Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyelerinin Doğum Alanında Yaptığı Çalışmalar Uluslararası Kongre’de Birincilik Ödülü Aldı…

Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Serap Tekbaş ve Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder İzmir, Çeşme’de düzenlenen I. Uluslararası 3. Ulusal Doğuma Hazırlık Eğitimi ve Eğiticiliği Kongresi’nde sözel bildiri dalında 1’incilik ödülüne layık görüldü. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, “Yeni Kavramlar, Yeni Fikirler, Yeni Teknikler” ana teması ile gerçekleştirilen kongrede, Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder, Prof. Dr. Mesut Yalvaç ve Prof. Dr. Gülşen Vural ile birlikte yaptığı ‘Doğuma Hazırlık Eğitiminin Primipar Kadınların Doğum Planlarına ve Doğum Planlarının Doğum Sürecine Etkisi: Yarı Deneysel Çalışma’ başlıklı çalışmasıyla sözel bildiri dalında birincilik ödülü kazandı. Doğum ve doğuma hazırlık eğitimciliği alanına gönül vermiş birçok hemşire, ebe, kadın-doğum uzmanı, öğretim üyeleri, psikolog, fizyoterapist, aile hekimi, doula ve doğum koçlarınının katılımı ile gerçekleştirilen kongrede, Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder’in Uzm. Hem. Tülay Demiray ile yaptığı ‘Perinatal Kayıp Sonrası Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi ve Prekonsepsiyonel Bakım’ adlı çalışma ise sözel bildiri olarak sunularak, tam metin olarak kongre bildiri kitabında yer alacak. Doğumda En fazla Destek Yürüme Sırasında İsteniyor… Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder, Prof. Dr. Mesut Yalvaç ve Prof. Dr. Gülşen Vural’ın, doğuma hazırlık eğitiminin primipar kadınların doğum planlarına ve doğum planlarının da doğum sürecine etkisini değerlendirmek amacıyla yarı deneysel tipte yaptığı çalışmada, doğum planları ve süreci araştırıldı. Çalışma, Kuzey Kıbrıs’ın Lefkoşa merkezinde yer alan en geniş kapsamlı 2 hastanenin antenatal polikliniğine başvuran primipar kadınlar arasında 35 deney ve 35 kontrol olmak üzere 70 kadından oluşmuştur. Deney grubu 8 hafta süren hamile pilatesi destekli doğuma hazırlık eğitimine tabi tutulmuş ve doğum planı hazırlandı. Kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmadı. Deney grubu hastaneye doğum için gelmeden önce en fazla; ‘duş alma, kasılmaları 5-10 dakika bir geldiğinde hastaneye gitme ile enerji veren yiyecek ve içecek tüketme’ gibi tercihlerinin olduğu ve bu tercihlerinin çoğunu gerçekleştirebildiği belirlendi. Deney grubu kadınların en fazla doğumda destek almak istedikleri kişiye (80.6%) ve yürüme/pozisyon değiştirmeye (90.3%) yönelik istekleri gerçekleştirdi. Ayrıca, deney grubunun kontrol grubuna göre, planlı sezaryenın daha az ve doğum deneyiminden daha fazla memnun olduğu doğumda daha fazla destek aldıkları doğum ağrısı ile daha fazla baş etme tekniği kullandıkları bebekle ilk temas ve ilk emzirme zamanının daha erken olduğu bulundu. Dünya’da Gebeliklerin %15-20’si Spontan Düşük Nedeniyle Kaybediliyor… Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarpkaya Güder, Uzm. Hem. Tülay Demiray ile yaptığı ‘Perinatal Kayıp Sonrası Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi ve Prekonsepsiyonel Bakım’ adlı çalışmada ise Perinatal kayıpların kürtaj, terapötik kürtaj, düşük, ani bebek ölümü sendromu ve fetal ölümleri kapsamakta ve gebeliklerin ortalama %30’unu etkilediği tespit edildi. Dünya genelinde 2015 yılı için yenidoğan ölüm oranı 1000 canlı doğumda 19 olarak belirlenirken, dünyada gebeliklerin %15-20’si spontan düşük nedeniyle kaybediliyor. Yapılan çalışmalara göre, perinatal kayıp sonrası birçok psikolojik sorunlar yaşanmakta ve yeni bir gebeliğe kadar prekonsepsiyonel bakıma çok fazla gereksinim duyulmaktadır. Prekonsepsiyonel bakım, çocuk sahibi olmadan önce eşlerin sağlığını geliştirmeyi amaçlayan koruyucu bir sağlık hizmeti türü olup, tarama ile tedavinin yanı sıra danışmanlık kavramını da içermektedir. Perinatal kayıp sonrası, bireylere sağlanan prekonsepsiyonel bakım; sadece fizyolojik duruma değil, aynı zamanda psikososyal sağlığa odaklanan bütüncül bir yaklaşımdır. Kişilerarası İlişkiler Psikoterapi (KİPT); kısa süreli özellikle kişilerarası sorunlara odaklanan depresif belirtilerin azalmasını ve kişilerarası işlevselliğin düzelmesini hedefleyen bir psikoterapidir. Sonuç olarak prekonsepsiyonel bakım kapsamında KİPT geliştirilmeli ve hemşireler başta olmak üzere tüm sağlık profesyonelleri prekonsepsiyonel danışmanlığa kapsamlı olarak katkı sağlamalı diye düşünülmektedir. ‘Baba ile Ten-Tene Temasın Yenidoğan ve Baba Üzerine Etkileri’ Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Serap Tekbaş’ın kongrede sözlü bildiri olarak sunduğu ‘Baba ile Ten-Tene Temasın Yenidoğan ve Baba Üzerine Etkileri’ adlı çalışmasına ilişkin yapılan açıklamada ise doğum sonrası ilk saatler in yenidoğanın fizyolojik ve psikolojik olarak dış ortama uyumu, bağlanmanın ve ebeveyn-bebek ilişkisinin başlatılması, ebeveynlerin yeni rollerine alışmalarını kolaylaştırmak açısından önemli olduğu dikkate çekildi. Çalışmalarda ten-tene temasın ebeveyn ve bebek arasındaki bağlanmayı olumlu yönde etkilediği ve bağlanma sürecini daha erken başlattığı, bebeklerin fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişimini katkı sağladığı görüldüğü vurgulandı. Araştırmalarda doğum sonrası dönemde baba ile ten-tene temasın babalarda bakım veren duyarlılığını daha fazla geliştirebildiği, babaların temel beceriler kazanmasına ve ebeveynlik rolüne daha kolay adapte olmalarını sağladığı görüldüğü de belirtildi.

Yakın Doğu Üniversitesi, Wadf World Dance Championship” Dünya Dans Yarışmasına Ev Sahipliği Yaptı.

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı ve Türkiye Yoga Federasyonu iş birliği ile düzenlenen “WADF World Dance Championship” dans yarışması Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, “WADF World Dance Championship” dans yarışması Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde Hiphop, Show Latin, Sosyal Latin Dans, Thertal Dans, Latin ve Standart Dans, Latin Solo Dans, Yoga Agana Bayanlar ve Yoga Agana Erkekler kategorilerinde izleyicilerin coşkulu katılımıyla gerçekleştirildi. Yarışmanın sonunda dereceye giren katılımcılara ödülleri, Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Doç. Dr. Hakan Atamtürk, Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanı Hasan Senin ve Türkiye Yoga Federasyonu Başkanı Muharrem Aydoğan tarafından verildi. Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı Doç. Dr. Hakan Atamtürk, ülkemizde dans yarışması kültürünün benimsenmesi adına ilerleyen dönemlerde çok daha katılımcı bir şekilde bu tarz organizasyonlara ev sahipliği yapılacağını belirtti. Yarışma da Dereceye Girenler Şöyle Hiphop Kategorisi 1. Cranberries Dance Studio 2. Unity Dance Crew Show Latin Kategorisi 1.Sergen Özbay Dance Studio 2. NEU Dance School Sosyal Latin Dans Kategorisi 1. Nezihe Erken & Sergen Özbay 2. Paras Hyper & Seray Selan 3. Mertcan Yılmaz & Ayşe Thertal Dans Kateorisi 1. Laren Hastunç Latin ve Standart Dans Kategorisi 1. Kravets Maksym & Popova Maria 2. Alisya Özkoççatlı & Hasan Murat Sirhan 3. Yurdanur Karavezirler & Çağan Ecevit 4. Nisan Asşehitoğlu & Ersin Serdarlılı</ td> Latin Solo Dans Kategorisi 1. Rishko Andrey 2. Silenco Tetiana Yoga Agana Erkekler Kategorisi 1. Naseh Samadi Yoga Agana Bayanlar Kategorisi 1. Birsen Özışık 2. Bajacaz Emine Hordan 3. İsminaz Bektaş  

Kıbrıs Modern Sanat Müzesi Kapsamında “Yakın Doğu Üniversitesi Sanat Merkezi”’nde Mustafa Hastürk’e Ait Retrosspektif Resim Sergisi Başbakan Tufan Erhürman Tarafından Açılacak…

Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsünde Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’ne bağlı hizmet vermeye başlayan dört galeriye sahip olan Sanat Merkezi, Feryal Sükan’a ait serginin ardından 2 Kasım’da Mustafa Hastürk’e ait Retrospektif Resim sergisine ev sahipliği yapıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi Binası’nda kurulan Sanat Merkezi’nde yer alacak olan serginin açılışı 2 Kasım 2018, saat 18.30’da Başbakan Tufan Erhürman tarafından yapılacak. Mustafa Hastürk’e ait Retrospektif Resim sergisi, 12 Kasım tarihine kadar saat 10:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Sanat Merkezi, Mustafa Hastürk’ün Retrospektif Resim sergisinin ardından, 15 Kasım’da da Yakın Doğu Üniversitesi sanatçılarının karma sergisine ev sahipliği yapacak. Daha Çok Sanatçıyı Seyirciyle Buluşturmayı Amaçlıyor… Sanat Merkezi, yurtdışından ve Kıbrıs Türk sanat tarihinde yerini almış sanatçılar ile sanat dünyasında genç yeteneklerin sergilerinin sanatseverlerle buluşmalarını sağlarken, düzenlenecek kişisel ve karma sergilerle, özellikle genç sanatçılara verilecek destekle, ülkede bir sanat piyasasının oluşmasının da zemini oluşturulacak. Halkın sanat üretim sürecini bizzat yaşayarak kendi yaratıcı gücünü keşfetmesi sağlanacağı Sanat Merkezi ile sanata olan ilgi ve sevginin içselleştirilmesine de katkıda bulunulacak

Aşılama ile Çocuğunuzu Bulaşıcı Hastalıklardan Koruyun

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, Tıbbın Sağladığı En Önemli Katkıların Başında Gelen Aşıların Ölümleri Azaltmasıyla Birlikte, Aşılamadaki Amacın, Sakatlık ve Ölüme Neden Olabilecek Enfeksiyonlara Karşı Çocukları ve Erişkinleri Korumak Olduğunu Belirtti. Geleceğimiz Olan Çocuklarımızı Aşılarken Öncelikli Olarak Hayati Önem Taşıyabilecek Enfeksiyonlara Karşı Aşılama Yapılmasına Dikkat Edilmesi Gerektiğini İfade Eden Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, Aşılama için Harcanan Paradan Daha Fazlasının, Aşılanmayan Çocukların Hastalanma, Sakatlanma ve Ölümlerinin Engellenmesine Harcanıldığını İfade Etti. Dünya’da 5 Yaş Altı Çocuk Ölümlerinin %25’i Aşılama ile Önlenebilir 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tıptaki gelişmeler sayesinde insanlığın kabusu haline gelen mikropların, yol açtığı enfeksiyonların ve bulaşıcı hastalıkların artık insanoğlu için tehdit oluşturmadığını söyleyen Doç.Dr. Ceyhun Dalkan, buna en önemli örneğin, yaygın aşılama ile artık ortadan kaldırılan çiçek hastalığı olarak verilebileceğini belirtti. Aşılama ile hem aşılanan kişinin enfeksiyondan, hem de toplumun bir salgından korunduğunu söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, günümüzde dünyada yılda 7.7 milyon olan 5 yaş altı çocuk ölümlerinin %25’inin aşılama ile önlenebilir hastalıklardan kaynaklandığını ifade etti. Aşı Vücudun Bağışıklık Kazanmasını Sağlayan Biyolojik Bir Ürün Aşıların insan ve hayvanlarda hastalık yapabilecek virüs, bakteri ve mikroplara karşı enfeksiyon geçirmeden vücudun bağışıklık kazanmasını sağlayan bir biyolojik ürün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, aşıların mikropların salgıladığı zehirleri (toksinleri), hücre yapılarındaki parçaları, ölü veya etkisi azaltılmış mikropları içerdiğini ifade etti. Bebeklere Aşıların Zamanında ve Eksiksiz Yapılması Önemli Aşılama için harcanan paradan çok daha fazlasının, aşılanmayan çocukların hastalanma, sakatlanma ve ölümlerinin engellenmesi için harcandığını söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, aşıların ince uçlu iğne yoluyla kas içine, cilt altına veya ağıza damlatma şeklinde yapıldığını belirtti. Aşıların bebekleri bulaşıcı hastalıklardan koruduğunu da söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, aşıların hastalığı geçirmeden bağışıklık kazandırdığını ifade ederek, bebeklerin aşılarının zamanında ve eksiksiz yapılmasının önemini vurguladı. Aşılar Belli Periyoda Göre Uygulanmalı Bebeklerin doğdukları andan itibaren rutin öneriler doğrultusunda aşılanması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, önerilen aşı takvimine uygun olarak doğumda Hepatit B aşısının ilk dozu; 1. Ayda, ikinci dozu; 2. Ayda, 5’li karma aşı (difteri, boğmaca, tetanoz, inaktifpolio, menenjit) ve zatüre aşılarının ilk dozu; 4. Ayda, 2. dozları; 6. Ayda, Hepatit B’nin, 5’li karmanın ve zatüre aşılarının 3. dozu; 12. Ayda, zatüre’nin 4. dozu, KKK (kızamık-kızamıkçık-kabakulak), suçiçeği ve Hepatit A aşılarının ilk dozu; 18-24 ay arasında, 5’li karmanın 4. dozu, Hepatit A’nın 2. dozu; 4-5 yaş arasında, KKK ve su çiçeği’nin 2. dozu ve Td (erişkin tip difteri, tetanoz) aşısının ilk dozu; ilkokul, 8. Sınıfta ise Td’nin ikinci dozu olarak yapıldığını belirtti. Aşılamadan Sonra Ateş ve Hafif Enfeksiyon Gibi Yan Etkilerin Görülmesi Doğal Aşılama yapılırken aşılamadan sonra yaşanılan ateş ve hafif enfeksiyon gibi yan etkilerin gelişebileceğini söyleyen Doç. Dr. Ceyhun Dalkan, ayrıca aşıların içeriğinde bulunan koruyucu maddelerin çocuklar için toksik olabileceğini ve uzun dönemde istenmeyen yan etkilerinin görülebileceğini belirtti.

Yakın Doğu Üniversitesi’nde “Kaygılar ve Korkular” Semineri Düzenlendi…

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Dekanlığı, Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği ve İstanbul Psikanaliz Derneği işbirliği ile düzenlenen psikanaliz günleri kapsamında ‘Kaygılar ve Korkular’ konulu seminer düzenledi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Atatürk Kültür ve Kongre Merkezinde iki gün süren ve uzman psikologlar tarafından farklı konu başlıklarının ele alındığı ‘Kaygılar ve Korkular’ seminerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti genelindeki tüm üniversitelerden öğrenciler katılım gösterdi. Seminerin ilk gününde Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Refia Erosal ve İstanbul Psikanaliz Derneği adına Talat Parman açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Seminerin ilk oturumunda Bengü Berkmen ‘Korkuyorum Sana Aşktan Söz Etmeye’, Talat Parman ise ‘Kaygılar Korkular’ konuları hakkında konuştu. İkinci oturumda, Zehra Karaburçak Ünsal ‘Tekinsiz’, Eşmen Tatlıcalı da ‘Korku, Kaygı, Kime Aitsiniz?’ başlıklı sunumları yaptı. Üçüncü oturumda ise Funda Akkapulu tarafından ‘Korkuyorum Anne’, Nergis Güleç tarafından ‘Erken Dönem ve Kaygılar’ adlı konular hakkında konuştu. Son oturumda ise Niyazi Kızılyürek tarafından ‘Kayıp Özne: Kıbrıslı Türklerin Hazin Serüveni’ hakkında bilgiler aktarıldı. Seminerin ikinci gününde öğrencilerin en çok ilgi duyduğu klinik olgu sunumları üzerinde duruldu. Çağla Akarsel, Şerife Hilkat, Mehmet Akça ve İpek Uçkan tarafından çocuk, ergen ve yetişkin olarak olgu sunumları gerçekleştirildi. Refia Erosal: ‘Etkinliğe Ev Sahipliği Yapan Yakın Doğu Üniversitesi’ne Sonsuz Teşekkürler…’ Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Refia Erosal, dernek olarak bu yıl Yakın Doğu Üniversitesinde gerçekleştirdikleri psikanaliz günlerinin gerek öğrenciler gerekse alanda çalışan ruh sağlığı çalışanları tarafından büyük ilgi gördüğünü belirtti. Katılımcılarla etkinlik sonunda yapılan değerlendirme toplantısında aldığıkları olumlu geri bildirimlerle psikanaliz günlerinin katılımcılar için ne kadar önemli olduğunu gördüklerini dile getiren Erosal, “Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği olarak Yakın Doğu Üniversitesinin etkinliğimize ev sahipliği yaparak öğrenciler ve uzmanların bu etkinlikten faydalanmasına olanak sağladıkları için teşekkür ederiz” dedi. Doç. Dr. Dudu Özkum Yavuz: “Öğrencilerin Ufkunu Açan Seminerlere Desteğimiz Sürecek” Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Dekanı Doç. Dr. Dudu Özkum Yavuz, Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği’nin alandaki öğrencilere rehberlik ettiğini, Yakın Doğu Üniversitesinde de benzer sempozyum ve kongrelerin sıklıkla gerçekleşmesi, bu tarz etkinliklere katılım ve organizasyonuna katkı konulacak her konuda Öğrenci Dekanlığı olarak destek verileceğini söyledi.

Dünya Gıda Günü Kapsamında Yakın Doğu Üniversitesi’nde Etkinlik Düzenlendi…

Yakın Doğu Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü ev sahipliğinde, Kıbrıs Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (KTMMOB) Gıda Mühendisleri Odası işbirliği ile “16 Ekim Dünya Gıda Günü” nedeniyle etkinlik düzenlendi. Yakın Doğu Üniversitesi İrfan Günsel Kongre Merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, gıda tüketimi konusunda konuşmalar yapıldı. Ayrıca, “Zeytinyağı: Dünyanın Sağlıklı Gıdası” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, etkinliğin açılış konuşmasını yapan KTMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sıdıka Can, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün bu yıl 16 Ekim Dünya Gıda Günü için belirlediği başlık olan “Açlığı Nasıl Yok edebiliriz” kapsamında öneriler sundu. Sıdıka Can, daha az kaynakla daha fazla üretim yapabilmek, yerli üretimlerin desteklenmesi gibi mesajları ülkemiz gerçeklerine uyarlamamız gerekliliğine dikkat çekti. KKTC’de Sürdürülebilir ve Verimliliği Yüksek Tarım Politikalarının Geliştirilmesi Şart… Can, senelerdir ciddi kuraklıktan kaynaklanan su sıkıntıları ile mücadele eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, sürdürülebilir ve verimliliği yüksek tarım politikalarının geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Zeytinyağı’nın Kültürel Özellikleri ile Sağlık Üzerine Etkileri Konuşuldu… Etkinlik kapsamında, Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Semih Ötleş ise TC, KKTC ve dünya için vazgeçilmez bir gıda olan zeytinyağının bilinçli tüketimi konusunda farkındalık sağlamak amacıyla “Zeytinyağı: Dünyanın Sağlıklı Gıdası” başlıklı sunumunu yaptı. Sunumda, zeytin ve zeytinyağının kültürel özelliklerinden ve sağlık üzerine etkilerinden bahsetti.

Yakın Doğu Üniversitesi’nde Yeni Hayata Geçirilen “Üniversitede Yaşam” Dersi İlk Etkinliğini Düzenledi…

Yakın Doğu Üniversitesi’nde Yeni Hayata Geçirilen “Üniversitede Yaşam” Dersi İlk Etkinliğini Düzenledi… Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde eğitim veren bölümlerin 1. sınıf öğrencilerine yönelik içerisinde bulunduğumuz akademik dönemde hayata geçirilen “Üniversitede Yaşam” dersinde, öğrencilere Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kültürel ve tarihsel yapısı öğrencilere tanıtıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halka İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Üniversitede Yaşam dersinin ilk etkinliğine konuk olan Kıbrıs Türk Rehberler Birliği Başkanı Yusuf Nidai, öğrencilere Kıbrıs adasının kültürel yapısı doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleri hakkında sunum yaptı. Sunum kapsamında öğrenciler, Lefkoşa, Mağusa, Girne, Güzelyurt, Lefke bölgelerinin tarihi ve turistik oluşumları ile ilgili bilgi edinmelerinin yanı sıra, Kıbrıs’a ilişkin kültürel zenginlikler ve Kıbrıs mutfağı ile ilgili fikir sahibi oldular. Sunum esnasında bir grup öğrenci sergiledikleri akustik canlı müzik performansında kültürel müziklere de yer vererek etkinliğe renk kattı. Eğitim gördükleri kent ve ülke ile ilgili kapsamlı bilgi edinme şansı bulan öğrenciler keyifli bir ders geçirdi. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 2018-2019 Güz akademik döneminde ders müfredatına eklenen “Üniversitede Yaşam” dersi ile fakülteye yeni gelen öğrencilere, üniversite yaşamını ve kampüs olanaklarını tanıtmak, ayrıca öğrencileri üniversite yaşamına entegre etmek hedefleniyor.

Temizlik Malzemeleri ve Kişisel Bakım Ürünleri Soluduğumuz Havayı Olumsuz Etkiliyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Allerji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Finn Rasmussen ve Dr. Ali A. Uzan, Ev Temizliğinde Kullanılan ve Çeşitli Kimyasallar İçeren Temizlik Malzemeleri ile Saç Spreyi ve Parfüm gibi Kişisel Bakım Ürünlerinin Soluduğumuz Hava, Dolayısıyla da Sağlığımız Üzerinde Olumsuz Etkileri Olduğunu Söyledi. “Sağlığımızı korumak için ev, okul ve işyerlerinde temizlik şarttır. Ancak sabun, deterjan, ağartıcı ve cila gibi temizlik malzemeleri ile kişisel bakım ürünleri çoğunlukla zararlı kimyasallar içermektedir.” diyen Prof. Dr. Finn Rasmussen, Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacıların yakın zamanda, saç spreyi, oda parfümleri, pestisitler, yapıştırıcılar ve konvansiyonel temizlik ürünleri gibi günlük kullanım malzemelerinin kısa bir süre öncesine kadar atmosferde en büyük hava kirliliğinin kaynağı olduğuna inanılan arabalarla aynı oranda kirlilik yarattığını öne süren bir makale yayınladıklarını bildirdi. Sabun, cila ve dezenfektan gibi temizlik malzemelerinin genellikle uçucu ve yarı uçucu organik bileşikler denilen kimyasallar içerdiğini ve astım, allerji, kanser, doğum kusurları, hormonal bozukluklar gibi birçok sağlık sorununa katkısı olabildiğini belirten Prof. Dr. Finn Rasmussen, bu ürünlerin aynı zamanda sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu da ifade etti. Yeşil veya doğal olarak tanıtılan ürünlerin bile sağlık sorunlarına neden olabilecek içerikler ihtiva edebildiğini hatırlatan Prof. Dr. Finn Rasmussen, bilinçli bireylerin bu tür ürünlere maruz kalma riskini sınırlandırabileceğini, kullanım öncesi ürünler üzerindeki tüm bilgi verici etiketlerin okunarak, kullanım talimatlarına uyulması gerektiğini belirtti. Temizlik Malzemelerinin Sağlığımız Üzerindeki Etkileri Temizlik malzemelerinin ve kişisel bakım ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki etkileri ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Finn Rasmussen, birçok temizlik malzemesi ve ev eşyasının gözleri veya boğazı tahriş edebilecek, baş ağrısına neden olabilecek özelliğe sahip olduğunu, bazılarının ise yanıcı veya aşındırıcı içerik ihtiva etmesi nedeniyle gözlerde, deride ve yutulması halinde boğaz ve yemek borusunda ciddi yanıklara yol açabileceğini söyledi. Klorlu ağartıcı ve amonyak içeren zehirli içeriklerin biraraya gelmesi sonucu açığa çıkan zehirli gazların ise gözlerde, burun, boğaz ve ciğerlerde tahriş edici etkisi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Finn Rasmussen, astım, akciğer ve kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin bu gazların olumsuz etkilerinden korunması gerektiğini ifade ettiği açıklamalarına şöyle devam etti; “Yeni karıştırılmış ağartıcı veya amonyak içeren diğer ağartıcı ürünlerin biraraya gelmesi ile açığa çıkan gazların solunması, kronik solunum problemlerine ve hatta ölüme bile yol açabilmektedir. Öte yandan hala bu kimyasalların astım ve diğer solunum yolu hastalıkları olan kişiler üzerindeki etki dereceleri konusunda yapılan araştırmalar yeterli düzeyde değildir. Bununla birlikte geçmiş çalışmalar, temizlik malzemelerinin kullanımı nedeniyle kimyasallara maruz kalmanın, mesleki astım ve diğer solunum yolu hastalıkları ile karşı karşıya kalınmasına sebep olduğunu göstermektedir.” Bu yıl Amerikan Toraks Derneği’nin “Amerikan Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” dergisinde yayınladığı yeni bir araştırmaya göre, temizlik hizmetlerinde çalışan veya düzenli olarak temizlik ürünleri kullanan kadınların akciğer fonksiyonlarında, temizlik yapmayan kadınlara göre zayıflama geliştiğini bidiren Prof. Dr. Finn Rasmussen, açıklamalarına şöyle devam etti; “Norveç Bergen Üniversitesi’nde, 20 yıldan uzun bir süredir, 6.235 kişi üzerinde yapılan araştırmalarda, düzenli olarak temizlik ürünleri kullanan kadınların akciğer fonksiyonlarında endişe verici performans düşüşleri geliştiği tespit edilmiştir. Benzetme yapmak gerekirse, bu 10 ile 20 yıl arasında bir süre zarfında günde 20 sigara içmekle ifade edilebilir. Araştırmacılar tarafından, bu tür kimyasal içerikli ürün kullanımından kaçınılarak, temizliğin basit mikrofiber bezler ve su ile yapılması önerilmektedir.” Zararlı Kimyasallar İçeren Ürünlerin Kullanım Alanları Kimyasal ve zehirli madde içeren temizlik malzemeleri ve ev ürünlerinin kullanım alanları ile bilgiler veren Dr. Ali Uzan ise bunlar arasında sağlık, güzellik ve temizlik ürünleri de dahil olmak üzere Aerosol spreyler, hava temizleyici spreyler, beyazlatıcı ürünler, çamaşır ve bulaşık deterjanları, kuru temizleme kimyasalları, halı ve döşeme temizleyicileri, mobilya ve zemin cilası ile fırın temizleyicilerin sayılabileceğini, ancak zararlı kimyasalların bunlarla sınırlı olmadığının da akılda tutulması gerektiğini söyledi. Pek çok temizleyiciye, özellikle çamaşır deterjanlarına ve yumuşatıcılara eklenen koku verici esansların, hassas kişilerde veya alerji ve astım hastalarında solunum yolu tahrişi, baş ağrısı, hapşırma ve göz sulanması gibi akut etkilere neden olabileceğini belirten Dr. Ali Uzan, İngiltere’deki Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü’nün, koku verici esans endüstrisinde kullanılan maddelerin üçte birinin toksik olduğunu ortaya koyduğunu, fakat bu esansların kimyasal formüllerinin ticari sır olarak kabul edilmesi nedeniyle şirketlerin malzeme içeriklerini belirtmeye gerek duymaksızın, sadece “koku verici esans” olarak etiketlediklerini söyledi. Temizleyicilerdeki diğer bileşenlerin düşük akut toksisiteye sahip olabileceğine değinen Dr. Ali Uzan, kanser veya hormon bozukluğu gibi uzun sürede ortaya çıkan sağlık sorunlarının da sebebi olabileceğini bildirdiği açıklamalarına şöyle devam etti; “”Hormon bozucu” olarak adlandırılan kimyasallar, hormonların etkilerini bloke veya taklit ederek vücudun doğal kimyasal mesajlarına müdahale edebilir. Yapılan araştırmalar bazı deterjan ve temizleyicilerde kullanılan alkilfenol etoksilatların hormon estrojenini taklit ettiğini göstermiştir. APE p-nonilfenol olarak adlandırılan genel temizlik maddelerinin bir test tüpü çalışması ise östrojene duyarlı göğüs kanseri hücrelerinin çoğalmasına neden olduğunu ortaya koymuştur.” Temizlik Malzemelerinin Zararlı Etkilerinden Korunma Yolları Temizlik malzemelerinin zararlı etkilerinden korunmak için dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgiler de veren Dr. Ali Uzan; “Temizlik malzemelerini ve ev ürünlerini satın almadan önce tüm etiketleri okuyun. VOC, koku, tahriş edici ve yanıcı madde içermeyen veya az miktarda içeren ürünleri tercih edin. Oda spreyi kullanmayın. Ev temizliğinde sağlığınız açısından daha güvenli bir alternatif olan, ılık su ve sabun kullanımını tercih edin. Yüzeyleri karbonatla ovmak tavsiye edilir. Sirke ve su karışımı camı temizlemek için yeterlidir. Temizlik ürünlerini kullanırken, içinde bulunduğunuz alanın iyi havalandırılmış olmasına dikkat edin. Pencereleri ve kapıları açın. Temizlik ürünlerini asla küçük ve kapalı alanlarda kullanmayın.”

Yakın Doğu Üniversitesi 2018-2019 Güz Dönemi Oryantasyon Programı Başarıyla Gerçekleşti…

Yakın Doğu Üniversitesi’ne yeni katılan öğrenciler için akademik, sosyal ve kültürel yaşamına uyum sağlamalarının kolaylaştırılması amacıyla düzenlenen 2018-2019 Akademik Yılı Güz Dönemi Oryantasyon Günleri tamamlandı. Yeni gelen öğrencilerin üniversitedeki hayatını zenginleştirmek, kolaylaştırmak ve iyileştirmek ve Kuzey Kıbrıs’taki üniversite yaşamına alışmalarını sağlamak amacıyla organize edilen Oryantasyon Günleri kapsamında, ilk olarak öğrenciler Ercan Havaalanında karşılanıp kayıt işlemleri ile konaklama yerleştirmeleri yapıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Dekanlığı tarafından farklı ve eğlenceli etkinlikler düzenlenen Oryantasyon Günleri programı kapsamında, yeni öğrencilere “Yakın Doğu Hakkında Her Şey” konulu söyleşi ile kahvaltı etkinliği düzenlendi. Söyleşi kapsamında üniversitenin farklı birimlerinden sorumlu kişilerle tanışan olan öğrenciler, kampüs hayatı ile ilgili detaylı bilgiler edinme fırsatı buldular. Yeni gelen öğrencilerin sosyal bir ortamda tanışıp kaynaşma fırsatı yaratmak amacıyla Kampüs turu ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi önü çim alanda Turkcell sponsorluğunda sinema filmi gösteriminin yer aldığı Açık Hava Sinema Gecesi etkinliği yapıldı. Film gösteriminden sonra öğrenciler müzik eşliğinde dans ederek gönüllerince eğlendiler. Kültür Gezileri Düzenlendi… Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci Dekanlığı tarafından gerçekleştirilen Oryantasyon Programı kapsamında yeni gelen öğrencilere ve ailelerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni daha iyi tanıtabilmek için Lefkoşa ve Girne bölgesine kültür turları düzenlendi. Turlarda öğrencilere Lefkoşa’nın tarihi ve turistik yerleri sırası ile Dr. Fazıl Küçük Müzesi, Büyükhan, Selimiye Camii, Arasta/Bedesten, Girne Kalesi, Girne Limanı, Karaoğlanoğlu Şehitliği, Yavuz Çıkarma Plajı gibi turistik ve tarihi yerleri gezerek bilgilendirildiler. Hoş Geldin Partisi Büyük Ses Getirdi… Oryantasyon Günleri programının son gününde ise Öğrenci Dekanlığı tarafından Hoşgeldin Partisi ile I Love NEU etkinlikleri gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen gecede öğrenci kulüplerinin/birliklerinin tanıtımları yapıldı. Öğrencilerin katıldığı partide yiyecek ve içecek stantları kuruldu, müzik grupları, dans performansları ve DJ performansları sergilendi. Hoşgeldin Partisi’nde öğrencilerin yeni tanıştıkları öğrencilerle kaynaşarak güzel bir sinerji oluşturdukları, yeni öğrencilerin üniversite hayatlarının ilk adımında Yakın Doğu Üniversitesi öğrencilerinin ‘adada kıtalı gibi yaşamak’ anlayışı taşıyan bireyler olarak yetişmesine verilen önem bir kez daha vurgulandı. Oryantasyon Günleri kapsamında yapılan sosyal ve kültürel etkinliklerin yeni gelen öğrencilere Yakın Doğu Üniversitesi’nin sıcak aile ortamını tanımaları ve diğer öğrencilerle kaynaşmaları açısından çok önemli olduğunun üzerinde duruldu.

Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyelerinin Dede Korkut Hikâyelerindeki Sosyo-Kültürel Yaşamın Kıbrıs Türk Toplumundaki Yansımaları ile ilgili Çalışması Uluslararası Dergide Yayımlandı…

Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Doç. Dr. Burak Gökbulut’un hazırladığı “Dede Korkut Hikâyelerindeki Sosyo-Kültürel Yaşamın Günümüz Kıbrıs Türk Toplumundaki Yansımaları” isimli çalışma Scientific World Index (SCIWIN), ISSUU Journal Listings, Social Science Research Network (SSRN), Eurasian Scientific Journal Index (ESJI), ResearchBible (Academic Resource Index) ve SOBİAD gibi ulusal ve uluslararası indeksler tarafından taranan Social Sciences Studies dergisinde yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden verilen bilgiye göre, uluslararası dergide yayımlanan çalışmada, Dede Korkut Hikâyelerinde yer alan birçok unsurun Kıbrıs Türk sosyo-kültürel yaşamında ve edebiyatında geniş bir yansıması olduğu görüldü. Atatürk Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Yeniasır ve Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Burak Gökbulut çalışmalarına ilişkin örnekler vererek benzerlikleri anlattı. Monogami Aile Yapısı ve Misafirperverlik Benzerlikleri Ön Plana Çıkıyor… “Dede Korkut Hikâyelerinde yer alan birçok unsurun Kıbrıs Türk sosyo-kültürel yaşamında ve edebiyatında çok çeşitli yansımalar görülmektedir. Örneğin; ailenin yapısıyla ilgili olarak hem Dede Korkut’ta hem de Kıbrıs Türklerinde ortak olan en önemli unsur her iki tarafta da evliliklerde tek eşliliğin (monogami) söz konusu olmasıdır. Yine ataerkil bir aile yapısının olması da diğer bir benzer noktadır. Dede Korkut’ta yer alan yiğit, güçlü, sözü dinlenen, eşine ve evine bağlı, çalışkan kadınlar ve kızlar Kıbrıs Türklerinde de şekil ve kabuk değiştirerek devam ediyor. Şöyle ki, Kıbrıs Türklerinde ailede ve toplumda kendine bir yer edinmiş, ayakları üzerinde durabilen, çalışan ve aynı zamanda evini çekip çeviren, ailesini ayakta tutan güçlü kendine güvenen, sözü dinlenen kadınlar çoğunluktadır. Kıbrıs Türk sosyal yaşamında misafirperverliğin de büyük bir yer tutuğu söylenebilir. Bir misafir geldiği zaman en güzel şekilde ağırlanmakta, evde ne var ne yok misafire en iyi şekilde ikram ediliyor. Zeytin Yaprağı ile Tütsülenmek Gibi Eski Türk İnançlarının İzleri Kıbrıs Türkleri Arasında da Var… Çalışmada, Dede Korkut’ta var olan eski Türk inançlarının izlerinin Kıbrıs Türkleri arasında da var olduğunu görüldü. Özellikle zeytin yaprağıyla tütsülenip nazardan korunmak, nazar boncuğu, üç kez tahtayı tıklatmak, davul çalmak, kurşun dökmek, ölü için kırk yemeği yapmak, al basmasından (kötü ruhlar) korunmak için loğusanın başına kırmızı (bazen kırmızı-sarı) başlık veya kurdele koymak, yeni doğan bebeği kötülükten korumak için beşiğine sarı ve kırmızı tül kumaş bağlamak ve demir makas koymak, gidenin arkasından su dökmek, vb. inançların tümünün Kıbrıs Türkleri arasında bugün de var olduğu söylenebilir. Kıbrıs Türklerinin Yaşamıyla Dede Korkut Hikâyelerindeki Yaşam Benzerlikler Gösteriyor… Gelenekler ve sosyal normlar bakımından dikkat çeken unsurlar ise Dede Korkut’ta olduğu gibi Kıbrıs Türklerinde de kına yakma, kız isteme, kurban kesme ve gerdeğe girme (geçmişte) geleneklerinin bulunması, el öpme ve yaşlılara saygının da devam etmesidir. Bütün bunların yanında avcılık, çocuk oyunu (aşık-veziro vasilo-vezir paşa oyunu), yiyecek-içecek ve mutfak kültürü, çalgı aletleri, destan anlatma geleneği, formel sayılar vb. birçok unsur bakımından da Kıbrıs Türklerinin yaşamıyla Dede Korkut Hikâyelerindeki yaşam benzerlikler gösteriyor.
tercih robotu