Yakın Doğu Üniversitesinin 10 Katlı, 15 Bin Metrekare Kapalı Alana Sahip 15 Bölümlü Yeni Sağlık Bilimleri Fakültesi Binası, 15 Kasım’da Hizmete Açılacak

Sağlık Bilimleri Fakültesi İleri Teknoloji ile Donatılmış Laboratuvarlarda Sağlık Profesyonelleri Yetiştirecek… Yakın Doğu Üniversitesi bünyesinde 2007 yılında eğitim öğretim yılına başlayan Sağlık Bilimleri Fakültesi, yeni inşa edilen binasında ileri teknoloji ile donatılmış laboratuvarlarda sağlık profesyonelleri yetiştirecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, 2015 yılında temelleri atılan yeni Sağlık Bilimleri Fakülte Binası ve üniteleri ile Sağlık Eğitim amfilerinin tamamlanmakta olduğu belirtildi. Açıklamada, Sağlık Bilimleri Fakülte binasının 15 Kasım 2017 tarihinde hizmete gireceği kaydedildi. Modern çağdaş donanıma sahip yeni binada öğrencilere, yüksek teknolojiye sahip yeni laboratuvarlar, farklı büyüklüklere sahip derslikler ve amfilerde uluslararası standartlarda eğitim-öğretim verilecek. Sunulacak araştırma olanaklarıyla çağın gereksinimlerini karşılayacak bilgiyle donatılmış sağlık profesyonelleri yetiştirilecek. En Yüksek Standartta Cihazlarla Donatılmış Laboratuarlar… Sağlık Bilimleri Fakülte Binasında farklı alanlarda ileri teknoloji ile donatılmış 18 adet laboratuar bulunuyor. Laboratuarlardan başlıcaları arasında, FIR Laboratuvarı, Hemşirelik Laboratuvarı, Beslenme ve Diyetetik Laboratuvarı, Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Dil ve Konuşma Laboratuvarı, Ergoterapi Laboratuvarı ve Odyoloji Laboratuvarı yer alıyor. Öğretim Görevlisi Odaları ve Derslikler Bina içerisinde farklı büyüklüklerde toplamda 1000 kişi kapasiteli 4 adet amfi, yine farklı büyüklüklere sahip 2000 kişi kapasiteli 30 adet derslik bulunuyor. Öğretim görevlileri ve toplantı odalarının da bulunduğu binada ayrıca 2 adet kafeterya yer alıyor. Çağdaş Donanıma Sahip Bina… Çevresel faktörler göz önüne alınarak tasarlanan binada, merkezi yangın, klima, havalandırma sistemi ve otomasyon, çatıda özel yalıtım sistemleri de bulunuyor. Ayrıca, bina kullanıcılarının ihtiyacını karşılayacak büyüklükte 400 araçlık otopark yer alıyor. Prof.Dr.Sevinç Yücecan: “24 Programla Evrensel Bilime Katkı Koyan Sağlık İnsanları Yetiştirmek İstiyoruz…” Sağlık Bilimleri Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Sevinç Yücecan, gelişen bir eğitim sistemi anlayışı ile çağdaş bir şekilde donatılan yeni Sağlık Bilimleri Fakülte Binası’nda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yaratıcı ve eleştirel bakış açısına sahip, 21.yüzyılın gereksinimlerini karşılayacak üst düzey bilgi ve beceri ile donatılmış sağlık elemanları yetiştireceklerini söyledi. Yeni fakülte binasında dünya standartlarıyla yarışacak düzeylerde verilecek eğitimle çağdaş araç-gereçler ve olanaklardan yararlanılacağını anlatan Prof. Dr. Yücecan, öğrencilerin kendi potansiyellerini ortaya koymalarına fırsat verecek bir ortamda, yaratıcı ve evrensel bilime katkı yapan uzmanlar yetiştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Sağlık Bilimleri Fakültesinde, Beslenme ve Diyetetik Türkçe Bölümü, Beslenme ve Diyetetik İngilizce Bölümü, Hemşirelik Türkçe Bölümü, Hemşirelik İngilizce Bölümü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Türkçe Bölümü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon İngilizce Bölümü, Sağlık Yönetimi Bölümü, Odyoloji Bölümü, Dil Konuşma Terapisi Bölümü, Ergoterapi Bölümü, Çocuk Gelişimi Bölümü, Ebelik Bölümü, İş Sağlığı Güvenliği Bölümü, Gerontoloji Bölümü, Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümlerinin bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Yücecan, yüksek lisans ve doktora programları ile toplamda 24 programda eğitim verildiğini söyledi. Prof. Dr. Yücecan, her bölümün eğitim sisteminde sorunlara geniş açıdan bakabilen, bilim alanında güncel gelişmeleri yakından izleyen ve sürekli gelişen bir kurum anlayışının süregeldiğini de sözlerine ekledi.

Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı Zorlu İspanya Deplasmanında

Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı, Euroleague mücadelesine dördüncü haftada İspanya’nın Perfumerias Avenida takımıyla devam ediyor. Yakın Doğu Üniversitesi Spor Kulübü’nden verilen bilgiye göre, Yakın Doğu Üniversitesi’nin deplasmanda çıkacağı maç, 1 Kasım 2017 Çarşamba günü, KKTC saati ile saat 19.00’da, City Arena: Salamanca, Pabellon Municipal Wurzburg salonunda oynanacak. Maç, www.fiba.com web adresinden naklen yayınlanacak. Yakın Doğu Üniversitesi B grubunda elde ettiği 3 galibiyet ve topladığı 5 puanla üçüncü sırada bulunuyor. Zafer Kalaycıoğlu: “Bizim İçin Önemli Bir Maç…” İspanya deplasmanını değerlendiren Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı Baş antrenörü Zafer Kalaycıoğlu, konsantre olarak önemli bir maçtan galibiyet ile ayrılmak istediklerini söyledi. Euroleaguede final four oynamak istediklerini belirten Baş antrenör Kalaycıoğlu, ev sahibi avantajı elde etmenin öneminden bahsetti. Kalaycıoğlu, “Bizim için öncelikli hedef ev sahibi avantajını elimizde tutmak. Eğer grupta ilk iki sıra içerisinde yer alırsak bunu elde etmiş oluruz. Ancak üçüncü veya dördüncü sırada bitirirsek şansımız olmaz. Bu kulvardaki hedefimiz final four oynamak. Euroleague farklı bir kulvar, hatayı kabul etmeyen bir arena. Hata yapmamak gerekiyor. Biz de istediğimizi alabilmek için maçlarda sahada kosantre olarak işimizi yapacağız” dedi. Zafer Kalaycıoğlu Perfumerias Avenida’nın, Ekaterinburg takımını yenerek gücünü gösteren bir takım olduğunu dile getirerek, iki takımında değerli oyunculara sahip olduğunu tek farkın daha çok istemek olduğunu ifade etti. Tecrübeli antrenör, savunmaya konsantre olarak, hücumda top kaybı yapmayarak ve ribauntlarda etkili olarak maçı kazanmak için mücadele edeceklerini söyleyerek sözlerini tamamladı

Meme Kanseri Taramasında Altın Standart Yöntem: Mamografi

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı ve Meme Sağlığı Merkezi Başkanı Prof. Dr. Hasan Besim, Kadınlarda En Sık Görülen ve Görülme Sıklığı Gittikçe Artan Bir Kanser Türü Olan Meme Kanserinin, Yaşam Süresince Her Sekiz Kadından Birinde Geliştiğini, Tarama ile Yakalanabilecek Bir Hastalık Olması Nedeni ile Buna Yönelik Çeşitli Tarama Program ve Yöntemlerin Uygulanabileceğini, Dünyanın Çeşitli Ülkelerinde Farklı Tarama Programları Geliştirilse de Genellikle Uygulanan Tekniklerin Benzer Olduğunu İfade Etti. Meme Kanseri Tarama Yaşı 40 Meme kanserinin tanı ve taramasında altın standardın mamografi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim, kadınların 40 yaşından başlayarak yaptırdığı mamografi taramasının meme kanseri taraması esasını oluşturduğu gibi meme kanserine bağlı ölümlerin azalmasına da katkıda bulunduğunu belirtti. Mamografinin kaba bir tanım ile meme dokusuna uygulanan röntgen filmi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim, genellikle iki düzlemde çekilen bir filmden oluştuğunu ve her iki meme için de ayrı ayrı uygulama yapıldığını belirtti. Meme ile ilgili herhangi bir sorunun varlığı sebebi ile çekilen mamogramların tanısal olarak adlandırıldığını, herhangi bir şikayet olmadan uygulanan mamogramlara ise tarama mamografisi adı verildiğini belirten Prof. Dr. Hasan Besim şu açıklamalarda bulundu: “Mamogramlar genellikle muayene ya da kendi kendini kontrol yolu ile farkedilemeyen küçük tümörlerin yakalanması için uygulanırlar. Küçük ve ele gelmeyen tümöral kitleler yanında, meme dokusunda bulunan küçük kireçlenmeler de bu yol ile yakalanabilmekte ve bazı tümörlerin erken tanısı gerçekleştirilebilmektedir.” Dijital Mamografi Görüntü Kalitesi Açısından Avantaj Sağlıyor Mamografilerin eski sistemlerde olduğu gibi direkt olarak röntgen filmine basılabildiğini ya da daha yeni jenerasyon cihazlarda olduğu gibi dijital ortamda çekilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim, dijital mamografilerde daha yüksek çözünürlük ve daha iyi görüntü elde edilebildiğini, bilgisayar ortamında görüntüler üzerinde ayarlar yapılabildiğini ve yoğun meme dokusu olan kadınlarda bu yöntemle göreceli olarak daha iyi görüntüler alınabildiğini belirtti. Tanısal amaçlı mamografilerde farklı açılardan görüntülemelerin alınabilmesi ve baskı ile doku bozukluğu bölgesinde büyütme grafileri uygulanabilmesi için daha fazla miktarda ışın verilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim, buna karşılık olarak tarama mamografilerinin genellikle iki planda çekildiğinden dolayı işlemin daha kısa sürdüğünü ifade etti. Prof. Dr. Hasan Besim; “Mamografi Sırasında Alınan Radyasyon, Meme Kanserini Erken Evrede Yakalama İmkanı Sağladığı Düşünüldüğünde Önemini Kaybediyor” Mamografi ile az miktarda röntgen ışınına maruz kalındığını, tarama mamografilerinin meme kanserini daha erken evrelerde yakalama imkanı sağladığını ve kansere bağlı ölümlerin azalmasına katkıda bulunduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Besim, mamografinin meme dokusuna çok fazla miktarda radyasyon vermediğini, ancak uzun yıllar tekrarlayan ve defalarca çekilen mamografiler nedeni ile alınan toplam doz miktarının artış gösterdiğini ifade ederek şunları söyledi: “Çok sık ya da çok erken mamografi çekimleri konusunda hekim ve hastalar dikkatli olmalıdırlar. Özellikle hamilelik şüphesi bulunan durumlarda fetüse potansiyel zararı nedeni ile kesinlikle mamografi çekilmemelidir. Adet gecikmesi ya da bilinen bir gebelik durumunun hekim açısından sorgulanması yanı sıra hasta tarafından da gerekli uyarı yapılmalıdır.” Prof. Dr. Hasan Besim: “Tarama Anında Memede Var Olan Kanserlerin %20’sinde Yalancı Negatif Sonuç Alınabilmektedir” Mamografilerin her zaman doğru sonuç vermeyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim, en sık rastlanılan sorunlardan birisinin, kişinin herhangi bir sorunu olmaması halinde bile mamografide şüpheli bir odağın bulunduğuna dair rapor edilmesi olduğunu belirtti. Bu durumun hastada gereksiz bir strese ve ayni zamanda gereksiz biyopsi ve cerrahi işlemler yapılması ile maddi ve manevi kayıplara neden olacağını belirten Prof. Dr. Hasan Besim şöyle devam etti: “Olmayan bir patolojinin var gibi görülmesi ya da bu yönde şüphe olması durumu “yalancı pozitif” bir sonuç olarak tanımlanmaktadır. Bu durumun tam olarak tersi ise “yalancı negatifliktir”. Başka bir deyişle var olan bir meme kanserinin mamografide saptanamaması ve sonucun normal verilmesi durumudur. Tarama anında memede var olan kanserlerin %20’sinde mamografide yalancı negatif bir sonuç alınabilmektedir. Bu durum daha çok meme dokusunun yoğun olduğu genç hastalarda görülmektedir.” Prof. Dr. Hasan Besim: “Meme Protezine Sahip Olan Hastaların Mamografi Kontrollerine Düzenli Şekilde Devam Etmesi Gerekmektedir” Bazı hastalarda estetik ya da onarım amaçlı silikon meme uygulaması olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim, bu durumda olan hastaların en merak ettiği konunun ise mamografi filminin yapılıp yapılmaması olduğunu belirtti. Memede silikon implantı olan hastaların da mamografi kontrollerine devam etmesi gerektiğini, implantların genelde göğüs ön duvarındaki kas arkasına yerleştirildiği için genellikle orijinal meme dokusu ile direkt ilişki içerisinde olmadığını belirten Prof. Hasan Besim şöyle devam etti: “Ancak bazı uygulamalarda kas üstüne ve meme dokusunun hemen altına implant yapılabilmektedir. Her iki durum da mamogafik bir tetkikin yapılmasına engel değildir. Esas önemli olan mamografiyi çekecek olan teknisyenin implant olduğundan haberdar edilmesi ve filmin uygun şekilde çekilmesidir.” Prof. Dr. Hasan Besim: “Tomosentez Yöntemi Yoğun Meme Dokusuna Sahip Hastaların Patolojilerini Daha Başarılı Saptamaktadır” Tomosentezin son yıllarda geliştirilen meme dokusunun kesitsel mamografi görüntülerini alan ve bunları bilgisayar ortamında işleyerek üç boyutlu (3D) bir dijital mamografi görüntüsü elde eden yeni bir teknoloji olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hasan Besim şöyle devam etti: “Bu konuda devam etmekte olan ve planlanan çalışmalar bulunmaktadır. Ancak yoğun meme dokusuna sahip hastalardaki patolojilerin saptanmasında, farklı açılardan değerlendirme ile arka plandaki küçük patolojilerin normal dijital mamografiye oranla daha başarılı bir şekilde yakalandığına dair çalışmalar bulunmaktadır. Ülkemizde de bulunmakta olan bu imkanın, yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda şüpheli klinik bir durum ya da tetkik varlığında kullanımı akılda tutulmalıdır.” Mamografi Çekimi Öncesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler; Tetkikin yapılacağı gün deodorant ya da pudra kullanılmamalıdır. Bu materyaller mamografide oluşturdukları yalancı görüntüler nedeni ile tanı karmaşası yaratabilmektedir. Hamilelik ya da hamile olma şüphesi durumunda, mamografi teknisyeni ya da hekime mutlaka durum hakkında bilgi verilmelidir. Emzirme döneminde mamografi çok bilgi vermeyebileceğinden, tetkikin süt vermenin kesilmesinden sonra yapılması daha uygun olabilmektedir. Tetkik günü iki parçalı bir kıyafet giyilmesi, sadece üst kısmın çıkarılması ile çekim ve muayene kolaylığı sağlayacaktır. Mamografi Sırasında ve Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler; Normal olarak her memeden farklı açılarda iki görüntü alınmaktadır. Gerekli görülen durumlarda ikiden fazla görüntü alınması gerekebilmekte ve hasta ek grafi için yeniden çağrılabilmektedir. Mamografi işlemi tamamlandıktan sonra, görüntüler radyoloji uzmanı tarafından değerlendirilerek bir rapor hazırlanacaktır. Doktorunuz, muayene ve mamografi sonucu ile değerlendirmenizi yaparak sizi bilgilendirecektir. Önceden başka bir merkezde yapılmış mamografileriniz varsa, yanınızda olması yeni tetkikinizle karşılaştırma yapılabilmesi açısından kolaylık sağlayacaktır. Çekilen mamografiler sonrasında %10 olguda ek testlere ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu hastaların az bir bölümünde biyopsi yapılması gerekebilmektedir. Bu şekilde yapılan biyopsilerin %80’inde kanser saptanmamaktadır. Genel olarak çekilen her 1000 mamogramdan 2-4 adetinde kanser tanısı konulmaktadır. Mamogramlar meme kanserlerinin %20’sinde tanı koyamayabilmektedir.

Yakın Doğu Üniversitesi Öğrt. Üy. Doç. Dr. Hüseyin Işıksal’ın (Türkiye-Ortadoğu İlişkileri: Arap Baharı Sonrası Siyasi Karşılaşmalar) Kitabı Dünyanın En Önde Gelen Yayın Kuruluşlarından Springer Tarafından Yayınlandı

Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal’ın İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Göksel ile birlikte editörlüğünü yaptığı Turkey’s Relations with the Middle East: Political Encounters after the Arab Spring (Türkiye-Ortadoğu İlişkileri: Arap Baharı Sonrası Siyasi Karşılaşmalar) isimli kitap dünyanın en önde gelen yayın kuruluşlarından Springer tarafından yayınlandı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Konusunda uzman olan akademisyenler tarafından yazılan ve 14 Bölümden oluşan kitap, Arap Baharı’nın Ortadoğu toplumları adına taşıdığı umut, Avrupa merkezciliğinin yeniden uyanması ve bunun ‘modern’ Ortadoğu’nun oluşumu, Türk Modelinin yükselmesi ve düşmesi, Arap Baharı’nın teorik perspektifden incelenmesinin yanısıra, Türkiye’nin; Suriye, Irak, Bölgesel Kürt Yönetimi, İŞİD, İran, Suudi Arabistan, Kıbrıs, ve Mısır gibi bölgesel aktörlerle Arab Baharı sonrası oluşan dönemi kritik şekilde inceleyen makalelerden oluştuğu belirtildi. Doç.Dr.Hüseyin Işıksal: “Türkiye, 2002 Yılında AK Parti’nin İktidara Gelmesinden Sonra Ortadoğu Siyasal Sisteminin Baş Aktörlerinden Biri Olmuştur” Doç.Dr. Hüseyin Işıksal Kitap hakkında yaptığı açıklamada; “Bu çalışma Türkiye ile Ortadoğu ülkelerinin son yıllarda hızla değişen ilişkilerini ve bölgeyi etkileyen güncel siyasi meseleleri mercek altına yatırıyor. Türkiye, 2002 yılında AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra hızla Ortadoğu siyasal sisteminin baş aktörlerinden biri olmuştur. 2011 yılında yaşanan Arap Baharı’nın yarattığı siyasi belirsizlikler, halen devam etmekte olan trajik Suriye iç savaşı ve tüm bölgeye yayılan terörizm faaliyetleri Türk dış politikasında radikal değişimler yaratmış ve Türkiye’nin İran, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye ve Irak gibi bölgesel güçlerle ilişkilerini şekillendirmiştir. Kitap, Türkiye İle Ortadoğu Bölgesel Güçlerin Dış Politikalarına Etkilerini İncelemekte” 2011 sonrasında da Türkiye ile Ortadoğu arasındaki siyasal, ekonomik ve kültürel etkileşim derinleşerek devam etmektedir. Günümüzde bölgedeki hayatı temelden etkileyen terörizm, azınlıklar, mezhepsel çatışmalar, ekonomik kalkınma, demokratikleşme ve modernleşme gibi meseleler Türkiye ve Ortadoğu arasındaki karmaşık bağlar tartışılmadan tam anlamıyla anlaşılamaz. Bu konular geleneksel olarak ülkelerin iç meseleleri sayılmıştır; fakat söz konusu eser bir yandan bunların bölgesel boyutlarını vurgularken, öte yandan da Türkiye ile diğer Ortadoğu bölgesel güçlerinin dış politikalarına etkilerini incelemektedir” dedi. “Kitap, Başta ABD Ve İngiltere’nin Önde Gelen Üniversiteleri Olmak Üzere Dünyanın Çeşitli Yerlerinde Bulunan 10,000 Kütüphanesinde Okuyucuları İle Buluşacak” Editörlüğünün yanısıra kitapda “Türk Dış Politikası, Arap Baharı ve Suriye Krizi: 1 Adım İleri, 2 Adım Geri”, “Irak’taki Siyasi kriz, İŞİD ve Türk Dış Politikası: Westfalyan Aldatmacasının Yüksek Maaliyeti” ve “Türbulans Çağında Türkiye-Ortadoğu İlişkileri” isimli 3 makalesi bulunan Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, Arap Baharı sonrası Türkiye-Ortadoğu İlişkilerini anlatan en yeni ve en kapsamlı kitap durumunda bulunan eserin, kitabı inceleyen ve yorumlayan otoritelerin de belirttiği gibi Ortadoğu ve Türkiye ile ilgilenen tüm okuyucular için başucu kitabı olabilecek niteliklere sahip olduğunu dile getirdi. 3 yılı aşkın yoğun çalışma ve hakem süreci sonucunda ortaya çıkan kitap ve kitapdaki tüm makalelerin WEB of SCIENCE ve SCOPUS gibi en önemli akademik indekslerde taranacağını belirten Işıksal, “Springer ile yaptığımız sözleşme gereği başta ABD ve İngiltere’nin önde gelen üniversiteleri olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan 10,000 kütüphanesinde okuyucuları ile buluşacak olan kitabın Yakın Doğu Üniversitesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtımı adına da önemli bir katkı koyacağını” sözlerine ekledi.

Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı Meme Kanserine Dikkat Çekti

Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı,meme kanserine farkındalık yaratmak amacıyla çekilen ve yönetmenliğini Mehmet İnan’ın yaptığı “Hayata Fırsat Tanı” filmi oyuncuları ile antrenman yaptı. Yakın Doğu Üniversitesi Spor Kulübü’nden yapılan açıklamada, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek ve bu bilinçlenmenin sağlanabilmesi amacıyla sosyal sorumluluk projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol takımı oyuncuları filmde rol alan oyuncular ile birlikte “Hayata Fırsat Tanı” filmini izledi. Erken tanı hayat kurtarır cümlesini birde filmle anlatmak amacıyla çekilen filmin izlenmesinin ardından filmde rol alan Gökçe Özyol, Özlem Maden, Birdane Acar ve Işıl Erdem, Yakın Doğu Üniversitesi’nin1 Kasım’da Euroleauge’de İspanya’da oynayacağı Perfumerias Avanida karşılaşması öncesinde İstanbul’daki son idmanına katıldı. Film oyuncuları ile takım oyuncuları, meme kanserinde erken tanı farkındalığının sembolü haline gelen pembe top kullanarak antrenman yaptı. Kulüpten yapılan açıklamada, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser tipi olduğu belirtilerek meme kanseri teşhisinde erken tanı ve tedavinin önemine vurgu yapıldı. Erken Teşhisin Altı Çizildi… Açıklamada; “Kadınlar için günümüzün en yaygın hastalıkları arasında yer alan ancak erken tanı koyulduğu takdirde yüzde yüze yakın bir oranda tedavisi sağlanabilen“meme kanseri” için farkındalığı artırmak hastalığının tedavisi için çok önemlidir. Avrupa’da erken tanı ve tarama yaşının 50’li, ABD’de ise 40’lı yaşlar olduğunu göz önüne aldığımızda bu farkındalığı sağlamak hastalığının ve kadınlarımızın geleceği için çok önemlidir.  Bu nedenle tüm dünyada “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olan Ekim ayı hastalık hakkında bilinçlendirme ve farkındalık ayı olarak belirlenmiştir. Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbolu Takımı olarak meme kanserinin erken teşhisin önemine dikkat çekmekteyiz. Bu bilinçlenmenin sağlanabilmesinin en önemli sosyal sorumluluk amaçlarımızdan biri olduğunu da ayrıca belirtmek isteriz.” denildi.

Yakın Doğu Üniversitesi Hemşirelik Bölümü 53. Ulusal Psikiyatri Kongresi’nde Temsil Edildi

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Araş. Gör. Nazlı Turgut Bursa’da düzenlenen 53.Ulusal Psikiyatri kongresine katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Yrd. Doç. Dr. Meltem Meriç ve Araş. Gör. Nazlı Turgut’un yaptıkları “ Hemşirelik Öğrencilerinde Psikolojik Dayanıklılık, Akademik Başarı ve Özyeterlik Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi ”adlı çalışma, Araş. Gör. Nazl Turgut tarafından Poster olarak kongrede sunulduğu belirtildi. Hemşirelik Öğrencilerinde Psikolojik Dayanıklılık, Akademik Başarı ve Özyeterlik Arasındaki İlişki Üniversite hayatı, öğrenciler için hem sosyal gelişimin sağlandığı hem de akademik açıdan başarılı olmalarının gerekli olduğu önemli bir yaşam deneyimi olduğu ifade edildi. Öğrencilerin sahip oldukları psikolojik dayanıklılık ve özyeterlik algılarının birbirlerini etkilediği, bu nedenle bu iki kavramın ve akademik başarının geliştirilmesine yönelik neler yapılabileceğine ilişkin planlamaların yapılmasının önemli olduğu, bireyin içinde bulunduğu üniversiteyi kazanmanın yanı sıra; aileden ayrılma, yeni çevre ve arkadaş edinme, yalnız kalma korkusu, ekonomik güçlükler, yurt hayatına alışma, çalışma hayatı ile ilgili kaygı gibi birçok sorunla karşılaştıklarını, öğrenciler bu problemleri aşmaya çalışırlarken çeşitli kaynaklardan gelen stres ve zorlanmalara maruz kaldıkları, öğrenciler maruz kaldıkları stres ve zorlanmalar karşısında kendini koruyacak yeterli donanıma sahip değillerse, eğer kendilerini güçsüz hissedebilecekleri, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklar yaşabilecekleri vurgulandı. Hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin akademik özyeterlik ve başarılarını etkileyen sorunlar incelenerek, öğrencilerin başarılarını arttırıcı yaklaşımlar geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlandığı vurgulandı.Yapılan çalışma sonuçları ise öğrencilerin 75,8’i sosyal destek olarak ailesini tanımlarken, %51,6’sı ailesinin tutumunu demokratik ve yine %51,6’sı ailesinin tutumunu otoriter bulmaktadır. Öğrencilerin psikolojik dayanıklılık ile akademik özyeterlikleri arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştirr. Çalışmanın devam eden bir çalışma olup, şu ana kadar elde edilen veriler ön çalışma olarak sunulduğu ifade edildi. Çalışmaya katılacak öğrenci sayısı artığında bulgular yeniden gözden geçirilecği vurgulandı.

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğrencileri Kuzey Kıbrıs’ın Tek Tersanesine Eğitim Gezisi Düzenledi

Yakın Doğu Üniversitesi , İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri Kuzey Kıbrıs’taki tek tersane olan Shipyard Famagusta Cyprus’a eğitim gezisi gerçekleştirdi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Gazimağusa Tersanesi Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren gemilere hizmet sağlayan, aynı zamanda büyük doğu-batı ticaret rotaları üzerindedir. Tersane Kuzey Kıbrıs Gazimağusa Limanı içinde 1988 yılından bu yana faaliyettedir. Ağır Sanayi alanında çalışan bir firmada işleyiş süreçlerini gözlemleme gezisinde öğrencilere Pazarlama Müdürü Gökalp Gündoğdu’nun firma tanıtım filmini izleterek başladığı briefing, firmanın yapısı, işleyiş süreci ve uluslararası alanda pazarlama kousunda izledikleri yol ve yöntemler, hedef kitleleri, piyasanın değişen yapısı, Kuzey Kıbrıs’ın içinde olduğu politik durumdan dolayı işyerinin yaşadığı sıkıntılar ve bunları aşmak için gösterdikleri çabalar, firmanın sahip olduğu uluslararası kalite sertifikaları ve bunların uluslararası mecrada faaliyet gösterebilmek için önemleri, bölgede yaşanan savaş dolayısı ile işlerin azalması hakkında bir saatlik bilgilendirmenin gerçekleştirildiği belirtildi. Bilgilendirmenin ardından öğrencilerle gerçekleştirilen soru cevap kısmından sonra, iş sahasına geçilerek iş operasyonlardan sorumlu tersanenin sorumlu Mühendisi Ali Çira tarafından tersanenin işleyiş süreci detaylı bir şekilde iş başında çalışanları gözlemleyerek anlatıldı. Gemi havuzlama, kızaklama ile denizde gemilerin her türlü onarım – bakım işlerini, ayrıca her tip yeni gemi inşaası da yapıldığını anlatan Çira, şirketin bünyesinde 100 çalışanı bulunduğunu, gerektiği zaman çalışan sayısnını işlerin artmasına bağlı olarak zaman zaman arttığını dile getirdi. Armatör ve gemi işletmecilerine yüksek kalite hizmet anlayışını sunmayı amaçladıklarını ciddi bir teknik ekiple çalıştıklarını ve uluslararası kalite standartlarıyla buluşturarak her zaman en iyisini sunmaya çalıştıklarını aktardı. İş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu Mustafa Sarıgül, tersanede işçi güveliği konusunun çok dikkat edilmesi gereken konu olduğuna dikkat çekti. Sarıgül, firmanın her tür önlemi alarak hareket ettiğini, ağır sanayi alanında faaliyet gösteren bu firmada iş yapım sürecindeki tehlikleri ve tehlikelerden personelin nasıl korunduğu ve alınan önlemlerin sürekli kontrolü ve personelim bu konuda sürekli eğitildiği anlatımında detaylandırdı. Öğrenciler İş Sahasında Gözlemleme Fırsatı Buldu Kuzey Kıbrıs genel şartlarında farklı bir alanda faaliyet gösteren tersane eğitim gezisinde  Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri, makro çevresel koşulların firmaları etkileyişini, mikro koşullar dolayısıyla yan iş dallardan sağlanması gereken iş süreçlerinin yarattığı sıkıntıları, kapasite kavramı çerçevesinde reel kapasite ve teorik kapasite farklılıklarını, insan kaynakları bağlamında yetişmiş işgücü eksikliğinin ülkede yarattığı sıkıntıları, iş ve işçi sağlığı konularının önemini ve uygulamalarını, uluslararası alanda pazarlama ve tanıtım etkinliklerinin yapılış şekillerini gözlemleme fırsatı yakalamıştır. Yrd. Doç. Dr. Nuran Öze; “Farklı Alanlarda Yerli Firmalarla İşbirliği İçinde Gözlem Gezileri Yapmaktayız” Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Nuran Öze: “Her dönem farklı alanlarda faaliyet gösteren yerel firmalarla işbirliği geliştirmekteyiz. Kimi zaman firma yetkililerini fakültemizde ağırlamakta kimi zaman öğrencilerimizle bizler iş sahasında yerinde gözlem gezileri yapmaktayız. Bu etkinlikler, öğrencilerimizn reel hayattaki iş süreçlerini farklı yönlerle görmelerini ve teroik zeminle örtüşen ve ayrışan yönlerini idrak etmelerini sağlamaktadır. Ara sıra sınıf ortamı dışında eğitim etkinliklerimizin devam ediyor olması rutin ders işleme şeklindeki farklılaşma ile öğrencilerimizin motivasyonun artmasına, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs’taki iş yaşamı hakkında öğrencilerimizin bilgi dağarcığının genişlemesine katkı sağlamaktadır.”
tercih robotu