9. Uluslararası Fotoğraf Günleri 2-5 Mayıs 2019’da Yakın Doğu Üniversitesinde Gerçekleştiriliyor…

Yakın Doğu Üniversitesinin 2-5 Mayıs 2019 tarihleri arasında düzenleyeceği 9’uncu Uluslararası Fotoğraf Günleri etkinliği ile ilgili tanıtım ve bilgilendirme toplantısı yapıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Turuncu Salonda gerçekleştirilen basın toplantısında, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Organizasyon Komitesi Başkanı Öğr. Gör. Gazi Yüksel, Başkan Yardımcısı Öğr. Gör. Hikmet Uluçam ile birlikte Komite Üyeleri Doç. Dr. Fevzi Kasap, Yrd. Doç. Dr. Nuran Öze, Yrd. Doç. Dr. Ayça Demet Atay, Yrd. Doç. Dr. Hakan Karahasan, Yrd. Doç. Dr. Pelin Agocuk, Öğr. Gör. Ufuk Altunç, Öğr. Gör. Zeyde Yalıner Örek, Araş. Gör. Fuat Boğaç Evren, Görkem Bulunç ve Nargiza Reyimova hazır bulundular. Toplantıda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, 9.Uluslararası Fotoğraf Günleri Organizasyon Komitesi Başkanı Öğretim Görevlisi Gazi Yüksel, Organizasyon Komite Üyesi Doç.Dr. Fevzi Kasap ile Komite Başkan Yardımcısı Hikmet Uluçam birer konuşma yaptı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ;” 14 Türki Cumhuriyeti ve Topluluğu İle Bir Sanat Köprüsü Oluşturduk…” Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi’nin benimsemiş olduğu vizyonu, eğitimi ve araştırmalarıyla çok önemli kazanımlar elde ettiğini belirterek, bilim ve eğitime verilen önemin yanında ulusal ve uluslararası birçok sanatsal etkinlikler gerçekleştirildiğini söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi’nin 2017-2018 akademik yılında kampüste 423 etkinlik gerçekleştirildiğini aktaran Prof. Dr. Şanlıdağ, yaptıkları bilimsel ve akademik araştırmalarla Yakın Doğu Üniversitesi’nin KKTC ve Türkiye’de ilk sıralara taşımış olmanın onurunu yaşadıklarını ifade etti. Yakın Doğu Üniversitesi’nin sanata verdiği önemden bahseden Prof. Dr. Şanlıdağ, müzeler bölgesinde hayata geçirilen Kıbrıs Modern Sanat Müzesi‘nin yanı sıra Kıbrıs Araba Müzesi, Denizcilik Müzesi, Herbaryum Müzesi’nin bir çok sanatsevere ev sahipliği yapacağından söz etti. Sanat yoluyla 14 Türki Cumhuriyeti ve Topluluğu ile bir köprü oluşturduklarını, bununla birlikte Türki Cumhuriyetlerinden gelen sanatçıların kampüs içerisinde çalışmalarını ve etkinliklerini sergileyerek topluma sunduklarını dile getiren Prof. Dr. Şanlıdağ, KKTC ile Türki Cumhuriyetleri arasında sanat aracılığıyla kurulan bu köprü ile insanlığı çok önemli bir noktaya taşıyacağını düşünüyorum. Bu vesileyle sanatsal etkinliklerin devamı olan 9. Uluslararası Fotoğraf Günleri’nin 2-5 Mayısta 2019’da gerçekleştirilecek olmasının heyecanını yaşıyoruz.” dedi. Gazi Yüksel: “20 Yıllık Bir Bilgi ve Tecrübe Sonucunda Daha Seviyeli Bir Aşamaya Ulaştık…” 9. Uluslararası Fotoğraf Günleri Organizasyon Komitesi Başkanı Öğretim Görevlisi Gazi Yüksel, Yakın Doğu Üniversitesi’nin kurulduğu günden beri sadece bilime, eğitime, spora değil toplumu çağdaş seviyeye taşıyan sanata da önem verdiğini belirtti. 1999 yılında başlattığı uluslararası fotoğraf günlerinin üniversitenin yaşayan en uzun soluklu sanatsal etkinlik olduğunu dile getiren Gazi Yüksel, “1999 -2013 yılları arasında iki yılda bir olmak üzere 8 kez uluslararası fotoğraf günlerinde 19 ülkeden 400’e yakın sanatçı ve akademisyen ile 203 adet kişisel sergi ile binlerce fotoğraf sergiledik. Türkiye sanatçıları tarafından fotoğraf günlerimiz Türk fotoğraf sanatının sanat platformu olarak nitelendiriliyor. 20 yıllık bir bilgi ve tecrübe sonucunda daha seviyeli bir aşamaya ulaşmış bulunuyoruz” diye konuştu. Fotoğraf Sanatı Akademik ve Kuramsal Anlamda Destekleyen Bir Yapıyla Gelişti… Organizasyon Komite Üyesi Doç. Dr. Fevzi Kasap da, bu etkinliğin fikir babası olmanın onurunu yaşadığını ifade ederek, 20 yılda 8 etkinlik yapıldığını, bu etkinliklerin büyüyüp gelişmesini görmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Etkinliğin, sanat ve sergileme açısından fotoğraf sanatını akademik ve kuramsal anlamda destekleyen bir yapıyla geliştiğini belirten Doç. Dr. Kasap, 9. Uluslararası Fotoğraf Günlerine aynı zamanda akademik anlamda fotoğraf sanatıyla çalışan akademisyenlerin de bilimsel makalelerle katılım gösterebileceklerini söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Tanıtımı Açısından Önem Arz Ediyor… Toplantıda söz alan Komite Başkan Yardımcısı Öğretim Görevlisi Hikmet Uluçam ise, 2-5 Mayıs 2019’da gerçekleştirilecek olan 9.Uluslararası Fotoğraf Günlerinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtımı açısından da çok önem arz eden bir etkinlik olduğunu belirtti. 9. Uluslararası Fotoğraf Günleri… 2-5 Mayıs 2019 tarihleri arasında Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenecek olan 9’uncu Uluslararası Fotoğraf Günleri’ne başvurular internet üzerinden yapılacak. Katılımcılar katılım formu ve bildiri metni gönderilerini [email protected] e-posta adresine gönderecek. Gönderilecek fotoğraf örneklerinin çözünürlükleri 300dpi ve 50×70 cm. boyutlarında olacak. Sergilenecek eserler en az 10, en fazla 30 adet ile sınırlandırılmıştır. Belgesel, deneysel, kavramsal, haber, doğa, makro, nude ve bilgisayarda oluşturulan görüntü konu başlıklarını içerecek olan 9. Uluslararası Fotoğraf Günleri’ne son başvuru tarihi 4 Mart 2019 olarak belirlendi.

Erken Tanı ve Etkili Tedavi Yöntemleri ile Cüzzam Hastalığı Az Görülmekte

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, Lepra (Cüzzam) Hastalığı Hakkında Bilgi Verdi. Lepra (Cüzzam) Hastalığının Deri ve Sinir Sistemi Olmak Üzere Tüm Organ ve Sistemleri Etkileyen Kronik Bir Bulaşıcı Hastalık Olduğunu, Hastalığın Tanısının Deri Muayenesi İle Birlikte Tanısal Testlerle ve Deriden Biyopsi Alınması İle Konulabileceğini ve Hastalığın 19. Yüzyıldan İtibaren Sıklığında Giderek Azalma Yaşandığı Bilgisini Verdi. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz: “Cüzzam Hastalığının Görülme Sıklığı 19. Yüzyıldan itibaren Giderek Azalmakta.” Lepra (Cüzzam) hastalığının 1873 yılında Gerhard Armauer Hansen tarafından bulunan bir hastalık olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, lepra hastalığının başlıca deri ve sinir sistemi olmak üzere tüm organ ve sistemleri etkileyebilen kronik ve bulaşıcı multisistemik bir hastalık olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz şöyle devam etti: “Halk arasında Cüzzam hastalığı olarak da bilinen lepra hastalığı 15. Yüzyıl başında Avrupa’da yaygın olarak gözlenirken, erken tanı ve etkili tedavi ile 19. Yüzyıldan itibaren görülme sıklığı giderek azalmıştır. Günümüzde Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs ve Güney Rusya’da bulunmaktadır.” Cüzzam Hastalığının Tek Kaynağı İnsandır Lepra(Cüzzam) hastalığının tek kaynağının insan olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, çoğunlukla tedavi edilmemiş hastaların derisindeki yaralara temasla, ağız veya burun salgıları ile yakın ve uzun süreli temas sonucu damlacık yolu ile bulaştığını belirtti. Mycobacterium Leprae hastalığının çok yavaş çoğaldığı bilgisini veren Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, hastalığın kuluçka süresinin üç veya on iki yıl arasında değişiklik gösterdiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz şöyle devam etti: “Hastalığın kuluçka süresi üç veya on iki yıl arasında değişmekle birlikte ortalaması iki veya dört yıldır. Belirtilerin görülmesi bazen otuz yılı bile bulabilir. Çocuklar Lepra hastalığına karşı daha duyarlıdır. Doğal bağışıklığın yanında bebeklik çağında yapılan tüberküloz aşısı vücut direncini artırarak lepra hastalığına yakalanmayı önlemektedir. Bu nedenle tüberküloz aşısı tüberkülozun yanında lepra hastalığından da korumada.” Tüberkülod Lepra Hastalığın klinik bulguları hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, hastalığın klinik bulgularının deride soluk beyaz veya kırmızı renkli doku bozuklukları, geniş yayılımlı çevresel sinir sistemi, göz, kemik, kas ve diğer dokuların tutulduğu şekil bozuklukları ve sakatlıkları içeren geniş bir tabloya kadar değiştiğini belirtti. Lepra hastalığının şiddetinin kişinin hücresel bağışıklık sisteminin gücü ile birebir ilişkili olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, bağışıklık sistemi iyi olan kişilerde hastalığın çevresel sinir sistemini etkilediğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz konuşmasına şöyle devam etti: “Bağışıklık sistemi iyi olan bir kişide tüberkülod lepra şekli görülür. Bu tür cüzam çoğunlukla çevresel sinir sistemini etkiler. Bu hastalığa yakalanan kişiler yüz felci geçirebilir. El kaslarına gelen bazı sinirlerin felci sonucunda pençe el görünümünü alır. Duyu sinirlerinin felci sonucu ısı temas ve ağrı hislerinin ortadan kalkması söz konusudur. Ter bezleri de çalışmadığından deride kuruluk giderek artar ve deri dökülmeye başlar.” Lepromatöz Lepra Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ise Lepromatöz lepra hastalığının görüldüğünü söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, bu lepra çeşidi hakkında bilgi verdi. Lepromatöz lepra hastalığının cüzamın en kötü tipi olduğu bilgisini veren Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, bu hastalığın vücut direncinin tamamen hasarlı olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz şöyle devam etti: “Hastalık etkeni olan yaralar çok sayıda ve etkin olurlar. Küçük, çok sayıda ve gövdede simetrik olarak yayılmış, sınırları keskin olmayan, parlak bakır kırmızısı renginde lekeler söz konusudur. Bu lekelerin olduğu deri bölgeleri zamanla duyu kayıplarına uğrarlar. Yüz, ense, meme başı ve üreme organlarında yerleşen, leprom adı verilen sert açık kahverengi lekeler belirir. Yüze yerleştiklerinde arslan yüzü denilen yüz görünümünü ortaya çıkarırlar. Lepromlar ayrıca semer burun denilen burun çöküntüsüne, damak delinmesine, göz kapaklarının düşmesine, ses kısıklığına, parmakların kendiliğinden kopmasına da yol açarlar. Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.” Tanısı Hastalığın tanısının deri muayenesi ile birlikte tanısal testlerle ve deriden biyopsi alınması ile konulabileceğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz, lepra(Cüzzam) hastalığın tanısı konulduğunda kontrol altına alınabilinen bir hastalık olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Didem Mullaaziz şöyle devam etti: “Hastalığın tedavisi çoklu ilaçların kullanımı ile az basilli vakalarda 6 ay, bol basilli vakalarda 2 yıl süreli olabilir. Lepra hastalarının tedavileri ve takipleri deri ve zührevi hastalıkları kliniklerinde yapılmaktadır. Türkiye’de Prof. Dr. Türkan Saylan’ın öncülüğünde 1976’da kurulan Cüzamla Savaş Derneği’nin sayesinde hastalık kontrol altına alınmış ve görülme sıklığı büyük oranda azalmıştır.”

Girne Üniversitesi 2018 Yılında 120 Uluslararası Yayın ile KKTC’de Bulunan 19 Üniversite Arasında 3. Sırada…

Girne Üniversitesi, öğretim elemanları 2018 yılında Web of Science (WOS) ve Scopus’ta uluslararası indekslerde taranan dergilerde, 120’nin üzerinde yayın yaptı. Girne Üniversitesi bu rakamlarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki 19 üniversite arasında 3’üncü sırada yer aldı. Girne Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Girne Üniversitesi öğretim elemanlarının Temel Bilimler, Tıp Bilimleri, Eğitim Bilimleri, Sosyal ve Fen Bilimleri alanında Web of Science ve Scopus’ta yayınlanan 120’nin üzerinde yayını ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Üniversiteleri arasında üçüncü sıraya yerleştiği belirtildi. Uluslararası Yayın Evleri Tarafından Yayımlanmış 6 Kitap, 120’nin Üzerinde Bilimsel Yayın… Tüm dünyada bilimsel anlamda kabul gören ve araştırmacılara onbinlerce makale sunan Web of Science ve Scopus’ta taranan dergilerde, farklı konularda 120’nin üzerinde bilimsel yayın yapan Girne Üniversitesi, 2018 yılında beklenen bilimsel yayın performansları başarısının üzerine çıktı. Yine Girne Üniversitesi tarafından 2018 yılı içerisinde Türkçe dilinde 3 kitap, uluslararası yayınevleri tarafından da yayınlanmış ikisi bilimsel, biri ders kitabı olmak üzere 6 kitap basıldı. WOS ve Scopus’ta Taranan Uluslararası Kongrelerde Bilimsel Yayınlar Sundular… Girne Üniversitesi öğretim elemanları ulusal ve uluslararası 17 konferansın düzenlenmesi ve düzenleme komitelerinde yer almalarının yanı sıra, yurt dışında Web of Science veya Scopus tarafından taranan ulusal ve uluslararası konferanslarda da 54 bildiri sunumu gerçekleştirdi. Üniversite tarafından ülkemiz eğitimi ve toplumu ilgilendiren konularda 2018 yılında 2 uluslararası ve 3 ulusal konferans, 2 panel, 11 seminer, halka açık 3 eğitim kursu, 65 yaş üstü insanlarımızı eğitmek amacı ile Güz dönemi “tazelenme kursu” düzenlendi. Öğretim Elemanlarının Araştırmaları Ödüle Layık Görüldü… Girne Üniversitesi öğretim elemanları ayrıca 20018 yılı içerisinde, katıldığı kongrelerde ödüle layık görüldü. Türk Toraks Derneği 21. Yıl Kongresi’nde “Ülke Tütün Kontrolüne Yapılan Katkı” başlıklı çalışma ile Lokman Hekim Vakfı Sarıay Birincilik Ödülü kazanırken yine aynı kongrede,  Astım Alerji Çalışma Grubu tarafından hazırlanan“Astım alanında ülke verilerine yapılan katkı” başlıklı çalışma da Sözlü Bildiri Ödülü aldı. ODTÜ İle Deniz Bilimleri Alanında Ortak Araştırma Projesi Yürütüldü… Girne Üniversitesi 2018 yılında bilimsel araştırma programları çerçevesinde üç adet proje desteklendi. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TUBİTK) tarafından da desteklenen uzun vadeli bir araştırma projesi de ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ile birlikte yürütülerek sonlandırıldı. Söz konusu projeler kapsamında Kıbrıs’ın tek bilimsel araştırma teknesi R/V TEAL Junior 4000 metre deniz derinliğine kadar bilimsel araştırma yapabilecek cihazlarla donatılmış ve Avrupa Birliği Deniz Veri (EU SeaDATA NET) Programı envanterine girmesi sağlandı. Prof. Dr. İlkay Salihoğlu: “Giderek Artan Bilimsel Yayın Performanslarımız Akademik Başarılarımızın Bir Göstergesi…” Üniversitelerin akademik camiada başarılarını gösteren en önemli kriterlerden biri indeksli dergilerde yayınlanan makale sayıları olduğunu belirten Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu, tüm dünyada bilimsel anlamda kabul gören ‘Web Of Science’ ve Scopus veri tabanı kullanılarak belirlenen ülkemizdeki üniversitelerin indeksli yayın sıralamasında üçüncü sırada yer almalarının, Üniversite olarak bilimsel yayın performanslarının 2018 yılında arttığının bir göstergesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Salihoğlu, “Girne Üniversitesi Öğretim Elamanları 2018 yılında beklenen bilimsel etkinlik başarı sınırlarının üzerine çıkmayı başarmıştır. Bunu gerçekleştirirken hareket noktası Üniversite misyon, vizyon ve hedeflerinde yer alan stratejileri oldu. Bahse konu stratejiler arasında yer alan uluslararası tanınmışlık, bölgesel ve evrensel liderlik hedefi, eğitim, araştırma ve toplumsal ihtiyaçlara bütüncül yaklaşım, yükselen eğitim kalitesi, toplumla bütünleşme, insan öncelikli, etik değerler ve “Evrensel İnsan Hakları”, toplum ve insanlık refahını yükseltebilmek gibi kılavuz hedefleri gerçekleştirmek için bilişsellik ön plana çıkmıştır. Bunun sonucunda arzu edilen bilimsel başarı hedeflerine doğru ilerlememiz mümkün oldu” dedi. Ülkemizde bilimsel ve akademik anlamda katkı sunmaya devam edeceklerini aktaran Girne Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlkay Salihoğlu, “Bu süreçte emek veren tüm akademik personele teşekkürlerimi sunuyorum. Tabi ki bu başarı yeterli olmayıp, uluslararası standartlar ve üzerinde bilgi üretmek en önemli hedeflerimiz arasındadır. Bunun aksi, başkaları tarafından üretilen ve güncelliğini yitirmiş bilgilerle donanmış elemanlar yetiştirmekten öteye geçilemeyecek bir gerçektir. Tecrübeli saygın akademisyenlerimiz, daha fazla sayıda kaliteli makale yayımlamaları için genç akademisyenlere yardımcı olarak üniversite sıralamalarında üst sıralara yükselmesinin hızlandıracaktır. Bilimsel başarıya ulaşmanın koşullarının başında en az eğitim kadar bilimsel araştırmalara önem vermenin farkında olmak da önem arz ediyor. Eğitimi bilimle harmanlayıp üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullanarak sözlerini sonlandırdı.

Basın Toplantısına Davet

Yakın Doğu Üniversitesi 9’ncu Uluslararası Fotoğraf Günlerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9. Uluslararası Fotoğraf Günleri Basını bilgilendirme toplantısı, 25 Ocak 2019 Cuma günü (Yarın), saat 11.30 İletişim Fakültesi Turuncu Salonda gerçekleştirilecektir. Siz değerli basın mensuplarını aramızda görmekten mutluluk duyacağız.. Basın Toplantısı Yer : İletişim Fakültesi Turuncu Salon, Tarih : 25 Ocak 2019 Saat : 11:30

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı 1 Haziran’da Yapılacak…

Ülkemizin en çok tercih edilen üniversitesi olan Yakın Doğu Üniversitesi 2019-2020 öğretim yılı “Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı”, 1 Haziran 2019 Cumartesi günü saat 09.00’da Yakın Doğu Üniversitesi kampusünde tek oturum halinde gerçekleştirilecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, KKTC liselerinden mezun veya bu yıl mezun olacak olan KKTC vatandaşı öğrenciler, Öğrenci Yerleştirme ve Burs sıralama sınavında, Yakın Doğu Üniversitesinde bulunan 19 Fakülte, 3 Yüksekokul ve 2 meslek yüksekokulunda bulunan 215 lisans ve ön lisans programını tercih etme ve yerleştirme hakkına sahip olacaklar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti liselerinde 4 yıl eğitim gören TC uyruklu vatandaşları da KKTC Burs ve Sıralama Sınavına girme hakkına sahiptirler. Son Başvuru Tarihi 31 Mayıs… Sınava katılacak olan öğrencilerin en geç 31 Mayıs 2019 tarihine kadar Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Ofisine sınav kayıtlarını yaptırmaları gerekiyor. Sınava katılacak adaylar üç bölüm tercihi yapabilecekler. Yerleştirme işlemi öğrencinin sınav sonucuna ve kontenjan sayısına bağlı olarak tercih yapılan bölümler arasında gerçekleştirilecek. Kolejlerden mezun olan veya olacak olan öğrenciler, Yakın Doğu Üniversitesi’nin tüm bölümlerine belirlenen kontenjanlar çerçevesinde GCE A’Level, GCE AS Level, IGCSE-GCSE O’Level, SAT, ACT, sınav sonuç belgeleri ile de kayıt hakkı elde edebileceklerdi. Sınav İçin Gerekli Olan Belgeler Sınav başvurusu için KKTC kimlik kartı fotokopisi, 1 adet vesikalık resim ile Öğrenci İşleri Kayıt-Kabul Müdürlüğüne başvurmaları veya Liselerde kurulacak olan kayıt stantlarına başvuruda bulunarak kayıt yaptırmaları gerekmektedir. Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı’na başvuracak adaylar 2236464 no’lu (dahili:5367-5774-5408) no’lu telefondan veya www.neu.edu.tr web sitesinden detaylı bilgi alabilirler. Doç. Dr. Yeter Tabur: “Gençlerin Hayallarini Gerçekleştirebilmesi için Rehber Olacağız” Yakın Doğu Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Yeter Tabur, sınavla ilgili yaptığı açıklamada, Yakın Doğu Üniversitesi’nin gençlere eğitimsel ve kültürel bağlamda rehber olmayı her zaman görev edindiğini ifade ederek, gençlerin hayallerini somutlaştırabilmesi için imkanlar tanıdığını söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi’nin öğrencilerine sunduğu hizmetler ve sağladığı olanaklarla, öğrencilerin her türlü hak ve sorumluluklarına sahip çıktığını belirten Genel Sekreter Doç. Dr. Tabur, akademisyenler ve öğretim görevlileri ile birlikte her bölümde donanımlı eğitim verdiklerini, öğrencilerin sadece bölümlerinin eğitimini değil, aynı zamanda kendi alanları ile ilgili araştırmalar yaparak projeler geliştirebildiğini vurguladı. Tercihlerde en çok tercih edilen Üniversite olmanın gururunu ve sorumluluğunu taşıdıklarına dikkat çeken Doç. Dr. Yeter Tabur, “Yakın Doğu Üniversitesi’nin tahsis ettiği burs kontenjanı ile gençlerimize kendi ülkelerinde öğrenim olanağı sağlarken, başarılı öğrencileri de ödüllendirmeyi ilke ediniyoruz. Gençlerimizi hayallerini gerçekleştirebilmek ve gerçek anlamda bir kampüs üniversitesi hayatı deneyimlemeri için 19 Fakülte, 3 Yüksekokul ve 5 meslek yüksekokulunda bulunan 215 lisans ve ön lisans programlarına bekliyoruz” dedi.

Gebelik Döneminde Yapılacak Doğru Egzersiz Doğumu Kolaylaştırıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Uzman Fizyoterapisti Fatma Sökmez Ogün, Gebelik Döneminde Yapılan Egzersizlerin Doğumu Kolaylaştırdığını ve Egzersiz Yaparken Güvenli Olanların Tercih Edilmesi Gerektiğini, Uzmanlar Tarafından Önerilen Egzersizlerin Uygulanmasına Rağmen Kişiler Sağlık Sorunu Yaşaması Durumunda Mutlaka Bir Hekime Başvurması Gerektiğini Belirtti. Fiziksel Aktivite ile Daha Kolay Doğum Gebelikte egzersiz yapmanın çok önemli olduğunu söyleyen Fzt. Fatma Ogün Sökmez, bunun sebeblerinin, gebelerin fiziksel kondüsyonunu koruması, postür bozukluklarını önlemesi, dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenlemesi, doğum için ihtiyaç duyulan kas aktivitesini desteklemesi, maternal kilo alımının kontrolünü sağlaması ve doğum sonrası toparlanmayı kolaylaştırması olduğunu belirtti. Fzt. Fatma Sökmez Ogün konuşmasına şöyle devam etti: “Fiziksel aktivite gerçekleştiren gebelerde doğum kolay gerçekleşebilmektedir. Gebelik döneminde yapılacak güvenli aktivitelerin başında yüzme, yürüme, düşük şiddetli aerobik egzersiz ve klinik pilates gelmektedir. Riskli olarak görülen aktiviteler ise jogging, areobik dans, jimnastik, basketbol, voleybol, buz pateni, kayak, su kayağı, hokey, tüm temas sporları, su altı sporları, yüksek irtifada yapılan egzersizler ve rekabet gerektiren tüm aktiviteler ise tehlikeli olarak kabul edilmektedir. Fzt. Fatma Sökmez Ogün; “Egzersizler Düzgün Postür Eğitimine Yönelik Programlanmalı” Egzersiz programlarının düzgün postür eğitimi içermesi gerektiğini söyleyen Fzt. Fatma Sökmez Ogün, uygun vücut mekaniklerinin öğretilmesinin daha rahat bir gebelik süreci geçirmede önemli olduğunu belirtti. Egzersiz programında, gebelikte artan vücut ağırlığını taşıyabilmek için kalça çevresine yönelik yapılabilecek kuvvetlendirme egzersizlerine, çocuk bakımı için kol kaslarını kuvvetlendiren egzersizlere yer verilmesi gerektiğini ifade eden Fzt. Fatma Sökmez Ogün şöyle devam etti: “Gebelik döneminde ödem, varisler ve krampların önlenmesini içeren egzersizler yapmak önemlidir. Aynı zamanda doğumda kullanılacak kasların kuvvetlendirilmesi, pelvik taban kas kontrolüne yönelik egzersizler, abdominal kasların kuvvetlendirilmesi ve doğum esnasında yararlı olabilecek gevşeme tekniklerinin öğretilmesi, egzersiz programlarına dahil edilmelidir.” Fzt. Fatma Sökmez Ogün; “Egzersiz Sırasında Sağlık Sorunu Yaşanıyorsa Mutlaka Bir Uzmana Başvurulmalı.” Egzersiz yaparken ağrı, kanama, düzensiz ve yüksek kalp hızı, baş dönemsi, baygınlık hissi, bayılma, bel veya pubis ağrısı ve yürümede zorluk yaşandığı durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söyleyen Fzt. Fatma Sökmez Ogün, egzersiz yapacak gebelerin egzersiz programları öncesinde doktordan onay alması gerektiğini belirtti. Fzt. Fatma Sökmez Ogün konuşmasına şöyle devam etti: “Egzersize başlamak için gebeliğin 12. Haftasının tamamlanmış olması gerekmektedir. Egzersiz yaparken vücut ısısını artıracak kalın giysiler ile vücudu sıkan giysiler giyilmemelidir. Germe egzersizleri sırasında çoklu kas gruplarının aynı anda gerilmesine ve kramp gelişmesine neden olabilecek egzersizlerden kaçınılmalıdır. Sırtüstü yatış süresi dördüncü aydan itibaren beş dakikayı aşmamalı ve hipertansiyondan kaçınmak amacıyla da yatış pozisyonundan yavaşça kalkılmalıdır. Egzersiz sıklığı haftada üç ile altı gün arasında olacak şekilde düzenlenmelidir. Hem gebelik süresince hem de bir sonraki gebeliklerde ve gebelik sonrasındaki dönemde daha kaliteli bir yaşam sürdürebilmek için gebelik süresince aktif olmak ve koruyucu sağlık yaklaşımlarının uygulanması önemlidir.”

İran’ın Kıbrıs Büyükelçisi Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’i Ziyaret Etti…

İran İslam Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Büyükelçisi Hüseyin Aminian Tousi, eğitim ve işbirlikleri konusunda görüş alışverişinde bulunmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’e ziyarette bulundu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Büyükelçi Hüseyin Aminian Tousi ziyarette yaptığı konuşmada, üniversitenin sağlık, fen bilimleri ve teknolojideki başarılarının takdire şayan olduğunu ifade etti. Yakın Doğu Üniversitesi’nin Bilim ve Teknoloji Alanındaki Hızlı İlerleyişi Öğrencilerin İlgisini Çekiyor… Yakın Doğu Üniversitesi’nin AR-GE, inovasyon bilim, teknoloji ve sanat alanında hızla gelişmesinden dolayı İran’lı öğrenciler tarafından ilgi çektiğini dile getiren büyükelçi Tousi, İranlı öğrencilerin Yakın Doğu Üniversitesi’nde eğitim alarak ülkelerine döndüklerinde kabiliyetli ve nitelikli insan kaynakları olarak pozitif katkı sağladıklarının altını çizdi.  Büyükelçi Tousi, Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel’e bilim alanındaki gayret ve çalışmalarından ötürü teşekkürlerini iletti. İran Üniversiteleri ile Önemli Ortak Eğitim Programları Yürütüyoruz… Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel de kabulde yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti’ni önemli bir ülke olarak nitelerken ulus-devlet geleneğine bağlı kalarak şu andaki sıkıntılarına rağmen başarılara doğru adım attığını ve geleceğe güvenle yürüdüğüne vurgu yaptı. Dr. Günsel, İran üniversiteleriyle işbirliğinin önemli olduğunu, eğitim alanındaki işbirliklerinin bölgesel ve uluslararası çapta insan toplumuna yarar sağladığına inandığını ifade etti. Dr. Suat İ. Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi’nin İran üniversitelerine giriş sınavı listesinde yer aldığını ve doktora seviyesinde ortak eğitim alanında öğrenci kabul ettiğini dile getirerek, İran’ın önemli üniversiteleri ile işbirliği ve ortak eğitim programları yaptıklarını söyledi. “Bilimsel Yayınlarımızla Tüm Dünyaya Eğitime Verdiğimiz Önemi Gösteriyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesinin tüm dünyada bilimsel anlamda kabul gören ve araştırmacılara onbinlerce makale sunan Web of Science ve Scopus’ta taranan dergilerde, Yakın Doğu Üniversitesi öğretim elemanlarının 2018 yılında 1200’ün üzerine yaptığı yayınlarla Türkiye’deki vakıf ve devlet üniversiteleri arasında ilk 5 içerisine girdiklerini Büyükelçi Tousi’ye anlatan Dr. Suat İ. Günsel, bunun büyük önem taşıdığına vurgu yaptı. Eğitimdeki başarılı gelişmeler ve bilimsel yayın konusundaki araştırmalarının dünya genelindeki eğitim kurumları tarafından ilgi çektiğini söyleyen Dr. Günsel, üniversite olarak yeni nesil eğitim modeline örnek olduklarını kaydetti. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ile Kıbrıs Araba Müzesi’ni Gezdi… Kabulün ardından İran Büyükelçisi Aminian Tousi, Yakın Doğu Üniversitesi müzeler bölgesinde yer alan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ve Kıbrıs Araba Müzesi’ni gezerek bilgiler aldı. Büyükelçi Tousi, Yakın Doğu Üniversitesi’nin vizyonunu kutlayarak, başarılarının ülkeler ve medeniyetler arasındaki dostluk, barış ve huzurun sağlanmasında önemli olduğunu belirtti.

Yüksek Tansiyon Hastaları İçin Yeni Umut “Renal Denervasyon Tedavisi”

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, İlaç Tedavisine Cevap Vermeyen Yüksek Tansiyon Hastalarının, Yeni Geliştirilen Anjiyo Benzeri Renal Denervasyon Yöntemiyle Kesin Tedavilerinin Sağlanabildiğini İfade Ederek, Bu Yöntemin Yüksek Tansiyon Hastaları için Yeni Bir Umut Olduğunu Söyledi. Tüm dünyada her üç erişkinden birinin yaşamı boyunca, tıptaki adı hipertansiyon olan yüksek tansiyon riski ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Prof. Dr. Hamza Duygu, yüksek tansiyonun tüm dünyadaki önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını ve en yaygın sağlık sorunlarından biri olduğunu kaydetti. Sessiz Katil Hipertansiyon Yüksek tansiyonun kalp krizi, felç, görme kaybı, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve tüm diğer atardamarlarda damar sertliğine yol açan sinsi bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hamza Duygu şunları söyledi; “Komplikasyonsuz yüksek tansiyon çoğu kez belirti vermeden sinsi ilerlemekte ve bazen ancak komplikasyona yol açtığında tanı konabilmektedir. Bu nedenle yüksek tansiyona “sessiz katil” de denilmektedir.” Yüksek tansiyon tedavisinde, kişinin yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ile her hastaya özgü ilaç tedavisi uygulamalarının yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Hamza Duygu, yüksek tansiyonun yaygın olmakla birlikte ilaç tedavilerine rağmen başarı sağlanamayan kronik bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. Prof. Dr. Hamza Duygu; “Hipertansiyon Hastalarının Ancak %30’u İlaç Tedavisine Cevap Vermektedir.” “İlaç tedavisi uygulanan hastaların ancak %30’unda optimal tansiyon kontrolü sağlanabilmekte, üç veya daha fazla ilaca rağmen tansiyonun kontrol altına alınamadığı durumlar ise dirençli hipertansiyon olarak isimlendirilmektedir.” diyen Prof. Dr. Hamza Duygu, ilaç tedavisi ile kontrol altına alınamayan hastalarda anjiyo benzeri bir işlem olan ve böbrek atardamarındaki sinirlere radyofrekans enerjisi uygulanmasını içeren Renal Denervasyon tedavi yönteminin, son yıllarda sayılı merkezde uygulanmaya başladığını kaydetti. Hipertansiyona Kasıktan Girişimle 1 Saatte Kesin Çözüm Her gün bir avuç dolusu ilaç almasına rağmen tansiyonu 16/9’un altına düşmeyen hastalarda, yeni geliştirilen Renal Denervasyon tedavi yöntemiyle yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.” diyen Prof. Dr. Hamza Duygu, Renal Denervasyon tedavisinin, böbrek damarlarının çevresindeki sinirlerin anjiyografiye benzer bir yöntemle kasıktan girilip, yüksek ısı verilerek yakılması işlemi olduğunu ve en çok bir saat içinde tamamlanan bu işlemin böbreğin kendisine herhangi bir zarar vermediğini belirtti. Renal Denervasyon tedavisinin uygulanış şekli ile ilgili açıklamalarına devam eden Prof. Dr. Hamza Duygu şunları söyledi; “Bu yöntemde hasta uyutulmadan, kasık bölgesi uyuşturulduktan sonra böbrek atardamarına iğneyle girilip içine ince küçük bir cihaz yerleştirilir. Ardından röntgen ışınları altında kateter denilen ince uzun bir boru böbrek atardamarının ağzına konumlandırılır. Borunun içinden ilerletilen ince bir tel yardımıyla kısa sürelerle verilen radyofrekans dalgalarıyla, damar çevresindeki tansiyona neden olan sinirler yakılarak tahrip edilir. Böylece beyinden gelen ve böbrekleri tansiyonu yükseltmesi için uyaran uyarılar ortadan kaldırılır.” Prof. Dr. Hamza Duygu; “7 Farklı İlaç Kullanan Hipertansiyon Hastası, Ülkemizde İlk Kez Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Uygulanan Renal Denervasyon Yöntemi Sayesinde Başarı ile Tedavi Edildi.” İşlem sonrasında hastaların birkaç saat sonra ayağa kalkabildiğini ve bir gün sonra da taburcu olarak evine gidebildiğini belirten Prof. Dr. Hamza Duygu, hasta seçimi titizlikle yapıldığı takdirde bu yöntemle olumlu sonuçlar alındığını, yüksek tansiyonun neden olduğu kalp krizi, felç, kalp yetmezliği gibi istenmeyen durumların önlenebildiğini ifade etti. Prof. Dr. Hamza Duygu son olarak Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Renal Denervasyon yöntemiyle tedavi edilen hastayla ilgili şunları söyledi; “Bu tedavi yöntemi, 7 farklı ilaç almasına rağmen tansiyonları 18/10’un altına düşmeyen 47 yaşındaki erkek hastaya hastanemizde başarıyla uygulanmıştır. Adamızda ilk kez uygulanan bu yöntem sayesinde 45 dakikalık işlem sonunda hastanın tansiyon kontrolü sağlanabilmiş ve işlem sonrası 3 ilacı kesilmiştir. İlerleyen süreçte yapılan işlemin olumlu etkileri neticesinde ilaç sayısının daha da azaltılarak hastanın takip edilmesi planlanmaktadır. Bu yöntem, 4 ve üzerinde ilaç almasına rağmen tansiyonları kontrol altına alınamayan hastalar için yeni ilaç dışı tedavi olarak bir umut ışığı olacaktır. Bu konudaki çalışmalar tüm dünya genelinde yoğun bir şekilde devam etmektedir.”

Kuzey Kıbrıs Güreş Federasyonu 2018 Yılı Ödül Töreni’nde Yakın Doğu Üniversitesi Rüzgârı Esti

Kuzey Kıbrıs Güreş Federasyonunun düzenlediği 2018 Yılı Ödül Töreni, Tabipler Birliği Lokali’nde gerçekleşti. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 2018 Yılı Ödül Töreni’ne  Yakın Doğu Üniversitesi Güreş Takımı başarılarıyla damgasını vurdu. Yıldızlar Ligi Şampiyonu, Gençler Ligi İkincisi, Büyükler Ligi Şampiyonu ve Dr. Fazıl Küçük Şilt Şampiyonu olan Yakın Doğu Üniversitesi, yine Yakın Doğu sporcuları Ömer Yıldız , Yıldızlar ve Sergey Franjev  Büyükler Galibiyet Kralı, Arif Kondoz ve Hakkı Karapelit ise uluslararası derece alma başarısını gösterdiler. Ödüllerini Güreş Federasyonu yöneticilerinden alan sporcular, sezon boyu süren yoğun çalışmalarının sonucunu aldıklarından dolayı mutlu olduklarını ifade ettiler. Yakın Doğu Üniversitesi Güreş Antrenörü Erhun Tekakpınar ise bir sonraki hedeflerinin Türkiye müsabakalarında dereceye girmek olduğunu ve sporcularının bunu başaracağına dair inancının tam olduğunu belirtti.
tercih robotu