hiçbir zaman her iki taraf için de kazanç getirecek bir sonuç üretemeyecek” diyen Erciyes, bu nedenle Türkiye’nin de artık parametreleri belli olmayan ve sonuç odaklı olmayan bir müzakere yürütmenin mümkün olmayacağını savunduğunu hatırlattı. Erciyes, “Yarım asırdan fazla bir süredir federasyon temelli bir çözüm için mücadele ediyoruz. Herhangi bir sonuç elde edemedik. Bu durumda hedeflerimizi tekrar gözden geçirmeyi düşünmeliyiz. Mevcut şartlarda, ne federasyon modelini dışlıyor, ne de belli bir model üzerinde ısrar ediyoruz. BM Genel Sekreteri (Antonio) Guterres de son raporunda Kıbrıs meselesinin çözümü için ‘yeni fikirler’e işaret etmişti. Bu kapsamda biz de Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği ve güvenlik ihtiyaçları sağlandığı sürece her türlü yeni fikre açığız.” ifadelerini kullandı. “Neyi, Nasıl Müzakere Edeceğimiz Konusunda Anlaşmalıyız…” Büyükelçi Erciyes, müzakerelerden kapsamlı bir sonuç elde edebilmek için sağlıklı bir diyalog sürecinin olası gerektiğine işaret etti. Bu kapsamda resmi olmayan görüşmelere devam ettiklerini belirten Erciyes, BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Danışmanı Jane Holl Lute ile de Türkiye ve Türk tarafının vizyonunu paylaştıklarını anlattı. Sağlam bir ortak zemin olmadan müzakerelerde ilerlenemeyeceğinin altını çizen Erciyes, şöyle devam etti: “Yeni bir sürece başlamadan önce, sürecin hangi ilkeler üzerine inşa edileceğine karar vermeliyiz. Bir başka deyişle, tam olarak neyi, nasıl müzakere edeceğimiz konusunda anlaşmalıyız. Bu nedenle yeni müzakere süreci öncesinden çok iyi hazırlanmış olmalı. Müzakerelere sırf müzakere etmek için başlamak istemiyoruz. Biliyoruz ki BM Genel Sekreteri de aynı görüşe sahip. Hiçbirimiz bir başka başarısızlığa tahammül edemeyiz.” “Türkiye’nin Garantörlüğü Her Zamankinden Daha Hayati” Erciyes, öte yandan Rum tarafının müzakereleri güvenlik ve garantörler konusuna odakladığına ve Türkiye’nin garantör olmadığı durumda sanki tüm sorun çözülecekmiş gibi davrandığına dikkati çekerek, “Bu, tamamıyla gerçeğin çarpıtılmasıdır” yorumunu yaptı. “Türkiye’nin Ada’da garantörlüğü her zamankinden daha hayati.” diyen Erciyes, güvenlik ve garanti şartı sağlanmadan bir müzakere sürecine girilmeyeceğini vurguladı. Erciyes, Türkiye’nin, Ada’nın ortak sahibi Kıbrıslı Türklerinin siyasi eşitliğinin sağlandığından emin olana kadar garantör olmayı isteyeceğini de kaydetti. “Hidrokarbon Meselesi Dar Görüşlü Yaklaşımının Başka Örneği…” Büyükelçi Erciyes, Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon rezervleri konusunda Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerde bulunduğunu hatırlatarak, “Hidrokarbon meselesi Kıbrıslı Rumların, son 50 yıldır müzakerelerde ortaya koydukları dar görüşlü yaklaşımın bir başka örneği” dedi. Kıbrıslı Rumların “sorumsuz faaliyetleri” nedeniyle bölgenin daha da istikrarsızlığa sürüklendiğinin altını çizen Erciyes, “Aslında hidrokarbon rezervleri kolaylıkla bölgede bir istikrar aracı olarak kullanılabilir. Bu kapsamda, Türkiye, Kıbrıslı Rumları en başından Ada’nın doğal kaynaklarının eşit paylaşılması konusunda uyarmıştı. Ancak Kıbrıslı Rumlar tek taraflı faaliyetlerde bulunmayı tercih etti.” diye konuştu. Erciyes, hidrokarbon konusunda da atılacak adımlarda Kıbrıslı Türklerin siyasi karar alma mekanizmalarında eşit yer almaları gerektiğini söyledi. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı konusundaki kendi çıkar ve haklarını koruyacağını vurgulayan Erciyes, Türkiye’nin her koşulda Kıbrıslı Türklere destek vermeye devam edeceğinin altını çizdi. Erciyes, Doğu Akdeniz’de yükselen tansiyonun Kıbrıs’ta siyasi çözüm gerekliliğinin bir göstergesi olduğuna işaret ettiğini sözlerine ekledi.
tercih robotu