Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Kahve Günü Gerçekleştirildi

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Kahve Günü Gerçekleştirildi

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 4. sınıf öğrencileri fakültedeki öğrencileri kaynaştırmak, güçlü bir birliktelik yaratmak için kolları sıvadı ve fakültede bir ilke imza attı. Dr. Mehmet İlker Gelişen ile birlikte Atiye Kara, Murat Mert Yılmaz, Gökay Yetgin ve Çağrı Güvenç ve Ali Burak Salman’ ın öncülük ettiği genç eczacı adayları Delicious Café sponsorluğunda fakültelerinin bahçesinde tüm akademisyenlere ve öğrenci arkadaşlarına müzik eşliğinde Türk kahvesi ikram ettiler. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Etkinliğe YDÜ Rektör yardımcısı , DESAM Müdürü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış, YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Dudu Özkum Yavuz ve YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Banu Keşanlı ve tüm öğretim üyeleri, asistanlar ve teknisyenler de katıldılar. Eczacılık Fakültesi bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe ayrıca çeşitli görevlerle Ankara, Kayseri ve Hırvatistan’ dan gelen akademisyenler de katıldılar. Keyifli sohbetler ve çekilen fotoğraflarla birlikte yoğun ders programını bir anlık da olsa unutup derin bir nefes aldılar. Yakın Doğu TV mikrofonlarına birlikteliğin önemini, niçin eczacı olmak istediklerini ve neden Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesini seçtiklerini anlattılar. Etkinliğe YDÜ Rektör yardımcısı , DESAM Müdürü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış, YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Dudu Özkum Yavuz ve YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Banu Keşanlı ve tüm öğretim üyeleri, asistanlar ve teknisyenler de katıldılar. Haberin Videosu
YDÜ Nedime Serakıncı

Yakın Doğu Üniversitesi’nde “BİLİŞİM ve SAĞLIK” Masaya Yatırıldı

Bilgisayar Enformatik Bölümü ile Center of Excellence’e bağlı Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Araştırma Merkezi işbirliğinde organize edilen “Bilişim Etkinlikleri” kapsamında “BİLİŞİM ve SAĞLIK” irdelendi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, YDÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi salon 4’de gerçekleştirilen Bilişim Etkinliklerinin açılış konuşmasını Center of Excellence başkanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı yaptı. Prof. Serakıncı konuşmasında Bio-Enformatik bilim dalının günümüzdeki önemine vurgu yaparak düzenlenen etkinliğin bu bağlamda çok kıymetli olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, Bilgisayar Enformatik Bölümü öğrencilerinin geliştirecekleri projelerde sağlık ile ilgili konulara yönlenmelerinin hem gelecekleri açısından hem de toplum sağlığı açısından önem taşıdığına vurgu yaparak etkinliği düzenleyen Bilgisayar Enformatik Bölümü öğretim elemanları ile Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Araştırma Merkezi araştırmacılarına teşekkür etti. Bilgisayar Enformatik Bölüm Başkanı ve Center of Excellence’e bağlı Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Nadire Çavuş da konuşmasında Bilişim alanındaki gelişimler sonucunda yaşanan değişimlerin bilişim sistemlerini ve teknolojilerini tüm sektörlerin vazgeçilmezi haline getirdiğine vurgu yaptı. Doç. Dr. Çavuş, Bilgisayar Enformatik Bölümü olarak öğrencilerinin bilimsel çalışmalarda farklı alanlarda kullanılabilecek sistemler geliştirdiklerini, o nedenle sağlık ve özellikle kanserle savaşabilmek için faydalı olabilecek projeler de geliştirmek istediklerini belirtti. Ayrıca bölüm öğrencilerine seslenerek araştırma projelerinde kanser kayıt sistemi oluşturulma yönünde çalışmaya başlamalarının beklentisi içerisinde olduğunu söyledi. Dr. Mine Çağlar ise konuşmasında kanser hasta sayısının Dünyada ve Kıbrıs’da her geçen gün artmakta olduğuna vurgu yaparak Kıbrıs’da kanser kayıt sisteminin var olmayışından dolayı yaşadıkları sıkıntıları anlattı. Dr. Çağlar kanserde erken tanının öneminin kurtarılan hasta sayısında önemli bir etken olduğunu söyledi. Ayrıca, kanser alanında yapılacak çalışma basamaklarının birbirleri ile bağlantılı olduğunun altını çizerek bu bağlantının bireyin kanserden korunmasına veya yakalanan hastanın tedavisinde yapılacakların planlanabilmesinin ancak verilerin toplanması ile olabileceğinin de altını çizdi. Bu bağlamda Bilişim alanında çalışan bireylere ihtiyaç duyulduğunu söyleyerek Bilgisayar Enformatik Bölümü öğrencilerinin geliştirecekleri projelerle bu alan katkı koyabileceklerini dile getirdi. Doç. Dr. Nadire Çavuş konuşmalarından dolayı Dr. Mine Çağlar’a teşekkürlerini sunarak halkımızın faydasına olabilecek tüm işbirliklerine açık olduklarını ve Bilgisayar Enformatik Bölümü olarak ellerinden gelen tüm bilişim sistem ve teknolojik yardıma hazır olduklarını vurguladı.
Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve SÜTEK İşbirliğiyle Süt Üreticilerine Eğitim

Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve SÜTEK İşbirliğiyle Süt Üreticilerine Eğitim

Süt Endüstrisi Kurumu ve Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni ve Hayvan Besleme Bölümü işbirliğinde süt üretiminde kaliteyi artırma çalışmaları çerçevesinde SÜTEK’te eğitim çalışması gerçekleştirildi. Hayvan üreticilerine yönelik gerçekleştirilen eğitim çalışmasında süt üretiminde süt yağı miktarını artırmak için farkındalığın arttırılmasını hedef alan eğitime yaklaşık kırk üretici katıldı. Amaç Süt Yağının Artırılması Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni ve Hayvan Besleme Bölümünden Prof. Dr. Melih YAVUZ ve Doç. Dr. Dilek ARSOY’un konuşmacı olarak katıldığı eğitim çalışmasında üreticilere süt yağı miktarının artırılması için yapılması gerekenleri anlattı. Yem ve yönetim alanlarındaki sorunların da gündeme geldiği çalışmada, kısa vadede yem, uzun dönemde ise ıslah ile ilgili stratejilerin nasıl olması gerektiği üreticilerle birlikte değerlendirildi.
Dünya İmmünoloji Gününde Bağışıklığımızı Tanıyalım

Dünya İmmünoloji Gününde Bağışıklığımızı Tanıyalım

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Allerji ve İmmünoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nerin Nadir Bahçeciler ÖNDER, 29 Nisan Dünya İmmünoloji Günü Dolayısıyla Tüm Canlı Türlerinin En Önemli ve Hayati Organ Sistemi İmmün Sistem ve İmmünoloji ile İlgili Farkındalık ve Bilinci Artırmak Amacıyla Açıklamalarda Bulundu. İlk olarak 29 Nisan, 2005 tarihinde Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS) tarafından kutlanmaya başlanan immünoloji gününün amacı immün sistemin vücudumuzdaki fonksiyonlarının ve hastalıklarının halk tarafından da anlaşılmasını sağlamaktır. İmmünoloji Günü (World Day of Immunology) 2007 yılından itibaren tüm dünyada kutlanmaya başlanmıştır. Tüm bu gelişmeler ışığında Türk İmmünoloji Derneği de dünya ile paralel olarak, bağışıklık sistemimizi, görevlerini ve hastalıklardaki rolünü halka tanıtmak amacıyla, Türkiye’nin birçok kentinde toplantılar düzenlemekte, yazılı ve görsel basın aracılığı ile tanıtım ve bilgilendirme yapmaya devam etmektedir. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan YDÜ Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Allerji ve İmmünoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nerin Nadir Bahçeciler ÖNDER, Kuzey Kıbrıs’ta immünoloji dendiği zaman eğitimli olmasına rağmen pek çok insana bu sözcük bir şey ifade etmemektedir. Bu nedenle “Dünya İmmünoloji Günü” vesilesiyle bu konuda ülkemizde farkındalık ve bilinci arttırmayı amaçladık dedi. Tüm Canlıların En Önemli ve Hayati Organ Sistemi “İmmün Sistem” Bağışıklık sistemi, latince adı ile “immün sistem”, insanoğlunun ve hatta tüm canlı türlerinin en önemli ve hayati organ sistemi olmakla birlikte, bu alandaki farkındalık pek azdır. Öncelikle immün sistemin en önemli görevlerini anımsatmak gerekir. Sağlıklı bir insanın çevresi ile uyum içinde yaşamını sürdürebilmesi için sağlıklı bir immün sistemi olması koşuldur. İmmün sistemin temel görevleri ise kendinden olanı ve olmayanı ayırt etmek ve hafızadır. Kendinden Olanı ve Olmayanı Ayırt Etmek Bir insanın hayatta kalabilmesi için koşul olan hayati bir fonksiyondur. Vücudumuza dış ortamdan gelen tüm mikropları (virüs, bakteri, mantar, parazit) ve allerjenleri tanıyarak çeşitli bağışıklık sistemi hücreleri (lökosit, nötrofil, lenfosit, makrofaj, v.b..) ve bu hücrelerin ürünleri (sitokinler, antikorlar) aracılığıyla girişlerini, yayılmalarını engellemek olarak açıklanabilir. Söz konusu mikroplarla karşılaşma durumunda immün sistem derhal mikrobu imha etmek veya zayıflatmak üzere harekete geçer. Böylelikle birey immün sistemi sayesinde ağır, ciddi enfeksiyon hastalıklarının semptomlarını yaşamadan hayatta kalır. İmmün sistemi zayıf olan bir kişi günlük olarak karşılaştığımız milyonlarca mikrop ile başedemeyeceğinden, süreç enfeksiyonlar sonucu organizmanın ölümü ile sonuçlanır. Allerjenler ise insan immün sisteminin tanıması gereken ve kendinden olmayan yabancılardır. İnsanoğlu her gün solunum yolu (küf, toz, polen) ve ağız yoluyla (gıda) milyonlarca allerjen ile karşılaşmasına rağmen, bu zararsız yabancıları immün sistem ayırt ederek onları kabul eder. Bu mükemmel sisteme “immün tolerans” denir. İşte immün sistemin temel görevi olan “kendinden olan ve olmayanı ayırt etme” özelliği olmadığında, insanoğlu çevresindeki en basit hastalık yapıcı bile olmayabilen mikroplarla ağır enfeksiyonlar geçirir ve bu mikroplarla başedemeyince yenilir veya iyi yabancılar olarak kabul edilen allerjenlerle karşılaşma durumunda “immün toleransı” olmadığından astım, saman nezlesi, gıda allerjisi gibi çeşitli allerjik hastalıklar ortaya çıkabilir. Buna ek olarak “kendinden olan ve olmayanı ayırt etme” özelliği sayesinde yabancı mikroplara (non-self) savaş açan, allerjenleri (non-self) tolere eden bu mükemmel sistem, kendi hücrelerine zarar vermeyecek şekilde programlanmıştır. Detaylandırılacak olursa, insan immün sistem hücrelerinin, kendi organlarından bazılarına karşı vermemesi gereken tepkiler vermesi, iyi çalışmayan bir immün sisteme işaret eder ve buna tıpta “otoimmünite” denir. Otoimmün hastalıklardan bazıları şunlardır: MS, Diabet, Hashimoto tiroditi, Lupus hastalığı, romatoid artrit v.b. Tüm bu temel bilgilerden anlaşılacağı gibi immün sistemin iyi çalışması, bizleri enfeksiyonlardan, allerjik ve otoimmün hastalıklardan korumaktadır. İmmün sistemin birinci görevi vücuda giren yabancıları tanıyıp, sağlıklı kalacak şekilde derhal verilmesi gereken tepkiyi organize etmektir. İmmün sistemin olmaması hayatla bağdaşmaz. Hafıza Bu harika organ sisteminin ikinci en büyük görevi ise “hafıza”dır. Hafızanın görevi daha önce herhangi bir zamanda insan immün sisteminin rastladığı bir mikrobu kendisine unutturmayacak şekilde hafıza hücreleri üretmektir. Bu durumda birey aynı mikroplarla mükerrer karşılaşmalarında immün sistem hızla tepki vererek derhal onları uzaklaştırmaktadır. Aşı teknolojisi tamamen immün sistemin bu temel görevine dayandırılarak geliştirilmiştir. İmmün sistemin bu görevine “kazanılmış bağışıklık” denmektedir. Kısacası immün sistemin “hafıza” yeteneği olmasaydı, aynı enfeksiyonu örneğin “kızamık” aşılı olsak da olmasak da virüsle her karşılaştığımızda yeniden geçirmemiz söz konusu olacaktı. İnsanoğlunun En Önemli ve Hayati Organ Sistemi Sonuç olarak immün sistemimiz yetersiz ya da hiç olmamış olsaydı; geçirilen enfeksiyonlar, ağır allerjik hastalıklar ve çeşitli organ sistemlerimizi tutan otoimmün hastalıklarla başedemeyecek ve dolayısıyla sağlıklı bir ömür sürdürmemiz mümkün olmayacaktı. Tüm bu özellikleri ile “immün sistem insanoğlunun en önemli ve hayati organ sistemidir”.
tercih robotu