Öğretmenler Günü Hatırası

Yakın Doğu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Fotoğrafçılık ve Kameramanlık ÖnLisans Bölümü Öğretmenler Günü nedeniyle “Öğretmenler Günü Hatırası” adı altında bir etkinlik düzenliyor 23 Kasım 2018 cuma günü İletişim Fakültesi Fotoğraf Stüdyosu’nda 10:00-16:00 saatleri arasında gerçekleşecek etkinliğe katılacak öğretmenlerimize bu önemli günün anısına portre fotoğrafları çekilerek armağan edilecektir. Randevu için telefon no: 05428586886

En İyi Bilimsel Araştırma Ödülleri Yakın Doğu Üniversitesinin…

Doç. Dr. İrfan S. Günsel: “Bilimsel Özgürlük Misyonuyla 4. Nesil Üniversite Olma Yolunda İlerliyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacıları Tıp, Eczacılık, Veterinerlik, Hemşirelik, Matematik ve Psikoloji alanlarında yapmış oldukları araştırmalarla 2018 yılında 7 uluslararası, 1 ulusal kongrede “Araştırma Ödülleri” aldılar. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, I. Uluslararası III. Uluslararası Doğuma Hazırlık Eğitim ve Kongresi, 54. Ulusal Psikiyatri Kongresi, 2. Uluslararası Veteriner Mikrobiyoloji Kongresi, XXXVIII. Uluslararası Türk Mikrobiyoloji Kongresi, XXIII. Bitkisel İlaç Hammaddeleri Toplantısı, 2. Uluslararası Hücre Ölümü Araştırma Kongresi, 7. EKMUD Uluslararası Kongresi ile Nörodejenerasyon/Nörorejenereasyon Çalıştayı’nda Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının sözlü ve poster bildiri ödülleri aldıkları belirtildi. Araştırmacılar, aynı zamanda Kıbrıs’a özgü yeni bir örümcek türünü keşfederek bilim dünyasına kazandırdı. Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ile birlikte araştırmalarıyla ödül alan akademisyenleri kabul ederek tebrik etti. Kabulde konuşan Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, özgürce bilim üreten bir üniversite olmanın önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Bilimsel Özgürlük, İnterdisipliner Çalışma ve Pozitif Motivasyon” Kabulde ilk sözü alan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, elde edilen başarıları, uzun yıllar birlikte yürütülen interdisipliner çalışmalara ve araştırmalara destek veren yönetim anlayışına bağlı olduğunu belirtti. Hedef kitlelerinin genç araştırmacılar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şanlıdağ, “2018 yılı içerisinde sekiz tane kongreden başarıyla döndük. Bu başarılar, genç araştırmacılara verilen önemin ve desteğin yanında onları nitelikli bilim insanlarıyla bir araya getirmenin bir yansıması olarak görüyoruz” dedi. Üniversite olarak genç akademisyenleri destekleme kararlılıklarını sürdüreceklerini, lisansüstü öğrenci oranlarını artıracaklarını ifade eden Prof. Dr. Şanlıdağ, bilim üreten kampüs olma yolunda emin adımlarla yürüdüklerini kaydetti. Doç. Dr. İrfan S. Günsel: “4. Nesil Üniversite Olma Yolunda İlerliyoruz…” Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel de, üniversitelerin kamu yararı için bilgiyi arayan, üreten, ileten, yayan özerk bir öğretim ve araştırma merkezleri olduğunu belirterek, genç akademisyenlerin üniversitelerine sahip çıkmalarının sonucu olarak başarıların elde edildiğini söyledi. Ait olduğu toplum ve dünyaya bilimsel açıdan tutarlı ve nitelikli bir eğitim sağlamakla yükümlü olduklarını dile getiren Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, bu ülkeyi ayakta tutanların araştırmacılar olduğunu belirtti. Ülkenin ana gelir kaynağının turizmden ziyade eğitim olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Günsel, Yakın Doğu Üniversitesinde yapılan araştırmaların ülke prestijini de yukarıya çektiğini söyledi. İnsanların bir yere ait olmasının önemine de değinen Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, “Güçlü şekilde yayınlarınız ile dile getirilirseniz iz bırakmış olursunuz. O zaman da güçlü bir üniversitenin mensupları oluruz. İnsanlar hep bir yerlere ait olmak isterler. Özellikle de güçlü yerlerde var olmak isterler. Güçlendikçe daha çok insanı çekersiniz ve çığ gibi katlanarak bu büyürsünüz. Biz de giderek güçleniyor ve büyüyoruz” diye konuştu. Araştırmalarıyla ödül alanları tek tek tebrik eden Doç. Dr. İrfan Günsel, her bir ödülün üniversitenin tüm mekanizmalarının iyi çalışan bir organizma olduğunun bir göstergesi olduğunu dile getirerek, 4. Nesil Üniversite olma yolunda ilerleyen Yakın Doğu Üniversitesi’nin Avrupa şampiyonlukları, patentleri, araştırmaları ve yeni türlere isimler vermiş bilimsel yayınlar yapan bir üniversite olarak aranan ve tercih edilen bir üniversite olduğunu kaydetti. Ulusal/Uluslararası Araştırma Ödülleri… Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarından Prof. Dr. Gülşen Vural ile Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder’in hazırlamış olduğu, “Doğuma Hazırlık Eğitiminin Primar Kadınların Doğum Planlarına ve Doğum Planlarının Doğum Sürecine Etkisi” konulu deneysel çalışma, I. Uluslararası III. Uluslararası Doğuma Hazırlık Eğitim ve Kongresi’nde Sözlü Sunum Birincilik Ödülü aldı. Yrd. Doç. Dr. Güner Ekiz’in Astragalus Sikloartlarının Endofik Funguslarla Biyotransformasyonu başlıklı bildirisi XXIII. Bitkisel İlaç Hammaddeleri Toplantısı’nda Sözlü Sunum Birincilik Ödülü kazandı. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Prof. Dr. Evren Hınçal, Doç. Dr. Kaya Süer, Yrd. Doç. Dr. Bilgen Kaymakamzade, Arş. Gör. Farouk Tijani Saad, Arş. Gör. Nazife Sultanoğlu’nun yürüttüğü, ‘Kıbrıs’ta HIV Salgınının Matematiksel Bir Model Kullanılarak Analizi’ konulu çalışması En İyi Araştırma İle Sözlü Sunum Birincilik ödülü aldı. Doç. Dr. Kerem Teralı 2. Uluslararası Hücre Ölümü Araştırma Kongresi’nde En İyi 2. Sözel Bildiri Ödülü alırken, Prof. Dr. Mehmet Çakıcı, Prof. Dr. Ebru Çakıcı ve Yrd. Doç. Dr. Meryem Karaaziz de, “KKTC’de Erişkin Bireylerde Disosiyatif Belirtilerin Yaygınlığı, Risk Faktörleri ve Akültürasyon ile İlişkisi” konulu araştırma ile 54. Psikiyatri Kongresi’nde Üçüncülük Ödülü kazandı. Prof. Dr. Selim Aslan, Yrd. Doç. Dr. İsfendiyar Darbaz, Yrd. Doç. Dr. Osman Ergene ile Yrd. Doç. Dr. Hüban Göçmen ise “ Kuzey Kıbrıs Damascus Keçilerinde, Postpartum Döneminde Meme Sağlığı ve Süt Kalitesi Parametrelerinin Araştırılması konulu araştırmayla 2. Uluslararası Veteriner Mikrobiyoloji Kongresi’nde En İyi Sözlü Sunum Ödülüne layık görüldü. Prof. Dr. Nedim Çakır, Doç. Dr. Kaya Süer, Doç. Dr. İlker Etikan, Uzm. Dr. Selin Özcem, Arş. Gör. Emrah Güler de, Enterobacteria’larda GSBL salınımı ile Beta-laktam dışı Antibiyotiklere Çoğul Direnç arasındaki ilişkiyi inceledikleri çalışmalarıyla Türkiye EKMUD Uluslararası Kongresi’nde Poster İkincilik Ödülü aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Merkezi (DESAM) ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Seda Vatanserver, Doç. Dr. Eda Becer ile Doç. Dr. Emil Mamadov’un ortak projesi olan ‘Sünnet derisi kök hücrelerinin nörojenik seri hücrelerine farklılaşma potansiyelleri’ adlı çalışma da, Nörodejenerasyon/Nörorejenereasyon Çalıştayı’nda sözlü Sunum Birincilik Ödülüne layık görüldü. “Günselorum” Literatüre Geçti… Prof. Dr. Salih Gücel ile Doç. Dr. Özge Özden Fuller de, Beşparmak Dağlarında yer alan ormanlık ve çalılık alanlarda yaptıkları arazi çalışmaları sonucunda Kıbrıs’a özgü yeni bir örümcek türü keşfederek günselorum adıyla literatüre geçirdi.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Küçük Kalplerde Büyük Mucizeler Gerçekleşiyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Tarafından Dünya Prematüre Günü Dolayısıyla Etkinlik Düzenlendi.  “Küçük Kalpler Büyük Mucizeler” Sloganıyla Gerçekleştirilen, Prematüre Doğanlar, Aileleri, Hekimler ve Hemşirelerin Bir Araya Geldiği Etkinlikteki Konuşmalarda, Tüm Doğumların Yenidoğan Yoğum Bakım Servisi Bulunan Hastanelerde Gerçekleşmesi Gerektiğinin Önemine Dikkat Çekildi.  Etkinlik Sonunda Yaşları 0 – 4 Arasında Değişen Çocuklara Günün Anısına Hediyeler Dağıtıldı, Hatıra Fotoğrafları Çekildi. Doç. Dr. Ceyhun Dalkan;  “Ülkemizin En Modern ve En Donanımlı Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi’nin Yer Aldığı Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, Prematüre Bebeklere Üst Düzey Sağlık Hizmetleri Sunuluyor.” Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı ve Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi sorumlu hekimi Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, prematüre bebekler ve sorunlarıyla ilgili olarak farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlikte günün anlam ve önemine yönelik gerçekleştirdiği konuşmada, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakım servisinin sahip olduğu gelişmiş tıbbi imkânlar, deneyimli hekim ve hemşire kadrosu ile prematüre bebeklere üst düzey sağlık hizmetlerinden bahsetti.  Bebeklerin sağ salim doğup büyüdüklerini görmekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, “Bu bebekler erken dünyaya gelmeleri nedeniyle solunum, beslenme, büyüme, gelişme ve görme ile ilgili pek çok sorunla karşılaşabiliyorlar.  Onlar bizler için “Küçük Kalpler Büyük Mucizeler”.  Bu yüzden bu bebeklerin yenidoğan yoğun bakım hizmeti verebilen tam donanımlı merkezlerde özel bakım almaları gerekmektedir.” dedi. Sorumlu Hemşire Nesrin Özyıldırım;  “Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ekibi Olarak Oldukça İddialıyız.” Etkinlikte söz alan Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi Sorumlu Hemşiresi Nesrin Özyıldırım ise prematüre bebekler ve aileleri ile birlikte büyük bir aile haline geldiklerini, 500 – 600 gram doğan bebeklerin bugün sağlıklı bir şekilde yürüyor ve koşuyor olmasının büyük bir başarı ve gurur kaynağı olduğunu ifade etti.  “Prematüre bebekler avuç içi kadar büyüklükte ve hayati risklerle doğuyor.  Bu yüzden prematüre bebekler sadece tam donanımlı merkezlerde ve yenidoğan hekimi ile ekibinin ellerinde güvende olabileceklerdir.  Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ekibi olarak bu konuda oldukça iddialıyız.” dedi. Uzm. Dr. Emel Erkuş Sirkeci, “Aileler, Erken Doğan Bebeklerin Bakılabileceği Merkezlerde Doğum Yapmalıdır.” Etkinlikte söz alan ve kısa bir süre önce prematüre doğum yapan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Emel Erkuş Sirkeci ise yenidoğan yoğun bakım ekibi sayesinde çok zorlu bir sürecin üstesinden gelebildiklerini, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ekibinin yemeden, içmeden, gece gündüz demeden, prematüre bebekleri hayata kazandırmak için ellerinden gelenin fazlasını yaptığını söyledi.  Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin güçlü alt yapısı ve hekim kadrosu ile prematüre bebeklerin hayatta kalma imkânlarını arttırdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Emel Erkuş Sirkeci, bu sebeple erken doğan bebeklerin mutlaka yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kontrol altına alınması gerektiğini belirtti.  Uzm. Dr. Emel Erkuş Sirkeci, “Erken doğan bebekler yenidoğan yoğun bakım hekiminin ellerindeyse güvendedir.  Aileler, erken doğan bebeklerin bakılabileceği merkezlerde doğum yapmalıdır.” ifadelerini kullandı. Yapılan konuşmaların ortak paydası erken veya zamanında oluşuna bakılmaksızın, tüm doğumların, yenidoğan yoğun bakım servisi bulunan hastanelerde gerçekleştirilmesi gerektiği oldu.  Etkinliğe katılan prematüre doğanlar ve aileleri gerçekleştirilen bu anlamlı organizasyon dolayısıyla, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne ve yenidoğan yoğun bakım sorumlu hekimi Doç. Dr. Ceyhun Dalkan nezdinde emeği geçen tüm ekibe teşekkürlerini iletti.

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrencileri Kıbrıs Uyuşmazlığını ve Müzakere Süreçlerini Yuvarlak Masa Toplantısı ile Düzenleyerek Değerlendirdi…

Yakın Doğu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü öğrencileri, Uluslararası İlişkiler Kuramı dersi kapsamında Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK) Yabancı Diller Birimi Editörlerinden Yurdakul Cafer ile adadaki uyuşmazlığı ve Kıbrıs’ta süregelen müzakere süreçlerini yuvarlak masa toplantısı yaparak irdeledi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nur Köprülü’nün yürüttüğü ders çerçevesinde gerçekleştirilen toplantıda öğrenciler, Kıbrıs’ta sürdürülen Kıbrıs sorunu çözüm müzakere süreçlerini tarihsel boyutuyla ele aldı. Öğrenciler ayrıca, adada süregelen müzakere sürecinin altı ana başlık olan Yönetim ve Güç Paylaşımı, Güvenlik ve Garantiler, Ekonomi, AB ile ilgili konular, Toprak ve Mülkiyet başlıklarını ve müzakerelerde gelinin son aşamayı değerlendirdiler. Kıbrıs’ta Yabancı Aktörlerin Rolü ile Hidrokarbon Krizi Tartışıldı… BRTK Yabancı Diller Editörü Yurdakul Cafer öğrencilere yönelik yaptığı konuşmasında öncelikle adada 1950’li yıllardan bu yana süregelen uyuşmazlık konusunda tarihsel bir giriş yaparak, 50 yılı aşkın bir süredir Kıbrıs’ta süregelen müzakere süreçlerini mercek altına aldı. Geçtiğimiz yıl İsviçre’de gerçekleştirilen Mont Pelerin, Cenevre ve Crans Montana Zirvelerinin sonuçlarını Yurdakul Cafer ile birlikte istişare eden öğrenciler ayrıca Kıbrıs’ta Birleşmiş Milletler (BM), BM Barış Gücü (UNFICYP), Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği (AB) gibi devlet ve devlet-dışı aktörlerin rollerini ve etkilerini uluslararası sistem düzeyinden bakarak analiz etme imkanı buldular. Yakın zamanda Akdeniz açıklarında yer alan hidrokarbon yataklarının paylaşımının yarattığı krizlerle ilgili sorular yönelten öğrenciler, uluslararası ilişkilerin değişen ve karmaşıklaşan yapısına çok boyutlu bakış açılarının getirilmesi gerekliliğine işaret ettiler. Öğrenciler Uyuşmazlıkları Çözme Becerilerini Geliştiriyor… Bu tür toplantılar aracılığı ile öğrencilerin diplomasinin en temel araçlarından biri olan müzakere tekniklerinin Kıbrıs meselesinin çözümünde nasıl yürütüldüğünü inceleme olanağı bulduklarını ifade eden İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. Şerife Z. Eyüpoğlu, aynı zamanda uyuşmazlıkları çözme becerilerinin geliştirildiğine dikkat çekti. Öğrenciler Kıbrıs Meselesinin Nasıl Şekillendiğini Tartışma Fırsatı Buldu… Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nur Köprülü de, bu etiknlikle öğrencilerin uluslararası aktörler ve değişen uluslararası siyaset çerçevesinde Kıbrıs meselesinin yeniden nasıl şekillendiğini tartışma olanağı buldu. Gerçekleştirdikleri toplantının önemine değinen Doç. Dr. Köprülü, öğrencilerin derslerde edindikleri kuramsal arka planın uluslararası ilişkiler alanında nasıl hayata geçtiğine ilişkin bilgi ve tecrübe sahibi olmalarını sağlamak ve bu çerçevede Kıbrıs konusu gibi toplumlararası uyuşmazlıkların çözümünde diplomasi ile haber gazeteciliği gibi meslekleri yakından incelemek amacı ile bu tür faaliyetleri gerçekleştirdiklerine işaret etti. Doç. Dr. Köprülü, sorunların barışçıl yollardan çözülmesini amaç edinen BM gibi uluslararası kuruluşların hem Kıbrıs özelinde hem de dünya ölçeğindeki etki alanlarını dünyanın birçok farklı coğrafyalarından ülkemize gelen öğrencilerle ve onların kendi birikimleri, özgün deneyimleri ışığında paylaşmanın öğrencilerin gerek Kıbrıs’a yönelik gerekse uluslararası sisteme yönelik perspektiflerini çeşitlendirdiğine vurgu yaptı.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Tarafından Hazırlanan “Söz’ün Son Kadını: Bedia Hanım” Belgeseli’nin Gösterimi Makedonya’da Gerçekleştirildi…

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümü tarafından hazırlanan Kıbrıs’ın ilk kadın gazetecisi olan Bedia Okan Göreli’nin gazeteciliğe başlama öyküsünün anlatıldığı “Sözün Son Kadını-Bedia Hanım” adlı belgesel filmin gösterimi, Makedonya Fon Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, 3. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali kapsamında Makedonya Fon Üniversitesi’nde gerçekleşen gösterime, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Menderes Demir ve heyeti yanısıra, üniversitenin mütevelli heyeti başkanı, büyük kentlerin belediye başkanları, sanatçılar, öğretim üyeleri ve öğrenciler de katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü tarafından hazırlanan, “Sözün Son Kadını: Bedia Hanım” adlı belgesel uzun bir araştırma süreci sonucunda, Doç. Dr. Fevzi Kasap yönetiminde Ömer Evre ve Zeyde Yalıner Örek tarafından hazırlandı. Film Yurt Dışından Davetler Aldı… Genel Yönetmenliğini Yakın Doğu Üniversitesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fevzi Kasap’ın yaptığı belgeselde, Kıbrıs’ın ilk Türk kadın gazetecisi Bedia Okan Göreli’nin hayatı ele alındı. Drama Yönetmenliğini Ömer Evre’nin ve Görüntü Yönetmenliğini Zeyde Yalıner Örek’in üstlendiği belgeselin Türkiye gösterimlerinden sonra film yurtdışından davetler aldı. Belgeselin İngilizce ve Rusça altyazı ile değişik ülkelerde gösteriminin planlandığını belirten Doç. Dr. Fevzi Kasap, bu sayede belki de dünyada mesleğin ilk kadın temsilcileri arasında yer alan gazeteci Bedia Okan Göreli’yi değişik ülkelerin de tanımasını sağlayabileceklerini vurguladı.

Dr. Fazıl Küçük’ün Anısına Düzenlenen Sergi 15 Ocak’ta…

– Kıbrıs Milli Mücadele Tarihi Sergisi – Milli Tarih Müzesi 2020’de Açılacak – Sanatçılarımız Milli Mücadelemizi Sanatlarıyla Tasvir Edecekler Yakın Doğu Üniversitesinde kurulan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi ile Milli Tarih Müzesi ortaklığında “Dr. Fazıl Küçük ve Millî Mücadele” temalı sergi düzenleniyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden yapılan açıklamada, gerek Kıbrıs Türkü’nün varlığını dünyaya duyurmak gerekse de Milli Tarih Müzesinin envanterini zenginleştirmek amacıyla ülkemiz sanatçıları tarafından hazırlanacak olan “Dr. Fazıl Küçük ve Milli Mücadele” sergisinin, Kıbrıs Türk toplumu liderlerinden Dr. Fazıl Küçük’ün 35. ölüm yıl dönümü münasebetiyle 15 Ocak 2019 tarihinde Kıbrıs Modern Sanat Müzesine bağlı Yakın Doğu Üniversitesi Sanat Merkezinde açılacağı duyuruldu. Dr. Fazıl Küçük ve Milli Mücadele Sergisine Ülkemiz Sanatçılarına Eserleri İle Katılım Çağrısı… Kıbrıs Türklerinin başlattığı istiklal mücadelesinin büyük önem arz ettiğini ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’in Sanat Danışmanı ve Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Hastürk, ülkemiz tarihi açısından önem taşıyan ve 15 Ocak’ta açılacak olan “Dr. Fazıl Küçük ve Milli Mücadele” sergisine, gerek milli mücadele yılları gerekse Dr. Fazıl Küçük’ü anlatan resim, heykel, fotoğraf, seramik ve o yıllara özgü objelerle katkıda bulunması için tüm sanatçılara çağrı yaptıklarını belirtti. Yrd. Doç. Dr. Hastürk, sergiye katılmayı arzu eden sanatçıların sergi ile ilgili detaylı bilgileri belirtilen iletişim adreslerinden alabileceğini belirterek, sergide yer alacak eserlerin ise 2020’de açılacak olan Milli Tarih Müzesi envanterine kaydedilerek ileriki nesillere aktarımının sağlanacağını söyledi. Prof. Dr. Ali Efdal Özkul: “Yakın Doğu Üniversitesi Bu Topraklara Kökleşerek Mücadele Mirasına Sahip Çıkmayı Vefa Borcu Bilir…” Yakın Doğu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Milli Tarih Müzesi Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, Kıbrıs Türk halkının 445 yıldır varoluş mücadelesi verdiği bu topraklarda köklerini, kültürel değerlerini, koruyarak, sahiplenerek, tarihe mal olmuş mücadele mirasını nesilden nesile aktararak bugünlere kadar geldiğini belirterek Yakın Doğu Üniversitesinin de yüzyıllardır bu mücadele mirasının bir eseri olduğunu söyledi. Çalışanı, mezunu ve öğrencisi ile on binlere ulaşan Yakın Doğu Ailesinin de, tıpkı tüm Kıbrıslı Türkler gibi kendisine bu tarifsiz değerdeki mücadele mirasını bırakanlara sonsuz bir vefa borcu olduğunu belirten Prof. Dr. Özkul, “Yakın Doğu Üniversitesi olarak kuruluşumuzdan bu yana attığımız her adımı, üst üste koyduğumuz her taşı anlatırken hep kökleşmeyi hedefledik” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’in kendilerine yön verirken “Her gün daha da kökleşin, adamıza öyle bir kök salın ki bizleri buralardan söküp atmak imkânsız olsun, toplum kendini daha güvende hissetsin, gençler köklerinin gücünden güç alsın” diye öğütler verdiğini anlatan Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, Yakın Doğu Üniversitesinin hem bilime hem sağlığa hem de sanata yaptıkları her yatırımın altında bu temel felsefenin yer aldığını kaydetti. Kurucu Rektör Dr. Suat İ. Günsel’in öngörüsü ve vizyonuyla, Kıbrıs Türk varlığını tescilleyen önemli bir mihenk taşı olarak Kıbrıs Modern Sanat Müzesinin hayata geçirildiğini aktaran Prof. Dr. Özkul, hem gençlere hem de gelecek kuşaklara kendimizi daha iyi anlatabilmek, onların kendilerini daha iyi tanımlayabilmeleri için 2016 yılında Milli Tarih Müzesi kurulması için çalışmalara başlandığını aktardı. Kıbrıs Türkü’nün Mücadelesini Görsellerle Canlandıracak Milli Tarih Müzesi 2020 Yılında Kapılarını Açacak… Milli Tarih Müzesi ile ilgili olarak da bilgiler veren Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, müzenin 2020 yılında ziyarete açılacağını bildirdi. Prof. Dr. Özkul şöyle konuştu: “Müzemiz, Kıbrıs Türkü’nün tarihi 1570-71 Kıbrıs’ın fethiyle başlatılarak İngiliz sömürge dönemi, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne geçiş ve ana tema olan 1955’ten günümüze Millî Mücadele yılları yer alacak şeklinde düzenlendi. Kıbrıs Türkü’nün adaya gelişinden bugüne görsel ve işitsel malzemelerin yer alacağı müzede o döneme ait giysi, silah, taşıt gibi malzeme yanında yine döneme ait önemli tarihsel belgeler de sergilenecek. Milli Tarih Müzemiz 2020 yılında kapılarını ziyaretçilere açacaktır.” Sergiye Katılım ve Detaylı Bilgi için İletişim… Hazırlık aşaması devam eden “Dr. Fazıl Küçük ve Milli Mücadele Sergi”sine katkıda bulunmak isteyen sanatçıların Milli Tarih Müzesi Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul ile Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Hastürk’e 0392 2236464/5251 no’lu telefon numarasından veya aliefdal.ozkul@neu.edu.tr ile mustafa.hasturk@neu.edu.tr mail adreslerinden ulaşılabilirler.

Diyabetten Korunmak İçin Sağlıklı Beslenin Egzersiz Yapın

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Özgür SİRKECİ, Erken Teşhis Edilip Gerekli Önlemler Alındığı Takdirde, Günümüzde En Önemli Sağlık Sorunlarından Biri Olan Diyabet ve Buna Bağlı Birçok Hastalığın Yıllar İçerisinde Kontrol Edilebilir Hale Gelebileceğini İfade Etti. Uzm. Dr. Özgür SİRKECİ; “Diyabet, Kalp, Böbrek, Göz, Mide ve Bağırsak Hastalıklarının Yanında, Nörolojik Rahatsızlıklara da Yol Açıyor.” Şeker hastalığının günümüzde en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özgür SİRKECİ, diyabetin görülme sıklığının gittikçe arttığını, örneğin Türkiye çapında yapılan bir araştırmada diyabet sıklığının %13.7 olarak tespit edildiğini söyledi. Şeker hastalığının sadece kan şekeri yüksekliği anlamına gelmediğini de belirten Uzm. Dr. SİRKECİ, diyabetin yıllar içerisinde kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar ile göz hastalıklarına yol açtığını bildirdi. Sağlık Sorunlarındaki Artışın Temel Nedeni Düzensiz ve Sağlıksız Beslenme Sağlık sorunu sıklığının giderek artmasının temel nedeninin, düzensiz ve sağlıksız beslenme ve buna bağlı olarak görülen obezite olduğunu belirten Uzm. Dr. Özgür SİRKECİ, diyabetin sadece diyetsel ve hareketli bir yaşam tarzı ile önlenebilir, gelişimi geciktirebilir bir hastalık olduğunu, obezite ve sedanter yaşam tarzının ise şeker hastalarının en büyük düşmanı olduğunu söyledi. Erken Teşhisle Yıllar İçerisinde Oluşabilecek Diyabete Bağlı Hastalıklar Kontrol Edilebilir Erken teşhis edilip gerekli önlemler alındığı takdirde yıllar içerisinde oluşacak birçok diyabete bağlı hastalığın kontrol edilebilir hale geleceğini anlatan Uzm. Dr. Özgür SİRKECİ, bu yüzden özellikle karın çevresi geniş, kilolu, kilo vermekte zorlanan, ailesinde şeker hastalığı hikâyesi olan kişilere, mutlaka sağlıklı yaşam tarzını benimsemnin yanında, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmaları önerisinde de bulundu. En Sık Görülen Diyabet Tipi “Tip 2 Diyabet” Uzm. Dr. Özgür SİRKECİ sözlerine şöyle son verdi; “Temel olarak iki tip diyabet olmakla birlikte özel diyabet tipleri de mevcuttur. Fakat en sık görüleni, obezite ve insülin direnci ile ilişkili olanı Tip 2 Diyabet’tir. İnsülin direnci kan tetkikleri ile ölçülebilir, hastanın karın çevresinin geniş olması, obezite varlığı ile tahmin edilebilir bir parametredir. Tip 2 Diyabet’in gelişiminde temel rolü oynayan insülin direncinin ortadan kaldırılması ile diyabetin gelişiminin önlenmesinde büyük bir adım atılmış olur. Sadece diyet ve egzersiz, bazen de eklenebilecek birtakım ilaçlarla kontrol edilebilecek bir durum haline gelir. Özetle diyabet önlenebilir bir hastalıktır, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ise sağlıklı yaşamanın temel yapı taşlarıdır”.

Erzurum’da Yeni Keşfedilen “Geven Otu” Türüne Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış’ın İsmi Verildi…

“Bilime Yön Veren 100 Türk” arasında gösterilen Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış’ın adı uzun yıllardır üzerinde çalıştığı baklagiller familyasından “Geven Otu” olarak bilinen ve bilimsel adı Astragalus olan bitkinin yeni keşfedilen türüne verildi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgide, Erzurum’da bulunan yeni türe Hacettepe Üniversitesi Botanik Profesörü Ali Dönmez ve asistanı Zübeyde Uğurlu Aydın tarafından 30 yılı aşkın bir süredir Astragalus türlerinin kimyasını belirleme üzerine yaptığı önemli çalışmalar nedeniyle Prof. Dr. İhsan Çalış’ın isminin verildiği belirtildi. Yeni geven türü bundan böyle tüm dünyada “Astragalus İhsancalisii” olarak anılacak. Dönmez & Uğurlu adıyla dünya botanik literatürüne giren “Astragalus İhsancalisii” Erzurum yöresine has bir endemik tür olarak Türkiye florasında yerini aldı. Prof. Dr. İhsan Çalış’ın adını yeni türe veren Botanik Profesörü Ali Dönmez ve Zübeyde Uğurlu Aydın’ın bitki ile hazırladığı makalesi Berlin’de basılan dünyaca tanınmış Willdenovia dergisinde yayımlandı. İlaç Sanayisinde Kullanılıyor… Bilim dünyasına kazandırılan “Astragalus İhsancalisii” gibi geven türlerinden elde dilen bileşiklerin bağışıklık sistemini düzenleyici, idrar söktürücü, kuvvet verici ve antikanser etkilerinden dolayı ilaç olarak kullanılıyor. Antioksidan özelliği yüksek olan bitki, selenyum açısından çok zengindir. Uzak Doğu’da Geleneksel Çin Tıbbı’nda ve Japonya’da Kampo ilaçları arasında Astragalus membranaceus türü kullanılıyor. Türkiye, İran, Irak ve Suriye ise başlıca üretim alanlarıdır. Prof. Dr. İhsan Çalış: “Bitkiye Adımın Verilmesinden Dolayı Şükran Borçluyum…” Adının yıllardır çalıştığı Astragalus türlerinden birine verilmesinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Prof. Dr. İhsan Çalış, “Bu cinsin yeni keşfedilen türüne adımın verilmesi bu cinsin kimyasının aydınlatılmasına yaptığım çabalardan dolayıdır. Bitkiye adımı veren çalışmanın yazarları olan Haccettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Ali sönmez ve Dr. Zübeyde Uğurlu Aydın’a şükran borçluyum” dedi. Astragalus türleri üzerinde çalışmalarının 1990’lı yıllara başladığını dile getiren Prof. Dr. Çalış, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)’da askerlik görevini yapan bir doktora öğrencisi olan Dr. Murat Zor’un bir gün elinde üç kök parçası ile gelmesi ile ilk kimyasal çalışmalarına başladığını ve bu köklerden hazırlanan ekstreyi kullanan lösemili bir hastanın kan tablosunda görülen olumlu değişiklikler görüldüğünü anlattı. Astragalus Bitkisi Türlerinden 100’e Yakın Bileşiği Bilim Dünyasına Kazandırdı… Yaptıkları çalışmalarla 20’ye yakın Astragalus türünden 100 civarında bileşik elde ettiklerini belirten Prof. Dr. Çalış, “Bunların 74’ü sikloartan yapısında bileşik olup, 36’sı ise yeni bileşik olarak bilime kazandırıldı. Bu çalışmaları, SCI kapsamında yer alan bilimsel dergilerde 20’den fazla makalemle bilim dünyasına tanıttım. Fitokimyasal çalışmalar yanında, bağışıklık sistemi üzerindeki etkinlikleri yanında, çok farklı biyoaktivite çalışmaları diğer araştırıcılar tarafından da incelenmeye başlandı. Kimyasal türevlendirme ve biyotransformasyon çalışmaları ile antikanser aktiviteye sahip türevler yanında telomeraz enziminin aktivasyonunu sağlayan etkin moleküller üretilmeye başlandı” şeklinde konuştu.

38 Sanatçının 103 Eserinden Oluşan “Cumhuriyet Sergisi” Kıbrıs Sanat Merkezinde Açıldı…

Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ün Ölüm Yıldönümü Anısına 15 Ocak’ta Sergi Açılacak.. 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Yakın Doğu Üniversitesinde kurulan Kıbrıs Modern Sanat Merkezi’ne bağlı Kıbrıs Sanat Merkezi’nde, 38 sanatçının farklı tekniklerle hazırladığı 103 eserden oluşan “Cumhuriyet Sergisi” Başbakan Tufan Erhürman tarafından açıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde bulunan Kıbrıs Sanat Merkezi’nin üçüncü sergisine ev sahipliği yaptığı etkinliğe, başta Başbakan Tufan Erhürman olmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel, Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan Günsel, Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ümit Hassan, rektör yardımcıları, dekanlar, sanatçılar, sanatseverler ile misafirler katıldı. Küratörlüğünü Doç. Dr. Erdoğan Ergün’ün yaptığı, farklı tekniklerle hazırlanan resim, heykel, seramik, baskı resim ile fotoğraf gibi eserlerden oluşan Cumhuriyet Sergisi, 30 Kasım tarihine kadar ziyarete açık olacak. Sergi açılışında Başbakan Tufan Erhürman Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu ile Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç birer konuşma yaptı. Prof. Dr. Erdal Aygenç; “Farklı Tekniklerle Farklı Kişiliklerin Bir Araya Geldiği Bir Sergi…” Cumhuriyet Sergisi açılışında ilk sözü alan Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Aygenç, Yakın Doğu Üniversitesinde resimle uğraşan 38 farklı dil, farklı kişiliklerin bir araya gelerek farklı teknikler kullanarak karma bir sergi oluşturduğunu söyledi. Sanat neyi anlatır düşününce ilk olarak “Sanat neyi yansıtır?” sorusunu sormak gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Aygenç, “Sanat gerçekliği yansıtır ancak bizim her gün karşı karşıya kaldığımız ve herkesin bir anda algıladığı bir gerçeklilik değildir. Sanatın gerçekliği görünenin ötesindeki gerçekliğin peşinde koşmak ve onu algılamaktır. Sanatı anlamak da anlatmak da sözcüklerle mümkün değil, duyarlılıkla mümkündür. Duyarlılığımızı sergide yaşayalım” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu: “Farklı Düşünceler ve Duyguları İzleyeceğiz…” Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu da, Cumhuriyet Sergisi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanı anısına açıldığını belirterek, sergide ressamların iç dünyası, düşünceleri ve duygularının anlatıldığını söyledi. Serginin Yakın Doğu Üniversitesi’nde kurulan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi çerçevesinde yapılan bir etkinlik olduğunu dile getiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sadıkoğlu, sergilenen eserlerin hepsinin özel olduğunu ve bu eserlerin ilk kez bu sergide sergilendiğini kaydetti. Dünya uygarlık tarihinde sanata önem verildiğini anlatan Prof. Dr. Sadıkoğlu, “Atatürk, eğer bir ulus resim yapmıyorsa, heykel yapmıyorsa, bilim yapmıyorsa geleceğe ilerleyemez demiştir. Dünyada eğitim, bilim, araştırma, inovasyon, teknoloji ve sağlıkta imzasını bırakan Yakın Doğu Üniversitesi de sanat ve kültüre büyük önem veriyor. Kıbrıs Modern Sanat Müzesi çerçevesinde yapılan bütün etkinlikler Kıbrıs Türk kültür ve sanatının uluslararası boyutta tanınmasında öneminin artması, kültür ve sanatın gelecek tarihe götürülmesinde, sanat eserlerinin muhafaza edilmesinde ve sistemli olarak kayıt altına alınması da önemli olacaktır” dedi. Mücadele Tarihi Liderleri Anısına Sergi Açılacak… Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fahrettin Sadıkoğlu, Kıbrıs Modern Sanat Müzesi etkinlikleri çerçevesinde Kıbrıs Türk mücadele tarihi liderlerimiz olan Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Raif Denktaş anısına da sergiler açılacağını belirterek ilk serginin 15 Ocak tarihinde gerek Yakın Doğu Üniversitesinde çalışan gerekse de ülkemiz sanatçılarının katılımı ile Kıbrıs Türk Mücadele tarihi liderlerinden Dr. Fazıl Küçük’un ölüm yıldönümü nedeni ile bir sergi açılacağını da ifade etti. Prof Dr. Sadıkoğlu sanata verdiği vizyon ile maddi ve manevi desteklerinden dolayı Kurucu Rektör Dr. Suat Günsel ile Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel’e teşekkürlerini sundu. Başbakan Tufan Erhürman: “ Varoluşumuzu Ürettiklerimizle Belgeleyebiliriz…” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetin’nin kuruluş yıldönümünde “Cumhuriyet Sergisi” fikrinin çok anlamlı olduğu dile getiren Başbakan Tufan Erhürman ise, halkların ürettikçe var olduğuna vurgu yaptı. Sanatın Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde asli unsurlardan biri olduğunu belirten Başbakan Erhürman, “Varoşlumuzu ancak ürettiklerimizle belgeleyebiliriz. Bir halkın var oluşu ne ürettiği ile ilgilidir. Üreten hiçbir zaman yok olmaz. Üretim de çoğu zaman maddi olarak değil, sanatsal kültürel üretim olarak da var olmalıdır. Kıbrıs Türk halkı her alanda daha çok üretmek, daha kaliteli üretmek, ürettiklerini dünyayla daha çok paylaşmak ve ben varım demek yükümlülüğü altındadır. Bu sorumluluğu hep birlikte daha fazla çalışarak yerine getireceğimize inancım tamdır” dedi. Dört ay önce Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’nin temelini attıklarını ve daha sonra geçici binasının hizmete girmesiyle beşinci sanatsal etkinliğe katıldığını dile getiren Erhürman, Yakın Doğu Üniversite’ni sanata gösterdiği vizyondan dolayı kutlayarak, Yakın Doğu ailesine mensup 38 sanatçının eserlerinin görme fırsatı bulacakları Cumhuriyet Sergisi için de sanatçıları tebrik etti.
tercih robotu