Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi “Tiyatro Bölümü” Oyunculuk ve Dramatik Yazarlık Anasanat Dalları Özel Yetenek Sınavı Kayıtları Devam Ediyor…

Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi “Tiyatro Bölüm”üne Özel Yetenek Sınavı ile, Oyunculuk ve Dramatik Yazarlık Anasanat Dal’larına öğrenci alınacaktır. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Tiyatro Bölümü, Oyunculuk ve Dramatik Yazarlık Anasanat Dal’larına kayıtlar başlamıştır. Özel yetenek sınavları, 11 – 12 Eylül – 2018 tarihlerinde Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesinde yapılacağı belirtildi.. Oyunculuk ve Dramatik Yazarlık Anasanat Dal’larına girmek isteyen adaylar aşağıdaki adreslere Özel Yetenek Sınavları için ön kayıt yaptırabilirler. A) Kayıt yapılabilecek adresler: 1) T.C yurttaşı adaylar,bulundukları illerdeki YDÜ Temsilciliklerine, 2) KKTC yurttaşı adaylar ise YDÜ Öğrenci İşleri Dairesi Başkanlığına veya SSF Bölüm Başkanlığına müracaat edebilirler. Tel: (0392) 223 6464 – (0392) 6751000/3021 B) Yetenek Sınavlarında Nelere Dikkat Edilir: 2018 ÖSYM Sonuç Belgesi ve bir fotokopisi. Öğrenci adayı’nın 2018 Yükseköğretime Geçiş Sınavı`na (YGS) girmiş ve YGS puanlarının en az birinden 150 veya üzeri puan almış olması gerekmektedir. Tüm sınavlar 2 aşamada gerçekleştirilir. “Oyunculuk “ sınavında I. aşamada, öğrenci adayından 2 adet tirat ve 1 adet şiir istenir. II. aşamada ise öğrenci adayının piyano eşliğinde,ses-kulak ve ritim duygusuna bakılır. Oyuncu adaylarının 23 yaşını aşmamış olması gerekmektedir. Adayların ana dili Türkçe olmalıdır. “Dramatik Yazarlık” sınavında ise, I. aşamada öğrenci adayından verilecek konular üzerinden kompozisyon yazması istenir.Adayın yanında kurşun kalem,kalemtraş ve silgi bulundurması yeterlidir. II. aşamada ise, adaylara verilecek konular üzerinden tekrar kompozisyon yazmaları istenir. Ancak yazacakları kompozisyonlarda anlatım biçimleri,yaratıcılıkları ve fantazileri öncelikle değerlendirilecektir. Dramatik Yazarlık adaylarında Yaş Sınırı aranmaz… C) Yetenek Sınavı Tarih ve Yerleri: Her iki Anasanat Dalı Özel Yetenek Sınav Tarihleri, 11 – 12 Eylül 2018 tarihinde sabah saat 10.00 da YDÜ Sahne Sanatları Fakültesinde (Tıp Fakültesi 4.Kat) yapılacaktır.Öğrenci adaylarının sınav saatinden 1 saat önce sınav yerinde hazır olmaları gerekmektedir.

Yakın Doğu Üniversitesi Yabancı Bilim İnsanlarını Analiz ve Uygulamalı Matematik Konferansı’nda Ağırlıyor…

IV. Analiz ve Uygulamaları Matematik Konferansı Başlıyor. Matematik ve ilgili alanlarda çalışan bilim insanlarını bir araya getirerek, yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen teori, metodoloji ve sonuçları paylaşmayı hedef alan ICAAM 2018 Analiz ve Uygulamalı Matematik Konferansının dördüncüsü, Yakın Doğu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü ev sahipliğinde başlıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, çeşitli analiz konuları ile uygulamalı matematik ve modellemeye odaklanan dördüncü ICAAM 2018 Analiz ve Uygulamalı Matematik Konferansı, 6-9 Eylül tarihleri arasında Bafra bölgesinde bulunan Concord Otel’de yer alacak. Matematik alanında önemli çalışmalar yapan uzmanların konuşmacı olarak yer alacağı konferansa Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere ve Rusya gibi ülkelerin seçkin üniversitelerinden 10 davetli konuşmacı katılacak. 29 farklı ülkeden 317 kişinin kayıt yaptığı Analiz ve Uygulamalı Matematik Konferansı’nda, 66 bildiri sunulacak, toplam 87 genişletilmiş özet de Web of Science tarafından taranan AIP Konferans Proceedings’de yayınlanacak. Matematiğin Çeşitli Alanlardaki Çalışmalarıyla Uluslararası Üne Sahip Bilim Adamları Mantıksal-Matematiksel Düşünme ve Uygulamalar Konusunda Konuşacak… Konferansta, dünyanın farklı üniversitelerinden gelen matematik eğitiminde uzman akademisyenler analiz, cebir, sayılar teorisi, geometri, topoloji, diferansiyel denklemler, olasılık ve istatistik, uygulamalı matematik, mantık ve matematiğin temelleri, kombinatorik ve matematik eğitimi alanlarında konuşma yapacaklar. ABD University of Florida’dan Prof. Zuhair Nashe, Fransa University of La Rochelle’den Prof. Mokhtar Kirane, Imperial Collge London’dan, Prof. Michael Ruzhansky, Sırbistan University of Nis’ten Prof. Ljubisa D.R. Kocinac, Rusya Moscow Institute of Physics and Technology’den Prof. Alexey Lukashov, ABD Ithaca College’den Prof. Osman Yürekli, Kuveyt American University of the Middle East’den Prof. Agacik Zafer, Kazakistan Institute of Mathematics and Mathematical Modelling’nden Prof. Tynysbek Kalmenov, Kazakh-British Technical University’den Prof. Stanislav Kharin, Kırgızistan Kyrgyz-Russian Slavic University’den Prof. Akylbek Kerimbekov gibi alanında ün yapmış kişiler konuşmacı olarak konferansta yer alacak. Bildiriler Ulusal Hakemli Dergilerde Yayımlanacak… Konferansa katılacak olan katılımcıların çalışmaları arasından seçilen yayınlar SCI indeksli olan Spectral Problem in Mathematical Modelling, Bulletin of the Karaganda University-Mathematics, Springer Book Series “Functional Analysis in Interdisciplinary Application II” dergilerinin özel sayılarında ve e-Journal of Analysis and Applied Mathematics dergisinde yayınlanma şansı elde edecekler.

Yakın Doğu’lu Öğretim Üyelerinden Uluslararası Jüri Üyeliği…

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Erdal Aygenç, Çin’de düzenlenen Uluslararası Modern Sanat ve Tasarım Fuarı Yarışmaları (Art Week in China) Seçici Kurulunda yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi, Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden verilen bilgide, Doç. Dr. Erdal Aygenç Uluslararası Çağdaş Sanatlar Haftası kapsamında Çin’in Başkenti Pekin’de düzenlenen Uluslararası Modern Sanat ve Tasarım Fuarı Yarışmaları’nda çeşitli ülkelerden alanında uzman eğitmen ve sanatçıların jüri üyeliği yaptığı yarışmada seçici kurul üyeliğine davet edildiği belirtildi. Tasarım ve sanat alanlarında oluşturulan yarışma kategorilerine her yıl birçok ülkeden binlerce profesyonel sanatçı, tasarımcı katılıyor. Doç. Dr. Aygenç; “Yakın Doğu Üniversitesi’ni Temsil Etmiş Olmaktan Onur Duyuyorum.” Doç. Dr. Erdal, çeşitli ülkelerden alanında uzman eğitmen ve sanatçıların jüri üyeliği yaptığı yarışmada Yakın Doğu Üniversitesini temsil etmiş olmaktan onur duyduğunu belirtti. Uluslararası Çağdaş Sanatlar Haftası kapsamında, resim, heykel, grafik, fotoğraf alanlarında yeni yeteneklerin keşfedilip teşvik edilmesine zemin oluşturulduğunu ifade eden Doç. Dr. Aygenç, bu jüri temsiliyetinin Yakın Doğu Üniversitesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınırlığına önemli bir katkı sağlamış olacağına inanç belirtti.

Ülkemizde En Çok Uygulanan Cerrahi İşlem: Sünnet

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, Sünnet İşleminin Ciddi Bir Müdahale Olduğunu, Sünnetin Ehil Olmayan Kişilerce veya Yanlış Şartlarda Yapıldığı Zaman Ciddi Komplikasyonlara Yol Açabileceğini, Sünnet İşleminin 0 – 2 Yaş Arası ya da 6 Yaş Sonrası Yapılmasının Doğru Olduğunu Belirtti. Sünnet Tıbbi Yarardan Dolayı Uygulanan Bir İşlem Sünnetin penisin uç kısmını örten derinin cerrahi bir işlemle çıkarılması durumu olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, dünyada en çok yapılan cerrahi operasyonun sünnet olduğunu belirtti. Sünnetin tam olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığının bilinmediğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, sünnetin tarihçesinin yazılı tarih öncesine kadar uzandığını belirtti. Sünnetin kültürümüzde dinsel bir uygulama olarak bilinse de tıbbi yarardan dolayı da yapıldığını söyleyen Yrd. Doç. Emil Mammadov, batı toplumlarında ise sünnetin birçok kişinin dini inanç olarak yer almamasına rağmen çocuklarını sünnet ettirdiklerini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov şöyle devam etti: “Sünnetin tıbbi açıdan birçok yararı olduğu araştırmalarla gösterilmiştir. Penis ucu temizliğinin sağlanmasının yanında, sünnetli erkeklerde idrar yolları enfeksiyonu, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, prostat kanseri, penis başı kanseri ve eşlerinde rahim ağzı kanseri daha az görülmektedir.” Sünnet 0 – 2 Yaş Arası ve 6 Yaş Sonrası Yaptırılmalı Sünnet işleminin 0-2 yaş arası ya da 6 yaş sonrası yapılması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, yenidoğan döneminde lokal anestezi ile sünnet işleminin rahatlıkla uygulanabileceğini belirtti. Çocukların 2 ile 6 yaş arası ve özellikle 3 ile 4 yaşlarında sünnet edilmemesi gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, bu yaşlarda yapılacak sünnet işleminin çocukta psikolojik açıdan olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti. Bu nedenle çocukların bu yaşlarda sünnet edilmesinin önerilmediğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, sünnetin yenidoğan bebeklerin ilk otuz gününde ya da iki yaş öncesi ile altı yaşından sonra yapılmasının tavsiye edildiğini belirtti. Sünnetin Çocuk Cerrahi Uzmanları veya Çocuk Üroloji Uzmanları Tarafın Yapılması Önemli Sünnet işleminin çocuk cerrahi uzmanları ve çocuk üroloji uzmanlarına yaptırılması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, sünnet işleminin uygun olmayan koşullarda ve ehliyetsiz kişilere yaptırılmaması gerektiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov şöyle devam etti: “Yanlış seçim çocuğun geleceğini karartabilecek hataların doğmasına neden olabilir. Hatalı sünnet, peniste kalıcı hasarlara ve cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olmaktadır. Kanama, enfeksiyon, penis başı yaralanması, işeme deliği darlıkları, yetersiz sünnet, penis kaybı, his kaybı ve ereksiyon sorunları hatalı sünnetin olumsuz sonuçlarından birkaçıdır. Tüm bu nedenlerden dolayı sünnetin ehil ellerde ve hastane ortamında yapılması hayati önem taşır.” Sünnet Hastanelerde Yaptırılmalı Sünnetin hastane ortamında yapılması ile sterilizasyon koşullarının tam olarak sağlanabileceğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, sünnet sonrası akut enfeksiyonlar dışında hepatit B ve hepatiti C gibi kötü sterilizasyon koşullarından kaynaklanabilecek kronik enfeksiyonların da önüne geçildiğini belirtti. Sünnet işleminin uzman kişilerce uygulandığı zaman çocuğun psikolojik olarak en az travma göreceği şartlar sağlanarak gerçekleştirildiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov, sünnetin çocukların psikolojisi için mutlaka anestezi altında yapılması gerektiğini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Emil Mammadov şöyle devam etti: “Sünnet operasyonu büyük çocuklara genel anestezi altında yapılmalı, yeni doğan bebeklerde ise sünnet lokal anestezi ile uyuşturma işlemi uygulanarak rahatlıkla uygulanabilmektedir. Büyük çocuklarda lokal anestezi yapılan sünnet esnasında ağrı duyusu ortadan kaldırılsa bile çocuk dokunma ve çekme hareketlerini hissetmekte, buna karşı psikolojik olarak olumsuz tepki verebilmektedir. Bu nedenle büyük çocuklarda lokal değil, genel anestezi tercih edilmelidir. Operasyondan önce çocuğun sakinleşmesini ve ailesinden ayrılmasını kolaylaştıran bir ilaç ağız yoluyla verilir. Anestezi sırasında kullanılan ilaçlar, normal çalışan bir vücutta kalıcı, birikici etkiye sahip değildir. Sünnet sonrası iyileşme süresi kişiye göre değişmekle birlikte, 24 – 48 saat içinde hasta günlük yaşamına dönebilir.”

Yakın Doğu Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nur Köprülü, Arap Baharı Sonrası Bölgedeki Siyasal Değişim Süreçlerine İlişkin Değerlendirmelerde Bulundu; “Yeni Bir Perspektife İhtiyaç Var”

Yakın Doğu Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nur Köprülü, Orta Doğu’daki siyasal değişim süreçlerini değerlendirebilmek için ana akım yaklaşımlar olan demokratikleşme ve otoriteryan esneklik tartışmalarından öteye geçerek “yeni” bir akademik perspektif üretme ihtiyacı doğduğunu belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Doç. Dr. Köprülü, 2011 yılında başlayan Arap Baharı olarak da ifade edilen halk ayaklanmalarının ardından Orta Doğu ve Kuzey Afrika(ODKA) bölgesinde yaşanan siyasal değişim ve demokratikleşme süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Orta Doğu çalışmalarında demokrasi ve demokratikleşmenin tarihsel süreçten bakıldığında ‘hüner’ gerektiren bir mücadele ihtiva ettiğini ifade eden Doç. Dr. Köprülü, bölgedeki siyasal değişim tartışmalarının temelini ana akımı temsil eden ve kültürel farklılığa veya özelliğe indirgeyen Oryantalizm (Şarkiyatçılık) ve bu savı eleştiren alternatif yaklaşımların oluşturduğunu ifade etti. Doç. Dr. Köprülü, demokrasi ve demokratikleşme üzerine kuramsal yaklaşımlar Orta Doğu çalışmalarının gündemine 2011 Arap ayaklanmalarından çok önce 1980’li yıllar ile gelmiş ve özellikle 1970’li yıllarda ortaya çıkan ekonomik sorunlar ve işsizlik gibi açmazlar, Arap rejimlerini siyasal liberalleşme yönünde adımlar atmaya yöneltmiştir. Bu sayede demokratikleşme ve siyasal liberalleşme gibi kavramlar Orta Doğu çalışmalarında önemli bir yer tutmaya başlamıştır” dedi. Demokratikleşme ve Otoriteryan Esneklik Paradigmaları Arasında Yeni Bir Akademik Tartışma Zemini Başladı… 2000’li yıllarda demokrasi üzerine yürütülen kuramsal tartışmaların yerini ‘otoriter yapıların esnekliği/pekiştirilmesi’ veya ‘otoriteryanizmin sürekliliği’ yönündeki yaklaşımlara bıraktığını vurgulayan Doç. Dr. Köprülü, benzer şekilde Arap ayaklanmalarından sonraki süreçte ise söz konusu kavramsallaştırmalar, demokratikleşme ve otoriteryan esneklik paradigmaları arasında yeni bir akademik tartışmaya zeminine taşındığını söyledi. Doç. Dr. Nur Köprülü, 2011 Arap Ayaklanmaları sonrası ODKA bölgesinde yaşanan halk hareketleri ve yükselen muhalefet neticesinde Tunus ve Mısır gibi ‘cumhuriyet’ ile yönetilen rejimlerde liderlerin devrildiğini ve siyasal değişim süreçlerine girildiğini ifade ederek, buna karşı Ürdün ve Fas gibi monarşi ile yönetilen ülke örneklerinde ise rejimlerin ayaklanmamaların ardından aldıkları tedbirler ve anayasal düzenlemeler sayesinde konumlarını ve sürekliliklerini muhafaza ettiklerine işaret etti. Halk Hareketlenmeleri Sonrası Anayasa Yapma ve Yazma Süreçleri Hızlandı… Arap Ayaklanmaları sonrasında Mısır ve Tunus’ta uzun yıllar bu ülkeleri yöneten Hüsnü Mübarek ve Zeynel Abidin Bin Ali iktidarlarının devrilmesinden sonraki dönemde anayasa yazma süreçleri ve karşılaşılan sorunlara da değinen Doç. Dr. Nur Köprülü, Ürdün ve Fas gibi monarşi ile yönetilen ülkelerde anayasal değişikliklerle rejimlerin meşruiyetlerini yeniden pekiştirdiklerine vurgu yaptı. Doç. Dr. Köprülü ayrıca, tarihsel bir bakış açısı ile Arap ayaklanmaları sonrasında yeniden şekillenmekte olan Orta Doğu ile Kuzey Afrika bölge siyasetinin temelde yolsuzluklarla mücadele ve işsizlik gibi ekonomik nedenlerle başlayan halk hareketlerinin siyasal liberalleşme ve daha fazla temsiliyet eksenine kaydığını belirtti. Örneğin, Ürdün Haşimi Krallığının 2011 yılından bu yana yürürlüğe koyduğu siyasal reformları ve 2013 ve 2016 yıllarında yapılan parlamento seçimlerini değerlendiren Köprülü 2011 yılından bu yana verilen vaatlerin özelde de ekonomi ve sosyal eşitsizlik ve işsizlik ile mücadelede atılan adımların tam olarak pratiğe yansımadığının bir göstergesi olarak şunları söyledi:“Monarşik çoğulcu bir sistem olarak nitelendirilen Ürdün örneğinin bugün barındırdığı büyük orandaki Suriyeli mülteciler ve de artan işsizliğin ülkedeki istikrarı gün be gün daha kırılgan hale getirmektedir.” Tunus’taki demokratikleşme hareketlerine de değinen Doç. Dr. Nur Köprülü şunları kaydetti: “Tunus’ta; bir tarafta 12. yy’da kurulan İslam dünyasının önemli sembollerinden olan Zeytuna Üniversitesi diğer tarafta ise bağımsızlık sonrası inşa edilen laik ve demokratikleşme-Batılılaşma hedefi göze çarpmaktadır. 1987 yılında iktidara gelen Bin Ali yönetimi al-Nahda’yı yasaklayarak, bir nev-i laik model adı ile otoriterleşmeyi yeğlemiştir. Arap Baharının ardından Tunus örneği demokratik geçişi en iyi temsil eden ülkelerin başında gelmiştir. Örenğin, Tunus’un Demokrasi İndeksi (Democracy Index) verileri çerçevesinde Bin Ali döneminde Tunus diğer Mağrep ülkeleri gibi özgür seçimlere dayalı bir demokrasi modeline sahip değildi. Arap Baharı öncesi dönemde yine Tunus demokrasi göstergeleri açısından 1 ile 7 arasında siyasi haklar açısından 7 puan ile en problemli ülkeler arasında sayılırken sivil özgürlükler açısından ise 5 puan almakta ve ‘özgür olmayan’ (not free) bir ülke olarak tanımlanmaktaydı. Arap ayaklanmaları, Arap ülkelerinin yekpare bir bağlamda incelenmesinin doğru bir bakış açısı olmadığını ortaya koymuştur. Şöyle ki, Arap ülkeleri; demografik yapıları ve ulus-devlet inşa süreçlerindeki özgün dinamiklerinin yanı sıra, bölgesel ve küresel ölçekteki konumlanışlarına göre de farklılık göstermektedirler. Arap Baharı sonrasında Tunus örneği; Suriye, Irak, Lübnan gibi ülkelerden farklı olarak mezhepsel çatışmaların, radikal İslami grupların ve aşiret bağlılıklarının demokrasinin önüne geçmediği ‘biricik’ bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta, al-Nahda örneği ile İslam’ın demokrasi ile bağdaşabileceğini kanıtlayacak bir potansiyeli de beraberinde taşımaktadır.” Otoriter Rejimlerin Kalıcılığı ve Mezhepsel Bölünmeler Bölgeyi Kırılgan Kılmakta ve Süregelen Demokratikleşme Süreçlerini Tehdit Ediyor… Arap ayaklanmaları sonrası ODKA bölgesine ilişkin değerlendirmeleri çerçevesinde Doç. Dr. Köprülü, demokratik siyasal araçların zayıf bir şekilde kurumsallaştığı bu coğrafyada, otoriter esneklik veya otoriter rejimlerin kalıcılığı ve mezhepsel bölünmeler bölgeyi kırılgan kılmakta ve süregelen demokratikleşme süreçlerini tehdit etmektedir. Bu çerçevede, demokrasi ve siyasal uzlaşı kültürünün yeşereceği yapıcı bir zemine her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyulmakta” olduğuna işaret ederek sözlerini tamamladı.

Büyük Gurur; Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğrencisi Mustafa Hacılar Uluslararası Diş Hekimliği Öğrencileri Birliği Uluslararası Öğrenci Değişimi Sorumlusu Oldu…

Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğrencisi Stajyer Diş Hekimi Mustafa Hacılar, bu yıl Tayvan’da 65.’si düzenlenen Uluslararası Diş Hekimliği Öğrencileri Birliği (International Association of Dental Students-IADS) Kongresi’nde, “Uluslararası Öğrenci Değişim Sorumlusu” oldu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, 23 ülkeden 45 delegenin oylaması sonucu oy çokluğuyla Uluslararası Öğrenci Değişimi sorumlusu seçilen Mustafa Hacılar, önümüzdeki dönemde dünyadaki tüm diş hekimliği öğrencilerinin staj değişimi sorumlusu olarak görev yapacak. Uluslararası Diş Hekimliği Öğrencileri Birliği (IADS) Kongresi’ne, ülkemizi temsilen Kuzey Kıbrıs Diş Hekimliği Öğrencileri Birliği’nden (NCADS), stajyer Diş Hekimi Mustafa Hacılar, stajyer Diş Hekimi Erensu Uzar ve stajyer Diş Hekimi Selim Şahin Dönmez’den oluşan üç kişilik bir ekip katıldı. 45 Delegenin Oy Çokluğu İle Seçildi… Uluslararası Diş Hekimleri Birliği’nin (FDI) öğrenci kolu olan IADS’ın yönetim kurulunda yer alan Uluslararası Öğrenci Değişim Sorumlusu (International Exchange Officer) pozisyonu için bu yıl iki aday yarıştı. Adaylardan biri Sudan’dan katılım gösterirken; diğer aday ise Kuzey Kıbrıs’tan NCADS başkanı Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğrencisi Stajyer Diş Hekimi Mustafa Hacılar oldu. Her iki aday da adaylık konuşmalarını yaptıktan sonra kapalı oylama gerçekleştirildi. Oylamaya 23 ülkeden toplam 45 delege katıldı. Oylamada, Sudan temsilcisi 14 oy alırken; 31 oy alan NCADS başkanı Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Stajyer Diş Hekimi Mustafa Hacılar oy çokluğu ile seçimi kazandı.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Konulu Sertifika Programları Eylülde Başlayacak

Yakın Doğu Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (YABEM) ve İletişim Fakültesi 2018 – 2019 Akademik yılında toplumun her kesiminden ve her yaştan katılımcıya açık kısa dönemli eğitim programları düzenleyecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre YDÜ akademisyen ve uzmanları tarafından yürütülecek eğitimler iletişim ve medya çalışmalarının farklı alanlarını içeriyor. Kısa dönemli eğitimler ve sertifika programları Eylül ayında başlayacak ve Yakın Doğu Üniversitesi yerleşkesinde gerçekleştirilecek olan YABEM kısa dönemli eğitim ve sertifika programları; Pazarlama İlkeleri, Barış Dilini Anlamak, Semiyotik Analiz, Temel Grafik Tasarım, Marka Kimliği Tasarımı Etkili İletişim, Stüdyo Fotoğrafçılığı, Siyasal İletişim, Film Çözümlemeleri Atölyesi, Kurumsal İletişim Yönetimi, İllüstrasyon, Radyo Program Yapımı, Diksiyon ve Hitabet, Halkla İlişkiler Çalışmalarında Kurumsal Sosyal Sorumluluk gibi farklı konuları kapsıyor. YABEM Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş: İletişim çağında iletişimin farklı alanlarında çok yönlü, kapsamlı ve amaç odaklı yaşam boyu eğitim programlarını tasarlayıp hayata geçiriyoruz. Ülkemizde ve dünyada yaşam boyu eğitim felsefesinin gelişimine, içselleştirilmesine ve hayata geçirilmesine yön verici kurumlardan biri olarak için her yıl bir öncekinin üzerine katıp çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan YABEM Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş: “Yakın Doğu Üniversitesi YABEM olarak 2018 – 2019 akademik yılında diğer alanlarda olduğu gibi iletişim, halkla ilişkiler ve medya çalışmaları alanında da yeni sertifika programlarını katılımcılarımızın ilgisine sunuyoruz. YDÜ İletişim Fakültesi ile birlikte oluşturulmuş kişisel ve profesyonel gelişime yönelik kısa dönemli eğitim programlarını hayata geçirerek, daha önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de katılımcılara bir yandan alandaki yeni gelişmeler, teknolojiler ve yöntemler hakkında farkındalık kazandırırken aynı zamanda onların farklı konularda bilgi, beceri ve ilgilerini arttırmayı amaçlıyoruz. Yakın Doğu Üniversitesi’nin eğitim alanındaki 30 yıla yakın tecrübesiyle hazırlanan eğitim programlarımızda katılımcılarımızın kişisel, toplumsal ve uluslararası vizyonları bağlamında bireysel ve mesleki amaçlarına ulaşmalarına eğitsel anlamda nitelikli bir katkı koymayı sürdürüyoruz. Kişisel ve mesleki gelişimlerini yaşam boyu eğitim anlayışıyla daha ileri seviyelere götürmeyi amaçlayan herkesi bundan önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönem de İletişim Fakültemizin uzman öğretim elemanları tarafından uygulamaya yönelik olarak hazırlanmış kısa dönemli YABEM eğitim programlarımıza bekliyoruz.” dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi kısa dönemli eğitim programlarına kayıt süreci ve eğitim programlarının içerikleriyle ilgili daha detaylı bilgiye neu.edu.tr web sayfasından, [email protected] e-posta adresinden, Yakın Doğu Enstitüsü ve Yaşam Boyu Eğitim Merkezi facebook sayfalarından , 223 64 64 (dahili 5532) ve 0533 829 97 36 telefonlardan ulaşılabilir.
tercih robotu