Yakın Doğu Melekleri : 85 – Adana Aski : 95

Türkiye Kadınlar Süper Ligi’ndeki mücadelesine devam eden Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı, ligin 6. haftasında oynadığı Adana ASKİ maçından 95-85 skorla mağlup ayrıldı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, maç sonrası görüşlerini ifade eden Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı Başantrenörü Alper Durur, Genel Menajer Erhan Ayaz ile oyunculardan Huriye Cambazoğlu şunları söyledi. Alper Durur: “Maçtan Çıkardığımız Derslerle Daha Da Güçleneceğiz” Adana ASKİ maçının ardından açıklamalarda bulundan Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı koçu Alper Durur, “Adana ASKİ çok güçlü bir takım. Bu maçta savunmaya dair eksiklikler yaşadık. Özellikle Alyssa Thomas’ın yokluğunu sahada hissettik. Bu maç, Süper Lig derslerimizden biri oldu; fark ettiğimiz eksikliklerimizi kapatmak için bir ders olarak aldık. Sahada savunma eksikliğimizin yanında iyi bir mücadele verdiğimizi düşünüyorum, 85 sayı atmış olmak, savunma eksiğimiz olmasa, bizi sahadan galip ayrılan taraf yapabilirdi. Bu maçtan gereken çıkarımları yaparak önümüzdeki maçlarda özellikle savunma anlamındaki eksiklerimizi kapatmaya çalışacağız. Önümüzde zor bir fikstür ve arka arkaya çok zor 3 maç var. Gereken dersleri alıp en iyi şekilde hazırlanmaya başlayacağız” şeklinde konuştu Erhan Ayaz: “Savunma Olarak Güçlenerek Önümüzdeki Maçlara Hazırlanacağız” Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı Genel Menajeri Erhan Ayaz “Adana ASKİ karşısında her maç olduğu gibi galip gelen taraf olmak için mücadele verdik. Fakat hem eksik oyuncumuz hem de savunma anlamındaki eksiklerimizle galip olarak ayrılamadık. Lig uzun bir maraton. Çıkardığımız derslere çalışarak yenilgilerimizi telafi etme şansımız var. Maça iyi başladık, başa baş giden ve yüksek tempolu bir maç oldu. İkinci periyotta açılan sayı farkını kapatamadık. Bu maçı telafi edecek güçte bir takımız. Önümüzde 3 tane zor maç var. Bu maçlara hazırlanmaya konsantre olarak kendimizi güçlendireceğiz” dedi. Huriye Cambazoğlu: “Zor Bir Ligde Mücadele Ediyoruz, Daha Çok Çalışacağız” Oyunculardan Huriye Cambazoğlu ise “Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde ilk kez sahaya çıktığım bir maç olması adına benim için çok özel bir maç oldu. KKTC vatandaşı bir oyuncu ilk kez Türkiye Kadınlar Süper Ligi’nde oynamış oldu, bunu gerçekleştirdiğim için gururluyum. Ligde mücadele eden tüm takımlar çok güçlü ve oyuncular çok iyi, bu da ligin yapısını zor kılıyor. Savunmamızı güçlendirerek devam edeceğimiz lig yolculuğumuzda aldığımız mağlubiyetleri telafi edeceğimize inanıyorum. Maçın sonucu bizi daha çok çalışmak ve gayret göstermek için motive edecek. Ligdeki diğer maçlar için daha çok gayret sarfedeceğiz” dedi.

Yakın Doğu Üniversitesi ile Malezya, Ulusal Eğitim Yönetimi Enstitüsü Arasında İşbirliği

Yakın Doğu Üniversitesi Center of Excellence’a bağlı Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi ile Malezya, Ulusal Eğitim Yönetimi Enstitüsü (Malaysian Society of Educational Administration and Management) arasında işbirliği protokolü imzalandı. Eğitim Alanında Sağlanabilecek Gelişmeler İçin İşbirliği Yapacaklar… Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada Yakın Doğu Üniversitesi Center of Excellence başkanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı ve Malezya, Ulusal Eğitim Yönetimi Enstitüsü başkanı Dr. Sazali Yusoff arasında imzalanan işbirliği protokolü, Center of Excellence’a bağlı Toplumsal Araştırma Merkezi ve Malezya, Ulusal Eğitim Yönetimi Enstitüsü’ ne bağlı kurumların eğitim yönetimi faaliyetleri, öğrenme ve öğretme süreci, araştırma ve proje geliştirme alanlarında işbirliği yapmalarını kapsıyor. Yapılan anlaşma ile iki kurum arasında eğitim yönetimlerinde yeni yaklaşımlar, yönetim etkinlikleri, öğretme biçimleri, pedogojik eğitim alanında araştırma ve danışmanlık alanlarında işbirliği yapılacaktır. Prof. Dr. Nedime Serakıncı: “Bu İşlbirliği İle Hem Kendi Toplumlarımıza Hem De İnsanlığa Katkı Sağlayacağımıza İnanıyorum” Yakın Doğu Üniversitesi Center of Excellence başkanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Center of Excellence bağlı Toplumsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi eşbaşkanları Doç. Dr. Zehra Altınay ve Doç. Dr. Fahriye Altınay’ın imzalanan işbirliği protokolü ile araştırma ve proje geliştirme temelinde yapılan etkinlikleri uluslarası boyuta taşıyacaklarını, toplumsal konuların irdelenmesi ve global bir bakış açısı ile çözüme ulaşılmasında uluslararsı işbirliğinin önemli olduğunu belirtti. “Yakın Doğu Üniversitesi olarak Ada’dan kıtaya damga vurma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Center of Excellence’in akademik ve bilimsel çalışmaların uluslarası işbirliği noktasında hassas adımlar atıyor, bu bağlamda Centre of Excellence’a bağlı ve kurulmasına öncülük ettiği araştırma merkezlerinin bu yönde adımlar atması gurur verici” dedi. Her iki kurumun da bu anlaşma ile araştırma alanlarında birlikte gelişebilecekleri ve araştırma alanlarına katkı sağlayabileceklerini belirten Prof. Dr. Nedime Serakıncı, “eğitimin toplumların kaderindeki belirleyici rolünün çok farkında olan iki kurum olarak yaptığımız işbirliği ile hem kendi toplumlarımıza hem de eğitim alanına yapacağımız katkılar ile tüm insanlığa katkı sağlayacağımıza inanıyorum” dedi. Dr. Sazali Yusoff: “İşbirliğinden Son Derece Memnun Olduk, Giderek Artmasını Ümit Ediyoruz” Malezya, Ulusal Eğitim Yönetimi Enstitüsü (Malaysian Society of Educational Administration and Management) başkanı Dr. Sazali Yusoff ise yapmış olduğu açıklamada, “Doç. Dr. Zehra Altınay ve Doç. Dr. Fahriye Altınay ile kültür, güven ve liderlik konusunda uluslarası projede yer aldık. Japon, Kazakistan, gibi dokuz farklı ülkenin ortaklaşa yürüttüğü bu projede yapmış olduğumuz işbirliği çalışmalarından son derece memnun olduk. Bu işbirliğini bir ilk adım olarak görüyor ve işbirliğinin giderek artmasını ümit ediyoruz” dedi.

YDÜ Sanat ve Tasarım Sempozyumundaydı

Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekan Vekili Prof.Dr. Uğurcan Akyüz geçtiğimiz günlerde Ankara’da düzenlenen Gazi Üniversitesi 2. Uluslararası Sanat Sempozyumuna KKTC’den davetli konuşmacı olarak panele katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi, Lefkoşa (Near East University, Nicosia) Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre; oldukça iddialı bir içerikle hazırlanmış konuşması ile Prof.Dr. Akyüz büyük beğeni topladı. Prof.Dr. Akyüz yayınlanan konuşmasının özeti olarak şunları söyledi: “Sanatla uğraşan bir akademisyen olarak yıllardan beri var olan ama bir türlü dillendirilmeyen konuların tam da konuşulacağı yerde söylediklerim; aslında “kral çıplak” içerikliydi diyebilirim. Sanat alanında akademisyen nasıl olunur sorusunu sorarak, nasıl olunamazın cevaplarını sıraladım: Mesela: Tembel olacaksınız; öğrenmemek, üretmemek için hep bir bahaneniz olacak, başkalarını hor görecek, egonuzu yüksek tutacaksınız… Bunların dışında adınız olacak bir Yüksek Lisans diplomasında, ama bir de soyadınız kadar önemli ve geçerli bir yabancı dil belgeniz de olacak. Bunlarsız akademisyenliğe adım atamazsınız… Sonra sınavlar, dosyalar… Ancak bu sınavlarla sanatçı olunmaz… Unvanınız sizi sanatçı yapmaz. Sanat eğitimi veren, 2547’ye tabii akademisyen; sanatçı mıdır, yoksa 657’ye tabii memur mudur? Sanatın ve sanatçının toplumdaki yeri nedir? Sanatın ekonomik değeri akademiye ne kadar yansıyor? Tam bir yüzleştirmeydi aslında konuşmam,herkesin farkında olduğu ancak,tabuya dönüşmüş cevapları verdim ben katılımcılara. Hele de şu akademik yükselme kriterleri… Üniversite sıralamaları… Şöyle tamamladım konuşmamı: Başkalarının cetveliyle ölçüldüğümüz sürece hep kısa kalırız. Elbette konuşmamın içinde şunu da açıkladım: önümüzdeki yıl, yani 2016’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yakın Doğu Üniversitesi GÜÇ: SANAT ve TASARIM başlığı altında bir sempozyum gerçekleştirmeyi planlıyoruz, bekleriz.” Prof.Dr. Akyüz’ün yayınlanan konuşmasının tam metni http://ugurcanakyuz.blogspot.com.cy/2015/11/gazide-sempozyum-akademisyenlik.html de bulabilirsiniz. Üç gün süren panelde; Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adnan Tepecik, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Meltem Yılmaz, Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Hüseyin Elmas, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Sibel Sıdıka Sevim de birer konuşma yaptılar.

Uluslararası İlaç Endüstrisi YDÜ’de Toplandı

İlaç Endüstrisi’nde Quality by Design (QbD) anlayışı ile ilaçta ArGe ve Üretim konulu Uluslararası Sempozyum YDÜ Eczacılık Fakültesi ev sahipliğinde yapıldı. Yakın Doğu Üniversitesi,Lefkoşa, Kıbrıs (Near East Universty Nicosia, Cyprus) Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre; Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı tarafından, Yakın Doğu Turizm İşletmeleri organizasyonu ile (Dorana Turizm) İlaç Endüstrisinde Quality by Design (QbD) anlayışı ile ArGe ve Üretim konularının ele alındığı 2nd International Symposium & Workshop of NEU Compaction Center: Solid Dosage Formulation & Process Development “QbD / PAT in Mind” Sempozyumu’nun gerçekleştirildiği belirtildi. Uluslararası İlaç Endüstrisi’nden Büyük İlgi… Açıklamada, konusunda Dünya’ca tanınmış bilim insanlarının katıldığı ve BASF ile Natoli kuruluşları sponsorluğunda Girne Oscar Resort Hotel’de gerçekleşen açılış kokteyli ile başlayan sempozyuma, Uluslararası İlaç Endüstrisi’nin büyük ilgi gösterdiği vurgulandı. Simulator Uygulamaları Yapıldı… Dr. Metin Çelik ve Dr. Yıldız Özalp tarafından organize edilen ve açılış konuşmalarını YDÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İhsan Çalış ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’ın yaptığı sempozyumda, pek çok konu yanısıra Compaction Simulator uygulamaları ile formulasyon ve proseslerdeki sonuçlara katkısı bütün yönleri ile tartışıldı. Üniversite-Sanayi Işbirliğinin Gelişmesine Katkı… Sempozyum kapsamında YDÜ Eczacılık Fakültesi’ndeki Compaction Simulator’ün kullanıldığı özel uygulamaların yapıldığına yer verilen açıklamada, sempozyumun bu özelliği ile Üniversite-Sanayi işbirliğinin gelişmesine de önemli katkıda bulunduğuna dikkat çekildi. Türk İlaç Endüstrisi ArGe bölümleri katıldı… Türk İlaç Endüstrisi’nin önde gelen kuruluşları Abdi İbrahim, Bilim, Nobel, Mustafa Nevzat, PharmaVision, Berko İlac ArGe ve üretim bölümü çalışanlarının büyük ilgi gösterdiği sempozyuma uluslararasi ilaç hammadde ve firmalarından BASF, Ashland yanısıra tablet kalıp üreticisi Natoli de destek verdi.

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, Video Kapsül Endoskopi ve Kolonoskopi Dönemi Başladı

Tıp dünyasındaki gelişmeleri ve ileri teknolojileri yakından takip eden Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde, hastaların ince ve kalın bağırsak hastalıklarının teşhisinde kullanılan klasik endoskopi ve kolonoskopi tanı yöntemi ile ilgili kaygı ve korkularına son verecek video kapsül dönemi başladı. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Dairesi Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Ali İbrahim Shorbagi, ince ve kalın bağırsak hastalıklarında, alternatif tanı yöntemi olarak Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde de kullanılmaya başlanan video kapsül yöntemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Doç.  Dr.  Ali İbrahim Shorbagi’nin açıklamaları şöyle; Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 yılı Şubat ayında yayınladığı verilere göre, ilk 5 arasında yer alan bağırsak kanserleri, erken teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksek kanser türlerindendir.  Ancak hastalardaki alt ve üst gastrointestinal sistemleri incelemeye yarayan endoskopi ve kolonoskopi korkusu nedeniyle, bağırsak tümörleri çoğunlukla ileri evrelerde teşhis edilebilmektedir.  Son yıllarda dünyada yaygınlaşmaya başlayan Video Kapsül yönteminin, endoskopi ve kolonoskopi korkusu taşıyan hastalara ikinci bir tanı yöntemi alternatifi sağlayarak, bağırsak kanserlerini azaltmaya yarayan tarama oranlarını, ciddi anlamda yükseltmesi beklenmektedir. Günümüzde endoskopi yöntemi ile üst, kolonoskopi yöntemi ile ise alt gastrointestinal sistem incelenebilirken, ince bağırsağın orta kısmında, ortalama 6 metre uzunluğunda bir bölümün görüntülenmesinde yetersiz kalınmaktadır.  İçerisinde kamera bulunan, yeni nesil video kapsül uygulaması, bu bölgedeki ince bağırsak hastalıklarının da kolaylıkla tespit edilmesine imkan sağlamaktadır. Bunun dışında, kapsül endoskopisi, sebebi belirlenemeyen gastrointestinal kanamalarda, önceden endoskopi ve kolonoskopi işlemleri yapılmış olup kanamanın nedeni veya yerinin tespit edilemediği durumlarda da kullanılmaktadır. Video Kapsül Yöntemi Nedir, Nasıl Uygulanır? Video Kapsül yönteminde, hap büyüklüğünde bir kapsül, kayıt cihazı ve bilgisayar kullanılmaktadır.  İşlem öncesinde hastalara, 12 saat açlık ve sıvı diyeti uygulanmakta, sonrasında ise ilaçlarla bağırsak temizliği yapılmaktadır. Ön hazırlık sürecinden sonra, ince bağırsak tanıları için tek, kalın bağırsak tanıları için ise ön ve arkasında olmak üzere çift yönlü, geniş açılı kamera sistemi bulunan kapsül şeklindeki küçük bir hapın, 1 bardak su ile yutularak, sindirim sistemine doğru yolculuğa çıkması ile görüntüleme işlemi başlamaktadır.  Bu yolculuk sırasında video kapsül, bağırsaklar içerisinde dolaşırken aldığı görüntüleri, hastanın bel bölgesine sabitlenmiş bir çanta içine yerleştirilen cep telefonu büyüklüğündeki bir kayıt cihazına kablosuz olarak aktarmakta ve 24 saat içerisinde hastanın vücudundan dışkı yoluyla atılmaktadır.  Standart kapsüller saniyede iki görüntü alırken, gelişmiş kapsüller saniyede 18 görüntüye ulaşabilmekte, alınan görüntüleri 8 kat büyütme imkanı sağlayarak, hastalıklı dokuyu yüzde 90 oranında tanıyabilmektedir. Video kapsül işleminin klasik yöntemlere göre öne çıkan avantajları arasında, hastanın, anesteziye maruz kalmadan, hapın yutulmasının ardından konforlu bir şekilde, hastaneden ayrılarak günlük hayatına devam edebilmesi gelmektedir. Video Kapsül yöntemi ilk olarak 2000’li yıllarının başında, sadece ince bağırsakları keşfetme amacıyla kullanılmaya başlanmış, 2007 yılında ise kalın bağırsakların tanısında kullanılan kolon kapsülleri ortaya çıkmıştır.  Daha sonra “PC 2” adı verilen son kuşak kapsüllerin, tarama amaçlı kalın bağırsak tetkiklerinde yaygınlaşmaya başladığı görülmektedir. Video Kapsül Uygulaması, Klasik Endoskopi ve Kolonoskopinin Yerini Alabilir Mi? Dünyada, Video Kapsül uygulamalarının şimdilik sadece tanı amaçlı kullanımı mümkün olabilirken, biyopsi alımı, kanama durdurma, polip çıkarma gibi işlemler klasik endoskopi ve kolonoskopi yöntemleriyle gerçekleşmektedir. Kapsülün tedavi amaçlı kullanımına yönelik çalışmalar halen devam etmektedir. Video Kapsül Yöntemi Kime Uygulanıyor? Tarama amaçlı endoskopi ve kolonoskopi yaptırması gereken kişilere Anestezi alması sakıncalı, sağlığıyla ilgili klasik endoskopi ve kolonoskopi yöntemlerini engelleyecek düzensizlikleri olan kişilere Klasik endoskopi ve kolonoskopiyi reddeden kişilere Kurulduğu günden bu yana, birçok yeniliği Kıbrıs halkının hizmetine sunarak ülkemizde sağlık alanında öncü konumunda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Video Kapsül Yöntemini ada halkına sunmanın gururunu yaşamaktadır.

YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü’nde Türkiye – Avrupa Birliği – Kıbrıs İlişkilerinde Yeni Hukuksal Yaklaşımlar Masaya Kondu

YDE’de Türkiye Avrupa Birliği İlişkilerinin ve Kıbrıs Sorunun Hukuksal Boyutları Tartışıldı Yakın Doğu Üniversitesi Yakın Doğu Enstitüsü tarafından Gerçekleştirilen “Türk Dış Politikasında Yeni Yaklaşımlar Yeni Gündemler” sertifika programında Prof. Dr. Sanem Baykal Türkiye –Avruğpa Birliği ilişkilerini Kıbrıs sorunu bağlamında değerlendirdi. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen Türk Dış Politikası Sertifika Programı’nın ikinci ve son bölümü Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sanem Baykal’ın “Avrupa Birliği-Türkiye, Avrupa Birliği-Kıbrıs ve Avrupa Birliği-Yunanistan İlişkileri” başlıklı sunumuyla tamamlandı. Yakın Doğu Enstitüsü Yürütme Kurulu Üyesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Dayıoğlu tarafından yürütülen ve 24 Ekim’de başlayan Sertifika Programı’nda, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Çelikpala, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sanem Baykal, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Nuri Yeşilyurt ve Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Yakın Doğu Enstitüsü Yürütme Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Dayıoğlu ve Doç. Dr. Tufan Erhürman gibi uzmanlar konuşmacı olarak yer aldılar. Prof. Dr. Baykal: Yeni Sürecin Hukuksal Boyutları Dikkatle Değerlendirilmeli Yoğun katılımla gerçekleşen “Türk Dış Politikasında Yeni Yaklaşımlar Yeni Gündemler” sertifika programın son oturumunda Prof. Dr. Sanem Baykal, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tarihçesi ile Türkiye’nin Avrupa’yla bütünleşme serüveninde ortaya çıkan sorun ve anlaşmazlıkları kısaca katılımcılarla paylaştıktan sonra, Türkiye’nin aday ülke statüsünün tanındığı 1999 Helsinki Zirvesi’nden sonra yaşanan gelişmeleri mercek altına aldı. Helsinki Zirvesi’nin ardından Kopenhag Kriterleri’ni karşılamak için Türkiye’nin attığı adımlara değinen Prof. Dr. Sanem Baykal, Türkiye ile AB arasında katılım müzakerelerinin başlamasıyla Türkiye’de iyimser bir hava oluştuğunu, ama bu durumun Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa’nın birçok başlığın açılmasına koydukları vetolarla ve ortaya çıkan diğer sorunlarla yerini umutsuzluğa bıraktığını belirtti. Yaşanan sorunların bir türlü aşılamaması, hatta var olanlara yenilerinin eklenmesi üzerine Türkiye-AB ilişkilerinin donma noktasına geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Sanem Baykal,  son dönemde ilişkilerde yeni bir ivmenin elde edildiğini ve bunun süreklilik kazanması için nelerin yapılması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Sanem Baykal, son olarak, Kıbrıs’la çok yakından ilgili olan geçici-kalıcı derogasyonlar, birincil-ikincil hukuk gibi önemli teknik konularla 10 Numaralı Protokol’ün uygulanması meselesini derinlemesine ele aldı ve dinleyicilerden gelen sorularla da bu konular etraflı bir şekilde tartışıldı. Yrd. Doç. Dr. Ali Dayıoğlu: Kıbrıs Türk Tarafı Avrupa Birliği’ne Yönelik “Ulusal Programını” Bir An Önce Hazırlamalı Yakın Doğu Enstitüsü Yürütme Kurulu Üyesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Dayıoğlu da Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkileriyle ilgili yaptığı açıklamada, kısa bir zaman öncesine kadar Türkiye’nin AB üyeliğinin bir türlü gerçekleşmemesi üzerine gerek Türkiye’deki siyasiler gerekse kamuoyu bakımından AB’ye yönelik eski ilgi ve beklentinin erozyona uğradığını, bundan dolayı da AB konusunun gittikçe gündemden düştüğünü vurguladı. Orta Doğu’da son dönemdeki gelişmelerin yansıması olarak ortaya çıkan yasa dışı göç olayları ile başta IŞİD olmak üzere terör örgütlerinin faaliyetlerinin Türkiye-AB ilişkilerine yeniden canlılık kazandırmaya başladığını söyleyen Dayıoğlu, bu gelişmeye rağmen Türkiye kamuoyunun genelinin AB’ye yönelik ilgisizliğinin devam ettiğini belirtti. Dayıoğlu, buna karşılık, Kıbrıs Türk toplumunun AB’ye ilgisinin azalmadığını, AB’yle bütünleşmenin Kıbrıs Türk toplumunun en önemli amaçlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirtti. Durum böyle iken KKTC’de AB’yle bütünleşme yönünde gerekli adımların atılmadığına, mevzuatta ve uygulamada çok büyük eksiklikler bulunduğuna işaret eden Dayıoğlu, Kıbrıs’ın bütünleşmesine yönelik olarak yakın bir zamanda yapılacak olası bir referanduma Kıbrıs Türk tarafının önemli eksikliklerle ve hazırlıksız şekilde girebileceğine dikkat çekti. Bu olumsuz durumu ortadan kaldırmak için Kıbrıs Türk tarafının kendi “Ulusal Programını” bir an önce hazırlayarak, başta Kopenhag Kriterleri’ni hayata geçirmek olmak üzere AB’yle bütünleşme bakımından üzerine gerekenleri yapması gerektiğini belirten Dayıoğlu, aksi takdirde Kıbrıs Türk toplumunun ileride ciddi sorunlarla karşılaşmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Doç. Dr Umut Koldaş: YDE’nin Sertifika Programları “Güvenlik Akademisi” Ve “Kaos Ve Düzen Arasında Ortadoğu Ve Akdeniz” İle Devam Edecek. “Türk Dış Politikasında Yeni Yaklaşımlar Yeni Gündemler” sertifika programının tamamlanışı ile ilgili bir açıklama yapan Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş, Yakın Doğu Enstitüsü’nün kuruluşundan bu yana üniversite evrenselliği ile bir düşünce kuruluşu dinamizmini birleştirerek disiplinlerarası bir yaklaşım hem düşünsel  hem de görsel olarak toplumsal farkındalık ve bilince katkı koymaya yönelik faaliyetlerde bulunduğunu vurguladı.  Doç. Dr. Umut Koldaş, Türk Dış Politikasında Yeni Gündemler ve Yeni Yaklaşımlar sertifika programının alanlarında uzman birçok akademisyeni ve politika yapıcıyı konuşmacı konuk ettiğinin altını çizerek bu kısa dönemli eğitim ve sertifika programın katılımcılar açısından da verimli ve düşünsel katkı sağlayıcı bir program olduğuna inandığını belirtti. Yakın Doğu Enstitüsü tarafından düzenlenen kısa dönemli eğitim programlarının “Kaos ve Düzen Arasında Ortadoğu ve Akdeniz”, “Güvenlik Akademisi” gibi önemli programlarla devam edeceğini vurgulayan Doç. Dr. Umut Koldaş, Yakın Doğu Enstitüsü’ne bağlı  Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nin de 53 sertifika programını kademeli olarak hayata geçirmekte olduğunu ifade etti.

“Altyapılarda Sporcu Beslenmesi” Konferansı Yapıldı

Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından organize edilen “Altyapılarda Sporcu Beslenmesi” konulu konferans 26 Kasım 2015 Perşembe günü YDÜ Büyük Kütüphane’de gerçekleştirildi. Yakın Doğu Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Uzm. Diyetisyeni Emine ÖMERAĞA’nın konuşmacılığını yaptığı konferans altyapı sporcuları, aileler ve çesitli branşlarda görev yapan altyapı antrenörleri tarafından yoğun ilgi gördü. Yaklaşık bir buçuk saat süren konferansın ilk bölümü ÖMERAĞA’nın slayt sunumu ile gecerken; ikinci bölümü ise sporcu, aile ve antrenörlerin soruları ile gecti.

Yakın Doğu Melekleri Adana ASKİ Karşısında

Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi’ndeki mücadelesine devam eden Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol takımı, ligin 6. haftasında Adana ASKİ ile karşılaşacak. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Milli Takım maçları için lige verilen ara öncesindeki son maçında İstanbul Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı ile karşılaşan ve kazanan Yakın Doğu Melekleri, 28 Kasım 2015 Pazar günü Ankara Spor Salonu’nda ev sahibi olarak Adana ASKİ ile karşılaşacak, karşılaşma saat 14:00’da başlayacak. Koç Alper Durur: “Adana ASKİ Maçı Zor Ama Güzel Bir Maç Olacak” Karşılaşmayla ilgili görüşlerini dile getiren Koç Alper Durur “Takım olarak hedeflerimiz var ve bu hedefler doğrultusunda çok çalışıyoruz. Ligdeki ara öncesi aldığımız galibiyet bizim için ekstra motivasyon oldu. Adana ASKİ iyi ve güçlü bir takım ve biz de bunun bilincinde olarak hazırlandık. Ligde şuana kadar aldığı 1 galibiyet ve 4 mağlubiyeti, bizim için aldatıcı olmayacak. Her takımın yaşayabileceği bir durum, asla takımın gücüyle ilişkilendirmemek gerekiyor. Daha önce de belirttiğim gibi iyi ve güçlü bir takıma karşı mücadele edeceğiz. Güzel bir karşılaşma olacağını ve seyirciye temposu yüksek ve keyifli bir basketbol maçı izleteceğimizi düşünüyorum. Bu maça kendimizi hazır hissediyoruz, kazanmak için elimizden geleni yapacağız.” dedi. Gizem Sezer: “Hedefimiz Kazanmak” Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı oyuncularından pivot Gizem Sezer maçla ilgili “Adana ASKİ ile Hazırlık Kupaları!nda ve Türkiye Kupası Elemelerinde karşılaştık, çok iyi bir takım. Rakibimizle daha önce oynamış olmanın verdiği bir tanıma durumumuz var ve biz de takımca buna göre hazırlıklarımızı tamamladık. Ara öncesindeki maçtan galip ayrılmanın verdiği motivasyonu antrenmanlarımıza yansıttık; daha çok çalıştık. Ligde hedeflerimiz var ve bu hedefler doğrultusunda ilerliyoruz. Seyirci için izlemesi keyifli, sahada mücadele eden bizler için ise temposu yüksek bir maç olacağını düşünüyorum. Hedefimiz kazanmak” dedi. Tiffany Hayes: “Galip Geleceğimize İnanıyorum” Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı’nın gard Tiffany Hayes ise “Adana ASKİ ile daha önce iki kere karşılaştık, birinden mağlup, birinden galip olarak sahadan ayrıldık. Rakibimiz güçlü bir takım. Biz de daha önceki maçlarımızı değerlendirerek, buna göre hazırlandık. Güzel bir maç olacağına inanıyorum. Kazanmak için sahada olacağız” dedi.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanserinde Bilinmesi Gerekenler

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi’ne açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Cahit Cenksoy, Rahim Ağzı Kanseri’nde bilinmesi gerekenleri anlattı. Serviks kanserinin en önemli nedeni HPV (insan papilloma virüs)’dir. HPV virüsünün 120’den fazla tipi tanımlanmıştır ve bunların 30’dan fazlasının servikal kanserle ilişkili olduğu bilinmektedir. Serviks kanserinin önemi, tarama testleri ile yıllar öncesinden tahmin edilebilir olması diğer yandan, tanıda geç kalındığı durumlarda opere (cerrahi tedavi) edilemez duruma gelmesidir. Risk Faktörleri Serviks kanserinin risk faktörleri arasında, ilk cinsel ilişkinin erken yaşta gerçekleşmesi (16 yaştan önce), kişinin birden fazla seks partneri olması, sigara kullanımı, ırk, yüksek parite (fazla doğum), düşük sosyoekonomik durum ve kronik bağışıklık yer almaktadır. Pap Smear Testi İle Serviks Kanseri Taraması Kansere neden olan, servikse yerleşen HPV’nin buradaki yüzey hücrelerini değiştirmesidir. PAP Smear adı verilen ve girişimsel olmayan bir test yardımı ile serviks kanseri taraması yapılmakta ve yaklaşık 10 yıl öncesine kadar serviks kanserini saptayabilmektedir. Ayrıca ucuz olmasının yanında kolaylıkla uygulanabilmekte ve ağrılı bir işlem olmadığından kısa sürede tüm gelişmiş ülkelerde rutin tarama programı olarak kullanılmaktadır. PAP Smear testine ilk ilişkiden 3 yıl sonra veya en erken 21 yaşında başlamalı ve son 10 yılda anormal bir PAP Smear sonucu yoksa 70 yaşına kadar devam etmelidir. Histerektomi (rahmin çıkarılması) yapılan hastalarda operasyonun nedenine bağlı olarak smear takibi yapılmalıdır. Subservikal (serviksin çıkarılmadığı) histerektomi yapılan hastalarda veya histerektomi nedeni HPV’ye bağlı ise smear takibi devam etmelidir. Özel bir fırça yardımıyla alınan servikal sürüntü, patoloji uzmanı tarafından değerlendirilip, sıvı bazlı yayma ile yapılan patolojik incelemeler diğer konvansiyonel yöntemlerden daha başarılı sonuçlar vermektedir. Patoloji uzmanı doktor tarafından raporlanan bilgiler mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Çıkan sonuçlara göre yıllık takip, tedavi sonrası kontrol veya doğrudan doku örneği alınarak serviks dokusundaki patoloji tam olarak anlaşılır. Smear Testi Sonrası İleri Tanı Tetkikleri ve Tedavi Kesin tanı ancak alınan parçalarla konabileceğinden smear sonucunu doktora ulaştırmak ve sonrasındaki takiplere uymak önemlidir. Patoloji raporunda CIN tanısı gelirse derecesine göre tedavi uygulanır. Patoloji raporunda kanser tanısı gelirse gecikmeden MR ile yayılım ve kitlenin boyutu net olarak değerlendirilmeli, derhal uygun tedaviye başlanmalıdır. Kanserin derecesine ve evresine göre cerrahi tedavi, radyoterapi veya etkinliği hala tartışılan kemoterapi uygulanabilir. PAP Smear sonucuna göre kolposkopi eşliğinde şüpheli alanlar belirlenerek, kolposkopi (serviksin mikroskop benzeri bir cihazla değerlendirilmesi) eşliğinde punch biyopsi ile doku örnekleri alınabilir veya LEEP denilen yarımay şeklinde ince bir tel-koter yardımı ile serviksten aynı anda hem doku örneği alınır hem de enfekte dokular vücuttan çıkarıldığından tedavi sağlanmış olur. LEEP ile birlikte patoloji sonucuna göre konizasyon denilen cerrahi yöntem de uygulanabilir. Bu tedaviler hastanın gebelik istemine göre planlanmalıdır. Bilinçsizce yapılan bir tedavi servikal yetmezliğe ve gebelik kayıplarına yol açacağından tedavi sırasında dikkatli olunmalıdır. Serviks kanserinde komşu dokular olan mesane ve rektumun erkenden tutulumu tedaviyi güçleştirmekte ve cerrahi sırasında doku çıkarmayı kısıtlamaktadır. Çıkarılan dokuların kalan hayat kalitesini düşüreceği unutulmamalıdır. HPV Aşıları HPV aşıları serviks kanserinin ve genital kondilomların (siğillerin) önlenmesi için geliştirilmiştir. Önerilen aşılama yaşı 11-12 olsa da 9 ile 18 yaş arası uygulanabilmektedir. Aşılardan biri sadece serviks kanserini koruma amaçlı olup, HPV tip 16-18 için diğeri ise HPV tip 6-11-16-18 için etkindir. Şu anda bazı yabancı ülkelerde kullanımı başlayan 9 tane HPV virüsüne karşı koruma sağlayan aşı geliştirilmiştir. HPV aşıları tedavi amacıyla kullanılmaz bu yüzden ilk cinsel ilişkiden (HPV ile karşılaşılmadan) önce uygulanmalıdır. Serviks kanseri son derece kötü prognozlu (kötü gidişatlı) olsa da aşıların geliştirilmesi ve yaygın tarama programları sayesinde doktora başvuran hastalarda korkulan bir hastalık olmaktan çıkmıştır.

Cep Telefonları Mikrop Saçıyor

Telefonlarınızı Günde En Az 2 Kez Aşındırıcı Etkisi Olmayan Alkol Bazlı Dezenfektan ile Temizleyin Yakın Doğu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ’ın yürütücülüğünde sürdürdükleri “Cep Telefonları Mikroorganizmalar İçin Bir Rezervuar Olabilir Mi? konulu bilimsel çalışma sonuçlarını, Antalya’da gerçekleştirilen 3.Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresinde tebliğ etti. Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin yaptığı araştırma sonuçlarına göre cep telefonlarının büyük oranda mikrop barındırdığını ortaya koydu. Buna göre 109 cep telefonunun incelendiği projede kullanıcıların %53’ünün günde 6-10 saat, %28’inin ise 11-15 saat arasında cep telefonlarını kullandıkları belirlendi. Grubun %48’inin telefonlarını aldıktan sonra araştırma gününe kadar hiç temizlemedikleri, az sayıda kişinin nadiren telefonlarını temizledikleri ve bunu da uygun şekilde yapmadıkları gözlemlendi. Bunun yanı sıra telefonların %95’nin mikrop barındırdığı ve insan sağlığı açısından önemli Staphylococcus aureus, Staphylococcus epidermidis isimli iki patojenin %93 oranında bulunduğu saptandı. Araştırmacılar telefonların günde en az 2 kez aşındırıcı etkisi olmayan alkol bazlı dezenfektan ile temizlenmesi konusunda uyardı.
tercih robotu