Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, I. Uluslararası ve III. Ulusal Hemşirelik Tarihi Kongresinde Temsil Edildi…

Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burçin Işık ve doktora öğrencisi Samar Thabet Jallad, İzmir’de Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi tarafından düzenlenen I. Uluslararası ve III. Ulusal Hemşirelik Tarihi Kongresine iki sözel bildiri ile katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, kongrede Yrd. Doç. Dr. Burçin Işık ve doktora öğrencisi Samar Thabet Jallad tarafından “İşgal Edilmiş Topraklarda Hemşirelik Tarihi: Filistin Örneği” adlı bildiri ile Yrd. Doç. Dr. Burçin Işık ve Araş. Gör. Samin Esmailzadeh tarafından “Afrika’lı Bir Lider Hemşire: Mary Eliza Mahoney “İlk Siyahi Profesyonel Hemşire” başlıklı bildiri sunuldu. Filistin’nin Geçmişinden Günümüze Hemşirelik ve Eğitimi Ele Alındı… Yrd. Doç. Dr. Burçin Işık ve doktora öğrencisi Samar Thabet Jallad tarafından sunulan bildiride, uzun yıllardır işgal altında olan Filistin’in geçmişten günümüze tarihsel dönemleri ve bu dönemlerin hemşireliği ve hemşirelik eğitimini nasıl etkilediği kronolojik bir sırayla ele alındı. Çalışmada, tarihsel dönem içinde Türkiye, İngiltere, Almanya, Fransa, Ürdün, Mısır ve İsrail‘in, Filistin’i nasıl kontrol altına aldığı, eğitim sisteminde ve dolayısıyla hemşirelik eğitiminde nasıl izler bıraktığı, ne gibi değişimler yaptığı ve hemşireliğin/hemşirelik eğitiminin günümüzdeki durumu irdelendi. Afrika Kıtasında Yaşamış İlk Siyahi Hemşire Mary Eliza Mahoney’in Hemşirelik Kariyeri Anlatıldı… Yrd. Doç. Dr. Burçin Işık ve Araş. Gör. Samin Esmailzadeh tarafından hazırlanan bildiride ise, zorlu koşullara sahip olan Afrika kıtasında yaşamış ilk siyahi profesyonel hemşire Mary Eliza Mahoney’nin hemşireliğe ve hemşirelik eğitimine katkılarının tartışıldığı belirtildi. Mary Eliza Mahoney’nin, Afrika’dan, Birleşik Devletler’e uzanan hayat hikayesi, ilk siyahi hemşire olarak yaşadığı zorluklar ve bunların hemşireliği nasıl etkilediği incelendi. Özellikle, Birleşik Devletler’de yer alan hemşirelikle ilgili birçok kurum ve derneğin siyahi hemşirelere karşı bakış açısını olumlu yönde değiştirdiği, Amerikan Hemşireler Birliği (ANA) ve Ulusal Siyahi Lisansüstü Hemşireler Derneği (NACGN) gibi tanınmış derneklere nasıl kabul edildiği, yaptığı çalışmalar ve aldığı ödüller ele alındı.

Gazimağusa Maraş’ta Kadınlar Meme Kanseri Konusunda Bilgilendirildi

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Antik Mağusa Vakfı ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği İşbirliğinde, Gazimağusa’nın Maraş Bölgesindeki Kadınlara Yönelik Meme Kanseri Farkındalık Semineri Düzenlendi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ve Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hasan Besim Tarafından Mağusa Gelişim Akademisi’nde Verilen Seminer, Antik Mağusa Vakfı ve Kanser Hastalarına Yardım Derneği Üyeleri ile Bölge Halkının Katılımıyla Gerçekleşti. Seminer sırasıyla, Antik Mağusa Vakfı Başkanı Resmiye Canaltay, Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail ve Gazimağusa Belediye Başkanı İsmail Arter’in konuşmalarıyla başladı. Meme sağlığı ile ilgili farkındalık yaratmak, bilinci artırmak ve erken tanının önemine dikkat çekmek için gerçekleştirilen seminerde, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ve Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hasan Besim katılımcılara, meme kanseri, türleri, görülme sıklığı, meme kanseri ile ilişkili risk faktörleri ve belirtileri hakkında bilgiler verdi. Günümüzde Meme Kanserine Bağlı Ölümler Azalıyor Meme kanserinin, çeşitli mutasyonlar ya da hücre sağlığı ve çoğalması ile ilgili genlerde, nedeni her zaman belli olmayabilen anormal değişimler sonucunda ortaya çıkabilen bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Besim, çoğu meme kanserinin nedeninin belli olmamakla birlikte, sıklıkla, genetik materyaldeki (DNA) bir değişiklik ya da bozulmanın etken olabildiğini, DNA değişikliklerine ise sıklıkla yaşam biçimimiz, yaş ve karşılaştığımız kanserojen faktörlerin sebep olduğunu söyledi. Kadınlarda en fazla görülen kanser türü olan meme kanserinin, kadınlardaki tüm kanserlerin %25-30’unu oluşturduğunu, kanserden ölümlerin ise %20’sinden sorumlu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Besim, özellikle 50’li yaşlarda giderek artan bir özellikte olan hastalığın sadece kadınlarda değil, seyrek de olsa erkeklerde de görülebildiğini, 1990 yılından bu yana ise meme kanseri kaynaklı ölüm oranlarının giderek azalan bir eğilim izlemesinin yüz güldürücü olduğunu söyledi. Meme Kanseri Risk Faktörleri Meme kanserleri için pek çok bilinen risk faktöründen bazılarının değiştirilemezken bazılarının kontrol altında tutulabileceğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Besim, kadın olmanın en önemli etken olarak kabul edildiği faktörlerden değiştirilemeyenler arasında yaş, ailede meme kanseri öyküsü, kişisel meme kanseri öyküsü, kanser dışındaki meme hastalıkları, önceden göğüs bölgesine radyoterapi alınması ve yoğun meme dokusunun sayılabileceğini belirtti. Prof. Dr. Hasan Besim kontrol edilebilen risk faktörleri ile ilgili olarak ise şunları söyledi; “Meme kanserleri gelişimine etki eden diğer faktörler arasında ise uzun yıllar alınan hormon replasman tedavisi, menstrüel öykü, emzirme öyküsü, obezite ve alkol kullanımı sayılabilir. Alkol de meme kanseri gelişimi açısından bir risk faktörü olarak tanımlanmakta ve tüketilen alkol miktarı arttıkça risk de artmaktadır.” Meme Kanseri Belirtileri Konuşmasında kendi kendine muayenenin önemine de değinen Prof. Dr. Hasan Besim, 20 yaş üzerindeki her kadının ayda bir kez, adet döneminden ortalama 1 hafta sonra, kendi memesini elle ve gözle muayene etmesi gerektiğine dikkat çekti. Meme kanserlerinin belirtilerinden bahseden Prof. Dr. Hasan Besim, ele gelen kitle, meme başında çekilme, çukurlaşma, akıntı, kızarıklık, döküntü, cilt değişiklikleri farkedilmesi durumunda hemen konu ile ilgili bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Meme Kanserinde Erken Tanı ile Tedavi Mümkün Konuşmasının sonunda, normal bir kiloya sahip ve fiziksel olarak aktif olmak ile sınırlı alkol kullanımının meme kanserinden korunmak için alınabilecek önlemler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hasan Besim, yine de meme kanserinden %100 korunmanın kesin bir yöntemi bulunmadığını, buna rağmen tüm kadınların meme kanseri olmaları durumunda erken tanı ile tedavi edilebilme şansını yitirmemeye dikkat etmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Yakın Doğu Üniversitesi Araştırmacıları Kıbrıs’a Özgü Yeni Bir Örümcek Türü Keşfetti… Yeni Türe “Günsel” Adı Verildi…

Yakın Doğu Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü araştırmacıları Yakın Doğu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinasyon Kurulu (BAP) tarafından desteklenen “Kuzey Kıbrıs’ın Örümcekleri” adlı proje kapsamında adanın kuzeyinde yürüttükleri arazi çalışmaları neticesinde yeni bir örümcek türü buldu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Kuzey Kıbrıs’ın Örümcekleri” projesini yürüten araştırmacıların Beşparmak Dağlarında yer alan ormanlık ve çalılık alanlarda yaptıkları arazi çalışması sırasında, örümceklerin yer aldığı “Araneae” takımının “Dysderidae” familyasına ait “Harpactea günselorum” adında yeni bir örümcek türünü keşfettikleri belirtildi. Yeni keşfedilen örümcek türüne “günselorum” ismi verildi. Yakın Doğu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Salih Gücel ile Doç. Dr. Özge Özden Fuller, Ege Üniversitesinden Prof. Dr. Bayram Göçmen ile Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsü Araknolog Kadir Boğaç Kunt’un yer aldığı projede, keşfedilen yeni örümcek türünün tüm dünyada “günselorum” ismiyle anılacağı ve literatürde yer alacağı belirtildi. Kalavaç Köyü ve Alevkayası Civarında Tespit Edildi… Proje yürütücülerinden Prof. Dr. Salih Gücel, Yakın Doğu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinasyon Kurulu tarafından desteklenen “Kuzey Kıbrıs’ın Örümcekleri” adlı proje kapsamında Beşparmak Dağlarında yer alan ormanlık ve çalılık alanların zemininde bulunan nemli yaprak döküntülerinin içlerini yaşam alanı olarak seçen yeni türü keşfettiklerini söyledi. Yeni türün genel olarak Beşparmak Dağlarının hemen hemen tamamında yaygın olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gücel, ilk tespitlerinin Kalavaç Köyü ve Alev Kayası civarından olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Gücel, ‘Harpactea günselorum’un türünün adanın güneyinde, Trodos dağlarında mevcut olup olmadığını ileride yapılacak arazi çalışmaları neticesinde kesinleşeceğini şu an için tahminlerine göre dağılımının Beşparmak Dağları ile sınırlı olduğu yönünde olduğunu söyledi. Örümcek Familyasında Yeni Bir Tür Olarak Tescillendi… Keşfettikleri türün örümceklerin yer aldığı “Araneae” takımının “Dysderidae” familyasına ait olduğunu anlatan Prof. Dr. Salih Gücel, Zoobank’ta yeni bir tür olarak tescillendiğini belirtti. Bu familyaya ait örümceklerin genel olarak Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’da dağılım gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Gücel, “Orta Asya, Kuzey Avrupa ve Kafkasya’da yaşayan türleri de olmasına rağmen genel olarak Akdeniz’e yakın coğrafyaları tercih ediyorlar. Familyanın Dünya genelinde 24 cinse ait yaşayan 568 türü var” dedi. Bilim Dünyasına Kazandırılan Yeni Türe “Günsel” Adı Verildi… Yeni türün ismini araştırma grubunun ortak kararı olarak “günselorum” koyduklarını belirten Prof. Dr. Gücel, bu ismi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yüksek öğretime ve bilimsel çalışmalara destek veren Yakın Doğu Üniversitesi kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel ve ailesine ithafen verdiklerini söyledi. Verilen ismin dünya var oldukça yaşamaya devam edeceğine vurgu yapan Prof. Dr. Gücel, Keskin, böceğin “Harpactea günselorum” olarak “Serket” dergisinde yayımlandığını aktardı. Kıbrıs’a Özgü İki Tarantula Türünün Tıpta Kullanılması Olanakları Araştırılıyor… Yeni türün Kıbrıs adasının canlı çeşitliliği arasında en az çalışılmış olanı örümcekler olduğunu belirten Prof. Dr. Salih gücel, Yakın Doğu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinasyon Kurulu birimine yaptıkları başvuru sonucu aldıkları kabul sayesinde gerçekleştirdikleri proje ile bilimde bir eksikliği gidermeye başladıklarını kaydetti. Gelecekte örümceklerin insan yararına kullanılabilecek özelliklerini araştırmaya devam edeceklerini ifade eden Prof. Dr. Gücel, şu an Kıbrıs’a özgü iki Tarantula türünün zehirlerinin tıpta kullanılması olanaklarını araştırdıklarını ayrıca örümcek ağının biyolojik yapıştırıcı veya biyolojik iplik gibi kullanım olanaklarını araştırmayı da planladıklarını sözlerine ekledi. Doç. Dr. İrfan S. Günsel: “Bilim Dünyasına Kazandırılan Yeni Keşfin Heyecanını Yaşıyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi’nde görev yapan araştırmacıların meslektaşlarıyla birlikte ülkemiz doğasında yaptığı araştırmalar sonucu Kıbrıs’a özgü buldukları yeni örümcek türünü bilim dünyasına kazandırmış olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Ülkemizin hayvansal biyolojik çeşitliliğinin bir örneği olarak bu yeni türün dünya literatüründe yerini almasının da gurur verici olduğunu ifade eden Doç. Dr. Günsel, “Ülkemizdeki böcek biyo-çeşitliliğini tespit etmek için Yakın Doğu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinasyon Kurulu tarafından desteklenen projede görev alan tüm araştırmacıları tebrik ediyorum. Bu araştırmalar sahip olunan biyo-çeşitliliğin bilinmesini sağlarken, bulunan bu türlerin gelecekte sistematik, ekolojik, tarımsal ve tıbbi olarak kullanılabilir olup olmadıklarını tespit edecek araştırmalara da üniversite olarak desteğimiz sürecektir. Yeni bulunan türe Günsel ailesinin ismi verilmesi de bizim için ayrı bir gurur ve mutluluk kaynağı olmuştur. Dünya standartlarındaki eğitim ve alt yapı olanaklarımızla bilimsel araştırma ve yayınlarla, bölge coğrafyasında bilim üreten bir merkez olmak için çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Yakın Doğu Üniversitesinde “Kişilerarası İletişimde İki Yaşamsal Beceri: Dinleme ve Konuşma” Konulu Seminer Düzenledi…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nde periyodik olarak her hafta düzenlenen “Üniversitede Yaşam” dersi kapsamında düzenlenen akademik etkinlikler çerçevesinde Doç. Dr. Ahmet Güneyli konuk olarak etkili iletişim üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, İletişim Fakültesi Turuncu Amfi’de düzenlenen etkinlikte, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Güneyli “Kişilerarası İletişimde İki Yaşamsal Beceri: Dinleme ve Konuşma” başlığı altında bir seminer gerçekleştirdi. Kişilerarası İletişimde İki Yaşamsal Beceri “Dinleme ve Konuşma” Fakülte öğretim üyelerinin yanı sıra öğrencilerin büyük ilgi gösterdiği seminerde Doç. Dr. Güneyli, doğumla birlikte başlayan iletişim ihtiyacı üzerinde durarak etkili iletişim kurmak için gerekli özeliklere vurgu yaptı. Etkili iletişim kurmak için konuşma kadar iletişimde bulunduğumuz bireyleri doğru dinlemenin önemine de işaret eden Doç. Dr. Güneyli, hayatımızın her sürecinde kişilerarası iletişimde yetişkin olarak sağlıklı iletişim kurabilmek için diyaloglarımızda çocukların ve ergenlerin kendilerine güvenlerini sağlayacak mesajlar vermesi gerektiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Güneyli sunumu sırasında kullanılan kelimelerin özenle seçilmesinin etkili iletişim kurmakta oldukça önem arz ettiğinin de altını çizdi. Seminer sonunda, Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç Dr. Fevzi Kasap tarafından Doç. Dr. Ahmet Güneyli’ye teşekkür belgesi takdim edildi.
tercih robotu