Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi “Tiyatro Bölümü”nde Yeni Akademik Döneme Yeni Projeler ve Yeni Etkinlikler ile Başlıyor…

Yakın Doğu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi “Tiyatro Bölümü” Başkanı Çetin Özen, tiyatro alanında profesyonel eğitim kadrolarıyla birlikte 2018-2019 akademik eğitim yılına, yeni etkinlik ve atölye çalışmalarıyla hazır olduklarını söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, “Tiyatro Bölümü” ile ilgili bilgiler veren Bölüm Başkanı Çetin Özen, toplumun estetik değerlerini yükseltmek, kültür yaşamına katkıda bulunmak ve üstün nitelikli sanatçılar yetiştirmek hedefiyle çağın gerektirdiği donanımları öğrencilere sağladıklarını söyledi. Tiyatro Bölümü’ne özel yetenek sınavı ile alınan öğrencilerin 4 yıllık tiyatro eğitim programının, uygulamalı ve kuramsal derslerin yanı sıra yardımcı meslek derslerinin de program içerisinde yer aldığını aktaran Bölüm Başkanı Özen, öğrencilerin 4 yılda sahne üzerinde eğitilerek şekillendiğini ve mezun olma aşamasına geldiğini aktardı. Özel Yetenek ve becerisi olan öğrencilerin eğitim ve öğretim deneyimini, yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlarla zenginleştirecek geleceğin sahne sanatçılarını yetiştirdiklerini anlatan Çetin Özen, her yıl olduğu gibi 2018-2019 akademik eğitim yılında da etkinliklerin devam edeceğini söyledi. Ses Getiren Etkinliklere İmza Atıldı… Kendi alanında uzman olan tüm öğretim görevlilerinin yıl boyunca verdikleri eğitimin yanı sıra öğrencilerin, sahne üstü ve gerisinde gerekli alt yapılarının oluşmasına da katkı koyduğunu ifade eden Özen, 2017-2018 akademik eğitim yılında ses getiren ektilikler düzenlediklerini söyledi. Çetin Özen şunları aktardı; “ 27 Mart Dünya Tiyatro Günü etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz “Şiir ve Müzik Dinletisi” büyük beğeni topladı. Ayrıca her yıl gelenek haline getirdiğimiz ve her yılın sonunda sahnelediğimiz, 10. Mezuniyet Oyunumuz, Amerikalı yazar, Tennessee Williams’ın kaleme aldığı, öğretim görevlilerimizden Murat Atak tarafından yönetilen ve mezun olacak olan Lisans 4 öğrencilerinin rol aldığı “SIRÇA KÜME” oyunu veliler, öğrenciler, halk ve davetliler tarafında ilgiyle izlenerek beğeni toplado ve ayakta alkışlandı.” 2018-2019 Akademik Eğitim Yılında Etkinliklerimiz Devam Edecek … Sözlerinin sonunda, 2018-2019 akademik eğitim yılında da, “27 Mart Dünya Tiyatro Günü” etkinlikleri, workshop ve akademik eğitim yılı sonunda 11.Mezuniyet Oyunu gerçekleştirileceklerini aktaran Sahne Sanatları “Tiyatro Bölümü” Başkanı Çetin Özen, “Bu çalışmalar ve sanatsal etkinlikler üniversite öğrencilerine, ailelere ve sanatsever halkımıza sunulacak” dedi.

Çocukluk Çağı Hastalığı: Geniz Eti

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Eda Tuna Yalçınozan, Çocukluk Çağında Sık Görülen Geniz Eti Hastalığını Anlattı. Geniz Eti Hastalığının Çocukların Ev Ortamından Çıkıp Kreş ve Okul gibi Sosyal Ortamlara Girmesiyle Görülmeye Başladığını İfade Eden Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, Cerrahi Gerektiren Durumlarda Gerçekleştirilen Geniz Eti Ameliyatının Hemen Ertesi Günü ise Çocukların Normal Yaşantılarına Devam Edebildiğini Belirtti. Tıp dilinde adenoid hipertrofisi olarak adlandırılan geniz eti hastalığının çocukluk çağı rahatsızlıklarından biri olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, geniz eti dokusunun, genzin arka – üst duvarında yerleşmiş bir lenfoid doku kitlesi olduğunu ve bu dokunun bağışıklık sistemi hafızasının gelişmesinde önemli bir rolü bulunduğunu belirtti. “Doğumda geniz eti her çocukta bulunur, ancak daha önce hiçbir patojen ile karşılaşmadığı için küçüktür ve sorun yaratmaz.” diyen Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, antijenik uyarım sonucu 3 – 6 yaş arası maksimum büyüklüğüne ulaştığını ve daha sonra gerilemeye başladığını, 15 -16 yaşlarına kadar da gerilemenin tamamlandığını söyledi. Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan; “Çocukların Ev Ortamından Çıkıp Sosyal Ortama Girmesiyle Geniz Etinin Ortaya Çıkardığı Problemlerle Karşılaşılabilmektedir.” Geniz eti probleminin genellikle çocukların ev ortamından çıkıp kreş gibi sosyal ortamlara girdiği dönemlerde belirti vermeye başladığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, üst solunum yollarının nefes alma esnasında sürekli olarak mikroorganizmalarla temas halinde olduğunu ve özellikle yuvaya giden çocukların sürekli olarak birbirlerine bulaştırmaları sonucu geniz eti büyümesinin sıklığının kreş döneminde arttığını belirtti. Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan şöyle devam etti : “Mikroorganizmaların tekrarlayan temaslarına maruz kalma, alerji ve anne babanın sigara içmesi gibi nedenlerden dolayı bu lenfoid oluşumlar büyüyüp hipertrofik hale gelebilmektedir. Adenoid çocukların büyüme ve gelişmesinde etkisi olan bir sağlık sorunudur. Geniz eti nedeniyle yaşanan bu sorunlar çocuklarda burun tıkanıklığı ve buna bağlı ağız solunumu, üst solunum yolu direnç sendromu, horlama, tıkayıcı uyku apnesi, dikkat dağınıklığı ve buna bağlı ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet, gece uyurken çiş kaçırma, yutma ve konuşma bozuklukları, tat ve koku almada azalma, sinüzit, orta kulakta sıvı toplanması, orta kulak iltihabı, işitmede azalma, ağız kokusu, bademcik iltihabı, farenjit, ses teli iltihabı, akciğer iltihabı, anormal yüz ve diş gelişimi, büyüme ve gelişme geriliği, pulmoner hipertansiyon, kor pulmonale, gibi birçok sağlık sorununa yol açabilmektedir. Hatta bu nedenlerden dolayı özellikle sık enfeksiyon geçiren, sürekli bir burun tıkanıklığı, horlama ve ağzı açık uyuma gibi sorunları olan çocuklarda, aileler tetikte olmalıdır. Geniz eti sorununun çocuklarında da olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurup bir kulak burun boğaz hastalıkları hekimine başvurmalıdırlar.” Çocuklar Ameliyat Günü Taburcu Ediliyor Günümüzde endoskopik muayene yöntemlerinin daha kolay uygulandığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, bu muayene yöntemleri sayesinde tanının doğru bir şekilde konulabildiğini, bununla beraber semptom ve bulguların uygunluk göstermediği durumlarda ise radyolojik incelemelerin de gerektiğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan şöyle devam etti; “Bazen geniz eti dokusu enfeksiyon nedeniyle büyüyebilir ve haftalar boyunca bu enfeksiyon hali devam edebilir. Bu duruma geniz eti iltihabı adı verilmektedir. Sürekli olan burun tıkanıklığı veya akıntısı, geniz akıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kulak ağrısı ve kulak enfeksiyonları ayrıca öksürük gibi şikayetlere neden olabilir. Geniz eti enfeksiyonlarında tedavi ilk basamakta antibiyoterapi ve diğer yardımcı ilaçlardır; fakat çocuk sinüzit veya otit gibi enfeksiyonları çok sık yaşamaya başladıysa, medikal tedavi artık işe yaramayacaktır ve beraberinde solunum problemleri de devam edecektir. Bu gibi durumlarda adenoid dokusunun alınması gerekmektedir. Bu işleme de adenoidektomi (geniz eti alınması) ameliyatı denmektedir. Adenoidektomi ameliyatı endikasyonlara uyan doğru tanı ile beraber her yaşta yapılabilmektedir. Ameliyat, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzman hekimi tarafından, hastane veya cerrahi merkezlerde genel anestezi altında uygulanan bir işlemdir. Hatta ameliyat sonrası herhangi beklenmeyen bir durum gelişmediği sürece, hastalar gün içinde taburcu edilebilmektedir. Yaklaşık 4-6 saatlik bir ameliyat sonrası dönemin ardından, hastalar katı ve sıcak olmamak koşulu ile birçok şeyi yemeye başlayabilmekte, ameliyatın ertesi günü ise normal yaşantılarına devam edebilmektedir. “

Çağdaş Sanat ve Tasarım Eğitimi Sunan Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Yeni Akademik Yıla Heyecanla Başlıyor…

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Erdal Aygenç, eğitici kadrosu güçlendirilmiş, programlarını yenilemiş, atölye olanaklarını genişletmiş olan bir fakülte olarak yeni akademik yıla başladıklarını söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göe, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılına hiç eksilmeyen heyecanının verdiği dinamikle başladıklarını belirten Doç. Dr. Erdal Aygenç, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin, sanat ve tasarım eğitimi yanında sanat kültürü alanlarında varlığını ve öncü rolünü kanıtladığını belirtti. Doç. Dr. Aygenç, “Her yeni başlangıç bir heyecandır. Bu duygu sanat üretenlere hiç yabancı değildir. Hangi aşaması olursa olsun, eğitim alanında da böyledir heyecanla ve umutla yeni bir öğretim dönemine başlamak. Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılına da hiç eksilmeyen heyecanının verdiği dinamikle başlıyor. Aramıza yeni katılan öğrencilerimizin daha ilk adımlarında yaşayarak, üreterek öğrenmenin farkını ve keyfini farkederek kısa zamanda uyum sağlayacaklarına inancım tam” dedi. Hem Çağdaş Eğitim Hem de Sanat Kültür Alanlarında Öncü bir Rol Üstenlenen Fakülte… 2018-2019 öğretim yılına alanında uzman öğretim yüesi kadrosuyla programlarını yenilemiş, atölye olanaklarını genişletmiş olarak başlayacaklarını belirten Doç. Dr. Aygenç, Yakın Doğu Üniversitesi’nin bünyesine 2006 yılında katılan Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nin geçen süreçte çağdaş sanat ve tasarım eğitimi ile sanat kültürü alanlarında varlığını ve öncü rolünü kanıtladığını söyledi. Doç. Dr. Erdal Aygenç, Grafik Tasarım ve Plastik Sanatlar (Resim, Heykel, Seramik) alanlarında yetkin ve dinamik kadrosu ile nitelikli geleceğin sanatçılarını-tasarımcılarını yetiştirmeyi misyon edinen Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nin, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitim-öğretim programlarının yanı sıra gerçekleştirdiği sanatsal, kültürel ve akademik etkinliklerle de dünya ile bağlarını sürekli geliştiren bir yapıya sahip olduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Aygenç; “Bölgenin Sanat ve Kültürünün Merkezindeki Önder Konumunu Korumayı Hedefliyoruz” Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Vekili Doç. Dr. Erdal Aygenç, kendi alanlarına ilişkin gelişmeleri dünya ölçeğinde takip eden, bunları değerlendirip programlarını yenileyip dönüştürebilen, içinde yer aldığı coğrafyada ve yurtdışında ihtiyaç duyulan akademisyenlerin yetiştirilmesine katkı sağlayan Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nin, bölgenin sanat ve kültürünün merkezindeki önder konumunu devam ettirmeyi hedef olarak belirlediğini vurugladı. Doç. Dr. Erdal Aygenç şöyle devam etti; “Adanın tarihi ve kültürel zenginliklerine duyarlı olan, bunların korunup “insanlığın ortak değerleri” olarak gelecek kuşaklara aktarılmasında sorumluluk duyan Fakültemizde konuya ilişkin yüksek lisans ve doktora tezleri gerçekleştirilmektedir. Böylece salt içinde bulunduğu coğrafyaya değil, tüm sanat ve kültür dünyasına hizmet vermektedir.” Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’ne Sahip Bir Üniversitenin Bünyesinde Yer Almak Onur ve Gurur Verici… Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde temelleri atılan, modern ve çağdaş alandaki tüm yapıtların sergilenmesine fırsat verebilecek bir alt yapıyla ve mimariyle inşa edilecek olan Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’ne sahip bir üniversitenin bünyesinde yer almanın kendileri için onur ve gurur verici olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aygenç, “Sanat ve tasarım yolculuğuna bizlerle devam edecek olan tüm öğrencilerimize ve çalışma arkadaşlarıma başarılı bir öğretim yılı diyorum” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Yakın Doğu Üniversitesi Kore’de Düzenlenen 2018 Gelecek Şehir Forumu Sempozyumunda Ülkemizi Temsil Etti…

Yakın Doğu Üniversitesi Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi Müdürü, ile Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cavit Atalar Kore’de gerçekleştirilen “2018 Gelecek Şehir Forumu Sempozyumu”na Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilen davetli konuşmacı olarak katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, 10 ülkeden 12 davetli konuşmacının yer aldığı sempozyumda Prof. Dr. Cavit Atalar, “Tarihi ve Şimdiki Kıbrıs Şehirleri” isimli bildiri sundu. “Tarihi ve Şimdiki Kıbrıs” Kore’de Masaya Yatırıldı… Prof. Dr. Cavit Atalar, sunduğu bildirisinde tarihi Kıbrıs şehirlerinin hemen hemen hepsinin depremler neticesinde yıkıldığını, birkaçının yeniden inşa edildiğini, birkaçının terkedildiğini ve yakınlarında yeni şehirler kurulduğunu anlattı. Son 130 yıl içerisinde Kıbrısta meydan gelen en hasarlı depremin 1953 yılında çifte Baf depremi olduğunu, bu depremde 64’e yakın insanın hayatını kaybettiğini dile getirdi. Prof. Dr. Atalar, bu dönem içerisinde en hasarlı depremlerin 1941, 1953 (çifte deprem) 1995, 1996 ve 1999 depremleri olduğunu aynı zamanda Kıbrısta son 30 yılda kaydedilen en büyük depremin 9 Ekim 1996 da 6.8-6.9 büyüklüğünde meydana geldiğini kaydetti. Konferansın gala yemeğinde de bir konuşma yapan Prof. Dr. Cavit Atalar, konferansın başarılı geçmesini sağlayan herkese teşekkür etti. Prof. Dr. Atalar, Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Birliği Asya Başkanı Prof. Dr. Eun Chul Shin’e Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat İ. Günsel’in Onursal Başkanlığında Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Derneği ile Yakın Doğu Üniversitesi tarafından, “Uluslararası Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Birliği” (ISSMGE) himayelerinde gerçekleştirilen “Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliğinde Yeni Gelişmeler” uluslararası konferanslarının düzenlemesinde yaptığı katkılar için de teşekkürlerini sundu.
tercih robotu