Yakın Doğu Üniversitesinde Moleküler Temel ve Klinik Bilimlerde Uygulamalar Kursu Verildi…

Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Merkezi (DESAM) tarafından “Biyoenformatik Güz Okulu: Moleküler Temel ve Klinik Bilimlerdeki Uygulamaları” kursu düzenlendi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Güz Okulu’ndaki genel oturumlarda biyoenformatik alanının temelini oluşturan yazılım sistemleri anlatıldı. Günümüzde genetik, mikrobiyoloji ve biyokimya gibi birçok bilim dalında hem araştırma hem de tanı amacı için kullanılan en son teknoloji ‘Next-Generation Sequencing’ (yeni nesil dizileme) yönteminin prensipleri ve uygulamaları katılımcılarla paylaşıldı. Wellcome Sanger Enstitüsü ve Cambridge Üniversitesi’nden gelen uluslararası eğitmenlerin yanı sıra Yakın Doğu Üniversitesi öğretim üyelerinin de bilgilerini paylaştığı kursa, biyolojik ve tıbbi bilimlerle uğraşan akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Yakın Doğu Üniversitesi DESAM direktörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, kursa gösterilen ilgiden ötürü Güz Okulu’nun 2019’da yılında da tekrarlanacağını belirtti. Tek Hücreden DNRA ve RNA İzleme Yöntemleri Anlatıldı… Wellcome Sanger Enstitüsü’nden Dr. Raheleh Rahbari, DNA ve RNA dizileme yöntemleri ile ilgili olarak yaptığı sunumlarda, günümüzde son teknoloji olarak değerlendirilen tek hücreden DNA ve RNA dizileme yöntemlerini ve bunların uygulama alanlarını aktardı. Özellikle kanser genomiğinde karşılaşılan genetik varyasyonların tespitinin önemini, hem araştırmada hem de tanıda kullanılabilecek farklı yöntemleri detaylı bir şekilde açıkladı. Ayrıca nörodejeneratif bir hastalık olan ve günümüzde tedavisi mevcut olmayan Alzheimer hastalığı gibi bozuklukların oluşum mekanizmaları ile ilgili bir sunum yaptı. Linux ve R Yazılım Sistemlerinin Biyenformatik Alanında Kullanımı Ele Alındı… Cambridge Üniversitesi’nden Dr. Pierpaolo Maisano Delser, biyoenformatik analizlerin temeli, veri analizi ve kalite kontrol sistemleri üzerine sunumlar yaptı. Dr. Delser, biyoenformatik alanında sıkça faydalanılan ‘Linux’ ve ‘R’ yazılım sistemlerinin kullanımı ile ilgili sunumlar yaptı. Bunun yanı sıra ‘Next Generation Sequencing’ uygulamalarında enformatik yaklaşımlara ve istatistik çalışmalara da değindi. Bu teknolojinin ve genel olarak biyoenformatiğin filogenetik ve popülasyon genetiği gibi uygulama alanlarından da örnekler verdi. Hamilelikte Anomalileri Değerlendiren Tanı Yöntemleri Konuşuldu… Yakın Doğu Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Pınar Tulay da, dizileme tekniklerinin üreme tıbbı alanındaki uygulamaları ile ilgili sunumlar yaptı. Özellikle hamilelik döneminde fetustaki anomalileri değerlendirmek için kullanılan noninvasiv prenatal tanı yöntemlerine değindi. Doç. Dr. Tulay gebelik öncesi embriyoların genetik bozukluklar için test edilmesi, yani ‘Preimplantasyon Genetik Tanı’ yöntemlerindeki son gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Son yıllarda popüler olan ‘23andme’ gibi genom boyundaki varyasyonlar hakkında bilgi veren genetik testler ile ilgili de sunumlar yaptı. 7 Bin Tane Nadir Rastlanan Gen Hastalığının Varlığı Biliniyor… Yakın Doğu Üniversitesi, Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve DESAM araştırıcısı Doç. Dr. Mahmut Çerkez Ergören ise kursta yaptığı konuşmada Mendeliyan (tek gen) ve Nadir Hastalıklarda Patojenite değerlendirilmesi yapılırken DNA varyantlarının nasıl puanlanması gerektiğini klinik örneklere katılımcılara aktardı. Doç. Dr. Ergören, sunumunda bugüne kadar 7000 nadir rastlanan tek gen hastalığının varlığının bilindiğini ama halen bu hastalık nedeni varyantların günümüzde sadece yarısının kimliklendirilmesinin yapılabildiğini açıkladı. Son teknoloji yüksek çözünürlüklü yeni nesil DNA dizileme yöntemi ile bu varyantların daha hızlı kimliklendirilmesinin yapılabileceğini, klinik bulguların genotip sonuçlarla birleştirilerek tanı ve kaliteli yaşam için tedavi bekleyen binlerce hata için modern yaşamın son yaklaşımı olan bu yöntem hakkında kursiyerlere klinik örneklerle bilgi verdi. Nadir Bağ Doku Hastalıklarında Hastalık Yapıcı Varyasyonlar İrdelendi… Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Kerem Teralı, temel olarak hesapsal biyolojideki güncel teknik ve stratejiler üzerine konuştuğu sunumunda, bunların tıp ve sağlık alanlarındaki uygulamalarına değindi. Bu bağlamda sunumunu örneklerle zenginleştiren Doç. Dr. Teralı, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’de rastladıkları genetik orijinli bazı nadir bağ doku hastalıklarında ilk kez tanımladıkları patojenik (hastalık yapıcı) varyasyonların protein düzeyindeki yapısal ve işlevsel etkilerini aydınlatmak için hesapsal biyolojiden nasıl fayda sağladıklarını anlattı. Sunumunda protein‒ligand etkileşimlerinden de bahseden Doç. Dr. Teralı, hesapsal biyolojide sıkça kullanılan araçlarla yeni ilaçların keşif ve tasarımın nasıl ivme kazandığını katılımcılarla paylaştı.

Yakın Doğu Üniversitesi’nde Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi Açıldı…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Telsim İşbirliği ile Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi açıldı. Hayata geçirilen merkezden özel gereksinimli bireyler ücretsiz yararlanabilecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, İletişim Fakültesi zemin katta bulunan merkezin açılışına, Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kurt, Girne Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gökmen Dağlı, Telsim Genel Müdür Yardımcısı Fevzi Tanpınar, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Aydan Başkurt ile Engelli Hizmetler Koordinasyon Kurulu Başkanı Günay Kibrit’in yanı sıra, fakülte öğretim üyeleri, Telsim yetkilileri ve özel gereksinimli bireylerle ilgili çalışmalar yürüten dernek ve vakıfların temsilcileri katıldılar. Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi, kullanım konforunu artırmak ve bütünlüğü sağlamak açısından “hissedilebilir yüzey görme engelli yolu”, kafeteryasında kullanılmak üzere görme engelliler için kabartma yazılı menüler, engelli park yerleri ve diğer gereksinimlerini karşılayan teknik donanımı ile de dikkat çekiyor. Merkezde bulunan salonun özel gereksinimli bireyler ile ilgili tüm çalışma ve etkinliklerinde ücretsiz tahsis edileceği belirtildi. Yrd. Doç. Dr Nuran Öze; “Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi Ülkede Mevcut Bir Açığın Kapatılması Yönünde Önemli Bir Başlangıç…” Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Vekili Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Nuran Öze açılışta yaptığı konuşmasında, Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi’nin ülkede mevcut bir açığın kapatılması yönünde akademik bakış ve pratiğin birleştiği önemli bir başlangıç olduğunu vurguladı. Yrd. Doç. Dr Öze, merkezle ilgili şu bilgileri verdi: “Merkezimiz teknik altyapı ve internet bağlantıları ile donatılmış, küçük gruplarla yönelik eğitim, seminer ve çalıştay gibi etkinliklere destek verecek toplantı düzeneğine sahiptir. Aynı zamanda 20 kişilik oturma düzeni, ön kısımda 5 kişilik tekerlekli sandalye potansiyeli ile sinema ve özel gösterim için tasarlanmıştır. Küçük ama anlamlı ve donanımlı olan merkezimiz, özel gereksinimli bireylerin, dernek, vakıf ve özel eğitim merkezlerinin hizmetine ücretsiz olarak sunulmuştur.” Merkezin düşünce tohumlarının bir seneyi aşkın bir süre önce ekildiğini belirten Öze, “Bu düşünceyi ortaya çıkaran ve oluşum sürecinde katkı koyan herkese sonsuz teşekkürler. Telsim’in de katkılarıyla tahminimizden daha bütünlüklü bir projeye imza atma şansı yakaladık” diye konuştu. Günay Kibrit; “Yakın Doğu Üniversitesi ve Telsim’in Ortaya Koyduğu Eser Çok Anlamlı…” Engelli Hizmetler Koordinasyon Kurulu Başkanı Günay Kibrit’te yaptığı konuşmada, iletişimle ilgili iki kurum, Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Telsim’in birlikte ortaya koydukları eseri çok anlamlı bulduğunu vurguladı. Kibrit, bir eğitim kurumu olan Yakın Doğu Üniversitesi’nin, bu tür çalışmalarla toplumun engellilere yönelik farkındalığını artırarak, eğitim kavramına yeni boyutlar kattığına dikkat çekti. Engelleri Ortadan Kaldırılacak… Özel gereksinimli bireylerin karşısındaki engellerin kaldırılması çabalarına ilk kendilerinden başladıklarını anlatan Telsim Genel Müdür Yardımcısı Fevzi Tanpınar da, “Öncelikle genel müdürlüğümüzü ve bütün mağazalarımızı engelsiz hale getireceğiz dedik ve bunu başardık” dedi. Tanpınar, bunun ardından kurumun sosyal sorumluluk perspektifi doğrultusunda engellilere yönelik çalışmalarına ivme kazandırdıklarını ve Yakın Doğu Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirdikleri sinema salonunun da bu örneklerden biri olduğunu söyledi. Doç. Dr. Mustafa Kurt; “Yenilikçilik Misyonumuzun En Önemli Unsurudur…” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Kurt da açılışta bir konuşma yaptı. Üniversitelerin üçüncü ayağı olan topluma hizmeti, Yakın Doğu Üniversitesi olarak “toplumu dönüştürme” diye algıladıklarını söyleyen Doç. Dr. Kurt, “Yenilikçilik misyonumuzun en önemli unsurudur ve hizmet öncelikli bireylere (engelli değil) yönelik Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi’ne koyduğumuz katkı bunun örneklerinden birisidir” dedi. Açılış konuşmaların ardından kurum yönetici ve temsilcileri, kurdeleyi birlikte keserek Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Bahire Doğru; “Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi Toplum Adına Önemli Bir Merkez…” Engelsiz Sinema ve Aktivite Merkezi’nin açılışı ile ilgili değerlendirmede bulunan İşitme ve ve Konuşma Engelliler Vakfı Başkanı Bahire Doğru ise salonun önemini vurgulayarak, engelsiz bir ortam yaratmak adına her yönü ile engelli bireylere hitap edebilecek olmasından dolayı toplum adına önemli bir merkez olduğunu söyledi. Bahire Doğru; “Sinema filmlerinde görme engelliler için sesli betimleme, işitme engelliler için işaret dili kullanılması ve mimari engellerin de düşünülmesi konusunda yapılmış güzel bir çalışma. Engelsiz bir ülke, engelsiz bir toplum yaratmak adına çalışan ve bu konuda emeği geçen tüm güzel yürekleri kutlarım” diye konuştu.

Kadınlar İçin Kaçınılmaz Süreç Menopoz

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Özlen Emekçi Özay Menopozun, Bir Kadının 12 Ardışık Ay Boyunca Adet Görmemesiyle Son Adet Dönemi Olarak Tanımlanan, Östrojen Seviyesinde Düşme Başlaması ile Sonuçlanan ve Yumurtaların Yaşlanmaya Bağlı Fonksiyonlarında Azalma ve Yumurtlamanın Sonlanması ile Karakterize Olan Doğal ve Normal Bir Durum Olduğunu İfade Etti. Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay: “Menopoz ve Yaşlanmaya Bağlı Meydana Gelen Fiziksel Değişiklikler Sadece Bir Dönemle Sınırlıdır.” Ülkemizde ortalama 48 yaş civarında görülen, ateş basması ve ani terlemeyi izleyen adetten kesilme ile baş gösteren menopoz ve sonrasına geçiş döneminde, kadınların birçok fiziksel değişiklikler yaşadığını söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu değişikliklerin birçoğunun menopoz ve yaşlanmaya bağlı meydana geldiğini ve bu durumların sadece bir dönemle sınırlı kaldığını belirtti. Diyabet, tiroit bozuklukları ve uyku apne sendromu gibi hastalıkların menopoz döneminde görülebildiğini, bazen bu dönemde değişen hormon seviyeleri ve yaşlanmaya bağlı fiziksel etkiler, sağlıksız yaşam tarzı ve diğer yaşamsal streslerin yaşanmasıyla birlikte kişilerde sağlık problemleri de ortaya çıkabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, ayni zamanda menopozun bazı kadınlar için sadece yaşlanmanın bir işareti olabildiğini de söyledi. Menopozun Belirtileri Kişiden Kişiye Değişmektedir Menopoza giren kadınlardan bazılarının bu dönemde fazla belirtiler yaşarken, bazılarının ise bu geçiş dönemini çok az yada semptomsuz geçirebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, menopoza ait yaşanan etkilerin her kadına göre değiştiğini belirtti. Menopozun, insan hayatının uzaması ile beraber kadın yaşamının neredeyse üçte birini kapsar hale geldiğini ifade eden Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu durumun aslında tamamen fizyolojik ve kaçınılmaz bir süreç olmakla birlikte, eksilen östrojen hormonu sonucunda birçok sistemi ilgilendiren ve kadının yaşam kalitesini belirgin olarak azaltan birçok sonuçları da oluşturabildiğini söyledi. Menopozla Birlikte Vücutta Yaşanan Değişiklikler Her kadının menopoz tecrübesinin farklı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, yaşanan en büyük değişikliğin doğal menopoza giren kadınlar ile erken veya tesir edilmiş menopoza girenler arasında görüldüğünü ifade etti. Doğal menopoza giren kadınların menopozdan önce adet düzensizlikleri dışında belirgin fiziksel değişiklikler yaşamadıklarını söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay şöyle devam etti: “Adet düzensizliğine ek olarak bazı kadınların sıcak basması, uyku bozuklukları ve vajinal kuruluk gibi şikayetleri olur. Bu şikayetlerin ciddiyeti kişiden kişiye değişmektedir. Gerçekte bazı uzmanlar ve bu dönemi yaşayan kadınlar, bu durumu bir hastalık yorumu gibi algılanan “perimenopozalsemptomlar” tanımını tercih etmemektedirler. Perimenopozal değişiklikler genellikle 40 yaş civarında, bazen 30’lu yaşlarda başlar. Eş zamanlı yaşlanma ile birlikte yaşanılan stres semptomlara eklenebilir. Sonuç olarak çoğu değişiklik menopoz sonrası son bulur ve tedavi gerektirmez. Geriye kalan bir grup değişikliğin altında tiroit hastalıkları, depresyon veya ilaç yan etkileri bulunabilmektedir. Menopoz ile ilişkili yaşanılan rahatsızlıklar çoğunlukla egzersiz, diyet düzenlenmesi, sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile azaltılabilinir. Sağlıklı bir yaşam stili genel iyilik haline katkıda bulunur.” Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay: “Kadınların %90’ı Menopoza Ulaşmadan 4 ile 8 Yıl Arasında Adet Döneminde Değişiklik Yaşamaktadır.” Üreme yıllarında yumurtalardan salınan iki hormon olan östrojen ve progesteron hormonlarının adet döneminde önemli rol oynadığını söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu hormonların rahim zarını kalınlaştırdığını ve ovulasyon sonrası döllenmiş yumurtanın yerleşmesi için uygun ortam sağladığını, döllenmiş yumurtanın rahime ulaşmaması durumunda ise hormon üretimini durduğunu, rahim zarının inceldiğini ve dökülerek adet döneminin tamamlandığını hatırlatarak şunları söyledi; “Perimenopoza ulaşan kadında hem menstrüel kanama miktarında hem sıklığında değişiklik olması sıkça rastlanılan bir durumdur. Bazı kadınlarda menstürel periodu aniden durur ve tekrar adet görmezler. Fakat kadınların %90’ı menopoza ulaşmadan 4 ile 8 yıl arasında adet döneminde değişiklik yaşar. Bu durum yumurtaların istikrarsız hormon salgılamasına ve daha az ovulasyon gerçekleşmesine bağlıdır. Başlangıçta bu değişiklikler göze çarpmayabilir. Genellikle adet dönemi kısalır ve 28 günden sık gerçekleşir. Kanama azalabilir, ağırlaşabilir veya sadece lekelenme şeklinde olabilir. Geç perimenopozda, periodlarda genellikle atlama olur.” Menopoz Bir Hastalık Değil, Her Kadın için Kaçınılmaz Bir Yaşam Sürecidir Menopoz döneminin birçok kadın için endişe anlamına geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra uygun görüldüğü takdirde doktor kontrolünde kişiye özel düzenlenecek tedaviyle bu sıkıntılı dönemi aşmanın artık mümkün olduğunu belirtti. Özellikle menopoz döneminde en az yılda bir kez kontrollere gidilmesinin önemli olduğunu da hatırlatan Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, menopozun bir hastalık olmadığını, her kadının hayatında yaşayacağı kaçınılmaz bir olay olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Menopoz, insan hayatının uzaması ile beraber kadın yaşamının neredeyse üçte birini kapsar hale gelmiştir. Aslında tamamen fizyolojik ve kaçınılmaz bir süreç olmakla birlikte, eksilen östrojen hormonu sonucunda birçok sistemi ilgilendiren ve kadının yaşam kalitesini belirgin olarak azaltan birçok sonuçlar da oluşturabilmektedir. Erken menopoz, geçirilen bazı cerrahi ve medikal tedaviler nedeniyle daha da hızlandırabilir. Böylelikle bu gruptaki hastalar östrojen hormonunun eksikliğine ve olası komplikasyonlarına daha fazla maruz kalırlar.” Uzm. Dr. Özlen Emelçi Özay: “Sıcak Basmalarına Tek Neden Menopoz Değildir, Bazı Medikal Durumlar da Bu Semptoma Yol Açabilir.” Menopoza bağlı yaşanılan rahatsızlıkların başında gelen sıcak basması konusuna da değinen Uzm. Dr. Özlen Emekçi Özay, bu yaşanılan etkinin gerçek nedeninin hala keşfedilememiş olmasına rağmen, beyinde ısı regülasyonu merkezi olan hipotalamusta oluşan değişikliğin yaşanmasına bağlı olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: “Geceleri yaşanılan sıcak basmaları uykudan uyandıracak kadar şiddetli olmasa da uyumayı engelleyebilir. Eğer terleme çok ağır yaşanırsa buna gece terlemeleri denilir. Sıcak basmalarına tek neden menopoz değildir, bazı medikal durumlar da bu semptoma yol açabilir. Bazen stres belirtilerini tedavi etmek için başa çıkma yetenekleri ve hayat tarzı değişiklikleri yeterli olmayabilir. Bu belirtilerin bir ilacın yan etkisi, bir hastalığın belirtisi, klinik depresyon veya kaygı sonucu olabileceği de unutulmamalıdır. Hekimler zihin sağlığını olumsuz etkileyen stres faktörlerini belirlemede ve uygun tedaviyi düzenlemede yardımcı olabilir. Örneğin, sıcak basmaları nedeniyle oluşan uyku düzensizliklerinin sebep olduğu duygu durum bozukluğu çoğunlukla sıcak basmalarının tedavi edilmesiyle düzelirler.”

Yakın Doğu Üniversitesi “Öğretmenler Günü” Sergisi Eğitim Sarayı Güzel Sanatlar Sergi Salonunda Sergilendi

Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanan “Öğretmenler Günü” Sergisi Eğitim Sarayı Güzel Sanatlar Sergi Salonunda Sergilendi. Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen “Öğretmenler Günü” sergisinin açılışı Atatürk Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Mirici, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Umut Akçıl ve Doç. Dr. Yağmur Çerkez, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Fahriye Altınay, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Zehra Altınay, Sergi Koordinatörü Uz. Dervişe Amca Toklu, Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanları ve Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Uz. Dervişe Amca Toklu tarafından hazırlanan Sergide, Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalındaki öğretim elemanlarının, Yakın Doğu Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim Merkezindeki öğretmenlerin ve Türkiye’nin 81 İlindeki öğretmenlerin öğrencileriyle birlikte en güzel anılarını ölümsüzleştirdikleri fotoğraflar eşgüdümlü olarak aynı anda sergilendi. Sergi esnasında Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencileri, el yapımı çiçekler hazırlayarak sergiye katılan tüm hocalarının öğretmenler gününü kutladı.

Kıbrıslı Türk Araştırmacı Yazar Ahmet C. Gazioğlu Adına Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphanede Oda Kuruldu…

Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane’de açılan Atilla Türk Arşiv Odası’nın ardından gazeteci, yazar, araştırmacı, diplomat ve Kıbrıs sorunu üzerine uzman olan “Ahmet Cemal Gazioğlu Odası” hizmete giriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, özellikle Kıbrıs tarihi konusunda yetkinliği uluslararası düzeyde kabul edilmiş olan Ahmet Cemal Gazioğlu adına oluşturulan oda da Gazioğlu’na ait 3 bini aşkın kitap kullanıcıların hizmetine sunuldu. Oda içerisinde ayrıca Ahmet Gazioğlu’nun araştırma çalışmaları, 1950’li yıllara ait Cyprus Mail ve Halkın Sesi gazetesinde yer alan yazıları ile dergileri de hizmete sunuldu. Büyük Kütüphane de hizmete giren Ahmet C. Gazioğlu odası daha sonra “Kıbrıs Modern Sanat Müzesi” kapsamına taşınarak kendi kişisel notları, eserlerinin orijinalleri, kişisel eşyalarının sergileneceği bir oda şekline dönüştürülecek. Müze kapsamında oluşturulacak oda ayrıca çalışma odası olarak da hizmet verecek. Ahmet C. Gazioğlu Kimdir? Kıbrıs Tarihi ve mücadele yıllarına ait yazdığı kitapları ile çok büyük hizmetlerde bulunmuş olan Ahmet Cemal Gazioğlu, 1931 yılında Kıbrıs Larnaka’da doğdu. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Londra Üniversitesi Uluslar arası Bölümü’nde öğrenim gördü. Kıbrıs’ta tarih öğretmeni ve yönetici, Londra’da ise Türk toplumu temsilcisi olarak görev yaptı. Londra’da geçirdiği süre boyunca, Kıbrıs ile ilgili olarak Britanya Devlet Kayıt Bürosunda Kıbrıs ile ilgili resmi belgelerin toplanmasını kapsamlı bir şekilde araştırdı. 1963’te toplumlar arası mücadelenin başlangıcından itibaren Kıbrıslı Türklerin haklarını temsil etmede aktif rol aldı. 1983 yılında Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi’ni (CYREP) Gazioğlu, Yeni Kıbrıs ve New Cyprus dergilerini çıkardı. Yavru Vatan Kıbrıs (1960), İngiliz İdaresi’nde Kıbrıs (1960), Kıbrıs’ta Aşk ve Savaş (1975), Kıbrıs Sorunu ve Bağımsızlık (1986), Kıbrıs’ta Türkler (1570- 1878), The Turks in Cyprus – The Province of Ottoman Empire1571-1878 (1990), Enosis Çemberinde Türkler (1996), Enonsis’e Karşı Taksim ve Eşit Egemenlik (1998) gibi başlıca kitapları arasında yer alıyor.

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencileri Sosyalleşme Yemeğinde Buluştu…

Yakın Doğu Üniversitesi İnovasyon ve Bilgi Yönetimi, Bilgi ve Belge Yönetimi ile Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programları’nda eğitim gören önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri altıncı geleneksel sosyalleşme yemeğinde buluştular. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Prof. Dr. Mustafa Sağsan yemekte yaptığı konuşmada, bu yıl altıncısını düzenlenen sosyalleşme gecesinde hep birlikte bir arada olmanın gururunu yaşadıklarını ve bu tür informal aktvitelerin hem kurumsal bağlılığı artırdığını hemde öğrencilerin kendi aralarında ve öğretim elemanlarıyla olan iletişimini ve etkileşimini güçlendirdiğini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi’nin imkanlarıyla gittikçe büyüyen ve büyüdükçe kalitesini artıran İnovasyon ve Bilgi Yönetimi ile Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümleri’nin, hem Ada’da hemde Türkiye’deki vakıf üniversiteleri içerisinde ilk ve tek olduğunu belirten Prof. Dr. Sağsağan, bu alanlarda gerek bilim dünyasına gerekse de ülkenin kalkınmasına getirdiği avantajların yadsınamaz düzeyde olduğunu söyledi. Prof. Dr. Sağsan, informal ortamda paylaşılan bilginin kurumsal kapasiteyi artırmasının yanında, kurumsal bağlılığı ve aidiyeti de güçlendirdiğini söyleyerek, her yıl 29 Kasım’ın Tıbbi Sekreterler günü olarak kutlanmasına istinaden gecede Tıbbi Dokümantalist adaylarının da Tıbbi Sekreterler gününü kutladı.
tercih robotu