İletişim Fakültesi’nde Yeni Yıl Kutlaması

Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanları, öğrencileri ve tüm çalışanlarıyla yeni yıl etkinliğinde buluştu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada YDÜ İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Ufuk Altunç ve öğrencilerinin düzenlediği  yeni yılı karşılama etkinliğine, Serdar Eren de müzikleriye eşlik etti. Çeşitli  yiyecek, içecek ikramlarının da yapıldığı kutlama, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencilerinin İletişim Fakültesi’ne hizmet veren çalışanlar için aldıkları yeni yıl hediyelerini dağıtması ile son buldu.  Altunç, yaptığı konuşmada; 2016’da tüm dileklerin gerçekleştirilebilmesi için herkese şans ve sağlık diledi. Haberin Videosu

Sigarayı Bırakmak Mümkün! 2016’ya Dumansız Girin

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Ali Ahmet Uzan, Sigarayı Bırakmak İsteyen Kişilere Yardımcı Olacak Tavsiyelerde Bulunarak, Sigarayı Bırakmanın Mümkün Olduğuna Dikkat Çekti. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan Acil Tıp Uzmanı Dr. Ali Ahmet Uzan 2016 yılında dumansız bir hayat dileyerek , sigarayı bırakmanın yollarını anlattı. Her yıl ortalama 6 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklardan hayatını kaybetmektedir.  Bu rakamın 600,000 kişisi pasif içicidir.  Sigara içmediği halde, sigara içenlerle kapalı ortamlarda 4 saat zaman geçiren bir insan, 10 adet sigara içmiş kadar zarar görür.  Sigara sadece kullananı değil etrafında bulunan ve kullanıcı olmayan kişileri de öldürmektedir.  Bu rakam AIDS, uyuşturucu, alkol, araba kazaları, intihar ve cinayetlerden kaynaklanan ölümlerden daha fazladır.  Bundan dolayı Dünya Sağlık Örgütü sigarayı dünyanın en tehlikeli alışkanlığı olarak ilan etmiştir. Sigaranın İçindeki Zehirli Maddeler Sigarada 4000 farklı zehir vardır.  250 tane zehirli ve 50 tane kansere neden olan kimyasal maddeler her nefeste solunmaktadır. İçilen her sigaranın içerdiği zehirlerden bazıları: Polonyum-210 (kanserojen) Radon (radyasyon) Metanol (füze yakıtı) Toluen (tiner) Kadmiyum (akü metali)\ Bütan (tüp gaz) DDT (böcek öldürücü) Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehri) Arsenik (fare zehri) Amonyak (tuvalet temizleyici) Karbonmonoksit (egzoz gazı) Nikotin (bağımlılık yaratan tek madde) 3885 toksik madde Sonuç olarak, ciğerlerimizde oluşan katran (ASFALT) nedeniyle, her sigara, ömrün 11 dakika kısalması demektir. Dünyada Sigara Yüzünden Her 8 Saniyede Bir İnsan Yaşamını Yitiriyor. Pasif  İçicilik Pasif içiciler, sigara içen kişilerle ayni ortamda bulunmaları nedeniyle 3700 çeşit kimyasal maddeden zarar görmektedir.  Bu risk çocuklar için daha yüksektir.  Çünkü çocukların akciğerleri tam gelişmemiş olduğundan, yetişkinlere oranla daha fazla ve hızlı nefes alıp verirler.  Bundan dolayı daha fazla sigara dumanına maruz kalarak, boğaz enfeksiyonları, bronşit gibi hastalıklara daha sıklıkla yakalanırlar. Ebeveynlerinin sigara alışkanlığından dolayı kansere yakalanan çocukların oranı %15’dir.  Sigara içen ebeveynlerin çocukları kanseri önleyici genden yoksun doğmakta, akciğer enfeksiyonlarına ve astım hastalıklarına daha çok maruz kalmakta ve akciğer fonksiyonlarında bozukluk yaşanmaktadır.  Hamileliğinde sigara içen annelerin bebekleri ise %10-15 oranında kilo ve zeka eksikliği ile doğmaktadır. Sigarayı Bırakırken Karşınıza Çıkacak Zorluklar Ve Çözüm Önerileri Araştırmalar, sigara bağımlılarının % 80’inin sigarayı bırakmaya niyetli olduklarını ve en az üç kez bırkma teşebbüsünde bulunduklarını göstermektedir.  Kararlı olmak başarının anahtarıdır.  En önemli adım sigarayı bırakmaya karar vermek ve başarılı olmayı istemektir. Doktor desteğinde sigarayı bırakmak önemli bir destektir.  Sigarayı bırakmanın üç evresi vardır; Bırakmaya hazırlanma Bırakma Sürdürebilmek Sigarayı Bırakmaya Yönelik Bazı Öneriler Bırakma tarihinizi belirleyin.  Çevrenizdeki insanlara sigarayı bırakacağınızı söyleyin ve size sigara teklif etmemelerini isteyin.  Sigara içmemeyi özendiren bir ortam hazırlayın.  Örneğin; Kül tablalarını ortadan kaldırın.  Değişik yerlere “Sigara içilmez” uyarıları asın, sigara içilmeyen ortamları tercih edin.  Giysilerinizi temizleyerek sigara kokusundan arının.  Dişlerinizi temizletmek için diş hekiminden randevu alın.  Sigaradan sararmış diş görüntüsünden kurtulun.  Geçmişte başarısız diş denemeleriniz olduysa gözden geçirin.  Sigara içmenizin nedenlerini ve niçin bırakmanız gerektiğini düşünerek not edin ve notu yanınızda taşıyın.  Sigara satın almayarak biriktireceğiniz ekstra parayla yapacaklarınızı planlayın. Sigarayı Bıraktığınız Gün, Sigarayı Aklınızdan Uzak Tutmak İçin Yapılabilecekler Su ve meyve suyu içebilir, yürüyüşe çıkabilir, banyo ya da duş yapabilirsiniz.  Alışverişe çıkabilir, sigara içmeyen bir dostu ziyaret edebilir, birlikte ya da yalnız komik filmler izleyebilirsiniz.  Sizi rahatlatan müzikler dinleyebilir, önceden bir yere not ettiğiniz sigarayı bırakma nedenlerinizi ve sigaranın zararlarını anlatan yayınları okuyabilir, kendinizi ödüllendirebilirsiniz. Yoksunluk belirtileri arasında; gerginlik, acıkma, baş dönmesi, dikkati yoğunlaştırma güçlüğü, fazla uyuma, uykusuzluk, sigara içme isteği, iştah artmasına bağlı kilo alma, huzursuzluk gibi belirtiler bulunmaktadır.  Yoksunluk belirtilerine karşı öneriler; Derin soluklar alın Stresli ortamlardan uzaklaşın Sıcak bitkisel çay için Su için Şekersiz ciklet çiğneyin Çiğ sebze ve meyve yiyin Yürüyüş ya da egzersiz yapın Sigarayı niçin bıraktığınızı düşünün Tehlikeli Durumlar Sigarayı bırakmanın sürdürülmesinde en önemli tehlike, sigara içme dürtüsü yaratan durum ve koşullardır.  Sigarasızlığa alışmaya çalışan kişiye verilecek en iyi öğüt, bu durum ve koşulları kendisinin saptaması ve bunlardan uzak durmaya çalışmasıdır.  En sık bildirilen dürtü yaratıcı durumlar şöyle özetlenebilir: Başka tiryakilerle birlikte olma Sigara ikramı Alkol alma Çay, kahve içme Yemek sonrası Gerginlik ve sinirlilik Öfke Sıkıntı ve üzüntü Stresli olma Mutsuzluk Araba kullanma özel kutlamalar ve tatiller Dayanılmaz sigara içme isteği, bırakmanın ilk günlerinde sizi zorlayacak en önemli tehlikelerden biridir.  Bu istek geldiğinde, 5 dakika bekleyin, oturun, gevşeyin, derin soluk alın, sonra soluğunuzu geri verin.  5 kez yineleyin, tıpkı sigara içer gibi, yavaş yavaş su yudumlayın, başka bir şey yapın, sigara içme yerine yapabileceğiniz işlerin listesini yapın. İsteğinizin geçtiğini göreceksiniz. Sigara içme dürtüsü bazen sigara yakma ile sonuçlanabilir.  Bunu normal olarak kabul edin.  Bir dahaki seferde bunu başarıyla aşmanın yollarını düşünün.  Sigarayı bırakmanın özellikle ilk iki haftasında ve daha sonra da gerektiğinde, doktorunuzdan destek isteyebilirsiniz.  Her şeye karşın yeniden sigaraya başlayanlar, yeniden bırakabilirler. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmamak gerekir. Sigarayı Bırakanlarda Vücutta Görülen Değişiklikler 20 DAKİKA SONRA :  Tansiyon ve nabız normal düzeye iner. 8 SAAT SONRA :  Kandaki oksijen düzeyi normale yaklaşır. 24 SAAT SONRA :  Kalp enfarktüsü tehlikesi azalmaya başlar. 48 SAAT SONRA :  Sinir uçları kendini yenilemeye başlar. 2 HAFTADAN 3 AYA KADAR :  Dolaşım dengesi düzelir, yürümek daha kolaylaşır.  Akciğer fonksiyonu %30 oranında iyileşir. 1 AYDAN 9 AYA KADAR :  Öksürük krizleri, yorgunluk bitkinlik ve kısa kısa nefes almalar azalır.  Akciğer bir ölçüde temizlenir ve enfeksiyon tehlikesi de çok azalır. 1 YIL SONRA :  Koroner Kalp Hastalığı riski %30 azalır. 5 YIL SONRA :  Akciğer Kanseri ve Kalp Enfarktüsü riski %30 azalır, nefes ve yemek borusu ile mesane kanseri riski %50 azalır. 10 YIL SONRA :  Akciğer Kanseri %50-100 oranında azalır. 15 YIL SONRA :  Koroner Kalp Hastalığı riski, hemen hemen sigara içmeyenler kadar olur. Unutmayın her birimizin sigarayı bırakmak için farklı nedenleri ve sigarayla baş etmek için ayrı ayrı yöntemleri vardır.  Kendi yönteminizi keşfedin! Sigarayı bırakmak sizin için önemli ise ve 2 hafta içinde bırakmaya hazırsanız, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Sigara Bırakma Merkezi’ne başvurabilsiniz.

Varis Tedavileri Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Lazer, Köpük ve Radyofrekans Yöntemleriyle Ameliyatsız Olarak Uygulanıyor

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi çatısı altında hizmet veren Varis Tedavi Merkezi doktorları Prof. Dr. İlhan Sanisoğlu, Yard. Doç. Dr. Barçın Özcem ve Yard. Doç. Dr. Özlem Balcıoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne Varis Hastalığı, Uygulanmakta Olan Tedaviler ve Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Kullanılan Son Teknoloji Radyofrekans ve Lazer Tedavi Cihazları ile Köpük Skleroterapisi Tedavisi Hakkında Açıklamalarda Bulundu. Varis Hastalığı ve Belirtileri Yüzeysel toplardamarların çeşitli nedenlerle uzayıp, büklümlü ve genişlemiş hale gelmesi varis olarak tanımlanır. Modern toplumlarda yüksek oranda görülen varis, kılcal damarlardan (telenjektaziler), iyileşmeyen yaralara kadar uzanan geniş bir kliniğe sahiptir. Varis hastalarında çok çeşitli belirtiler olmakla birlikte en çok öne çıkanlar; ağrılı, ağır ve yorgun bacaklar, ayak bileklerinde kaşıntı, bacaklarda ve ayak bileklerinde şişlik (ödem), gece krampları, ciltte kalınlaşma, sertleşme ve renk değişiklikleridir. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde Bugüne Kadar Bin Civarında Hasta Sağlığına Kavuştu Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, 2013 yılından beri hizmet vermekte olan Varis Tedavi Merkezi, her çeşit teknik donanım ve yüksek teknoloji ile çalışmaktadır. Kurulduğu günden bu yana yaklaşık bin hastaya hizmet verilmiş olup, tüm dünyada sayılı merkezlerde uygulanan tedavi yöntemleriyle hastalar sağlığına kavuşturulmaktadır. Bu tedavi şekilleri ile sadece Kıbrıs’ta yaşamakta olan yerli ve yabancı uyruklu vatandaşlara değil, yurt dışından Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Varis Merkezi’ni tercih ederek ülkemize özellikle gelmiş hastalara da sağlık hizmetleri sunulmaktadır. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ekibi olan Varis Tedavi Merkezi doktorları; Prof. Dr. İlhan Sanisoğlu, Yard. Doç. Dr. Barçın Özcem ve Yard. Doç. Dr. Özlem Balcıoğlu, varis tedavisinde ayrıntılı muayene ve gerekli tetkik yapılmadan sadece cilt üzerindeki varislere müdahale etmenin, varislerin kısa zamanda tekrarlamasına ve şikayetlerin devam etmesine neden olduğunu belirtmişlerdir. Adamızda oldukça sık rastlanan, hem şikayet hem de kozmetik sorunlara sebep olan varis hastalığı ile ilgili Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde tercih edilen ve uygulanan güncel ameliyatsız tedavi teknikleri hakkında bilgiler de veren Kalp ve Damar Cerrahisi Ekibi, varis ameliyatına, son çare olarak, mecbur kalınan hastalarda başvurulduğuna dikkat çekti. Kısa Sürede Tedavi ve İyileşme İmkanı Sağlayan Radyofrekans (Rf) Tedavisi Son yıllarda sıkça kullanılan bu yöntem, Kıbrıs’ta ilk kez Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanmıştır. Bu yöntem, Radyofrekans dalgalarının yüksek ısı oluşturarak büyük ana toplardamarın ciltte hiçbir kesi yapmadan tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu yüksek teknoloji, klasik ameliyata göre çok önemli avantajlar sağlamaktadır. Tedavi çok kısa sürede gerçekleşmekte, hastanede yatışa gerek kalmadan, hastalar normal aktivitelerine kısa sürede geri dönebilmektedir. Girişimin başarı oranı %100’e yakın olmakta ve yara izi çok az veya hiç kalmamaktadır. Bu tedavi yöntemini başarıyla uygulamakta olan Kalp ve Damar Cerrahisi Ekibi, katıldıkları uluslararası kongre ve toplantılarda meslektaşlarına yönelik, tedavi ile ilgili incelikleri ve deneyimlerini anlatan eğitim içerikli sunumlar gerçekleştirmişlerdir. Köpük (Foam) Skleroterapisi ile Varisler Köpükle Kuruyor Hem şikayetlere hem de kozmetik sorunlara çare yöntem olan Köpük Skleroterapisi tedavisinde, özel bir cihaz vasıtasıyla köpüklü hale getirilen ilaç, çok ince iğnelerle damar içine uygulanmakta ve uygulama seanslar halinde 20 ile 40 dk. arası sürmektedir. Tekniği bilen, deneyimli ellerde köpük skleroterapisi, hem küçük (kılcal), hem orta, hem de büyük çaplı varislerde kullanılmaktadır. Hastalar işlem sırasında ağrı duymamakta, işlem sonrasında hastanede yatışa gerek duyumadan, günlük aktivitelerine hemen dönebilmektedir. “Dünyada En İyi Sonuçların Alındığı Lazer Cihazlarından Birine Sahibiz” Özellikle en zor grup olan kılcal damar varislerinin tedavisinde, Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nin dünyadaki saygın hastaneler arasında yerini aldığını belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Ekibi, dünyada en iyi sonuçların alındığı lazer cihazlarından birine sahip olduklarını, bu sayede de her tür varis tedavisinin, en son teknolojiler kullanılarak, hastalar açısından da yüksek bir konfor ortamında gerçekleştirildiğini belirtmişlerdir. Varis Tedavinizi Yaz Gelmeden Yaptırın Varis tedavisinin yazın çok daha seyrek yapılmasının en önemli sebebi, tedavi sonrası kısa bir süre (1 ile 3 hafta arası) varis çorabı giyilmesidir. Varis çorabı bacakları az da olsa sıkabilmekte ve yazın, bu çorapların giyilmesi rahatsızlık verebilmektedir. Bir diğer sebebi ise, tedavi edilen bölgelerde güneş ışığı ile oluşabilecek komplikasyonları azaltmaktır. Variste tedavi seçeneklerinin çok geniş olduğunu da ifade eden Kalp ve Damar Cerrahisi Ekibi, tedavi şeklini hastalığın derecesine göre belirlediklerini ve her hasta için özelleştirilmiş en uygun yöntemi uyguladıklarını ifade etmişlerdir. Haberin Videosu

Yakın Doğu Kolejinin DELF Başarısı

Yakın Doğu Koleji Fransızca sınavlarındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. Fransızca Delf sınavlarında başarı gösteren tüm öğrencilere Arabahmet Kültürevi’nde düzenlenen bir törenle diplomaları verildi. Yakın Doğu Kolejinde de bir tören düzenlenerek, Mayıs 2015 tarihinde gerçekleştirilen DELF sınavlarında A1, A2 ve B1düzeyinde başarı gösteren kolej öğrencileri tebrik edildi. Törende, yıl boyu disiplinli bir çalışma sürecinin ardından elde edilen bu başarılardan ötürü duyulan haklı gururu ifade eden Okul Müdürü Işılay Arkan, öğrencileri kutlayarak sınav hazırlığında emeği geçen Fransızca öğretmenlerine de teşekkür etti. Fransız Eğitim Bakanlığı onaylı DELF- Fransızca Dil Eğitimi Diploması’na yönelik sınavlar, Avrupa Birliği Ortak Dil Kriterleri’ne uygun olarak yapılmakta olup, diplomalar uluslararası düzeyde geçerliliğe sahiptir. Başarı Gösteren Öğrenciler: A1 A2 B1 Ayşe Lord Sanem Sertuğ Cansu Topukçu Özten Kıvılcım Yasemin Nur Eroğlu Ayşen Ünsal Suzan Dayı Gülgün Bahit Dila Elmas Hazal Galip Selin Lidya Çakmak Gülce Yetişmiş Doğukan Baysal Hazal Polat Ramiz Oğulcan Tüfekçier Doğa Çavlı Sanem Fikriye Çıldam Ece Ecesoy Laven Mutluel Özgem Öge Nazife Karadayı Hatice Aydoğan Selin Ayfer Hasren Faiz Haberin Videosu

Yakın Doğu Üniversitesi: 59 – BOTAŞ: 76

Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Liginde mücadele eden Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol takımı, ligin 12. haftasında BOTAŞ ile karşılaştı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, ilk periyoda hızlı başlayan Yakın Doğu Üniversitesi, periyodu hücumları istediği gibi değerlendirememesi sonucu 15-17 geride kapadı. İkinci periyodda yüksek tempoda oynayarak aradaki farkı kapatmaya çalışan Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı, ilk yarıyı 30-36 geride kapadı. Üçüncü periyoda, ilk yarıyı galip kapatan BOTAŞ’ın bulduğu pozisyonları baskete çevirmesi ve Yakın Doğu Üniversitesi’nin hücum setlerinden boş dönmesi sonucu, üçüncü periyod 38-51 BOTAŞ  üstünlüğü ile kapandı. Maçın son periyodunda Yakın Doğu Üniversitesi’nin potadan boş dönmesi, savunmada yaşadığı eksiklik ve BOTAŞ’ın hücum setlerinde bulduğu basketleri sayıya çevirmesi sonucu belirledi. Karşılaşmadan galip ayrılan taraf 59-76 skorla BOTAŞ oldu. Maçın en skorer ismi 20 sayıyla BOTAŞ oyuncusu Evanthia Maltsı olurken onu 15 sayıyla BOTAŞ oyuncusu Avery Rochelle Warley takip etti. Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı’ndan Marija Gajic 14 sayıyla takımın en skorer ismi oldu. Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı’nda Marija Gajic 14, Alyssa Thomas 13, Kelsey Bone 10, Hülya Özkan 6, Dila Aşkın 5, Tiffany Hayes 4, Asena Yalçın 4 ve Aslı Sevinç 3 sayı ile oynadı. BOTAŞ ise Evanthia Maltsi 20, Avery Rochelle Warley 15, Pelin Derya Bilgiç 13, Milica Jovanovic 13, Tilbe Şenyürek 7 ve D Andra Yvette Moss 6 sayı ile oynadı. Yer: Ankara Spor Salonu Teknik Gözlemci: Nail Değirmenci Hakemler: Yücel Çilingir, Ozan Gönen, Eda Demiral Yakın Doğu Üniversitesi: Asena Yalçın, Kelsey Bone, Aslı Sevinç, Tiffany Hayes, Alyssa Thomas, Dila Aşkın, Marija Gajic, Hülya Özkan, Gizem Sezer BOTAŞ: Pelin Derya Bilgiç, Evanthia Maltsi, Milica Jovanovic, Tilbe Şenyürek, Avery Rochelle Warley, Büşra Akbaş, D Andra Yvette Moss, Elif Emirtekin İlk periyod: 15-17 İlk devre   : 30-36 3.periyod:  38-51 Maç sonucu: 59-76

Mimari Formlardan Seramik Sergisi

Yakın Doğu Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü ve Mimarlık bölümü öğrencilerinin 2014-2015 Güz ve Bahar dönemlerinde Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinden seçmeli olarak aldıkları Seramik dersinde ürettikleri toplam 45 çalışma geçen hafta YDÜ Mimarlık Fakültesinin fuaye alanında açılan sergi ile beğeniye sunuldu. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan ders sorumlusu Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim görevlisi Vedia Okutan Gaydeler sergi hakkında şunları söyledi: “Seçmeli seramik dersinde; ünlü mimarların binalarını ve iç mimarların mobilya tasarımlarını öğrencilerimizden seramik küp formlara dönüştürmelerini bekledik. Binalar ve mobilyalar üzerinden soyutlama ve sanatsal sentezler yapmalarını istedik. Bu amaçla kendilerine özgü tasarımlar üretmelerine olanak sağladık, oldukça başarılı da olduk. Sergilemekte olduğumuz çalışmaların hepsi birbirinden güzel. Öğrencilerimizin bir kısmı mezun oldukları için malesef sergiyi göremiyorlar ancak biz onlara görüntüleri ulaştıracağız. Her dönem bu tür çalışmaları sergileyip öğrencilerimizin farklı disiplinlerden ve farklı fakültelerden dersler alarak kendilerini daha da geliştirmelerine yardımcı olmaya devam edeceğiz. Serginin gerçekleşmesine katkıları nedeniyle; YDÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Şenol Bektaş ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Uğurcan Akyüz’e öğrencilerim adına teşekkür ederim” dedi. Sergi açılışında Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Şenol Bektaş ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Uğurcan Akyüz de birer kısa konuşma yaparak çalışmaları sergilenen öğrencileri tebrik ettiler. Açıklamada; Şubat ayına kadar açık olacak sergi YDÜ Mimarlık Fakültesinin fuaye alanında mesai saatleri içinde görülebilir.

YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü “Güvenlik Akademisi” Kayıtları Başladı

Yakın Doğu Üniversitesi, Yakın Doğu Enstitüsü son dönemdeki güvenlik tartışmalarının çok boyutlu bir şekilde uzmanlar tarafından irdeleneceği “Güvenlik Akademisi” başlıklı bir sertifika programı düzenleyecek. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş ve Yakın Doğu Enstitüsü danışmanı Ercan Çitlioğlu tarafından yürütülecek olan ve Türkiye ile Kıbrıs’tan konularında uzman akademisyen, üst düzey bürokrat, diplomat, politika yapıcı ve uygulayıcıların konuşmacı olarak katılacakları “Güvenlik Akademisi” başlıklı sertifika programı 05 Mart – 28 Mayıs 2016 tarihleri arasında, her Cumartesi günü Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane Salon 4’te Saat 10.00 – 13.30 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Güvenliğin Farklı Alanları Ve Boyutları Uzman Akademisyenler Ve Uygulayıcılar İle Tartışılacak Güvenliğin ekonomik, politik, çevresel, siber ve askeri alanlar gibi farklı boyutlarıyla ve çok yönlü bir şekilde irdeleneceği Güvenlik kademisi’nde “Güvenlik Kavramına Giriş / Kuram ve Kavram, Tehdit Algılamalarında Değişim ve Dönüşümler, KKTC’de Güvenlik Sorunu / olası tehditler, uluslararası kuruluşlar ve güvenlik, BM ve BM Güvenlik Konseyi’nin Güvenlik Politikaları), NATO’nun Güvenlik Politikaları ve Stratejik Konsepti, AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası; Güvenlik ve İstihbarat 21’nci Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat, Vizyoner ve Stratejik İstihbarat, Süreç Analizi ve İstihbarat, KKTC’de İstihbarat ve Önemi, Enerji güvenliği, Ortadoğu’da Petrol / Doğal Gaz – Güvenlik İlişkisi; Akdeniz ve Karadeniz’de Enerji Güvenliği; Enerji Transfer Yolu ve / veya Terminal Olarak Türkiye ve Kıbrıs’ın Konumu, Uluslararası Suç Örgütleri, Uyuşturucu Kartelleri ; İnsan Kaçakçılığı / Göçler; Siber Gücün Mobilizasyonu; Siber Savaş, Siber Saldırı, Siber Terör, Siber Suç, Siber Terörizm; Siber Güvenlik / e-Devlet, KKTC’de Siber Güvenlik Altyapısı, KKTC– Ortadoğu Ülkeleri ile İlişkileri, KKTC-Kafkasya / Türkî Cumhuriyetlerle ilişkiler, ABD Dış Politikası, KKTC-ABD İlişkileri, KKTC – Yunanistan – Güney Kıbrıs İlişkileri, Arap Kalkışması Sonrası KKTC – Ortadoğu ve Kuzey Afrika İlişkileri, İran – Suriye – Irak’taki Gelişmeler ve KKTC’ye Etkileşimleri, Akdeniz’de Yeni İttifaklar ve KKTC’ye olası Sosyo-ekonomik, Sosyo-politik Yansımaları, Akdeniz’in Yeni Jeopolitiğinde Kıbrıs’ın /KKTC’nin Jeostratejik Öneminde Değişim ve Dönüşümler, Çözüm/Çözümsüzlük Üzerine Senaryolar” gibi konu başlıkları konularının uzmanı akademisyenlerin yanısıra yüksek düzey bürokratlar, diplomatlar ve diğer karar alıcı ve uygulayıcıların konuşmacı olarak katılacakları oturumlarda değerlendirilecek. Ercan Çitlioğlu: Amaç Günümüz Güvenlik Olgu Ve Kavramını Tüm Boyutları İle İrdeleyecek Uzman Görüşlerle Katılımcıları Bilgilendirmek. Güvenlik Akademisi ile ilgili açıklamalarda bulunan güvenlik çalışmaları uzmanı ve YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü danışmanı Ercan Çitlioğlu Güvenlik anlayışının günümüz dünyasında çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekliliğinin altını çizdi. Güvenlik Akademisi programının katılımcılara bu konuda önemli katkı sağlayacağını belirten Çitlioğlu “Ülkelere yönelik tehditlerin sert güçle eşdeğer olarak algılandığı ve sınırlarda karşılandığı savunma kavramının çok bileşenli güvenlik kavramı ile yer değiştirdiği yaşanılan dönem, kalıplaşmış ve indirgemeci görüş ve yaklaşımlarda radikal değişimlere eşlik etmiş bulunuyor. İki kutuplu dünyanın sonlanması, küreselleşmenin sınır aşan etkileşimleri basat konuma yükseltmesi, devletler dışı aktörlerin dünya siyasetini belirleyici bir düzleme evrilmeleri, asimetrik çok boyut ve bileşenli, karmaşık güvenlik konsept ve doktorinlerini gerekli kılan yeni bir anlayış ve uygulama yaratmış bulunuyor.Sert ve yumuşak gücün bileşkesinde ortaya çıkan akıllı güç kavramı alışılmış paradigmaların yıkımına eşlik ederken küresel güvenlikten ayrı düşünülmesi olanaksız bir ulusal güvenlik olgusu devletlerin önceliğine dönüşmüş durumuda. Sınır aşan askeri, ekonomik, siber, kültürel ve daha da çeşitlendirilmesi olası hibrid tehditlerin engellenmesi sınır ötesi ve tehditlerin kaynağında kurutulması tehdit ve stratejik yaklaşımları öncelemiş bulunuyor. YDÜ’de düzenlenecek güvenlik konulu sertifika programı günümüz güvenlik olgu ve kavramını tüm boyutları ile irdeleyecek uzman görüşlerle katılımcıları bilgilendirmeyi amaçlıyor.” dedi. Doç. Dr. Umut Koldaş: Güvenlik Olgusunu Çok Boyutlu Ve Çok Yönlü Bir Şekilde Uzmanlarla Değerlendireceğiz YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenecek Güvenlik Akademisi’nin içeriği ve amacı ile ilgili bilgi veren Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş bu programın güvenlik kavramının farklı yönlerini örnek olay analizleriyle ve uzman görüşleri ışığında irdelemeyi amaçladığını vurguladı. Yaşamlarımızda her zaman ön planda olan güvenlik olgusunun son dönemdeki gelişmelerle birlikte daha yoğunluklu bir şekilde yalnızca toplumsal gündemlerimizin değil bireysel gündemlerimizin de ana konularından biri konumuna geldiğini belirten Doç. Dr. Koldaş “Güvenlik yalnızca ülkeler arası gerçekleşen askeri çatışmaların belirlediği bir olgu değil. Çok boyutlu bir olgu. Bugün yeni güvenlik çalışmaları çerçevesinde ekonominin, toplumsal kimliğin, siyasi örgütlülüğün, çevrenin, işimizin, internetin ve siber dünyamızın güvenliklerini tartışıyoruz. Yakın Doğu Enstitüsü tarafından uzun ve detaylı bir çalışmanın ürünü olan Güvenlik Akademisi’nde Güvenliği farklı yaşam alanlarında ve farklı analiz düzeylerinde yalnızca bu konuda atıf kaynağı olarak kullanılan akademik çalışmalar yapmış biliminsanları ile değil aynı zamanda farklı alanlarda güvenlik politikalarını bilfiil üreten ve bunları uygulamaya geçiren karar alıcılarla ve uygulayıcılarla birlikte değerlendireceğiz. Bu değerlendirmeyi yaparken güvenlik alanlarının Kıbrıs boyutunu ve Kıbrıs’taki uygulama ve yansımalarını da özellikle irdeleyeceğiz. Kamu kurum ve kuruluşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz, özel sektörümüz ile birlikte toplumumuzun her kesiminin dünya görüşlerine ve bireysel bakış açılarına katkı koyabilecek bir sertifika programı oluşturduğumuza inanıyoruz.” dedi. 05 Mart 2016 ‘de başlayacak olan “Güvenlik Akademisi” ‘ne ve diğer Yakın Doğu Enstitüsü kısa dönemli eğitim programlarına kayıt için daha detaylı bilgiye www.neu.edu.tr web sayfasından, nei@neu.edu.tr e-posta adresinden, Yakın Doğu Enstitüsü facebook sayfasından, 223 64 64 (dahili 532) ve 0533 829 97 36 telefonlardan ulaşılabilir. Haber Videosu

Yılbaşı Sofralarının Çekiciliğine Kapılıp Sağlığınızı Riske Atmayın

Yılbaşı gecesi deyince gözümüzde canlanan tanıdık görüntülerden biri de; görkemli yılbaşı sofraları… Her çeşit kuruyemiş, cips, sıcak-soğuk içecekler, etli yemekler, zeytinyağlılar, tatlılar, meyveler, salatalar derken, gecenin ritmine kapılıp zayıflamak için yaptığınız rejimler, korunduğunuz mide hastalıkları, kalp hastalıkları kısaca; düzenli ve sağlıklı beslendiğiniz koca bir yılı sil baştan yaşamak zorunda kalmayın. Yeni yıla sağlıkla girmek için, yılbaşı sofralarınızda sağlığınıza tehdit oluşturmayan, alternatif menüler ve sağlıklı beslenmenin altın kurallarını Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gültaç Dayı sizler için paylaştı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan YDÜ Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gültaç Dayı şöyle devam etti; Yılbaşı gecesinde her şeyi belirli bir ölçüde tüketmek ve sağlığımıza tehdit oluşturmayacak gıdaları tercih ederek geceyi sonlandırmak en doğrusu. Bunun için geceye hafif ve mideyi yormayacak besinlerle başlamak gerekiyor. Çorba başlangıç için en doğru seçenektir. Ardından ana yemek yerine salatalar, zeytinyağlılar gibi, sindirimi kolay yiyeceklerle devam edilmelidir. Ana yemekteyse özellikle et ve et yemekleri ve aşırı yağlı gıdalar mümkün olduğunca az tercih edilmelidir. Ayrıca lif ve su oranı yüksek, şeker, yağ ve kalorisi az olan sebzeler tüketilmeli, bol meyve tercih edilmelidir. Tatlılar da hemen yemeğin üzerine değil birkaç saat sonra ara öğün gibi tüketilmelidir. Gün İçinde Beslenmemizle İlgili Dikkat Edilmesi Gerekenler Yılbaşı akşamı nasıl olsa fazla yemek yeneceği fikri ile gündüz hiçbir şey yememek en büyük yanlışlardan biridir. Çünkü akşama kadar çok fazla acıkacağınız için kontrolsüz bir şekilde yersiniz ve vücudu da depolama eğilimine sokarsınız. Aç kalan bir vücut aldığı besinleri yakmak yerine bir sonraki açlıkta kullanmak üzere depolamak ister. Bu nedenle, güne kahvaltıyla başlamak çok önemlidir. Hafif bir öğle yemeği ve ara öğünlerle akşama hazırlık yapılabilir. Aralarda meyve tercih edilebilir. Öğle yemeğinde çorba, hafif bir sebze yemeği, yoğurt ve çok az pilav/makarna veya 1-2 dilim ekmek tercih edilebilir. Bisküvi, kurabiye, poğaça tarzı atıştırmalardan uzak kalın çünkü sizi daha çok acıktıracaktır. Aç Karnına Alkol Tüketmeyin Yılbaşı akşamı en önemli konulardan biri de alkol tüketimidir. Bir kutlama akşamı olduğu için ve yemek masasında uzun kalındığı için alkol de yemek kadar fazla tüketilmektedir. Hem yemek hem alkol kaçtığında kalori çok artacaktır ve yılbaşı gecesi sonrası baş ağrısı, yorgunluk, mide ağrıları, bulantı, kusma, ağırlık hissi de ortaya çıkacaktır. Alkol alırken rakı, votka, viski gibi yüksek alkollü olanların yerine şarap, şampanya veya bira gibi düşük alkollü türler tercih edilebilir. Kadınlar için en fazla 2 kadeh erkekler için de en fazla 3 kadeh gibi bir sınırlama faydalı olacaktır. Yılbaşı gecesi aç karnına alkol almayın. Aç karnına tek başına alınan alkol kan şekerinizin hızlı bir şekilde yükselip sonra hızlı bir şekilde düşmesine neden olur. Alkollü içecekleri yemekle birlikte gece boyunca yavaş yavaş tadına vararak alın. Yemeklerle birlikte tüketilen alkol, kana daha yavaş karışır. Su Tüketmeyi İhmal Etmeyin Su tüketimi hem yılbaşı akşamı hem de ertesi gün için mutlaka arttırılmalıdır. Yılbaşı akşamı sofrada ara ara, yudum yudum su içmek hem tokluk hissini arttırır, hem de sindirim kolaylığı sağlar. Midenin çalışmasına ve yorulmamasına yardımcı olur. Tatlı Tüketiminize Dikkat Ediniz Şerbetli hamur tatlılarının yerine, sütlü tatlıları veya meyve tatlılarını, 1 porsiyonu geçmeyecek şekilde tercih edebilirsiniz. Tatlı yerine meyve tüketmeyi tercih edin. Meze Tercihlerinize Dikkat Edin Mezelerinizde yoğurtlu, haşlanarak veya ızgara şeklinde hazırlanmış, az miktarda yağ içeren (tercihen zeytinyağı), sebze veya meyve içeren seçenekleri tercih edin. Mayonez veya krema içeren, kızartılarak hazırlanmış, hazırlandıktan sonra birkaç gün bekletilmiş mezelerden kesinlikle uzak durun. Çok tuzlu ve fazla kavrulmuş kuruyemişlerden özellikle uzak durun. Beyaz leblebi, diğerlerine göre oldukça masum bir seçenek. Tercih edebilirsiniz. Bunun haricinde; kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, kuru dut, badem, fındık gibi yemişleri içkinizin yanında tercih edebilirsiniz. Ama tüketeceğiniz miktarlara dikkat edin. Yemek Saatine Dikkat Yılbaşı yemeğinin saatini iyi ayarlayın. En geç 20:30 saatlerinde yemeğe oturmuş olun; yemeğinizin 22:00 gibi bitmiş olmasına dikkat edin (bu saat yatış saatinize de bağlı olarak değişebilir). Bu saatten sonra taze veya kuru meyve haricindeki besinleri tüketmemeye gayret edin. Örnek Yılbaşı Menüsü Ana Yemek: Yeni Yıl Çorbası (içerisinde her çeşit tahıl bulunan) Fırında Hindi (az miktarda iç pilav ile yılbaşı hindisi) Yılbaşı Salatası (Bol roka, 1 büyük nar, 1 portakal, 1 yemek kaşığı zeytinyağlı, bol limon ilaveli) Mezeler: Zeytinyağlı Enginar Domatesli Acılı Ezme Semizotu Salatası Humus (az yağlı) Haydari (yağ ilavesiz) Maydanoz Salatası Beyaz peynir (az yağlı) Tatlı: Meyveli veya sütlü tatlı İçki Alkolsüz: Meyve kokteyli Alkollü: Beyaz, Rose veya Kırmızı Şarap Ekmek: Tam tahıl taneli veya çavdarlı seçenekler Haber Videosu

YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü Suriye Krizi ve Ürdün Raporunu Yayınladı

Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü, Suriye Krizinin Ürdün’e yansımalarının analiz ediliği “Dönüm Noktasındaki Ürdün: Arap Baharı, Suriye Krizi ve Mülteci Hareketlerinin Ürdün’e Yansımaları” başlıklı raporunu yayınladı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş, Enstitü danışmanı Ercan Çitlioğlu ve Müdür yardımcısı Erhan Ayaz editörlüğünde Enstitü Müdür Yardımcısı ve YDÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nur Köprülü tarafından hazırlanan ve yazılan raporda Ürdün odaklı alan analizi bağlamında Suriye’deki son gelişmelerin bölgeye, Türkiye’ye, Kıbrıs’a ve uluslararası sisteme  etkileri irdelendi. YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü’nün Alan Analizi ve Raporlar Serisinin yeni bir halkasını oluşturan rapor, Suriye Krizinin ve Kriz sonrası yaşanan gelişmelerin bölgenin en istikrarlı monarşilerinden biri olarak tabir edilen Ürdün’e etkilerini Türkiye-Ürdün ilişkileri ve bölgenin geleceğine yansımaları bağlamlarında inceliyor. Raporda Suriye Krizi’nin Ürdün üzerinde yaratmış olduğu etkiler “‘Filistin’ Boyutu ve Ürdün’de Kimlik Politikaları, Ürdün’ün Başlıca Güvenlik Sorunları, Ürdün demokratikleşme süreçleri ve Filistinliler, Ürdün’ün Yanıtı, Suriye Krizi Sonrası Ürdün, Ürdün’deki Suriyeli Mültecilerle Başa Çıkmak,, Ürdün’deki Radikal Dini Gruplarla (El Kaide’ye bağlı) Başetme, Ürdün’ün Dış Politikası Karşısında Suriye: Yerel, Bölgesel ve Uluslararası Bağlam, Suriye Krizinin gölgesinde Lübnan’ın durumu, Suriye Krizi Bağlamında Ürdün-Türkiye İkili İlişkileri” başlıkları altında değerlendiriliyor. Yrd. Doç. Dr. Köprülü: Suriye Krizi Ürdün’ün İstikrarını da Tehdit Edebilir Yakın Doğu Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Nur Köprülü’nün kaleme aldığı rapor, 2011 yılından bu yana Ortadoğu genelinde ve Suriye özelinde meydana gelen toplumsal hareketlerin bölgeye yansımalarını irdeleme ihtiyacından yola çıkarak hazırlandı. Bu çerçevede bu rapor, günümüz uluslararası sisteminde meydana gelen en önemli meselelerden biri olan Suriye krizinin ve bununla bağlantılı Suriyeli mülteciler konusunun Ürdün Krallığı’nın iç ve bölgesel politika yapılanmasını nasıl şekillendirdiğini mercek altına almayı amaçlıyor.  Raporla ilgili açıklama yapan Yakın Doğu Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Köprülü, “Ürdün bölge ülkeleri içerisinde mülteci kabul eden ana ülkelerden bir tanesidir ve Krallığın toplam nüfusunun %23’ünü mülteciler oluşturmaktadır; hatta günümüzde dünyadaki tüm ülkelerin kişi başına düşen mülteci oranı en yüksek olan ülkedir. Bu noktadan hareketle, Arap ayaklanmalarının da ötesine geçen Suriye krizi Ürdün’e yeni bir mülteci akışına neden olmuştur; öyle ki Ürdün Krallığı şimdilerde Türkiye’den sonra dünya genelinde en yüksek sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Suriyeli mültecilerin Ürdün’e göç etmeyi tercih etmelerindeki sebep sadece coğrafik uygunluk ve halihazırda pek çok akrabalarının orada bulunmaları değil, ayrıca Haşimi Krallığının Orta Doğu’daki diğer ülkelere kıyasla daha istikrarlı siyasal sisteme sahip olmasıdır. Ancak, Ürdün’ün Suriye’de devam eden krizin etkileriyle nasıl baş edebileceği önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi. Doç. Dr. Umut Koldaş: Amacımız Gündemdeki Konular Hakkında Doğru Bilgiye Dayalı Sistematik Bilimsel Çalışmalarla Ülke Kamuoyumuzu Ve Dünyayı Bilgilendirmek Yakın Doğu Enstitüsü’nün Alan Analizi ve Raporlar Serisinin diğer raporları gibi bu raporun da KKTC’deki tüm karar alıcı kurum ve kuruluşların yanısıra yabancı ülke temsilcilikleri, sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşlarına gönderileceğini belirten YDÜYakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş bu diğer alan çalışmalarının  ve konu odaklı bilimsel araştırmaların da ay bazında raporlaştırılarak kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti. Doç. Dr. Umut Koldaş “Yakın Doğu Enstitüsü olarak akademik ve düşünsel altyapısını yoğun çalışmalar sonucu geliştirmiş olduğumuz raporlar ve yayınlar serisi bu ay yayınladığımız “Dönüm Noktasındaki Ürdün: Arap Baharı, Suriye Krizi ve Mülteci Hareketlerinin Ürdün’e Yansımaları” başlıklı raporla devam ediyor. Bundan sonraki yayınlarımızda bölge ve ülkemizi ilgilendiren konu ve sorunlara çözüm üretmeye yönelik bilimsel çalışmaları toplumumuzun her kesimiyle buluşturmayı ve bu konularda toplumsal farkındalığı sistematik bilgi birikimi ile beslemeyi sürdüreceğiz. Amacımız üniversitemizin toplumsal fayda üretmeye yönelik bilimsel çalışmaları kapsamında bütünlüklü bir düşünce üretim ve paylaşımı yaklaşımını yeni bir yayın politikasıyla nitelikli düşünsel ürünlere dönüştürmek ve bu ürünlerden ülkemizin ve dünyanın faydalanmasını sağlamaktır.” dedi. KKTC’deki kurum ve kuruluşlara basılı olarak dağıtılacak olan “Dönüm Noktasındaki Ürdün: Arap Baharı, Suriye Krizi ve Mülteci Hareketlerinin Ürdün’e Yanısmaları” başlıklı rapora aynı zamanda Yakın DoğuEnstitüsü’nün  www.yde.neu.edu.tr adresinden ve facebook.com/yakindoguenstitusu eklentisinden ulaşılabilecek. Yakın Doğu Enstitüsü’nün Alan Analizi ve Raporlar Serisi kamuoyunu, sivil toplumu, kamu kurum ve kuruluşlarını  ve toplumun her kesimini gündemin en önemli konuları hakkında sistematik ve çok boyutlu bir şekilde bilgilendirmeyi hedefliyor. Haberin Videosu
tercih robotu