Yakın Doğu Fırtınası Devam Ediyor…Yakın Doğu Üniversitesi: 84 – Adana ASKİ: 69

Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 12. haftasında evinde Adana ASKİ’yi konuk eden Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Baskbetol Takımı, maçı 84-69 mağlup etti. Yakın Doğu Üniversitesi ligdeki galibiyet sayısını 11’e çıkararak liderliğini sürdürdü. Yakın Doğu Üniversitesi Spor Kulübü’nden verilen bilgiye göre, İstanbul Caferağa Spor Salonu’nda oynanan maçta, Yakın Doğu Üniversitesi periyotları 23-12, 50-39, 63-56 ve 84-69 önde tamamladı. Yakın Doğu Üniversitesi maçta rakibine ribauntlarda 47-36, asistte 22-15 üstünlük sağladı. Maç etkili başlayan ve ilk periyotta üstünülüğünü ele geçiren Yakın Doğu Üniversitesi rakibinin potasına 23 sayı bıraktı ve ilk periyodu 23-12 önde bitirdi. İkinci periyotta oyundaki etkinliğini artıran ve rakibi ile farkı koruyan Yakın Doğu Üniversitesi soyunma odasına11 sayı farkla 50-39 üstün gitti. Maçın üçüncü periyoduna iyi başlayan Adana Aski Spor oldu. Farkı kapatmak için mücadele eden Adana Aski farkı dört sayıya indirmesine rağmen Yakın Doğu Üniversitesi tekrardan oyuna ağırlığını koyarak periyodu 63-56 önde tamamladı. Son periyotta da savunma sertliğini artıran, kolay sayıya izin vermeyen Yakın Doğu Üniversitesi hucümda da etkinliğini artırınca maçı 84-69 kazandı. Öne çıkanlar… Yakın Doğu Ünivresitesinde: Jantel Lavender 19 sayı, 12 ribaund, Olcay Çakır Turgut 17 sayı, 3 ribaunt, 3 asist, Cansu Köksal 12 sayı, 6 ribaunt, Kayla McBride 13 sayı, 5 ribaunt, 2 asist ile oynadı. Adana ASKİ’de: Michelle Snow 13 sayı, 13 ribaund, Gamze Takmaz 11 sayı, 5 ribaund, 2 asist, Kamile Nacickate 11 sayı, 2 ribaund, Odssey Sims 25 sayı, 3 ribaund, 6 asist kaydetti.

“Dünyadaki Belirsizlikler Paradigması İçinde Kıbrıs’ın Stratejik Önemi Artarak Devam Ediyor”

Can Baydarol Yakın Doğu Enstitüsü Güvenlik Akademisi’nde Konuştu. Yakın Doğu Enstitüsü Güvenlik Akademisi’nde Türkiye-AB İlişkileri Çerçevesinde KKTC Güvenliği Masaya Yatırıldı Yakın Doğu Üniversitesi, Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen Güvenlik Akademisi Sertifika Programı kapsamında Avrupa Birliği Uzmanı Dr. Can Baydarol “Almanya ve Fransa Odaklı OlarakTürkiye-AB Güvenlik İlişkilerinin KKTC’ye Olası Etkileri” başlıklı bir seminer verdi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre güvenlik kavramının ve uygulamalarının farklı boyutları bağlamında Türkiye –Avrupa Birliği güvenlik ilişkilerinin ve bu ilişkilerin Kıbrıs’ın güvenliğine etkilerinin değerlendirildiği seminer Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi B-101No’lu seminer salonunda gerçekleştirildi. Dr. Can Baydarol: “Stratejik Faktörlerin Getirdiği Durumda Kıbrıs Önemini Taşımaya Devam Ediyor” Yakın Doğu Enstitüsü Güvenlik Akademisi kapsamında verdiği seminer çerçevesinde Kuzey Kıbrıs ve Avrupa Birliği ilişkilerini irdeleyen AB uzmanı Dr. Can Baydarol “Alt alta sıraladığınızda içinde yaşadığımız paradigma tam bir belirsizlikler paradigması. Tarihte üç tane dönüm noktası var. Birincisi 4-11 Şubat 1945’te Yalta konferansı ile dünyanın paylaşımı, Soğuk Savaş ve ona göre rollerin paylaşımı. İkincisi 8-9 kasım 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılışı bambaşka bir paradigma ve sonra 11 Eylül 2001 İkiz Kulelerin saldırısı yine bambaşka bir paradigma. Şu anda yine bambaşka bir paradigma var 16 Mayıs 1916 Sykes- Picot Anlaşması darmadağın olmuş vaziyette. Dolayısıyla her paradigma değiştiğinde aktörler ve roller değişiyor. Ortadoğu’da bu sefer başka bir durum var. Kıbrıs stratejik özelliği açısından tüm bunların ortasında maliyetsiz bir uçak gemisi gibi. 200.000 tane çılgın Türk’le 600.000 tane zırdeli Rum aynı adada toplanıp Hint Okyanusu’na bırakılsa kimsenin umurunda olmazdı ama stratejik faktörlerin getirdiği durumda Kıbrıs önemini taşımaya devam ediyor. Devam ederken Kuzey Kıbrıs ile ilgili olarak Amerika için Türkiye ile ilişkiler ne anlam ifade ediyor, Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkiler ne oluyor, Rum kesiminin stratejik önemi daha fazla mı ortaya çıkıyor yoksa Kuzey Kıbrıs hala o önemde mi bütün bunlara bakmak gerekiyor çünkü bir tarafta değişen dünya koşulları var, diğer tarafta da sabit coğrafya var, bu ikisinin aynı anda düşünülüp değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Baydarol: “Avrupa Birliği Reel Politik Karşısında Ezilmiş Durumda” Değerlendirmelerinde Kuzey Kıbrıs ve Türkiye ile olan ilişkisi üzerinden Avrupa Birliği’nin geleceğine ve Akdeniz güvenliği konusundaki inandırıcılığına vurgu yapan Dr. Can Baydarol “Maastricht Anlaşması yürürlüğe girdiği gün herkes Avrupa Birliği diye bir şeyin ortaya çıktığını ve bu birliğin de temel taşlarından bir tanesinin ortak dış politika ve güvenlik politikası olduğunu söyler hale geldi. Maastricht Anlaşması yürürlüğe girdiği gün aslında birlik olunmadı, yalnızca Avrupa Birliği’ne gitme hedefi ortaya kondu. Ortak Dış Politika ve Güvenlik Politikası denilen ayak da yine 2000’lerin başında çok hararetli tartışmalara neden oldu. Avrupa, önce savunma ve güvenlik kimliği meselesini tartışıyordu, sonra Avrupa’nın yapmaya çalıştığının Amerikan silahlarını ve Türk askerlerini kullanıp kendilerinin karar masasında olduğu bir sistem olduğu anlaşıldı ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin bu anlamda hegemonik dünya gücü olamayacağı net bir şekilde ortaya çıktı. AB sert güç olmak noktasında ilerleyemeyince, yumuşak güç olma noktasına geldi. Orada da yine 2000’lerin başında çok tartışılan ve hala da tartışılması gereken ünlü Kopenhag Kriterleri ortaya çıktı. Bu kapsamda daha çok demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü azınlık hakları tartışıldı. Bugünkü konjonktürde dış politikadaki bir numaralı öğretimiz olan gerçekler aslında hayaller üstüne yazılmak üzerine. Yani şu anda reel politik var. Demokrasi çok güzel ama bir tarafta da gerçekler var Avrupa Birliği de o gerçekler karşısında ezilmiş durumda. AB bir tarafta demokrasi, insan hakları diyor, öbür tarafta Suriyeli mülteci konusunda yapmadığını bırakmıyor. O zaman inandırıcılığını yitirmeye başlayan bir Avrupa var ve inandırıcılığını en çok yitirdiği yer o yumuşak güç olma noktasında Türkiye karşıtı takındığı tutumdur. AB sırf bir Hristiyanlar kulübü olmadığının mesajını verme fırsatını ıskaladı. Annan Planı’nı kabul eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafı dışarıda, barış için atılan adımı reddeden içerde. Bu imajı verdiğiniz andan itibaren inandırıcılığınız ortadan kalkıyor.” dedi. Baydarol: “Avrupa Birliği Reel Politik Karşısında Ezilmiş Durumda” Değerlendirmelerinde Kuzey Kıbrıs ve Türkiye ile olan ilişkisi üzerinden Avrupa Birliği’nin geleceğine ve Akdeniz güvenliği konusundaki inandırıcılığına vurgu yapan Dr. Can Baydarol “Maastricht Anlaşması yürürlüğe girdiği gün herkes Avrupa Birliği diye bir şeyin ortaya çıktığını ve bu birliğin de temel taşlarından bir tanesinin ortak dış politika ve güvenlik politikası olduğunu söyler hale geldi. Maastricht Anlaşması yürürlüğe girdiği gün aslında birlik olunmadı, yalnızca Avrupa Birliği’ne gitme hedefi ortaya kondu. Ortak Dış Politika ve Güvenlik Politikası denilen ayak da yine 2000’lerin başında çok hararetli tartışmalara neden oldu. Avrupa, önce savunma ve güvenlik kimliği meselesini tartışıyordu, sonra Avrupa’nın yapmaya çalıştığının Amerikan silahlarını ve Türk askerlerini kullanıp kendilerinin karar masasında olduğu bir sistem olduğu anlaşıldı ve dolayısıyla Avrupa Birliği’nin bu anlamda hegemonik dünya gücü olamayacağı net bir şekilde ortaya çıktı. AB sert güç olmak noktasında ilerleyemeyince, yumuşak güç olma noktasına geldi. Orada da yine 2000’lerin başında çok tartışılan ve hala da tartışılması gereken ünlü Kopenhag Kriterleri ortaya çıktı. Bu kapsamda daha çok demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü azınlık hakları tartışıldı. Bugünkü konjonktürde dış politikadaki bir numaralı öğretimiz olan gerçekler aslında hayaller üstüne yazılmak üzerine. Yani şu anda reel politik var. Demokrasi çok güzel ama bir tarafta da gerçekler var Avrupa Birliği de o gerçekler karşısında ezilmiş durumda. AB bir tarafta demokrasi, insan hakları diyor, öbür tarafta Suriyeli mülteci konusunda yapmadığını bırakmıyor. O zaman inandırıcılığını yitirmeye başlayan bir Avrupa var ve inandırıcılığını en çok yitirdiği yer o yumuşak güç olma noktasında Türkiye karşıtı takındığı tutumdur. AB sırf bir Hristiyanlar kulübü olmadığının mesajını verme fırsatını ıskaladı. Annan Planı’nı kabul eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafı dışarıda, barış için atılan adımı reddeden içerde. Bu imajı verdiğiniz andan itibaren inandırıcılığınız ortadan kalkıyor.” dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi Stüdyo Fotoğrafları Sergisi, 2 Ocak’ta Açılıyor

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Meslek Yüksek Okulu ile stüdyo fotoğrafçılığı öğrencilerinin karma fotoğraf sergisi 2 Ocak 2018 tarihinde açılıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, öğrencilerin profesyonel stüdyo ortamında öğrendikleri ışık ve kompozisyon bilgilerini “Balon” konsepti çerçevesinde şekillendirdikleri çalışmalar 55 fotoğraftan oluştuğu belirtildi. Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Gazi Yüksel yaptığı açıklamada, sergide, Asam Yaban, Faize Devecioğlu, Gülcem Gündağ, Hamit Karasu, İzlem Benan, Mert Gürtaç, Niyazi Yorgancıoğlu, Onur Oktar, Salih Dağlı, Salih Sabri, Umut Borucuoğlulları ve Zeynep Alkan’ın eserlerinin yer aldığını vurguladı. Açıklamada, İletişim Fakültesi Fotoğraf Stüdyolarının bulunduğu katta yer alacak sergi 31 Ocak 2018 tarihine kadar fotoğrafseverlerin beğenisine açık olacak denildi.

Yakın Doğu Üniversitesi Yılın Son Maçına Adana Ekibi İle Çıkıyor

Fenerbahçe’yi yenerek Kadınlar Kupası Cumhurbaşkanlığı Kupasını müzesine götüren Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı, Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 12. Haftasında sahasında Adana ASKİ’yi konuk ediyor. Yakın Doğu Üniversitesi Spor Kulübü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesinin ev sahipliği yapacağı maç, 30 Aralık 2017 Cumartesi günü, KKTC saati ile 15.30, TSİ ile 16:30’da, İstanbul Caferağa Spor Salonu’nda oynanacak. Zafer Kalaycıoğlu: “Maça Gereken Önemi Vereceğiz…” Adana ASKİ ile çıkacakları maçını değerlendiren Yakın Doğu Üniversitesi Baş antrenörü Zafer Kalaycıoğlu, Yakın Doğu Üniversitesinin gerek Avrupa’da gerekse Türkiye Ligi’nde maçlarda yakaladığı yükselen form grafiğini sürekli olarak ortaya koyması gerektiğini dikkate çekerek maça gereken önemi vereceklerini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi olarak Fenerbahçe karşısında kazandıkları 25. Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası nedeniyle mutlu olduklarını ifade eden başantrenör Kalaycıoğlu, başarılı bir şekilde iyi yolda ilerleyen takımın daha iyi yerlere gelebilmesi için üzerlerine düşen görevi yapacaklarını söyledi. Yüksek bir motivasyonla maça çıkacaklarını ifade eden Kalaycıoğlu, “Basketbolun en prestijli kupalarından bir tanesini kazandığımızdan ötürü gururlu ve mutluyuz. Avrupa ve Türkiye liginde çok önemli bir mücadele veriyoruz. Yükselen bu form grafiğini devam ettirmek ve Yakın Doğu Üniversitesini Kadın basketbolunun ekol takımlarından biri yapmak için bütün maçlarda sahada gereken mücadeleyi göstereceğiz. Öncelikle oyuncularıma Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda gösterdikleri özverili performans için teşekkür ediyorum. Bu maçta da sahada göstermemiz gereken performansı sergileyeceğiz. Hedeflerimize ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi “Gülersen Yengeçler Isırmaz” Kitabının Yazarı Zeynep Pelin Ataman İle Kanser Hastalarına Umut Oldu

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, 2012 Yılında Deneyimlediği Kanser Hastalığı ile Kendi Gücünü Keşfetmiş ve Tedavi Sürecinde Umudunu Hiç Kaybetmemiş, “Gülersen Yengeçler Isırmaz” Kitabının Yazarı Av. Zeynep Pelin Ataman’ın Konuk Olduğu Sohbet Toplantısı Gerçekleştirildi. Konuşmasında, Hastalığını Farkedişi, Kabullenişi ve Tedavi Sürecindeki Deneyimlerini Anlatan Zeynep Pelin Ataman, Bu Süreçte Umudu Korumanın Önemine ve Hayatın Herşeye Rağmen Tüm Yönleriyle Yaşamaya Değer Olduğuna Dikkat Çekti. Tedavi Sürecinde Moral Çok Önemli Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi 101 no’lu salonda gerçekleşen söyleşiye kanser hastalığıyla ilk tanışma anı ve sonraki sürece ilişkin kişisel deneyimlerini paylaşarak başlayan Zeynep Pelin Ataman, ölümle özdeşleştirilen kanser hastalığını yaşayan kişilerin, bu süreci ölümü düşünmeden yaşayabileceğini, insanların hastalığı mücadele edilmesi ya da savaşılması gereken bir hastalıktan ziyade, insanı zenginleştiren farklı bir deneyim olarak düşünmesi gerektiğini anlattı. İnsanlara bu bilincin aşılanması amacıyla uygun her ortamda olabildiğince konuşma yapmaya çalıştığını söyleyen Zeynep Pelin Ataman, kriz dönemlerinde yaşanılanların paylaşılmak suretiyle kişilerde rahatlamaya yardımcı olabileceğini ifade ederek, tedavi sürecinde moralini bozmadan hayatına devam etmeye çalıştığını belirtti. Söyleşide “Gülersen Yengeçler Isırmaz” Kitabının Hikayesine de Yer Verildi Deneyimlerinin ardından “Gülersen Yengeçler Isırmaz” adlı kitabının oluşum sürecini de anlatan Zeynep Pelin Ataman, kendisinin de hastalık süresince uyguladığı ve uzmanlığını aldığı, dikkati dağıtmaya ve acıyı yok etmeye yarayan Ericksonyen Hipnozu’ndan bahsederek, bu yöntem sayesinde koma halinde olan arkadaşının uyanmasına yardımcı olmasıyla kitabın ilk tohumlarının atıldığını belirtti. Kendi kemoterapi sürecinde, bulunduğu hastanenin onkoloji servisinde, kemoterapiden korkan ve sürekli ağlayan bir çocuğa ebeveynlerinin talebi ile ayni yöntemi uygulayan Zeynep Pelin Ataman, çocuğa evrende var olan adalarda bulunan zehirli yengeçlerin temizlenmesine dair bir hikaye anlatarak kemoterapiden korkmamasını ve ağlamamasını sağladığını ifade ederek, bu hikayenin de kitabının isminin oluşumuna katkı sağladığını söyledi. Zeynep Pelin Ataman, hayatına meme kanseri girmiş kadınların paylaşıldıkça hafifleyen, hafifledikçe değiştiren, güçlendiren hikâyelerini derlediği ve birçok kişiye umut olmayı amaçladığı “Gülersen Yengeçler Isırmaz” adlı kitabında, “Gülersen en güçlü bağışıklık ilacını sen üretiyorsun kız kardeşim.” diyor. Başhekim Uzm. Dr. Sevim Erkmen: “Gelişen Teknoloji, Erken Teşhis ve Tedavi Programları ile Kanser Korkulacak Bir Hastalık Olmaktan Çıkmıştır.” Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail, onkoloji hastaları ve hasta yakınlarının katıldığı söyleşi sonunda Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi adına bir konuşma yapan Başhekim Uzm. Dr. Sevim Erkmen şunları söyledi; “Mesleğimizin ilk yıllarında bizler kanser kelimesini ağzımıza almaya korkuyorduk. Aileler içine kapanıyor, hasta ve yakınları büyük bir umutsuzluğa kapılıyordu. Fakat günümüzde kanser korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmış, tedavi edilebilir hale gelmiştir. Yeter ki bizler daha duyarlı davranarak hasta hekim işbirliğini sağlayalım. Bu konuda toplum olarak birlikte olmamız gerekiyor. Kanserde erken tanının önemi yadsınamaz. Bu yüzden check-up programları, erken tanı ve tedavide büyük önem taşımaktadır. Günümüzde teknoloji çok ilerlemiştir. Şimdi ülkemizde de günümüz teknolojisini takip eden ve uygulayan sağlık kurumları bulunmaktadır. Bu kurumlardan biri de Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’dir. Hastanemizde en ileri teknoloji ile en iyi onkoloji ekibi bulunmaktadır. Bu nedenle düzenli aralıklarla sağlık kontrollerinden geçmeyi ihmal etmemeli, umudumuzu ise hiç kaybetmemeliyiz.” Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin ev sahipliğini yaptığı, Zeynep Pelin Ataman’ın konuk olduğu sohbet toplantısı, çiçek ve plaket takdiminin ardından sona erdi. Zeynep Pelin Ataman Kimdir? 1973 yılında İstanbul’da doğan Zeynep Pelin Ataman, orta öğrenimini Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde tamamladı. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi yüksek lisans eğitiminin ardından, 1999 yılına kadar Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1999 yılında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne raportör hukukçu olarak atanarak Fransa’nın Strazburg kentine taşındı. 2009 yılına kadar Avrupa Konseyi’nin çeşitli bölümlerinde hukukçu olarak görev yaptı. Halen Avrupa Konseyi’nde ve uluslararası projelerde danışmanlık görevini sürdürmektedir. 2012 yılında geçirdiği meme kanseri sırasında şifa bulduğu Eriksonyen Hipnoz uzmanlığını Paris’te kazandı. Sağlık kriz yönetimleri ve telkin konusunda danışman olarak hizmet vermektedir. İstanbul Barosu’na bağlı olarak avukatlık ve arabuluculuk görevlerini de sürdüren Zeynep Pelin Ataman, Strazburg ve İstanbul’da yaşamaktadır. Özgür Derman ile evli olup Tuna’nın manevi annesidir.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi İhtiyaçlı Çoçuklara Bağış Toplamak Amacı İle “Biz” Fotoğraf Sergisi Web Sayfası Hizmete Girdi

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi, Akademik ve İdari kadrosunun katılımlarıyla Aralık ayı içerisinde (05-08 2017Aralık) gerçekleştirilen “Biz” isimli sergide yer alan fotoğrafların online satışını gerçekleştirmek ve gelirinin ihtiyaçlı çocuklara aktarılması amacı ile tasarlanan web sayfası hizmete girdi.www.bizfotografsergisi.com Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 32 katılımcının toplamda 60 adet farklı fotoğraf, fotokolaj ve illüstrasyon tekniklerinden oluşan çalışmasının sergilendiği sergide , satışa sunulan eserlerden elde edilen gelir Çağlayan Çocuk Yuvası’ndaki çocukların yeniyıl hediyeleri için bağışlandığı belirtildi. Yapılan bağışların sürekliliğini sağlamak amacıyla tasarlanan web sayfası ile izleyicilerin fotoğrafları askıya hazır şekilleriyle uygun fiyata satın alması aynı zamanda da sosyal sorumluluk çerçecesinde çocukların ihtiyaçlarına katkıda bulunmasının hedeflendiği belirtildi. İletişim Fakültesi Dekan Vekili Doç.Dr. Gökçe Keçeci ise yaptığı açıklamada; “İletişim Fakültesi akademik ve idari kadrosu olarak; bir bütünün parçası olduğumuz gerçeğini kabullenip “Biz” olmaya karar verdik. Öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz bilimsel gerçekleri, toplumla paylaşma misyonumuzdan da hareketle, sosyal sorumluluklarımızı tümüyle “Biz” olabilme rüyasıyla birleştirip küçük ama değerli bir dokunuş yapmak istedik”dedi. Biz Fotograf Sergisi için hazırlana resmi web sayfası’dan (www.bizfotografsergisi.com) satın alınan her fotoğraf Çağlayan Çocuk Yuvasındaki bir çocuğun yüzünü güldürecek.
tercih robotu