Near East Bank’ın 15. Erülkü Şubesi’nin Açılışını Bugün Başbakan Hüseyin Özgürgün Yapıyor.

Near East Bank’ın 15. Erülkü Şubesi’nin Açılışını Bugün Başbakan Hüseyin ÖZGÜRGÜN Yapıyor

Near East Bank’ın 15. Şubesi olan Erülkü Süpermarket şubesinin açılışı 1 Ağustos 2016 tarihinde Başbakan Hüseyin ÖZGÜRGÜN’ün tarafından gerçekleştiriliyor. Protokolden ve halktan yoğun katılımı ile gerçekleştirilecek açılış saat 19.30’da başlayacak. Şube sayısı ile hizmet ağını sürekli geliştiren Near East Bank, istikrarlı büyümesini devam ettirerek ülkemizin her noktasına sunduğu kaliteli hizmeti götürmeye devam ediyor. Meserya bölgesinde bulunan kirli sanayi bölgesi, büyük ticari işletmeler, Haspolat Sanayi bölgesi, bölgede bulunan yerleşim alanlarında yaşayan vatandaşlarımızla, sanayicilerimize çağdaş bankacılık hizmeti götürebilmek, sanayiciyi desteklemek adına yatırım ve işletme kredileri vermek, havale, mevduat, teminat mektubu, akreditif gibi diğer bankacılık hizmetlerini gelişen Meserya bölgesinde verebilmek amacı ile Yakın Doğu Bank Erülkü Süpermarket şubesi bölgenin kalkınmasına destek vermek amacı ile açılıyor. Selami KAÇAMAK: “Yakın Doğu Bank ürettiği değerler ile ülkemizin köklü ve sağlam bir bankasıdır”. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Bank Genel Müdürü Selami Kaçamak yaptığı açıklamada, Meserya gibi gelişen bir bölgede Yakın Doğu Bank’ın 15. şubesini açıyor olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. KAÇAMAK bölgenin gelişimine destek sağlamak amacı ile bölgeye çağdaş bankacılık hizmetlerini götüreceklerini ifade ederek, “Yakın Doğu Bank ürettiği değerler ile ülkemizin köklü ve sağlam bir bankasıdır. 218 çalışanı ile en çağdaş bankacılık hizmetlerini ülkemizde veriyoruz. Yakın Doğu Bank olarak istikrarlı büyümemizi devam ettiryoruz. Güvenle büyüme ilkesini her zaman ön planda tutan Yakın Doğu Bank, ülkemizdeki bankacılık sektörünün daha da ileriye taşınmasında öncü bir rol oynamaktadır” dedi. KAÇAMAK: “15. şubemizin açlışında tüm bölge halkımızı yanımızda görmekten mutluluk duyacağız. Açılacak olan şubemizin bölge sanayicisine ve halkına hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi. Üstün Teknolojik Altyapı Son yıllarda sürekli olarak yaptığı yatırımlar ile adından söz ettiren Near East Bank, ulaştığı tüm yerleşim yerlerinde müşterilerine en iyi ve hızlı bankacılığı vermeye devam ediyor. 1996 yılında kurulan Near East bank, genç ve dinamik uzman personeli ve bilgisayar uygulama sistemleri ile bir bankadan beklenen tüm hizmetleri sunmakta, konularında uzman kadrolardan oluşan bireysel,ticari ve özel bankacılık segment yönetimleri ile memurun, esnafın, şirketlerin ve kurumların tüm ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Her geçen gün istihdam ağını büyüterek 218 personel sayısına ulaşan Near East Bank, eğitim kurumları ile yapmış olduğu anlaşmaları ile hem çalışanına profesyonel bankacılık eğitimi vermekte hem de personelinin gelecek kariyerlerine önemli destek sağlamaktadır. Çok deneyimli ve alanlarında uzman üst düzey kadrolara sahip olan Near East Bank, genç kadrolarını tecrübeli bankacılar ile harmanlayıp en üst deneyim ve uzmanlığa sahip kadrolar yaratmıştır. Bankacılık sistemlerinde dünyanın en önde gelen Exadata çözümü olan Oracle ExaData versiyon 2 e-bankacılık uygulamalarını kullanmaya başlayan Near East Bank müşteri hizmet ve güvenliğini bir yukarıya taşımıştır. Bankacılık yazılım ve uygulamalarına büyük önem veren Near East Bank, ülkemizde bir ilke imza atarak kendi bünyesinde bankacılık yazılımları geliştirme ve tasarlama birimini kurmuştur. Yazılım ve tasarlama biriminin ardından da, teknoloji alanında atılım gerçekleştirerek Near East Teknoloji Şirketi’ni faaliyete geçiren Near East Bank, teknolojik altyapı ve uygularını da en üst seviyeye çıkarma hedefindedir. Near East Teknoloji Şirketi’nin temel amacı sadece Near East Bank’ın iç yazılım ihtiyaçlarını karşılamak değil, ülkemizde bulunan diğer şirketlere de yazılım desteği sunmaktır. Veri güveliğine büyük önem veren Near East Bank, çoklu yedekleme yöntemi ile müşteri bilgilerini koruma altına almıştır. Bu çerçevede, Dünaynın en yaygın süreç yönetim sağlayıcısı IBM ile gerçekleştirdiği işbirliği ile müşteri süreç sistemin profesyonelleşmesini sağlayarak dev bir adım atmıştır. Müşteri Odaklı Hizmet Müşteri odaklı hizmet anlayışının öncü kurumlarından olan Near East Bank, müşterilerine yönelik hizmet ağını da geliştirmektedir. Müşterilerinin zamanlarını Bankalarda harcamak yerine hizmeti müşterilerinin ayağına götürmek için ticari ve bireysel kurye hizmetlerini uygulamaya sokan Near East Bank, oluşturduğu kurye ağı merkezi ile de müşterilerinin bulunduğu noktalara mobil hizmetler sunmaya başlamıştır. Near East Bank bankacılık hizmetleri yanında son yıllarda sosyal sorumluluk projelerine de büyük destekler vererek, son bir yıl içinde 10’dan fazla etkinliğe sponsor olmuştur. Büyük Projelere Finansman Desteği Ülkemizde faaliyet gösteren yatırım ve taahhüt şirketlerine yatırım finansmanı sağlayan Near East Bank, yatırımcıların finans çözüm merkezi haline dönmüştür. Sadece, 2015-2016 yılları arasında 20’nin üzerinde büyük projenin inşaat finansmanına çözümler üreten Near East Bank, sağladığı 50 milyon TL kaynak desteği ile bitirilemez denen birçok projenin zamanında tamamlanmasına neden olmuştur.

Liseyi KKTC’de Bitiren T.C. Uyruklu Öğrencilere Yakın Doğu Üniversitesi’ne Doğrudan Kayıt Hakkı

Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlıkları arasında daha önceden imzalanan Kıbrıs´ta okuyan Türkiye vatandaşı öğrencilere KKTC üniversitelerine doğrudan kayıt hakkı sağlayan protokol, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti Meclisleri ile T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Bu protokol çerçevesinde KKTC Liselerinden Mezun TC vatandaşı öğrenciler doğrudan ülkemizdeki üniversitelere kayıt yaptırabilecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre liseyi KKTC’de bitiren Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğenciler Yakın Doğu Üniversitesi’nin 16 fakültesine bağlı 188 bölümüne doğrudan sınavsız kayıt yapabilecekler. Yakın Doğu Üniversitesi’ne lise diplomaları ile başvuruda bulunabilecek olan öğrenciler Kıbrıslı öğrencilerin sahip olduğu haklardan yararlanacak ve KKTC vatandaşı öğrencilerin ödediği harçlara tabii olacaklar. Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) sağladığı haklar sayesinde KKTC liselerinden mezun olan öğrenciler LYS sınavlarına katılmadan Yakın Doğu Üniversitesi’nin 188 bölümüne doğrudan kayıt olabilecekler. Doğrudan Kayıt Hakkı Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında yürürlüğe giren protokol gereğince, KKTC liselerinden mezun olan TC vatandaşı öğrenciler ÖSYM tarafından düzenlenen Üniversite Yerleştirme Sınavları’na girmeden, doğrudan KKTC üniversitelerine kayıt hakkına sahip oldular. Yrd. Doç. Dr. Yeter TABUR: “KKTC Liselerinden Mezun Tüm Türkiye Vatandaşı Öğrencileri Kayıt İçin Bekliyoruz” Yakın Doğu Üniversitesi Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Yeter TABUR, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, öğrencilerin sınavsız geçiş hakkıyla sağladıkları büyük avantaja vurgu yaptı. Bu protokolun öneminin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Yeter TABUR, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim arasında imzalanan protokol çok büyük bir adım oldu. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanarak yürürlüğe giren protokol ile KKTC liselerinden mezun Türkiye vatandaşı öğrencilerimiz de artık KKTC vatandaşı öğrencilerimiz gibi Yakın Doğu Üniversitesi’ne ÖSYM tarafından düzenlenen sınavlara girmeden, doğrudan kayıt yaptırabilecekler. Daha önceki uygulamalarda KKTC liselerinden mezun öğrenciler KKTC üniversitelerine kayıt yaptırdıkları durumda diplomaları YÖK tarafından tanınmıyordu ve denklik için tekrar sınava girmeleri gerekiyordu. Yapılan yeni protokol ile ise Türkiye vatandaşı öğrencilerimiz KKTC üniversitelerine doğrudan sınavsız kayıt hakkı elde ettiler; diplomaları da YÖK tarafından tanınıyor ve denklik için ek bir sınava girmeleri gerekmeyecek. Tüm KKTC liselerinden mezun Türkiye vatandaşı öğrencilerimiz Yakın Doğu Üniversitesi’nde istedikleri bölümlere kayıt yaptırabilirler. Kayıt yaptıracak öğrencilerimiz KKTC vatandaşı öğrencilerilerimizle aynı haklara sahip olacaklar. Detaylı bilgi için Öğrenci İşleri birimimiz ile görüşebilirler. Tüm öğrencilerimizi bekliyoruz” dedi. KKTC liselerinden mezun olup Yakın Doğu Üniversitesi’ne doğrudan kayıt yaptırmak isteyen öğrenciler daha  detaylı bilgiye için Yakın Doğu Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’ndan,  223 64 64 numaralı telefondan (dahili 215-223-225-403) ve www.neu.edu.tr adresinden ulaşabilecekler.
Yılın Yeni Nesil Bölümü Mekatronik Mühendisliği

Yakın Doğu Ünversitesi’nin 5317 ÖSYM Kontenjanı Tercihleri Başladı

2016-ÖSYS tercih işlemleri başladı. Bugün başlayan üniversite yerleştirme tercihlerinde Yakın Doğu Üniversitesi’ni 5317 aday tercih edebilecek. Yakın Doğu Üniversitesi, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada 29 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında devam edecek tercih süresince adaylar Yakın Doğu Üniversitesi’nin 16 Fakülte ve 5 Yüksekokuluna bağlı 188 bölümü için tercih yapabilecekler. 16 Fakülte, 5 Yüksekokul ve 5317 Kontenjan Yapılan açıklamada, Yakın Doğu Üniversitesi’nde yer alan Atatürk Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Tıp Fakültesi, İletişim Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, Mimarlık Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne Sanatları Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Veteriner Fakültesi ile Beden Eğitimi Spor Meslek Yüksekokulu, Turizm ve Otelcilik Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, ve Meslek Yüksekokulu’na bağlı 188 bölümü tercih edecek öğrencilere %100, %75, %50, %25 burs imkanı sunuluyor. Tercihlerin 29 Temmuz- 3 Ağustos tarihleri arasında yapılacağı da hatırlatılan açıklamada, sonuçların açıklanmasının ardından öğrencilerin 15-19 Ağustos tarihleri arasında kesin kayıt yaptırabilecekleri belirtildi. 2016-2017 Öğretim Yılında 3 yeni bölüm Yakın Doğu Üniversitesi 2016-2017 öğretim yılında eğitime başlayacak “Mekatronik Mühendisliği”, “Gastronomi” ve “İş Sağlığı ve İş Güvenliği” bölümleri ile birlikte toplamda 188 lisans ve 218 yüksek lisans ve doktora bölümünde eğitim verecek. Yeni Nesil Mühendislik dalı “Mekatronik Mühendisliği” Yakın Doğu Üniversitesi’nde Yeni nesil mühendislik dalı olarak adlandırılan Mekratronik Mühendisliği bölümüne ilk öğrencilerini bu yıl alacak olan Yakın Doğu Üniversitesi, günümüzün en önemli bölümlerinden biri olan Mekatronik Mühendisliği bölümünde geleceğin donanımlı mühendislerini yetiştirecek. Gelişen teknolojinin ve değişen endüstiriyel ihtiyaçların sonucunda; makine, akıllı makina, cihaz, sistem ve süreçlerini içeren çok disiplinli bir mühendislik dalı olan Mekratronik Mühendisliği’nde verilecek eğitimlerle geleceğin mühendislerini yetiştirerek, ihtiyaç duyulan yetişmiş nitelikli eleman boşluğunu doldurmak hedefleniyor. Akıllı makinelerin, ergonomik ve faydalı ürünlerin tasarlanarak üretilmesi için Makine Mühendisliği, Elektrik Elektronik Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği’nin bir birleşimi olarak orataya çıkan Mekatronik Mühendisliği’nin örnek uygulamaları; savunma sistemlerinde, çeşitli oyuncaklarda, otomotiv elektroniğinde, uçuş sistemlerinde, bilgisayar ve robot destekli üretimde ve otomatik kalite kontrol sistemlerinde görülüyor. Yaşantımıza sağladığı büyük kolaylıklardan dolayı bütün dünyada çok geniş bir uygulama alanına sahip olan ve çağın yeni mühendisilik bilimi olarak kabul edilen Mekatronik ürünler, mekanik gücü oluşturmak için motor sistemleri, oluşan gücü aktarmak için mekanik sistemler, değişimleri algılamak için sensörler, sistemin kontrolü için mikroişlemci ve tüm sistem veya makineyi merkezi veya dağınık yapıda denetleyebilen bilgisayar programlarından oluşmaktadır. Yakın Doğu Üniversitesi, Mekatronik Mühendisliği Bölümü ile zamanı, öz kaynakları ve iş gücünü ekonomik olarak kullanabilen, aynı zamanda günümüz teknolojisi ve mühendislik üretkenliğini, çevresel gerçekleri göz ardı etmeden en verimli şekilde kullanarak teknolojik tasarım yapabilen kaliteli mühendislerin yetişmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Prof. Dr. Ali Ünal ŞORMAN: “Yeni nesil mühendisler yeştirmek istiyoruz” Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Ünal ŞORMAN, çeşitli beceri, yetenek ve kültüre sahip öğretim kadrosu, genç ve dinamik araştırma görevlileri ve öğrencileri ile birlikte mühendislik eğitimi sunan Yakın Doğu Üniversitesi’nin Mekatronik Mühendislik Bölümü ile elektrik, makine ve bilgisayar teknolojisinde geleceğin mühendislerinin yetişmesine katkı sağlayacağını söyledi. Prof. Dr. ŞORMAN, hedefleri ile ilgili olarak da, “Günümüzde gelişen teknolijeye bağlı olarak artan makine, elektronik, bilgisayar donanımı ve yazılımı kullanımları ve akıllı makineler ile robotların kullanılmasına yönelik artan talebi karşılamak amacıyla, Yakın Doğu Üniversitesi olarak, Elektro-mekanik’te akıllı robot üretebilen mühendisler yetiştirmeyi istiyoruz” dedi. Geniş kariyer Olanaklarına Sahip Bir Bölüm Prof. Dr. Ali Ünal ŞORMAN, Mekatronik Mühendislği eğitimi alacak öğrencilerin farklı ve üst düzey bir bölüm öğrencisi olduklarının bilincine sahip olacaklarını ifade ederek şunları dile getirdi: “öğrencilerimiz mezun olduktan sonra farklı teknolojik ve yönetsel konularda bilgi ve tecrübe sahibi mühendisler olarak yetişen bireyler olacaklardır. Aldıkları eğitim sayesinde; Mekatronik teknikerliği, Makine Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Kontrol Mühendisliği yanı sıra otomotiv, havacılık, malzeme, üretim, otomasyon, enerji, tüketici elektroniği, savunma sistemleri ve tıp elektroniği gibi gibi çok farklı sektörlerde, araştırmadan proje yönetimine kadar geniş bir spektrumda kariyer olanaklarına sahip olmalarına imkan bulacaklardır” dedi.

Kıbrıs’ın Geleceğinin İnşa Sürecinde Kıbrıs Türk Toplumu İçin Fırsatları ve Riskleri Değerlendirdiler

Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü’nün Konrad Adenauer Vakfı ile ortaklaşa İtalya’da gerçekleştirdiği uluslararası toplantıda Kıbrıs’ın geleceğinin inşası bağlamında Kıbrıs Türk toplumunun beklentileri ve kaygıları irdelendi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre Yakın Doğu Üniversitesi ve Almanya’nın Konrad Adenauer Vakfı işbirliğiyle İtalya’da Cadenabbia Villa La Collina’da gerçekleştirilen toplantıya Avrupa Birliği, Almanya, İsrail, Yunanistan ve Türkiye konularında uzmanlar katıldı. Uluslararası toplantıya KKTC’den katılan KKTC Cumhurbaşkanlığı Eski Müsteşarı ve Eski Müzakereci Ergün OLGUN ve Yakın Doğu Üniversitesi’nden Yakın Doğu Enstitüsü (YDE) Müdürü Doç. Dr. Umut KOLDAŞ, YDE Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nur KÖPRÜLÜ ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Zeliha KAŞMAN Kıbrıs müzakereleri bağlamında Kıbrıs Türk toplumunu ilgilendiren konularda toplumun hassasiyetlerini uluslararası uzmanlarla birlikte değerlendirdiler. Doç. Dr. Umut KOLDAŞ: Kıbrıs’ın Geleceğinin İnşa Sürecinde Kıbrıs Türk Toplumunun Sesini Duyuracak Uluslararası Mecralar Artırılmalı Toplantıyı Konrad Adenauer Vakfı Ankara Bürosu ile birlikte düzenleyen Yakın Doğu Üniveresitesi Yakın Doğu Enstitüsü Kıbrıs’ın Geleceğinin İnşa Sürecinde Kıbrıslı Türklerin öncelik ve beklentilerini uluslararası topluma aktaracakları toplantıların sayısı artması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. KOLDAŞ, “Toplumlararası müzakereler kapsamında yürütülen süreçte uluslararası toplumun ve bölgesel aktörlerin uluslararası arenadaki tek muhattabının Kıbrıs Rum toplumunun karar alıcıları ve düşünce liderleri olduğu algısı halkların eşitliği ilkesine zarar verir. Adada kalıcı ve adil bir çözüme ulaşılabilmesi ve böyle bir çözümün taraflarca içselleştirilebilmesi için iki toplumun da rızasına ihtiyaç vardır. Kıbrıs Türk toplumunun tüm kesimleriyle müdahil olmadığı bir çözüm sürecini ve bunun sonuçlarını içselleştirmesi çok daha zordur. Bu nedenle uluslararası toplumun ve Kıbrıs’ın uluslararası muhattaplarının tüm adayı ve toplumlarını ilgilendiren konular hakkında Kıbrıs Türk toplumunun beklenti ve önceliklerini de dikkate almaları gerekir. Bu nedenle enerji, eğitim, ekonomi, sağlık ve turizm gibi konularda bir süreç yönetilirken ve bu sürecin uluslararası zemini oluşturulurken bu konulara taraf tüm toplum kesimlerinin fikirlerini ifade edebilecekleri uluslararası toplantıların sayısının artması çok önemlidir. Bu anlamda biz akademik alanda bu tür toplantıların artırılması için yürüttüğümüz çalışmalara devam ediyoruz” dedi. Ergün OLGUN: Uluslararası Camia İki Eşit Siyasi Taraf Arasındaki Dengesizlikleri Beslememeli Toplantıda Kıbrıs sorunun genel bir özetini yapan Cumhurbaşkanlığı Eski Müsteşarı ve Müzakerecisi M. Ergün OLGUN konuşmasında 11 Şubat 2014 Ortak Açıklamasına göre müzakerelerin amacı, müzakerelerden Kıbrıs Türk tarafının beklentilerive bütünlüklü bir uzlaşıya varılması halinde ortaya çıkması olası fırsatlar, müzakerelerde tarafları uzlaşıya teşvik edici aktif katalizörler konularına Kıbrıs Türk tarafının bakışı hakkındaki değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Müzakerelerde 11 Subat 2014 mutabakatına uygun iki toplumlu, tarafların siyasi eşitliğini gözeten, iki kesimli ve iki Kurucu Devletin eşit statülerine dayalı bir uzlaşıya varılmasının önündeki engeller ve bir anlaşmaya varılamaması halinde karşı karşıya kalınacak olası risklere dikkat çeken OLGUN bu risklerin her iki tarafın beklentilerini karşılayacak şekilde bertaraf edilmesinin gereğine vurgu yaptı. OLGUN Kıbrıs Türk tarafının müzakerelerden beklentileri ve bir uzlaşı halinde ortaya çıkabilecek fırsatlar başlığı altında her iki tarafın ve bölgenin ciddi güvenlik, istikrar, ekonomik ve sosyal kazanımları yanında Türk – Yunan, Türkiye – AB, AB – NATO ve Doğu Akdenizde hidrokarbon kaynaklarının paydaşlar arasında ortak değerlendirilmesi imkanlarının ortaya çıkacağının altını çizdi. Olgun, içinde bulunulan çatışma ortamında başkalarına da örnek teşkil edecek şekilde dinleri ve etnik kökenleri farklı toplumların sağduyularını kullanarak çatışma yerine her yönden daha iyi bir gelecek için ortaklık ve işbirliği yaratabileceklerinin kanıtlanacağını vurguladı. M. Ergün OLGUN bir uzlaşıya varılmasını engelleyen unsurlar arasında Rum halkının Kıbrıs’ın hakimi olma tutkusuna vurgu yaptı ve kurumsallaşmış bu tutkunun ortaklık ve yetki paylaşımının önündeki en büyük engel olduğunun altını çizdi. OLGUN, uluslararası camianın, 1963 yılında Rum tarafının ortaklık Kıbrıs Cumhuriyetinin kurumlarının işgali ile başlayan ve iki eşit siyasi taraf arasında siyasi, hukuki ve ekonomik dengesizliklerin ortaya çıkıp büyümesini besleyen davranışlarının Kıbrıs sorununu çıkmaza soktuğunu ve çözümünü imkansızlaştırdığını belirtti. Doç. Dr. Zeliha KHASHMAN: Değişen dünya ve bölge düzeninde Kıbrıslı Türklerin öncelikleri de dikkate alınmalı Uluslararası toplantıda Kıbrıs Türk toplumunun kaygı ve önceliklerini değişen dünya ve bölge düzeninin yeni dinamiklerine göre değerlendiren Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Zeliha KHASHMAN: “Değişen dünya düzeninin hem bölgeye hem de Kıbrıs sorununun çözümüne etkisini değerlendirdiği konuşmasında Doç. Dr. Zeliha KHASHMAN başlangıç noktası olarak çatışmaların çözümünde hem iç hem de dış etkenlerin çok önemli olduğunu ve özellikle güç asimetrilerinin olduğu çatışmalarda bunun çok daha önemli olduğu ve bu güç asimetrisinin zayıf taraf lehine dış/veya uluslararası camia tarafından çeşitli araç ve yöntemlerle dengelenmesi gereğinin çok önemli olduğunu belirtti. Uluslararası camianın veya 3. taraf bölge güçlerinin bu istekliliği göstermesinin her birinin ayrı ayrı kendi milli çıkarlarına/dış politikalarına uygun olması ile paralel olduğunu kaydeden Doç. Dr. KHASHMAN: “Şu anda bölgedeki çatışma ve kaotik duruma rağmen Türkiye, İsrail, AB ve de ABD/NATO nun çıkarlarının keşiştiğini söyleyebiliriz. Bu ülkelerin ortak düşmanları ki bunu İslamcı terör, bölgedeki ülkelerin parçalanması ve bunun sonucunda ortaya çıkan göç sorunu ve de İran’ın kontrol altında tutulması ortak hareket noktalarını oluşturabilir. Diğer en önemli durum ise Rusya nın bölgede nüfus alanları yaratmaya çalışması bu bağlamda Suriye ve bölgede izlediği politika ABD/NATO ve de AB/NATO bağlamında tehdit olarak algılanmaktadır. ABD ve Rusya bölgedeki müttefiklerini artırma çabası içerisindedir. Diğer taraftan, Kıbrıs sorunu açısından özellikle Doğu Akdeniz’de ortaya çıkan gaz yataklarının varlığı ve bunun Avrupa pazarlarına ulaştırılması durumu hem Kıbrıs için hemde diğer taraflar için sorunun çözümlenmesinde pozitif itici güç olarak belirmiştir. Çıkarların kesişme noktasındadır. AB /NATO ilişkileri açısından da Kıbrıs sorunun çözümü ayrıca yukarıdaki sebeplerden dolayıda çok büyük bir önem arz etmektedir. Aslında gelişmeler hem Türkiye’nin önemi hem de Kıbrıs’ın önemi bir kez daha teyit edilmiştir. AB’nin 2004 yılında yapmış olduğu tarihi hatanın düzeltilmesi açısından bir fırsat penceresi açılmış görünmektedir. Dış etkenlerin bunu değerlendirmesi iç dinamikleri de değiştirecektir.” dedi Doç. Dr. KÖPRÜLÜ: Kıbrıslı Türklerin dünya ile irtibatının sınırlılığı devam ediyor. Uluslararası toplantıda Avrupa Birliği ile Kıbrıs arasındaki ilişkileri farklı boyutları ile ve Kıbrıs Türk toplumunun önceliklerine vurguda bulunarak değerlendiren Doç. Dr. Nur Köprülü ‘Avrupa Birliği ve Kıbrıs’ başlıklı konuşmasında, yakın coğrafyasında yaşanan çatışma ortamına rağmen Kıbrıs’ta süregelen müzakere sürecinin ve güven ortamının önemine dikkat çekerek, Kıbrıs meselesini literatürde de ifade edildiği gibi uzatılmış bir sorun olarak nitelendirdi. İçsel dinamikler kadar dışsal dinamiklerin ve küresel aktörlerin de soruna müdahil olması ile meselenin karmaşıklaştığını ifade eden Köprülü, adanın Kıbrıs Cumhuriyeti adı ile 1990 yılında AB’ye tam üyelik başvuruda bulunmasının ardından Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesinde yeni bir aktör konumuna geldiğinin altını çizerek AB’nin, Güney Kıbrıs’ın AB’ye üyeliğinin Kıbrıs’tabir çözüme ile önkoşula bağlanmamış olmasına vurgu yaptı. Kıbrıs’ın AB’ye tam üyelik konusundaki tartışmaların, müzakere süreçlerinin ve Birliğin müktesebatına uyum çalışmaları devam ederken Kıbrıs Türk toplumunun bu süreçler içerisinde yer almadığını ifade eden Köprülü, “2004’te Kıbrıs’ın Birliğe üyeliğinin ardından, AB’ye Katılım Anlaşmasının (AccessionTreaty) 10. Protokolü çerçevesinde Birlik müktesebatı (acquis) Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin ‘etkin’ kontrolü altında olmayan toprak parçası üzerinde (diğer bir deyişle adanın kuzeyinde) askıya alındı. Her iki tarafta eşgüdümlü olarak 24 Nisan 2004’te yapılan referandumlarda Kıbrıslı Rumlar’ın BM’nin hazırladığı Annan Planı’nı 74% oy oranıyla reddetmiş olması, AB müktesebatının adanın kuzeyinde uygulanmayacağı gerçeğini de ortaya koymuştur. Gelinen aşamada AB’nin Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik normatif aktör olma potansiyeli, adada alıcı ve kapsamlı bir yapının oluşturulmasına anlamlı bir katkı koyamamış ve Birliği alternatif çözüm önerileri üretmeye yöneltmiştir.” dedi.
YDÜ Yetenek Avcıları Tam Gün Yaz Okulu Sona Erdi

YDÜ Yetenek Avcıları Tam Gün Yaz Okulu Sona Erdi

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık,Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından bu yıl 11.’si düzenlenen Yetenek Avcıları Tam Gün Yaz Okulu 27 Temmuz 2016 Çarşamba günü gerçekleştirilen final programı ile sona erdi. 20 Haziran – 27 Temmuz 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen yaz okuluna katılan öğrencilerimiz bir aylık süreçte alanında profesyonel eğitmenler ile sportif (Basketbol, Futbol, Masa Tenisi, Tenis, Yüzme), sanatsal (Dans, Resim, Müzik, Fotoğrafçılık) ve Zihinsel-Mental (Mandala-Satranç) yönleri ile ayni zamanda el becerilerini geliştirecek (Oyuncak Yapımı Atölyesi) birçok aktiviteye katılmışlardır. 27 Temmuz 2016 Çarşamba günü ise bir aylık süreçte yaz okulundaki aktivitelere katılan öğrencilerimiz ve eğitmenlerimiz katılım ve teşekkür belgelerini almışlardır.
YDÜ'lü Güreşçiler Kırkpınar'da Güreşti

YDÜ’lü Güreşçiler Kırkpınar’da Güreşti

18-24 Temmuz 2016 tarihleri arasında Edirne’de bu yıl 655.cisi düzenlenen tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde YDÜ Sporcusu Hazar ŞAKAR ve Bertuğ TEKAKPINAR üniversitemizi ve ülkemizi temsil etti. Hazar ŞAKAR kendi kategorisinde altı tur geçerek 460 sporcu arasından ilk 10’a girmiş ve büyük boy kategorisinde güreşmeye hak kazanmıştır. Bertuğ TEKAKPINAR ise üçüncü turda Antalya’lı güreşçiye yenilerek elenmiştir.
Yakın Doğu Üniversitesi’nin En Son Teknoloji Harikası Aracı RA 27 Görücüye Çıktı

Yakın Doğu Üniversitesi’nin En Son Teknoloji Harikası Aracı RA 27 Görücüye Çıktı

Yakın Doğu Üniversitesi AR-GE ekiplerinin 750 saatlik çalışması sonucunda tamamen güneş enerjisiyle çalışan, 100’den fazla özel üretilmiş parçadan oluşan araç RA 27, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları geçit töreninde yerini aldı.. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları çerçevesinde, KKTC’nin onur konuğu TC Başbakan Yardımcısı Tuğrul TÜRKEŞ’in de hazır bulunduğu 20 Temmuz resmi geçit töreninde Yakın Doğu Üniversitesi’nin teknoloji harikası ve tamamen güneş enerjisiyle çalışan aracı RA 27 protokolü ve halkı selamladı. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi geçit töreninde RA 27 ile birlikte 2 yıl önce üretilen ve ülkemizin ilk yerli otomobili olarak tescil edilen RA 25 de resmi geçit töreninde yer aldı. Doç. Dr. İrfan S. GÜNSEL: “Yakın Doğu Ailesi İçin iki Gurur Yaşandı”… Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. GÜNSEL de yaptığı açıklamada “Bugün Yakın Doğu ailesi ve sevenleri için çifte sevinç, çifte gurur yaşandı. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı resmi geçit töreninde hem ülkemizde üretilen ilk yerli araba olan RA 25 hem de en son teknoloji ile üretilen yeni arabamız RA 27 resmi geçit töreninde birlikte yer aldılar. İnovasyon merkezindeki arkadaşlarımızla, öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimizin yoğun çalışmaları sonucunda üretilen RA 27 en son teknolojiler kullanılarak üretildi. Üretim aşamasında günlerce ter döken ve emeklerini esirgemeyen öğretim üyelerimizle, öğrenci ve çalışanlarımızın bilgilerine, ellerine ve yüreklerine sağlık” dedi. Doç. Dr. İrfan S. GÜNSEL ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Güney Afrika’da gerçekleştirilecek ve Mercedes, Audi gibi dev araba markaları ile yarışarak 2016 Sosal Solar Challenge yarışmasında Üniversitemizi ve ülkemizi temsil edeceğini sözlerine ekledi. Saatte 150 Km Hıza Ulaşabiliyor… Yakın Doğu Üniversitesi Araştırma-Geliştirme ekiplerinin yaptığı 750 saatlik bir proje çalışmasıyla, tamamen güneş enerjisiyle çalışan ve 1800 Watt gücünde doğru akımlı iki motora sahip olan üstün teknoloji ürünü RA 27, 392 özel üretilmiş güneş enerjisi paneline ve 416 pile sahip. Dört tekerlikli olarak üretilen RA 27 saatte 150 km hıza ulaşabiliyor ve hiç güneş ışığı olmadığında dahi 440 km yol yapabiliyor. RA 27 gerekli işlemlerin tamamlanmasından sonra plakalanarak RA 25 den sonra ülkemizde üretilen ikinci araba olma özelliğini taşıyacak. 24 Eylül- 1 Ekim 2016 tarihleri arasında düzenlenecek ve 8 gün sürecek 4100 km’lik South African Solar Challenge yarışı FIA (Federation Internationale de l’Automobile – Uluslararası Otomobil Federasyonu) ve Güney Afrika Cumhuriyeti Federasyonu tarafından düzenleniyor. Haberin Videosu
Sıcak Yaz Günlerinde Güneşin Zararlı Etkilerine Dikkat!

Sıcak Yaz Günlerinde Güneşin Zararlı Etkilerine Dikkat

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Yrd. Doç. Dr. Didem MULLAAZİZ, yazın en sıcak günlerinin yaşandığı şu günlerde, güneşin zararlı etkileri, deri kanseri gelişimi açısından riskli gruplar, güneş koruyucu ürün seçerken dikkat edilmesi gerekenler ile yaz döneminde güneşten korunma yöntemleri hakkında bilgi vererek, zorunlu kalınmadıkça 11:00 – 16:00 saatleri arasında dışarıda bulunulmaması gerektiğine dikkat çekti. Güneş, büyük bir enerji kaynağı olup, değişik dalga boylarında ışınlar yayar. Deri üzerinde olumsuz yan etkilere neden olan ultraviyole (mor ötesi ışınlar); UVA, UVB ve UVC ışınlarıdır. Yeryüzüne ulaşan UV’nin %96’sı UVA, %4’ü ise UVB’dir. UVA ışını camdan geçebilen uzun dalga boylu ışınlardır. Bronzlaşmadan, foto yaşlanmadan sorumludur. UVB ışını daha kısa dalga boyuna sahip olup, camdan geçemez. Güneş yanığı ve alerjik reaksiyonlardan sorumludur. Hem UVA hem de UVB’nin kanserojen etkileri bulunmaktadır. Güneşin En Zararlı Işınları UVC Güneşin en zararlı ışınları ise UVC ışınlarıdır. Kanserojendir fakat pratikte yeryüzüne ulaşmadığı kabul edilir. Ozon tabakası tarafından tutulur. Güneş ışınları deri üzerinde erken ve geç biyolojik değişikliklere yol açmaktadır. Erken dönemde güneş yanığı, allerjik reaksiyonlar, leke problemlerine neden olurken, geç dönemde ise deri yaşlanması ve deri kanserleri gelişimini tetiklemektedir. Güneş hasarının derecesi, deri tipi ile bağlantılı olup açık deri rengine sahip kişilerde daha fazla hasar oluşmaktadır. Deri Tipleri; TİP 1: Her zaman yanar, asla bronzlaşmaz (Beyaz ten, renkli gözler, sarı-kızıl saçlar) TİP 2: Her zaman yanar, az bronzlaşır (Açık ten, renkli gözler) TİP 3: Az yanar, az bronzlaşır (Koyu Kafkas deri) TİP 4: Az yanar, iyi bronzlaşır (Açık kahverengi deri, Akdenizli) TİP 5: Nadiren yanar, koyu şiddetli bronzlaşır (Kahverengi deri, Ortadoğulu) TİP 6: Yanmaz, her zaman bronzlaşır ( Zenci) Deri kanseri oluşumu açısından en önemli risk faktörü güneş maruziyeti olup, etkisi %80-90 oranlarındadır. Deri Kanseri Gelişimi Açısından Riskli Gruplar; Tip 1 deri tipi olan kişiler (açık renk deri, renkli göz ve kızıl-sarı saç) Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar Kişisel veya ailesel deri kanseri öyküsüne sahip olanlar Mesleksel güneş maruziyeti (çiftçi, denizci, inşaat işçisi) olanlar Stres Sigara- Alkol kullanımı Güneşten Korunmanın Çocukluk Çağlarda Başlaması Gerekmektedir İlk 10 yaşta UV ışınlarına bağlı derin güneş yanığı öyküsü, ileride gelişebilecek deri kanseri riski açısından en önemli dönemdir. Bu nedenle güneşten korunmanın çocukluk çağlarında başlaması gerekmektedir. Güneş koruyucu ürünler, deri tipi, yaş, kuru-yağlı-allerjik cilt yapısı, eşlik eden deri hastalıkları, kullanılan ilaçlar, gebelik gibi birçok faktöre dikkat edilerek önerilmektedir. Krem veya losyon tarzında olabilen ürünler koruma güçlerine göre derecelendirilir. Güneşten korunma faktörü (Sun Protecting Factor = SPF), UVB’den koruma yüzdesi olup, 1-100 arasında bir değer olabilir. SPF 30 değeri “yüksek koruma” olarak değerlendirilir ve UVB’ye karşı %97 oranında koruma sağlar. Uygun bir güneş koruyucu ürünün UVB yanında, UVA’ya karşı da koruma sağlaması gerekmektedir. SPF değerinin 1/3’ü oranında UVA korumasının da olması gerekir. Güneşten Koruyucu Ürünleri, Güneşe Çıkmadan 20 Dakika Önce Uygulayın Güneşten koruyucu ürünler, güneşe çıkmadan 20 dakika önce uygulanmalıdır. Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta sürülmelidir. Özellikle yüz, boyun, ense ve omuz gibi sürekli güneş gören alanların daha özenli korunması gerekmektedir. Gün içerisinde 4 saat aralarla tekrarlanması gerekmektedir. Güneş koruyucu ürünler genelde suya dayanıklı olmakla birlikte, havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda 2 saat aralarla tekrarlanmalıdır. Güneş Koruyucu Seçerken Bunlara Dikkat Edin Hem UVA, hem de UVB’ye karşı koruyucu olmalı En az SPF 30 düzeyinde koruma sağlamalı Gözenekleri tıkayıcı özellikte olmamalı Alerjik veya irritan olmamalı Renksiz ve kokusuz olmalı Suya, terlemeye karşı dayanıklı olmalı Yaz Dönemi Saat 11:00 – 16:00 Saatleri Arası Dışarıya Çıkmayın Sadece güneş koruyucu sürmek yeterli değildir. Yaz dönemi saat 11:00 – 16:00 arası zorunlu olmadıkça dışarıda kalınmamalı, gölge alanlar tercih edilmelidir. Özellikle çocukların deniz kenarında beyaz, uzun kollu ince kıyafetlerle korunmasına dikkat edilmesi gerekir. Fakat giysiler ıslandığında güneş koruma özelliklerinin azaldığı bilinmelidir. Günümüzde artık sağlıklı bronzlaşma diye birşey olmadığını biliyoruz. Savunmasız bir şekilde uzun süreli güneş maruziyetinin; güneş yanıkları, lekelenmeler, deri yaşlanması ve deri kanserlerine neden olmak dışında bize hiçbir katkısı bulunmamaktadır.
tercih robotu